Çarşamba, 21 Şevval 1447 | 2026/04/08
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü

-Basın Açıklaması- Ordu, Anaları, Babaları, Eşleri ve Çocukları Muhabirler Üzerinde Bir Tehdit Oluşturabilirler  Gerekçesiyle Medyanın El-Rumiyye'deki İslamcı Tutuklular İçin Olan Gösterinin Görüntüsünü Aktarmasını Yasaklamaktadır! Bu Ülkedeki Onu

Aileleri taşıyan otobüsler birçok bariyerleri geçmişler, inceden inceye aranmışlar ve tabii askerler, silah ve benzerleri gibi herhangi bir tehdit aracı bulamamışlar, dahası otobüslerde, gençlerini yıllarca yargılanmaksızın dünyadaki en kötü üne sahip olan cezaevinin birinde hapse mahkum eden meşum dosyayı harekete geçirmek ümidiyle gösteriye giden yaşları oldukça ilerlemiş erkekleri, kadınları ve çocukları bulmuşlardır. Bu miskinler, gerçekten muhabirler ve gazeteciler üzerinde bir tehdit mi oluşturmaktadırlar?! Ya da muhabirlerin, Trablus, Beyrut ve el-Beka'nın mahallelerinden naklettikleri çatışmalar ve aynı şekilde askerî kanadın bazı ailelere uyguladığı korkunç operasyonlar ile canlı olarak aktardıkları Suriyeli işçilerin iş merkezlerinden uzaklaştırılmaları operasyonları... Evet, tüm bunlar, muhabirler ve gazeteciler üzerinde bir tehdit oluşturmuyor mu?! İnsanlara biraz saygı gösterin ey Lübnan yöneticileri! Sizin bu iddianızı onaylayan biri var mı acaba?! Ayrıca akıl almaz bu emirleri veren kim acaba?! Tüm Lübnan halkından olan yüzlerce onurlu ailelere neden bu ihaneti yapıyorsunuz?! Evlatlarını haksız yere uzun yıllar hapsetmek yoluyla onlara karşı işlemiş olduğunuz suç yetmez mi artık?!

Şüphesiz gazete ve medyanın, gösterinin görüntüsünü aktarmalarının engellenmesinin hakikati, bunun İslamcı tutuklulara, ailelerine ve onlara ait olan topluma yönelik komplo halkalarından bir halka olmasıdır. Ayrıca bu komplo piramidinin en üstünde Amerikan şer imparatorluğunun Lübnan'daki Büyükelçiliği durmasının yanı sıra kindar politikacılar, diğer fasit ve ödlekler ile üst düzey yetkililer de buna iştirak ettikleri gibi yargı ve güvenlik otoritelerinin personelleri de buna karışmışlardır. Zira bu ülkedeki tüm politikacılar, bu gençlere karşı gece gündüz açık bir şekilde işlenen zulmü bilip itiraf etmektedirler. Zira İçişleri Bakanı'nın, bu ülkede nadiren yapılan açıklaması bize hiçte uzak değildir!

Yargılamaların geciktirilmesinin gerekçesinde, onların avukatlarıyla birlikte büyük sayıları alacak geniş bir salonun olmadığını ve İçişleri Bakanlığı'nın cezaevinin yanı başına onlara özel büyük mahkeme salonu inşa etmeye başladığını iddia ettiniz. Ancak birkaç ay içerisinde hazırlanmasının ardından, yargı sistemi bunu hiç dikkate almayarak tutukluları, "parça parça ve rahat bir şekilde" "dar olan" Beyrut mahkemelerine nakletmeye devam etmiştir! O halde bu, Lübnan yöneticilerinin alınlarındaki kara lekeyi daha da artıran bu kara dosyanın yalan yere ertelendiğine dair açık bir kanıt değil midir?!

Giden başbakan ile ondan öncekiler, uluslararası mahkeme için siyasî krizleri üstlenmişlerdir. Zira kurban, Allahu Teâlâ'nın zimmetine intikal etmiş ve dünyada onu hayata döndürmeye sahip olan herhangi bir mahkeme de bulunmamaktadır. Yaşarken toprağa gömülen kimselere gelince; bu başkanlar, onlar için gözlerini kırpmaksızın ve kıllarını dahi kıpırdatmaksızın yıllarca iktidarda kalmaya devam etmişlerdir. Zira onların tek önem verdikleri şey, Amerikan Büyükelçiliği ile bazı Arap yöneticilerini hoşnut etmektir!

Sabredin, ey tagutun cezaevlerinde bulunan mazlumlar! Sabredin, ey onların aileleri! Zira yedi kat göğün sahibi olan Allahu Teâlâ, sizlere zulmedenlerden intikam almayı vaat etmiştir. Nitekim Kutsi bir hadiste şöyle buyurmaktadır:  وَعِزَّتِي وَجَلالِي لأَنْتَقِمَنَّ مِنَ الظَّالِمِ فِي عَاجِلِهِ وَآجِلِهِ، وَلَأَنْتَقِمَنَّ مِمَّنْ رَأَى مَظْلُومًا فَقَدَرَ أَنْ يَنْصُرَهُ، فَلَمْ يَفْعَلْ "Ben, İzzetim ve Celalim hakkı için zulmedenden er yada geç intikamımı alacağım. Mazlumu görüp de ona yardım etme gücü olduğu halde yardım etmeyenden de intikamımı alacağım."


Ahmed El-Kasas
حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Medya Bürosu Başkanı
Lübnan Vilâyeti

Devamını oku...

Şam'ın Şerefli Kadınlarına Nusret Kampanyası Görüntüleri

  • Kategori Video
  •   |  

Şam devrimini desteklemek amacıyla Hizb-ut Tahrir Ürdün Vilayetinin 1 Recep 1434 H., elmuvafık 11 Mayıs 2013 tarihinde, Şam diyarı Ürdün'den Özgürler diyarı Şam'a nusret, adı altında düzenlediği kampanya başarıyla sona ermiştir. Kampanya son derece sıkı güvenlik çemberi altında gerçekleşmiş ve açılışta Hizb-ut Tahrir Emirinin ses kaydından konuşması dinletilmiş akabinde Şam diyarından gelen bayanlar Beşşar'ın zulumlerine karşı katlandıkları zorluklardan ve gördükleri işkence ve azaplardan bahseden ve devrimden beklentilerinden sözetmişler ayrıca, Allah'a ve Rasulune hainlik eden bu yöneticilerden kendilerini kurtaracak Hilafet yönetimini talep ettiklerini dile getiren konuşmalar yapmışlardır. Son olarak Hizb-ut Tahrir'in yürüttüğü dünya çapında Şam devrimini destekleyen faaliyetlerinden görüntüler izletilmiştir.

fotoğraflar için tıklayınız...

 

Şam'ın Şerefli Kadınlarına Nusret Kampanyası'nın tam kaydı:

 

Hizb-ut Tahrir Emiri Şeyh Allame Ata B. Halil Er Raşta'nın kampanyada yapmış olduğu açılış konuşması:

 

Şam'ın Şerefli Kadınlarına Nusret Kampanyasında yapılan röportajlar:

 

Özgürlük için devrim:

 

Şam'ın Şerefli Kadınlarının Şehadeti:

 

Şam'ın Şerefli Kadınlarına Nusret Kampanyası kapanış:

 

Şam özgürleri marşı:

 

Devamını oku...

Malezya: Araçlarla Hilafet'e Çağıran Bayrak ve Sancak Gösterisi

  • Kategori Video
  •   |  

Malezya'da bütün siyasi partiler batıl seçim kampanyasıyla meşgulken Hizb-ut Tahrir Malezya, Malezya'nın büyük şehirlerini kapsayan araçlarla bayrak sancak gösterisi düzenlemiştir. Bu gösterinin başlıca iki hedefi vardır:

1) Bütün sahte bayrakların üzerine Allah Rasulunun bayrağını yükseltmektir.

2) Malezya'daki müslümanlara Hilafet için çalışmanın farziyetini hatırlatmaktır.

25 Cumadil Ahir 1434 H., elmuvafık 5 Mayıs 2013 M. Pazar

 

 

Devamını oku...

''Şam Diyarı Ürdün'den Özgürler Diyarı Şam'a Nusret'' adlı bayanlar kampanyası

  • Kategori Ürdün
  •   |  

Şam devrimini desteklemek amacıyla Hizb-ut Tahrir Ürdün Vilayetinin 1 Recep 1434 H., elmuvafık 11 Mayıs 2013 tarihinde, Şam diyarı Ürdün'den Özgürler diyarı Şam'a nusret, adı altında düzenlediği kampanya başarıyla sona ermiştir. Kampanya son derece sıkı güvenlik çemberi altında gerçekleşmiş ve açılışta Hizb-ut Tahrir Emirinin ses kaydından konuşması dinletilmiş akabinde Şam diyarından gelen bayanlar Beşşar'ın zulumlerine karşı katlandıkları zorluklardan ve gördükleri işkence ve azaplardan bahseden ve devrimden beklentilerinden sözetmişler ayrıca, Allah'a ve Rasulune hainlik eden bu yöneticilerden kendilerini kurtaracak Hilafet yönetimini talep ettiklerini dile getiren konuşmalar yapmışlardır. Son olarak Hizb-ut Tahrir'in yürüttüğü dünya çapında Şam devrimini destekleyen faaliyetlerinden görüntüler izletilmiştir.

fotoğraflar için tıklayınız...

Devamını oku...

Hizb-ut Tahrir Endonezya: Kindari Şehrinde Hilafet Konferansı

  • Kategori Endonezya
  •   |  

Hizb-ut Tahrir'in 30'dan fazla kentte düzenlemiş olduğu hilafet konferansları kapsamında Hizb-ut Tahrir Endonezya Hilafet'in yıkılışının hicri yıl dönümü münasebetiyle, İslam ümmetine hilafet sisteminin farziyetini anlatma ve İslami hayatı yeniden başlatmak amacıyla Kindari kentinde yer alan Kidinda stadyumunda Hizibli gençlerden ve destekçilerinden ibaret binlerce kişinin iştirak ettiği muhteşem bir konferans gerçekleştirmiştir.

25 Cumadil Ahir 1434 H., elmuvafık 5 Mayıs 2013 M.

 

fotoğraflar için tıklayınız...

Devamını oku...

Suriye Vilayeti: ''Şam diyarı sadece Hilafet yönetimine rıza gösterir'' adlı mescid dersi

  • Kategori Video
  •   |  

Hizb-ut Tahrir Suriye Vilayeti Medya Bürosu Başkanı Mühendis Hişam El Baba Halep'te Hinanu mahallesi mescidlerinden birinde yatsı namazına müteakiben konuşma yapmış ve konuşmasında Şam devriminin son durumundan bahsederek sonunda Allah'ın nusretinin gerçekleşeceğinden ümit var olduğunu Allahu azimuşşanın izzeti adına ikinci Hilafet devletinin inşaAllahu teala kurulacağını beyan etmiştir.

Rabiussani 1434 H. Şubat 2013 M.

Devamını oku...

-Basın Açıklaması- Somali'deki Son Kıtlıkta Geneli Çocuk İki Yüz Elli Bin Müslüman Ölmesine Rağmen... Hiçbir Kimse Harekete Geçmemiştir!

02. Mayıs 2013'de, Birleşmiş Milletler Gıda Güvenliği ve Beslenme Analizi Birimi (FSNAU) ile Amerika'nın finanse ettiği Kıtlık Erken Uyarı Sistem Ağı (FEWSNET) vasıtasıyla yayınlanan bir rapora göre, (2010-2012) Somali'deki son kuraklıkta geneli beş yaş altı çocuklar olmak üzere yaklaşık 260.000 kişi hayatını kaybetmiştir. Nitekim (FEWSNET) Gıda Güvenliği'nde üst düzey danışmanlardan biri olan Chris Hellbrner, bu kıtlıkta Somali'de ölen çocukların sayısı ile tüm sanayileşmiş ülkelerin toplamında ölen çocukların sayısını karşılaştırmış ve Somali'de kıtlıktan dolayı ölenlerin sayısının "6.5" milyon insanın yaşadığı bir yerde "133.000" çocuk olduğunu görürken dünyadaki sanayileşmiş ülkelerin toplamında ölen çocukların ölüm oranının aynı dönem içerisinde "65.000"'ne ulaştığını görmüştür. Hem de bu ülkelerin nüfuz sayısı "990" milyon olduğu halde. Mesele bu büyük sayıdaki ölümle de sınırlı kalmamıştır. Zira bu kıtlık, kadınları ve çocukları hastalıkların yaygın olduğu atmosferlere göç etmeye sevketmiş ve kadınlar, kendilerini ve çocuklarını korumaya güç yetiremedikleri, dahası bu kampların etrafında dolaşan hayvanlar için kolay bir av haline geldikleri kalabalık mülteci kamplarında çocuklarıyla birlikte yaşamak zorunda kalmışlardır...

Bizler, Amerika ile Avrupa liderliğindeki Batı dünyasının Somali'deki Müslümanlara yönelik yardımı ötelemesini ve yavaştan almasını hiç garipsemiyoruz. Halbuki dünya, 70'den fazla yetkili makamın uyarıda bulunduğu bu kıtlığı daha önceden bilmesine rağmen, bu felaketi önlemek için erken bir vakitte harekete geçmemişlerdir. Ancak 2011 yılının Temmuz ayında harekete geçmişler ama o vakit içerisinde "120.000"'den fazla kişi ölmüştü... Yine bizler deriz ki; fırsat bulduğu her yerde Müslümanları doğrayan düşmanın bunu yapmasını hiç garipsemiyoruz... Zira Batı, karşılığı olmadıkça asla hiçbir şey vermez... Aynı şekilde bizler, Müslümanların hain yöneticilerinin de Somali halkına yardım etmeyi ve kurtarmayı ötelemelerini ve ağırdan almalarını da hiç garipsemiyoruz! Zira onlar, Batılı efendileri harekete geçirip emredinceye kadar hiçbir hareket edemeyen bir kukladan ibarettirler... Ancak bizler, Müslümanların bu felaket ve Somali'deki halkları üzerinde gerçekleşenler karşısında sessiz kalmalarını çok garipsiyoruz...! Bunu nasıl garipsemeyelim ki! Zira Allah, şöyle buyurmaktadır:

إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ إِخْوَةٌ "Muhakkak ki müminler kardeştirler. " [Hucurat 9]

Ve Nebi [SallAlahu Aleyhi ve Âlihi ve Sellem], şöyle buyurmaktadır:

مَنْ نَفَّسَ عَنْ مُسْلِمٍ كُرْبَةً مِنْ كُرَبِ الدُّنْيَا نَفَّسَ اللَّهُ عَنْهُ كُرْبَةً مِنْ كُرَبِ يَوْمِ الْقِيَامَةِ، وَمَنْ يَسَّرَ عَلَى مُعْسِرٍ يَسَّرَ اللَّهُ عَلَيْهِ في الدُّنْيَا وَالآخِرَةِ، وَمَنْ سَتَرَ عَلَى مُسْلِمٍ سَتَرَ اللَّهُ عَلَيْهِ في الدُّنْيَا وَالآخِرَةِ، وَاللَّهُ في عَوْنِ الْعَبْدِ مَا كَانَ الْعَبْدُ في عَوْنِ أَخِيهِ "Her kim bir Müslümanın dünya sıkıntılarından bir sıkıntısını giderirse, Allah da onun kıyamet günü sıkıntılarından birini giderir. Her kim bir fakire kolaylık gösterirse, Allah da ona dünyada ve ahirette kolaylık gösterir. Her kim bir Müslümanın (ayıbını) örterse, Allah da onun dünyada ve ahirette bir (ayıbını) örter. Kişi kardeşinin yardımında olduğu sürece, Allah da onun yardımındadır..."

Peki o halde Somali'deki halkının ihtiyacı olduğu halde bir Müslüman nasıl rahat bir şekilde uyuyabiliyor acaba??!!

Ey Müslümanlar!

Her ne kadar Batı, harekete geçip bir takım yardımlarda bulunmak için kolaylık sağlamış olsa da bunu, vermiş olduğunun iki katını, dahası bundan daha da fazlasını geri almak yoluyla ülkeyi yağmalamaya dönük planları için yapmaktadır!

Görmüş olduğumuz tüm bu siyasî huzursuzluklar, yolsuzluklar ve Somali'de yaşanan yönetim felaketleri, Somali halkını az bir pahaya satan Somali'deki bazı ajanlara yardım etmek yoluyla ülkeyi ve servetlerini darmadağın eden bu günahkar Batılı ellerin bir sonucudur...

Ey İslam Ülkelerindeki Kuvvet Ehli!

Hala kalplerinizin Allah'ın zikrine ve hak olarak indirdiklerine boyun eğmesinin zamanı gelmedi mi? Bir İslam ülkesi olan Somali'de ölen kardeşlerinize ve çocuklarınıza nusret verip yardım etmek için hala harekete geçmenizin zamanı gelmedi mi?! Dolayısıyla bizler, yöneticilerin asla harekete geçmeyeceklerini biliyoruz. O halde onları kökünden söküp atın ve yıllarca süren zulmün ardından yeryüzüne İslam'ın adaletini geri getirecek, mazlum kadınlara insaf edecek, çocukları koruyacak, tebâyı şefkatle kuşatacak, yıllarca süren zilletin ardından insanları izzetlendirecek ve ilk Halifelerin ihtişamlarını ve zaferlerini geri iade edecek olan bir Halife'yi getirecek olan Raşidi Hilafet'i kurması için  Hizb-ut Tahrir'e nusret verin... Evet, harap olmasının ardından Somali'yi geliştirecek ve zayıflamasının ardından onu güçlendirecek olan sadece Hilafet Sistemi'dir.

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اسْتَجِيبُوا لِلَّهِ وَلِلرَّسُولِ إِذَا دَعَاكُمْ لِمَا يُحْيِيكُمْ "Ey iman edenler! Allah ve resulü sizi, size hayat verene davet ettiğinde icabet edin." [el-Bakara 183]


Kadınlar Kısmı
Hizb-ut Tahrir
Merkezî Medya Bürosu Üyesi

Devamını oku...

-Basın Açıklaması- Ey İslam'ın Şam'ındaki Ayaklanmacılar! Kasap ve Rejimini Kurtarmaya Dönük Komplonun Halkaları Tamamlanmıştır Zira Amerika İle Rusya, Rejimi Kurtarmak, Ayaklanmanıza Kürtaj Yaptırmak ve Şehitlerinizin Kanlarını Heba Etmek İçin Ha

Bugün Moskova'da, Amerikan Dışişleri Bakanı Kerry'nin, Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov ile "Suriye krizi olarak" adlandırdıkları hususu ele almak için "maraton" olarak nitelendirilen toplantıda yapmış oldukları dört saat süren görüşmenin ardından, sevinç ve memnuniyet içerisinde, dahası görüntülerini tüm dünyaya aktaran kameralara aldırış etmeksizin aralarında uzun bir süre fısıldaşarak tam bir uyum içerisinde dışarı çıkmışlar ve yapmış oldukları basın konferansında, 2013 Mayıs ayının sonunda Suriye Muhalefeti Temsilcileri ile Beşar Esed rejiminin temsilcilerinin de katılacağı bir toplantı yapmak üzere anlaştıklarını ve toplantının ise 2012 Haziranda yapılan ve o vakit çözümün, Beşar'ın istifaya veya yargılamaya veya rejiminin mücrim katil üyeleri hesaba çekilmeye maruz kalmaksızın sadece siyasî bir çözüm olacağının söylendiği gibi yine o vakit Lavrov'un, Esed'in kalmaya devam etmesi ve muhalefet ile reformlar yapacak ve çoğulculuğa kapısını açacak ortak bir hükümetin oluşturulması hakkında Amerika ile anlaştığını söylediği Cenevre Anlaşması temelinde olacağını açıklamışlardır. Bu anlayışlarda şaşırtıcı olan, bugün Lavrov'un rejim karşıtları başarıya ulaşırsa Suriye'nin parçalanacağını vurgulayarak Suriye Muhalefeti'ni "aşırılık yanlısı guruplar" olarak nitelendirmesi olmuştur. Bu arada Kerry, "Siyasî çözümün alternatifinin, Suriye'nin parçalanması" olacağını söylemiştir.

Ey Gururlu Şam Ayaklanmasındaki Müslümanlar:

Kanların akıtılması, ırzların çiğnenmesi, milyonların yerinden edilmesi ve şehirlerin yıkılması işte bunun için değil midir? Yoksa on yıllarca başımıza, mukadderatımıza, servetlerimize ve ülkelerimize tahakküm etmeye devam eden uluslararası irade, hala karar vermeye, emretmeye ve nehyetmeye devam mı etsin? İster rejimin ister Beyaz Sarayın içerisindekiler olsun bu mücrimlerden kurtulmayalım mı? Nitekim onlar, gerek Rusya'nın silahları gerek İran'ın lavları gerekse Hizbullah'ın ateşi yoluyla olsun bizim üzerimizde her türlü cürümü denemelerinin yanı sıra bizden olan Müslüman yöneticiler ile mücrimlerin ihanetini gördüğümüz gibi rejimlerin, başlarında katillerimizin kollarındaki sapkınlardan oluşan Mısır yöneticileri olmak üzere Şam ayaklamasını kendi kontrollerine almak için gözlerimizin önünde Arap Baharı ayaklanmalarını aşağıladıklarına tanık olduk!

Ey Nusret Şam'ındaki Sadık Ayaklanmacılar:

Rejimi devirmek için sokaklara döküldüğünüzde, bunun sadece Allah için olduğunu, "talebimizin şehadet" olduğunu ilan ediniz ve Şam'ın uzun ve geniş sokaklarındaki çığlıklarınız "şehit giden milyonlar cennetin zirvesindedir" olsun. Dahası her şehit düşen son nefesinde sizlere, "nusrete giden yolu takip edin" şeklinde tavsiyede bulunmaktadır. O halde Şam halkının göstermiş olduğu tüm bu çabalarının ve iki yıldan fazladır sebat göstermelerinin ardından dininizin aşağılanmasına razı olup İslam hakkında besmeleden ve kapanışta selamdan başka bir şey bilmeyen ve sizleri temsil ettikleri halde gerek mücrimle gerekse onun gölgesi, yönetimi ve şartları altında onun kuyruklarıyla oturan laik kiralık hainlere karşı sessiz mi kalacaksınız? İnanın ödleklerin gözlerine uyku girmemektedir.

Hizb-ut Tahrir, Amerika ile onun ön hattı olan Rusya'ya boyun eğme noktasında sizleri uyarır. Zira bu, çok büyük bir zillet olduğu gibi çok büyük bir alçaklıktır. O halde güçlü bir şekilde bu ikisinin karşısında durun, bu ikisinin projelerini engelleyin ve sizin izzetiniz ve düşmanınızın da zilleti olacak olan Raşidî Hilafet'i kurmak için ciddi, sadık ve muhlis bir şekilde çalışın... Nitekim Hizb-ut Tahrir, bu mübarek daveti taşımaya başladığından bu yana Raşidî Hilafet'i kurarak İslamî hayatı yeniden başlatmak için çalışmakta ve Allah'ın izniyle bunu gerçekleştirmek için yolunda yürümektedir. Sabit bir şekilde hak üzere devam edenlere selam olsun! Amerika'nın, muhalefetin ve hainlerin istedikleri şeye rıza gösterenlere de yazıklar olsun!

إِنَّ الَّذِينَ يَشْتَرُونَ بِعَهْدِ اللّهِ وَأَيْمَانِهِمْ ثَمَنًا قَلِيلاً أُوْلَئِكَ لاَ خَلاَقَ لَهُمْ فِي الآخِرَةِ وَلاَ يُكَلِّمُهُمُ اللّهُ وَلاَ يَنظُرُ إِلَيْهِمْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ وَلاَ يُزَكِّيهِمْ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ "Allah'a karşı verdikleri sözü ve yeminlerini az bir bedelle değiştirenler var ya, işte bunların ahirette bir payı yoktur. Kıyamet günü Allah onlarla konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temize çıkarmayacaktır. Onlar için elim bir azap vardır." [Âli İmrân 77]


Devamını oku...
Bu RSS beslemesine abone ol

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER