Salı, 17 Muharrem 1446 | 2024/07/23
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü
Bilakis Bu, Ümmetin Depremi ve Kasırgasıdır!

بسم الله الرحمن الرحيم

Haber-Yorum

Bilakis Bu, Ümmetin Depremi ve Kasırgasıdır!

Haber:

Fas depremi ve Libya kasırgası...

Yorum:

Rabbimiz Libya ve Fas’taki halkımıza rahmet eylesin, şüphesiz biz Allah’tan geldik ve şüphesiz dönüşümüz O’nadır. La havle ve la kuvvete illa billah.

Fas’taki deprem ve Libya’daki kasırga gibi iki felaketten dolayı hayırsever Müslümanlar, bağış yapmak, dua etmek ve acil yardımda bulunmak için harekete geçtiler; bunların hepsinde bir hayır vardır.

Ancak büyük olaylarla mücadelenin başka bir düzeyde olması gerekir; yani ciddiyetin gösterildiği, sorunların köklü bir şekilde çözüldüğü, hatta mümkün olduğu kadar sorunların önlendiği bir düzeyde olması gerekir.

Deprem ve kasırga felaketlerinin etkileriyle mücadele ederken, oradan buradan bağışlar toplamak için bireysel girişimlerde bulunmak yeterli değildir; aksine felaketlerle başa çıkmak için yeterli paranın bulunmadığı bir durumda, yardım çalışmalarına harcamak üzere hiç gecikmeden zengin Müslümanlardan para toplamak gerekir. Bunun vacipliği mağdurlara yardım etmenin ve Müslümanların üzerindeki zararı kaldırmanın vacip olduğuna dair delillerden alınmıştır. Dolayısıyla devletin, para alırken (kimden alınacağı, ihtiyacın miktarı ve süresi noktasında) şerî hükümlere bağlı kalması gerekir.

Ayrıca bu düzeydeki felaketler için çabaların seferber edilmesi ve ülkenin olayla baş edebilmesi için ümmetin gerekli kaynaklarının yönlendirilmesi gerekmektedir. Yani ambulans ekipleri, sahra hastaneleri, özel askeri birlikler, teçhizatlar, makineler, kepçeler ve benzerleri gibi olan ümmetin kaynaklarının, tüm İslam ümmetinin kaynakları olduğunu söylemek istiyorum. Ancak bunu engelleyen şey, Sebe kavminin elleriyle ümmeti parçalayan ve bölen lanetli sınırlardır!

Ayrıca felaketler, zaten ifşa olmuş olanı ifşa etti ve açık olanı da açığa çıkardı; zira Müslümanları yoksullaştıran rejimler, burada iç savaşla, orada servetleri elde etmekle meşgul olurlarken halklar ise, evleri, barajları, yolları ve köprüleri çamurdan yapılmış isimleri bile belli olmayan köylerde yaşıyorlar!

İslam ümmetinin evlatlarının, pratik ve gerçekçi çözümlerle gelen bir ideoloji ve nizam olması vasfıyla İslam’dan kaynaklanan üretken ve doğru bir düşünceye sahip olmaları gerekir. Yoksa dilerse yapacağı, dilerse izlemek ve empati kurmakla yetineceği uygulanması sadece bireyin takvasına bağlı olan bireysel vaazlar ve girişimlerle sınırlı kalmamalıdırlar.

İslam’da devlet ve sorumlu bir yönetim vardır; zira Müminlerin Emiri Ömer İbn Hattab kıtlık (Ramada) yılında, Mısır’da Amr İbn Âs, Kufe’de Saad İbn Ebi Vakkas, Basra’da Ebu Musa el-Eşari ve Suriye’de Muaviye İbn Ebu Süfyan’ın olduğu valilerine, kendisine yiyecek ve giyecek sağlamalarını talep ettiği bir mektup yazdı. Bunun üzerine Amr, kara yoluyla un taşıyan 100 deve, deniz yoluyla da un ve yağ taşıyan 20 gemi ve 5000 giysi gönderdi. Muaviye, yiyecek taşıyan 3.000 deve gönderdi. Irak’tan un taşıyan 1000 deve geldi. Ebu Ubeyde İbn Cerrah da 4000 deve yiyecekle Ömer’in yanına geldi

İslam ümmeti, bir Halife’nin idaresi altında tek bir siyasi cemaat halindeyken işte böyleydi ve zaten Allah Azze ve Celle’nin İslam ümmetinden istediği de budur.

Neden felaketin ortasında çıkıp yüksek bir sesle nidada bulunarak şöyle diyecek saygın bir devletimiz ve saygın bir yöneticimiz yok: Ey İslam ümmeti, yardım yardım! Ey Irak Valisi, ey Körfez Valisi, ey Fas Valisi, ey Endonezya Valisi ve ey Mısır Valisi... medet, medet! Bunun üzerine kurtarma ve yardım ekipleri, sadece gönüllü olarak değil, zorunlu olarak her bir taraftan etkilenen bölgelere akın edeceklerdir.

Son olarak bu yoruma, daha önce Şubat 2023’te Türkiye ve Suriye’de yaşanan depremlerle ilgili bir yorumdan küçük bir alıntı yapmak istiyorum ki orada şöyle demiştim: “Türkiye ve Suriye’deki deprem felaketi geçecek ve acı hatırası kalacak ama bizler, gerek uluslararası sistemin efendilerinden dilenme düşüncesinin tutsağı gerekse ulusal devletin hapishanesindeki düşüncenin tutsağı olarak kalmaya devam mı edeceğiz?! En azından onlara inanmadığınızı mırıldanın. Zira felç olmanın ve üretken hareket yetersizliğinin doğrudan nedeni kesinlikle onlardır.”

Allah’ım Libya ve Fas’ta ölen Müslümanları şehitler olarak kabul et, onların dertlerine şifa ver, onları Kaza’na razı olanlardan eyle ve onları sabr-ı cemil ile rızıklandır.

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan

M. Usame Es-Suveynî – Kuveyt

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER