Pazartesi, 15 Cumade’l Ûlâ 1448 | 2026/10/26
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü
El-Raye Gazetesi Trump ve Putin'in Rus Dizeli Hakkındaki Anlaşması! Üstad Esad Mansur’un Kaleminden

بسم الله الرحمن الرحيم

El-Raye Gazetesi
Trump ve Putin'in Rus Dizeli Hakkındaki Anlaşması!
Üstad Esad Mansur’un Kaleminden

Amerika Başkanı Trump 9/10/2026 günü "Rus mevkidaşı Putin ile Moskova'nın dizeli derhal küresel piyasalara sunmasına izin veren bir anlaşmaya vardığını ve "anlaşmanın dizel fiyatlarını rekor oranlarda ve hızla düşüreceğini" açıkladı. Ve şöyle dedi: “Putin, Rusya'nın Amerikan ve küresel pazara derhal 300 bin tonun üzerinde, Kasım ayı boyunca ilave 500 bin ton, hemen ardından 1 milyon ton ve aylık 3 milyon tona ulaşan dizel yakıt tedarik etmeyi kabul etti.” 17/10/2026 tarihinde, "ulusal çıkarları gerekçe göstererek Rusya'ya uygulanan yaptırımların askıya alınmasını öngören" bir kararname imzaladı. ABD Hazine Bakanlığı da, Nisan 2027'ye kadar geçerli olan genel bir lisans kapsamında Rus dizel ihracatına yönelik yaptırımların askıya alındığını duyurdu.

Trump Cumhuriyetçi partisindeki eleştirmenlerine karşı kararını savundu ve onlara, partinin 3 Kasım tarihinde yapılacak ara seçimlerdeki performansını tehdit eden yüksek yakıt fiyatlarını düşürmek için çalıştığını vurguladı. Zira 28/2/2026 tarihinde İran’a yönelik saldırısını başlattığından beri yakıt maliyetleri yükselmiştir.Ancak o, mugalata yapıyor ve yakıt krizinin nedeninin Ukrayna’nın Rus petrol tesislerine düzenlediği saldırılar olduğunu iddia ediyor. Ve şöyle dedi: "Amerikan halkı için doğru kararı verdim. Önce Amerika".

Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski ise "Rusya'ya uygulanan yaptırımların herhangi bir şekilde hafifletilmesinin Rusya’nın çıkarına olduğunu ve savaşın uzamasına yol açacağını söyledi ve anlaşmanın Putin'e bir hediye olduğunu ve bunun açık bir zayıflık olduğunu ifade etti." Onun itirazının ardından Trump şöyle dedi: “Ukrayna'nın yeni bir başkana ihtiyacı var.” Bunun üzerine Zelenski, "Rusya'nın 60 günlük bir ateşkesi kabul etmesi halinde yeni seçimlere hazır olduğunu" açıklayarak zayıflığını ortaya koydu.

Amerika Zelenski ile oynamakta ve o da 2019 yılında iktidara gelmesine Amerika’nın yardım ettiğini bilmektedir. Nitekim ABD, Rusya'nın Doğu Ukrayna bölgesinde desteklediği isyanı sonlandırmak için kendisine destek vereceği vehmine kapılarak onu savaşa teşvik etmişti. Rusya ise buna 2022 yılında bölgeyi işgal ederek karşılık verdi. Amerika Rusya'nın burayı işgal edeceğini, işgal edilmeden önce ilan etmişti. Şimdi ABD ondan buranın Rusya adına tanımasını istemektedir; Zelenski buna itiraz ettiğinde ise istifa etmesini talep etmeye başlamıştır. İşte ABD'ye güvenenlerin sonu budur; tıpkı İslam beldelerinde ona güvenenlerin başına geldiği gibi; zira ABD, kendi çıkarını gördüğü anda onları terk etmekte ve onların yerine başka ajanlarını getirmektedir.

Bu anlaşmaya karşı Avrupa'nın tutumuna gelince: Avrupa Komisyonu Başkanı von der Leyen ve Avrupa Konseyi Başkanı Costa 16/10/2026 tarihinde Brüksel'de yapılan bir toplantıda şunu belirttiler: "Avrupa Birliği Ukrayna'yı desteklemeye devam edecek ve Rusya'ya yönelik yaptırımları kaldırmayacak." Anlaşmayı "riskli, tehlikeli ve yanıltıcı" olarak nitelendirdiler. Zelenski ise onlardan "savunma, silahlar ve dayanıklılık için yaklaşık 70 milyar Avro" talep etti. Fransa Cumhurbaşkanı Macron da "Anlaşmanın olumsuz sonuçları olduğunu" söyledi. Nitekim Avrupa bu anlaşmanın kendisine karşı bir hamle olduğunun ve Rusya'ya yaptırım uyguladığında zaten kaybettiğinin farkındadır; zira bu yaptırımlar iki tarafı keskin kılıç gibi olup bu süreçte Avrupa Rusya'dan tedarik ettiği ucuz petrol ve doğal gaz türevlerini kaybetmiştir. ABD ise bunları katbekat yüksek fiyatlarla satmaya başladı. Görünen o ki ABD, bu türevleri Rusya'dan ithal edip Avrupa'ya fahiş fiyatlarla satacaktır.

Bu anlaşma, Batı'nın iki kanadı arasındaki uçurumu derinleştirmiş ve aralarında anlaşmazlıklar oluşturmuştur. Nitekim Danimarka Başbakanı Frederiksen, "Batı ittifakının birkaç gün öncesine kıyasla daha zayıf bir durumda olduğunu düşünüyorum" dedi. Estonya Başbakanı Kristen Michal de "Amerika ile ilişki Ukrayna'yı desteklemek için gereklidir; biz ona güveniyoruz" dedi. Ancak Bulgaristan, kendi çıkarları ve bağlantıları nedeniyle Avrupa'nın tutumuna aykırı olarak anlaşmayı destekledi. Zira Bulgaristan Cumhurbaşkanı Radev, "Yakıt fiyatlarının düşürülmesine katkıda bulunan ve rekabet gücümüzü korumamızı sağlayan her türlü adımı memnuniyetle karşılıyoruz" dedi.

Böylece Amerika, başkanının lisanı üzerinden kendi çıkarlarının müttefiklerinin çıkarlarının üstünde olduğunu ve onları umursamadığını açıkça ilan ediyor; zira kapitalist bir devlet olmasından dolayı amellerin ölçüsü menfaatçiliktir. Dolayısıyla Ukrayna’yı işgal edene kadar Rusya’yı kışkırtmaya yönelerek Ukrayna'da savaşı körükleyen Biden dönemindeki Demokratların yönetimi ile Rusya’yı ve onun petrol ve maden zenginliklerini ele geçirmek ve Rusya ile Avrupa ve Çin arasındaki ilişkileri engellemek için Ukrayna ile oynayan Trump dönemindeki Cumhuriyetçilerin yönetimi arasında hiçbir fark yoktur. Avrupa da kapitalist olduğu için sadece kendi çıkarlarını düşünüyor ve Rus tehdidini kapısında görüyor; aksi takdirde Ukrayna'ya Amerika'nın yaptığı gibi yapardı.

Putin şöyle dedi: “Rusya, ABD ve küresel piyasalara petrol ve petrol ürünleri tedarik etmeye hazırdır. Rus dizelinin tedarikinin küresel ekonomi üzerinde olumlu bir etkisi olacak ve Rusya, Trump ile aralarındaki kişisel görüşmeler ve iki yönetim, istihbarat ve devlet kurumları arasındaki iş birliğini sürdürme konusunda anlaştı.” Görünen o ki Trump, Obama'nın onu Suriye'de aldattığı gibi Putin'i aldatmayı başarmıştır.

Nitekim Rusya siyasi aptallığından bir türlü vazgeçmeyecektir; oysa ABD'ye dizel satışını durdurabilir ve onu dünyaya karşı rezil edene ve Orta Doğu'daki savaşlarında belini bükene kadar onu acı içerisinde bırakabilirdi; böylece Amerika’ya karşı konumunu güçlendirebilir ve küresel olarak konumu ve saygınlığı olan etkili bir küresel aktör olduğunu kanıtlayabilirdi. Ancak Rusya, kısa vadeli çıkarlarını tercih ederek zayıflığını ve geçici de olsa paraya ve yaptırımların kaldırılmasına duyduğu ihtiyacı ortaya koymuştur. Ayrıca savaşı körükleyen bizzat Amerika olduğu halde onun kendisini desteklediği vehmine kapılmıştır. Oysa Rusya, bir çıkmazın içine girmiş olup aradan dört buçuk yıl geçmesine rağmen bu savaşta zafer kazanamamıştır; zira Donbas bölgesinin kontrolünü tamamen eline geçirmeyi başaramamış olup Donbas’ın yaklaşık %80'ini işgal etmiş olsa da burada şiddetli bir direnişle karşılaşmıştır. Ukrayna artık Rusya’nın derinliklerini vurmakta, başkenti Moskova'yı ve büyük şehirlerini vurduğu gibi hayati ve askeri tesislerini de vurmaktadır.

Nitekim büyük bir devlet olan Rusya, Amerika ve Avrupa'nın yardımı olsa bile Ukrayna gibi küçük bir devletin üstesinden gelememiştir. Bu da Rusya'nın dış savaşlarında zafer kazanamadığı gerçeğini teyit etmektedir. Avrupa doğrudan savaşa müdahil olursa, bu savaşın alevleri belki de kendi başını yakacaktır. Zira Almanya ve Fransa, İngiltere’nin desteğiyle savaşa hazırlanıyorlar. Nitekim Ukrayna cephesinde savaşa girmeye hazırlanmak için silahlanma, eğitim ve asker alımına yönelik 5 ila 10 yıllık stratejiler belirlemektedirler; belki buna Polonya ve Baltık ülkeleri cephesi de eklenebilir. Dolayısıyla mesele, Putin için hayati bir mesele haline gelmiştir; zira bu mesele, hem onun hem de federal birimlerden oluşan Rusya’nın kaderini belirleyecektir; zira rejim çökerse, Sovyet Federasyonu’nda olduğu gibi bu birimler hızla dağılacaktır.

Nitekim Rusya, küresel ölçekte etkili bir devlet olarak yeniden ortaya çıkmak için altın bir fırsatı kaçırmıştır; tıpkı ABD'nin, alternatifini bulana kadar ajanı Beşar Esed'i korumak amacıyla kendisini Suriye'ye müdahaleye sürüklediği 2015 yılındaki fırsatı heba ettiği gibi. Eğer aklını kullansaydı müdahale etmez, Amerika'yı ve ajanlarını çökmeye terk ederdi. Aynı durum Libya ve Batı Afrika için de geçerlidir; Rusya'nın buralardaki rolü, Amerika'nın dünyanın birinci devleti olma konumunu sarsmayı hiç düşünmeksizin, anlık çıkarlar elde etme uğruna Amerika'ya hizmet eder bir hale gelmiştir; oysa kendisine tuzak kuran ve onu savaşların içine çeken bizzat Amerika’dır. Şüphesiz bizler, Amerika'nın süper bir devlet olarak kalmasını da, Rusya'nın dünyanın ikinci büyük gücü haline gelmesini de istemiyoruz; zira her ikisi de şerdir. Ancak bizler, Allah'ın izniyle yakında Raşidi Hilafet Devleti'ni kurduğumuzda her ikisinin karşısında nasıl duracağımızı bilmek için, siyasi olarak ve siyaseti anlamak için konuşuyoruz.

Kaynak: El-Raye Gazetesi - 622. Sayı - 21/10/2026

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER