Salı, 27 Şevval 1447 | 2026/04/14
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü
Yahudi Varlığı ve Hindu Devleti, İşgal Altındaki İslam Beldelerinin Halklarına Karşı Yasayı Suistimal Ediyorlar

بسم الله الرحمن الرحيم

Haber-Yorum

Yahudi Varlığı ve Hindu Devleti, İşgal Altındaki İslam Beldelerinin Halklarına Karşı Yasayı Suistimal Ediyorlar

 

Haber:

Yahudi varlığının parlamentosu, Filistinlilere yönelik idam cezası yasa tasarısını onayladı. (El Cezire)

Hindistan, Keşmirli direniş lideri Asiya'ya ömür boyu hapis cezası verdi; arkadaşları Sofi Fahmide ve Nahida Nasrin ise, utanç verici Yasadışı Faaliyetlerin Önlenmesi Yasası uyarınca 30 yıl hapis cezasına çarptırıldı. (TRT Dünya)

 

Yorum:

Mübarek toprak Filistin'den işgal altındaki Keşmir'e kadar, zalim sömürgecilerin mahkemeleri Müslümanları suçlamak için kullanılırken, İslam beldelerinin hain ve ajan yöneticileri boş sözlerden başka bir şey sunmuyorlar. Şimdi bir kez daha İslam düşmanları, laik rejimlerinin hakikatini ortaya koymuşlardır; zira hukukun üstünlüğü, Müslümanlara karşı kullanılan araçtan başka bir şey değildir. Örneğin mübarek toprak ve işgal altındaki Keşmir'de yaşanan son olaylar, ister idam yasaları projelerini onaylayan Knesset olsun, ister ömür boyu hapis cezaları veren özel Hint mahkemeleri olsun Yahudi varlığı ve Hindu devletinin parlamentoları ve mahkeme salonları aracılığıyla yürütülen, Müslümanlara karşı eşzamanlı bir savaşı ortaya koymaktadır; zira bu işgalci güçlerin hukuk sistemi tamamen Müslümanlara zulmetmek, onları temel haklarından mahrum bırakıp küçük düşürmek ve herhangi bir İslami direnişi ezmek için tasarlanmıştır.

Yasayla onaylanmış Yahudi katliamları: Knesset, bu korkunç ve ayrımcı yasayı 62'ye karşı 48 oyla kabul etmiş olup yasa, sömürgeci Yahudileri öldürmekle suçlanan Batı Şeria veya Gazze'deki Filistinlilere otomatik olarak derhal idam cezasını öngörmektedir. Bu vahşi yasa, idamın 90 gün içinde infaz edilmesini öngörmekte olup temyiz veya af gibi sembolik hakları tamamen ortadan kaldırmaktadır; nitekim sözde Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, tasarının kabulünü kutlamak için Knesset'te bir şampanya şişesi açarken, takım elbisesinin yakasına gururla bir darağacı rozeti takmış olması, bu işgalci gücün mutlak vahşetini ortaya koymaktadır.

Yahudi varlığı, Filistinlileri askeri mahkemelere sevk etmekte ve bu mahkemelerde %99,74 gibi şaşırtıcı bir oranda mahkumiyet kararı verilmektedir; itiraflar ise rutin olarak korkunç işkence yoluyla alınmaktadır. Oysa aynı topraklarda terör eylemleri işleyen sömürgeci Yahudiler, sivil mahkemelerde yargılanmakta ve %3'ü geçmeyen düşük bir mahkumiyet oranıyla, zorunlu idam cezası olmaksızın yargılanmaktadırlar.

Bu hukuki zulmü destekleyen cezaevi ağını, insan hakları örgütleri “Cehenneme Hoş Geldiniz” olarak nitelendirmiştir. Şu anda 9.500'den fazla Filistinli Yahudi hapishanelerinde tutulmakta olup bunların yarısı, herhangi bir suçlama veya yargılama olmaksızın idari gözaltında tutulmaktadır.Sde Teiman Gözaltı Merkezi'nde Yahudi askerlerin Filistinli bir esiri toplu olarak tecavüz ettiklerine dair görüntüler sızdırıldığında, failler cezalandırılmamış, aksine serbest bırakılmışlar ve Ben Gvir tarafından kahramanlar gibi onurlandırılmışlar ve Savunma Bakanı bizzat kendilerinden özür dilemiştir. Aynı şey Keşmir’deki Hindu devletinde de yansıtılmaktadır; zira buradaki otoriter bir yasa olan Özel Silahlı Kuvvetler Yasası da, işgalci herhangi bir askeri, şüphe bahanesiyle ya da sahte bir çatışma gerekçesiyle işlenen herhangi bir öldürmeden dolayı yargılanmaktan korumaktadır.

Keşmir'de Hindu tiranlığının aynası da eşzamanlı bir süreçtir : Kanayan bir yara olan Keşmir'de, Hindu devleti bu yasal terör mekanizmasını aynen uygulamaktadır. Zira Hindistan'daki özel bir mahkeme, geçtiğimiz günlerde İslamcı Kadın Hareketi'nin kurucusu 64 yaşındaki asil Keşmirli kadın Asiya Andrabi ve iki arkadaşı Sofiye Fahmida ile Nehida Nasrin'e üçer kez ömür boyu hapis cezası vermiştir. Tıpkı Yahudilerin Filistinlileri ezmek için askeri mahkemeleri kullandığı gibi Hindistan da otoriter yasası olan Yasadışı Faaliyetler Yasası’nı Andrabi kız kardeşi hapse atmak için istismar etmiştir. Bununla birlikte 290 sayfadan oluşan hüküm, Hindu devletinin hukuk sisteminin tamamen iflas ettiğini ortaya koymaktadır; zira mahkeme, herhangi bir şiddet eylemini gerçekleştirdiğini, finanse ettiğini veya icra ettiğini tamamen kanıtlamakta başarısız olmuş ve onu en ağır suçlamalardan dolayı beraat ettirmiştir. Yani Tihar Hapishanesi’nde tutulan binlerce Keşmirli gibi o da direnişinin, İslam ideolojisinin, Keşmirli kadınları savunmasının ve sömürgeci Hint işgaline karşı açıkça reddinin cezası olarak önleyici müebbet hapis cezasına çarptırılmıştır. Andrabi kız kardeşin yıllarca keyfi olarak tutuklanması için kullanılan Hindistan Kamu Güvenliği Yasası, Yahudilerin idari tutuklamasını yansıtmaktadır; zira her ikisi de Müslümanları kaçırmak ve onları yasal prosedürler olmadan rehin tutmak için bir araçtır.

Uluslararası toplumun bu korkunçluklara verdiği tepki, küresel adaletin sahteliğini ortaya koymaktadır : Fransa ve Almanya gibi Batılı ülkelerin, Knesset’teki idam cezası yasa tasarısının Yahudi varlığının demokratik ilkelerini zayıflatma riski taşıdığını iddia eden sefil açıklamalar yayımlaması, esasen soykırım ve etnik temizlik üzerine kurulmuş bir varlık için saçma bir iddiadır.

En korkunç ihanet, Müslümanların başındaki Ruveybida yöneticilerdir : Pakistan, Türkiye, Mısır, Ürdün, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri de dahil olmak üzere halkının çoğu Müslüman olan sekiz ülke, Knesset’teki idam cezasını kınayan ve onu ırkçı (apartheid) olarak nitelendiren işe yaramaz ortak bir bildiri yayımlamıştır. İşte bunlar, bizim kardeşlerimiz ve kız kardeşlerimiz idam edilip tecavüze uğrayarak hapsedilirken, işgalcilerle normalleşmeyi ve diplomatik ve ekonomik ilişkileri sürdüren, ümmetin güçlü ordularını kışlalarında kısıtlayan aynı korkak yöneticilerdir; ayrıca yöneticiler Birleşmiş Milletler'e şikâyette bulunurlarken, Filistin ve Keşmir'deki işgalin tamamen güvende kalmasını sağlamaktadırlar.

Ey asil İslam ümmeti: Mübarek topraklardaki celladın ipi önündeki kardeşlerimiz ve kız kardeşlerimizden Hindistan hapishanelerinde tutulun ümmetin salih kızlarına ve oğullarına kadar çektikleri acılar, asla Birleşmiş Milletler’in salonlarında çözüm bulamayacaktır. Kâfirlerin sahip olduğu hukuk sistemleri, İslam’ı yok etmek için yapılmıştır. Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in ümmeti ise haykırmakta ve samimi İslami bir liderliği arzulamaktadır. Sadece Nübüvvet Minhacı üzere Raşidi Hilafet kurulduğunda, Müslümanların ordularını, bu zorba mahkemeleri yıkmak, Keşmir ve Filistin’deki iki sömürgeci işgali söküp atmak ve Allah Subhanehu ve Teala’nın şeriatını tatbik etmek için harekete geçirecektir. Allahu Teala şöyle buyurmuştur: والله غَالِبٌ عَلَى أَمْرِهِ وَلَـكِنَّ أَكْثَرَ النَّاسِ لاَ يَعْلَمُونَ “Allah emrine galiptir. Ancak insanların çoğu bilmezler.” [Yusuf 21]

 

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Muhammed Abdullah - İşgal Altındaki Keşmir

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER