Cuma, 23 Şevval 1447 | 2026/04/10
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü


حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Amerika
Medya Bürosu

No: ABD-BA-2026-MB-TR-04 H. 18 Şevvâl 1447
M. Pazar, 05 Nisan 2026

Trump’ın İmparatorluk Hezeyanları

Donald Trump, Paskalya Pazarı’nda yayınladığı çılgınca bir mesajda şu ifadeleri kullandı: “Salı günü İran’da hem enerji santrali günü hem de köprü günü olacak. Bunun bir benzeri olmayacak! Şu boğazı açın artık! Yoksa cehennemde yaşayacaksınız. Görüyorsunuz, Allah’a hamdolsun.” - ABD Başkanı Donald Trump-. Trump daha önce de İran için “Onları ait oldukları yere, taş devrine geri götüreceğiz” tehdidinde bulunmuş, bu ifade Savaş Bakanı Pete Hegseth tarafından da tekrarlanmıştı.

Evet kuşkusuz hamd; itaat ettiğimiz ve merhametini dilediğimiz Allah’a mahsustur. Evet hamd; Firavunu ve onun gibileri helak eden Allah’a mahsustur. Evet hamd, kibirleri sebebiyle imparatorlukları yerle yeksan Allah’a mahsustur.

Doğrusu, çağımızın Firavunları, nefret dolu emperyal küstahlıklarıyla taş devrinden söz ederken bile tarihin verdiği derslerden bîhaberdirler. Trump’ın İran’a karşı kullandığı bu dil, siyasi hedeflere ulaşmak için ezici bir gücün ve topyekûn yıkım tehdidinin kullanıldığı ABD askerî tarihinde uzun süredir var olan bir yaklaşımın yansımasıdır.

Irak’ta ABD, 1991 Körfez Savaşı’ndan 2003’teki “şok ve dehşet” bombardımanına, işgal ve sonrasındaki süreçlere kadar sivil altyapıyı ağır şekilde tahrip eden çok sayıda operasyon yürütmüştür. Okullar, hastaneler, enerji santralleri ve su sistemleri dahil olmak üzere tüm şehirler ağır hasar görmüş, milyonlarca Iraklı yerinden edilmiş ve uzun vadeli insani krizlere neden olunmuştur. Benzer şekilde Afganistan’da, 2001 yılında ABD öncülüğündeki işgalin ardından onlarca yıl süren çatışmalar, bombardımanlar ve ayrım gözetmeyen saldırılar, sayısız sivilin ölümüne ve köylerin, eğitim ve sağlık altyapısının geniş çapta yıkımına yol açmıştır.

Bu vahşet sicili tarihin derinliklerine kadar uzanmaktadır. İkinci Dünya Savaşı sırasında Amerika; Tokyo, Osaka ve Toyama gibi Japon şehirlerinde geniş çaplı yangın bombası saldırıları düzenlemiş, ardından Hiroşima ve Nagazaki’ye atom bombaları atarak yüz binlerce insanın ölümüne neden olmuş ve şehir merkezlerini yerle bir etmiştir. Vietnam’da “Rolling Thunder Operasyonu” gibi saldırılarla alt yapı hedef alınmış, ekolojik yıkıma ve devasa sivil kayıplarına yol açmıştır. Asya ve Orta Doğu’nun ötesinde, Latin Amerika’da da Şili ve Guatemala’daki darbeler gibi gizli müdahaleler ve paramiliter gruplara verilen destek, uzun süreli toplumsal ve ekonomik istikrarsızlıklara yol açmıştır. Tüm bu bölgelerde, aşırı askeri güç kullanma ve sivil hayatı felç etme stratejisi, ABD’nin jeopolitik amaçlarını dayatmak için kullandığı tutarlı bir araç olmuş ve çatışmalar sona erdikten çok sonra bile devam eden insani felaketlere yol açmıştır.

ABD’nin sivilleri koruma, demokrasiyi yayma veya tiranlığı sona erdirme gibi söylemlerle maskelediği geçmişteki askeri tehditlerinin aksine, İran’a yönelik mevcut uyarılar tüm maskeleri indirmiştir. Bugün kullandığı dil her şeyi net bir şekilde ortaya koymuştur. Trump’ın İran’ı taş devrine döndüreceğiz tehdidi, yıkımı bizzat öven bir dil taşımakta; bir zamanlar ahlaki gerekçelerin arkasına gizlenen şiddet ve yıkım aşkını gün yüzüne çıkarmaktadır. ABD artık gücünü, toplumları yok edecek şekilde kullanabileceğini gizleme gereği dahi duymamaktadır; Trump’ın bu söylemi, onun sertliğinin ve vahşetinin açık bir göstergesidir.

Sonuç olarak her geçen gün daha fazla dünya; kaba kuvvete veya kâra değil, adalete, refaha ve gerçek merhamete dayalı bir nizama hasret duymaktadır; mevcut kapitalist sistem bunları sağlayamaz. Küresel elitler güçleriyle gösteriş yapıp yıkımı yüceltirken, sıradan insanlar acı çekmekte; insan onurunu, şerefini ve hayatın kutsallığını her şeyin üstünde tutan bir yönetime özlem duymaktadırlar.

Kalıcı istikrar ve gerçek barış ancak Allah’ın indirdiği esaslara dayanan, hayatı koruyan, adaleti tesis eden ve merhameti esas alan bir sistemle mümkündür. Bu alternatif, Hilafet düzenidir. İslam, ayrım gözetmeden ve çifte standart uygulamadan tüm insanları adil bir şekilde yönetecektir. Raşidi Hilafet, insanlığı kapitalizmin zulmünden ve karanlığından kurtarıp İslam’ın aydınlığına ve adaletine çıkaracak olan yegâne sistemdir.

أَوَلَمْ يَسِيرُوا فِي الْأَرْضِ فَيَنظُرُوا كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الَّذِينَ كَانُوا مِن قَبْلِهِمْ كَانُوا۟ هُمْ أَشَدَّ مِنْهُمْ قُوَّةً وَآثَاراً فِي الْأَرْضِ فَأَخَذَهُمُ اللَّهُ بِذُنُوبِهِمْ وَمَا كَانَ لَهُم مِّنَ اللَّهِ مِن وَاقٍ “Onlar yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden öncekilerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar, kendilerinden daha güçlü ve yeryüzündeki eserleri daha üstündü. Böyle iken Allah, günahları sebebiyle onları yakaladı. Onları Allah’ın azabından koruyacak hiç kimse olmadı.” [Mümin 21]

حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Amerika
Medya Bürosu
Adres Bilgileri ve Web Sitesi
Telefon: 

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER