- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
Haber - Yorum
Bu Bir Belediye Seçimleri Değil, Bir Teslimiyet Beyanıdır!
Haber:
Filistin Merkez Seçim Komitesi, Batı Şeria’daki belediyeler ve köy meclisleri ile Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Belah kentinde gerçekleştirilen yerel seçimlerin sonuçlarını açıkladı. Katılım oranında belirgin bir düşüş olduğu görülmüştür.
Yorum:
Mübarek topraklardaki insanların her açıdan ve her alanda kötü ve perişan koşullar yaşadığı, Mescid-i Aksa ve İbrahim Camii’nin kirletildiği, yerleşimciler tarafından tekrarlanan saldırılarla öldürme, korkutma ve mülkleri yakmanın gerçekleştiği, esirlere yönelik kötü muamelenin olduğu ve ekonomik durumun çoğu insanı yoksulluk sınırının altına ittiği bir zamanda, sanki bu trajediler başka ülkelerde yaşanıyormuş ve bizimle hiçbir ilgisi yokmuş gibi belediye seçimleri yapılmaktadır!!
Otorite, kaynakların azalması ve takas fonlarına el konulması nedeniyle mali bir kriz içinde olduğunu iddia etmektedir; bu ise azaltılan seçim bütçelerine de yansımıştır!! Ancak milyonlar, insanların gözetilmesi ve işlerinin yürütülmesi için harcanmak yerine bu seçimler için harcanıp heder edilmektedir.
İşleri daha da kötüleştiren şey ise, seçim yasasında yapılan değişiklik olmuş; zira bu yasaya göre her adayın, Filistin halkının meşru ve tek temsilcisi olarak Filistin Kurtuluş Örgütü’ne bağlılığa, Oslo Anlaşması ve benzerlerinde yer alan anlaşmaları ve siyasi programlarının kabul edileceğine, yani mübarek topraklarda Yahudi varlığına ve onun halkına karşı suç politikasına imkan tanıyarak ihanetinin kabul edileceğine dair imzalı bir beyan sunması zorunlu hale gelmiştir. Bu da ister adaylık isterse seçim yoluyla olsun herhangi bir şekilde şer’an haram olan bir şeye ortak olmaya neden olmaktadır; çünkü bu, onların içinde bulundukları taviz, aşağılanma ve utancı kabul etmek anlamına gelmektedir. Çağdaş fıkıh âlimleri ise bu haramı, bunun bir hizmet kurumu olduğu gerekçesiyle süsleyerek, bu kuruma katılmaktan kaçınmanın, mefsedetlerin defedilmesi maslahatların celbedilmesinden daha evladır kaidesine dayanarak fesadın devam etmesine izin vermek olduğunu savunmaktadırlar. Bu katılımın, mübarek topraklardan taviz vermeyi ve Allah ve Rasulü'ne ihanet etmeyi kabul etmek olduğunu görmezden geliyorlar.
Kadınların temsili (kadın kotası) ve kadınların oy oranına bakılmaksızın kadın adayların kazanması için muayyen bir sayının belirlenmesiyle ilgili olana gelince; kazanan kadınların oranı toplam kazananların yaklaşık %33’üne ulaşmış olup bu oranın gelecek dönemlerde artırılmasına yönelik resmi hedefler bulunmaktadır; bu ise kadınların rolünü kabul etmekten ziyade CEDAW sözleşmesinin ve savundukları toplumsal cinsiyet anlaşmasının uygulanmasıdır.
Seçim propagandasında yaşananlar, ülkenin çıkarını ve halkına hizmet etmeyi umursamayan, aksine bedeli Filistin'den vazgeçmenin kabul edilmesi ve bunun sadece şekli ve kağıt üzerinde olduğunun iddia edilmesi olsa bile şu ailenin veya şu aşiretin ya da nüfuz sahibi partinin çocuğuna koltuklar ve makamlar sağlamayı önemseyen ailecilik, aşiretçilik ve partizanlığın açıkça somutlaşmış bir halidir.
Allah'a hamd olsun ki insanlar arasında, bu yıpranmış ve kokuşmuş otoritenin yolsuzluk ve ihanetinin kokusunun burunların direklerini sızlattığına dair bilinç artmıştır. Oy kullanma oranı çoğu yerde toplam seçmen sayısının %15-30'unu geçmeyecek kadar düşmüş olup yerel kurumların yarısından fazlası, yalnızca tek bir liste, yani otoriteye bağlı Fetih listesi dışında başka bir liste olmadığı için oy birliğiyle (aday gösterilerek) kazanmıştır.
Bizler Allahu Teala'ya, kalpleri ve akılları daha da aydınlatması ve Filistin halkı ve diğerlerinin, işgal, yolsuzluk ve sıkıntılı hayat gibi yaşadığımız tüm sorunların çözümünün, sadece hak ve adaleti tesis edecek ve gazaba uğramış olanların, onların yardakçılarının ve kuyruklarının kökünü kazıyacak İslam Devleti olduğunu öğrenmesi için dua ediyoruz.
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Müslime Şâmî (Ümmü Suheyb)



