Pazartesi, 20 Ramazan 1447 | 2026/03/09
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü
Amerika ve Yahudilerin Hedef Listesinde Sırada Kim Var?

بسم الله الرحمن الرحيم

Haber-Yorum

Amerika ve Yahudilerin Hedef Listesinde Sırada Kim Var?

Haber:

Amerika ve Yahudi varlığının İran'a yönelik savaşı.

Yorum:

Amerika'nın başkanlığında Batı'nın yürüttüğü savaşlar, sırf geçici çatışmalardan veya şartlara bağlı tepkilerden ibaret değildir, aksine özellikle İslam beldelerinde halkların kaynakları üzerinde hegemonyaya ve kontrole dayalı sabit bir politikanın parçasıdır.Eğer Amerika İran'ı işgal etmeye karar verirse bu, bölgemizin son on yıllarda tanık olduğu uzun askeri müdahaleler zincirinin sadece bir halkası olacaktır.

Geçmiş deneyimler, Batı ülkelerinin, iddia ettikleri gibi demokrasiyi yayma veya insan haklarını koruma dürtüleriyle değil, aksine çıkar ve nüfuz hesaplarına göre hareket ettiklerini kanıtlamıştır.Afganistan'ın ve ardından Irak'ın nasıl işgal edildiğini, parlak sloganlar altında bütün ülkelerin nasıl yok edildiğini ve bunların sonuçlarının yıkım, halklarının zayıflaması ve vahdetin parçalanması olduğunu gördük.Bugün İran'da yaşananlar da bu bağlamın dışında değildir; zira bu, bölgeyi boyun eğdirmeye ve sürekli bir çatışma halinde tutmaya dayanan tek bir politikanın devamıdır.

Bu bağlamda dikkat çeken derslerden biri, bugün hedef tahtasında olan bazı ülkelerin, daha önceki aşamalarda Batı'nın bölgeye müdahalesine zemin hazırlayan düzenlemelerin bir parçası olmasıdır.Örneğin İran, kendi çıkarlarına hizmet edeceğini ve etkisini güçlendireceğini düşünerek, Irak ve Afganistan'ın işgalinin ardından ortaya çıkan gerçekliği kolaylaştırmaya katkıda bulunmuştur.Ancak siyasi tarih bize büyük güçlerin kalıcı dostluklar kurmadığını, aksine çıkarlarına hizmet ettiği sürece kullandıkları ve hesaplar değiştiğinde bir kenara attıkları geçici ittifaklar kurduklarını öğretmiştir.

Bu nedenle bölge halkları için en tehlikeli şey, hedef alınmanın bir ülkeyle sınırlı kalıp başka bir ülkeye sıçramayacağı düşüncesiyle aldatılmaktır.Oysa deneyimler, her Müslüman ülkenin zayıf, parçalanmış ve tabi olarak kaldığı sürece sıranın kendisine geleceğine işaret etmektedir.Yani İslam beldeleri bölünmüş ve çatışma halinde kaldıkları sürece, dış müdahaleye kapılar açık kalmaya devam edecektir.

Müslümanlardan talep edilen tavır, uluslararası güçlerin bu ya da şu tarafında saf tutmak ya da büyük güçlerin uyguladığı hegemonyacı politikaları desteklemek değildir, aksine kaderlerinin birbiriyle bağlantılı olduğunu ve bugün bir ülkenin başına gelenlerin yarın başka bir ülkenin başına gelebileceğini anlamaktır.Farklılıklarına rağmen düşmanlar, mesele büyük çıkarlarıyla ilgili olduğunda hemfikirlerken, bizim ülkemiz ise bölünmüş ve çatışmalı bir şekilde kalmaya devam etmektedir.

Bu nedenle asıl görev, ümmetin geleceği için net bir vizyon geliştirmek ve bu vizyonun da safların vahdetine ve ülkeyi ve insanları dış müdahalelerden koruyacak gerçek siyasi ve ekonomik bir gücün inşasına dayalı bir vizyon olması için ciddiyetle çalışmaktır.Zira net bir projeye ve ortak bir iradeye sahip olan halklar, kendilerini korumaya ve muhafaza etmeye muktedir olabilirler.

Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurarak bu konuda derin bir anlamı ifade etmiştir: إِنَّمَا الْإِمَامُ جُنَّةٌ يُقَاتَلُ مِنْ وَرَائِهِ وَيُتَّقَى بِهِİmam bir kalkandır, onun arkasında savaşılır ve onunla korunulur.”Yani ümmetin birleşik bir liderliğinin varlığı, onu tehlikelerden koruyan ve zorluklar karşısında güçlerini birleştiren bir kalkan olur demektir.Bu anlam, gerçek gücün sloganlar veya geçici ittifaklarla değil, ümmetin birliği ve çıkarlarını koruyan ve saldırganlığı püskürten bir temelde işlerinin düzenlenmesi ile gerçekleşeceğini teyit etmektedir.

Bölgemizde yaşananlar tüm Müslümanlar için yeni bir alarm zili olması gerekir: Zira bölünme müdahale kapılarını açar ve dışarıya ipotek olmak güvenlik ve istikrar getirmez.Ümmeti korumanın gerçek yoluna gelince; ümmetin vahdetinde ve onurunu korumaya ve halklarını savunmaya muktedir hadari ve siyasi bir projeye sahip olmasında yatmaktadır.

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Abdulazim Haşlemon

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER