حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Avustralya
Medya Bürosu
| No: AVL-BA-2026-MB-TR-02 |
H. 20 Raceb 1447 M. Cuma, 09 Ocak 2026 |
Hizb-ut Tahrir’i Yasaklama Önerisi: Yalanlar, Irkçı Klişeler ve İslam Düşmanlığı Üzerine Kurulu Bir Tezgahtır
Avustralya hükümetinin Hizb-ut Tahrir’i yasaklama önerisi, partinin tutumlarının çarpıtılması ve bu ülkede Müslümanların on yıllardır maruz bırakıldığı ırkçı tasvirlere dayanılmasıyla açıklanabilir. Amaç, bu kalıplaşmış imgeler aracılığıyla hükümetin iddialarının ciddi bir denetime tabi tutulmasının önüne geçmektir.
Hizb-ut Tahrir, Müslüman toplumun bir parçasıdır. Ancak İslamofobik bir bakış açısından, biz ya tehlikeli görülüp etkisiz hâle getirilmesi gereken kimseleriz ya da saf olup kontrol edilmesi gereken bir topluluk!
“Müslümanlar fikir oluşturmazlar, aksine radikalleşirler. Müslümanlar görüş ifade etmezler, aksine nefret yayarlar. Müslümanlara haber okuma konusunda bile güvenilemez, çünkü mağduriyetleri çabucak kitlesel katliam olaylarına dönüşür.” İşte Avustralya hükümetinin dayandığı ırkçılık budur.
Hizb-ut Tahrir’in de bir parçası olduğu bu ülkedeki Müslümanlar, Gazze’deki soykırıma karşı durma konusundaki sabit ve ilkesel duruşlarıyla gurur duymaktadırlar. İşgal, bizim gözümüzde ebediyen bir zulüm olarak kalacaktır. Soykırım, ebediyen bir zulümdür. İnsanların başına evlerini yıkmak, hastaneleri, okulları ve gıda dağıtım merkezlerini bombalamak ebedi bir suçtur. Aynı şekilde esirlere tecavüz etmek de asla affedilemez büyük bir günahtır.
Avustralya hükümeti bu gerçeklerle doğrudan yüzleşmek yerine, kasıtlı bir dezenformasyon kampanyası yürütmeyi tercih etmiştir. Zaten kim hükümetin iddialarını sorgulayacaktır? Kim Müslümanları savunmak gibi bir riski göze alacaktır?!
Hükümet, Hizb-ut Tahrir’in “Yeni Nazilere benzediğini” iddia etmektedir. Bu, bizi gerçek Nazilerle bir tutan absürt bir kıyaslamadır! Yine, hiç adını dahi duymadığımız bir yer olan Caulfield’deki sinagogda yaşanan şiddet olaylarının arkasında bizim olduğumuzu ileri sürmektedir! Biz, bu suçlamadan önce o semtin adının bile bilmiyoruz! Eğer insanları Hizb-ut Tahrir’in bizzat şiddet eylemleri gerçekleştirdiğine ikna edemezlerse, bu kez şiddeti teşvik ettiğimizi söyleyecektir. Bu da olmazsa, insanlara şiddet için “ilham verdiğimizi” ya da en azından şiddeti övdüğümüzü iddia edecektir. Önemli olan bizi her ne şekilde olursa olsun şiddetle ilişkilendirmektir. Senaryoyu tamamlamak için bu karışıma bir de “Yahudi karşıtlığı” (Antisemitizm) suçlamasını ekliyor.
Avustralya hükümetinin artık kabul edilebilir gördüğü kamusal söylem düzeyi budur. Bu söylem, kendi imajlarını aklamaktan umudunu kesen ve bu nedenle bizim imajımızı karalamaya yönelen Siyonist aktivistler tarafından da desteklenmekte ve büyütülmektedir.
Hükümetin bu teklifi her birimizi dehşete düşürmelidir. Siyonist projenin savunucuları söylediklerimizden hoşlanmadığı için, Avustralya hükümeti söylediklerimizi suç sayacak özel yasalar hazırlıyor. Oysa hem bu hükümet hem de on yıllardır birbirini izleyen hükümetler, söylediklerimizin yasal ifade özgürlüğü sınırları içinde değerlendirilmesi gerektiğini defalarca teyit etmişlerdir.
Bugün yapmak istedikleri şey, meşru siyasi söylemi “nefret söylemi” olarak yeniden tanımlamaktır. Bunun sebebi, bu söylemin gerçekten nefret içermesi değil; onların söylediklerimizden nefret etmeleridir. Ve Siyonist aktivistlerin, derin bir nefret besledikleri uzun bir insan listesi vardır.
| حزب التحرير Hizb-ut Tahrir Avustralya Medya Bürosu |
Adres Bilgileri ve Web Sitesi Telefon: (+61) 438 000 465 www.hizb-australia.org |
E-Mail: media@hizb-australia.org |



