- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
Haber-Yorum
Mayıs 2025'te Hindistan'a Karşı Düzenlenen Askeri Operasyon
Pakistan'ın Keşmir ve Filistin'i Kurtarma Gücünü Teyit Etmiştir
Haber:
10 Mayıs 2026, Pakistan Silahlı Kuvvetleri'nin gerçek gücünü ortaya koyan El-Bunyan El-Marsus operasyonunun birinci yıldönümüne denk gelmiştir.
Yorum:
Allah Celle Celaluhu şöyle buyurmuştur: إِنَّ اللهَ يُحِبُّ الَّذِينَ يُقَاتِلُونَ فِي سَبِيلِهِ صَفّاً كَأَنَّهُم بُنْيَانٌ مَّرْصُوصٌ “Allah, kendi yolunda kenetlenmiş bir yapı gibi saf bağlayarak savaşanları sever.” [Saff 4] Allah Celle Celaluhu'nun, Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ve müminlerin sevdiği amellerden biri de Allah yolunda cihat etmek olup buna, Pakistan Hava Kuvvetleri’nin cesur pilotlarının, Hindistan’ın gelişmiş savaş uçaklarını düşürmesi ve Hindistan’ın S-400 füze savunma sistemini devre dışı bırakması da dahildir; bu da Hindistan Hava Kuvvetleri’ni iki gün boyunca arazide kalmaya mecbur bırakmıştır.
Allah Celle Celaluhu'nun müminlere havada zafer bahşetmesinin ardından, işgal altındaki Keşmir’in mücahit Pakistan ordusu tarafından kurtarılması mümkün bir hale gelmişti. Bu nedenle “El-Bunyan El-Marsus” operasyonu, Amerikan liderliği içinde bir panik havası yaratmış ve Amerikan liderliği, Batı'daki müttefiki Yahudi varlığını kurtarmak için kullandığı aynı aldatıcı yöntemi kullanarak Doğu'daki müttefiki Hindu devletini kurtarmak için bir ateşkesin sağlanması amacıyla hızla harekete geçmiştir.
Bir yandan El-Bunyan El-Marsus operasyonu, Pakistan ordusunun dünya orduları arasındaki konumunu kat kat arttırmış ve doğu ve batıdan birçok askeri heyet taktik öğrenmek için Pakistan'a gelmiştir; öte yandan ise izzet bahşeden cihattır; bu yüzden cihadı terk etmek bir zillettir. Nitekim Ebu Davud, İbn-i Ömer’in şöyle dediğini rivayet etmiştir: Allah’ın Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem’i şöyle dediğini işittim: إِذَا تَبَايَعْتُمْ بِالْعِينَةِ وَأَخَذْتُمْ أَذْنَابَ الْبَقَرِ وَرَضِيتُمْ بِالزَّرْعِ وَتَرَكْتُمْ الْجِهَادَ سَلَّطَ اللهُ عَلَيْكُمْ ذُلّاً لَا يَنْزِعُهُ حَتَّى تَرْجِعُوا إِلَى دِينِكُمْ “İyne yoluyla alışveriş yaptığınız, öküzlerin kuyruğuna yapıştığınız, tarımı seçtiğiniz ve cihadı terk ettiğiniz zaman Allah size öyle bir zillet musallat eder ki, dininize dönünceye kadar onu üzerinizden atamazsınız.”
Bununla birlikte zaferin, tüm Keşmir’i ve mübarek Filistin topraklarını kurtarmak için itici bir güç olması gerekirken Pakistan’ın yöneticileri El Bunyan El Marsus operasyonunu, dar milliyetçi narasını güçlendirmek ve silahlı kuvvetlerimiz içindeki Amerikan yanlısı liderliğin çirkin bir şekilde propagandasını yapmak için kullanmışlardır. Bunu nasıl kabul edebiliriz?! 2025 yılının Mayıs ayında, Keşmir'in kurtarılması son derece mümkünken ateşkes emri vererek, askeri liderlik kendini kibirli Trump'a pazarlamıştır; şimdi ise Trump, Asim Munir'i övmekte ve onu “en sevdiği mareşal” olarak nitelendirmektedir; sanki Asim Munir, dünyanın en güçlü Müslüman ordusunun komutanı değil de, ABD Merkez Komutanlığı'na bağlı bir askermiş gibi! Gazze'deki çocukları ve İranlı kız öğrencileri katleden birinin bu övgüsü, kalbinde zerre kadar iman olan her Müslüman için acı verici bir aşağılama kaynağıdır.
Ey Pakistan Müslümanları: El Bunyan El Marsus operasyonunun üzerinden bir yıl geçmişken, Hindular hâlâ Keşmir'i işgal ettikleri gibi Yahudiler de hâlâ Filistin'i işgal ediyorlar; Haçlı Amerikalılar ise bir yılan gibi yurdumuzda dolaşarak birbiri ardına ülkemizi vuruyorlar; bu yüzden genel olarak gösterdiği ihmalkarlık, Keşmir meselesini unutması ve Hindistan’ın hayati İndus Nehri Su Anlaşması’nı feshederek su akışını manipüle etmek suretiyle Pakistan’ın gıda güvenliğinin tehlikeye maruz kalması nedeniyle askeri liderliği muhasebe etmemiz gerekir. Peki askeri liderliğin yanıtı nedir? Yoksa onlar, Haçlı Amerikalıların, Hindistan devleti ile yaşanacak herhangi bir çatışmada Pakistan'ın yanında duracağını mı sanıyorlar? Pakistan ordusunun 2025 yılında ve İran ordusunun 2026'daki zaferleri, İslam ümmetinin, düşmanlarımızı yenmek ve işgal altındaki topraklarımızı kurtarmak için gerekli tüm askeri güce sahip olduğunu teyit etmektedir; yine bu zaferler, İslam ümmetinin zayıf olmadığını, aksine mevcut yöneticileri ve askeri liderleri yüzünden felçli bir durumda olduğunu ve gerçek kapasitemizi ancak Hilafetin gölgesinde Allah'ın indirdikleriyle hükmedecek bir yöneticinin kullanabileceğini de teyit etmektedir.
Ey Pakistan ordusu: Bakışlarınızı, işgal altındaki Keşmir’in tamamen kurtarılması, mübarek Filistin topraklarının kurtarılması ve Amerikan askeri üslerinin İslam beldelerinden kovulması gibi İslam ümmetine yönelik büyük zaferlerine çevirin ki sizler maddi olarak buna muktedirsiniz; bu arada Müslüman savaşçının akidesi, imana, cihada, Allah'tan yardım talep etmeye ve Allah yolunda şehit olmaya dayalı olmalıdır.
İbn Hacer el-Heytemî, Zevâcir adlı kitabında şöyle demiştir: ““Üç yüz büyük günahtan sonra doksan birinci ve doksan ikinci büyük günahlar şunlardır: Harbi olanların Daru’l İslam’a girmeleri, bir Müslüman’ı esir almaları ve esirin onlardan kurtarma imkanının olması durumunda farz-ı ayn olan cihadın terk edilmesi; yine bir bölge halkının, kafirlerin/düşmanların ele geçirmesinden korkulacak derecede sınırlarını tahkim etmeyi (savunma amaçlı güçlendirmeyi) terk etmesidir.”
Ey Muhammed bin Kasım’ın evlatları: Saldırganlar topraklarımızı işgal ettiler ve Buhari ile Müslim’in toprakları olan İran’da Müslümanları esir aldılar; o halde Allah Celle Celaluhu yolunda cihad etmek için ayağa kalkın. Mevcut askeri liderliğin sizi şerî görevinizi yerine getirmeye ve büyük günahtan kaçınmaya yönlendirmeyeceği açıktır; o halde hainleri kaldırıp atın, Nübüvvet Minhacı üzere Raşidi Hilafeti kurmak için nusretinizi verin ve Srinagar ile Mescid-i Aksa’ya özgürler olarak girerek kaybettiğiniz izzeti geri kazanın. Haydi ya zafer ya da şehadetin olduğu iki iyilikten birine nail olmak için çalışın.
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Musab Umeyr – Pakistan



