- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
Soru Cevap
Yemen Meselesinin Bu Denli Keskin Bir Şekilde Krize Sürüklenmesinin Arka Planında Ne Var?
Soru:
Yemen’de Başkanlık Konseyi üyesi Aydarûs ez-Zübeydî liderliğindeki Güney Geçiş Konseyi güçlerinin, Hadramevt ve El Mehra vilayetlerine askerî birlikler sevk etmesinin ardından işler iyice karıştı. Bu gelişme üzerine Konsey Başkanı Reşad el-Alimi, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile olan ortak savunma anlaşmasını feshederek BAE’den güçlerini 24 saat içinde Yemen’den çekmesini talep etti. Suudi Arabistan da hemen Reşat el-Alimi’ye arka çıkarak BAE’nin Mukalla limanında bulunan bazı silah ve savaş araçlarına hava saldırısı düzenledi ve BAE’den Reşad el-Alimi’nin talebine uyarak askeri güçlerini Yemen’den çıkarmasını istedi. Ardından Emirlikler geri çekildi ve son olarak ez Zübeydî’nin Emirliklere kaçtığı açıklandı. Peki, Yemen meselesinin bu derece keskin bir şekilde tırmandırılmasının arka planında ne vardır? Yoksa İngiltere Yemen’deki adamlarını birer birer kayıp mı ediyor? Ve bu çatışmanın uluslararası bir boyutu var mıdır?
Cevap:
Olayların netleşmesi için, öncelikle bu krizin nasıl teşekkül ettiğini, ardından da bu gelişmelerin hangi sonuçlara ve yeni durumlara yol açacağını ortaya koyacağız.
Birincisi: Krizin Teşekkülünün Yerel Boyutu
1- Görünüşe göre kriz, Güney Yemen Devleti’nin kurulması projesinin en katı destekçisi olan Yemen Güney Geçiş Konseyi’nin, Hadramevt ve El-Mehra’yı kontrol altına almak ve Amr bin Habriş liderliğindeki Aşiretler İttifakı güçlerini petrol tesislerinden çıkarmak üzere askeri güçlerini sevk etmesiyle şekillenmeye başladı. “Güney Geçiş Konseyi yanlısı Yemenli güçler, askeri güçlerini petrol sahalarına, tesislerin çevresine ve ikmal yollarına konuşlandırdıktan sonra 4 Aralık 2025 Perşembe sabahı erken saatlerde, Hadramevt vilayetindeki el-Mesîle bölgesinde bulunan petrol şirketlerine ait sahalar üzerinde kontrol sağladıklarını duyurdu... Bu gelişme, Hadramevt Aşiretler İttifakı’na bağlı güçlerin, bazı noktalarda yaşanan sınırlı çatışmaların ardından bölgedeki mevzilerinden çekilmesinden sonra gerçekleşti...” (04.12.2025 BBC)
2- El-Cezire, 3 Aralık 2025 tarihinde yayımladığı haberinde, Muhammed el-Kahtani başkanlığındaki bir Suudi heyetinin, Hadramevt Bölgesi’nin başkenti olan Mukalla şehrine ulaştığını, bölgedeki taraflarla bir araya geldiğini, gerilimin sona erdirilmesi konusunda anlaşmaya varıldığını ve bu anlaşma doğrultusunda bir mutabakat zaptı imzalandığını bildirdi. “Hadramevt Valiliği Basın Ofisi tarafından yapılan açıklamada, söz konusu anlaşmanın Hadramevt Valisi Salim Ahmed el-Hanbeşî ile vilayetin birinci vekili ve Hadramevt Aşiretler İttifakı Başkanı Şeyh Amr bin Ali bin Habriş tarafından imzalandığı ifade edildi. (04.12.2025 Sky news) Anlaşmanın uygulanmasının garantörü olarak da Suudi heyetinin Hadramevt içinde kalması üzerinde mutabakata varıldı...
3- “Hadramevt Aşiretler İttifakı Başkanı ve Yemen’in doğusundaki petrol zengini vilayet için özerk yönetim talebinde bulunan Şeyh Amr bin Habriş, Hadramevt’in, kıyı ve plato bölgelerindeki mevzileri hedef alan ve petrol tesislerini tehdit eden dış kaynaklı silahlı bir saldırıya maruz kaldığını belirtti. Bin Habriş, televizyonda yayımlanan konuşmasında; Güney Geçiş Konseyi (GGK) güçlerini, Aşiretler İttifakı mevzilerine yönelik “kalleşçe bir saldırı” düzenlemekle suçladı. Bu saldırıda insansız hava araçlarının (İHA) kullanıldığını, bunun yerel yönetimle yapılan anlaşmanın açık bir ihlali olduğunu ve saldırının can kayıplarına ve yaralanmalara yol açtığını ifade etti.” (09.12.2025 el-Arab el-Cedid)
Suudi Arabistan, sahada yaşanan bu gelişmeleri sert bir dille reddetti. “Yemen İşlerinden Sorumlu Özel Komite Başkanı olan ve halihazırda Hadramevt vilayetini ziyaret etmekte olan Suudi heyetinin başkanı Tümgeneral Muhammed el-Kahtani, ülkesinin, Hadramevt’in istikrarını destekleyen tutumunu vurgulayarak, “güç kullanarak bir oldu-bitti (emrivaki) yaratmaya yönelik her türlü girişimi’ açıkça reddettiklerini ifade etti.”
4- Bu sırada Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, Suudi Arabistan’ın tutumuyla tamamen örtüşen bir pozisyon sergiledi. Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi; güvenliği ve istikrarı bozan, meşru hükümetin yetkilerini baltalayan her türlü bireysel (fevri) hareketi kesin bir dille reddettiğini vurgulayarak, Hadramevt vilayetinde varılan sükûnet anlaşmasına tam olarak uyulması gerektiğinin altını çizdi. El-Alimi, geçici başkent Aden’den Suudi Arabistan’a hareket etmesinden hemen önce böyle bir açıklamada bulundu. (05.12.2025 El Kudüs)
5- Suudi Arabistan’ın, Birleşik Arap Emirlikleri’nin Güney Geçiş Konseyi güçlerini Hadramevt ve El Mehra’ya sevk etmesinden önceki duruma geri dönülmesini sağlama yönündeki girişimleri sonuçsuz kalınca, yani süreç tam anlamıyla bir çıkmaza girince, kriz daha da derinleşti ve bölgesel boyutlar kazanmaya başladı. “Bu çerçevede, Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, Birleşik Arap Emirlikleri ile imzalanan ortak savunma anlaşmasının iptal edildiğini duyurdu ve BAE güçlerine Yemen’den çıkmaları için 24 saat süre tanıdı.” (30.12.2025 Russia Today) Ayrıca el-Alimi, Savunma Bakanlığı’na bağlı “Vatan Kalkanı” güçlerine, Hadramevt ve El Mehra vilayetlerindeki tüm askerî kamplara doğru hareket ederek kontrolü devralmaları talimatını verdi.
6- Suudi Arabistan, Reşad el-Alimi’nin bu kararına hemen destek çıktı ve bunun ardından kriz hızla tırmanışa geçti. Suudi güçleri, Geçiş Konseyi’ni desteklemek amacıyla BAE’nin Mukalla limanına gönderdiği silah ve mühimmatı bombaladı. “Suudi Arabistan öncülüğündeki Yemen koalisyonu, Salı günü, BAE’den Hadramevt vilayetinin Mukalla Limanı’na ulaşan silahlar ve savaş araçlarını hedef alan sınırlı bir askerî operasyon gerçekleştirdiğini duyurdu. (30.12.2025 Sada news) Böylece Yemen’de, diplomatik çabaların çözmekte başarısız kaldığı keskin bir kriz oluştu. Bölgesel olarak şiddetlenen kriz üzerine Suudi Arabistan, Başkanlık Konseyi’nden BAE’yi Yemen sahasından kovmasını talep etti. Ardından Suudi Arabistan, BAE’nin Hadramevt’teki Geçiş Konseyi’ne sevk ettiği silahları bombalayarak; Suudi Arabistan ile BAE arasında, 2017’de Suudi Arabistan ile Katar arasında yaşanan krize benzer, şiddetli bir kriz yaşandığının sinyallerini verdi.
7- Ardından tehditler, BAE “boyun eğip” güçlerini Yemen’den çekeceğini duyurana kadar devam etti. “BAE Savunma Bakanlığı, Yemen’de kalan terörle mücadele birimlerinin görevlerini kendi rızalarıyla ve ilgili ortaklarla koordinasyon halinde sonlandırdığını duyurdu.” (30.12.2025 Russia Today) Suudi Arabistan, BAE’nin sahadaki uzantısı olan Aydarus ez-Zübeydi liderliğindeki GGK’ya Hadramevt ve el-Mehra’yı terk etmeleri için art arda uyarılar göndermeye devam etti. Başlangıçta buna direnen Konsey, Suudi tehdidi altında “ortak varlık” veya “kısmi çekilme” gibi öneriler sunarak bir miktar esneklik göstermeye başladı. “Nitekim Güney Geçiş Konseyi güçlerinin, Hadramevt sahili ve vadisindeki bazı bölgelerden çekilmeye başladığı bildirildi...” (31.12.2025 almodon) Ancak bu çekilme, nihai bir çözüm değil, bilakis bir aldatmacadan ibaretti!
8- Bundan sonra Koalisyonun medyada yer alan açıklamasına göre; ez Zübeydi 08 Ocak 2026 tarihinde, Somaliland üzerinden geçerek Aden’den Ebu Dabi’ye kaçtı... Bu kaçışın hemen ardından Suudi Arabistan Savunma Bakanı; Krallığın, güneyli şahsiyetlerle istişare ederek “Riyad Konferansı”na hazırlık amacıyla bir hazırlık komitesi oluşturacağını açıkladı... Bunun hemen sonrasında, Cuma sabahı, Yemen Güney Geçiş Konseyi Genel Sekreteri Abdurrahman es-Subeyhî, konseyin ve ona bağlı tüm organların feshedildiğini ilan etti... Ve “Suudi Arabistan Krallığı himayesindeki Kapsamlı Güney Konferansı aracılığıyla adil Güney hedefini gerçekleştirmek için çalışılacağını” duyurdu. (09.01.2026 El Cezire)
İkincisi: Uluslararası Boyut:
1- Bu boyut oldukça açık ve nettir; zira Suudi Arabistan yöneticileri, Amerikan siyasetini uygulayan birer Amerikan ajanıdır. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) yöneticileri ise İngiliz siyasetini yürüten İngiliz ajanlarıdır. Bu iki taraf birbirine tamamen zıt kutuplardadır. Dolayısıyla Yemen’deki çıkarları çatışmakta; kimi zaman silahlı çatışmanın eşiğine gelmekte, kimi zaman da fiilen çatışmanın kapısından içeri girmektedirler. Ancak yakın zamana kadar Yemen’deki bu çatışmaya angaje olan tarafların her ikisi de İngiliz ajanıydı. Güney Geçiş Konseyi (GGK) lideri ve Başkanlık Konseyi’nin sekiz üyesinden biri olan Aydarus ez-Zübeydi, İngiltere’nin bir ajanıdır ve tüm faaliyetlerini BAE ile koordineli şekilde yürütmektedir.
2- Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi de aslında İngilizlerin ekibindendi. Ancak son dönemde Suudi Arabistan’dan yana açık ve güçlü bir tutum sergiledi, BAE’nin Yemen’den çıkarılmasını talep etti. Oysa Birleşik Arap Emirlikleri, İngiltere’nin Yemen’deki nüfuzunu korumak için kullandığı en güçlü aparatıdır. Bu durumun arka planı şöyledir:
A- 2022 yılında, başında Reşad el-Alimi’nin bulunduğu ve kendisine başkanlık yetkilerinin verildiği, diğer yedi üyenin ise başkan yardımcısı yetkilerine sahip olduğu bir Başkanlık Konseyi kuruldu. Suudi Arabistan ve Amerika’nın temsilcisi, üyelerin çoğunun İngiliz yanlısı Yemenli siyasetçilerden oluşmasına rağmen bu konseyin kurulmasına onay verdi. Suudi Arabistan, mali ve güvenlik desteği yoluyla Başkanlık Konseyi üzerinde tam bir kontrol sağlamış olmasından ve konseyi yatıştırmak için Geçici Konseyin dört üyesine konseye sokmuş olmasından dolayı Amerika ve Suudi Arabistan, başlangıçta konseyin yapısını pek önemsemediler... Buna ek olarak, önceki Yemen Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih döneminden beri üst düzey siyasi görevlerde bulunan Reşad el-Alimi, aslında İngilizlerin bir adamıydı. Ancak Suudi Arabistan’da ikamet etmesi, Suudi Arabistan’ın sağladığı mali ve güvenlik yardımlarına büyük ölçüde bağımlı kalması, Suudi Arabistan’ın onun üzerinde güçlü ve son dönemde de giderek artan bir nüfuz elde etmesini sağlamıştır...
B- İşte bu nedenle el Alimi, Geçiş Konseyi’nin Aralık ayı başlarında Hadramevt ve El-Mehra vilayetlerine düzenlediği saldırıya karşı oldukça sert tutum sergilemiştir. Bununla da yetinmemiş, BAE’nin Yemen sahasından çıkarılması yönünde tavizsiz bir tutum takınmıştır. Bu ise İngiltere’nin Yemen’de kalan nüfuzunun büyük bir darbe almasına neden olmuştur... Bu durum, açıkça bir sadakat değişiminin bir işaretidir. Nitekim el-Alimi’nin son açıklaması bu sadakat değişimini teyit etmese bile onu kuvvetle muhtemel kılmaktadır: “Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi bugün yaptığı açıklamada; Suudi Arabistan ile stratejik ortaklığı korumanın ulusal bir sorumluluk olduğunu, Yemen liderliğinin bunun sağladığı kazanımların farkında olduğu gibi aynı zamanda onu kaybetmenin risklerini de bildiğini belirterek, bu ortaklığın Yemen devletini geri kazanma çabalarını desteklemede temel bir dayanak oluşturduğunu vurguladı.” (01.01.2026 El Arabiya) İşte bu nedenle, Başkanlık Konseyi içerisindeki İngilizlerin önde gelen ajanları, el Alimi’nin yetkilerini aştığını iddia ederek saldırıya geçtiler. Bu bağlamda yayınladıkları ortak bildiride şu ifadelere yer verdiler: “Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi’nin tek taraflı olarak aldığı ve olağanüstü hâl ilanından tehlikeli siyasi ve güvenlik tanımlamalarına, Birleşik Arap Emirlikleri’ni Arap Koalisyonu’ndan ve Yemen topraklarından çıkardığını iddia etmeye kadar varan karar ve uygulamalarını derin bir endişeyle takip ediyoruz.” (30.12.2025 www.independentarabia.com) Ancak El Alimi’nin sadakatinin İngilizlerden Suudi Arabistan’a kayması, Güney Yemen’deki İngiliz adamlarının tamamen bittiği anlamına gelmez; Bununla birlikte, özellikle Abdurrahman es-Subeyhî’nin Geçiş Konseyi’ni feshettiğini ilan etmesinden sonra, bu çevrelerin ciddi biçimde zayıfladığı açıktır.
Üçüncüsü: Bu şiddetli çatışma derinlemesine incelendiğinde, çatışmanın merkezinde Hadramevt ve onu takip eden el-Mehra vilayetinin yer aldığı görülür:
1- Yemen’in yüzölçümünün yaklaşık üçte birini oluşturan Hadramevt, Yemen savaşı yılları boyunca çatışmanın kıyısında kalmış ve zımnen, Güney Yemen’i Kuzeyinden ayırmaya çalışan Geçiş Konseyi’nin kontrol bölgelerinden biri olarak kabul edilmiştir. Bu süreçte Suudi Arabistan’ın Hadramevt’e yönelik müdahaleleri sınırlı kalmıştır. Nitekim 2024 yılında Suudi Arabistan, Yemen hükümetine bağlı güçlerin (Reşad el-Alimi’ye bağlı unsurların) Hadramevt’e girmesini desteklemiş, ancak Birleşik Arap Emirlikleri tarafından desteklenen Geçiş Konseyi buna şiddetle karşı çıkmıştır. (03.06.2024 Belqees sitesi) Bu nedenle Suudi müdahalesi uzun süre sınırlı ve kontrollü kalmıştır. Ancak Trump’ın Amerika’da yeniden iktidara gelmesiyle birlikte, Suudi Arabistan’ın Yemen sahasındaki rolü belirgin biçimde güçlenmiş, Hadramevt üzerindeki müdahaleleri artmış ve nihayetinde BAE’ye ve Geçiş Konseyi’ne yönelik son sert tehditlerle birlikte bu müdahaleler zirve noktasına ulaşmıştır.
2- Trump yönetiminin Amerika’da göreve gelmesiyle birlikte Suudi Arabistan’ın Hadramevt’teki müdahalelerinde bir artış olduğu ayan beyan ortadadır. 2025 yılının başlarından itibaren Suudi Arabistan, Hadramevt sahasına ağırlığını koymaya başlamış, kabile liderleriyle doğrudan temaslar kurmuş ve kendisine bağlı yerel unsurlar ve uzantılar oluşturmaya yönelmiştir. Bu bağlamda Suudi Arabistan, aradığını Hadramevt Aşiretler İttifakı’nın lideri ve aynı zamanda Hadramevt vilayetinin birinci vali yardımcısı olan Amr bin Habriş’te bulmuştur. Ona destek vermeye ve onu daha fazla güçlenmeye teşvik etmeye başlamıştır. Böylece o da Hadramevt’te daha fazla kontrol ve hegemonya arayışına girmiştir. “Şubat 2025’te Bin Habriş, petrol ihracatının durdurulduğunu ilan etmekle eş zamanlı olarak “Hadramevt’i Koruma Güçleri” adlı yeni bir yapılanma kurarak tansiyonu yeniden yükseltmiştir.” (03.12.2025 el-Cezire) Ardından Suudi Arabistan tarafından kendisi için askeri bir uçak tahsis edilerek Seyun’dan Riyad’a götürülmüş, burada Suudi Savunma Bakanı ve Suudi Genelkurmay Başkanı dâhil olmak üzere üst düzey yetkililer tarafından kabul edilmiş ve yoğun bir şekilde desteklenmiştir. (29.03.2025 Al-Arab) Riyad dönüşü Mayıs 2025’te Bin Habriş, 35 bin savaşçıdan oluşan 6 askeri tugay kurduğunu; Özel Güvenlik ve İmdat (Necde) birimleri gibi ihtisaslaşmış güvenlik birimleri tesis ettiğini ilan etmiştir. Son olarak Suudi Arabistan, adamı Bin Habriş’i petrol şirketlerini ele geçirmesi için sahaya sürmüştür. İşte bu adım, Aydarus ez-Zübeydi liderliğindeki Güney Geçiş Konseyi için bardağı taşıran son damla olmuş, Konsey Hadramevt’i yeniden kendi denetimi altına almak için harekete geçmiş, işte bu da krizin fitili ateşlemiştir.
3- Hadramevt’teki bu şiddetli çatışmanın arkasında yatan bir diğer hayati mesele ise, bu geniş vilayetin toprakları altında yatan paha biçilemez doğal kaynaklar ve mineral hazineleridir: Bunlar arasında, Hadramut’un sahil şeridinde yer alan Broom Mayfa ve Hacer bölgelerinde bol miktarda bulunan ve uçak sanayii ile uzay araçlarının yapımında kullanılan İskandiyum gibi nadir metaller bulunmaktadır. Hadramevt Jeolojik Araştırma Kurumu’na dayandırılan raporlar da bu keşfin Yemen’i küresel nadir metaller haritasında stratejik bir konuma taşıyacağını teyit etmektedir. Buna ek olarak Hadramevt’in siyah kumları, İlmenit, Rutil, Zirkon, Manyetit gibi uluslararası şirketlerin yatırım için yarıştığı stratejik mineraller bakımından da son derece zengindir. Ayrıca Hadramevt, petrol, mermer, granit gibi yüksek ekonomik değere sahip doğal kaynaklara da sahiptir. “Petrol, mermer ve granitin yanı sıra Yemen, Ortadoğu’da nadir toprak metalleri üreten ülkeler listesinde kendine yer bulan tek Arap ülkesi olarak öne çıkmaktadır.” (08.07.2025 Washington merkezli Enerji Platformu) İşte bu nadir elementler; elektronik mikroçipler gibi hassas ve stratejik sanayi kollarında Çin’in küresel hegemonyasına darbe vurmak isteyen Trump yönetiminin dış politikasındaki en temel itici unsurlardan biri haline gelmiştir.
4- Böylece Hadramevt’in istikrarını bozması için Suudi Arabistan’ı kışkırtan gücün bizzat Trump yönetimi olduğu anlaşılıyor. Bin Habriş liderliğindeki Aşiretler İttifakı’nın petrol şirketleri üzerinde kontrolü sağlama ve özerklik çağrılarının dozunu artırma girişimleri, İngiliz yanlısı grubu (BAE ve Geçiş Konseyi gibi yerel uydularını) Hadramevt’e saldırmaya, onu ve beraberinde El-Mehra vilayetini ele geçirmeye itmiştir. Bunun üzerine Suudi Arabistan, daha doğrusu Trump yönetimi çılgına dönmüş ve BAE’ye karşı, 2015’teki Kararlılık Fırtınası operasyonundan bu yana eşi benzeri görülmemiş sert tedbirler almıştır. Bu sert tedbirlerin başında BAE silahlarının bombalanması ve Geçiş Konseyi uşaklarının tehdit edilmesi gelmektedir. Bu sert adımlar, Trump yönetiminin Hadramevt meselesine özellikle de nadir toprak elementleri meselesine atfettiği büyük önemi açıkça ortaya koymaktadır. Amerika, taşeronu Suudi Arabistan’a güvense de bu tablonun dışında değildir; “ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Suudi Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirerek, “Görüşmede Yemen’deki gelişmeleri ve bölgesel güvenlik ile istikrarı etkileyen meseleleri ele almışlardır.” (30.12.2025 Russia Today)
Dördüncüsü: Özetle, Yemen sahasındaki yeni gelişmelerin özü şudur: Trump yönetimi, Çin’in bu hassas ve diğer tüm sanayi kollarını kontrol eden sektörel hegemonyasına karşı durabilmek için Hadramevt’teki nadir metallere odaklanmaktadır. Ayrıca en başta Başkanlık Liderlik Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi olmak üzere Yemenli liderlerin sadakatinin İngilizlerden Amerikalılara doğru kaymış olması da kuvvetle muhtemeldir... Öte yandan, Hadramevt’te nadir madenler üzerinde hâlihazırda Çinli şirketlerin arama ve sondaj faaliyetleri yürüttüğü de biliniyor. Bu nedenle Trump için bu madenlerin kontrolünü ele geçirmek, Çin oraya tamamen yerleşmeden önce bitirilmesi gereken acil bir mesele haline gelmiştir... İşte bu çerçevede, kâfir devletlerin ajanları, Yemen’deki çatışmaları efendilerinin çıkarları doğrultusunda körüklemektedirler. Bu acı olaylar zinciri, yalnızca Yemen’de değil; Sudan’da ve diğer Müslüman beldelerde de aynı şekilde devam etmektedir. Müslümanlar, ajan liderlerinin, canlarını ve mallarını feda etmeye teşvik etmek için onlara büyük bir menfaatleri olduğu telkininde bulundukları çatışmalarda birbirlerini öldürmektedirler. Oysa gerçekte bu savaşlar, kâfir devletlerin çıkarlarını savunmak için yürütülmektedir. Bu karanlık senaryo silsilesi, ümmetin içinden en güçlü ve en şuurlu kesim ayağa kalkıp, yöneticilerinin göğüslerine basarak onları şiddetle hesaba çekmedikçe, adalet, rahmet ve hidayet devleti olan, Nübüvvet metodu üzere Raşidi Hilafet Devleti’ni kurmadıkça devam edip gidecektir. İşte o zaman, Allah’ın dilediği hayırlar, gökyüzünün bereketleri, nimet, izzet ve onur İslam ve Müslümanlar için gerçekleşecektir.
إِنَّ اللهَ بَالِغُ أَمْرِهِ قَدْ جَعَلَ اللهُ لِكُلِّ شَيْءٍ قَدْراً “Allah, işinde galiptir. Allah her şey için bir kader tayin etmiştir.” [Talak 3] Hiç şüphesiz yarın, bekleyeni için çok yakındır.
H.22 Recep 1447
M.11 Ocak 2026



