- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
Haber - Yorum
Gazze Mücahitlerinin Gerçekleştirdiği Aksa Tufanı Operasyonunun Ardından, Artık Tüm Ordularının Gerçekleştireceği Ümmet Tufanının Zamanı Gelmiştir
Haber:
Suriye'nin çeşitli bölgelerinde, Gazze Şeridi ile dayanışma ve Yahudi varlığının Knesset'inin Filistinli esirlere idam etme kararını kınamak amacıyla protesto ve gösteriler düzenlendi. Bu durum, ülkenin içinden geçtiği karmaşık iç koşullara rağmen geniş bir halk desteğini yansıtmaktadır. Gösteriler güneydeki Dera ilinden başkent Şam'a ve oradan da Halep'e kadar uzanmıştır; zira uluslararası kuruluşlar ve eğitim kurumları önünde sembolik gösteriler, yürüyüşler ve oturma eylemleri düzenlenmiştir.
Yorum:
Pakistanlı yöneticiler ve onların borazanlarının uyguladığı medya sansürüne rağmen Pakistan’daki Müslümanlar, Mescid-i Aksa'nın kapatılması, Yahudi varlığının Filistinli esirleri idam etme niyetini açıklamasının yanı sıra Suriye'de Gazze ve esirlere destek vermek için düzenlenen gösteriler ve Beytül Makdis ile Gazze'den, muvahhit bir ümmet tarafından Mescid-i Aksa'nın kurtarılmasına yönelik açık çağrıyla birlikte sosyal medya aracılığıyla etkileşime girmişlerdir.
Böylece müzakerelerin başarısız olması halinde, en güçlü Müslüman ordusu olan Pakistan ordusu tarafından İran’a karşı bir askeri operasyon başlatılmasını meşrulaştıran rivayetler ücretli resmi sözcüler tarafından yayılırken, Mescid-i Aksa, salih amelleriyle tarihe mübarek Filistin topraklarının kurtarıcıları olarak kaydedilecek, her şeyden önce Allah Subhanehu ve Teala'nın katında hasenat mizanlarına kaydedilecek kahramanlara çağrıda bulunmaktadır.
Müslümanlar şunu bilsin ki, Suriye’deki göstericilerin sloganı “Hayber Hayber ya Yahud, ceyşi Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sevfe yeuud (Ey Yahudiler! Hayber’i hatırlayın, Muhammed’in ordusu (tekrar) dönecek)” idi. Peki bu ordu, Müslüman ordularından başka hangi ordu olabilir ki? Bu nedenle Müslümanlar, ordulardaki akrabaları ve arkadaşlarıyla iletişime geçerek onlardan, Filistin’i ve iki kıblenin ilki, İsra ve Mirac toprakları ve Harameyn'in üçüncü olan Aksa'sını kurtarmak için harekete geçmelerini talep etmelidirler.
Tüm İslam ümmetinin, Mescid-i Aksa'nın fatihi Ömer bin Hattab Radıyallahu Anh'ın, onun kurtarıcısı Selahaddin Eyyubi'nin ve onun koruyucusu II. Abdülhamid'in evlatları olma şerefine nail olmak için ordularını seferber etmesi gerekir. İşte o zaman ordular, Yahudi varlığını cezalandıracak, Allah’ın dininin Ensarları olacak ve 1948’den beri Yahudi varlığı tarafından katledilen, işkence gören ve toprakları gasp edilen mazlum kadınları, çocukları ve yaşlıları kurtaracaktır.
Nitekim İslam ümmeti, Müslüman orduları arasında en güçlüsü olmamasına rağmen İran ordusunun Amerika ve Yahudi varlığına karşı gösterdiği başarıya tanık olmuştur. Dolayısıyla ümmet, Pakistan, Türkiye, Mısır ve Hicaz ordularının Haçlı Amerikalılara ve Yahudilere karşı zafer kazanmasını görmeyi arzulamaktadır. Dahası nükleer silahlara sahip Pakistan'ın, iyi eğitilmiş ve yeterli donanıma sahip büyük silahlı kuvvetleriyle tek başına harekete geçmesi bile yeterlidir. Ayrıca İran'a yönelik savaş deneyimi sayesinde Allah Subhanehu ve Teala, Pakistan ordusunun Mescid-i Aksa'ya karadan ulaşmasını engelleyen büyük bir engeli de onun önünden kaldırmıştır. Yine İran'a karşı savaş, yöneticiler ve onların borazanları hariç, Müslümanlar arasındaki mezhep çatışmasını da ortadan kaldırmıştır. Dolayısıyla Pakistan ordusu Amerika ve Yahudi varlığına karşı cihat ilan eder etmez, Belucistan'dan İran'a ve ötesine uzanan yol ardına kadar açılmış olacaktır. O halde neden Pakistan ordusu, ümmetin tufanının lideri olma ecrinden mahrum kalıyor?
Ey Müslümanlar: Savaş alanında verilen mücadele ve fedakarlığın ardından zaferin yaklaştığı böyle bir zamanda, müzakerelerden ve düşmanların yanında yer almaktan bahseden kiralık ikiyüzlüleri muhasebe edin. Onları susup tövbe edinceye kadar muhasebe edin ki sonra sizinle birlikte cihada çağrı yapsınlar. Çünkü bizler, iyiliği emreden ve kötülüğü yasaklayan bir ümmetiz; bu yüzden tirana karşı dururken uğrayacağımız maddi, sağlık ya da can kaybını, Allah Subhanehu ve Teala'nın razı olacağı bir fedakârlık olarak görüyoruz. Dahası bizler, pasif, boyun eğen ya da teslim olan bir ümmet değiliz. Aksine bizler, iman eden, tevekkül eden ve hak üzere sebat eden bir ümmetiz. Nitekim Ebu Said el-Hudri’den şöyle dediği rivayet edilmiştir: Allah’ın Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: أَلَا لَا يَمْنَعَنَّ أَحَدَكُمْ رَهْبَةُ النَّاسِ، أَنْ يَقُولَ بِحَقٍّ إِذَا رَآهُ أَوْ شَهِدَهُ، فَإِنَّهُ لَا يُقَرِّبُ مِنْ أَجَلٍ، وَلَا يُبَاعِدُ مِنْ رِزْقٍ، أَنْ يَقُولَ بِحَقٍّ أَوْ يُذَكِّرَ بِعَظِيمٍ “Sakın insanların korkusu (heybeti), sizden birini hakkı gördüğünde veya bildiğinde söylemekten alıkoymasın. Çünkü hakkı söylemek veya büyük bir gerçeği hatırlatmak, eceli yaklaştırmaz, rızkı da uzaklaştırmaz (azaltmaz.)” [Ahmed rivayet etti]
Ey Müslüman orduları: Ümmetin ve Mescid-i Aksa'sının kurtuluşu, sizin kurtuluşunuzla başlar. Yöneticileriniz size müminlere karşı sert, düşmanlara karşı merhametli olmanızı emretmektedir; oysa Allah size, müminlere karşı merhametli, düşmanlara karşı sert olmanızı emretmektedir. Zira Allahu Teala şöyle buyurmuştur: مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللَّهِ وَالَّذِينَ مَعَهُ أَشِدَّاءُ عَلَى الْكُفَّارِ رُحَمَاءُ بَيْنَهُمْ “Muhammed Allah'ın elçisidir. Beraberinde bulunanlar da kâfirlere karşı çetin, kendi aralarında merhametlidirler.” [Fetih 29] Haydi o zaman Amerika'nın ajanları ve tabileri olan yöneticileri kaldırıp atın ve Nübüvvet Minhacı üzere Raşidi Hilafeti kurmak için nusretinizi verin. Halkını asla yalan söylemeyen bir lider olan Hizb-ut Tahrir sizden nusret talep ediyor; haydi hiç tereddüt etmeden ve çekinmeden bu talebe icabet edin.
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Musab Umeyr – Pakistan



