Salı, 28 Safer 1448 | 2026/08/11
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü
Bağımsız Karar İle Washington'ın Peşinden Sürüklenmek Arasında

بسم الله الرحمن الرحيم

Bağımsız Karar İle Washington'ın Peşinden Sürüklenmek Arasında

Amerika ne zaman Orta Doğu'da bir krize girse, hemen Arap müttefiklerini çağırmaktadır; ancak bunu karar alma sürecine dahil etmek için değil, onlara roller dağıtmak için yapar. Bu kural pek çok kez tekrarlanmıştır; öyle ki artık soru “Arap ülkeleri ne istiyor?” değil, “Amerika, Arap ülkelerinden ne istiyor?” haline gelmiştir.

İran ile olan gerilimin ortasında görünen o ki ABD yönetimi, İran ile yüzleşmenin maliyetini hafifletecek siyasi ve bölgesel bir örtüye ihtiyaç duymaktadır. Zira ABD yönetimi, savaşın yayılması halinde bunun sadece bir yanda Amerika ve Yahudi varlığı, diğer yanda İran arasında kalmayacağını; aksine bölgenin güvenliğini, ekonomisini ve istikrarını da etkileyeceğini bilmektedir. Bu nedenle, tırmanışın anahtarlarının eskisine göre çok daha karmaşık bir hale gelmesinin ardından, destek ve koordinasyon talebiyle Arap başkentlerine doğru harekete geçmiştir.

Üzücü olan ise, eleştirmenlerine göre Arap yöneticilerinin bu krizlere, bağımsız bir proje mantığıyla değil, aksine kendi halklarının öncelikleri ya da ümmetin uzun vadedeki çıkarlarıyla çelişse bile Amerika ile olan ittifaklarını koruma mantığıyla yaklaştıklarıdır. Bu yüzden inisiyatif sahibi olmak yerine, bölgenin dışında formüle edilen düzenlemelerin bir parçası haline geliyorlar; ardından da onlardan, bu düzenlemeleri uygulamaları veya onlara bir örtü sağlamaları isteniyor!

Zenginliklere, coğrafi konumu ve insan kaynaklarına sahip olan ümmete, karar alma sürecine ortak olması yakışır; edilgen bir konumda kalması yakışmaz. Çünkü egemenlik, konuşmalarda atılan bir slogan değildir; aksine irade büyük güçlerin baskısıyla çatıştığında sınanan bir tutumdur.

Tarih, vatanlarının akıbetini dış güçlerin iradesine bağlayanlara merhamet etmez. Zira ittifaklar değişebilir, çıkarlar da değişebilir; ancak halklar, aşağılayıcı kararların sonuçlarına katlananlar olarak kalmaya devam etmektedir.

Kararlarını kendi çıkarları üzerine inşa etmeyen devletler, kendilerini her zaman hem Batı projelerinin peşinden sürüklenmenin bedelini öderken hem de kendilerinin belirlemediği politikaların faturasını öderken bulacaklardır.

Bugün bölgenin, Amerika’nın dayattığı bloklaşmalara değil, aksine ümmetin çıkarını her şeyin üstünde tutan ve dünyanın saygısının, kendisinden talep edilenleri yerine getirmekle yetinenlere değil, bilakis kendi kararlarına sahip olanlara ve çıkarlarını nasıl savunacağını bilenlere verildiğini kavrayan bağımsız bir siyasi iradeye çok ihtiyacı vardır. Trajedi işte burada yatmaktadır; zira bir zamanlar güç dengelerini belirleyen bir ümmet, bugün ise sömürgeci devletlerin kendisine çizdiği hususları bekler bir hale gelmiştir; bu ise Müslümanların servetlerini ya da coğrafi konumlarını kaybetmiş olmalarından dolayı değildir, aksine vahdetlerini sağlayan birleştirici varlığı kaybetmelerinden dolayıdır.

Bugün ise Müslümanların devletleri parçalanmış, otoriteleri dağılmış ve birleştirici varlıkları kaybolmuştur; bu yüzden devletleri, Batı’nın iradesinin gölgesinde hareket eden zayıf varlıklara dönüşmüştür. Siyasi kararlar bağımlılığın esiri olduğu sürece bu gerçeklik devam edecek; ta ki ümmet, başkalarının sözlerinin yankısı olmaktan çıkıp söz sahibi olmasını sağlayan varlığını yeniden kazanıncaya kadar. Bu gerçeklik ise ancak ümmet, iradesini birleştiren siyasi varlığını yeniden kazanıp milletler arasındaki konumunu geri kazandığı gün değişecektir.

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Munis Hamid – Irak

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER