- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
ABD’nin Sudan’daki İnsani Ateşkes Yalanı!
Reuters’in 11/07/2026 tarihli haberine göre, ABD, insani yardımların ulaştırılmasını sağlayacak, sivillerin korunmasını güçlendirecek ve kalıcı bir ateşkese, ardından da seçimlerin yapılmasına yönelik sivil bir otoritenin liderlik ettiği siyasi bir geçiş sürecine yol açacak müzakerelere zemin hazırlayacak 90 günlük acil bir insani ateşkes önerdi.
Peki insani ateşkes ne anlama geliyor?! Amerika’nın insanlığı ya da insani değerleri var mı ki?! Bu ateşkesi ilan etmesinin, Avrupa’nın Sudan’daki ajanlarını devre dışı bırakmaya çalışan çatışmasıyla ne ilgisi var? Peki buna ilişkin doğru ideolojik bakış açısı nedir?
[هُدْنَة - hudne] “ateşkes” kelimesi lügatte durgunluk ve sükûnet anlamına gelir. Hedene, yehdenu ve hudûnen, yani sakinleşti denilir; [هادنه-hâdenehu] ise, barış yaptı/anlaşmaya vardı demektir. Lisânü'l-Arab'da “hudne”, savaştan sonra yapılan barış anlamına gelir; hudne’nin kökeni ise, çatışma ve kargaşadan sonra sağlanan barış ve uzlaşıdır. Uluslararası hukukta ise bu, çatışan taraflar arasında askeri operasyonların geçici olarak durdurulmasına ilişkin resmi bir anlaşmadır; bu anlaşma, hukuki olarak savaş durumunu sona erdirmez, aksine sadece savaşla ilgilidir. Ateşkesin ilan edilmesinin üzerinden üç haftadan fazla zaman geçmesine rağmen ne ordu ne de Hızlı Destek Güçleri ateşkes konusunda bir anlaşmaya varmamış ve ABD de kendi iddiasına göre yardımların ulaştırılması için onları buna zorlamamıştır; eğer ABD’nin amacı insani yardımları ulaştırmak olsaydı, savaşan iki tarafı buna zorlar ve muhtaçlara gıda ve ilacın ulaşmasına izin verirdi. Ancak ABD’nin siyasi veya ideolojik kamusunda insanlık mefhumu yoktur; zira Amerika, maddi değerlerden başka bir şey bilmez ve insanlık adına iddia ettiği her şey bir yalan, aldatmaca ve saçmalıktan ibarettir. Nitekim kurşun seslerinin susması yerine, Kuzey Kordofan ekseninde çatışmalar daha da şiddetlenmiş, bunu da Hızlı Destek Güçleri’nin geri çekilmesi ve ordunun yayılması, Bera ve Cebra eş-Şeyh'in kurtarılması ve Omdurman ile El-Ubeyd'in arasını bağlayan ihracat yollarının açılması izlemiştir.
Egemenlik Konseyi Başkanı Burhan, popülaritesini artırmak ve insanlara ordunun zaferini ve isyancıları bozguna uğrattığını göstermek amacıyla bu bölgeleri ziyaret etmiştir; ama insani olarak adlandırılan bu Amerikan ateşkesinin sahada bir geçerliliği yoktur. Gerçek şu ki ABD’nin ateşkesi ilan etmesinin hedefi, Avrupa’yı uzaklaştırmak ve onun siyasi çözümünü devre dışı bırakmaktır; zira başta İngiltere olmak üzere Avrupa, geçici bir ateşkes değil, siyasi bir çözüm istemektedir. Nitekim Eş-Şark Haber Kanalı, 9/6/2026 tarihinde Sudan’daki İngiliz Büyükelçiliği’nden şu açıklamayı aktarmıştır: “Ülkede askeri bir çözüm olamaz; Birleşik Krallık ve ortakları Sudan’a destek konusunda tek vücut durmakta olup kalıcı bir barışın, sivil liderlik altındaki kapsamlı bir siyasi sürece dayanması gerekir.”
Sudan’ın eski Başbakanı Abdullah Hamduk da şöyle bir açıklamada bulunmuştur: “Siyasi bir sürecin eşlik etmediği her türlü insani ateşkes, ülkenin bölünmüşlük durumunu pekiştiren iki ucu keskin bir kılıçtır”!! Çünkü İngiltere, sadece yardımlar ile erzak ve gıdanın ulaştırılmasıyla sınırlı olan insani bir ateşkes istemiyor; aksine her iki tarafı da, kendi adamlarının dahil olmasını garanti altına alacak ve Sudan’ın siyasi geleceğini şekillendirecek siyasi bir çözüme sürüklemeyi hedefliyor. Nitekim Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Eş-Şark kanalına yaptığı açıklamada şunları söylemiştir: “Ülkenin siyasi geleceğine ilişkin Berlin Konferansı'nın eş başkanlığını yürüttüm ve bu sırada barış görüşmelerini yeniden canlandırmaya odaklandık.”
Avrupa ülkeleri Amerika ile çatışmakta ve askeri liderler ile Hızlı Destek Güçleri’nden oluşan Amerika’nın ajanlarını ortadan kaldırmak için çalışmaktadır; bu yüzden bazen onları uluslararası forumlarda teşhir edip suçlu gibi göstermekte, bazen de savaşın finansmanında ve sivillerin öldürülmesinde kullanıldığı bahanesiyle İngiltere’nin Sudan altınlarının yurtdışına ihracatını yasaklaması gibi uluslararası yaptırımlar uygulamakta ve bu maksatla uluslararası konferanslar düzenlemektedirler. Amerika ise müdahale ederek ajanlarını bu yaptırımların etkisinden uzaklaştırmaktadır; nitekim daha önce ABD’nin peşinde olduğu Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından aranıyor olmasına rağmen ajanı Beşir’i korumuştu. Bu nedenle ABD Dışişleri Bakanlığı 13/07/2026 tarihinde; “Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin ABD’nin egemenliği üzerinde oluşturduğu tehdidi yok etmeye ve ortadan kaldırmaya yönelik geniş çaplı bir kampanya” başlatıldığını duyurmuştur.
Şimdi akla gelen soru şudur; insani olarak adlandırılan bu ABD ateşkesinin, savaşan taraflar arasında kalıcı bir ateşkese ve ardından seçimleri gerçekleştirecek sivil bir otoritenin liderlik ettiği siyasi bir geçiş sürecine yol açacak müzakerelere zemin hazırladığı doğru mudur, yoksa bu sadece siyasi bir tüketimden mi ibarettir? Sudan’daki ABD planını yakından takip eden biri, bu dosyayı sadece ABD’nin elinde tuttuğunu, Avrupa ülkelerinin ve uluslararası kuruluşların kayda değer bir etkisinin olmadığını ve ABD’nin, daha önce Güney Sudan’ın ayrılmasında yaptığı gibi kendisini ayırmaya çalıştığı Darfur devletinin olgunlaşması tamamlanmadan, Avrupa ülkelerine bağlı askeri kollar ortadan kaldırılmadan ve aynı şekilde sivil ajanlarını da yok etmeden önce savaşı sona erdirecek müzakereler için tarafları bir araya getirme niyetinde olmadığını görecektir ki, böylece meydan tamamen ABD’ye kalsın ve yürüyüşler, gösteriler ve yargılamalar talebi olmasın. Zira Amerika’nın orduyu yönetimden uzaklaştıracak seçimler düzenlemesi pek olası değildir; eğer buna mecbur kalırsa, ordudan biri askeri üniformasını çıkarıp sivil kıyafet giyecek ve seçilmiş bir yönetici olacaktır; tıpkı tamamen Mısır’da yaptığı gibi. Nitekim Burhan'ın on yıl süreyle cumhurbaşkanı seçilmesi yönünde bazı sesler yükselmeye başlamıştır.
Amerika’nın insani ateşkes ve siyasi çözümler adına bizimle oyun oynaması ve davalarımızı ve sorunlarımızı onun rehinesi yapmamız ne kadar üzücüdür! Peki Amerika'yı, Sudan’daki sahnenin etkisinden uzak tutabilecek olan kimdir? Eğer halk, liderliğini, Amerika’nın oyunlarının ve planlarının bilincinde olan siyasi bir partiye verir ve sağlam bir yapı gibi tek bir saf halinde durursa, işte o zaman Amerika, bilinçli bir liderliğin arkasında yürüyen bir halkı yenemeyecektir. Bu ise ancak askeri güçlerin, yani ordunun, bu siyasi liderliğin arkasında kenetlenmesi ile tamamlanacaktır; zira böylece halk, ordu ve parti tek bir adamın kalbi gibi olacaktır. Hizb-ut Tahrir'in kendisi için çalıştığı şey işte budur; yani Hizb-ut Tahrir, tüm İslam beldelerini, hatta dünyayı Amerika ve Avrupa’nın her türlü nüfuzundan kurtarmak için çalışmaktadır. Bu ise Nübüvvet Minhacı üzere İkinci Raşidi Hilafetin kurulmasıyla mümkün olacaktır.
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Dr. Ahmed Abdulfazıl - Sudan



