- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
Haber-Yorum
Gaspçı Varlıkla Müzakerenin Alternatifi Hakkında Soranlara!
Haber:
Son zamanlarda birçok kişi, Yahudi varlığıyla müzakere edilmesinden bahsediyor; onu güçlü bir şekilde savunuyor, onun alternatifini sorguluyor ve savaşı durdurmak için düşmanla müzakere etmekten başka alternatifin olmadığını belirtiyor.
Yorum:
Tuhaf olan, aynı mantığın geçmişte ve günümüzde bazı Filistin yöneticileri tarafından da kullanılmış olmasıdır; hatta eğer Gazze, Batı Şeria ve Lübnan halkı ellerindeki mevcut güçle o gaspçı düşmanın karşısında durmak için harekete geçmeseydi, neredeyse tüm ümmete isabet edecek şekilde bir zillet, aşağılanma ve küçük düşme noktasına kadar ulaşmış olacaktık; zira Gazze, Batı Şeria ve Lübnan halkı, maddi güç dengelerinin kendi lehlerine olmadığını biliyorlardı; dahası tüm dünyanın kendilerine karşı durup savaşacağını da biliyorlardı.
Bununla birlikte onlar, Filistin, Lübnan ve Suriye’de gasp edilmiş toprakları geri almak için, gaspçı düşmana karşı cihat edip savaşmayı, tek ve yegane bir görev ve gereklilik olarak kabul etmişlerdir.
Rabbimiz Azze ve Celle'nin, toprak, mal veya namusun gasp edildiği her durumda bizden talep ettiği şey işte budur; yani gasp ettiği şeyleri eksiksiz bir şekilde geri alıncaya kadar gaspçı ile savaşmaktır. Zira Allah’ın Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Âlihi ve Sellem şöyle buyurmuştur: مَنْ قُتِلَ دُونَ مالِهِ فهوَ شَهيدٌ، ومَنْ قُتِلَ دُونَ دِينِهِ فهوَ شَهيدٌ، ومَنْ قُتِلَ دُونَ دَمِهِ فهوَ شَهيدٌ، ومَنْ قُتِلَ دُونَ أهلِهِ فهوَ شَهيدٌ “Malı uğrunda öldürülen şehittir, dini uğrunda öldürülen şehittir, kanı uğrunda öldürülen şehittir, ailesi uğrunda öldürülen şehittir.”
Bu nedenle mübarek Filistin üzerinde müzakere eden ve ondan geriye kalan kısmı üzerinde hâlâ müzakere etmeye devam eden herkesin kendini gözden geçirmesi, başkalarından ders ve ibret alması gerekir.
Lübnan’a gelince; onun yöneticilerinin Yahudi varlığıyla doğrudan müzakereye koşuşturduklarını ve ona barış, güvenlik, normalleşmeye yol açacak tanıma ve diğer cazip teklifler sunduklarını gördük; ancak Yahudilerin cevabı, bu yöneticilere karşı sürekli katliam, yeridenn etme, arbede ve kayıtsızlık olmuştur.
En tuhafı ise, bu yöneticilerin, gaspçı düşmanla müzakerelerini reddedenlere alternatif ve çözüm hakkında sormalarıdır!
Lübnan’ın veya Suriye’nin bir kısmının işgal edilmesindeki temel sorun, Filistin’in gasp edilmesi ve Müslümanların başındaki yöneticilerin, bu gaspçıyı kabul etmeye, onunla bir arada yaşamaya ve gaspçının ortadan kaldırılması imkânsız bir gerçeklik olarak onu tanımaya zorlanmasıdır; zira onların iddiasına göre insanlar yaşamak, barış içinde yaşamak ve savaşlardan uzak kalmak istemektedir.
Ey Lübnan ve Lübnan dışındaki yöneticiler, asıl sorun, bizzat Yahudi varlığının, önce Filistin’i, ardından da onun çevresindeki Lübnan, Suriye ve Ürdün’deki mübarek toprakları gasp etmek için kurulmasında yatmaktadır.
Şerî ve akli olarak tek alternatif, Müslümanların bu varlıkla savaşmasıdır; bu da yöneticilerin emrini gerektirmektedir, eğer yöneticiler icabet etmezlerse, orduların tek yapacağı şey, onları ayaklarının altında ezip, Yahudi varlığını ortadan kaldırarak Müslüman ülkelerden gasp ettikleri yerleri kurtarmakla ilgili görevlerini yerine getirmek için harekete geçmektir.
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi Radyosu İçin Yazan
Dr. Muhammed Cabir - Lübnan



