- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
Haber - Yorum
Amerika'nın Yeni Ulusal Savunma Stratejisi Müttefikleri Pahasına Kendi Çıkarlarını Güvence Altına Almaya Yönelik Küstahça Bir Plandır
Haber:
ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), özellikle Kore Yarımadası ve Çin ile ilgili olarak ABD savunma politikasında bir dönüşüm olduğunu ortaya koyan yeni bir savunma stratejisi yayınladı; belge, “Önce Amerika” felsefesini benimsemekte ve en büyük önceliği vatan savunması ve iç güvenliğe vermekle birlikte dış müdahaleleri azaltmakta ve uluslararası ittifakların yönetilme biçiminde keskin değişimin olmasını talep etmektedir. Nitekim Pentagon tarafından yayınlanan strateji, ABD'nin müttefiklerini eleştiriler yöneltmekte ve onları, kendi güvenliklerinin sorumluluğunu yüklenmeye teşvik etmektedir.
Yorum:
23 Ocak 2026 tarihinde ABD Savunma Bakanlığı tarafından yayınlanan 2026 Ulusal Savunma Stratejisi'nin ana eksenlerinden biri, ABD'nin müttefikleri ve ortaklarının, ABD'nin dünya çapındaki çıkarlarını gerçekleştirmeye yönelik çabasında maliyetlerini ve kayıplarını kendisiyle birlikte paylaşmalarını talep etmektedir.Dolayısıyla strateji açıkça şunu belirtmektedir: “Üçüncü eksen: ABD'nin müttefikleri ve ortaklarıyla yüklerin paylaşımını artırmak.”Ayrıca strateji, ABD'nin diğer ülkelerden daha fazla çaba talep edeceği coğrafi alanları da belirlemekte olup, “Bakanlık, ABD kuvvetlerinin kararlı ancak sınırlı desteğiyle birlikte müttefiklerin ve ortakların, Avrupa, Orta Doğu ve Kore Yarımadası'nda kendi savunmalarının sorumluluğunu üstlenmelere yönelik teşvikleri güçlendirmeye öncelik verecektir."
Müslüman ülkelerdeki güç ve kuvvet ehlinin, stratejinin İslam ümmetinin yani Orta Doğu'nun kalbinde “yük paylaşımı” ilkesini ayrıntılı olarak idrak etmeleri gerekir ki stratejide şu şekilde geçmektedir: "Başkan Trump'ın Riyad'daki tarihi konuşmasında açıkladığı gibi, ABD daha barışçıl ve müreffeh bir Orta Doğu için çabalamaktadır. Ancak Başkanın da açıkladığı gibi bu dönüşüm, sadece bölgenin geleceğinde en büyük çıkarı olanlar, yani bölgedeki müttefiklerimiz ve ortaklarımız tarafından gerçekleştirilebilir."
Burada Orta Doğu ve onun dışındaki güç ve kuvvet ehlinin, bu konuya çok büyük bir önem vermesi gerekir.Zira Amerika'nın bölgeye yönelik politikası, Afganistan ve Pakistan'ı da içeren ve “Büyük Ortadoğu” olarak adlandırılan şeye dayanmakta olup bu politika özellikle Gazze'nin işgali, Filistin topraklardan kalıcı olarak vazgeçilmesi ve Yahudi varlığıyla kapsamlı normalleşme gibi Amerika'nın temel çıkarları ile ilgilidir.Bu nedenle tüm İslam ülkelerindeki güç ve kuvvet ehlinin, 2026 Ulusal Savunma Stratejisi'nin sonuçlarını dikkatlice düşünmesi gerekir.
Trump yönetiminde Amerika, sadece tüm pastasını elde etmeyi istemiyor, aksine İslam beldelerindeki ajanlarının kendi servetlerinden cömertçe harcama yaparak pastayı kesip kendisinin ağzına koymalarını istiyor.ABD stratejisindeki değişimin boyutu, doksanlarda ve yirmi birinci yüzyılın başında küresel nüfuzunun zirve yaptığı dönemle karşılaştırıldığında anlaşılabilir.Zira bu dönemde Amerikan derin devleti, “Amerika'nın küresel liderliğini güçlendirmek” amacıyla 1997 ile 2006 yılları arasında “Yeni Amerikan Yüzyıl Projesi (PNAC)”ni kurmuştur.O dönemde ABD, çıkarlarını güvence altına almak için zenginliğinden ve adamlarından cömertçe harcama yapmış ve Ağustos 1990 ile Şubat 1991 yılları arasında 42 ülkeden oluşan bir koalisyonu yöneterek Irak'ı işgal etmek için ağır bir yük üstlenmiştir; ayrıca 2004 ile 2009 yılları arasında Irak'ta çok uluslu bir güce liderlik etmiş ve 2001 ile 2021 yılları arasında da Afganistan'ı işgal etmiştir.O dönemde Amerika, İslam ülkelerindeki ajanlarına cömert davranmış ve Müslümanlar ve kutsalları pahasına olsa bile çıkarlarını korumak için onlara para ve silah sağlamıştır.Dolayısıyla yolsuzluk yoluyla Amerika'nın ajanları büyük servetler biriktirmişler ve orduyu rüşvetle, Müslümanlara ve İslam'a karşı kendilerinin ve Amerika'nın yanında yer almasını sağlamışlardır.
Bugün ise Amerika, siyasi, askeri ve ekonomik çıkarlarını güvence altına alma yolunda gücünü tüketmiştir. Siyasi olana gelince; Amerika, çılgın bir şekilde maddi çıkarların peşinde koşarken sivil canların ağır kayıplarını görmezden gelmesinin yanı sıra ormanlardaki vahşi hayvanların bile işlemekten çekineceği korkunç askeri suçlar işlediği açığa çıkınca, dünya üzerindeki ahlaki otoritesini kaybetmiştir.Nitekim bu gerileme, Amerikan derin devletinin saflarında yaşanan şiddetli iç çatışmanın yanı sıra Gazze'deki soykırım savaşında Yahudi varlığını desteklemesiyle daha da güçlenmiştir. Askeri olana gelince; Amerikan kuvvetleri, özellikle İslam ülkelerindeki harekatlarında karşılaştıkları şiddetli direniş nedeniyle psikolojik şok ve moral bozukluğu yaşamışlardır ve silahlarındaki teknolojik gelişmelerin hiçbirinin, askerlerinin korkaklığını veya zayıflığını telafi etmesi imkansızdır. Ekonomik ve finansal olana gelince; 2008 mali krizinin ve COVID-19 pandemisinin yol açtığı durgunluğun etkilerinin devam etmesinin gölgesinde ABD ekonomisine odaklanmak, harcamaları kısmak ve gelirleri artırmak zorunda kalmıştır.
Bu nedenle Amerika'nın ajanlarından beklentileri değişmiştir; zira artık kendi çıkarlarını koruma arzularıyla yetinmemekte, aksine Müslümanların servetleri ve ordularını kullanmaları pahasına bunu yapmalarını istemektedir. Böylece Amerika'nın ajanları, Trump'a hizmet etmek için İslam ümmetinin servetlerini ve çocuklarını benzeri görülmemiş bir cömertlikle harcayacaklardır; bu da zaten vergiler ve enflasyonun yükü altında ezilen halkların vergilerinin artmasına ve ister petrol ve gaz, isterse nadir mineraller olsun ümmetin ana kaynaklarının Amerikan şirketlerine satılmasına yol açacaktır.
Ey İslam ümmeti içindeki güç ve kuvvet ehli: 2026 Ulusal Savunma Stratejisi, Amerika'nın maskesini ortaya çıkarmıştır; o halde Allah'ın size bahşettiği fırsatı değerlendirin.Amerika, kendisini doyurmak için boğucu kısıtlamalarla karşı karşıya kalan ormandaki hasta bir aslan gibidir ve bugün her zamankinden daha fazla başkalarının gücüne bağımlıdır.Bu yüzden eski gücünün hatıralarını kullanarak halkları korkutmaya ve boyun eğdirmeye çalışıyor; ancak bu terör, durumun gerçekliğini değiştirmeyeceği gibi Müslüman ülkeler üzerindeki hakimiyetinin parçalanmasını da engelleyemeyecektir.
Amerika’nın ajanlarına gelince; Amerika artık Hüsnü Mübarek, Beşar Esad ve diğerleri gibi eski ajanlarına yaptığı gibi onlara destek, finansman ve silah sağlayamadığında dolayı onlar da zayıflamışlardır. Bugüne gelince; Asim Munir, Sisi ve Ahmed Şara gibi kişiler, iktidarda kalmak için dış desteğe ihtiyaç duyduklarından dolayı seleflerinden çok daha zayıftırlar.Öte yandan İslam ümmeti içinde bu ajanlara karşı öfke artmakta olup Müslümanlar servetlerini ve ordulardaki evlatlarını kaybederken bu yöneticiler Amerikan çıkarlarını korumaya devam ettikçe bu öfke daha da artacaktır. Allahu Teala şöyle buyurmuştur: غَالِبٌ عَلَى أَمْرِهِ وَلَـكِنَّ أَكْثَرَ النَّاسِ لاَ يَعْلَمُونَ “Allah emrine galiptir. Ancak insanların çoğu bilmezler.” [Yusuf 21]Allah Subhanehu ve Teala, Gazze'deki sıkıntı sayesinde uluslararası durumda köklü değişiklikler meydana getirmiş olup artık yeniden hesap etmenin zamanı gelmiştir.Öyleyse ey kardeşler, Amerika'yı, onun ajanlarını ve Allah'ın size yüklediği şerî vacibinizi eda etme ve Nübüvvet Minhacı Raşidi Hilafeti kurmak için Müslüman ülkelerdeki arzu edilen değişimi gerçekleştirme fırsatını gözden geçirin.İşte Hizb-ut Tahrir, Raşidi Hilafeti kurmak için sizden yardım istemektedir; o halde ona icabet edin.
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Musab Umeyr – Pakistan



