Cuma, 05 Cumade’l Ûlâ 1448 | 2026/10/16
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü
Kocanın İffetini Korumak: Eşlik Hakkı ve Şer'i Bir Vaciptir

بسم الله الرحمن الرحيم

Kocanın İffetini Korumak: Eşlik Hakkı ve Şer'i Bir Vaciptir

Batı medeniyetinin dünyaya egemen olduğu ve İslam ümmetinin onun sapkın fikirlerinden etkilendiği bir ortamda, Müslümanlar arasında toplumsal hastalıklar baş göstermiş, insanların davranışlarında sapmalar yaygınlaşmış, şer'î hükümlere uyma konusunda isteksizlik meydana gelmiş ve toplumsal hayatta ve kadın-erkek ilişkilerinde Batılı bakış açısı benimsenmiştir. Bunlardan biri de, insanlar bunu eylemleriyle değil sözleriyle kınasalar bile, evlilikte çok eşliliğin haram olduğunun benimsenmesidir; zira Müslümanların geneli, açık ve mütevatir nassla sabit olan bu hükmü reddetmeye cesaret edememektedir.

Batı’nın sapkın düşüncesinden ithal edilen bu fikirlerden biri de, kadının kocasının iffetini koruması, kocanın da karısının iffetini koruması mefhumudur; zira Batı bu fikre, çoğu zaman karşı tarafın maddi olarak bedelini ödemesi gereken kişisel bir çıkar veya taraflardan birinin diğerine yaptığı bir lütuf olarak bakmaktadır. Ne yazık ki bu mefhum Müslümanlar arasında yaygınlaşmış ve bu bir yükümlülük değil, sahibinin bir hakkı olarak uygulanır hale gelmiştir; bu nedenle dinde hayâ olmayacağını da hatırlatarak, bu önemli hususta Allah'ın Hanif dininde geçenlere dikkat çekmek zorunlu olmuştur.

Birincisi: İslam; evlilik hayatını huzur, sevgi ve merhamet üzerine bina etmiş ve eşlerden her birine bu sözleşmeyi (misakı) koruyan ve ailenin istikrarına yardımcı olan haklar ve yükümlülükler yüklemiştir. Şeriatın vurguladığı haklardan biri de, kadının kocasının iffetini korunması, kadının kocasına meşru ihtiyacında icabet etmesi, ona sevinç/huzur vermeye çalışması ve onu fitne ile sapma nedenlerinden muhafaza etmesidir. Kocanın iffetini korumak, evlilik hayatında tali bir mesele olmadığı gibi kadının bir lütfu da değildir; aksine güzel muamelede bulunmanın gerekliliklerinden ve güzel geçinmenin tezahürlerinden biridir. Nitekim şer'î nasslar, kadının nefsini kocasından mahrum bırakmamasının ve bazen kendi nefsine ağır gelse bile evlilik hakları çerçevesinde şeriatın farz kıldığı hususlar kapsamında kocasının rızasını kazanmak için ciddiyetle çalışmasının bir vacibi olduğunu vurgulamıştır. Nitekim Ebu Hureyra Radıyallahu Anh’dan, Allah’ın Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: إِذَا دَعَا الرَّجُلُ امْرَأَتَهُ إِلَى فِرَاشِهِ فَأَبَتْ فَبَاتَ غَضْبَانَ عَلَيْهَا لَعَنَتْهَا الْمَلَائِكَةُ حَتَّى تُصْبِحَ “Eğer bir erkek karısını yatağına çağırır, o da reddederek kocası kendisine kızgın bir halde gecelerse, melekler sabaha kadar o kadına lanet eder.” [Buhari ve Müslim rivayet etti]

İkincisi: Mesele sadece bir vacibin yerine getirilmesinden ibaret değildir; aksine kocasına karşı güzel muamelede bulunan ve onun rızasını kazanmaya özen gösteren kadın büyük bir ecre de nail olur. Nitekim Sahabi kadın Esma bint Yezid el-Ensariyye Radıyallahu Anha’dan ivayet edilen bir hadiste; kendisi kadınları temsilen gelip Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e Cuma, cemaat namazları, cihad ve benzeri konularda erkeklerin yaptıklarına kıyasla kadınların ecirlerinin durumu hakkında sorduğunda, Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona şöyle buyurmuştur: انْصَرِفِي أَيَّتُهَا الْمَرْأَةُ، وَأَعْلِمِي مَنْ خَلْفَكِ مِنَ النِّسَاءِ أَنَّ حُسْنَ تَبَعُّلِ إِحْدَاكُنَّ لِزَوْجِهَا، وَطَلَبَهَا مَرْضَاتَهُ، وَاتِّبَاعَهَا مُوَافَقَتَهُ، يَعْدِلُ ذَلِكَ كُلَّهُ “Git ey kadın ve arkandaki kadınlara bildir ki, sizden birinin kocasına iyi eşlik etmesi, onun hoşnutluğunu araması ve onunla uyum içinde olması, bütün bunlara denktir.” Bundan dolayı mümine bir kadın, kocasının iffetini korumayı bir yük ve bir taviz olarak görmez, aksine bunu Allah'a yakınlaşma kapılarından bir kapı ve hem kendisinin hem eşinin hem de yuvasının korunmasına katkı sağlayan salih bir amel olarak görür. Her ne zaman bu hakkı gönül hoşluğu, nezaket ve sevgiyle yerine getirirse, bu iyiliğin anlamını tamamlamış ve sevabı daha da büyük olur. Buna karşılık kadının şer’î bir mazereti olmaksızın kocasının iffetini korumaktan (cinsel ihtiyacını karşılamaktan) kaçınması veya bu hakkı ihmal etmesi ve kocanın memnuniyet ve huzurunu sağlayacak şekilde yerine getirmeye gayret etmemesi, evlilik görevinde büyük bir kusur sayılır. Şeriat bu durumu, nüşûzun (geçimsizlik) şekillerinden biri olarak kabul eder.

Üçüncüsü: Bu ihmalin etkisi sadece kocayla sınırlı kalmaz; aksine evlilik ilişkisinin tamamına sirayet eder; zira soğukluk ve nefret doğurabilir, tartışma sebeplerini hazırlayabilir ve Allah’ın eşler arasındaki hayatın temeli kıldığı sevgiyi zayıflatabilir. Bu, eşlerin anlaşmazlık veya boşanma sırasında dile getirmediği bir sebeptir ve buna bakan kişi, anlaşmazlığın sebebinin başka bir sebep olduğunu ve bunun arabulucular veya hâkim arasında dolaşan sözlerden ibaret olduğunu düşünür; bu nedenle şeriat, bu hakkın korunmasının, ailenin korunmasının nedenlerinden biri olduğunu ve dünyada yaygın olan ve nedenleri mevcut olan fitne kapılarını kapatmanın araçlarından biri olduğunu, bunun sonucunda da boşanmanın yaygınlaşmasının önlendiğini vurgulamıştır.

Dördüncüsü: Kocanın iffetini koruma hakkının vurgulanmasıyla birlikte, evlilik ilişkisi taraflardan birinin kendi haklarını talep edip diğer tarafın haklarını ihmal etmesi esası üzerine bina edilmez. Nitekim kocaya nafaka, giyim, barınma ve bakım ile koruma sağlaması emredilmiştir; aynı şekilde eşiyle güzel geçinmesi, yumuşak huylu olması ve eşine merhamet etmesi de emredilmiştir. Dolayısıyla Müslüman bir yuva, zorlama veya soğuklukla değil; aksine ancak eşler üzerlerine düşen yükümlülükleri yerine getirmek için birbiriyle yarıştığında ve her biri diğerinin mutluluğunu ve rızasını Allahu Teala’ya itaatin kapılarından biri kıldığında istikamet üzere olur. Böylece evlilik hayatı huzur, merhamet ve sevgiye dönüşür; eşlerden her birinin diğerinin iffetini koruması, aile için bir kale, sevap ve ecir kazanmanın bir yolu olur.

Beşincisi: Bazıları bu konuda konuşmanın hayânın dışına çıkmak olduğunu zannedebilir; ancak daha önce de belirttiğim gibi, özellikle mesele ailenin yıkılması ve taraflardan birine isabet edecek büyük bir günah ise dinde haya olmaz. Bu da açıklık, ahlaksızlık ve pornografik sitelerin yaygınlaşmasının gölgesinde, erkeğin karısının iffetini koruması ve kadının da kocasının iffetini koruması mefhumu çok daha büyük bir zorunluluk haline gelmektedir ve bu hususta ihmalkarlık göstermek caiz değildir. Çünkü bu konuda kusur göstermek büyük bir günahtır; zira bu konuda gösterilecek bir ihmal, karının veya kocanın fuhşiyata düşmesine yol açar; böylece de iman edenler arasında ahlaksızlık yayılır, her iki taraf da günaha girer, aile dağılır ve benzerleri olur… Bu nedenle meselenin; alay konusu edilmeden, hafife alınmadan ve tali bir husus olduğu zannedilmeden ciddiye alınması gerekir. إِنَّ الَّذِينَ يُحِبُّونَ أَن تَشِيعَ الْفَاحِشَةُ فِي الَّذِينَ آمَنُوا لَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ فِي الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ وَاللهُ يَعْلَمُ وَأَنتُمْ لَا تَعْلَمُونَ “İnananlar arasında çirkin şeylerin yayılmasını arzulayan kimseler için dünyada da ahirette de çetin bir ceza vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz.” [Nur 19]

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Bilal Muhacir – Pakistan

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER