- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
Haber-Yorum
Avrupa ile Amerika Arasındaki Açık Çatışmaya Rağmen
Amerika, Avrupa üzerinde Hegemonya Talep Ediyor
Haber:
14 Şubat 2026'da, yani tüm büyük Avrupa güçlerinin katıldığı Münih Güvenlik Konferansı sırasında, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio şunları söyledi: “ABD ve Avrupa olarak biz, birbirimize aitiz.” (Ajanslar)
Yorum:
Bu açıklamanın ardından Rubio, Avrupa'nın neden Amerika'nın yanında durması gerektiğine dair argümanlar sundu ve şöyle dedi: “Biz tek bir medeniyetin, Batı medeniyetinin parçasıyız. Bizler, yüzyıllarca süren ortak tarih, Hristiyan inancı, kültür, miras, dil, atalarımızın birlikte yaptığı fedakârlıklarla şekillenen, ulusların paylaşabileceği en derin bağlarla birbirimize bağlıyız.”
Aslında Batı ülkeleri arasındaki benzerlikler, İslam ümmeti için çok açıktır.Nitekim ümmet, 1096 yılında Batı güçleri tarafından başlatılan ilk haçlı seferiyle karşı karşıya kalmıştır.Daha sonraki yüzyıllarda Batılı güçler, Daru'l İslam'ın kalbi olan Şam'a odaklanarak burayı defalarca işgal etmiştir.Ümmetin kalkanı olan Hilafetin M. 1924 - H. 1342 yılında yıkılmasından sonra Amerika, Afganistan ve Irak'ın işgalinin yanı sıra İslam beldelerinin işgalinde Yahudiler ile Hindu devletine yönelik geniş desteğinde Batılı güçlere öncülük etmiştir. Son zamanlarda da Amerika, Gazze, Batı Şeria, Lübnan ve Suriye'ye yönelik saldırılarında Yahudi varlığına siyasi, medyatik, ekonomik ve askeri destek sağlamada Batılı güçlere öncülük etmektedir.
Ancak Amerika ve Avrupa arasındaki benzer yönlere rağmen, Batılı güçler birbirinden farklı maddi çıkarların peşinde olmaları nedeniyle bölünmüş durumdadırlar.Tarih boyunca Avrupa, iki dünya savaşı da dahil olmak üzere, üye devletleri arasındaki savaşların felaketlerinin acısını çekmektedir.Amerika, bağımsızlığını kazanmak için sömürgeci Avrupa ile savaşmış ve şimdi de Avrupa'nın nüfuzundan geri kalanları da ortadan kaldırmak için şiddetle mücadele etmektedir.
Benzer yönleri konuştuktan sonra, Rubio'nun Amerika ile Avrupa arasındaki mevcut ana ihtilaf noktasına, yani Avrupa'nın nüfuz sahibi olduğu uluslararası kurumların tasfiye edilmesini görmezden gelemeyeceğine dikkat çekmek gerekir.Rubio, Birleşmiş Milletler'in durumunu aleni olarak küçümseyerek şöyle demiştir: “Örneğin Birleşmiş Milletler, hala dünyada iyilik için bir araç olma potansiyeline sahiptir. Ancak bugün karşı karşıya olduğumuz en acil sorunlara çözümler üretemediğini ve kayda değer bir rol oynamadığını göz ardı edemeyiz.”Sonra Rubio, Amerika'nın Birleşmiş Milletler'in başarısız olduğu alanlarda nasıl başarılı olduğunu örneklerle göstererek, Avrupa'yı kendi evinde aşağılamış ve şöyle demiştir: “Gazze'deki savaşı çözemediler. İşgalcilerin elinden esirleri kurtaran ve kırılgan da olsa ateşkesi sağlayan ABD oldu. Ukrayna'daki savaşı çözemediler. ABD ve bugün burada bulunan birçok ülkenin liderliğinde barış müzakereleri için iki taraf masaya oturabildi. Tahran'daki radikal Şii din adamlarının nükleer programlarını dizginlemeyi başaramadı. Bunun için Amerikan B-2 bombardıman uçaklarından 14 bomba atılması gerekti.Terörist ve uyuşturucu kaçakçısı bir diktatörün Venezuela'daki güvenliğimize yönelik oluşturduğu tehdide karşı koyamamıştır; aksine bu firariyi adalete teslim etmek için ABD özel kuvvetlerinin müdahalesi gerekmiştir.”
Böylece Rubio, Amerikan tek taraflılığının geri dönüşüne karşı çıkan tüm Avrupa güçlerinin öfkesini artırmıştır. Diğer yandan Amerika, Avrupa'dan herhangi bir engelle karşılaşmadan kendi çıkarlarını güvence altına almaya çalışmaktadır.Dolayısıyla bu, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin rolünü marjinalleştiriyor, Avrupa'nın en önde gelen iki gücü olan İngiltere ve Fransa'nın sahip olduğu veto hakkını göz ardı ediyor ve ardından kibirli bir şekilde Avrupa'nın kendi iradesine boyun eğmesini talep ediyor.
Avrupa’ya gelince; Amerikan hegemonyasına etkili bir şekilde karşı çıkmaktan aciz kalan zayıf liderliklerin yükünü taşıyor.Zira bu liderler, Amerikan hegemonyasından kurtulmak için birçok cesur siyasi, askeri ve ekonomik seçenekler mevcut olmasına rağmen, kınamalarla yetiniyorlar.Avrupa'nın, Trump'ın Birleşmiş Milletler'e alternatif olarak önerdiği “Barış Kurulunu” baltalamaya yönelik girişimleri bile zayıf ve etkisiz görünüyor. Ayrıca Rubio'nun da belirttiği gibi Avrupa, Amerika ile aynı medeniyeti paylaşmakta; dolayısıyla da insanlık için, Amerika'ya gerçek bir alternatif sunamamaktadır.Dahası dünyanın büyük bir kısmı, tıpkı bugün sömürgeci Amerika'nın acısını çektiği gibi daha önce de geniş çaplı Avrupa sömürgeciliğinin acısını çekmişti.
Ey İslam ümmeti ve orduları: ABD ile Avrupa arasındaki çatışmayı tanımlamak için Allah Celle Celaluhu'nun kavlinden daha anlamlı bir ifade yoktur; zira Allahu Teala şöyle buyurmuştur: بَأْسُهُمْ بَيْنَهُمْ شَدِيدٌ تَحْسَبُهُمْ جَمِيعاً وَقُلُوبُهُمْ شَتَّى “Kendi aralarındaki savaşları ise çetindir. Sen onları derli toplu sanırsın, halbuki kalpleri darmadağınıktır.” [Haşr 14] Şerî kaide şöyledir: “Önemli olan sebebin hususiliği değil lafzın umumiliğidir.” Gerçek şu ki kafirler, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem zamanında da, bugün bölünmüş oldukları gibi bölünmüş durumdaydılar. Aralarındaki İslam'a yönelik ortak düşmanlıklarına rağmen onlar, iç çatışmanın acısını çekmektedirler.İslam ümmetinin rolü, sadece bu gerçeği bilmekle sınırlı değildir, aksine bunun ötesine geçerek İslam'ın hakimiyetini pekiştirmek için bunu bir fırsat olarak değerlendirmektir.En yozlaşmış liderler, sanki savaş ganimetiymiş gibi insanlığın servetini paylaşmak için rekabet ederken, İslam ümmetinin eli kolu bağlı durması caiz değildir.Dahası uluslararası sahada etkili bir aktör haline gelerek, insanlığı Batı'nın zulmünden İslam'ın adaletine kavuşturmak için şerî yükümlülüklerini de yerine getirmesi gerekir. Yüzyıllar boyunca İslam ümmeti, İslam'ın adaletine dayalı olarak insanlığa hayatın her alanında öncülük etmiştir. Bugün de İslam ümmeti, insanlığa kurtuluş sunan hadari bir alternatif olan gerçek dine sahiptir.
Ey Müslümanlar: O halde Ramazan'ı, bereketler ve zaferler ayı kıldığınız gibi yeniden Allah'ın Kitabı ile hükmetmek için salih amellerle dolu bir ay kılın!Hizb-ut Tahrir gençlerinin etrafında toplanın, onların çaba gösterdikleri gibi çaba gösterin ve Allahu Teala'nın yardımını elde etmek için gecenizi gündüzünüze katın.
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Musab Umeyr – Pakistan



