- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
Haber-Yorum
Kış İkinci Bir Nekbeye (Felakete) Dönüştüğünde... Gazze Açık Havada Tek Başına Direniyor
Haber:
UNRWA, 10 Aralık'tan bu yana Gazze'deki fırtına ve yağmurların 17 binanın çökmesine ve 42.000'den fazla çadırın tamamen veya kısmen hasar görmesine neden olduğunu tahmin ediyor. (El Cezire Net)
Yorum:
Gazze sadece kuşatma altında değildir; aksine ümmetin onun sesine yönelik ihanetini ortaya koyan, yöneticilerin korkaklığını ifşa eden ve çocukların kanlarının yıkanıp masumların çadırları bombalarla değil de yağmurla yerle bir edildiği bir zamanda dünyaya sessizliğin çirkinliğini gösteren bir aynadır.
Gazze bugün tek bir savaş yaşamıyor, aksine henüz sona ermemiş olan bir füze savaşı, başlamış olan kış savaşı ve bunların ardından gelen hastalık savaşı gibi birbiri ardına savaşlar yaşamakta olup bunların hepsi duvarları olmayan bir çadır alanında gerçekleşiyor.
Gazze'deki bir çocuk, uçakların bombasıyla mı yoksa çadırını yıkan bir sel baskınıyla mı uyanacak bilemiyor! Bombardıman altında çocuklarına veda eden anne ise, korkuyu yastık ve bilinmezliği de battaniye edinerek ıslak bir zeminde uyumak zorunda kalıyor.
Ateşkesin ardından Gazze, sanki savaş gerçekten bitmiş gibi tamamen göz ardı edilmektedir! Oysa gerçek şu ki, savaştan sonra gelenler daha da kötüdür; zira onun çadırları rüzgâra karşı kendi haline bırakılmış olup insanlar trend için fotoğraflarını takip ediyor, ekranlarda gözyaşı döküyor, sonra da hayatlarına devam ediyorlar!
Gazze halkı ise, bazen bombardımanla, bazen hastalıkla, bazen de yağmur suları altında kalan çadırın çökmesiyle her gün farklı şekillerde ölüyor.
En büyük ihanet ise, dünyanın söylenip durduğu geçici çözümlerin gerçekleşmemiş olmasıdır; hatta gerçekleşmiş olsa bile, bunlar basın toplantısındaki bir fotoğraftan ibaret kalıyor. Nitekim acziyet ile yüzüstü bırakma arasında kalan Arap yöneticiler, sıcak bir konteyner dayatma gücüne bile sahip olmadıkları gibi işgalcinin verdiği zararı durdurmaya zorlayacak bir karar bile alamıyorlar!Sanki Gazze ümmetin bedenin bir parçası değilmiş de, aksine ihanetlerini hatırlatmaması için susturmak istedikleri ağır bir yükmüş gibi.
Gazze'de kış, bulutların dağılmasıyla bitmez; zira zulmün soğuğu rüzgardan daha sert olduğu gibi bombardımanın şiddeti ise yağmurla kıyaslanamaz bile.İhtiyaçtan kurulan binlerce çadır, tıpkı yöneticilerimizin onurunun Yahudi varlığına karşı direnemediği gibi rüzgara karşı direnemiyor.Evleri bombalarla havaya uçurulmasından itibaren, parçalanmış çadırlar çocuklarının başlarındaki tek bir çatı haline gelmiş olup, şimdi de fırtınalar uçakların yıkamadığı şeyleri tamamlıyor.
Bu, birleşik bir cezadır: Zira dünkü bombalama, onları açık alanda fırtınalarla baş başa bırakmış ve dünyada her zaman bir sessizlik hakim.Filistinliler çadırlarının enkazı altında iki kez ölüyorlar: Birincisi işgal çadırlarını yıktığında, ikincisi ise çadırlarını yağmurda su basınca; peki şimdi yağmuru mu suçlamalıyız? Yoksa onları fırtınalardan ve soğuktan koruyacak araçlara sahip olanları mı?Fırtınalar sadece onlara özgü bir olgu değildir; ancak onlar için bir destek veya yardım olmadığından dolayı diğerlerinden daha fazla etkileniyorlar ve herkes Gazze'nin üzerine üşüşmüştür; çünkü Gazze onları ifşa etmiş, açığa çıkarmış ve maskelerini düşürmüştür.
Ey gururlu Gazze: Mobil evler girdirmek, geçici acil bir çözümdür; ama bir somun ekmek bile girdirmekten aciz olan kimse, sizin için geçici bir çözüm bile dayatamayacaktır!
Ey ordular; duygularınızı ve gururunuzu uyandırmak istiyor ve sizleri, kıyamet gününde kaçınılmaz olarak sizden uzaklaşacak olan yöneticilere itaat etmek yerine sizleri kurtaracak olan şeye davet ediyoruz.Yine sizleri, cihat etmeye ve içerisinde kumaştan yapılmış çadırlarda ya da uluslararası bir dilencinin gözetiminde değil, onurlu bir şekilde yaşayacağımız Allah'ın şeriatıyla yönetecek bir devlet kurmak için çalışanların yanında yer almaya davet ediyoruz. O halde gelin işgali ortadan kaldıralım, onun ardında gelenleri onarmayalım ve sürgünü uzatmamak için de Hilafeti kuralım.
Allahu Teala şöyle buyurmuştur: انفِرُوا خِفَافاً وَثِقَالاً وَجَاهِدُوا بِأَمْوَالِكُمْ وَأَنفُسِكُمْ فِي سَبِيلِ اللَّهِ ذَلِكُمْ خَيْرٌ لَّكُمْ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ “(Ey müminler!) Gerek hafif, gerek ağır olarak savaşa çıkın, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihad edin. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır.” [Tevbe 41]
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Menal Ümmü Ubeyde



