Çarşamba, 17 Cumade’l Ûlâ 1448 | 2026/10/28
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü
Müslümanlar İçin Farz Olan Hilafeti Kurmak mı Yoksa Beklenen Mehdi’yi Beklemek mi?

بسم الله الرحمن الرحيم

Müslümanlar İçin Farz Olan Hilafeti Kurmak mı Yoksa Beklenen Mehdi’yi Beklemek mi?

İslam'ı ve dini ikame etmek ve onu hayatta ve ilişkilerde somutlaştırmak için çalışmanın farzı, tüm Müslümanların omuzlarındadır; zira Resul Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in izlediği yol ve sireti bize bunu öğretmiştir. Nitekim Allah O’nu, bu dini diğer dinlere üstün kılmak için göndermiş; bunun üzerine Sahabe kitlesini kurmuş ve onları İslami şahsiyetler haline gelmeleri için hazırlamış ve böylece onlar, yeryüzünde yürüyen bir İslam hâline gelmişlerdir. Bu kitleyi Harem'de iki saf hâlinde ortaya çıkardıktan sonra, değişimi sağlamak, Mekke toplumunun bâtıl ve köhnemiş inanç ve düşünceleriyle mücadele etmek, hayatın Allah'a kulluğa ve tatbik edilecek nizamının gölgesinde O'nun yüceltilmesine dayalı İslami bir kamuoyu oluşturmak için bu kitleyle çalışmış, ayrıca güç sahibi kuvvetli kabilelerden nusret talep etmek için çalışmış, nihayet Evs ve Hazrec'den oluşan Medine halkından nusret gelmiş, bunun üzerine hicret ve devletin kurulması gerçekleşmiştir. Nitekim bu devlet, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in vefatından sonra Ebu Bekir Sıddık’a, ardından Ömer’e, sonra Osman’a ve son olarak Ali bin Ebi Talib’e (Allah hepsinden razı olsun) biat edilmesiyle devam etmiştir..

Tarih boyunca Müslümanlar; Emevi, Abbasi ve Osmanlı dönemlerinde Hilafet ölüm, azil veya başka nedenlerden dolayı boşaldığında bir Halifeye biat etmişlerdir; ta ki sömürgeci gelip Hilafeti yıkarak İslam’ın hükmünü yeryüzünden uzaklaştırana ve İslam ümmeti bir kaybolmuşluk dönemine girinceye kadar. Nitekim Hilafeti yeniden kurmak için Rasul Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in metodunu örnek alıp takip ederek Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in metoduna göre çalışmak amacıyla Hizb-ut Tahrir kurulmuş ve o, bu farzı gerçekleştirmek ve ikame etmek için gece gündüz ümmet içinde ve ümmetle birlikte çalışmaktadır.

Bu çalışma, sömürgeci ve karanlık güçleri rahatsız etmiş, böylece Hilafet yapısını kurmak için çalışmaktan caydırmak amacıyla beklenen Mehdi fikrini istismar ederek Hilafeti ve ümmeti ikame etmek için çalışanlara tuzak kurmaya başlamışlardır. Nitekim bunu söyleyenlerden iki grup öne çıkmaktadır:

1- Gaybi Kaderiyye grubu.

2- Paralı ajanlar grubu.

Birinci gruba gelince: onlar şöyle diyorlar; değişim zamanı değildir; zira değişim, ortaya çıkışı gaybi olan beklenen Mehdi’nin eliyle olacaktır. Bu yüzden onun ortaya çıkmasını bekleyin ve kılınızı dahi kıpırdatmayın; çünkü şu anda çalışmanın bir faydası yoktur!

İkinci gruba gelince; onları çalışmaktan alıkoyan şey korkaklık ve rejimlerin kırıntılarına olan hırslarıdır. Bu yüzden sadece yerlerinde oturmakla yetinmediler, aksine gaybdan bahseden hadislerle insanları çalışmaktan vazgeçirmeye başladılar!

Şu Mehdi hadisine dayandılar: يَكُونُ اخْتِلَافٌ عِنْدَ مَوْتِ خَلِيفَةٍ فَيَخْرُجُ رَجُلٌ مِنْ أَهْلِ الْمَدِينَةِ هَارِباً إِلَى مَكَّةَ فَيَأْتِيهِ نَاسٌ مِنْ أَهْلِ مَكَّةَ فَيُخْرِجُونَهُ وَهُوَ كَارِهٌ فَيُبَايِعُونَهُ بَيْنَ الرُّكْنِ وَالْمَقَامِ “Bir Halife öldüğünde kargaşa çıkacak. Medinelilerden birisi, Medine'den çıkıp, Mekke'ye kaçacak. (Ama) Mekkelilerden bazı insanlar, onu (bulunduğu yerden) çıkarıp, istemediği halde (Kabe'de) Rükün ile Makam-ı İbrahim arasında ona biat edecekler.” Bu hadisi dikkatle inceleyen kişi, Halifenin ölümünden sonra insanların ihtilafa düştüğünü; yani Hilafetin zaten mevcut olduğunu, sonra insanların onun kelimesi üzerinde birleştiğini ve Hilafetin onun tarafından kurulmadığını görür.

Şüphesiz Allah bize farzları farz ve haramları da haram kılmış, şeriatı tamamlamış ve kıyamet kopana kadar ona bağlı kalmamızı zorunlu kılmıştır; bu yüzden bir Müslümanın, şer'î bir mazeret dışında farzı terk etmesi veya haram bir fiil işlemesi için hiçbir mazeret yoktur; Mehdi’yi beklemek ve o gelene kadar şeriatın uygulanmasını askıya almak ya da Mehdi gelene kadar bu farz için çalışmamak sözü, batıl bir sözdür.

Şeriatın belirttiği çocukluk (buluğa ermemiş) ve delilik gibi durumlar -ki Mehdi’nin yokluğu bu durumlar arasında sayılmamıştır- dışında teklif mükelleflerin üzerinden düşmemiştir.

Allah, şeriatın uygulanmasını Allah’ın Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in varlığına bağlı kılmamıştır; zira Allahu Teala şöyle buyurmuştur: وَمَا مُحَمَّدٌ إِلَّا رَسُولٌ قَدْ خَلَتْ مِن قَبْلِهِ الرُّسُلُ أَفَإِن مَّاتَ أَوْ قُتِلَ انقَلَبْتُمْ عَلَى أَعْقَابِكُمْ وَمَن يَنقَلِبْ عَلَى عَقِبَيْهِ فَلَن يَضُرَّ اللَّهَ شَيْئاً وَسَيَجْزِي اللَّهُ الشَّاكِرِينَ “Muhammed ancak bir peygamberdir. Ondan önce de pek çok peygamber gelip geçmiştir. Şayet o ölür veya öldürülürse, ökçeleriniz üzerine eski dininize geri mi döneceksiniz? Kim ökçesi üzerine geri dönerse Allah’a hiçbir zarar veremez. Ama Allah, şükredenleri mükâfatlandıracaktır.” [Al-i İmran 144] Şer‘î teklifleri (yükümlülükler) yerine getirmek Allah’ın Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in varlığına bağlı değilse ve onun varlığıyla uygulanıp yokluğuyla ortadan kalkmıyorsa, o halde nasıl Mehdinin varlığına bağlanabilir ki?!

Ehl-i Sünnet arasında Mehdi'nin ortaya çıkmasını bekleme fikri ve Şiiler arasında sirdaba girenin dönüşünü bekleme fikri, tehlikeli bir fikirdir; zira bu fikir, Ehl-i Sünnet beldelerindeki bazı Müslümanların Mehdi'yi beklemesine, Şiilerin ise sirdaba gireni beklemesine yol açmış, böylece Allah'ın şeriatını askıya almışlar, küfür rejimleri ve ajanlar ile kâfirlerin kendi üzerlerinde tahakküm kurmasına karşı sessiz kalmışlardır!

Yahudilerin gaiplerini beklerken çalışmaları tuhaf değil mi? Hristiyanların gaiplerini beklerken çalışmaları tuhaf değil mi? O halde Şiilerin gaiplerini beklerlerken İmamları için çalışmamaları ve Sünnilerin de gaiplerini beklerlerken Halifeleri için çalışmamaları da tuhaf değil mi?!

O halde ey Müslümanlar: Allah Subhanehu’nun vaadi ve Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in müjdesi olan İkinci Hilafeti kurmak için çalışın: ثُمَّ تَكُونُ خِلَافَةً عَلَى مِنْهَاجِ النُّبُوَّةِ، ثُمَّ سَكَتَ “Sonra (yeniden) Nübüvvet Minhacı üzere (Raşidi) Hilafet olacaktır. Sonra sükût etti.”

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Abdullah Hüseyin (Ebu Muhammed Fatih) - Sudan

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER