حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Suriye Vilâyeti
Medya Bürosu
| No: SR-BA-2026-MB-TR-02 |
H. 18 Raceb 1447 M. Çarşamba, 07 Ocak 2026 |
Amerikan Himayesinde Yapılan Paris Görüşmeleri, Gizli Bir Güvenlik Normalleşmesidir, Görüşmelerin Suriye’nin Egemenliğine ve Devrimin Sabitelerine Tehlikeli Sonuçları Olacaktır
6 Ocak 2026 Salı günü Paris’te, Suriye ile (İsrail) arasında Amerikan himayesinde yapılan yeni müzakere turu sona erdi. Görüşmeler neticesinde, “istihbarat paylaşımı ve askeri gerilimi düşürmek amacıyla bir irtibat hücresi kurulması” kararlaştırıldı.
ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan ortak Suriye–(İsrail) açıklamasında, (İsrail) ve Suriye’den üst düzey yetkililerin Paris’te bir araya geldikleri, görüşmede tarafların “iki tarafın güvenliği ve istikrarı için kalıcı düzenlemelere ulaşma konusundaki kararlılıklarını” vurguladıkları ifade edildi. Açıklamada, acil istihbarat koordinasyonu ve gerilimi düşürme amacıyla bir irtibat hücresi şeklinde ortak bir entegrasyon mekanizmasının kurulacağı, bu mekanizmanın Amerikan denetiminde diplomatik ve ticari angajmanları da içereceği ve Suriye-(İsrail) ortak mekanizmasının her türlü ihtilafı hızlı biçimde ele alacak bir platform olacağı belirtildi.
Reuters ajansının bir Suriyeli yetkiliye dayandırdığı habere göre bu girişim, Suriye ile (İsrail) arasındaki müzakereleri “olumlu yönde ilerletmek için tarihî bir fırsat” olarak değerlendirildi.
Suriye resmi haber ajansı SANA’ya konuşan bir hükümet kaynağı da müzakere turunun, “1974 Ayrıştırma Anlaşması’nın yeniden devreye sokulmasına” odaklandığını, bununla (İsrail) güçlerinin 8 Aralık 2024 öncesi hatlara çekilmesinin hedeflendiğini ve “dengeye dayalı bir güvenlik anlaşması”na ulaşma arzusunun bulunduğunu ifade etti.
ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ise Suriyeli ve (İsrailli) yetkililer arasında gerçekleşen müzakerelerin “önemli bir kırılma noktası” oluşturduğunu söyleyerek, Şam’ın (İsrail)’e karşı herhangi bir düşmanca niyet taşımadığını ve görüşmelerin sonuçlarının “inkâr aşamasından gerçek bir iş birliğine geçme konusunda taraflarda güçlü ve ortak bir irade”yi yansıttığını belirtti.
(İsrail)’in Suriye içindeki birçok bölgeyi işgal ettiği ve 1967’de işgal edilen Golan Tepeleri’ne komşu tampon bölgeleri kontrol altına aldığı biliniyor. Ayrıca (İsrail) güçleri neredeyse her gün Suriye topraklarına girmekte, vatandaşları tutuklamakta, ekinleri tahrip etmekte ve halka ateş açmaktadır. (İsrail) ordusu ayrıca sivilleri öldüren ve Suriye ordusuna ait askeri mevzileri, araçları, silahları ve mühimmatı imha eden hava saldırıları düzenlemektedir.
Paris’te gerçekleşen bu görüşmeler ve ona eşlik eden açıklamalar; devrimin sabitelerine, şehitlerin kanına ve Şam halkının dinini aziz kılmak uğruna verdiği muazzam fedakârlıklara karşı bir darbedir, açık bir ihanettir. Eski rejim başının firar etmesinden sonra Suriye’de yönetime gelenlerin, mukaddesatımızı Yahudi varlığına peşkeş çekmesinden ve Amerikan emirlerine boyun eğmesinden daha büyük bir suç olabilir mi? Bu süreç, özünde İslam ve ehline karşı bir savaş olan “Abraham Anlaşmaları”na eklemlenme yolunda atılan tehlikeli bir adımdır.
Bu nedenle genel olarak ümmetin evlatları, özel olarak Şam’ın mücahit ve samimi devrim evlatları, Yahudilerle yürütülen bu müzakerelere ve bunlardan doğacak son derece tehlikeli kararlara karşı kesin ve caydırıcı adımlar atmalı, egemenliğimizi pazarlayan ve mukaddesatımızı sahte “ulusal kazanımlar” gerekçesiyle feda etmek isteyenlere engel olmalıdır.
Egemenliği peşkeş çekmek, kararı ABD Temsilcisi Thomas Barrack’a teslim etmek ve dünyayı kana bulayan, dünyanın dört bir yanında zorbalık yapan, Müslüman ülkelerinde suç işleyen Amerika’nın planlarına ram olmak; bizi ancak daha fazla zillet ve hüsrana sürükleyecektir. Gazze’de yaşananlar bunun en yakın örneğidir. Bu bozguncu ve mağlubiyetçi yaklaşım, ülkeyi, zenginliklerini ve halkını Amerika ve onun uşaklarının eline teslim edecektir.
Ey Şam diyarındaki samimi Müslümanlar! Yahudilerle yapılan bu müzakereler ve özellikle Yahudi varlığının sınır güvenliğini sağlamak için güvenlik koordinasyon komiteleri kurulması, son derece büyük bir tehlike ve karşı konulması gereken kaygan bir zemindir. İçerideki yenilmişlerin bahanelerine sakın aldanmayın! Gelin yeniden Allah’a birlikte olalım; O’nun şeriatını tatbik edip yeryüzünde hükmünü ikame edelim Allah, bizim Velimiz ve Yardımcımızdır.
Yahudi varlığı gaspçı bir varlıktır; uzlaşma ve barış mesajları ona asla fayda etmez. Yahudilerle mücadele bir “sınır mücadelesi” değil, bir varlık-yokluk mücadelesidir. Onunla her türlü normalleşme, birlikte yaşama ya da barış girişimi, gerekçesi ne olursa olsun büyük bir suç, kara bir leke ve on dört yıllık devrim fedakârlıklarına açık bir ihanettir. Aynı zamanda Amerikan dayatmalarına boyun eğmektir, bu dayatmalar yalnızca Amerika’nın ve Yahudi varlığının çıkarlarına hizmet etmektedir.
Şam’ın sadık evlatları buna razı mı olacaklar, yoksa çok geç olmadan sözlerini mi söyleyecekler?
إِنَّ فِي ذَلِكَ لَذِكْرَى لِمَنْ كَانَ لَهُ قَلْبٌ أَوْ أَلْقَى السَّمْعَ وَهُوَ شَهِيدٌ “Şüphesiz ki bunda kalbi olan yahut hazır bulunup kulak veren kimseler için bir öğüt vardır.” [Kâf 37]
| حزب التحرير Hizb-ut Tahrir Suriye Vilâyeti Medya Bürosu |
Adres Bilgileri ve Web Sitesi Telefon: +8821644446132 Skype: TahrirSyria www.tahrir-syria.info |
E-Mail: media@tahrir-syria.info |



