- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
Mümin Topluluğun Gönüllerinin Ferahlaması ve Kafirlerin Kökünün Kazınması İçin İran’ın Raşidi Hilafeti İlan Etmesinin Ne Zararı Var?!
Artık bıçak kemiğe dayandı; bu, işler artık tahammül edilemez bir hal aldığında kullanılan bir Arap atasözüdür. Kuran-ı Kerim, müşrikler ve onlarla birlikte olanlar Medine'yi kuşattığında ve Müslümanlar kendilerinin korkunç bir çıkmazda olduklarını idrak ettiğinde, Hendek savaşını çok derin bir üslupla ifade etmiştir; zira Kur’an o sahneyi, okuyan kişi sanki vakıayı karşısında izliyormuş gibi bir izlenimle anlatmıştır: إِذْ جَاءُوكُم مِّن فَوْقِكُمْ وَمِنْ أَسْفَلَ مِنكُمْ وَإِذْ زَاغَتِ الْأَبْصَارُ وَبَلَغَتِ الْقُلُوبُ الْحَنَاجِرَ وَتَظُنُّونَ بِاللهِ الظُّنُونَا * هُنَالِكَ ابْتُلِيَ الْمُؤْمِنُونَ وَزُلْزِلُوا زِلْزَالاً شَدِيداً “Onlar hem yukarınızdan hem aşağı tarafınızdan (vadinin üstünden ve alt yanından) üzerinize yürüdükleri zaman; gözler yıldığı, yürekler gırtlağa geldiği ve siz Allah hakkında türlü türlü şeyler düşündüğünüz zaman; İşte orada müminler imtihana tutulmuşlardı ve şiddetli bir sarsıntı ile sarsılmışlardı.” [Ahzab 10-11]
Osmanlı Hilafetinin kaldırılmasından sonra geçen yüz yılı aşkın süre içinde İslam ümmetinin geldiği durum hiç kimseye gizli değildir; zira İslam ümmeti, en kötü biçimde parçalanmış, en kötü biçimde katledilmiş, en kötü biçimde aç bırakılmış ve onuru aşağılanmıştır; dahası ateistler ilahi zata dil uzattığı gibi kâfirler de kerim Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e karikatürlerle diz uzatmış ve Kur’an birçok kez yakılmıştır. Nitekim Batı, uluslararası sistemini üzerine kurduğu yozlaşmış ideolojisinin örtüsü altında suçlarını işlemiş ve dünya halklarını da, gerek Müslümanların ve diğerlerinin evlatlarından oluşan ve bedelini alan kapitalist düşüncenin simsarları aracılığıyla gerekse de sözde vatancı ve milliyetçi devletler aracılığıyla istismar etmiştir; zira Batı, halkların servetlerini yağmalamak ve yozlaşmış rejiminin örtüsünden çıkan herkese baskı uygulamak için halkların başına onların hayat pusulasını kontrol eden bekçiler dikmiştir. Dolayısıyla ABD'deki protestocular, başkanları Trump'da apaçık ortaya çıkan Firavun’un durumunu dile getirmişlerdir; (Krallara hayır... yani milyonlar Trump'ın politikalarını ve İran'a karşı savaşı protesto etmişlerdir).
Nitekim Trump, Birleşmiş Milletler sistemini herkesin başına yıkarak sanki şöyle demektedir; tüm BM ve uluslararası örgütlerin ve onların yasalarının derin bir uçuruma gitmesi gerekir, uluslararası aileyi kendi keyfimize göre ve “Önce Amerika’ya” hizmet eden vizyonuma göre yeniden inşa edelim, karşı çıkan herkesi itaat evine girmeye zorlayalım ve hiçbir ahlakı, hiçbir mevcut standardı ya da hiçbir kırmızı çizgiyi dikkate almayalım; bu yüzden Rusya'nın uluslararası hırsından vazgeçmesini sağlamak için Ukraynalıların ölmesi bir görevdir, şirketlerimizin Venezuela'ya girmesinin önünü açmak için Venezuela Devlet Başkanı Maduro'nun kaçırılması bir zorunluluktur ve Yahudi varlığının güvenliğini sağlamak için Gazze'ye saldırmak ve halkını öldürmek kaçınılmaz bir durumdur. İran savaşı ise tek taşla iki kuş vurmaktır; yani Asya’da nüfuzu olan Çin’in kanatlarını kırpmaya çalışmak ve enerji alanında ona sorunlar çıkarmak ve Orta Doğunun tüm alanları üzerindeki nüfuz ve kontrolünü genişletmek, hatta Orta Doğu’yu, Beyaz Saray’ın arka bahçesi gibi bir yer haline getirmek için Amerikan nüfuzunun tartışmasız bir şekilde ayrıcalıklı olduğu bir bölge hâline getirmek.
Bugün Amerika'nın davranışları, tam anlamıyla kibir, küstahlık, zorbalık ve tüm unsurlarıyla tamamlanmış bir terör boyutuna ulaşmıştır. Zira Amerika, bu davranışını bırakması için çağrıda bulunan hiçbir sesi işitmiyor. Bilakis Amerika, insan ve kadın haklarını savunan uluslararası yapıyı çiğnemekte ve Epstein’ın suçları ile Trump’ın küstahlığının ardından bu kurumlara hayranlık duyan tüm sesleri susturmaktadır.
İran’da ardı ardına gelen hükümetlerin kendisine sunduğu hizmetlere rağmen Amerika’nın İran’la bir savaşa girmesi, onun doğasında kökleşmiş saldırgan Amerikan davranışları karşısında İran’a bir fayda sağlamamıştır; zira Amerika, her şeyin temelinin menfaate dayalı olduğu ideolojisini uygulamakta ve Amerika’nın dünya üzerindeki hırsı ve egemenliğiyle çeliştiğinde herhangi bir değeri dikkate almamaktadır. Amerika'yı tanıyan biri, ister politikalarında kibirli bir tavır sergileyen ve yumuşak diplomasi kullanmayan cumhuriyetçilerden olan cumhuriyetçi Trump olsun, isterse havuç-sopa ve diplomatik yumuşaklık politikası, yani balın içiresine zehir katma politikası uygulayan demokratlar olsun kesinlikle Amerika’nın davranışlarına şaşırmaz. Onların yaklaşımları ve yaşam tarzları işte budur.
Gerçekten şaşırtıcı ve kınanması gereken şey, İran da dahil olmak üzere Orta Doğu ülkelerinin davranışlarıdır; zira bu ülkeler, Amerika ile birlikte olunca güvende olacaklarını ve Amerika'nın, uluslararası standartlara göre dünyayı yönetmede kendi yanında duranlara saygı göstereceğini sanarak Amerika başta olmak üzere kâfirlerin yollarına tabi olmaktadırlar. Dolayısıyla her bir Müslümanın görevi, uluslararası standartların İslam hükümlerine bütünüyle ve ayrıntılarıyla aykırı olduğunu idrak etmesidir; bu yüzden gerçekten Allah’a, din olarak İslam’a ve efendimiz Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in Rasul ve nebi olduğuna iman eden bir kimse, asla kâfirleri dost edinmemeli ve onların tuzaklarına güvenmemelidir ki ayetler de bunu açıkça belirtmiştir; zira Allahu Teala şöyle buyurmuştur: يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تَتَّخِذُوا بِطَانَةً مِّن دُونِكُمْ لَا يَأْلُونَكُمْ خَبَالاً وَدُّوا مَا عَنِتُّمْ قَدْ بَدَتِ الْبَغْضَاءُ مِنْ أَفْوَاهِهِمْ وَمَا تُخْفِي صُدُورُهُمْ أَكْبَرُ قَدْ بَيَّنَّا لَكُمُ الْآيَاتِ إِن كُنتُمْ تَعْقِلُونَ “Ey iman edenler! Kendi dışınızdakileri sırdaş edinmeyin. Çünkü onlar size fenalık etmekten asla geri durmazlar, hep sıkıntıya düşmenizi isterler. Gerçekten, kin ve düşmanlıkları ağızlarından (dökülen sözlerinden) belli olmaktadır. Kalplerinde sakladıkları (düşmanlıkları) ise daha büyüktür. Eğer düşünüp anlıyorsanız, ayetlerimizi size açıklamış bulunuyoruz.” [Al-i İmran 118]
Amerika daha önce bir ölçüde ajanlarını koruyor ve onları kendi halkları önünde ifşa etmemeye çalışıyordu. Ancak uluslararası siyasetin verileri Amerika’yı, çirkin yüzünü ortaya çıkarmaya zorlamıştır; zira kendisiyle açıkça iş birliği yapan herkesi tamamen ifşa etmiş ve bu yöneticileri açığa çıkarmıştır; bu da hakların, sömürgeciliğin hakikatini ve bu yöneticilerin hizmetkar olduklarını öğrenmelerine yol açmıştır. Ancak bu yöneticiler, utanç verici tutumlarından dolayı utanmaları gerekirken, inatları ve alçaklıkları daha da artmıştır! Şair Ebu Tayyib el-Mütenebbî’nin şu sözü onlara intibak etmektedir:
Kim kendini hakir duruma düşürürse aşağılanmak ona kolay gelir. *** Nitekim ölüye yara acı vermez.
Amerika’nın kışkırtıcı, yani bölge yöneticilerinden kendisine karşı çıkanların, kendisine sundukları hizmetlere bakılmaksızın güç kullanılarak değiştirilmesi gerektiği yönündeki davranışları, damarlardaki kanların kaynaması ve yozlaşmış gerçeklikten dolayı taşlaşmış zihinleri uyandırması, böylece işlerinde rahatlık içindeyken kendi nefislerindeki iyiliği görmelerini sağlaması için yeterli olmuştur. İran, İslam akidesi kardeşliği pahasına Amerika’ya büyük hizmetler sunmuştur; oysa İslam akidesi kardeşliği, en yüce kardeşliktir; komşuluk kardeşliği ise İslam’ın büyük haklar olarak belirlediği bir kardeşliktir; birçok ortak ilişkide kardeşlik, kardeşlerin birbirine sıkı sıkıya bağlanmalarını gerektirir. Akrabaların zulmünün daha da şiddetlenmesi; İran’ın ümmetine doğru harekete geçmesi, günahlarına kefaret olsun diye kafir Batı ile ipleri koparıp tarihin akışını değiştirmesi, masayı kafirlerin aleyhine çevirmesi, hakka (azim İslam’a) yardım etmesi, tarihin ölümsüzleştirdiği yeni bir sayfa yazması, ümmete Rabbinin razı olacağı ihtişamını ve konumunu geri vermesi ve kafirlerin kökünü kazıyacak ve mümin topluluğun gönüllerini ferahlatacak yönetim sistemi Hilafeti kurması için yeterlidir.
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Şeyh Muhammed Semâni - Sudan



