Çarşamba, 17 Cumade’l Ûlâ 1448 | 2026/10/28
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü
Ürdün, Filistin İçin Alternatif Bir Vatan mıdır?

بسم الله الرحمن الرحيم

Haber-Yorum

Ürdün, Filistin İçin Alternatif Bir Vatan mıdır?

Haber:

Associated Press ajansı, 23 Ekim 2026 tarihinde, El Halil kenti dışındaki “Yehuda” kavşağı yakınında yaklaşık yirmi dakika süren bir çatışmada Yahudi varlığının iki askerinin ve kentten iki Filistinli silahlı kişinin öldüğünü aktardı. Saatler içinde Başbakan Binyamin Netanyahu'nun ofisi, El Halil'in kuşatılması ve Batı Şeria'nın tamamen kapatılması için hazırlık yapılması talimatını verdi; bu, bir ay içindeki dördüncü kapatma olup; yollar, yerleşimciler de dahil olmak üzere Yahudi sürücülerin kullanımına açık tutuldu. Ben Gvir de Filistinlilerin seyahat özgürlüğünün kısıtlanacağını teyit etmekte gecikmedi.

Yorum:

Ayrım (Utanç) Duvarı ve Yahudi Yerleşim Birimleriyle Mücadele Heyeti; ay başından bu yana zeytin toplayan çiftçilere yönelik 409 saldırı ve ihlal belgelemiştir. Haaretz gazetesi ise 2 Ekim tarihinde, sağcı Argaman Enstitüsü'ne bağlı Churchill Programı tarafından hazırlanan “İsrail'in Güvenliği İçin Yeni Bir Vizyon” başlıklı bir belgeyi ifşa etmiştir; söz konusu belge; Batı Şeria'nın ilhak edilmesine, Filistin yönetiminin feshedilmesine ve Ürdün'e göçün teşvik edilmesine çağrıda bulunmaktadır; bu da Ürdün Nehrinin Doğu Şeridinde Filistinliler için alternatif vatan fikrinin hayata geçirilmesine kapı aralamaktadır. Ayrıca gaspçı varlık, Şubat 2026’da Batı Şeria bölgesindeki arazi kayıtlarını açmaya karar vermiştir ki böylece zahiri olarak yasal, batıni olarak ise zorla topraklara el koyma imkanı bulabilsin.

Filistin'de yaşananlar, Yahudilerin Filistin halkını Doğu Ürdün'e göç ettirerek orayı Filistin'e alternatif bir vatan haline getirme niyetlerini teyit etmektedir. Zira Ocak ve Şubat 2025'teki “Demir Duvar” operasyonu, Cenin, Nur Şems ve Tulkarim mülteci kamplarını tamamen boşaltmıştır. Nitekim Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Ofisi, bu kamplardan 33 binden fazla mültecinin zorla yerinden edildiğini; Ekim 2025 itibarıyla Cenin Kampı'ndaki binaların %52'sinin, Nur Şems'teki binaların %48'inin ve Tulkarim Kampı'ndaki binaların %36'sının yıkıldığını veya hasar gördüğünü bildirmiştir. Ayrıca Ocak 2023 ayından bu yana 130’u aşkın Filistinli topluluk tamamen yerinden edilmiş, 6.400 aşkın kişi yerlerinden sökülüp atılmış ve yerleşimcilerin saldırıları bu yıl günde yaklaşık yedi saldırıya ulaşmıştır. Yerleşimciler, 248 yeni yerleşim birimi kurmuş olup, bu da 1 milyon dönümden fazla bir alana ve Batı Şeria’nın yüzölçümünün %18'ine tekabül etmektedir.

Bu eylemler, yerleşimcilerin münferit olarak yaptığı işler değildir. Zira yerleşimcilerin hükümeti, yerleşim birimleri için yaklaşık 20 milyon Doları onaylamış; yerleşim bütçesini %122 oranında artırmış ve 2026 yılının Şubat ayında Yahudi varlığının Bakanlar Kurulu arazilerin Arap olmayanlara satışını yasaklayan 1953 tarihli Ürdün yasasını iptal etmeye ve kayıt dışı arazileri gaspçı varlığın arazileri olarak yeniden sınıflandırmaya karar vermiştir.

Kaçınılmaz sonuç, Batı Şeria halkının topraklarından sürülmesi, buranın yaşanamaz bir yere dönüştürülmesi, Filistin davasının çarpıtılması ve buranın geçici olarak kurulmuş ve (Geçici Doğu Ürdün Emirliği) olarak adlandırılmış ülkede alternatif bir vatana dönüştürülmesidir. Görünen o ki İngilizlerin emirliği kurarken kullandıkları geçiş süreci, Yahudiler tarafından uygulamaya konmuştur; hem de Trump'ın lisanı üzerinden varlığın devletinin küçük olduğunu ve genişletilmesi gerektiğini ilan eden Amerika'nın desteğiyle.

Nitekim Kral II. Abdullah, Ürdün'ün alternatif bir vatana dönüştürülmesi meselesini 22 Eylül'deki Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 81. Oturumuna taşımış ve dünyanın Gazze ile meşgul olduğu sırada, Doğu Şeridi'nde krallığını hedef alarak “Batı Şeria’da son derece tehlikeli ve çok daha saldırgan bir durumunun olduğunu” ifade etmiştir. Ayrıca yerleşim yerlerini genişletmek amacıyla Filistinlilerin evlerinin yıkılmasını zorla yerinden edilme olarak ve arazi tescil yasasını da “fiili toprak ilhakı” olarak nitelendirmiştir. Bu ise bütün bir halkı topraklarını terk etmeye zorlamaya yol açmakta olup, konuşmasını şu soruyla bitirmiştir: “Şimdi harekete geçecek miyiz?” Sonra 1948 yılında Yahudi varlığını ortaya çıkaran Birleşmiş Milletler Genel Kuruluna yönelmiştir!

Kral'ın gözyaşları, krallığının başına gelebilecekler karşısındaki hoşnutsuzluğu ve boyun eğmiş Birleşmiş Milletler'e yalvarması ise; “Beyaz öküz yenildiği gün ben de yenildim” deyimine benzemektedir; tek fark, kırmızı öküzün beyaz kardeşinin başına gelenin kendi başına da geleceğini fark etmiş olmasıdır. Kral ise hâlâ kardeşini yiyenin onu koruyacağını ummaktadır! Nitekim o, Yahudi varlığını ortaya çıkaran ve onun beyaz öküzü yemesini onaylayan platforma yönelmiştir; hatta bunun öncesinde de, Yahudilere Filistin'i gasp etmesi imkanı vermek için İngiltere’ye gereken her şeyi tevdi eden Milletler Cemiyeti'ne yönelmişti. Yoksa Kral, tahtını korumak ve Yahudileri dizginlemek için İngiltere, Amerika ve Fransa'nın öne çıkmasını mı beklemektedir? Oysa onun önünde, Gazze üzerindeki acımasız savaşında gaspçı düşmanın karşısında durmak için altın bir fırsat vardı; zira o gün Gazze halkı Yahudi varlığını ortadan kaldırmak ve Filistin’i işgalin pisliğinden temizlemek için çetin bir savaşın yakıtı olmaya hazırdılar.

İster Ürdün, ister Filistin, isterse başka yerlerdeki Müslümanlar olsun, sömürgecinin ve ajanlarının kendilerine dayattığı kısıtlamalardan kurtulmak ve aslanlar gibi harekete geçip Yahudilere şeytanın vesveselerini unutturmak ve onların tuzaklarını kendi aleyhlerine çevirmek için büyük bir özlemle yanıp tutuşmaktadırlar.

Ey kral! Müslümanlara karşı komplo kuran BM kürsüsünde üzgün ve çaresiz bir halde durmaman daha doğru olurdu. İngilizlerin, büyük deden Hüseyin bin Ali'yi Kıbrıs'a sürgün edip verdikleri tüm sözleri terk ettiklerinde, neler yaptığını görmedin mi? Deden Abdullah’a karşı komplo kurup Mescid-i Aksa'nın avlusunda öldürdüklerinde, ona neler yaptıklarını görmedin mi? Deden Talal'ı Türkiye'ye sürgün edip Allah onu vefat ettirinceye kadar Ürdün'e dönmesini yasakladıklarında neler yaptıklarını görmedin mi? Sonra kendisi için çizdikleri yolda adım adım ilerlemeye zorladıkları babana neler yaptıklarını görmedin mi? Senin ve diğer yöneticilerin, Allah'ı anma sebebiyle kalplerinin ürpermesinin zamanı daha gelmedi mi? Tıpkı Allahu Teala’nın şöyle buyurduğu gibi: أَلَمْ يَأْنِ لِلَّذِينَ آمَنُوا أَن تَخْشَعَ قُلُوبُهُمْ لِذِكْرِ اللهِ وَمَا نَزَلَ مِنَ الْحَقِّ وَلَا يَكُونُوا كَالَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ مِن قَبْلُ فَطَالَ عَلَيْهِمُ الْأَمَدُ فَقَسَتْ قُلُوبُهُمْ وَكَثِيرٌ مِّنْهُمْ فَاسِقُونَ “İman edenlerin Allah'ı anma ve O'ndan inen Kur'an sebebiyle kalplerinin ürpermesi zamanı daha gelmedi mi? Onlar daha önce kendilerine kitap verilenler gibi olmasınlar. Onların üzerinden uzun zaman geçti de kalpleri katılaştı. Onlardan birçoğu da yoldan çıkmış kimselerdir.” [Hadid 16] Veya Subhanehu’nun şöyle buyurduğu gibi: أَوَلَمْ يَهْدِ لَهُمْ كَمْ أَهْلَكْنَا مِن قَبْلِهِم مِّنَ الْقُرُونِ يَمْشُونَ فِي مَسَاكِنِهِمْ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَآيَاتٍ أَفَلَا يَسْمَعُونَ “Bugün yurtlarında dolaşıp durdukları kendilerinden önce yaşamış nice nesilleri helâk etmiş olmamız, o inkârcıların doğru yola gelmeleri için yeterli değil mi? Elbette bunda nice deliller ve ibretler vardır. Hâlâ gerçeğe kulak vermeyecekler mi?” [Secde 26]

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Dr. Muhammed Ceylani

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER