- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
Haber-Yorum
Cezadan Emin Oldular; Bu yüzden Saldırganlıkta İleri Gittiler
Haber:
İbranice yayın yapan Maariv gazetesi, Şam'ın Yahudilerin Hermon Dağı'ndan (Cebel-i Şeyh) tamamen çekilmesi konusundaki ısrarı nedeniyle Yahudi varlığı ile Suriye arasındaki güvenlik müzakerelerinin çıkmaza girdiğini, Tel Aviv'in ise bu talebi kesin bir dille reddettiğini ve bunun müzakere edilemez olduğunu ifade ettiğini bildirdi. Gazete, geçen hafta Paris'te Yahudi varlığı, Suriye ve Amerika'nın katılımıyla yapılan görüşmelerin, Hermon Dağı konusundaki temel anlaşmazlık sonucunda daha geniş bir güvenlik veya siyasi anlaşmaya varılamadan, askeri sürtüşmeyi önlemeyi amaçlayan bir koordinasyon mekanizması kurulması yönünde sınırlı bir teknik anlayışla sonuçlandığını bildirdi.
Maariv, Yahudi varlığındaki üst düzey kaynaklara atıfta bulunarak, hiçbir koşulda Hermon Dağı'ndan çekilmeyeceklerini vurguladıklarını ve bu şartın, görüşmelerde herhangi bir ilerlemenin önündeki en büyük engel oluşturduğunu ifade ettiklerini aktardı.
Paralel bir bağlamda gazete, Suriye ve Rusya'nın, özellikle Güney Suriye'de Rus askeri varlığını yeniden konuşlandırma çabalarına ilişkin Yahudiler arasında artan endişeye dikkat çekti; zira oradaki herhangi bir yabancı varlığın Yahudi ordusunun hareket özgürlüğünü kısıtlayacağı düşünülüyor. Tel Aviv, Rusya'nın güneyde herhangi bir askeri konuşlandırma yapmasına kesin olarak karşı çıktığını, Şam’a, Moskova’ya ve Washington'a bildirdiğini vurguladı. Ayrıca raporda, Yahudi varlığının, Suriye'nin Rusya ve Türkiye ile olası silah anlaşmaları konusundaki temaslarını endişeyle takip ettiğine dikkat çekilerek, Suriye'nin stratejik silahlara, özellikle de gelişmiş hava savunma sistemlerine sahip olmasını kabul etmeyeceği vurgulandı.
Amerikan düzeyinde ise Maariv, ABD Başkanı Donald Trump'ın iki taraf arasında bir güvenlik anlaşması yapılmasını teşvik etmeye çalıştığını, ancak şu anda Yahudi varlığının Hermon Dağı'ndan çekilmesi yönünde baskı yapmadığını ve Tel Aviv'in ise güvenlik çıkarlarının herhangi bir müzakere sürecinde mutlak öncelikli olarak kalacağını vurguladığını açıkladı.
Yorum:
Bedeni zehirleyen ve dayanılmaz derecede rahatsız eden bir dizi haberler… Ufukları sapkın, korkak ve gazaba uğramış olan bir kavim, kendisine yönelik hiçbir caydırıcı olmadığı için her türlü iğrençliği işliyorlar! Zira suçlu kaçtıktan sonra topraklarımızı işgal ettiler, baba Esad'ın iktidarını korumak için bizim cebimizden inşa ettiği askeri varlıklarımızı ve birikimlerimizi bombaladılar ve bunlar halkına geri dönmeye başlar başlamaz Yahudiler gelip bunları yok ettiler.
Her saat başı tekrarlanan baskınlar yapılıyor, Dera, Neva, Şam kırsalı ve Beyt Cin'de katliamlar işleniyor ve tüm bunların da ötesinde bir de şartlar koyuyorlar, sınırlar çiziyorlar ve kısıtlamalar dayatıyorlar! Onlar, hakkında defalarca konuştuğumuz Yahudilerdir; zira onlar hain bir kavim oldukları gibi anlaşma yaptıklarında anlaşmalarını bozan bir kavimdir ve açgözlü bir kavimdir.
Hayatın, kainatın ve insanın yaratıcısına dil uzatanlardan nasıl olur da bir hayır umulabilir ki?! Allah'ın peygamberlerine ihanet edenlere, onlardan bazılarını öldürenlere ve bazılarını da yalanlayanlara nasıl olur da güvenilebilir ki? “Biz Allah'ın oğulları ve sevgili kullarıyız” diyenlerden nasıl olur da bir hayır beklenilebilir ki?
Onlar, cezadan emin oldukları için edepsizlik yapan bir kavimdir; bu söz, kurtuluş yıldönümünde ortaya çıkan askerler tarafından söylendi ve Gazze için slogan attıklarında ise ayağa kalktılar ve oturmadılar! Tek bir slogan bile onları telaşlandırdı; peki ya ciddi hareketler olsaydı nasıl olurdu acaba?
Evet, onlar çok korkuyorlar ve tüm bu nefret ve zulüm ise, onların korku ve endişelerinin boyutunun kanıtından başka bir şey değildir. Zira tarih boyunca Yahudilerin, baskı altında kaldıklarında ve gerçek boyutları ortaya çıktığında boyun eğdikleri ama sende bir zayıflık gördüklerinde ise azgınlıkta ısrar ettikleri bilinmektedir. Onların yaptıklarına ancak demir bir fayda sağlar; bu yüzden gerçek yüzümüzü, yani onların korktuğu yüzümüzü, gerçeğin yüzünü göstermemiz gerekir; zira bizler, şehadeti, aşağılanmayı değil ölümü talep eden bir kavimiz. Onlar çok ileri gittiler ve bizim sessizliğimiz ise utanç verici ve aşağılık bir durumdur; üstelik bu sessizliğimiz onların iğrenç işlerindeki cesaretlerini artırıyor.
Müslüman izzetli, güçlü ve kuvvetlidir; haksızlığa boyun eğmez ve aşağılanmayı da kabul etmez. Bu yüzden cevap, siyasi protokol adı verilen şeyler aracılığıyla olmamalıdır; çünkü bunlar eylemlerdir ve onlara verilecek tek yanıt da eylem olmalıdır. Bunun da dışında bu, gözlere kum serpmektir ve sessizlik, daha fazla saldırganlığa yol açmaktadır.
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Abdu ed-Della - Suriye



