Çarşamba, 27 Rebiu’l Evvel 1448 | 2026/09/09
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü
Haberlere Bakış 06/09/2026

بسم الله الرحمن الرحيم

Haberlere Bakış

06/09/2026

* Yeni doğmuş dört bebeğin cesetleri, Lebap eyaletinin Türkmenabat bölgesinin birkaç ilçesinde bir yığın enkaz içinde bulundu. Bu olaylar Haziran ve Temmuz aylarında dört ayrı günde kaydedildi. Özgür Avrupa/Özgürlük Radyosu (RFE/RL), olaylarla ilgili bilgileri, yerel yetkililer tarafından sıkı şekilde saklandığı söylenen taraf ile Türkmenabad'ın kolluk kuvvetleri olmak üzere iki alakasız kaynaktan topladı.

Bir polis kaynağı: “Dört yeni doğmuş bebeğin cesetleri şehrin “Çiçek Pazarı”, Nehir Adamları ve Demiryolu bölgelerinde çöp kutularında bulunduğunu ve bebekler Haziran ve Temmuz aylarında, ayrı günlerde bulduğunu, ancak birbirine yakın zamanda olduğunu” söyledi.

…Kaynaklarımıza göre, olaylarla ilgili bilgiler Ulusal Güvenlik Bakanlığı'nın (MHM) yerel ajansı tarafından sıkı sıkıya gizli tutuluyor.

"Olaylar MHM tarafından kapanmış ilan edildi. Yani polis teşkilatları bile bundan haberdar değildi. Ancak, soruşturmacıların şehirde beden ticaretini organize etmekle suçlanan kadınlar ve bazı diğer sakinlerle röportajlar yapması, polis arasında belli bir derecede bilgi yayılmasına yol açtı," dedi kaynak.

Editörler, bilgi almak için bölgenin ilgili yetkilileri aralarında Belediye Binası ve Polis Departmanı da dahil olmak üzere telefonla iletişime geçmeye çalıştı. Ancak 4 Eylül'de Liberty'nin bu ajanslara yaptığı telefon aramalarına kimse cevap vermedi.

Türkmenistan'da yeni doğanların terk edilmesi ve ölümü gibi olaylara ilişkin ayrıntılı resmi istatistikler açıkça yayımlanmamaktadır. Türkmen yetkilileri bunu açıkça tartışmadı bile. Benzer olaylar genellikle devlet kontrolündeki basında bildirilmez.

İsmi açıklanmaması şartıyla konuşan çok sayıda yerel gözlemci, doktor ve eğitimci, nedenleri ekonomik zorluklara, nüfusun geçim koşullarının kötüleşmesine ve ergenler arasında cinsel sağlık ile gebelik koruması gibi konuların açık tartışmasının eksikliğine bağlıyor. [www.azathabar.com, 04 Eylül 2026.]

Allahu Teala insanı yaratmış, evliliği çoğalmalarının sünneti kılmıştır. Allah Kur’an-ı Kerim’de, ehemmiyetini göstermek üzere “sapasağlam misak” olarak zikretmiştir: وَأَخَذْنَ مِنكُم مِّيثَاقًا غَلِيظًاSizden de sapasağlam bir misak aldık.” Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de her ne sebeple olursa olsun, ister gece ibadeti, ister gündüz orucu için olsun, evlilikten kaçınmayı reddetmiş ve şöyle buyurmuştur: ...وَأَتَزَوَّجُ النّساء، فَمَنْ رَغِبَ عَنْ سُنَّتِي فَلَيْسَ مِنِّي...Ben de kadınlarla evlenirim. Kim benim sünnetimden yüz çevirirse benden değildir.” İmam Ahmed şöyle demiştir: “Bekârlık hiçbir şekilde İslam’ın emrinden değildir. Kim seni evlenmemeye çağırırsa (bil ki) İslam dışına çağırıyordur.”

Dolayısıyla evlenmeye karşı isteksizlik sünnete aykırı olduğu gibi selim fıtrata da terstir ve yeryüzünde fesadın, ahlaksızlığın ve fuhşiyatın yayılmasına kapı aralar, Allah korusun. Gerçek bir engel olmaksızın evliliği terk etmek toplumda kaos ve kargaşa sebebidir. Zira evlilik sekinet, itminan, huzur, sevgi ve muhabbettir. وَمِنْ آيَاتِهِ أَنْ خَلَقَ لَكُمْ مِنْ أَنْفُسِكُمْ أَزْوَاجًا لِتَسْكُنُوا إِلَيْهَا وَجَعَلَ بَيْنَكُمْ مَوَدَّةً وَرَحْمَةً إِنَّ فِي ذَلِكَ لَآيَاتٍ لِقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ“Kaynaşmanız için size kendi (cinsi)nizden eşler yaratıp aranızda sevgi ve merhamet peydâ etmesi de O’nun (varlığının) delillerindendir. Doğrusu bunda, iyi düşünen bir kavim için ibretler vardır.” [Rum 21] Şeriatın sunduğu bu çözümlere baktığımızda. Türkmenistan’ın bazı bölgelerindeki çöp kurularında bulunan ölü bebeklerin sebebinin ne olduğu net bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Peki bir İslam ülkesinde bu iğrenç suçların işlenmesi fikri nereden kaynaklanmaktadır?

Erken evlilik aşağılık bir davranıştır.” “Erken evlilik hem kız hem erkek için erken bir felakettir.” “Psikolojik, sağlık ve ailesel sorunlara yol açar ve çocuk haklarını yok eder.”… Bu türden cümleler, kadın kuruluşları veya insan hakları merkezleri tarafından düzenlenen konferans ve kongrelerde sürekli olarak tekrarlanır. Hatta birçok ülke parlamentosu aile ile ilgili kanun yaparken bu yönleri de ele alarak evlilik yaşının yükseltilmesi veya gençlerin evlenme yaşlarına bir alt sınır getirmek üzere kanun değişikleri önerirler. İslam topraklarında bulunan ve Batılı finans kurumları tarafından desteklenen kadın kuruluşları erken evliliğe karşı çıkan ve ebeveynleri erken evliliğe karşı mücadeleye çağıran konferanslar düzenlemekteler. Hatta 18 yaşını doldurmamış “erişkin kızların” evlenmelerini yasaklayan kanunların çıkartılmasına çağrıda bulunuyorlar. Bunların tümü, kadın erkek ilişkilerini düzenleyen sistemler üzerinde çalışmalar yapan CEDAW ittifakında olduğu gibi batıda yer alan belgelerle uyumlu olan hususlardandır. Üstelik, bu ittifakı imzalayan ülkeler açısından bunların tümü bağlayıcılığı olan ve ilgili ülke kanunlarının da buna uygun olmasını gerektiren hususlardandır.

Nitekim Eş-Şarku’l-Evsat gazetesinin 15 Mayıs 2010 tarihli sayısında “Bu denli büyük sayıda çocuk hamile” başlığı altında bir haberinde şöyle deniliyor: “Evlilik dışı ilişki kaynaklı çocuk annelerin sayısı evli olanların %70’ine ulaştı. Her bin çocuğun %55’i hamile. İngiltere’de doğan çocukların %68’nin anne ve babaları evli değil. Yine mbc portalı 23 Ocak 2015 tarihinde, erişkin hamileler hakkındaki raporla ilgili şu ifadelere yer veriliyor: “Küresel olarak en yüksek oran 15-19 yaşlarına ait. Amerika’nın genç kızları her yıl 400 bin evlilik dışı çocuk doğuruyor. Görüldüğü üzere Batı’nın evlilikle ilgili iğrenç fikir ve kanunları, Müslüman ülkelerin başındaki ajan yöneticiler tarafın Müslümanlara pazarlanmakta, hatta bu iğrenç fikirlere ilişkin kanunlar ve yasalar çıkarılmaktadır. Dolayısıyla erken yaşta evliliğe yönelik saldırı günümüzde ortaya çıkmış bir husus değildir. İslam'a ve hükümlerine yönelik savaş çerçevesinde sorunlar zincirinin halkalarından biridir. Nitekim CEDAW ittifakı çerçevesinde yer alan kanunlar ve diğerleri hamile kızların zina ettikleri gibi bir yargıya maruz kalmadan eğitimlerine devam etme hakkına sahip olmalarını istemektedirler. Üstelik zina eden kimse hakkındaki kanun tarafından belirlenen yaş ile genç kızın kürtaj yaptırmak veya hamileliğe devam etmesi arasında serbestlik söz konusudur. Tüm bunlar gösteriyor ki Türkmenistan dahil tüm İslam ülkelerinde meydana gelen çocuk ölümleri ve annelerin yaşları ile ilgili gerçekler ve istatistikler, toplumun rezillik ve fücur bataklığına düşmesini koruyan İslam'a ve aile hakkındaki hükümlerine yönelik iğrenç çabalardır. Batılı küfür fikirlerden kaynaklanan bu iğrençliklerden tek kurtuluş, Rabbimizin şeriatı olup, şeriatta erken yaşta evlilik caizdir ve hiçbir kişinin de bunu tenkit etme veya Allah’ın dinini savunma gerekçesiyle buna cevaz verme hakkı yoktur.

* “Türkmenistan ve Türkiye'nin stratejik ortaklığı Ankara Cumhurbaşkanlığı Kompleksi'nde Tartışılacak.” Türkmenistan'ın bağımsızlığının 35. yıldönümünü anmak için Türkiye'nin başkentinde bir dizi uluslararası etkinlik başlatılıyor. 22 Eylül Salı günü Ankara, "Bağımsızlığın 35. Yıldönümü Bağlamında Türkmenistan-Türkiye Stratejik Ortaklığı" başlıklı üst düzey tematik bir toplantıya ev sahipliği yapacak.

Ankara'daki Cumhurbaşkanlığı Kompleksi, forumun imza mekanı olacak ve toplantı Ulusal Kütüphane salonlarında gerçekleşecek. Etkinlik, Türkiye'deki Türkmenistan Büyükelçiliği, Avrasya Ekonomik, Kültürel ve Sosyal Araştırmalar Vakfı (EkoAvrasya) ve Türk Dünya Sivil Toplum İşbirliği Derneği (TÜRKSİT) tarafından organize edilmektedir.

Yaklaşan diyalog, Aşgabat ile Ankara arasında gelişen çok yönlü bağların dinamiklerini objektif olarak değerlendirmeyi ve ticaret, ekonomik, kültürel, insani ve bilimsel ve eğitim alanlarında stratejik ortaklığın derinleştirilmesi için umut vadeden vektörleri belirlemeyi amaçlamaktadır. (orient.tm, 04 Eylül 2026).

Biraz geriye gidecek olursak; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 14 Aralık 2022 tarihinde Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Türkmenistan Devlet Başkanı Serdar Berdimuhammedov ile Türkmenistan'ın Avaza bölgesinde düzenlenen "Türkiye-Azerbaycan-Türkmenistan Devlet Başkanları 1. Zirvesi'nde" bir araya gelmiş ve Türkmenistan gazının Türkiye ve Avrupa'ya ulaştırılması için üç ülke arasında "Enerji Alanında İşbirliğinin Geliştirilmesine Dair Mutabakat Zaptı" imzalanmıştı.

Türk Devletleri Teşkilatı'nın gözlemci üyesi statüsünde bulunan Türkmenistan, dünyanın önemli gaz tedarikçileri arasında yer alıyor. Türkmenistan’ın yaklaşık 13,6 trilyon metreküplük ispatlanmış gaz rezervi bulunuyor. Türkmenistan, 2021’de 79,3 milyar metreküp gaz üretirken, bu gazın 36,7 milyar metreküpünü kendi kullandı. Ülke, Çin’e 31,5 milyar metreküp, Rusya’ya ise 10,5 milyar metreküp gaz ihraç etti. Ülke ayrıca İran’a da gaz ihraç ediyor.

Türkiye, Azerbaycan ve Türkmenistan arasında imzalanan mutabakata göre Türkmen doğal gazının Hazar Denizi üzerinden boru hatları ile Güney Gaz koridoruna bağlanarak Avrupa’ya taşınması planlanıyor. Güney Gaz Koridorunun amacı, Hazar Denizindeki gaz kaynaklarının Avrupa’daki pazarlara ulaştırılması yoluyla Avrupa enerji arzının artırılması ve çeşitlendirilmesidir. Güney Gaz Koridoru Güney Kafkasya Boru Hattı, Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı ve Trans-Adriyatik Boru Hattından oluşmaktadır. Azerbaycan’ın Hazar Denizindeki Şah Deniz sahasından çıkarılan doğal gazın Azerbaycan, Tiflis, Türkiye ve Yunanistan üzerinden İtalya’ya ulaştırılması amaçlanmaktadır.

Özellikle Rusya Ukrayna savaşında Amerika ve Avrupa’nın Rusya’ya karşı aldığı yaptırım kararlarından sonra Avrupa’da ciddi bir enerji krizi ortaya çıkmış ve hala çözülememiştir.

Bu çerçevede Amerika Avrupa’nın ihtiyacı olan doğalgazı Türkiye üzerinden temin ederek Avrupa’ya karşı Türkiye’yi bir enerji üssüne dönüştürmek istemiştir. Böylece Amerika Rusya’nın Avrupa’ya direkt olarak doğalgaz tedarikini engelleyerek, Avrupa’da bir enerji krizinin oluşmasına neden olmuş, Avrupa’nın gaz ihtiyacını temin etmek ve bu konuda bağımlılık oluşturmak için Türkiye’ye alan açmıştır. Bunun yanı sıra Amerika Türkiye’nin Türk Devletleri Teşkilatı üzerindeki etkisini arttırarak Türk Devletleri Teşkilatı üzerindeki Rusya nüfuzunu azaltmayı ve kendi nüfuzunu arttırmayı, böylece Azerbaycan, Türkmenistan, Özbekistan, Kırgızistan ve Kazakistan’ın bulunduğu Güney Kafkasya ve Orta Asya’da kendi nüfuzunu arttırmayı da hedeflemektedir. İşte bu plan çerçevesinde Amerika, Türkiye aracılığıyla Orta Asya ülkeleri üzerindeki nüfuzunu güçlendirmek adına her fırsatı değerlendirmek istemektedir. Dolayısıyla 22 Eylül 2026 Salı günü Ankara’nın, "Bağımsızlığın 35. Yıldönümü Bağlamında Türkmenistan-Türkiye Stratejik Ortaklığı" başlıklı üst düzey tematik bir toplantıya ev sahipliği yapması işte bu çerçevede okunmalıdır. Diğer bir deyişle, Türkiye-Türkmenistan ilişkileri, kendi halklarının maslahatı için değil, efendileri Amerika’nın çıkarlarına hizmet içindir. Allah onları kahretsin! Ne kadar kötü hüküm veriyorlar.

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Ramazan Ebu Furkan

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER