Çarşamba, 17 Cumade’l Ûlâ 1448 | 2026/10/28
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü
El-Raye Gazetesi “Önce Amerika” Doktrini Çerçevesinde ABD’nin Avrupa’ya Yönelik Politikası

بسم الله الرحمن الرحيم

El-Raye Gazetesi
“Önce Amerika” Doktrini Çerçevesinde ABD’nin Avrupa’ya Yönelik Politikası

Üstad Esad Mansur’un Kaleminden

ABD’nin NATO Temsilcisi Matthew Whitaker'ın 1/10/2026 tarihinde belirttiği üzere, “Amerika, Avrupa'daki askeri güçlerinin konuşlanmasını ve üs noktalarını yeniden değerlendirmeye yöneliyor.” Zira şöyle dedi: “İnceleme, Önce Amerika politikasına dayanacaktır.” Bu da, ABD'nin kıtadaki askeri varlığının geleceği ve Avrupalı müttefikleriyle ilişkileri konusunda artan soruların ortasında gerçekleşmiştir.

Bu ilişkinin tarihine dönecek olursak; Amerika, sömürgeci faaliyetlerini Yeni Dünya ile sınırladığı İkinci Dünya Savaşı'nın ardından uzletinden çıkmaya ve bu savaşta günahkâr ellerinin işledikleri yüzünden büyük bir yıkıma uğrayan sömürgeci Avrupa'nın kontrol ettiği Eski Dünya'ya girmeye karar vermişti. Bu da Amerika’nın hem Avrupa'ya hem de Avrupa'nın yağmaladığı zenginliklerden dolayı salyasının aktığı Eski Dünya'ya hegemonyasını dayatmak, hem de Sovyetler Birliği’nin onun üzerinde kontrol sağlamasını engellemek içindir.

Nitekim Amerika, NATO'yu kurmuş, askeri üsler inşa etmiş, Avrupa'ya yaklaşık 80 bin asker konuşlandırmış, onun ekonomisini denetim altına almak için Marshall Planı'nı hayata geçirmiş ve onun üzerindeki siyasi ve ekonomik hegemonyasını güvence altında almak için de Avrupa’ya kendi şirketlerini sokmuştur.

Sovyetler Birliği çöktü ve Avrupa'ya yönelik tehdidi ortadan kalktı ancak Amerika’nın Avrupa üzerindeki hegemonyası devam etmiş ve liderliğini yaptığı NATO'yu da dağıtmamıştır. Avrupa bu hegemonyadan kurtulmak için çalışmaya başlamış ve bir birlik kurmuştur; ancak bu birlik, sayesinde kendisini koruyacak ve politikalarını uygulayacak tek bir askeri güce sahip siyasi bir güce dönüşememiştir; nitekim Avrupa, ordusunun çekirdeğini atmış olsa da ancak onu geliştirmeyi başaramamıştır. Bunun üzerine ekonomisini ve Amerika karşısındaki siyasi konumunu güçlendirmek için Rusya'ya yakınlaşmaya başlamıştır.

Buna darbe indirmek için Amerika, ikisi arasında bir savaşı alevlendirmeye karar vermiştir. Nitekim Ukrayna'nın Rusya'yı kışkırtmasına neden olmuş; bunun üzerinde Rusya da 2022 yılında Ukrayna'yı işgal etmiştir. Böylece Amerika Avrupa'ya, şimdiye kadar kendine gelemediği ağır bir darbe indirmeyi başarmıştır. Avrupa'yı tüketmek, onu kendisine muhtaç bırakmak ve onun üzerindeki hegemonyasını sürdürmek için Amerika, onu Rusya karşısında tek başına direnmeye zorlamaya karar vermiş; böylece de “Önce Amerika” sloganını benimsemiştir.

Bu nedenle 5/12/2025 tarihinde yayımladığı stratejisinde Avrupa ile ilgili olarak aşağıdaki ifadelere yer verilmiştir:

“Amerika'nın Avrupa'ya yönelik stratejisinin öncelikleri şunları oluşturmaktadır:

- Avrupa’nın kendi kendine yetebilmesini sağlamak.

- Kendi savunmasının temel sorumluluğunu üstlenmesi.

- Rusya ile stratejik istikrarın sağlanması.

- NATO'nun sınırsız biçimde genişleyebilecek bir ittifak olarak görülmesi fikrine son verilmesi.

- Avrupa pazarlarının Amerikan mal ve hizmetlerine açılması ve Amerikalı işçiler ile şirketlere adil muamele edilmesinin sağlanması.

- ABD diplomasisinin; Avrupa ülkelerinin kendilerini düzeltememesinden, siyasi bir krizin içerisinde boğulmuş olmalarından ve ulusal partilerin yükselişinin iyimserlik için geçerli bir neden haline gelmesinden dolayı Avrupa'da gerçek demokrasiyi ve ifade özgürlüğünü savunmaya devam etmesi gerektiği.”

Bu noktalar Amerika'nın Avrupa'ya yönelik hedeflerini vurgulamaktadır. Son noktada ise (Amerika), Avrupa'yı ıslah etme ve orada demokrasiyi savunma adı altında, onun üzerindeki hegemonyasını sürdürme arzusunu teyit etmektedir. Ayrıca Amerika’nın diktatör niteliği taşıyan ırkçı milliyetçi partilere verdiği desteği de teyit etmektedir; çünkü Amerika, Avrupa ülkelerindeki iç durumu istikrarsızlaştırmak, Avrupa Birliği'ni ve para birimi Avroyu yıkmak istemektedir. Bu da çok sayıda Amerikan kuvvetine ihtiyaç duymadan askeri harcamalarını azaltmak içindir. Nitekim raporlar, Amerika’nın Avrupa'dan 40 bin askerini çekmek istediğini ifade etektedir.

Avrupa almış olduğu bu ağır darbenin ardından Amerika ile olan ilişkilerini gözden geçirmeye, güçlerini toplamaya ve ABD'ye bağımlı olmadan kendisini askeri açıdan yeniden inşa etmeye başlamıştır. Bu nedenle, Mart 2025'te "Avrupa Savunması için Beyaz Kitap – Hazırlık 2030"u çıkarmış ve Avrupa savunma altyapısını güçlendirmek için 800 milyar Avro ayırmıştır. Birlik içindeki birinci ekonomik güç ve ana sütunlardan biri olan Almanya, Temmuz 2023'te güvenlik stratejisi, Nisan 2026'da ise “Alman ordusunu 2039 yılına kadar Avrupa'nın en güçlü nizamî ordusu haline getirmeyi” öngören askeri bir strateji ilan etmiştir. Ayrıca sivil sanayi şirketlerini savunma sanayii üretimi yapmaya teşvik etmeye başlamış, Fransız nükleer gücünü Avrupa'nın nükleer gücü hâline getirmek için Fransa ile mutabakata varmış ve Rus Kaliningrad'ını kuşattıkları için Rusya'nın ele geçirmek istediği Baltık ülkelerinde, Rusya’ya karşı kalıcı bir askerî üs kurmuştur.

Aynı zamanda Amerika, Rusya ile de oyununu oynamaya başlamıştır; zira Ukrayna savaşını kışkırtarak Rusya’yı Avrupa’dan uzaklaştırmanın yanı sıra onu kendi emellerine boyun eğdirmek için ona sert yaptırımlar uygulamıştır; zira Amerika, daha önce Avrupa’nın yararlandığı petrol kaynaklarını ele geçirmeye çalışmaktadır. Bu nedenle Amerikan başkanı Trump 10/10/2026 tarihinde "Rusya Devlet Başkanı Putin ile Amerikan ve dünya piyasalarına büyük miktarlarda dizel tedarik etmek için anlaştığını" açıklamıştır. Dünya ifadesiyle kast olunan ise özellikle Avrupa'dır; zira Amerika’nın İran'a yönelik saldırganlığı nedeniyle Amerika'da olduğu gibi Avrupa'da da dizel fiyatları ikiye katlanmıştır. Görünüşe göre Amerika Rus dizelini satın alacak ve büyük kârlar elde etmek için onu Avrupa'ya ve diğer yerlere satacaktır. İleride Rus gazını satın alıp Avrupa'ya satması da ihtimal dışı değildi. Nitekim Amerika, Rusya’ya uyguladığı yaptırımları ihlal etmiş ve Avrupa’nın da bunu ihlal etmesini engellemiştir. Zira Amerika Avrupalı müttefiklerini umursamamakta, onları Rusya'ya yaptırım uygulama konusunda kendisiyle birlikte hareket etmeye zorlamakta, Rusya'dan ithalat yapmalarını engellemekte, ardından da kendisi Rusya'dan ithalat yapmaktadır! Dolayısıyla özellikle “Önce Amerika” doktrini çerçevesinde Amerika için kendi çıkarlarından ve hegemonyasından başka hiçbir şeyin önemi yoktur. Bu uğurda ne bir dost ne de düşman tanır.

Sorun daha çok Avrupa'nın kendisinde yatmaktadır; çünkü NATO adına Amerika'nın yardımlarına ve askeri korumasına bel bağlamıştır; oysa bunlar Amerika'nın kendi üzerinde hegemonya kurmasının araçlarından başka bir şey değildir. Böylece Avrupa devletleri ve halkları ekonomiye ve refaha yönelmiş olup siyasi ve askerî yönü ihmal etmişlerdir. Avrupa, artık güçlü siyasetçiler yetiştiremediği gibi kendi evlatlarından bir ordu kurmayı da başaramamıştır. Zira Avrupa’daki yönetim sistemi güçlü bir yönetimin varlığını engellemektedir; çünkü kendi çıkarları arasında çekişen parti koalisyonlarından oluşan hükümetlerin kurulmasına dayanmaktadır. Bu yüzden birliğini inşa edememiştir; çünkü bunu engelleyen derin hendekler kazmıştır. Bu yüzden ulusal kimliklerinden vazgeçmeyi ve tek bir siyasi varlık içinde entegre olmayı reddeden devletleri arasında kurduğu birlik, çöküşe maruz kalan kırılgan bir birliktir. Nitekim Avrupa, küresel nüfuzunun büyük bir kısmını kaybetmiş olup onu geri kazanamamaktadır.  Zira Avrupa, sömürgeciliğe dayanmakta; başta Afrika ve Asya olmak üzere başkalarının zenginliklerini yağmalamakta ve buraları kendi mallarını pazarlayacağı pazarlara dönüştürmektedir.

Sorun aynı zamanda kapitalist ideolojinin halklarını tek bir potada eritmekte başarısız olmasında yatmaktadır; zira ulusal çıkar bir temel olup ideoloji buna göre uygulanmaktadır; bunun yanı sıra bu ideoloji batıl olup insanlık için de tehlikelidir.

Bizler Avrupa için üzülmediğimiz gibi Amerika'nın hegemonyasına da sevinmiyoruz; çünkü her ikisi de şerdir. Zira bizler, bir şerri başka bir şerle, bir sömürgeciliği da başka bir sömürgecilikle değiştirmek istemiyoruz. Aksine bizler; İslam ümmetimizin eski konumuna geri dönmesini ve insanlar için çıkarılmış en hayırlı bir ümmet olarak kendisine yakışan bir konuma yerleşmesini istiyoruz ki böylece hem kendini hem de tüm dünya halklarını sömürgeciliğin boyunduruğundan ve kapitalizmin zulmünden kurtarabilsin. Bu da ancak Nübüvvet Minhacı üzere Raşidi Hilafetini kurarsa gerçekleşebilir.

Kaynak:El-Raye Gazetesi - 623. Sayı - 28/10/2026

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER