- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
Haber-Yorum
Ürdün'de Cadılar Bayramı'nı Kutlamak Serbest
Ama Dine Bağlı Kalmaya ve Filistin'e Destek Vermeye Çağırmak Yasak
Haber:
Başkent Amman'da düzenlenen Cadılar Bayramı kutlamaları, sosyal medya platformlarında eleştiri dalgasına yol açtı; zira aktivistler ve sıradan halk, bu kutlamaların bu dönemde yapılmasına karşı olduklarını dile getirerek, Kerak kurbanlarının yasının hâlâ devam ettiği bir ortamda dans ve eğlence görüntülerinin Ürdünlülerin duygularını dikkate almadığını ifade ettiler; diğerleri ise itirazlarını, toplumsal kimlik ve değerlerle bağdaşmayan kültürel görünümlerin körü körüne taklit edilmesi olarak nitelendirdikleri duruma bağladılar. (Es-Sawsana Gazetesi)
Yorum:
Britannica Ansiklopedisi'ne göre Cadılar Bayramı, “Samhain” adıyla anılan pagan bir festival olarak başlamış ve eski İrlanda ile Britanya'daki Kelt halkları tarafından, mevcut takvimimize göre 1 Kasım'a denk gelen tarihte kutlanmış olup bu tarihi yeni yılın başlangıcı, kışın ve karanlık mevsimin başlangıcı olarak kabul etmişlerdir; çünkü onların yılı aydınlık ve karanlık olmak üzere iki mevsime ayrılmaktaydı. Zira bu sırada arazi sözleşmeleri yenilenir ve sürüler meralardan geri dönerdi. Aktarıldığı üzere bu Keltler, yaşayanlar dünyası ile ölüler dünyası arasında bir engel olduğuna ve bu engelin Samhain arifesinde, yani 31 Ekim tarihinde ortadan kalktığına ya da neredeyse kalkmak üzere olduğuna, dolayısıyla sona eren yılda hayatını kaybedenlerin ruhlarının hala dünyada kaldığına ancak o gece öteki dünyaya göç ettiklerine, ayrıca ölmüş kişilerin ruhlarının gelip ailelerini ziyaret ettiklerine inanıyorlardı. bu yüzden sofraların etrafına boş sandalyeler yerleştirilir ve evlerin kapıları açık bırakılırdı. Kötü ruhlara gelince; onları kovmak için tepelerin zirvelerinde ateşler yaktılar ve tanınmamak için maskeler taktılar! Hristiyanlık da bu geleneği istismar ederek 1 Kasım’a denk gelen Azizler Günü ile ilişkilendirmiş ve “All Hallows’ Eve” (Azizler Günü Arifesi) adı verilmiştir; ardından İrlanda ve İskoçya’ya ait gelenekler, 19. yüzyıldaki göç dalgalarıyla birlikte Amerika Birleşik Devletleri’ne taşınmış ve burada, balkabaklarının oyulmasından “şeker mi, şaka mı?” oyununa kadar uzanan ve günümüzde bilinen ticari ve eğlence odaklı şeklini kazanmış; nihayetinde büyük ekonomik getiriler sağlayan devasa bir sektöre dönüşmüştür.
Üzücü ve esef verici olan şu ki; bu putperest bayramın kutlama görüntüleri artık Batı ile sınırlı kalmamış, aksine Müslüman ülkelerine de yayılmıştır; öyle ki başkentlerde ve büyük şehirlerdeki oteller, restoranlar, kafeler ve alışveriş merkezleri bu putperest bayram vesilesiyle etkinlikler düzenlemekte, kostümler, partiler ve yarışmalar sunma konusunda adeta birbirleriyle yarışmaktadırlar; bu sırada çocuklar ve gençler de maskeler takarak, birbirlerini korkutarak ve fotoğraflar çekerek bu etkinliklere katılmaktadırlar. Ürdün'de ve diğer Müslüman ülkelerde bu putperest bayramına ait yayılan fotoğraf ve videolar, kertenkele deliğine girme ve Batı'yı körü körüne taklit etme anlamına gelmektedir; bu ise ne İslam'ın hükümleriyle ne de Müslümanların kültürü ve kimliğiyle bağdaşmaktadır. Dinlerine düşkün olan Ürdün halkının, bu kutlamaları reddederek sosyal medyada ortaya koydukları tepki ve kınama, bunların yalnızca kendi sahiplerini temsil ettiğini teyit etmektedir.
Ürdün rejimi, efendilerini memnun etmek için İslam'a karşı savaşmak ve Ürdün halkının İslami kimliğini tahrif etmek üzere hızla adımlar atmakta ve bu konuda çeşitli yöntem ve araçlarla hiçbir çabadan kaçınmamaktadır; zira bazen müfredatları değiştirmekte, camileri, imamları ve hatipleri kontrol altına almakta, yatsı namazından sonra vaaz ve irşat dersleri verilmemesini talep etmekte ve namazdan on beş dakika sonra camileri kapatmakta, Gazze'ye destek vermeyi suç sayarak bu işin sorumlularını cezalandırmakta, bazen de Cerş, Petra ve Akabe'de ahlaksız müzik konserleri ve festivalleri düzenlemekte ve Cadılar Bayramı ve diğer etkinlik ve kutlamaların düzenlenmesine izin vermektedir.
Bu suçlu rejim, Gazze ve Batı Şeria bölgesindeki Müslümanların kanları ve parçalanmış bedenleri üzerinde dans etmekte, Kerak şehrinde ölenler için gözyaşı döküyormuş gibi yapmakta ve onların intikamını Dera şehrinde masumları öldürerek almakta, ardından da Cadılar Bayramı ve ahlaksız partilere ruhsat vermektedir! Eğer bu, Filistin'de veya başka yerlerdeki mazlum Müslümanlara destek olmak amacıyla düzenlenen bir etkinlik olsaydı, ona ve düzenleyenlere karşı savaş açardı; ancak bu, şu gerçeği ortaya koyan bir çelişkidir; İslam'ı yozlaştıran, ona karşı savaşan, Müslümanların kimliğini ve değerlerini tahrif eden her şeye izin verilmekte, hatta çoğu zaman devlet bunların düzenlenmesini bizzat üstlenmektedir; ama buna karşılık, Müslümanlara destek çağrısı yapan ve dinin hükümlerine bağlılığı savunan Lü'lüü'l-Meknûn girişimi gibi bir girişim ise yasaklanmakta, onun mensuplarına savaş açılmakta ve takip edilmektedirler!
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Aişe Abdulkadir



