- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
Ümmeti Savaşlar ve Açlık Tüketiyor
Hilafetin Kurulmasından Başka Bir Çözüm Yoktur
Sudan halkının durumu, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne karşı Sudan Ordusu, Ortak Güçler ve destekçi güçler arasında devam eden savaş yüzünden ciddi bir sıkıntıya ulaştı. Sudan Maliye Bakanı'na göre bu durum, Geçiş Dönemi Egemenlik Konseyi Başkanı'nın emtia ambargosunu kaldıran kararının ardından ailelerin geçim sıkıntısı çekmesine yol açmıştır. (Sudan Maliye ve Ekonomik Planlama Bakanı Cibril İbrahim, insanlara temel malları ve ihtiyaçları sağlamayı ve omuzlarındaki geçim yükünü hafifletmeyi amaçlayan yakında hayata geçirilmesi beklenen hükümet önlemleri ve tedbirlerini açıkladı. Bu, onun başkanlığında küçük bir bakanlık komitesinin düzenlediği toplantının ve bu toplantı sırasında piyasaları canlandıracak ve tüketicilerin günlük koşullarını iyileştirecek bir dizi kararın alınmasının ardından geldi.
Bu bağlamda İbrahim, X platformundaki resmi hesabı üzerinden, Egemenlik Konseyi Başkanı'nın talimatları doğrultusunda çıkarılan ve yasaklı mallar listesinin kaldırılmasını öngören kararın, insanların karşı karşıya kaldıkları zor ekonomik koşullar ve geçim sıkıntısının gölgesinde öncelikle insanların ihtiyaçlarını gözettiğini ve bununla birlikte yerel piyasada gerekli dengenin gözetilmesinin de vurgulandığını açıkladı. Medya Watana, Perşembe 22/10/2026).
Fiyatlar eskisi gibi olur mu ve bununla birlikte gümrük ve paralel piyasadaki Dolar kuru Sudan Cüneyhi karşısında düşüşe geçer mi acaba diyerek insanlar bu kararları sevinçle karşıladı?
Öncelikle sorunun bizzat kapitalist sistemin kendisinde yattığını teyit ediyoruz; zira bu sistem, Avrupa'daki kalesinde bile sendelemeye başladığı gibi özgürlüklerin beşiği ve demokrasinin öncüsü olan Fransa'da hayat pahalılığı nedeniyle protestolar düzenlenmiştir; peki savaşların tükettiği ve yabancı yatırım şirketleri aracılığıyla devasa kaynaklarının çalındığı Sudan gibi bir ülkedeki bazı kararlar nasıl çözüm getirebilir ki? Nitekim bu kararlar, ağrı kesicilerden ve çok geçmeden kökleşmiş hastalığın yeniden nüksedeceği yıpranmış sisteme yama yapmaktan başka bir şey değildir.
Kapitalizm, özünde mal ve hizmetlerin göreceli kıtlığına dayanır ve insanları bunları elde etmek için birbirleriyle mücadele etmeye terk eder; parası olan istediğini elde ederken, yoksul ise sadece seyretmekle yetinir; çünkü (malları) dağıtım faktörü kapitalist sistemin ilgi alanına girmez.
Bu durum yalnızca Sudan ile sınırlı değildir; aksine İslam beldelerinin çoğu fiyat artışlarının ve ezici pahalılığın acısını çekmektedir; Gazze, Yemen ve diğer yerlerin halkları, dahası İtalya, Arnavutluk, Yunanistan ve diğerlerinde gördüğümüz gibi bizzat Batı bile aynı durumdadır.
Sudan'daki siyasi duruma geri dönecek olursak; Amerika'nın planının Darfur'un ayrılması yönünde büyük bir güç, kararlılık ve şantajla ilerlediğini görmekteyiz; Burhan'ın siyasi danışmanı Amjad Farid, ABD'nin ateşkes için sunduğu önerinin ülkeyi Libya modeline benzer fiili bölünme senaryosuna sürükleyebileceğini vurgulayarak, ABD'nin Sudan özel temsilcisi Massad Boulos’un sunduğu planın, Sudan hükümetinin sunduğu ve Hızlı Destek Milislerinin tam uluslararası denetim altında kentsel alanlardan ve sivil unsurlardan çekilmesini şart koştuğu temel değişiklikleri göz ardı ettiğine işaret etmiştir.
Farid, New York'tan yaptığı basın açıklamalarında, Hartum'un Amerika'nın milislerin varlığını sürdürmesini meşrulaştırıyor ve ülkenin siyasi geleceğinde onlara bir koltuk ayırıyor şeklindeki yaklaşımından duyduğu büyük endişeyi ortaya koymuştur; bu ise, Sudan heyeti ile Boulos arasında Washington'da yapılması planlanan görüşmenin, Burhan'ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantılarına katılması için gereken vizenin engellenmesi üzerine iptal edilmesiyle eş zamanlı olarak gerçekleşmiştir; gözlemciler ise bu adımı, Sudan ordusunu Amerika'nın vizyonunu kabul etmeye zorlamak için bir baskı aracı olarak değerlendirmiştir.
Bu gelişmeler, Hızlı Destek milislerinin, bir otorite oluşturma girişimleri aracılığıyla bölünme vakıasını dayatmak amacıyla kontrol ettikleri bölgelere güçlerini ikmal etme ve silahlandırma çabalarına ilişkin artan endişelerle eş zamanlı olarak yaşanmıştır. (Sudan Watana, 10/10/2026).
Farid konuşmasına, Sudan'ın insani ateşkes önerisini memnuniyetle karşıladığını, aynı zamanda etkinliğini güvence altına alacak şekilde sahada uygulanması için gerekli tüm pratik düzenlemeleri ele almak üzere ciddi teknik istişarelere başlanması çağrısında bulunduğunu söyleyerek devam etti. (Nabd Sudan).
İşte bu noktadan hareketle Hizb-ut Tahrir’li gençlerin Sudan ve tüm Müslüman ülkelerin halklarına yürekten yapmış olduğu hitabı şudur; bu kaos ve yapay krizler, başarısız kapitalizmin uygulanmasından kaynaklanmakta olup bunları ancak Nübüvvet Minhacı üzere İkinci Raşid Hilafet Devleti durdurabilir; zira Hizb-ut Tahrir, Hilafeti ümmetle birlikte kurmak için tüm hazırlığını yapmıştır; ayrıca parti, hem devlet adamlarını hem de kapitalizmin çözmekten aciz kaldığı ekonomik sorunu çözüme kavuşturan bir anayasa tasarısı hazırlamıştır; zira İslam, ekonomik sorunun, hem dağıtımda hem de insanlara temel ve lüks ihtiyaçlarını karşılayabilme imkânı sağlamakta olduğunu teşhis etmiştir.
Aynı şekilde Amerika ve avenelerinin yağmaladığı madenler ve zenginlikler meselesi de vardır; zira İslam, madenleri kamu mülkiyetlerinden saymıştır; nitekim Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in bir hadisinde şöyle geçmiştir: النَّاسُ شُرَكَاءُ فِي ثَلَاثَةٍ: فِي الْكَلَأِ، وَالْمَاءِ، وَالنَّارِ “İnsanlar üç şeyde ortaktırlar: Merada, suda ve ateşte.”
Haydi o zaman Nübüvvet Minhacı üzere Raşidi Hilafeti kuralım.
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Abdusselam İshak – Sudan



