- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
Haber-Yorum
Tanzanya'da Altın Rezervlerinin Satışına Kapsamlı Bir Bakış
Haber:
Tanzanya Merkez Bankası, son günlerde likiditeyi yönetmek ve dış ekonomik şoklara karşı koymak amacıyla altın rezervlerinin bir kısmını satmayı planladığını duyurmuş ve bu karar geniş çaplı tartışmalara yol açmıştır.
Yorum:
Tanzanya Merkez Bankası'na göre, birikmiş altın rezervlerinin mevcut değeri 3,24 milyar ABD Doları iken, yıllık hedef 2 milyar ABD Dolarına ulaşmış olup bu da 1,2 milyar ABD Doları fazlalık anlamına gelmektedir.Mevcut toplam döviz rezervleri yaklaşık 6,52 milyar Dolar olup, bunun 1,2 milyar Doları altın, 3,8 milyarı Dolar ve 735 milyon Doları ise Çin Yuanıdır.
Tanzanya Merkez Bankası, ithalatı karşılamak için ABD doları sağlamak amacıyla altın rezervlerini satıyor.Mevcut 6,52 milyar Dolarlık tutar, sadece 4,9 aylık ithalatı karşılamaya yeterlidir.
Tanzanya Merkez Bankası'nın kararı iki acı gerçeği ortaya çıkarmıştır:
Birincisi: Küresel ekonomi ve özellikle gelişmekte olan ülkelerin ekonomileri, ekonomik ve finansal işlemlerinde tamamen ABD Dolarına bağımlıdır. Bu da 1944 Bretton Woods Anlaşması'ndan bu yana Amerika Birleşik Devletleri için ekonomik ve sömürgeci bir sömürü sayılmaktadır. Nitekim bu anlaşmanın iki önemli sonucu olmuştur:
A- Altın standardından vazgeçip dalgalanmalara maruz kalan kağıt para standardına geçmek, ekonomileri ve finans sistemlerini istikrarsızlaştırabilir ve onların çöküşlerine yol açabilir.
B- Amerika Birleşik Devletleri'nin, uluslararası arenada en güçlü ve en etkili para birimi olarak kabul edilen kendi para birimi aracılığıyla ona küresel ekonomileri yönetme ve kontrol etme gücü kazandırarak konumunu güçlendirmesi.
Batılı sömürgeci güçler, özellikle de Amerika, para birimlerini zayıf ülkeleri sadece ekonomik ve siyasi olarak boyun eğdirme ve sömürgeleştirme aracı olarak kullanmaktadır;yoksul gelişmekte olan ülkelerin ithalatlarını yönetmek için altın rezervlerinden vazgeçip sömürgeci bir kağıt parayı kabul etmek zorunda kalmaları hem üzücü hem de iğrenç bir durumdur!
ABD şu anda dünyanın lideri konumundaki kapitalist bir ülke olduğundan dolayı, bu ekonomik statüsünü kendi çıkarları için korumaya çalışmakta ve bunu ideolojisini korumanın temel taşı olarak görmektedir; bunu da parasal egemenliği yoluyla diğer ülkeleri sömürmek ve tüm dünya ekonomisini kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirmek yoluyla yapmaktadır.
İkincisi: Bu olayda, özellikle Tanzanya'nın en önde gelen altın üreticilerinden biri olduğu gözlemlenmekte ve Tanzanya Merkez Bankası'nın elinde bulunan altın miktarının hâlâ az olduğu açıkça görülmektedir.
Dahili yolsuzluğun varlığı açık olup bu inkar edilemez bir husustur; ancak bu gerçek sorunun sadece bir parçasıdır; asıl sorun, Tanzanya'nın diğer gelişmekte olan ülkeler gibi altınlarına fiilen sahip olmaması, aksine sömürgeci sömürü güçlerinin, yabancı yatırımcılar kisvesi altında çokuluslu şirketleri aracılığıyla bu altınlara el koymasıdır.Böylece Tanzanya, diğer gelişmekte olan ülkeler gibi resmi belgelerde önde gelen altın üreticilerinden biri olarak sınıflandırılırken, aşırı yoksulluğun acısını çekmektedir!
İslami ekonomik sistem, para biriminin, bugünkü Amerikan hegemonyası altında olduğu gibi kağıt paraya bağlı olmasını değil, altın standardına bağlı olmasını gerektirmektedir. İşte bu, ekonomik istikrarın temellerini atacak ve onu çöküş ve dalgalanmalardan koruyacaktır.
Ayrıca İslam, açgözlülüğünü kendi çıkarlarına göre kasten mülkiyet meselesini boğmaya sevk eden tehlikeli kapitalist ekonomik sistemden çok ama çok uzaktır.Nitekim İslam, kamu mülkiyeti, ferdi mülkiyet ve devlet mülkiyeti mefhumunu açıkça belirlemiştir; buna göre altın gibi tüm maden servetleri kamu mülkiyeti olarak kabul edilmektedir; ayrıca su kaynakları, otlaklar ve benzerleri gibi yokluğu halinde insanların bu kaynakları talep etmek için dağılmak zorunda kaldıkları kamu tesisleri de kamu mülkiyeti olarak kabul edilmektedir.
Kapitalizm, dünyanın tüm sistemlerinde başarısız olmuş, siyasi kaos, sosyal ve ahlaki değerlerin parçalanmasına neden olmuş ve her yerde ekonomik sömürüye yol açmıştır.Bu nedenle insanlığın yapması gereken şey, insanın tüm sorunlarına pratik ve ilahi çözümler sunan alternatif İslami düşünceyi benimsemesidir.
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Said Bitumva - Tanzanya



