Cumartesi, 18 Ramazan 1447 | 2026/03/07
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü
Pakistan Müslümanları Öldürüyor ve Yahudiler ve Haçlıların Komşusuna Yönelik Saldırılarına Göz Yumuyor

بسم الله الرحمن الرحيم

Haber-Yorum

Pakistan Müslümanları Öldürüyor ve Yahudiler ve Haçlıların Komşusuna Yönelik Saldırılarına Göz Yumuyor

Haber:

1 Mart 2026'da El Cezire kanalı, Pakistan'da kalabalıkların ABD konsolosluğuna baskın düzenlemeye çalışmasının ve güvenlik güçlerinin de onları dağıtmak için ateş açmasının akabinde en az dokuz kişinin öldüğünü bildirdi. Bir hastanenin yetkilisi, çatışmanın ardından “En az dokuz cesedin Karaçi Sivil Hastanesine götürüldüğünü” söyledi.

Yorum:

Pakistan'ın generalleri, Müslümanların egemenliklerinin ve ulusal güvenliklerinin koruyucuları olduğuna inanmasını istiyorlar ama eylemleri, Washington’ın liderlik ettiği bölgesel düzene hizmet etmek için Müslümanlara karşı baskı uygulayan bir rejim ortaya koyuyor. Zira İran liderinin suikastı ve Amerika'nın savaştaki rolüne öfkelenen insanlar Karaçi sokaklarına döküldüğünde, devlet kurşunlarla karşılık vermiştir. Pakistan kendi halkını korumamış, aksine topraklarındaki Amerikan kalesinin çevresini korumuş ve bunu da Pakistan elitlerini iktidarda tutan imparatorluğu protesto eden Müslümanları öldürerek yapmıştır.

Birkaç gün önce Pakistan ordusu Afganistan'a hava saldırıları düzenlemiş ve Afgan yetkililer de aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu onlarca sivilin öldürüldüğünü bildirmiştir. Yani Pakistan, Müslüman ülkelerine sınır ötesi şiddet yayabiliyor ancak Amerika’nın İran'a karşı savaşı tırmandırdığında, Pakistan rejimi Amerika ile yüzleşme konusunda kör ve sağır sağır kesilirken içerideki Müslümanların öfkesini bastırmada oldukça ustadır.  

Bu körlük bir tesadüf değildir. Pakistan'ın jeopolitik yapısı, İslam beldesini yönetilebilir birimlere bölmek için tasarlanmış bir sömürgeci ürünü niteliğindedir. Nitekim İngiltere, 1893 yılında, kontrolü altındaki Hindistan'ı Afganistan'dan ayırmak için sömürgeci sınırlar olarak Durand Hattı'nı dayatmıştır. Ayrıca Pakistan ile İran'ı ayıran Goldsmid Hattı (1870-1872) ise, sömürge sınırlarını ve tampon bölgeleri güvence altına almayı hedefleyen ve İngilizlerin liderliğinde yürütülen bir sınır belirleme süreci mesabesinde olmuştur. Bu sınırlar Müslümanlara hizmet etmek için değil, aksine İngiltere'ye hizmet etmek için çizilmiş olup İslam onlara birleşmelerini emretmesine rağmen hala Müslüman halkları siyasi olarak parçalanmış halde tutan bir bölünme yapısı oluşturmaya devam edilmektedir.

Karaçi'deki protestocuların öldürülmesini ve Durand Hattı'nın ötesindeki bombalamaları meşrulaştırmak için milliyetçi eğilimi kullanan aynı devlet, Amerika'nın bölgenin ana damarları üzerindeki nüfuzunu temel alan Amerikan güvenlik coğrafyasına dayanmaktadır. ABD Deniz Kuvvetleri Merkez Komutanlığı, operasyon bölgelerini Umman Körfezi ve kuzey Arap Denizi olarak tanımlamış olup bu sular Pakistan kıyılarının açıklarında yer almakta ve Amerikan silahlarının menzili içindedir.   Pakistan ordusu liderliği televizyon ekranlarında övünebilir ancak bölgeyi deniz ve hava gücü, askeri üsler ve ajan rejimlerle çevreleyen Amerika'nın saldırgan ve terör makinesi karşısında aciz kalmıştır. Peki neden? Çünkü Pakistan'ın yönetici sınıfı para, silah, diplomatik koruma ve iç güvenlik elde etmek için bu sisteme güvenmektedir.

Bu nedenle rejim öfkesini aşağıya doğru yöneltiyor: Yani Afganlara, göstericilere, generalleri ve politikacıları yerinde tutan istikrarı tehdit eden herkese yöneltiyor; bu ise Allah'ın şu kavline aykırıdır: مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللَّهِ وَالَّذِينَ مَعَهُ أَشِدَّاءُ عَلَى الْكُفَّارِ رُحَمَاءُ بَيْنَهُمْMuhammed Allah'ın elçisidir. Beraberinde bulunanlar da kâfirlere karşı çetin, kendi aralarında merhametlidirler.” [Fetih 29]

İslam ülkelerinde durum ne yazık ki böyledir; zira onların yöneticileri sadece Müslümanlara karşı cesurdurlar ama kafirlere karşı korkaktırlar; böylece Müslümanlar, kuralları dışarıda yazılan satranç tahtasında hareket eden piyonlar haline gelmişlerdir.

Ciddi bir İslam siyasetinin şu gerçeği kabul etmesi gerekir: Sömürgeci sınırları, milliyetçi efsaneleri ve Amerika ile güvenlik ortaklıkları, İslam'dan çok kapitalizmi tercih eden yönetici bir sınıf ortaya çıkarmıştır. Çözüm, egemenliği ihlal eden yapılara ev sahipliği yaparken egemenlik hakkında başka bir konuşma yapmak değildir, aksine çözüm, yeniden İslam esasına dayalı siyasi bir birlik inşa etmektir; bu ise Müslümanların kanını kutsal sayan, Batı'nın zorba elinde bir araç olmayı reddeden ve sömürgeci Batılı güçler tarafından çizilen aşağılık sınırlara son veren tek bir otoritedir.

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Dr. Abdullah Rubin

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.

yukarı çık

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER