- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
Haber-Yorum
Yoksulluğu Sadece İslami Ekonomik Sistem Ortadan Kaldırabilir
Haber:
12 Ekim'de, New York'taki Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı tarafından yayımlanan rakamlar, Pakistan nüfusunun yüzde 38.3'ünün, yani nüfusunun üçte birinden fazlasının çok boyutlu yoksulluk çektiğini ortaya koymuştur. Ulusal Meclis Başkanı Sardar Ayaz Sadiq, 16 Ekim'de düzenlenen Uluslararası Yoksulluğun Ortadan Kaldırılması Günü vesilesiyle yayımladığı mesajında, kapsamlı yasal düzenlemelere ve yoksulluğun ortadan kaldırılması, sosyal adaletin sağlanması ve eşit fırsatların sunulması yönündeki ulusal taahhüdün yenilenmesine duyulan ihtiyacı vurguladı. (El Fecr Gazetesi)
Yorum:
Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı'nın bu raporu yayımlamasından bu yana, Pakistan'da insanların ekonomik koşulları hakkında çok fazla tartışma yaşanmaktadır. Asım-Şahbaz rejimi başarıyı kendine mal etmekte ve 2022 yılında önceki İmran-Bajva rejiminin yerini aldığında Pakistan'ı eli kulağındaki iflastan kurtarmakla övünmektedir. Rejim ayrıca, döviz rezervleri, bütçe açığı, enflasyon oranı, faiz oranı ve cari açık gibi temel makroekonomik göstergelerin önemli ölçüde iyileştiğini, bu nedenle uluslararası derecelendirme kuruluşlarının Pakistan'ın kredi notunu yükselttiğini belirterek Pakistan'ı ekonomik kalkınma yoluna soktuğunu vurgulamaktadır.
Makroekonomik göstergelerin iyileştiği ve uluslararası derecelendirme kuruluşlarının Pakistan'ın notunu yükselttiği konusunda şüphe yoktur; ancak aşırı yoksulluğun son iki yılda arttığı da bir gerçektir. Zira Pakistan 2025-2026 Ekonomi Anketi'ne göre genel yoksulluk oranı, 2018-2019 yıllarındaki %21.9'a kıyasla %28.9'a yükselmiş ve yaklaşık 70 milyon kişi yoksulluk sınırının altında kalmıştır. Düşük-orta gelirli ülkeler kategorisi için günlük 4,20 dolar (yaklaşık 1200 rupi) olarak belirlenen üst yoksulluk sınırına göre, Pakistanlıların yaklaşık %44,7'si (107 milyondan fazla insan) yoksulluk içinde yaşayanlar sınıfına girmektedir.
İşin aslı, bu makroekonomik göstergeler insanların gerçek ekonomik durumunu ortaya koymamaktadır. Zira Pakistan Rupisi 2022 yılının başından bu yana ABD doları karşısında yaklaşık % 57.6 ila % 60 oranında değer kaybetmiştir. Yani Dolar, Ocak 2022'de yaklaşık 176.75 Rupi seviyesinden işlem görüyordu. Şu anda ise Dolar, yaklaşık 278.65 ila 280 Rupi arasında işlem görmektedir. Böylece yalnızca Rupinin değer kaybetmesi nedeniyle para biriminin satın alma gücü yüzde 60 oranında azalmıştır. Rupinin değer kaybetmesinin yanı sıra, genel satış vergisi, petrol ürünlerine uygulanan vergi ve yüksek elektrik fiyatları gibi gerileyici vergiler, tüm malların fiyatlarını öyle bir düzeye çıkardı ki, halkın büyük bir kesimi çocuklarını okula göndermek ile gıda satın almak arasında seçim yapmaya mecbur kalmıştır. Bu yüzden Pakistan, gıda güvenliği ve açlıkla ilgili ciddi bir zorlukla karşı karşıyadır; çünkü 2026 yılı Küresel Açlık Endeksinde 122 ülke arasında 106. sırada yer almaktadır. Uluslararası insani yardım kuruluşu "Açlığa Karşı Eylem", Pakistan'da 10.6 milyon kişinin insani yardıma ihtiyaç duyacağını tahmin etmektedir.
Gerçek şu ki, Uluslararası Para Fonu'nun yönlendirdiği ekonomi politikaları, Pakistan'ı hiçbir şekilde ekonomik ilerlemeye yaklaştırmamakta, aksine onu kapsamlı bir yıkıma sürüklemektedir. Mevcut Asım-Şahbaz rejimi, ekonomik alanda da katı devlet politikasını kullanmış ve Uluslararası Para Fonu'nun politikalarını acımasızca uygulamıştır ancak katı devlet, bu alanda da başarısız olmuştur.
Pakistan'ın Hilafetin gölgesinde İslami ekonomik sisteme ihtiyacı vardır. Kapitalist sistemin gölgesinde ne kapsamlı yasalar ne de ekonomi politikası yoksulluğu ortadan kaldırabilir; çünkü kapitalizm, kaynakların kıt olması nedeniyle yoksulluğun ortadan kaldırılamayacağına inanmaktadır. Yoksulluk meselesini anlayan ve her bir birey için gıda, barınma ile giyim ihtiyacının karşılanmasını, ayrıca insanlara sağlık, eğitim ve ulaşım imkanlarının ücretsiz olarak sunulmasını vacip kılan nassıyla yoksulluğu sona erdirmeyi devlete zorunlu kılan sadece İslam'dır. İslam; yoksullara, borçlulara, gelire, genel satışa veya mallar üzerine herhangi bir vergi yüklemez; böylece mal fiyatları düşük kalırken, insanların harcama yapmak için ellerinde daha fazla para kalması sağlanmış olur. İslam, elektrik ve gazı kamu mülkiyeti olarak kabul eder; bu sayede bunların fiyatları düşük olarak kalarak sanayi ve tarım ürünlerinin üretim maliyetini düşürür ve yerli malların hem yerel hem de uluslararası pazarlarda rekabet gücünü artırır. Ayrıca İslam; altının ve gümüşün, değerini kaybetmeyen nakit (para) olmasını farz kılmıştır; çünkü hiçbir devlet, yalnız Pakistan'da değil tüm dünyada genel fiyat enflasyonunun tek nedeni olan itibari para sisteminde olduğu gibi, dilediği zaman altını ve gümüşü üretemez.
Dinimize ve ideolojimize; yani yegâne hakiki ve kapsamlı hayat nizamı olan İslam'a geri dönmeliyiz. Mesele ister Pakistan ister tüm dünyayla ilgili olsun; yoksulluk ancak Hilafetin gölgesinde İslami ekonomik sistemin uygulanmasıyla ortadan kaldırılabilir. Bu vurgu temelsiz değildir; zira dünya, Hilafetin gölgesi altında Müslümanların altın çağını tanımış ve o dönemde insanlar yüzyıllar boyunca dünyadaki en yüksek yaşam standardıyla yaşamışlardır. Allah Subhanehu ve Teala’nın emirlerini bir kez daha uygularsak, o gün yeniden tekrarlanabilir.
Allahu Teala şöyle buyurmuştur: لَوْ أَنَّ أَهْلَ الْقُرَى آمَنُوا وَاتَّقَوْا لَفَتَحْنَا عَلَيْهِمْ بَرَكَاتٍ مِنَ السَّمَاءِ وَالأَرْضِ وَلَكِنْ كَذَّبُوا فَأَخَذْنَاهُمْ بِمَا كَانُوا يَكْسِبُونَ “O ülkelerin halkı inansalar ve (günahtan) sakınsalardı, elbette onların üstüne gökten ve yerden nice bereket kapıları açardık. Fakat yalanladılar; biz de ettikleri yüzünden onları yakalayıverdik.” [Araf 96]
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Şeyh Şahzad - Pakistan



