- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
Haber-Yorum
İman Edenlere Düşmanlık Bakımından En Şiddetli Olanlar İttifak İlan Edenlerdir
Haber:
Hindistan Başbakanı Modi Çarşamba günü Yahudi varlığını ziyaret etti ve Knesset'te bir konuşma yaptı; Netanyahu'nun konuşmasının ardından yapılan konuşmada, iki lider yeni bir eksen içinde stratejik ilişkilerini ve ittifaklarını teyit ettiler ve bir dizi anlaşma imzaladılar. (Ajanslar)
Yorum:
Modi ve Netanyahu, Knesset'te yaptıkları ve daha çok flörtleşmeye yakın olan ve bolca duygu içeren konuşmalarında, Hindistan ile Yahudi varlığı arasındaki tarihi ve stratejik ilişkileri ve güçlü bağları vurguladılar; ancak en belirgin ortak noktaları, her ikisinin de "terörizmden" muzdarip olmaları, "radikal İslam" karşısında stratejik ittifak kurmaları ve "barbar bir alanda" özgürlüklerin koruyucusu olmalarıydı. Ayrıca Netanyahu, kendi varlığı ile Hindistan'ın uluslararası bir ittifak ve eksen içinde olduğunu ilan etmiştir.
Yahudi varlığı ile Hindistan arasındaki ittifakın yeni olmadığını, aksine onlarca yıldır var olduğunu, ancak diplomatik ilişkilerin 1992'de resmiyet kazandığını belirtmekte fayda vardır; nitekim bu ittifakın temeli, Müslümanlara karşı ortak düşmanlıklarına dayanmaktadır; zira Hindistan uzun süredir Yahudi varlığının Pakistan'a karşı komplosunun üssü olmuştur; çünkü Yahudi varlığı, nükleer kapasitelere sahip bir Müslüman ülkesi olarak Pakistan'ı tehdit olarak görmektedir.Bu yüzden Hindistan ile Pakistan arasında son zamanlarda yaşanan çatışmada, saldırıda kullanılan Hindistan silahları arasında Yahudi varlığına ait silahlar ve insansız araçlar da bulunuyordu.
Hindistan ile Yahudi varlığı arasındaki stratejik ittifaka ve daha da açık bir şekilde iki terörist suçlu tarafından ifade edilenlere gelince: Hinduların Müslümanlara karşı barbarlığını yöneten Modi ve Filistin halkına karşı yok etme savaşına liderlik eden suçlu Netanyahu, İslam ve Müslümanlara karşı savaşın, tüm inanç ve dinlerden olan Müslümanların düşmanlarını rahatsız eden bir saplantı olmaya devam ettiğini ve onlara yönelik düşmanlığın, İslam ümmetinin düşmanlarını birleştiren ilişkilerin temelini oluşturmaya devam ettiğini açıkça göstermektedir.
Ancak kâfirlerin Müslümanlara, sırf Müslüman oldukları için gösterdiği bu düşmanlık hali yeni bir şey değildir. Nitekim Allah Azze ve Celle, onların haberlerini aziz Kitabı’nda bize haber vermiştir; zira şöyle buyurmuştur: لَتَجِدَنَّ أَشَدَّ النَّاسِ عَدَاوَةً لِّلَّذِينَ آمَنُواْ الْيَهُودَ وَالَّذِينَ أَشْرَكُواْ “İnsanlar içerisinde iman edenlere düşmanlık bakımından en şiddetli olarak Yahudiler ile şirk koşanları bulacaksın.” [Maide 82]Dolayısıyla bu zalimler arasındaki ittifak, hiç şaşırtıcı değildir. Zira Allahu Teala, Kerim Kitabı’nda şöyle buyurmuştur: وَإِنَّ الظَّالِمِينَ بَعْضُهُمْ أَوْلِيَاءُ بَعْضٍ وَاللَّهُ وَلِيُّ الْمُتَّقِينَ “Şüphesiz zalimler birbirinin dostlarıdır. Allah ise kendisine karşı gelmekten sakınanların dostudur.” [Casiye 19]
Ancak garip olan şey, Hindular ve Yahudilerden oluşan bu düşmanlar Müslümanları nerede olurlarsa olsunlar bir ümmet olarak görmekte, onlara karşı bir ittifak kurulması gereken düşmanlar olarak bakmakta ve kalplerinde gizledikleri kini tamamen açık sözlülük ve küstahlıkla kusmaktadırlar; nitekim sık sık tekrarladıkları dini kanaatlerinden hareketle, bize karşı savaşlarını dini savaşlar olarak ilan ederlerken Müslüman başındaki yöneticiler ise başlarını kuma gömüp Müslümanları bir ümmet olarak birleştirebilecek her türlü bağı reddetmektedirler. Yani bu yöneticiler, bu ilan edilmiş savaşa rağmen, din ve ümmet temelli tüm mantık ve ilkelerden vazgeçmekteler, dahası bunlardan uzak durmaktadırlar.
Bu kâfirlerin korkusu ve Müslümanlara karşı birleşmeleri, İslam ümmeti içindeki gizli güç ve enerjiden ve bu ümmet içindeki değişim ve canlanma potansiyelinden kaynaklanmaktadır; bu kesinlikle Müslümanların başındaki yöneticilere duyulan bir korku değildir; zira Modi, farklı taraflarla ilişkilerinde denge arayan ülkelerle adeti üzere yaptığı gibi Müslümanların başındaki yöneticileri de hesaba katmış olsaydı, gaspçı varlıkla ittifakını açıklamazdı; örneğin Modi’nin Körfez ülkeleriyle olan ekonomik çıkarları Yahudi varlığıyla olanlardan on kat daha büyük olmasına rağmen, Yahudi varlığının çıkarları için korkuyor; ama bu korkaklık, zillet, ajanlık ve komplo, bunun da ötesinde Netanyahu, kendi ifadesine göre çökmekte olan Şii eksenine ve oluşmakta olan Sünni eksenine karşı Arap devletlerini de içeren yeni eksenini ilan ettiğinde, Müslümanların başındaki yöneticiler ve rejimleri onların zayıf noktası olmuşlardır ve ortadan kalkıncaya kadar olmaya da devam edeceklerdir.
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Abdurrahman El-Ledavi



