Pazar, 30 Zilkâde 1447 | 2026/05/17
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü
11 Mayıs: Hizb-ut Tahrir / Pakistan Vilayeti Resmi Sözcüsü Navid Butt’un Kaçırılışının Yıldönümü

بسم الله الرحمن الرحيم

11 Mayıs
Hizb-ut Tahrir / Pakistan Vilayeti Resmi Sözcüsü Navid Butt’un Kaçırılışının Yıldönümü

 

11 Mayıs 2012 Cuma günü, dört çocuk babası olan Navid Butt, Pakistan’ın Lahor şehrinde küçük çocuklarını okuldan aldıktan sonra eve dönerken kaçırıldı; komşuların ve aile fertlerinin de tanıklık ettiği üzere onu, devletin şerir güvenlik mensupları kaçırdı. Navid’in kaçırılması, Pakistan’da ikinci Raşidi Hilafeti kurmak için on yılı aşkın süredir devam eden cesur, yorucu ve aralıksız çabaların ardından gerçekleşti.

Navid Butt hiç korkmadan hakkı haykırıyor ve Keşmir, Filistin, Irak ve Afganistan’a yönelik ihanete karşı sesini yükseltiyordu. Pakistan ekonomisini mahveden Uluslararası Para Fonu'na teslim olmaya karşı da sesini yükseltmişti. Yine medya ve eğitim politikası aracılığıyla yozlaşmış Batılı liberal değerlerin yayılmasına karşı da sesini yükseltmişti. Ayrıca Navid Butt, hak için de sesini yükseltmişti ancak tiranların tepkisi, onu susturmak oldu; oysa hak sözü söylemek, hem şerî bir vacip hem de Müslümanlar için bir haktır. Allah’ın Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: أَلَا لَا يَمْنَعَنَّ أَحَدَكُمْ رَهْبَةُ النَّاسِ أَنْ يَقُولَ بِحَقٍّ إِذَا رَآهُ أَوْ شَهِدَهُ فَإِنَّهُ لَا يُقَرِّبُ مِنْ أَجَلٍ وَلَا يُبَاعِدُ مِنْ رِزْقٍ “Sakın insanların korkusu (heybeti), sizden birini hakkı gördüğünde veya bildiğinde söylemekten alıkoymasın. Çünkü hakkı söylemek, eceli yaklaştırmaz, rızkı da uzaklaştırmaz (azaltmaz.)

Sonra uzun ve acı dolu yıllar süren mücadelenin ardından, Navid Butt’un akrabaları, onun zorla kaçırıldığını devletin resmi olarak kabul etmesini başardılar. Nitekim 4 Ocak 2018 tarihinde, Pakistan Zorla Kaybetmeler Soruşturma Komisyonu, Navid Butt’un getirilmesi için bir emir yayımlamış olup emirde şöyle geçmektedir: “Bu davanın yürütülmesi sırasında toplanan delillere dayalı olarak Komisyon, kayıp kişi Navid Butt'un gizli servis mensupları tarafından tutuklandığından ve yasadışı bir şekilde onların gözetiminde tutulduğundan şüphelenmekte olup Komisyon, Navid Butt'un Komisyon huzuruna çıkarılmasını talep etmektedir.” Buna rağmen akrabaları ve arkadaşları hâlâ Navid Butt'un nerede olduğu ya da sağlık durumu hakkında hiçbir şey bilmiyorlar.

Şöyle denilebilir: Neden bir başkası için değil de sadece Navid Butt için sesimizi yükseltiyoruz? Buna cevap şudur: Pakistan'da kaçırılan binlerce kişinin her birinin akrabaları ve arkadaşlarının görevi, onlar adına seslerini yükseltmektir. Böylece her bir salih oğul ve saliha kız, sadece uzun bir listedeki isimler olarak değil, salih oldukları da tanınmış ve ayrıca Pakistan yöneticilerinin kötülüğü de ifşa edilmiş olur. Böylece bu sesler, sadece ince bir çizgi olmaktan çıkıp Allahu Teala’nın izniyle müminlere karşı işlenen bu zulmü, baskıyı ve düşmanlığı sona erdirecek coşkun bir sele dönüşsün. Nitekim Allahu Teala şöyle buyurmuştur: إِنَّ الَّذِينَ فَتَنُوا الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ ثُمَّ لَمْ يَتُوبُوا فَلَهُمْ عَذَابُ جَهَنَّمَ وَلَهُمْ عَذَابُ الْحَرِيقِ “Şüphesiz inanmış erkeklerle inanmış kadınlara işkence edip sonra tevbe de etmeyenlere cehennem azabı ve (orada) yanma cezası vardır.” [Buruc 10] Allah’ın Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem de, bir kutsi hadiste şöyle buyurmuştur: مَنْ عَادَى لِي وَلِيّاً فَقَدْ آذَنْتُهُ بِالْحَرْبِ “Her kim benim bir dostuma düşmanlık ederse, ben de ona savaş ilan ederim.” [Buhari]

Ayrıca şöyle de denebilir: Eğer bu, tiranlardan korkma tohumları ekiyorsa, o halde neden Navid Butu’un kaçırılmasını öne çıkarıyoruz? Buna da cevap şudur: Bir müminin tiran karşısındaki cesur tavrı, salih Müslümanlara Allah Teala’dan başkasından korkmamaları gerektiğini hatırlatmaktadır. Zira Allah’ın Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: سَيِّدُ الشُّهَدَاءِ حَمْزَةُ بْنُ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ، وَرَجُلٌ قَامَ إلَى إمَامٍ جَائِرٍ فَأَمَرَهُ وَنَهَاهُ، فَقَتَلَهُ “Şehitlerin efendisi Hamza İbn Abdulmuttalib ve zalim yöneticiye marufu emrettiği ve onu münkerden nehyettiği için zalim yönetici tarafından öldürülen kişidir.” [Hakim rivayet etti] Nitekim Navid Butt kaçırılmadan önce, sadece bir ya da iki şehidin bile Pakistan Müslümanlarına, tiranlara karşı sessiz boyun eğişlerini sona erdirmeleri için ilham vermeye yeterli olacağı yönünde bir kanaat taşıyordu.

Ey Pakistan Müslümanları: Navid Butt, Allahu Teala’nın rızasını kazanmak için tiranların karşısında durmuştur; aynı şekilde hepimizin bunu yapması gerekir. Bizim sessizliğimiz, sadece zulmün devam etmesini, dünyadaki hâlimizin daha da kötüleşmesini ve ahiretin kaybedilmesini sağlayacaktır; bu yüzden Allahu Teala bu zulmü üzerimizden kaldırıncaya kadar zalimlere karşı sesimizi yükseltmemiz gerekir. Nitekim Allahu Teala şöyle buyurmuştur: وَاتَّقُوا فِتْنَةً لَا تُصِيبَنَّ الَّذِينَ ظَلَمُوا مِنْكُمْ خَاصَّةً وَاعْلَمُوا أَنَّ اللَّهَ شَدِيدُ الْعِقَابِ “Öyle bir fitneden sakının ki içinizden yalnızca zulmedenlere dokunmakla kalmaz (size de dokunur). Bilin ki Allah’ın azabı çok çetindir.” [Enfal 25]

Tiranların zulmü, sadece hakkı haykıranların sesini kısmakla sınırlı kalmamıştır; zira bu tiranlar, iki yıldan fazla bir süre boyunca Gazze’ye destek vermek için silahlı kuvvetlerin seferber edilmesini de engellemişler, ardından da Yahudi varlığına karşı direnişin silahsızlandırılmasını denetlemek için kurulan Trump’a bağlı “Barış Kurulu’na” katılmışlardır. Ayrıca bu tiranlar, Allahu Teala müminlere havada zafer nasip etmiş olmasına ve bunun ardından Keşmir’in kurtarılmasının mümkün bir hâle gelmesine rağmen Mayıs 2025’te Hindistan’a karşı ateşkes ilan etmesini emrettiğinde Trump’a itaat etmişlerdir. Yine bu tiranlar, Amerika ve Yahudi varlığının saldırısına maruz kaldıklarında Buhari ve Müslim’in toprakları olan İran’daki Müslümanları da terk etmişlerdir. Sonra Trump’ı kurtarmak için gece gündüz çalışarak İran’ı müzakereler yoluyla aldatmak için harekete geçtiler; tıpkı bu tiranların Amerika’nın bir aracı olan Uluslararası Para Fonu’nun diktelerine boyun eğmeleri ve Pakistan nadir toprak elementleri de dahil olmak üzere devasa kaynaklara sahip olmasına rağmen bir yoksulluk ve acı dalgası başlatmaları gibi. Amerikanların İslam’a karşı yürüttüğü küresel savaşa katkı sağlamanın bir parçası olarak bu tiranlar, gençler arasında yozlaşmış Batı değerlerinin yayılmasına ve aynı şekilde üniversite ve yüksekokullarda ahlaksızlığın ve uyuşturucu kullanımının yaygınlaşmasına izin veriyorlar.

Ey Pakistan silahlı kuvvetler içindeki Müslümanlar: Sizler güç ve kuvvet ehlisiniz; bugün ise tiranlar, sizin gücünüzü kendi zulümlerinde kullanıyorlar; ancak sizin şerî göreviniz onları yakalamanızdır ki sizler buna muktedirsiniz. Zira Allah’ın Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: إنَّ النَّاسَ إَذا رَأوُا الظَّالِمَ فَلمْ يَأْخُذُوا عَلَى يَدَيْهِ أَوْشَكَ أَنْ يَعُمَّهُمُ اللَّهُ بِعِقَاب “İnsanlar zalimi görüp de onun (zulmüne) engel olmazlarsa, Allah’ın kendi katından göndereceği bir azabı hepsine umumileştirmesi yakındır.” [Ebu Davud ve Tirmizi] Haydi tiranlara engel olun ve Nübüvvet Minhacı üzere İkinci Raşidİ Hilafeti kurmak için Hizb-ut Tahrir’e nusret vererek onların zulmünü ebediyen sona erdirin.

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi Radyosu İçin Yazan
Musab Umeyr – Pakistan

#FreeNaveedButt

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER