Pazartesi, 29 Cumade’l Ûlâ 1448 | 2026/11/09
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü
Acaba Yemen’in Muhlis Halkı

بسم الله الرحمن الرحيم

Haber-Yorum

Acaba Yemen’in Muhlis Halkı
İngiltere ile Amerika’nın Çıkarları Arasındaki Farklılıktan Yararlanabilecek mi?!

Haber:

Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirlikleri arasında Yemen devletinin yapısı ve siyasi geleceği konusundaki görüş ayrılığı ortaya çıktı. Riyad, Islah Partisi (Müslüman Kardeşler) de dahil olmak üzere Yemen hükümetini ve Yemen'in birliğini desteklerken, Abu Dabi ise ayrılık projesini benimseyen Güney Geçiş Konseyi'nin başını çektiği güneyli silahlı oluşumları desteklemektedir. (Amerikan Responsible Statecraft dergisi) (Marib Press, 4 Kasım 2026)

BAE, Yemen'de Suudi güçlerine karşı Husileri desteklemekte olup Geçiş Konseyi ile Devler güçlerine, Husilerle çatışmalardan çekilmelerini ve cepheleri devre dışı bırakmalarını emretmektedir. (Amerikan Drop Site News sitesi)

Yorum:

Husilerle her gün çatışmaların yaşandığı Taiz, Bab el-Mendeb ve Tur el-Baha'daki savaş cephelerinden Devler Kuvvetleri ve güney güçlerinin çekildiğine dair haberler peş peşe yayımlandı, BAE'de yaşayan ayrılıkçı lider Hani bin Bureyk, güney güçlerinin kuzeyi kurtarmakla ilgilenmediğini söyledi ve Amerikan Drop Site News sitesinde yayımlanan haberlerde ise, BAE’nin, Suudi Arabistan içerisindeki hedeflere ve Suudi Arabistan’a bağlı Yemen güçlerine yönelik hedeflere istihbarat desteği sağladığı ve ayrıca Geçiş Konseyi ile Husiler arasında, Dali vilayetindeki liderler aracılığıyla gizli kanalların bulunduğu belirtildi. Önde gelen Suudi yazar Halid bin Hamad el-Malik, 1 Kasım 2026 tarihinde Suudi El-Cezire gazetesinde, (isimlerini belirtmediği) bölgesel ülkelerin İran'ın yanı sıra Husi milislerine mali ve askerî destek sağladığını yazmıştı!

Husilerle yaşanan savaş cephelerinde, aralarında BAE’ye bağlı güçlerin de bulunduğu savaşan güçler arasındaki bağlılık farklılıkları nedeniyle büyük aksaklıklar yaşanmaktadır!

Birleşik Arap Emirlikleri'nin geçen yüzyılın yetmişli yıllarının başındaki kuruluşundan bu yana İngiltere'ye bağlı olduğu ve onun bölgedeki çıkarlarını koruduğu bilinmektedir.

Daha önce İran’la açıkça uzlaşarak yeni bir sayfa açtığını ilan etmiş ve böylece Körfez’deki küçük devletçikleri İran’a karşı savaşında kendi yanında toplamaya çalışan Amerika’nın çıkarlarına aykırı hareket etmişti. İngiltere’nin uluslararası alandaki nüfuzu gerilemiş olsa da, -her zamanki gibi- dünyanın en zengin ve stratejik açıdan en önemli bölgelerinden birindeki nüfuz ve servet uğruna yürütülen amansız rekabet çerçevesinde, bölgedeki ajanları aracılığıyla Amerika’nın planlarını sekteye uğratmaya çalışmaktadır.

Sonuç olarak Amerika'nın İran'a karşı yürüttüğü savaş, Batı ülkelerinin hegemonyasının kırılganlığını, zayıflığını ve çıkarlarının farklı olduğunun ortaya çıkarmıştır; eğer ücretli ajan liderler olmasaydı, Amerika projelerini hayata geçirmeyi ve bizim zenginliklerimizi yağmalamayı başaramazdı; bu yüzden Müslüman halkların ve özellikle güç ve kuvvet ehlinin, uluslararası çıkarlar arasındaki bu farklılıktan ve kuşatma altındaki örgütler karşısında hakikati ortaya çıkan büyük devletlerin sözde gücünün zayıflığından faydalanmaları gerekir; peki ya düzenli bir orduyla ve samimi liderlerle karşı karşıya gelselerdi durum ne olurdu acaba? Müslümanların başındaki yöneticilerin bugün Batı'nın korumasına bel bağlaması, kaybedilmiş bir bahistir; zira sahte askerî ihtişamın gerçek yüzü ortaya çıkmış ve Batı ideolojisi kendi evlatlarının gözünde bile parlaklığını yitirmiştir; bakın işte bugün onlar, Batı ülkelerinin başkentlerinde onun zulmüne karşı gösteri yapıyorlar; öyleyse dinlerine ve akidelerine karşı samimi olan İslam ümmetinin evlatlarının, özellikle de aralarındaki nusret ehlinin, İslam’ın büyük hadari projesini benimsemeleri gerekir; bundan sonra ümmetin onların etrafında kenetlenmesi onları şaşkına çevirecektir. Nitekim ümmetin pusulası İslam’a doğru yönelmiştir; zira izzet, sadece Allah’a ve O’nun dinene ait olduğu gibi yardım da sadece Allah’ın katındandır; dolayısıyla Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sahbihi ve Sellem’e indirildiği gibi saf ve arı duru İslam’dan başka galibiyet ve iktidar yoktur; o halde tüm ciddiyetle Nübüvvet Minhacı üzere Raşidi Hilafete doğru ilerleyelim. Nitekim Allahu Teala şöyle buyurmuştur: الَّذِينَ يَتَّخِذُونَ الْكَافِرِينَ أَوْلِيَاءَ مِن دُونِ الْمُؤْمِنِينَ أَيَبْتَغُونَ عِندَهُمُ الْعِزَّةَ فَإِنَّ الْعِزَّةَ لِلَّهِ جَمِيعاً “Müminleri bırakıp kâfirleri dost edinenler, onların yanında izzet mi arıyorlar? Bilsinler ki bütün izzet yalnızca Allah’a aittir.” [Nisa 139]

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Abdulaziz El-Hamid – Yemen

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER