- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
Haber - Yorum
Yahudi Varlığı, Mısır’a Zarar Vermek İçin Dişlerini Bilerken, Sisi İse Barış Mesajları Gönderiyor!
Haber:
Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, Filistin’in işgaline son verilmedikçe bölgenin kalıcı bir barışa tanık olamayacağını söyledi ve bu adım atılmadan “halk nezdinde normalleşmenin veya istikrarın” gerçekleşmeyeceğini vurguladı. Cumartesi günü Devlet Stratejik Komuta Merkezi’nin açılışında yaptığı konuşmada, Mısır’ın keskin vizyonunu, bölge işlerindeki eşi benzeri olmayan tarihi deneyimini ve düşmanlığın dorukta olduğu bir dönemde Yahudi varlığıyla ilk anlaşmayı imzalayan ülke olduğunu vurguladığı gibi Orta Doğu’daki çatışmaların köklü çözümünün, Filistin meselesini sona erdirecek ve uluslararası meşruiyet kararları uyarınca başkenti Doğu Kudüs olan bir Filistin devletini kuracak kapsamlı ve adil bir barış anlaşmasına varılması olduğunu da vurguladı. Ve şöyle devam etti: “İşgali sona erdiren, zulüm ve saldırganlığa son veren ve hakları sahiplerine iade eden adil bir barış olmadan kalıcı bir barış, gerçek bir istikrar ve halk nezdinde bir normalleşme olmayacaktır.”
Yorum:
Sisi, Mısır yöneticilerinin Filistin’i gasp eden Yahudi varlığına teslim olmaya başlayan ilk kişiler olduğunu söylemekten hiç utanmıyor; hatta düşmanlığın, dorukta olarak nitelendirdiği bir durumda olmasına rağmen onunla ilk anlaşmayı imzalayanların kendileri olmakla övünüyor!
Ordusu ve halkıyla Mısır'ın, Filistin halkının gözünü diktiği ve umudu haline geldiği bir zamanda, onların Frengiler ve Moğolları mağlup eden Kutuz ve Zahir Baybars’ın torunları ve Ayn Calut'un kahraman savaşçıları olmasına ve Mısır'ın, İslam’ı ve Müslümanları destekleme ve ümmetin yurdunu savunma konusundaki şerefli tarihi nedeniyle İslam ümmetinin kalbinde büyük bir konuma sahip olmasına rağmen, ancak onun çağdaş yöneticileri, insanlar içerisinde düşmanlık bakımından en şiddetli olan Yahudilerle birlikte halklarına ve ümmetlerine ihanet etmekten geri durmadılar. Nitekim Allahu Teala şöyle buyurmuştur: لَتَجِدَنَّ أَشَدَّ النَّاسِ عَدَاوَةً لِّلَّذِينَ آمَنُواْ الْيَهُودَ وَالَّذِينَ أَشْرَكُواْ “İnsanlar içerisinde iman edenlere düşmanlık bakımından en şiddetli olarak Yahudiler ile şirk koşanları bulacaksın.” [Maide 82] Dahası Camp David Anlaşması’nı imzalayarak Filistin’i ve halkını yüzüstü bıraktılar; Sina Yarımadası’ndan vazgeçip Yahudi varlığıyla, Mısır’ın Sina üzerindeki egemenliğini şekli bir hale getiren aşağılayıcı bir anlaşma imzalayarak da Mısır’ı yüzüstü bıraktılar; böylece Mısır, Yahudi varlığının sınırlarının ve güvenliğinin koruyucusuna dönüşmüştür.
Şimdi de on yıllarca süren zillet, aşağılanma ve herkesin gözünde Yahudilerin, bir ahit ve anlaşma gözetmediğini kanıtlayan deneyimlerin ardından ve Gazze’deki halkımıza karşı işledikleri ve hâlâ işlemeye devam ettikleri tüm vahşi suçların ardından Sisi, yeniden normalleşme, barış, bölgenin ve Filistin’in tek seçeneği olarak teslimiyetçi çözümlerden bahsetmeye başlamıştır!
Dolayısıyla Sisi, Yahudilerden barışı ve ilgili uluslararası kararları kabul etmelerini talep ediyor; oysa bu kararlar, egemenliği ve otoritesi olmayan cılız bir devletçik karşılığında mübarek toprak Filistin’deki işgalin meşruiyetini ve kalıcılığını öngörmektedir. Nitekim kendisini sanki Filistin’i savunuyormuş gibi göstermektedir; oysa gerçekte o Yahudi varlığına, şayet Müslümanların bir devleti ve imamı olsaydı hayal bile edemeyecekleri ücretsiz bir hediye sunmaktadır.
Garip olan ise, Sisi’nin bu utanç verici teklifleri ve boyun eğici söylemlerinin, Yahudi varlığının Mısır ve Türkiye’ye zarar vermek için hazırlık ve planlar yaptığı bir zamanda gelmesidir. Bir yıldan fazla bir süredir iç siyasi çevrelerdeki konuşma, önümüzdeki aşamada bu iki konuya karşı koyma etrafında dönmektedir. Yahudiler, Mısır’a zarar vermek için kılıçlarını ve dişlerini bilerken, Sisi ise ihanet gösterilerine devam ediyor!
Yahudi varlığı, kerim Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in İsra ve Miracı ve Müslümanların ilk kıblesi ve Haremeyn eş-Şerifeyn'in üçüncüsünün olduğu mübarek Filistin topraklarını gasp eden bir varlıktır. Dahası Filistin halkı bizim halkımız, onların düşmanları bizim düşmanımız ve onların katilleri de kıyamet gününe kadar bizim hasmımızdır. Dolayısıyla bu gaspçı varlıkla barış da normalleşme de yoktur. Bu yüzden Mısır’ın özgür ordusu içindeki kardeşlerimizin ve Amr ibn As, Kutuz ve Baybars’ın torunlarının üzerine düşen, Filistin’in ve halkının çağrısına kulak vermeleri ve Filistin’i ve Yahudiler tarafından işgal edilen Müslümanların topraklarının her bir karşını kurtarmak için harekete geçmeleridir. Ancak bu şekilde Mısır, Sisi’nin saçmalıkları ve boyun eğmelerine değil, ümmetin kalesi ve koruyucu kalkanı olmaya geri dönebilir.
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Said Fazıl - Mısır



