- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
Haber-Yorum
Nükleer Güç Sahibi Pakistan, İslam Ümmetinin Silinemez Bir Parçasıdır ve Küresel Olarak Etki Etme Gücüne Sahiptir
Haber:
Pakistan Silahlı Kuvvetleri Halkla İlişkiler Birimi (ISPR), Hindistan Kara Kuvvetleri Komutanı'ndan gelen varoluşsal bir tehdide yanıt olarak 17 Mayıs 2026 tarihinde bir basın açıklaması yayınladı; açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Hindistan Kara Kuvvetleri Komutanı, yakın zamanda verdiği bir röportajda provokatif bir açıklamada bulunarak şöyle dedi: Pakistan’ın, coğrafya ve tarihin bir parçası olmak isteyip istemediğine karar vermesi gerekir.” Bu sahte ve hezeyani inanç sisteminin aksine, ayrıca Hindutva liderliğinde Hindistan’da yaygın olan kötü niyetlere rağmen Pakistan, fiilen küresel etkisi olan bir devlettir, ilan edilmiş bir nükleer güçtür ve Güney Asya’nın coğrafyası ve tarihinin silinemez bir parçasıdır.”
Yorum:
Pakistan liderliğinin dar milliyetçi ve bölgesel vizyonu, hala oradaki Müslümanların tüm imkanlarını gerçekleştirmekten mahrum bırakmaya devam etmektedir. Zira bu liderlik, küresel etki oluşturmayı; Trump'ın İran ile girdiği çatışma bataklığından çıkmak için çabaladığı bir dönemde, Trump için sadece bir postacı rolü üstlenmekten ibaret görmektedir. Pakistan, Güney Asya coğrafyası ve tarihinin bir parçası olmasına rağmen; dünyanın en önemli enerji koridorlarını kontrol eden ve dünya kaynaklarının en büyük payına sahip olan iki milyarlık İslam ümmetinin ayrılmaz bir parçası olarak çok daha büyük bir ağırlığa sahiptir.
Mevcut liderlik yönetimde kaldığı müddetçe Pakistan; gerek su kaynaklarına yönelik sürekli tehditler, gerekse Belucistan içinde veya Afganistan ile Müslümanlar arasında körüklenen çatışmalar aracılığıyla Hindistan'ın komplolarına maruz kalmaya devam edecektir. Bu rejimin efendisi olan Trump'a gelince; Yeni Orta Doğu'yu inşa etmekle meşguldür; zira Batı’da desteklenen varlığı olan Yahudi varlığı ile doğudaki müttefiki Hindu devletinin, Müslümanlar üzerinde tahakküm kurmasını istemektedir. Müslümanlara gelince; bu Yeni Orta Doğu'daki rolleri, terörle mücadele ve ayrılıkçılık sloganları altında kendi aralarında birbirleriyle savaşmaktır. İşte bu, milliyetçilik ve bölgecilikten ötesini göremeyen bir liderliğin doğrudan acı bir meyvesidir.
Ey Pakistan Müslümanları: Pakistan liderliğinin milliyetçiliği karşısında nasıl susabiliyorsunuz? Şüphesiz ki milliyetçilik, kınanan bir kibir ve yıkıcı bir ırkçılıktır; oysa yüce dininiz onu haram kılmıştır. Zira Allah’ın Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: إِذَا الرَّجُلُ تَعَزَّى بِعَزَاءِ الْجَاهِلِيَّةِ فَأَعِضُّوهُ بِهَنِ أَبِيهِ وَلَا تَكْنُوا “Cahiliyyedeki nesebiyle övünen kimseye açık bir şekilde babasının organını ısırmasını söyleyin.” Yine Sallallahu Aleyhi ve Sellem, cahiliye davası hakkında şöyle buyurmuştur: دَعُوهَا فَإِنَّهَا مُنْتِنَةٌ “Onu (milliyetçiliği) terk edin çünkü o kokuşmuştur.” Ayrıca Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: وَمَنْ قَاتَلَ تَحْتَ رَايَةٍ عِمِّيَّةٍ... فَقِتْلَةٌ جَاهِلِيَّةٌ “Her kim körü körüne (çekilmiş) bir bayrağın altında savaşırsa… cahiliye ölümüyle ölmüş olur.” Nitekim sömürgeci kâfir, Müslümanlar arasında milliyetçiliği yaymış ve böylece onların vahdetini paramparça ederek onları birbirinden ayrı halklara ve ırklara bölmüştür. Türk, Arap, Kürt ve Fars milliyetçilikleri körüklendiğinde İslam ümmeti bölünmüş; bu da onların tek bir devletinin parçalanmasına ve ülkelerinin bölünmesine yol açmıştır. Bu tehlikenin etkileri günümüze kadar hâlâ devam etmektedir.
Ey Pakistan Müslümanlar: Bizler, aciz milliyetçi bir liderliğin acısını çekmekteyiz; oysa Pakistan, İslam beldelerini tek bir devletin altında birleştirecek olan Raşidi Hilafeti kurmaya muktedirdir. Endonezya'dan Fas'a kadar Müslümanların arzuladığı gibi, bizler de Allah'ın indirdikleriyle hükmedilmesini arzuluyoruz; şimdi soru şudur: Müslümanlardan kim, Allah’ın yardımına nail olmak için ilk olarak fedakârlık ve özveride bulunmaya girişecek?
Ey Pakistan ordusu içindeki muhlisler: Trump'ın ve onun sizin askeri liderliğiniz içindeki yardakçılarının -ki bunların arasında onun en gözde generali Asim Munir de var- vizyonu nedir? (Bu vizyon); Müslümanların kapasitelerini zayıflatmak ve onları Yahudiler, Hinduistler ve Haçlılardan oluşan düşmanlarıyla yüzleşmekten alıkoymak için, “düşük yoğunluklu çatışma” mefhumuna göre onların sürekli bir çatışma içinde kalmalarını sağlamaktır. Liderliğiniz içindeki Trump’ın ajanları, mesele Amerika’yı İran’daki Müslümanların öfkesinden kurtarmakla ilgili olduğunda kendi diplomatik yetenekleriyle övünüyorlar; ama aynı vizyonu, geçmişte Sovyetler Birliği’ne karşı sizinle omuz omuza savaşmış olan Afganistan’daki Müslümanlara karşı taşımıyorlar. Sizin bu milliyetçi liderliğiniz; Hilafetin kurulması, İslam beldelerinin birleştirilmesi, Amerika’nın bu topraklardan çekilmeye zorlanması ve Keşmir ile Filistin’in kurtarılması amacıyla nusret vermek için asla size liderlik etmeyecektir. Eğer bu sizin için henüz netleşmemiş olsa bile; İslam'ın ve onun ümmetinin çıkarlarını gözetme esasına dayalı yeni bir liderliğe ihtiyacınız olduğu gerçeği, her geçen gün daha da açık bir şekilde kendini göstermektedir. Dolayısıyla bizim; Müslümanları birleştirecek, düşmanları bozguna uğratacak ve insanlığa İslam'ın adaleti ve hidayetiyle liderlik edecek İslami bir liderliğe ihtiyacımız vardır. İşte o liderlik, sizin, aranızda, sizinle birlikte çalışan ve size çok yakın olan Hizb-ut Tahrir'dir. O halde icabet edin ey Allah'ın kulları!
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Musab Umeyr – Pakistan



