- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
Haber-Yorum
Amerika'nın Kucak Açması, Bangladeş'teki İslamcılar İçin Bir Tuzaktır
Haber:
Washington Post'un "Amerika Birleşik Devletleri, Bangladeş'te yasaklanan bir İslamcı partiyle dostluk kurmaya çalışıyor" başlığı altında yayınladığı ses kayıtlarına göre, Dakka'daki Amerikalı diplomatlar, 12 Şubat'ta yapılması planlanan ulusal seçimler öncesinde Bangladeş'in önde gelen İslamcı partisi Cemaat-i İslami'nin yanı sıra, Hefazat-i İslami Bangladeş ve Bangladeş İslam Hareketi de dahil olmak üzere diğer muhafazakar İslamcı siyasi partilerle ilişkiler kurmakla ilgilendiklerini ifade ettiler.1 Aralık'ta yapılan kapalı bir toplantıdan elde edilen kayıtlara göre, Amerikalı bir diplomat, "Onların dostumuz olmasını istiyoruz" diyerek, Cemaat-i İslam partisinin yaklaşan seçimlerde her zamankinden daha iyi performans göstereceğine olan güvenini dile getirdi.
Yorum:
Amerika'nın siyasal İslam'a yaklaşımı ilkelere değil, kontrol ve boyun eğdirmeye dayanmaktadır. Zira on yıllar boyunca Amerika, "terörizmle savaş" slogan altında bu hareketi bastırmaya çalışmış ancak şimdi bu eğilimin Müslüman ülkelerde ortadan kaldırılamayacak organik bir talep haline geldiğinin farkına varmıştır; nitekim bu gerçeklik, uzun süredir Batı tarafından desteklenen Hasina rejimine karşı ayaklanan gençlerin olduğu Bangladeş'te açıkça ortaya çıkmıştır; İşte bu köklü halk direnişi, Amerika için büyük bir endişe kaynağı olmuştur; zira Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun yakın zamanda "radikal İslam’ın" sadece bölgesel kontrolü değil, aksine küresel genişleme ve egemenlik için de çalıştığı uyarısında bulunması da bunu ifade etmektedir.
Bu fikir, ılımlı olarak nitelendirilen bazı İslami grupların demokratik seçimlere katılmasını destekleyerek onları aşırılıkçı gruplara karşı kullanılacak araçlara dönüştürme umudu taşımaktadır. Ancak tarih bunun sadece bir tuzak olduğunu teyit etmektedir; zira Mısır'daki Müslüman Kardeşler hareketi başlangıçta ılımlı bir demokratik hareket olarak övülmüştü ancak kısa süre sonra yalnız bırakılmış ve daha sonra Amerika Birleşik Devletleri'nin çıkarları gereği terörist olarak damgalanmıştır.
Bangladeş'e yönelik uyarı açık ve nettir; zira bu ülke, Amerika'nın Hint-Pasifik bölgesi stratejisinin odak noktasıdır ve Washington, İslami projelerin kısıtlama olmaksızın ilerlemesine izin vermeyecektir ve bu durum, Amerika’nın tutumundaki belirgin dönüşümü açıklamaktadır; zira Cemaat-i İslami de dahil olmak üzere orada İslamcı gruplara karşı uzun süren baskı operasyonunu destekledikten sonra, bugün ise onlarla yakınlaşmaya çalıştığını görüyoruz; bu ise şaşırtıcı değildir, aksine Suriye'de Ahmed Şara ile yaptığı gibi nüfuzunu güçlendirmek için onları kontrol altında tutmaya yönelik taktiksel bir tuzaktır.
Bugün Bangladeş'teki İslami partiler bir yol ayrımında bulunmaktadır; zira Batı, İslami bir devlet kurma gibi temel hedeflerinden vazgeçip şeriatı reddetmedikleri sürece onları kabul etmeyecektir. İslami partiler bunu yaptıklarında İslami kimliklerini kaybedecekler ve sadece isim olarak farklılık gösteren laik partilere dönüşecekleri gibi bununla birlikte jeopolitik çıkarlar değiştiğinde terk edilme riskine maruz kalmaya devam edeceklerdir.
Bu da temel bir gerçeği ortaya koymaktadır; bu ise gerçek İslam projesinin Batı çerçeveleri içinde başarılı olmasının imkansız olmasıdır; zira siyasi kazanımlar uğruna temel ilkelerden ödün vermek gerçekçi değildir; aksine bu, İslam'ın maksatlarından uzaklaştıran bir tür istismar şeklidir.Müslümanlara yalnızca Allah'a ibadet etmeleri emredilmiştir; yoksa yabancı güçleri memnun etmeye çalışmaları ve İslam'ı, kafir Batı'nın demokrasisine onun kuralları çerçevesinde katılmak için bir kılıf olarak kullanmalarını değil; zira bu, ümmetin saflarında karışıklığa yol açar ve şöyle buyuran Allahu Teala’nın emrine de aykırıdır: إِنْ يَثْقَفُوكُمْ يَكُونُوا لَكُمْ أَعْدَاءً وَيَبْسُطُوا إِلَيْكُمْ أَيْدِيَهُمْ وَأَلْسِنَتَهُمْ بِالسُّوءِ وَوَدُّوا لَوْ تَكْفُرُون “Şayet onlar sizi ele geçirirlerse, size düşman kesilecekler, size ellerini ve dillerini kötülükle uzatacaklardır. Zaten inkâr edivermenizi istemektedirler.” [Mümtehine 2]
Yol açık ve tektir; bu da İslam'ın özünü boşaltmayı amaçlayan her türlü sömürgeci projeyi reddetmek ve İslam ülkelerinde rahmetin ve kurtuluşun gerçek kaynağı olan Raşidi Hilafeti kurmak için samimi bir şekilde çalışmaktır.
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
İrtiza Çaudrî – Bangladeş



