- |
- İlk yorumlayan ol!
- yazı boyutu yazı boyutunu küçült Yazı boyutu büyüt
بسم الله الرحمن الرحيم
Haber-Yorum
Yahudi Varlığı Büyük Bir Bölgesel Güç Haline Geldiğini İddia Etti, Gerçekten Öyle Mi?!
Haber:
Yahudi varlığının başbakanı Netanyahu, Perşembe akşamı yaptığı basın toplantısında, konuşmasını yaparken fırlatılabilecek füze saldırılarına karşı önlem olarak yeraltında korunaklı bir katta düzenlenen toplantıda, Tel Aviv ve Washington’un İran’a karşı yürüttüğü savaşın 20. gününden sonra İran’ın uranyum zenginleştirme ve balistik füze üretme yeteneğini kaybettiğini vurguladı. İran'ın nükleer programını ortadan kaldırmak, balistik tehdidi sona erdirmek ve İran halkına özgürlük getirmek gibi üç hedefimiz var dedi ve askeri harekâtın, İran'ın füze ve nükleer programının tamamen yok edilmesine odaklanacağını belirtti. Ayrıca “Ortadoğu’nun değiştiğini ve İsrail’in bölgesel bir güç haline geldiğini” vurguladı. (Sema Haber)
Yorum:
Hiç şüphe yok ki Netanyahu ve iktidar koalisyonunun hayalleri ileri bir aşamaya ulaşmıştır; zira artık Nil ile Fırat arasında olan bir devletten, "Büyük İsrail’den", Orta Doğu üzerindeki hakimiyetten ve bölgesel bir devletten bahsettikleri gibi şimdi de Tevrat'a dayalı akidevi hayallerle siyasi hırsları harmanlayarak büyük bir devletten bahsediyorlar.
Yahudilerin kibir ve Müslümanlara yönelik saldırganlıklarının çok büyük boyutlara ulaştığına da şüphe yoktur; bu da daha önceden bildiğimiz, dahası gerçekleşeceğine inandığımız bir durumdur; bunu da Allahu Teala'nın şu kavli doğrulamaktadır: وَقَضَيْنَا إِلَى بَنِي إِسْرَائِيلَ فِي الْكِتَابِ لَتُفْسِدُنَّ فِي الأَرْضِ مَرَّتَيْنِ وَلَتَعْلُنَّ عُلُوّاً كَبِيراً “Biz, Kitap'ta İsrailoğullarına: Sizler, yeryüzünde iki defa fesat çıkaracaksınız ve azgınlık derecesinde bir kibre kapılacaksınız, diye bildirdik.” [İsra 4] Dolayısıyla onlar, Gazze'yi yerle bir ettikten ve Gazze, Batı Şeria, Yemen, Suriye ve Lübnan'daki Müslümanların kanını akıttıktan sonra, şimdi de tüm vahşet ve küstahlıklarıyla İran ve Lübnan'a yönelik saldırganlık ve kibir politikalarını sürdürüyorlar, dolayısıyla da öldürüyorlar, bombalıyorlar ve yıkıyorlar.
Ancak Netanyahu’nun zihinlerden silmeye çalıştığı şey - ki ben bunun zihninden silindiğini sanmıyorum-, onun varlığının bugüne kadar yaptığı ve yapmaya devam ettiği her şeyin, Amerika, Avrupa, birçok kafir ülke ile onlarla birlikte olan Müslümanların başındaki yöneticilerin ipleriyle gerçekleşmiş olmasıdır; zira Müslümanları ve ülkelerini bombaladığı uçaklar Amerikan uçaklarıdır. Füzeler, roketler ve tonlarca patlayıcı Amerikan ve Avrupalıdır. Masrafları, kayıpları ve savaşı karşılayan paralar ise Amerika'nın yağmaladığı ve Yahudi varlığına cömertçe sunduğu bizim paramızdır. İşgal altındaki Filistin'de ve bölgede konuşlandırılmış savunma ve erken uyarı sistemlerinin çoğu Amerikan ve Batılıdır. Örneğin Yahudilerin hava sahasını koruyanlar Amerika, İngiltere ve Fransa ve onlarla birlikte komşu olan Müslümanların başındaki yöneticilerdir. Dahası saldırı veya savunma konusunda zikretmekle bitmeyecek daha pek çok nokta vardır ve bunların hepsi, Yahudilerin Allah ile olan ipleri koptuktan sonra güçlerini kendilerinden almadıklarını, aksine onları ümmetin bedenine ve onu atan kalbi olan Filistin'e saplayanlardan aldıklarını kanıtlamaktadır. Dolayısıyla onların ve onlarla birlikte olan Müslümanların başındaki yöneticilerin ipleri olmadan, Yahudilerin kaderi zillet, zayıflık ve aşağılanmadır. Bunu da Allahu Teala’nın şu kavli doğrulamaktadır: ضُرِبَتْ عَلَيْهِمُ الذِّلَّةُ أَيْنَ مَا ثُقِفُواْ إِلاَّ بِحَبْلٍ مِّنْ اللّهِ وَحَبْلٍ مِّنَ النَّاسِ وَبَآؤُوا بِغَضَبٍ مِّنَ اللّهِ وَضُرِبَتْ عَلَيْهِمُ الْمَسْكَنَةُ ذَلِكَ بِأَنَّهُمْ كَانُواْ يَكْفُرُونَ بِآيَاتِ اللّهِ وَيَقْتُلُونَ الأَنبِيَاءَ بِغَيْرِ حَقٍّ ذَلِكَ بِمَا عَصَوا وَّكَانُواْ يَعْتَدُونَ “Allah’tan bir ipe ve insanlardan bir ipe tutunmadıkça, nerede bulunurlarsa bulunsunlar, onlara zillet damgası vurulmuş; Allah’ın gazabına uğramışlar ve aşağılanmaya mahkûm olmuşlardır. Bu, onların Allah’ın ayetlerini inkâr etmeleri ve haksız yere peygamberleri öldürmeleri yüzündendir. Bu (cüretleri de) onların isyan etmiş ve haddi aşmış bulunmalarındandır.” [Al-i İmran 112]
ABD'nin silah ve teçhizat nakliyesi için hava köprüsü olmadan, ABD, İngiltere ve Fransa gibi büyük güçlerin koruması olmadan ve onlarla birlikte tüm ajan komşu ülke liderleri olmadan, birkaç haftalık savaşa bile tahammül edemeyen büyük bir güçten veya bölgesel bir güçten bahsedilebilir mi?!
Sonra bu nasıl bir güçlü devlettir ki sınır ötesi korumanın tüm biçim ve katmanlarına rağmen, yöneticisi basın açıklamalarını ancak yeraltındaki zırhlı bir odadan yapmaya cesaret edebiliyor?!
Evet, Yahudi varlığı kırılgan ve zayıf bir varlıktır; eğer Amerika, Batı ve Müslümanların başındaki yöneticiler onun yanında durmasaydı, Müslüman ordularının en küçüğünün karşısında bile günün bir saati dayanamazdı; Netanyahu, bir aslanın kükremesiyle övünen bir kedi gibi davranmaya devam edebilir ancak onun varlığının hakikati, zillet ve meskenet damgası vurulmuş bir şekilde kalmaya devam edecektir.
Bizler Amerika ve Batı’daki halkların ve birçok yöneticinin, Yahudi varlığını, artık üzerinde bahis oynayamayacakları kaybeden bir at olarak görmeye başladıklarına tanık olmaktayız; bu da Allah’ın izniyle, yakında onun etrafından dağılacakları anlamına gelmektedir; zira Yahudiler, Allahu Teala’nın şöyle buyurduğu gibidir: تَحْسَبُهُمْ جَمِيعاً وَقُلُوبُهُمْ شَتَّى ذَلِكَ بِأَنَّهُمْ قَوْمٌ لَّا يَعْقِلُونَ “Sen onları derli toplu sanırsın, halbuki kalpleri darmadağınıktır. Böyledir, çünkü onlar aklını kullanmayan bir topluluktur.” [Haşr 14]Müslümanların başındaki yöneticilere gelince; ümmetin orduları içindeki bir grup muhlis kişi, onların tahtlarını devirmek ve Allah’a, Rasulü'ne ve ümmete yönelik ihanetlerinin bir cezası olarak zindanların karanlıklarına atmak için harekete geçtiğinde, onların bir ağırlığı ve varlığı kalmayacaktır.
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Müh. Halil Abdurrahman



