- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
Haber-Yorum
Trump, Venezuela'yı Kendisinin Yöneteceğini Söylüyor ve İran, Küba ve Kolombiya'yı Tehdit Ediyor!
Haber:
ABD Başkanı Trump, Maduro'nun tutuklanmasının ardından, Venezuela'da “işleri yönetenin” ABD olduğunu vurguladı, Kolombiya cumhurbaşkanına karşı sert tehditlerde bulundu, Küba'daki yönetimin çöküşünün yakın olduğunu söyledi ve İran'a, protestocuları öldürmesi halinde saldırılar düzenleyeceği uyarısında bulundu. (El Arabiya, 4/1/2026)
Yorum:
Amerika Birleşik Devletleri, herhangi bir caydırıcı olmadan uluslararası arenada açıkça zorbalık yapıyor, Venezuela gibi Amerikan şirketlerinin kaynaklarını sömürmesine karşı çıkan devlet başkanlarını tutuklama hakkına sahip olduğuna inanıyor, diğerlerini tutuklamakla tehdit ediyor, Meksika'nın Amerikan güçleriyle birlikte Meksika içindeki uyuşturucuyla mücadeleye katılmasını talep ediyor, Küba ile İran'ı da tehdit ediyor...
Venezuela Devlet Başkanı'nın tutuklanmasının ardından Çin, şok olduğunu ve dünyanın polisi rolünü reddettiğini dile getirirken, Rusya ise üzüntüsünü ve kınamasını ifade etti; doğal olarak her iki ülke de Amerika'ya karşı söylemlerden başka herhangi bir somut eylemde bulunmaya cesaret edemedi. Zira Çin, Amerika ile ticaretinden elde ettiği ekonomik getirileri düşünüyor ve bunları kaybetmek istemiyor. Rusya'nın ise Trump'ın Ukrayna konusunda önerdiği çözümden dolayı ağzı sulanıyor ve Avrupa ülkeleri de Maduro'nun Venezuela'daki siyasi sahneden çekilmesinden duydukları memnuniyeti dile getiriyorlar.
En güçlü tepkinin, silah üretimini iki katına çıkaracağını açıklayan Kuzey Kore'den geldiğini söyleyebiliriz; ama bu veya diğer tepkilerin hiçbirisi Amerika’yı korkutmuyor ve onu azgınlığından vazgeçirmiyor; zira dünyada yükselme peşinde olan bir devlet yok ki Amerika’ya meydan okusun, kendi çıkarları konusunda Amerika’yı taciz etme yolunu izlesin ve zorbalığı durdurmanın, onun çıkarlarına yönelik sıcak takibi durdurmanın bir şartı olduğunu açıklasın. Tabi böyle bir devletin, savaşmaya hazır olması gerekir.
ABD Dışişleri Bakanı, Monroe Doktrini uyarınca herhangi bir yabancı ülkenin Latin Amerika'da büyük çıkarlar oluşturmak için yaklaşmasının yasak olduğunu açıkladı; çünkü Batı Yarımküre Amerika'ya ait olup hiçbir ülke buna tepki göstermiyor ve Amerika'nın Doğu Yarımküredeki, yani Afrika, Asya ve Avrupa'daki önemli çıkarlarından mahrum bırakılacağını ilan etmiyor ve bu ülkelerdeki kendi çıkarlarını takip etmeye başlamıyor.Bazıları mevcut durumun normal olduğunu ve Amerika'nın ezici gücünü dayattığını söyleyebilir; her ne kadar bizler Amerika'nın gücünü kabul etsek de ama uluslararası değişimin, ancak savaşlar sırasında meydana geldiğini, dolayısıyla büyük güçlerin çöktüğünü, bir başkasının ortaya çıktığını ve çatışmalara girmekten kaçınan ülkelerin yükselmesinin imkansız olduğunu vurgularız. Örneğin Çin, Amerika'nın Çin topraklarına (Tayvan) yönelik tehditlerini kabul ederken nasıl yükselebilecek ki?Eğer ülkeler, güçlerini kendi topraklarında veya çevrelerinde kullanamayacaklarsa, güçlerini neden inşa ediyorlar ki?Bazıları, Amerika'nın gücü nedeniyle birçok savaşa girmeye hazır olduğu şeklinde hatalı düşünüyor; bu hatadır; zira Amerika, Irak ve Afganistan bataklıklarından zar zor kurtulmuş ve Trump, Amerika'yı Irak ve Afganistan savaşlarına sürükleyen önceki başkanların stratejik hatalarından bahsetmiştir; ama Amerika, Venezuela'da meydana geldiği gibi ülkeleri tehdit etmeye ve zorbalık yapmaya devam ediyor; zira Amerika, bu ülkelerin korkak olduklarından ve bir tepki veremeyeceklerinden emindir. Bu yüzden milletinin statüsünü yükseltmek isteyen bir ülke sürekli olarak gücünü inşa etmeli, korkaklıktan sıyrılmalı ve savaşlara girmelidir. Aksi takdirde rakipsiz süper bir devlet konumunda olan Amerika'nın, herhangi bir ülkeye kendisiyle aynı uluslararası bir statü vermesi için bir alan olmayacaktır.İşte bu yüzden Amerika, tüm uluslararası politikayı tek başına belirlemeyi sürdürmekte ve dünya ülkelerini korkutmak için haydutluk biçiminde olsa bile, savaş dışı tüm araçları benimsemektedir.
Amerika'ya meydan okuyacak olan sadece Hilafet Devleti'dir; çünkü İslam ümmeti, savaşçı ve mücahit bir ümmettir; bu yüzden savaşa girmekten çekinmez ve Amerika'nın sözünü değil, Allah'ın sözünü yüceltmek için çalışır.
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Bilal Et-Temimi



