Çarşamba, 21 Şevval 1447 | 2026/04/08
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü

-Basın Açıklaması- Beşar, Kadınlara ve Çocuklara Zorbalık Yaptığı Gibi Banyas'da Onlardan 800'den Fazlasını da Katletmiştir! Peki Müslüman Ordular Nerede Hani? Erkekler Nerede Hani?!

Suriye İnsan Hakları Rasathanesi ve diğerleri, Suriye'nin Banyas şehrinin birçok mahallesinde yüzlerce kadın ve çocuğun katledildiğini ve komşu el-Beyda beldesindeki katliamın ardından "yeni bir katliamdan" korktukları için şehrin yüzlerce ailenin firarına tanık olduğunu ifade ettiler. Nitekim bu ailelerin firarları, düzenli güçler ile ona bağlı milislerin el-Beyda yakınlarındaki meydan idamlarını yoğunlaştırmalarının akabinde gerçekleşmiştir. Zira aralarında altı çocuğunda olduğu 29 sivil katledilmiş ve bunun ardından da bazıları şehrin sokaklarında kesilmek üzere 150 kişi idam edilmiştir.

Kasap Beşar ve iğrenç baskıcı rejimi tarafından katliam, yıkım, terörizm ve korkutma devam ettiği gibi muasır asrın bir benzerine tanık olmadığı iğrenç katliamlar da devam etmektedir. Banyas'taki el-Beyda katliamı, Beşar ile rejiminin insan ırkına ait olmadıklarının, kalplerinin taş gibi katı olduğunun, dahası daha da katı olduklarının teyit edilmesi için gerçekleştirilmiştir. Zira durumu, gerek mermilerle, gerek doğranarak gerekse yakılarak soğukkanlılıkla idam edilen yüzlerce kurban ortaya koymaktadır. Nitekim Banyas'daki Devrim Askerî Konseyi'ne göre, dün bir gece içerisindeki şehit sayısı sadece el-Beyda'da 800'e ulaşmıştır. Bu şehitlerin arasında tüm aile bireyleri olduğu gibi geneli de cesetleri sokakları ve yolları dolduran kadınlardan, çocuklardan ve yaşlılardan oluşmaktadır. Bu sırada yüzden fazla şehidin, Esed'in şebbihalarının silip süpürdüğü ve katletmeye ve tecavüze kasdettikleri Banyas şehrindeki Ras el-Nebe mahallesinde döndüğü konuşulmaktadır.

Tüm bunlar gerçekleşirken başta Amerika olmak üzere uluslararası toplum, gizli anlaşmasını ve komplosunu teyit edercesine hiçbir tepki vermeksizin sessiz ve sakin bir şekilde durmaktadır. Bununla birlikte Amerika, -Amerikan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Jennifer Psaki'nin dili üzerinden- aldatmaya devam edip bu katliam hakkındaki haberlerin "dehşet verici" olduğunu iddia ederken Beyaz Saray Sözcüsü Josh Earnest, sanki bu korkunç katliamları emreden Amerika değilmiş gibi İnsan Hakları ve Uluslararası Hukuk için ciddi ihlallerden sorumlu olanların sorgulanması gerektiğini vurgulamıştır. Zira Amerika, -Suriye ayaklanması ve İslamî eğiliminin verileri altında- kendi çıkarlarını ve Yahudi devletinin varlığını tehdit eden İslamî Devletin kurulmaması, Şam halkının gücünün ve sebatının kırılması ve onların, ortaya atılan ve İslamî Hilafet'in kurulması şeklindeki gayelerinden tamamen uzak olan sıska siyasî çözümü kabul etmeye sevkedilmeleri için çatışmayı uzatmaktadır.

Arap ve İslam ülkelerindeki mevcut yönetim sistemleri, dahası aşağılık rejimler ile utanmaz ve alçak yöneticiler, aynı şekilde ödlekliklerinin yanı sıra ailelerine ve kardeşlerine yardım etme noktasında güçsüz kalmaları, dahası onlara ve ayaklanmalarına komplo kurmaları nedeniyle bu tagutla işbirliği yapmaktadırlar. Dolayısıyla ihanetten, katliamdan ve doğranmadan dolayı firar edip gelen mültecileri kabul etmekle yetinmektedirler. Dolayısıyla da bizler, gelenleri hapsettikleri ölüm kamplarını bir -tecavüz- olarak adlandırmaktayız.

Bu ajan rejimler, ordularından tek bir askeri dahi harekete geçirmedikleri gibi Şam özgürlerine ve çocuklarına yardım etmek için ağır silah ve mühimmatların olduğu depolarından tek bir kurşun dahi sıktırmamışlardır! Bu arada İslam Devleti'nin gölgesinde Hilafet'in ordusunun rolü, Ümmeti korumak ve ona yardım etmektir... Zira Halife, Vâ Halifatah çığlığı atan bir özgürün intikamını almak ve ele geçirilen yaşlı veya çocuğa yardım etmek için orduyu donatır, hazırlık yapar ve arkasındaki ordu da Allah'ın dinine nusret vermek için haydi cihada diye tekbir getirir. Çünkü ordu, akidesi ve imanıyla birlikte Allahu Teâlâ'nın şu kavline binaen düşmanların ordusuna eşdeğer bir ordu olacaktır:

وَجَاهِدُوا فِي اللَّهِ حَقَّ جِهَادِهِ هُوَ اجْتَبَاكُمْ وَمَا جَعَلَ عَلَيْكُمْ فِي الدِّينِ مِنْ حَرَجٍ مِّلَّةَ أَبِيكُمْ إِبْرَاهِيمَ هُوَ سَمَّاكُمُ الْمُسْلِمينَ مِن قَبْلُ وَفِي هَذَا لِيَكُونَ الرَّسُولُ شَهِيدًا عَلَيْكُمْ وَتَكُونُوا شُهَدَاء عَلَى النَّاسِ "Allah yolunda, hakkını vererek cihad edin. O, sizi seçti; din hususunda üzerinize hiçbir zorluk yüklemedi; babanız İbrahim'in dininde (de böyleydi). Resulün size şahit olması, sizin de insanlara şahit olmanız için O, gerek daha önce (gelmiş kitaplarda) gerekse bunda (Kur'an'da) size "Müslümanlar" adını verdi." [Hac 78]

Ey Kışlalarında Diz Çöküp Oturan Ordular!

Sessiz kaldığınız yetmez mi artık?! Kadınlara, çocuklara ve yaşlılara karşı hiç durmak bilmeyen katliam, doğrama ve ırzların çiğnenmesi manzaraları hala sizleri harekete geçirmeyecek mi?! Adam gibi adamlar neredeler hani? Dinleri ve ümmetleri için muhlis olanlar neredeler hani? Kadınların ırzlarının, şehitlerin kanlarının ve yaralıların iniltilerinin intikamını alacak olan karar sahipleri neredeler hani?

Sizler, yöneticileri harekete geçirmek için bulunmuyor ve dinde kardeşleriniz olanlar için savaşmıyorsanız, Müslümanlar arasındaki çatışmayı ve bölünmeyi pekiştirmek için bulunan yapay sınırlarda bir yeriniz yok. Bilakis sizin yeriniz, İslamî Ümmeti savunmaktır... Zira sizin rolünüz, hakka ve dine nusret vermek olduğu gibi yeryüzünde Allah'ın şeriatını geri getirmek isteyenlere nusret vermektir... Dolayısıyla celil alim ve muhlis komutan Atâ İbn-u Halil Ebu Raşta'nın liderliğindeki Hizb-ut Tahrir olarak bizler sizleri, Hilafet Devleti'ni kurması için hizbe nusret vermeye davet ediyoruz. O halde ırzlarınızın ve şehitlerinizin kanlarının intikamını alın. Ey ordular! Aman ha acele edin... ve her iki dârın izzetine de nail olmak için de Allah'ın ensarları olun.

فَآَتَاهُمُ اللهُ ثَوَابَ الدُّنْيَا وَحُسْنَ ثَوَابِ الآَخِرَةِ "Allah da onlara dünya nimetini ve (daha da önemlisi) ahiret sevabının güzelliğini verdi." [Âli İmrân 148]


Kadınlar Kısmı
Hizb-ut Tahrir
Merkezî Medya Bürosu Üyesi

Devamını oku...

-Basın Açıklaması- Ordu, Anaları, Babaları, Eşleri ve Çocukları Muhabirler Üzerinde Bir Tehdit Oluşturabilirler  Gerekçesiyle Medyanın El-Rumiyye'deki İslamcı Tutuklular İçin Olan Gösterinin Görüntüsünü Aktarmasını Yasaklamaktadır! Bu Ülkedeki Onu

Aileleri taşıyan otobüsler birçok bariyerleri geçmişler, inceden inceye aranmışlar ve tabii askerler, silah ve benzerleri gibi herhangi bir tehdit aracı bulamamışlar, dahası otobüslerde, gençlerini yıllarca yargılanmaksızın dünyadaki en kötü üne sahip olan cezaevinin birinde hapse mahkum eden meşum dosyayı harekete geçirmek ümidiyle gösteriye giden yaşları oldukça ilerlemiş erkekleri, kadınları ve çocukları bulmuşlardır. Bu miskinler, gerçekten muhabirler ve gazeteciler üzerinde bir tehdit mi oluşturmaktadırlar?! Ya da muhabirlerin, Trablus, Beyrut ve el-Beka'nın mahallelerinden naklettikleri çatışmalar ve aynı şekilde askerî kanadın bazı ailelere uyguladığı korkunç operasyonlar ile canlı olarak aktardıkları Suriyeli işçilerin iş merkezlerinden uzaklaştırılmaları operasyonları... Evet, tüm bunlar, muhabirler ve gazeteciler üzerinde bir tehdit oluşturmuyor mu?! İnsanlara biraz saygı gösterin ey Lübnan yöneticileri! Sizin bu iddianızı onaylayan biri var mı acaba?! Ayrıca akıl almaz bu emirleri veren kim acaba?! Tüm Lübnan halkından olan yüzlerce onurlu ailelere neden bu ihaneti yapıyorsunuz?! Evlatlarını haksız yere uzun yıllar hapsetmek yoluyla onlara karşı işlemiş olduğunuz suç yetmez mi artık?!

Şüphesiz gazete ve medyanın, gösterinin görüntüsünü aktarmalarının engellenmesinin hakikati, bunun İslamcı tutuklulara, ailelerine ve onlara ait olan topluma yönelik komplo halkalarından bir halka olmasıdır. Ayrıca bu komplo piramidinin en üstünde Amerikan şer imparatorluğunun Lübnan'daki Büyükelçiliği durmasının yanı sıra kindar politikacılar, diğer fasit ve ödlekler ile üst düzey yetkililer de buna iştirak ettikleri gibi yargı ve güvenlik otoritelerinin personelleri de buna karışmışlardır. Zira bu ülkedeki tüm politikacılar, bu gençlere karşı gece gündüz açık bir şekilde işlenen zulmü bilip itiraf etmektedirler. Zira İçişleri Bakanı'nın, bu ülkede nadiren yapılan açıklaması bize hiçte uzak değildir!

Yargılamaların geciktirilmesinin gerekçesinde, onların avukatlarıyla birlikte büyük sayıları alacak geniş bir salonun olmadığını ve İçişleri Bakanlığı'nın cezaevinin yanı başına onlara özel büyük mahkeme salonu inşa etmeye başladığını iddia ettiniz. Ancak birkaç ay içerisinde hazırlanmasının ardından, yargı sistemi bunu hiç dikkate almayarak tutukluları, "parça parça ve rahat bir şekilde" "dar olan" Beyrut mahkemelerine nakletmeye devam etmiştir! O halde bu, Lübnan yöneticilerinin alınlarındaki kara lekeyi daha da artıran bu kara dosyanın yalan yere ertelendiğine dair açık bir kanıt değil midir?!

Giden başbakan ile ondan öncekiler, uluslararası mahkeme için siyasî krizleri üstlenmişlerdir. Zira kurban, Allahu Teâlâ'nın zimmetine intikal etmiş ve dünyada onu hayata döndürmeye sahip olan herhangi bir mahkeme de bulunmamaktadır. Yaşarken toprağa gömülen kimselere gelince; bu başkanlar, onlar için gözlerini kırpmaksızın ve kıllarını dahi kıpırdatmaksızın yıllarca iktidarda kalmaya devam etmişlerdir. Zira onların tek önem verdikleri şey, Amerikan Büyükelçiliği ile bazı Arap yöneticilerini hoşnut etmektir!

Sabredin, ey tagutun cezaevlerinde bulunan mazlumlar! Sabredin, ey onların aileleri! Zira yedi kat göğün sahibi olan Allahu Teâlâ, sizlere zulmedenlerden intikam almayı vaat etmiştir. Nitekim Kutsi bir hadiste şöyle buyurmaktadır:  وَعِزَّتِي وَجَلالِي لأَنْتَقِمَنَّ مِنَ الظَّالِمِ فِي عَاجِلِهِ وَآجِلِهِ، وَلَأَنْتَقِمَنَّ مِمَّنْ رَأَى مَظْلُومًا فَقَدَرَ أَنْ يَنْصُرَهُ، فَلَمْ يَفْعَلْ "Ben, İzzetim ve Celalim hakkı için zulmedenden er yada geç intikamımı alacağım. Mazlumu görüp de ona yardım etme gücü olduğu halde yardım etmeyenden de intikamımı alacağım."


Ahmed El-Kasas
حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Medya Bürosu Başkanı
Lübnan Vilâyeti

Devamını oku...

Şam'ın Şerefli Kadınlarına Nusret Kampanyası Görüntüleri

  • Kategori Video
  •   |  

Şam devrimini desteklemek amacıyla Hizb-ut Tahrir Ürdün Vilayetinin 1 Recep 1434 H., elmuvafık 11 Mayıs 2013 tarihinde, Şam diyarı Ürdün'den Özgürler diyarı Şam'a nusret, adı altında düzenlediği kampanya başarıyla sona ermiştir. Kampanya son derece sıkı güvenlik çemberi altında gerçekleşmiş ve açılışta Hizb-ut Tahrir Emirinin ses kaydından konuşması dinletilmiş akabinde Şam diyarından gelen bayanlar Beşşar'ın zulumlerine karşı katlandıkları zorluklardan ve gördükleri işkence ve azaplardan bahseden ve devrimden beklentilerinden sözetmişler ayrıca, Allah'a ve Rasulune hainlik eden bu yöneticilerden kendilerini kurtaracak Hilafet yönetimini talep ettiklerini dile getiren konuşmalar yapmışlardır. Son olarak Hizb-ut Tahrir'in yürüttüğü dünya çapında Şam devrimini destekleyen faaliyetlerinden görüntüler izletilmiştir.

fotoğraflar için tıklayınız...

 

Şam'ın Şerefli Kadınlarına Nusret Kampanyası'nın tam kaydı:

 

Hizb-ut Tahrir Emiri Şeyh Allame Ata B. Halil Er Raşta'nın kampanyada yapmış olduğu açılış konuşması:

 

Şam'ın Şerefli Kadınlarına Nusret Kampanyasında yapılan röportajlar:

 

Özgürlük için devrim:

 

Şam'ın Şerefli Kadınlarının Şehadeti:

 

Şam'ın Şerefli Kadınlarına Nusret Kampanyası kapanış:

 

Şam özgürleri marşı:

 

Devamını oku...

Malezya: Araçlarla Hilafet'e Çağıran Bayrak ve Sancak Gösterisi

  • Kategori Video
  •   |  

Malezya'da bütün siyasi partiler batıl seçim kampanyasıyla meşgulken Hizb-ut Tahrir Malezya, Malezya'nın büyük şehirlerini kapsayan araçlarla bayrak sancak gösterisi düzenlemiştir. Bu gösterinin başlıca iki hedefi vardır:

1) Bütün sahte bayrakların üzerine Allah Rasulunun bayrağını yükseltmektir.

2) Malezya'daki müslümanlara Hilafet için çalışmanın farziyetini hatırlatmaktır.

25 Cumadil Ahir 1434 H., elmuvafık 5 Mayıs 2013 M. Pazar

 

 

Devamını oku...

''Şam Diyarı Ürdün'den Özgürler Diyarı Şam'a Nusret'' adlı bayanlar kampanyası

  • Kategori Ürdün
  •   |  

Şam devrimini desteklemek amacıyla Hizb-ut Tahrir Ürdün Vilayetinin 1 Recep 1434 H., elmuvafık 11 Mayıs 2013 tarihinde, Şam diyarı Ürdün'den Özgürler diyarı Şam'a nusret, adı altında düzenlediği kampanya başarıyla sona ermiştir. Kampanya son derece sıkı güvenlik çemberi altında gerçekleşmiş ve açılışta Hizb-ut Tahrir Emirinin ses kaydından konuşması dinletilmiş akabinde Şam diyarından gelen bayanlar Beşşar'ın zulumlerine karşı katlandıkları zorluklardan ve gördükleri işkence ve azaplardan bahseden ve devrimden beklentilerinden sözetmişler ayrıca, Allah'a ve Rasulune hainlik eden bu yöneticilerden kendilerini kurtaracak Hilafet yönetimini talep ettiklerini dile getiren konuşmalar yapmışlardır. Son olarak Hizb-ut Tahrir'in yürüttüğü dünya çapında Şam devrimini destekleyen faaliyetlerinden görüntüler izletilmiştir.

fotoğraflar için tıklayınız...

Devamını oku...

Hizb-ut Tahrir Endonezya: Kindari Şehrinde Hilafet Konferansı

  • Kategori Endonezya
  •   |  

Hizb-ut Tahrir'in 30'dan fazla kentte düzenlemiş olduğu hilafet konferansları kapsamında Hizb-ut Tahrir Endonezya Hilafet'in yıkılışının hicri yıl dönümü münasebetiyle, İslam ümmetine hilafet sisteminin farziyetini anlatma ve İslami hayatı yeniden başlatmak amacıyla Kindari kentinde yer alan Kidinda stadyumunda Hizibli gençlerden ve destekçilerinden ibaret binlerce kişinin iştirak ettiği muhteşem bir konferans gerçekleştirmiştir.

25 Cumadil Ahir 1434 H., elmuvafık 5 Mayıs 2013 M.

 

fotoğraflar için tıklayınız...

Devamını oku...

Suriye Vilayeti: ''Şam diyarı sadece Hilafet yönetimine rıza gösterir'' adlı mescid dersi

  • Kategori Video
  •   |  

Hizb-ut Tahrir Suriye Vilayeti Medya Bürosu Başkanı Mühendis Hişam El Baba Halep'te Hinanu mahallesi mescidlerinden birinde yatsı namazına müteakiben konuşma yapmış ve konuşmasında Şam devriminin son durumundan bahsederek sonunda Allah'ın nusretinin gerçekleşeceğinden ümit var olduğunu Allahu azimuşşanın izzeti adına ikinci Hilafet devletinin inşaAllahu teala kurulacağını beyan etmiştir.

Rabiussani 1434 H. Şubat 2013 M.

Devamını oku...

-Basın Açıklaması- Somali'deki Son Kıtlıkta Geneli Çocuk İki Yüz Elli Bin Müslüman Ölmesine Rağmen... Hiçbir Kimse Harekete Geçmemiştir!

02. Mayıs 2013'de, Birleşmiş Milletler Gıda Güvenliği ve Beslenme Analizi Birimi (FSNAU) ile Amerika'nın finanse ettiği Kıtlık Erken Uyarı Sistem Ağı (FEWSNET) vasıtasıyla yayınlanan bir rapora göre, (2010-2012) Somali'deki son kuraklıkta geneli beş yaş altı çocuklar olmak üzere yaklaşık 260.000 kişi hayatını kaybetmiştir. Nitekim (FEWSNET) Gıda Güvenliği'nde üst düzey danışmanlardan biri olan Chris Hellbrner, bu kıtlıkta Somali'de ölen çocukların sayısı ile tüm sanayileşmiş ülkelerin toplamında ölen çocukların sayısını karşılaştırmış ve Somali'de kıtlıktan dolayı ölenlerin sayısının "6.5" milyon insanın yaşadığı bir yerde "133.000" çocuk olduğunu görürken dünyadaki sanayileşmiş ülkelerin toplamında ölen çocukların ölüm oranının aynı dönem içerisinde "65.000"'ne ulaştığını görmüştür. Hem de bu ülkelerin nüfuz sayısı "990" milyon olduğu halde. Mesele bu büyük sayıdaki ölümle de sınırlı kalmamıştır. Zira bu kıtlık, kadınları ve çocukları hastalıkların yaygın olduğu atmosferlere göç etmeye sevketmiş ve kadınlar, kendilerini ve çocuklarını korumaya güç yetiremedikleri, dahası bu kampların etrafında dolaşan hayvanlar için kolay bir av haline geldikleri kalabalık mülteci kamplarında çocuklarıyla birlikte yaşamak zorunda kalmışlardır...

Bizler, Amerika ile Avrupa liderliğindeki Batı dünyasının Somali'deki Müslümanlara yönelik yardımı ötelemesini ve yavaştan almasını hiç garipsemiyoruz. Halbuki dünya, 70'den fazla yetkili makamın uyarıda bulunduğu bu kıtlığı daha önceden bilmesine rağmen, bu felaketi önlemek için erken bir vakitte harekete geçmemişlerdir. Ancak 2011 yılının Temmuz ayında harekete geçmişler ama o vakit içerisinde "120.000"'den fazla kişi ölmüştü... Yine bizler deriz ki; fırsat bulduğu her yerde Müslümanları doğrayan düşmanın bunu yapmasını hiç garipsemiyoruz... Zira Batı, karşılığı olmadıkça asla hiçbir şey vermez... Aynı şekilde bizler, Müslümanların hain yöneticilerinin de Somali halkına yardım etmeyi ve kurtarmayı ötelemelerini ve ağırdan almalarını da hiç garipsemiyoruz! Zira onlar, Batılı efendileri harekete geçirip emredinceye kadar hiçbir hareket edemeyen bir kukladan ibarettirler... Ancak bizler, Müslümanların bu felaket ve Somali'deki halkları üzerinde gerçekleşenler karşısında sessiz kalmalarını çok garipsiyoruz...! Bunu nasıl garipsemeyelim ki! Zira Allah, şöyle buyurmaktadır:

إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ إِخْوَةٌ "Muhakkak ki müminler kardeştirler. " [Hucurat 9]

Ve Nebi [SallAlahu Aleyhi ve Âlihi ve Sellem], şöyle buyurmaktadır:

مَنْ نَفَّسَ عَنْ مُسْلِمٍ كُرْبَةً مِنْ كُرَبِ الدُّنْيَا نَفَّسَ اللَّهُ عَنْهُ كُرْبَةً مِنْ كُرَبِ يَوْمِ الْقِيَامَةِ، وَمَنْ يَسَّرَ عَلَى مُعْسِرٍ يَسَّرَ اللَّهُ عَلَيْهِ في الدُّنْيَا وَالآخِرَةِ، وَمَنْ سَتَرَ عَلَى مُسْلِمٍ سَتَرَ اللَّهُ عَلَيْهِ في الدُّنْيَا وَالآخِرَةِ، وَاللَّهُ في عَوْنِ الْعَبْدِ مَا كَانَ الْعَبْدُ في عَوْنِ أَخِيهِ "Her kim bir Müslümanın dünya sıkıntılarından bir sıkıntısını giderirse, Allah da onun kıyamet günü sıkıntılarından birini giderir. Her kim bir fakire kolaylık gösterirse, Allah da ona dünyada ve ahirette kolaylık gösterir. Her kim bir Müslümanın (ayıbını) örterse, Allah da onun dünyada ve ahirette bir (ayıbını) örter. Kişi kardeşinin yardımında olduğu sürece, Allah da onun yardımındadır..."

Peki o halde Somali'deki halkının ihtiyacı olduğu halde bir Müslüman nasıl rahat bir şekilde uyuyabiliyor acaba??!!

Ey Müslümanlar!

Her ne kadar Batı, harekete geçip bir takım yardımlarda bulunmak için kolaylık sağlamış olsa da bunu, vermiş olduğunun iki katını, dahası bundan daha da fazlasını geri almak yoluyla ülkeyi yağmalamaya dönük planları için yapmaktadır!

Görmüş olduğumuz tüm bu siyasî huzursuzluklar, yolsuzluklar ve Somali'de yaşanan yönetim felaketleri, Somali halkını az bir pahaya satan Somali'deki bazı ajanlara yardım etmek yoluyla ülkeyi ve servetlerini darmadağın eden bu günahkar Batılı ellerin bir sonucudur...

Ey İslam Ülkelerindeki Kuvvet Ehli!

Hala kalplerinizin Allah'ın zikrine ve hak olarak indirdiklerine boyun eğmesinin zamanı gelmedi mi? Bir İslam ülkesi olan Somali'de ölen kardeşlerinize ve çocuklarınıza nusret verip yardım etmek için hala harekete geçmenizin zamanı gelmedi mi?! Dolayısıyla bizler, yöneticilerin asla harekete geçmeyeceklerini biliyoruz. O halde onları kökünden söküp atın ve yıllarca süren zulmün ardından yeryüzüne İslam'ın adaletini geri getirecek, mazlum kadınlara insaf edecek, çocukları koruyacak, tebâyı şefkatle kuşatacak, yıllarca süren zilletin ardından insanları izzetlendirecek ve ilk Halifelerin ihtişamlarını ve zaferlerini geri iade edecek olan bir Halife'yi getirecek olan Raşidi Hilafet'i kurması için  Hizb-ut Tahrir'e nusret verin... Evet, harap olmasının ardından Somali'yi geliştirecek ve zayıflamasının ardından onu güçlendirecek olan sadece Hilafet Sistemi'dir.

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اسْتَجِيبُوا لِلَّهِ وَلِلرَّسُولِ إِذَا دَعَاكُمْ لِمَا يُحْيِيكُمْ "Ey iman edenler! Allah ve resulü sizi, size hayat verene davet ettiğinde icabet edin." [el-Bakara 183]


Kadınlar Kısmı
Hizb-ut Tahrir
Merkezî Medya Bürosu Üyesi

Devamını oku...
Bu RSS beslemesine abone ol

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER