- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
Haber-Yorum
İran, Pakistan Kapısı Üzerinden Körfez’in Penceresini Açıyor
Haber:
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Pakistan’ın çabalarının ateşkesin kalıcı hâle gelmesine katkı sağlamasını umduğunu ifade etti ve ülkesinin özellikle Körfez ülkeleri başta olmak üzere komşu ülkelerle dostane ilişkiler geliştirmeye çalıştığını vurguladı. (El Cezire Net)
Yorum:
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın Pakistan İçişleri Bakanı Muhsin Nakvi’ye yaptığı açıklama, Tahran’ın izolasyonunu kırmaya ve ateşkesi kalıcı hale getirmeye çalıştığı son derece karmaşık bir diplomatik bağlamda gelmiştir.
Pezeşkiyan, iyi komşuluk ilişkilerini sabit bir politika olarak göstermeye ve İran’ı bir barış ve istikrar gücü olarak sunmaya çalışmaktadır; dolayısıyla o, hem kendisi hem de İran için bölgesel ve uluslararası destek kazanmaya ve yaşanan fitnenin ve Müslüman ülkeleri arasındaki bölünmenin sorumlusu olmadıklarına yönelik bir imaj çizmektedir.
İran, Körfez ülkelerine kendilerinin bir tehdit oluşturmadığına ve çatışma yerine iş birliğini tercih ettiğine dair güven verici mesajlar göndermektedir; bunu da bu ülkelerin kendisine karşı herhangi bir ittifaka veya askerî faaliyete daha derin şekilde dahil olmasını engellemek, ateşkesi kalıcı hâle getirmek, Pakistan’ın arabuluculuğundan yararlanmak, baskı ve izolasyonu hafifletmek, kendisini iş birliği yapılabilir bir ortak olarak göstermek ve ayrıca cepheleri ayırmaya çalışmak ve Körfez komşularıyla diyalog kanalları açmak hedefiyle yapmaktadır.
Bu hamle aynı zamanda Amerika-Çin anlaşmasından sızan şeylerin ve İran’ın Çin’in kendisini terk etmesinden duyduğu endişenin bir sonucu da olabilir; bu da Amerika’ya, Devrim Muhafızları’nı ortadan kaldırmak ve ülkeyi ABD’nin bakış açısına göre ılımlı olan kuyruklarına teslim etmek için çalışmak yoluyla İran’a boyun eğdirmek ve onu kendisine bağlı ajan bir devlet hâline getirmek için daha cesur bir karar alma imkânı sağlayabilir.
Böylece İran, özellikle Çin’in Körfez’in istikrarına, enerjiye ve küresel ticarete İran’ın maceralarını desteklemekten daha fazla hırs göstermesi durumunda, Çin için daha az önemli bir hale gelebilir. Çin sonuçta İran’ın akidevi bir müttefiki değil, aksine çıkarlar ortağıdır; bu yüzden eğer büyük ekonomik çıkarları İran’ın tırmandırmasıyla çelişirse ki özellikle bu zamanda bu açıklama Çin’e, kendisinin bir kaos unsuru değil, bir istikrar unsuru olduğuna yönelik bir mesaj sayılır.
İran, bölgenin büyük bir yeniden düzenleme aşamasına girdiğinin farkında olup, geçmişte olduğu gibi vazgeçilmez bir aktör olmaktan çıkıp uluslararası müttefikler için bir yüke dönüşmekten endişe etmektedir.
Bu nedenle İran, kâfirlere güvenilmemesi gerektiğinin; aksine kendini yok oluştan kurtaracak siyasi kararı bizzat kendisinin alması gerektiğinin bilincinde olmalıdır.
Bizler İran halkını, dinine bağlı kalmaya geri dönmeye çağırıyoruz; zira durumumuz, dinimizden uzaklaştıktan sonra değişmiştir; dolayısıyla tüm izzet, şeriatımızı uygulamaya ve İslami hayatı yeniden başlatmaya geri dönmekte yatmaktadır; çünkü bu dine izzetini, Nübüvvet Minhacı üzere Raşidi Hilafet Devleti’ni kurarak ve Allahu Teala'nın şu kavline geri dönerek geri kazandırabiliriz: كُنتُمْ خَيْرَ أُمَّةٍ أُخْرِجَتْ لِلنَّاسِ تَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَتَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنكَرِ وَتُؤْمِنُونَ بِاللَّهِ “Siz insanlar için çıkartılmış en hayırlı ümmetsiniz; marufu emreder, münkeri nehyedersiniz ve Allah’a inanırsınız.” [Al-i İmran 110]
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Nebil Abdulkerim



