- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
Haber - Yorum
Kırgızistan'daki Baskıcı Kurumların Zulmü, Müslüman Kadınlara Kadar Ulaştı!
Haber:
Celalabad vilayetinin Nokin bölgesinde, şerî ilimler öğrenmelerinin ardından beş Müslüman kız kardeş suçlanmış ve bir ay süreyle geçici olarak gözaltına alınmıştır. Bu ise hükümetin Ulusal Güvenlik Komitesi tarafından açıklandı.Edinilen bilgilere göre bu savunmasız kadınlar, "Kırgızistan'da Hilafet Devleti’nin kurulmasını tartışmakla" suçlanmışlardır.
Yorum:
Kırgızistan'daki baskıcı kurumlar, bölgesel düzeyde zulmü uygulama konusunda birbirleriyle yarışıyorlar; bu yarışta, Devlet Ulusal Güvenlik Komitesi'nin Celalabad şubesi, ön saflarda yer almak için Müslümanların onuru olan Müslüman kadınlara bile saldırmaktan çekinmiyor.Bu kurum daha önce, davetçileri uydurma suçlamaları itiraf etmeye zorlamak için elektrik şokları ve şiddetli dayaklar gibi çeşitli işkence yöntemlerini uygulamakla meşhurdur.
Ne yazık ki Kırgızistan otoriteleri, yüksek yaşam maliyeti, yolsuzluk, tefecilik, tekelcilik ve kumar gibi süregelen haram uygulamaları durdurmak yerine, İslam'ı öğreten, iyiliği emreden ve kötülükten sakındıran Müslümanlara karşı baskıcı kurumları kullanıyorlar. Ayrıca kendilerine yönelik bu suçlamaların uydurulduğu davetçiler hakkındaki komşuların ve yerel halkın olumlu tanıklıkları ve görüşleri hiç dikkate alınmıyor.
Bu nedenle bizler, bu zulmün her eve ulaşacağı konusunda Kırgızistan’daki Müslümanları uyarıyor şerefimizin kaynağı olan kadınlarımızı korumak için tek saf halinde durmaya çağırıyoruz. Çünkü resmi otorite, geçen yıl onayladığı "din" yasası çerçevesinde, resmi bir kurumdan izin almaksızın şeriatı öğrenen veya öğreten her eve baskın düzenlemeyi meşrulaştırmıştır. Böylece sözde bu yasal kılıf, her evin aranmasına kapı aralıyor.
Resmi kurumlara gelince; sadece otoritenin çıkarlarıyla örtüşen şerî ilimleri öğretiyorlar. Bundan amaçlanan ise, hayatın tüm işlerini tanzim eden İslam dinini, Hristiyanlık ve Budizm'e benzer şekilde sadece ibadet ve ahlak çerçevesine hapsetmektir!
Bu yüzden hakkın batıla dönüştürüldüğü, batıla hak elbisesinin giydirildiği ve doğru söyleyenlerin yalancılıkla suçlandığı bu zamanda, hak üzere sebat etmek ve baskıcı cihazların zulmüne karşı koymak, her birimizin üzerine vaciptir.
Ebu Hureyre’den, Allah’ın Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: سَيَأْتِي عَلَى النَّاسِ سَنَوَاتٌ خَدَّاعَاتُ يُصَدَّقُ فِيهَا الْكَاذِبُ وَيُكَذَّبُ فِيهَا الصَّادِقُ وَيُؤْتَمَنُ فِيهَا الْخَائِنُ وَيُخَوَّنُ فِيهَا الأَمِينُ وَيَنْطِقُ فِيهَا الرُّوَيْبِضَةُ قِيلَ وَمَا الرُّوَيْبِضَةُ قَالَ الرَّجُلُ التَّافِهُ فِي أَمْرِ الْعَامَّةِ “İnsanlara öyle aldatıcı seneler gelecek ki, o zaman yalancılar doğrulanacak, doğru sözlü olanlar da yalanlanacaklardır. O zaman hainlere itimat edilecek, emin olanlar da ihanetle suçlanacaklardır. İşte o zaman Ruvaybida konuşacaktır.” Denildi ki ruveybida da nedir? Buyurdu ki: “Kamunun işleri hakkında (söz sahibi olan) müptezel adamdır.”
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Mümtaz Maveraünnehrî



