- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
Körfez'in Askerlerine: Cahiliye Şeyhlerinin Mesajlarına Aykırı Olan Bir Mesaj O Halde Dinleyin!
Ümmetin çok ciddi bir bocalama ve kaybolma içinde olduğu ve Rabbimizin rızasını kazanacak doğru yola rehberlik edecek birine ihtiyaç durulduğu bir zamanda, hala önde gelen şeyhlerin hak bir tutum sergilemediklerini, cehaleti ayırt edip ona karşı mücadele etmediklerini, aksine rejimlerin yanında yer almakta ısrar ettiklerini, onların yasaklarının sınırlarını aşmadıklarını, hatta onlardan bazılarının bu rejimlere boyun eğmeye ve onların güvenli alanlarında dolanmaya devam ettiklerini görmekteyiz.
Ümmetin alimlerinden bazıları, son on yıllarda Batı ve Yahudi varlığının ümmete karşı yürüttüğü büyük savaşlara tanıklık etmişler ve herkes için olduğu gibi onlar için de, Müslüman ülkelerdeki mevcut rejimlerin Müslüman beldelerde kâfirlerin ajanı oldukları sabit olmuştur. Zira Müslüman ülkeleri yabancı askerlerin üsleri için otlaklar haline getiren, Müslüman ülkelerin hava sahasını kâfirler için açan, Yahudileri destekleyip onların balonlarını şişiren, Müslüman halklardan binlerce kişiyi öldüren, onları yeryüzüne dağıtan ve düşmanlarına teslim eden işte bu rejimlerdir; sonra bu rejimlerin Allah'a, Rasulü'ne ve müminlere yönelik düşmanlığını ve ihanetini gösteren tüm bu bariz gerçekliklere rağmen önde gelen bazı alimlerin hâlâ Allah için onların zulümlerinin karşısında durmadıklarını, aksine onların zina ilişkisine karşı evlilik hükümlerini düşürenlerden daha çirkin bir şekilde İslam'ın itaat ve dostluk konusundaki siyasi hükümlerini düşürdüklerini görmekteyiz!
Şeyh Osman el-Hamis, Körfez'de savaşan askerlere yönelik bir videoda onlara dua etmekte, onlara övgüde bulunmakta ve onların cihatlarını “Allah yolunda bir cihat” olarak nitelendirmektedir! Ancak açık olan gerçek şu ki, Körfez ülkelerinin ordularında ümmetin evlatlarını görevlendirdiği bu savaş, bölgedeki Amerika’nın stratejik çıkarları için olan bir savaş olduğu gibi utançtan başka hiçbir şey getirmeyen Patriot şemsiyesi altında yürütülen bir savaş olup Allah yolunda cihatla hiçbir ilgisi yoktur.
Allah yolunda savaş ve Allah yolunda ribat (İslam topraklarını ve Müslümanları düşman saldırılarına karşı korumak amacıyla sınır boylarında veya stratejik noktalarda nöbet tutmak), şerefli ve asil anlamlar olup şeyhlerin ve rejimlerin diğer kuyruklarının bunları lekelemeleri caiz değildir; çünkü bu cihadî anlamlar, kindar kâfir Batı’nın izinden giderek ya da Batı’ya bağlılık ve bağlantı gereği rejimlerin dikte ettiği şeylerle gerçekleşmez; aksine Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bize haber verdiği gibi sadece tek bir anlamla gerçekleşir: مَنْ قَاتَلَ لِتَكُونَ كَلِمَةُ اللَّهِ هِيَ الْعُلْيَا فَهُوَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ “Kim yalnız kelimetullah yüce olsun diye savaşırsa işte o Allah yolundadır.” Dolayısıyla gayesi küfrün kelimesinin üstüne Allah'ın kelimesini yüceltmek için olmadıkça Körfez askerlerinin cihadının Allah yolunda olması mümkün değildir.
Körfez askerleri de dahil olmak üzere Müslüman askerlerden talep edilen cihat, İslam’a yardım etme için olan savaştır; bu yüzden hiç kimse İran'ın savaşının İslam'a yardım etmek için olduğuna aldanmasın; aksine hakikatinde bu savaş, Müslüman ülkeleri zayıflatmak için Batı'nın nüfuzunu genişletme ve ister İran'da isterse başka yerlerde olsun bölgeyi güçten soyutlama planlarını pekiştirmek içindir; ayrıca bu savaş, Amerika'nın bölgedeki bazı rejimleri içine çektiği uydurma mezhep savaşlarını pekiştirmek için olup bu mezhep savaşından kazançlı çıkan ise fırsat kollayıp duran Batı'dır.
-Tartışma konusu olan- bu söz, Körfez askerlerinin hareke geçirilmesinin, Amerikan askeri üslerini korumakla yetinilmeyip İran ile savaşmak için olduğu varsayımına dayanmaktadır!
Körfez’deki Müslüman askerlerin, yabancı askeri üslerin ve Batı ile yapılan ortak güvenlik ittifaklarının ve anlaşmalarının sömürgecilik şekillerinden biri olduğu gibi İslam beldelerine uzanan kâfir elin dayanak noktaları olduğunu anlamaları gerekir; zira Irak, Yemen ve Suriye'de siyasi hedefleri gerçekleştirmek, Müslüman ülkeleri yıkmak ve buralardaki Müslümanları öldürmek için bu ortak anlaşmalar uyarınca bu üslerden kaç askeri operasyon başlatılmıştır?!
Mevcut gerçeklik bağlamında Allah yolunda savaşa gelince; bu, Batı’nın nüfuzunu ve Yahudi varlığını Müslüman ülkelerden temizlemeye yönelik bir savaş olmalıdır. Yahudiler ve Amerikalılar, Müslümanların başındaki yöneticilerin kirli güvenlik ve lojistik örtüsü ve desteğiyle Müslümanların semalarında uçaklarını uçururken, kalbinde Allah’ı birleyen, elinde silah ya da emrinde bir tabur bulunan herkesin, ülkeyi kurtarmak ve onu tüm bu kirlerden arındırmak için harekete geçmesi gerekir; ayrıca özellikle Körfez, Mısır, Ürdün ve Suriye askerlerinden Yahudi varlığına komşu olanların Batı askeri üslerine ve Yahudi varlığına karşı savaşması gerektiği gibi bu savaştan, İslam'a ve Allah'ın kelimesine yardım etmenin hedeflenmesi gerektiği gibi birçok kişinin, hatta hatırı sayılır sayıda şeyhin kulaklarını tıkadığı küfrün kelimesini küçük düşürmenin de hedeflenmesi gerekir.
İşte biz burada, Sykes-Picot sınırlarını, ulusal haritaları ve rejimlerin kanunlarını aşarak sizlere sesleniyoruz ey Körfez askerleri ve sizlere tek bir akideyle sesleniyoruz; bizler, -rejimler, sınırlar ve anlaşmalar- gibi gerçekliğin putlarını kırıyoruz... bunları sizin önünüzde kırıyoruz ve onları zihinlerinizden çıkarıyoruz ki böylece gayeniz sadece Allah ve O’nun Firdevsül Âla'sı olsun.
Allah yolunda cihat işte budur ve Allah yolunda ribat işte budur; ama Allah’ın kelimesini yüceltmeye yönelik olmayan hiçbir şey, Allah yolunda bir cihat değildir; aksine tağutlar yolunda bir cihat olup bu da Müslümanların sorunlarını karmaşık hale getirmekte ve bu sorunları pekiştirmektedir. Bunun için Körfez ordusuna diyoruz ki; Allahu Teala’nın size emrettiği şu kavlini dinleyin: يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ اتَّقُواْ اللّهَ وَابْتَغُواْ إِلَيهِ الْوَسِيلَةَ وَجَاهِدُواْ فِي سَبِيلِهِ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ “Ey iman edenler! Allah’tan korkun. O’na yaklaşmaya vesile arayın ve O’nun yolunda cihad edin ki kurtuluşa eresiniz.” [Maide 35]
Sizlere “Emirlerinizi ve yöneticilerinizi dinleyin” diyenlere sakın kulak asmayın. Ey Körfez askerleri şunu biliniz ki; sizler emirlerinize ve yöneticilerinize muhtaç değilsiniz, aksine onlar size muhtaçtır ve sizler, size ihtiyaç duyanlar karşısında daha güçlüsünüz ve onlara muhtaç değilsiniz! Her şeyden önce şunu biliniz ki, şüphesiz Allah da size muhtaç değildir: وَمَن جَاهَدَ فَإِنَّمَا يُجَاهِدُ لِنَفْسِهِ إِنَّ اللَّهَ لَغَنِيٌّ عَنِ الْعَالَمِينَ “Her kim cihad ederse, ancak kendisi için cihad etmiş olur. Şüphesiz Allah, âlemlere muhtaç değildir.” [Ankebut 6] Yani sizler, damarlarınızdaki kanları dolaştıran ve ruhlarınız sadece O’nun elinde olan Allah’a muhtaçsınız demektir; haydi o zaman Allah’ın safı ile tiranların safı arasındaki güç dengelerini düşünün, sonra da Allah'ın huzuruna neyle karşılanacağınızı siz seçin. Esselamu Aleykum.
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Saba Ali – Mübarek Toprak (Filistin)



