Salı, 07 Ramazan 1447 | 2026/02/24
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü

Hizb-ut Tahrir / Endonezya'dan (HTI) SBY'ya çağrı Müslüman Rohingya karşı soykırımı durdurmak için askeri gücünü seferber et!

  • Kategori Endonezya
  •   |  

Hizb-ut Tahrir / Endonezya, Arakan'daki Müslüman-Rohingya katliamını (03/08) gerçekleştiren Budist rejimi kınamak için Jakarta Myanmar Büyükelçiliği önünde gösteri düzenledi. Ve 5'i Pazar günü, Hizb-ut Tahrir'in yaklaşık 4000 üyesi ulusal anıttan başlayan ve Cumhurbaşkanlığı sarayına kadar süren uzun yürüyüşünde ASEAN lideri ve en büyük Müslüman ülkesi lideri konumundaki SBY (Susilo Bambang Yudhoyono) orduyu seferber ederek Arakan müslümanlarına karşı soykırımı durdurmak için çağrıda bulundu.

Daha fazla fotoğraf için lütfen tıklayınız

Devamını oku...

-Basın Açıklaması- Beşar'ın Cürümlerini Kınamak İçin Bir Gösteri Ve Rejiminin Erkanının Ölmesinden Dolayı da Bir Müjdedir

Hizb-ut Tahrir / Ürdün Vilayeti'nin, mücrim Beşar'ın İslam ve iman Şam'ındaki halkımıza karşı uyguladığı vahşî katliamlarını kınama çağrısında bulunduğu gösteri, Allah'a hamd olsun bugün tamamlanmıştır. Nitekim hizbin şebabı ile Ürdün'deki siyasî ve popüler faaliyetlerden olan destekçilerinden yüzlercesi, mücrim Beşar rejimi ile Şam'daki iman ayaklanmasını ortadan kaldırmak için mühlet üzerine mühlet vermek yoluyla kanlı Beşar rejimini destekleyen uluslararası toplumun tutumunu kınamak için bu protestoya katılmışlardır.

Gösteriye, Millî Güvenlik Binası'ndaki patlamada Suriye rejiminin erkanının ölmesinden dolayı katılımcıların sevinçlerini açıklayan sloganlar hakim olmuş ve katılımcılar, nusret alametlerinin görünmesinden dolayı da yüksek sevinçlerini anlatan sloganlar atmışlardır.

Ayrıca birçok büyük haber ajanlarıyla uluslar arası ve yerel gazeteler, bu gösteriyi ilgi duymuş ve Medya Bürosu başkanı ve bir takım katılımcılarla birçok röportajlar yapılmıştır.

Hizbin şebabından birisi, Müslümanları Hilafet'i kurmaya teşvik eden bir konuşma yaptığı gibi konuşmaya nusret ve iktidar ile ilgili dualar hakim olmuştur. Ayrıca katılımcılar, akşam namazını cemaat olarak eda etmişler, kunut yaparak Allahuteala'dan nusret talebinde bulunmuşlar ve Şam ile Burma'daki Müslümanların akan kanlarını durdurması için de Allahu Subhânehu'ya dua etmişlerdir. Nitekim katılımcılardan yükselen sloganlardan bazıları şunlar olmuştur: "Ey Şam Halkı! Üzülmeyin, Şüphesiz Allah Sizlerle Beraberdir", "Ramazan, Allah'ın İzniyle Nusret Ayıdır", "Sizlerin Katledilmesi.... Bizlere Hayat Verecektir" ve "Nusretin Alametleri Görünmektedir."

Bunun yanı sıra katılımcılar, Müslümanların kanlarını yalayan rejimin erkanının ölmesinden dolayı şükür secdesi yapmışlardır. Hamd, alemlerin Rabbi olan Allah'adır.

Devamını oku...

-Basın Açıklaması- Mübarek Ramazan Ayının Gelişini Kutlarız

Hizb-ut Tahrir / Sudan Vilayeti (Kadınlar Kısmı) olarak sizlere, mübarek Ramazan ayının gelişinden dolayı olan en derin tebriklerimizi sunmaktan dolayı mutluluk duyarız. Zira bu ay, itaat ve bereket ayı olup bu yılki Ramazan, İslamî ümmetimizin can çekiştirdiği, Allahu [Subhânehu Te'âla]'dan başkasına karşı korku engelini kırdığı, Raşidi Hilafet'i kurmak sayesinde olan kalkınmasının yolunu araştırmaya başladığı, Müslümanların yasama, yönetim ve ibadette Allahu [Subhânehu ve Te'âla]'nın hakkının uygulanması amacıyla Raşidi Hilafet'in Nübüvvet Minhacı Üzere yeniden kurulması için Allah'a tevekkül ederek onu daha fazla arzuladıkları bir zamanda gelmiştir.

Mümine Bacılarım:

Aynen oruç gibi Hilafet de bir farz olup kalplerimizde her ikisi için de aynı duyguları taşıdığımız gibi akıllarımızın bu ikisi ile meşgul olmasının yanı sıra her anımız bunlara dikkat çekmekle doludur. O halde bir Müslüman, Allah'ın şeriatının hükümleri arasında fark olmadığına iman eden herhangi bir Müslüman gibi olmalı değil midir? Ayrıca hayatın sorunlarını çözecek olan birçok hükümler, Hilafet'in kurulması hükmüne bağlı değil midir? Bu nedenle bazı fakihler onu, farzların tacı olarak adlandırmışlardır.

İslam'ı bölmeksizin eksiksiz bir şekilde kamil olarak almak vacip olup bu hususta bir tercih hakkı da olmadığı gibi bu, ihtilafın olmadığı kesin bir emirdir. Ancak şeri bir vacip olmasının da ötesinde bugün insanlığın ona muhtaç olduğunun vurgulanması gerekmektedir. Dolayısıyla Allah'ın şeriatının, tüm İslam ümmetini bir araya toplayacak olmasının yanı sıra İslam ümmetini sahih siyasî İslam akidesi temelinde birleştirecek olan tek bir İslam Devleti'nin altında Allah'ın istediği şekilde tatbik edilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla da bu köklü değişimi gerçekleştirmek için çalışmak azim bir farz olup hem kadınların hem de erkeklerin bir sorumluluğudur. O halde bacılarım, Ramazan ayını eğlence ve zaman geçirme ayı değil de nusret ve iktidar ayı yapınız. O zaman haydi kalk ve Nübüvvet Minhacı Üzere Raşidi Hilafet'i kurmak için muhlislerle birlikte çalışmaya katıl, kapsamlı bir değişim için çalışmaya hırs göster, Ramazan ayında ibadetlerini ve itaatlerini artır ki böylece Ramazan ayı dışında da Allah'a yaklaşanlardan olasın. Zira sen, İslam'ın geçitlerinden bir geçit olduğun gibi ümmet seninle kalkınacak ve insanlık için çıkarılmış en hayırlı ümmet de seninle geri dönecektir.

Ey Müslümanlar!

Allah'a güvenin ve nefsiniz için en hayırlı olarak O'nu görün. Dolayısıyla salih ameller işlemeye başlayın ve hayatı, Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Rabbinden getirmiş oldukları üzerine ikame etmek için insanların en hayırlısı olan Muhammed [Sallallahu Aleyhi ve Âlihi ve Sellem]'in metodu üzerinde ciddiyetle yürüyün. Böylece her iki dâr da Allah'ın rızasına nail olursunuz.

وَفِي ذَلِكَ فَلْيَتَنَافَسِ الْمُتَنَافِسُونَ "Yarışanlar işte bunun için yarışsınlar!" [el-Mutaffifîn 26]

Rabbim bizim ve sizin tüm ibadetlerini kabul etsin, oruç, namaz ve en hayırlı fiillerde bize yardım etsin ve ayaklarımızı hak ve sıratı müstakim üzere sabit kılsın.

Devamını oku...

-Basın Açıklaması- Baas Rejiminin Bir Takım Erkanının Ölümünden Dolayı Trablus'ta Bir Sevinç Gösterisi

Suriye'ye musallat olan bir takım çete erkanının ölümüne sevinmek için Trablus halkı, spontane ve otomatik olarak Hizb-ut Tahrir / Lübnan Vilayeti'nin, Trablus sokaklarında Ebi Semrâ'dan başlayıp Nur Meydanı'na ulaşıncaya kadar olan yürüme çağrısına icabet etmişler, İslamî râyeleri yükseltmişler, Beşar Esad ve çetesinin devrilmesiyle ilgili sloganlar atmışlar ve bu rejimin erkanının ölmesinden dolayı da sevinç duymuşlardır.

Yürüyüşün sonunda, hizbin Lübnan'daki Medya Bürosu Başkanı Ahmed el-Kasas bir konuşma yaparak bu turdaki desteklerinden dolayı Suriye halkını tebrik etmiş ve onlar için savaşın, Amerika'nın veya Avrupa'nın veya da ayaklanmayı kapıp kaçırmak isteyen laiklerin yararına değil de Şam halkının, İslamî ümmetin ve İslam Devleti'nin yararına çözülmesi temennisinde bulunmuştur.

Devamını oku...

-Basın Açıklaması- Obama'nın, Hindistan'ın Keşmir'deki Lehine Dönük Yaptığı Açıklaması, Pakistan Yöneticilerinin Yüzlerine Vurulmuş Bir Şamardır

16. Temmuz 2012'de yayınlanan bir Hint Gazetesi'ne verdiği röportajda Obama şöyle demiştir: "Amerika da dahil herhangi bir devletin dışarıdan çözümler dayatma hakkı yoktur." Pakistan, on yıllar boyunca Keşmir hakkında; Keşmir'in uluslararası bir sorun olmasını ve çözümünün de uluslararası aracılığıyla Birleşmiş Milletleri'nin kararlarına göre olmasını istemektedir. Diğer taraftan ise Hindistan,  birkaç on yıldır Keşmir'deki çatışmanın ikili bir çatışma olduğunu iddia etmekte ve Birleşmiş Milletleri olsa bile herhangi bir arabuluculuğu ve uluslararası çözümü reddetmektedir. Obama da Pakistan'ın tutumunu tamamen reddederken Hindistan'ın tutumun ise tamamen desteklemektedir. Nitekim 11 Eylülün ardından Amerikan ajanı diktatör General Müşerref, Kabil'deki Taliban hükümeti ile Pakistan'ın arasındaki ilişkinin samimi olduğu bir zamanda Afganistan'daki Müslümanları katletmesi ve Kabil'deki Taliban hükümetini ortadan kaldırması için Amerika'nın kendisine destek vermesinin ardından Pakistan halkının duygularını yatıştırmıştır. Hatta o vakit atılan bu adım ile Amerika'nın ileride Pakistan'ın Afganistan'daki çıkarlarını koruyacağı ve onun Pakistan'ın nükleer programını, ekonomiyi ve Keşmir'i destekleyeceği iddia edilmiştir. Ancak Amerika'nın Pakistan'ın nükleer programı ile Pakistan'ın ekonomisine dönük düşmanlıkları hala çok açık olup Amerika'nın vaatleri ise yalandan öte bir şey değildir. Zira Amerika, Afganistan'daki nüfuzunu genişletmek için Hindistan'a tam bir destek verdiği gibi şu anda ise Obama'nın Hindistan'ın Keşmir'deki tutumuna destek vermesi, kesinlikle Amerika'nın Hindistan'ın dostu ve Pakistan'ın düşmanı olduğunu kanıtlamaktadır. Aynen Müşerref gibi siyasî ve askerî liderliklerdeki mevcut hainler de bizzat Amerika'nın ajanları olup hala Amerika'nın politikalarını uygulamaya devam ettikleri gibi bunların Pakistan'ın çıkarına hizmet ettiğini iddia etmektedirler.

Obama'nın, Hindistan'ın Keşmir'deki tutumunu desteklemesi, siyasî ve askerî liderliklerdeki hainler ile hala Pakistan'ın Amerika'nın diktelerini takip etmesi gerektiği hususunda ısrarcı olan bütün herkesin yüzlerine vurulmuş bir şamardır. Bizler de onlara deriz ki; Keşmir'deki çatışmanın çözümünde Amerika yada Birleşmiş Milletleri'ne itimat etmek, meşru olmayan bir iş olup bu, Keşmir'in kurtuluşuna da neden olmayacaktır. Zira Allahu [Subhânehu ve Te'âla], şöyle buyurmuştur:

أَلَمْ تَرَ إِلَى الَّذِينَ يَزْعُمُونَ أَنَّهُمْ آمَنُواْ بِمَا أُنزِلَ إِلَيْكَ وَمَا أُنزِلَ مِن قَبْلِكَ يُرِيدُونَ أَن يَتَحَاكَمُواْ إِلَى الطَّاغُوتِ وَقَدْ أُمِرُواْ أَن يَكْفُرُواْ بِهِ وَيُرِيدُ الشَّيْطَانُ أَن يُضِلَّهُمْ ضَلاَلاً بَعِيدًا "Sana ve Senden öncekilere indirilenlere iman ettiklerini iddia edenleri görmedin mi? Onlar inkar etmekle emrolundukları halde taguta muhakemeleşmek istiyorlar. Halbuki şeytan onları büsbütün saptırmak istiyor." [en-Nisâ 60]

Hizb-ut Tahrir, Silahlı Kuvvetleri içerisindeki muhlislere şunu sorar: Amerika'nın yardım ve destek hakkındaki bu serabı, aslında Pakistan'a güçlü bir darbe vurulmasına neden olmasına rağmen neden hala siyasî ve askerî liderliklerdeki bu hainlerin yalan iddialarına aldanıyorsunuz? Zira 1971 yılında ülkenin yarısını kaybettiğimiz gibi hatta bugün bizler, bu hainlerin arkasında gitmemiz nedeniyle kanlı bir bedel ödemekteyiz. Oysa ortada bugünden sonra Amerikan politikalarının ulusal çıkarlara hizmet ettiğini iddia eden bir kimse için herhangi bir gerekçe de yoktur.

Keşmir için tek çözüm, ordularını cihat etmek için bir araya toplayacak olan Hilafet'in kurulmasıdır. O halde ey Pakistan Silahlı Kuvvetleri içerisindeki muhlis subaylar, haydi siyasî ve askerî liderliklerdeki bu hainleri kaldırıp atınız ve Hilafet'i kurup Keşmiş ve işgal edilmiş bütün İslam ülkelerini kurtarmak amacıyla cihat etmesi için Hizb-ut Tahrir'e nusret veriniz.

Devamını oku...

-Basın Açıklaması- Diğer Herhangi Bir Personel Gibi Askerî Personeller de Muhasebeye Boyun Eğmelidirler

Dün, bir takım kişiler, Şeyh Ahmed Abdulvâhid ile arkadaşı Muhammed Mereb'i (Rahımehumullah) öldürmekten dolayı suçlanan subay ve askerlerin tutuklanmalarını protesto etmek gerekçesiyle uluslararası sahil yolunu kesmeye kastetmişlerdir. Bu sırada bu kişiler, eylemlerinin özel olup herhangi bir odak tarafından yönlendirilmediğini iddia etmektedirler. Ancak bizler, bu eylemde diğerleri gibi açık bir şekilde bir takım karanlık odalar ile bazı mutaassıp taifeci siyasi akımların parmak izlerini görmekteyiz.

Binaenaleyh bu olayla ilgili belirli noktalardaki tutumumuzu açıklamamız önem arzetmektedir:

1- Bu ülkedeki bazı politikacıların tutumları çok şaşırtıcıdır. Zira onlar, gece gündüz cinayete karışan bazı askerlerin tutuklanmaları birkaç hafta uzadığı için ortalığı birbirine katarlarken sırf diğer suçlularla bağlantısı olan kişilerle telefon bağlantısı yada ilişkisi olduğu şüphesiyle yüzlerce gencin yıllarca yargılanmaksızın tutuklanmalarını görmezden gelmektedirler!

2- Bu eylem, Fetih el-İslam dosyasından dolayı beş yıldan beridir yargılanmaksızın tutuklu bulunan dört mazlumun serbest bırakıldığına dair kararın yayınladığı ve diğer kalanlarının da serbest bırakılması talebinin devam ettiği aynı gün gerçekleşmiştir. Buda bu eylemin, bu mazlumlardan daha fazlasının serbest bırakılmasını durdurmak için gerçekleştiğini göstermektedir. Ayrıca ortada bu gençler ile aileleri hakkında haksız yere cezaevlerinden kalmalarından dolayı daha fazla suç işleyeceklerine yönelik bir ısrar da vardır.

3- Açıktır ki ortada, siyasette ve güvenlikte nüfuz sahibi olan bazılarının, siyasî hedef ve projelerine hizmet eden maddi bir kol için askerî kurumu kullanmaya yönelik bir eğilimi vardır. Bu nedenle bu saldırıların arkasında yatan siyasî bir kararın ortaya çıkmaması için bazı subayların işledikleri saldırılar hakkındaki herhangi bir ciddi soruşturmayı engellemeye kasdetmektedirler.

4- Siyasette ve güvenlikte nüfuz sahibi olan bu gurup, ordu subaylarına -yasal değil de geleneksel olarak- dokunulmazlık verilmesi için hırs göstermektedir. Buda onları, sanki beşer üstüymüşler gibi muhasebe ve tutuklamadan muaf tutulmaya sevkedecektir. Dolayısıyla her ne zaman bir kişi, askeri bir yetkilinin yada subaylardan bir subayın yapmış olduğu bir uygulamayı eleştirmeye kalkışsa askerî kuruma hakaretle suçlanmaktadır. Buda bizlerin, askerî rejimin yada baskıcı rejimlerin genelinin üzerinde yoğunlaştığı ve bu sayede de insanların boyunlarına ve siyasî hayata egemen olduğu bazı olağanüstü hal tezahürlerinin dayatma girişimleriyle karşı karşıya olduğumuz anlamına gelmektedir. Binaenaleyh deriz ki: Silahlı Kuvvetlerin unsurları, subayları ve yetkililerinin tamamı, devletin diğer çalışanları gibi bir personel olup onların muhasebeden, yargılanmaktan ve gerekirse de geçici olarak tutuklanmaktan muaf tutulmaları caiz değildir. Dolayısıyla herhangi birinin zulme maruz kalmaması için yargılamaların tamamlanması hızlanmalıdır. Zira Allahuteala, şöyle buyurmuştur:

كُلُّ نَفْسٍ بِمَا كَسَبَتْ رَهِينَةٌ "Her nefis kazandığına karşılık bir rehindir." [Müddesir 38]

Ve Sallallahu Aleyhi ve Âlihi ve Sellem de şöyle buyurmuştur:

أيها الناس إنما أهلك الذين قبلكم أنهم كانوا إذا سرق فيهم الشريف تركوه وإذا سرق فيهم الضعيف أقاموا عليه الحد وأيم الله لو أن فاطمة بنت محمد سرقت لقطعت يدها "Ey insanlar! Sizden öncekiler, içlerinde itibarlı birisi hırsızlık yaptığı zaman onu bıraktıkları ve içlerinden zayıf birisi hırsızlık yaptığında ise ona ceza uyguladıkları için helak olmuşlardır. Allah'a yemin ederim ki, eğer Muhammed'in kızı Fatıma bile hırsızlık yapsa onun elini keserdim." [Müslim rivayet etti]

Devamını oku...
Bu RSS beslemesine abone ol

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER