Pazar, 09 Zilkâde 1447 | 2026/04/26
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü

Ayın Girdiğini İspatlamak İçin Astronomik Hesaba İtimat Etmenin Caiz Olmadığı Hakkındaki Sorunun Cevabı

(Hizb-ut Tahrir Emiri Şeyh Âlim Ata İbn Halil Ebu Raşta Tarafından Facebook Sayfası Takipçilerinin Sorularına Verilen Cevaplar Silsilesi)

Ayın Girdiğini İspatlamak İçin Astronomik Hesaba İtimat Etmenin Caiz Olmadığı Hakkındaki Sorunun Cevabı

Omair Mohd’a

Soru:

Esselamu Aleykum,

Bir soru-cevapta, ayın girdiğini ispatlamak için astronomik hesaba itimat etmenin caiz olmadığını okudum. Allah sizi mübarek kılsın. Ancak açıklanmasını rica ettiğim bir nokta var; bazıları hesaplama yaparken (hilalin) görülmesinin sıhhatli olmadığını söylüyorlar. Yani doğru hesaplama hilalin doğmadığını söylüyor ve birisi gelip onu gördüğüne şahitlik ediyorsa, onun bu şahitliğini kabul etmiyorlar ve bunun hilal olduğu zannedilen bir şeyin yanılsaması olduğunu söylüyorlar. Bu nedenle onun şahitliğini reddediyorlar. Ayrıca ben, İslam tarihinde şahitliğin reddedildiği bu gibi durumlarla ilgili kıssalar okumuştum. Nitekim (el-İbhâc fî Şerhi'l-Minhâc Fî Usulul Fıkıh Kitabının Sahibi) İmam Kâdi Takıyyuddin Ali Bin Abu’l Kâfi Es-Subki ed-Dimeşk de bu görüşü söylemiştir. Ayrıca bu görüş ve bu olayların bir kısmı, (el-Alemu’l Mensûr Fî İsbâtı'ş Şuhur) başlıklı kitapta da geçmektedir. Daha önceki yıllarda astronomlar, güneş batıncaya kadar hilalin görülmeyeceğini, sonra aynı günün akşamında ayın girdiğinin kanıtlandığını açıklamışlardır. Bizi aydınlatın. Allah sizi mübarek kılsın, sizi faydalı kılsın ve sizin elinizle nusret versin.         

Cevap:

Ve Aleykumselam ve Rahmetullahi ve Berekatuh

Astronomik hesaba değil (hilalin) görülmesine itimat edildiği hakkındaki daha önceki cevabım mesele için açık ve kapsamlıdır Allah’ın izniyle. Nitekim sen onu gördüğünü söylüyorsun. Buna rağmen sana cevap veriyor ve diyorum ki:  

Kardeşim, oruç ve bayram açısından olana gelince; daha önceki cevapta da açıkladığımız gibi (hilali) görmenin orucun ve bayramın sebebi olduğuna dair deliller açıktır. صُومُوا لِرُؤْيَتِهِ وَأَفْطِرُوا لِرُؤْيَتِهِ(Ramazan ayının) hilalini gördüğünüzde oruç tutun. (Şevval ayının) hilalini gördüğünüzde de bayram edin.

Hesaplamanın kabul edilmemesine gelince; Allah Subhanehu ve Teala, ayın şehadetini orucun sebebi sayarak bu meseleyi bizim için çözmüş ve Rasul Sallallahu Aleyhi ve Sellem de bu şehadetin (hilali) görmek olduğunu açıklamıştır…

Şahitlerin sözünün doğruluğunu ispat etmeye gelince; bu, Kâdi’nin işidir. Zira şahide sorar, onunla tartışır, onun ve etrafındakilerin gördüklerinin doğruluğundan emin olur… Yani insani çabalarıyla şehadetin doğruluğunu kanıtlamak için tüm imkanını kullanır. (Hilali) gördükten sonra şahitle tartışan o Kâdi’nin kıssasına gelince… Nitekim Kâdi, düşünüp tefekkür ederken şahidin gözünde bir kıl gördü ve onu çıkardı. Sonra şahide hani hilal nerde diye sordu ve o da artık onu göremedi!          

Ayın doğup doğmamasıyla ilgili hesaplamaya girilmesine gelince; mesele bu şekilde değildir. Zira bizler, ayın hakikatine binaen değil, onun görülmesine binaen oruç tutuyoruz. Nitekim bu hususta birçok sahih hadisler vardır. Bunlardan biri de Buhari’nin şöyle dediği hadisidir: Bize Adem tahdis etti, bize Şu’be tahdis etti, bize Muhammed İbn-u Ziyâd tahdis etti ve şöyle dedi: Ebu Hureyra Radıyallahu Anhu’nun Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in şöyle veya şöyle buyurmuştur dediğini işittim: Ebu’l Kasım Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: صُومُوا ِلرُؤْيَتِهِ وَأَفْطِرُوا لِرُؤْيَتِهِ، فَاِنْ غُبِيَ عَلَيْكُمْ فَأَكْمِلُوا عِدَّةَ شَعْبَانٍ ثَلاَثِينَ يَوْما  “(Ramazan) hilalini gördüğünüzde orucu tutun ve (Şevval) hilalini gördüğünüzde de iftar (bayram) edin! Eğer (hava) size kapalı (bulutlu) olursa, Şaban’ın sayısını otuza tamamlayın.” Dolayısıyla bu, hilalin mevcut olduğu, ancak bulutların onun üzerini örttüğü, bu yüzden onu göremediğimiz ve ayın sayısını otuza tamamladığımız anlamına gelmektedir. 

Dolayısıyla kardeşim, vacip olan (hilalin) görülmesini belirleyen nasların yanında durmaktır.

Bu vesileyle böyle bir kısasa da, birkaç yıl önce Fas'ta yapılan (sanki İslam Konferansı veya Müslüman alimler yada bunun benzeri) bir toplantıda karşıma çıkmıştı. Nitekim onlardan bazıları hilali bulutsuz görebilmeleri ve hilalin görülmesine hiçbir engel kalmaması için otuzuncu gece uçağa binmeyi önermişlerdi! 

Şüphesiz Allah Subhanehu ibadetler için sebepler koymuştur. Dolayısıyla ona uymanız gerekir. Bu yüzden meseleyi kendimiz için karmaşık hale getirip onu zorlaştırmamalıyız. Zira Allah Subhanehu bizim için kolaylık dilemektedir: يُرِيدُ اللَّهُ بِكُمُ الْيُسْرَ وَلَا يُرِيدُ بِكُمُ الْعُسْرَAllah sizin için kolaylık diler, zorluk dilemez.” [Bakara-185] Kolaylık ise, İslam’da varit olduğu üzere şeri hükümlere uymaktır.

Sonra başka bir mesele daha var ki o da; astronomlar, gün batımından sonra görülebilmesi için hilalin doğmasının üzerinde geçmesi gereken zaman dilimi hususunda ihtilaf etmişlerdir. Bu nedenle bazıları bu hesaplamanın (hilali) görmekle imkansız olacağını söylerken, bazıları da burada görülenin başka bir yerde görülemeyeceğini ve burada gün batımından sonra iki dakika kalırken başka bir yerde ise 15 dakika kalabileceğini ve benzerlerini söylemişlerdir…

Bu nedenle hesaplamaya inkârı ve ispatı dahil etmek karmaşık bir durum olup Allah Subhanehu bize bunu emretmemiştir. Bilakis naslar, tevili kabul etmeyecek şekilde açık ve nettir.

Kardeşiniz                                                                                                                         H. 03 Şaban 1434

Ata İbn Halil Ebu Raşta                                                                                                    M. 12 Haziran 2013

Cevaba, emirin aşağıdaki web sitesinden bağlanabilirsiniz:

http://archive.hizb-ut-tahrir.info/arabic/index.php/HTAmeer/QAsingle/3360/

Devamını oku...

Filistin:  Gazze'de Hilafet'in 92. Yıkılış Yıl Dönümünü Anma Yürüyüşü

  • Kategori Filistin
  •   |  

Gazze kesiminde düzen ve intizam bakımından benzersiz olan, bayrak ve sancaklarla süslenmiş ''Hilafetin Zamanı Gelmiştir, Siz de Kurulmasına Nusret Ediniz'' yürüyüşü 05 Haziran 2013 Çarşamba günü  El Omari Mescidinden öğle namazına müteakiben başlamıştır.

Yürüyüş başlayınca insanların gözleri duygulu ifadelere bürünmüş ve kimse ona bakamadan kendisini alıkoyamamıştır.

Gazze kesimi şehir merkezinden Ümmetin İslami hilafeti istediği ilan edilmiştir.

Kalabalık  halde hak söz söylenip nurlar saçılmıştır.. Son olarak kalpleri yerinden oynatan etkileyici bir dua ve Allah'ın kitabıyla amel eden bacılarımızın açıklamarıyla son bulmuştur.

Çarşamba, 26 Receb 1434 H. elmuvafık 05 Haziran 2013 M.

Devamını oku...

Kudüs ve Aksa Eş-Şerif’te Meydana Gelenlere Yönelik Yürüyüş ve Kınamalarınız Hani Nerede?

(Hizb-ut Tahrir Emiri Şeyh Âlim Ata İbn Halil Ebu Raşta Tarafından Facebook Sayfası Takipçilerinin Sorularına Verilen Cevaplar Silsilesi)

Soru-Cevap

Kudüs ve Aksa Eş-Şerif’te Meydana Gelenlere Yönelik Yürüyüş ve Kınamalarınız Hani Nerede?

Zehra Lotus Makdisi’ye

Soru:

Hizb-ut Tahrir’li kardeşlerimiz

Sizlere selam ve takdirlerimi sunuyorum.

Nakba'nın (büyük felaket) yıldönümünde Sykes-Picot bayraklarını gördüğünüzde bir facia yaşadınız.

Siyonist güçler Kudüslülerle çatıştığında işgal altındaki Kudüs’te o bayraklar karşısında şaşkınlık içinde kaldınız.

Size kardeşçe, tüm içtenlik ve samimiyetimle bir soru sormak istiyorum:

Kudüs ve Aksa Eş-Şerif’te meydana gelenlere yönelik yürüyüş ve kınamalarınız hani nerede?

Mescid-i Aksa avlularında her bir olay olduğunda ey Liva’yı kaldıranlar, hani Ukab Râye’leri nerede? 

Tüm olayları çok yakından biliyorum ve Hizib adına İslam bayrağının taşındığı bir duruşa şahit olmadığım için de çok üzgünüm!!

Hani sizler neredesiniz, ey Liva’yı kaldıranlar hani sizler neredesiniz??

Soruma cevap veriniz ancak içtenliğimden dolayı beni suçlamayınız.

Omuzlarında ümmetin sorumluluğunu taşıyan herkese selam ve taktirlerimi sunuyorum.

Cevap:

Ve Aleykumselam ve Rahmetullahi ve Berekatuh.

Böyle mi gerçekten?! Râye’ler ve Liva’lar eşliğinde yapılan yürüyüşler, duruşlar ve genel eylemler, ”Liva’yı kaldıranlar” diyerek sizin de işaret ettiğiniz gibi Hizbin gençlerinin tanık olduğu şeylerdir… Liva’ları kaldıran davet taşıyıcılarının amellerine tanık olmadığınız halde nasıl tüm olayları çok yakından bilmiş oluyorsunuz ki?!

Sanki ortada seni engelleyen belli şartlar varmış gibi… Ben Allah’tan, seni amellerimize ve Râye’lerimize tanık olma imkanı vermesini temenni ediyorum…

Mektubunuzu “içtenliğimden dolayı beni suçlamayınız” şeklinde sonlandırmanıza gelince: “Bizler, İslam’a karşı içtenlik duyanları asla suçlamayız. Allah sizi mübarek kılsın ve korusun.”

Kardeşiniz                                                                                                                             H. 02 Şaban 1434

Ata İbn Halil Ebu Raşta                                                                                                       M. 11 Haziran 2013

Cevaba, emirin aşağıdaki web sitesinden bağlanabilirsiniz:

http://archive.hizb-ut-tahrir.info/arabic/index.php/HTAmeer/QAsingle/3359/

Devamını oku...

Filistin: On binler el-Halil Kentinden Hilafetin İkamesi İçin Nusret Misakını İlan Ediyor

  • Kategori Foto
  •   |  

Filistin aşiretlerinden önde gelenlerin en kıdemlisi olan Hacı Abdulmuti Esseyyid Elharbavi, Allahu Tealaya hamdu senadan sonra el-Halil kentinin güneyinden, Cenin kentinin kuzeyine kadar bütün aşiretlerin yeniden Hilafetin ikamesi için nusret misakını imzaladıklarını ilan etmiştir. Bu misakı Şam'daki bölüklerin ve Endonezya'daki alimler konferansının da imzaladığını hatırlatarak İslam beldelerindeki sınırları kaldırıp, zulümleri bertaraf ederek, insanlığı felaha kavuşturacak yegane sistem olduğunu dile getirilmiştir. Mescid-i Aksa'dan, Miraç topraklarında böylesi bir teşebbüste bulunmalarından dolayı çok mutlu olduklarını vurgulayarak bunun akabinde diğer İslam beldelerinden de aynı adımların atıldığı haberlerini almalarından son derece mutlu olduklarından bahsedilmiştir. Hilafetin ikamesi için nusret misakını ilan konferansı 15 dönümlük bir arazide yapılmış, oldukça kalabalık bir topluluk Rasul (SAV)'in ukab bayrağını dalgalandırarak iştirak etmiş hep birlikte Hilafetin yeniden ikamesi ve İkame için çalışanlara müslüman orduların nusreti için çağrıda bulunmuşlardır.

Ayrıca konferansın başında söz konusu misakı aşiret liderlerinden Hizb-ut Tahrir temsilcisi alim Şeyh Yusuf Muhareze teslim almış ve ''Beşeriyetin uğradığı zarar ve zarardan kurtarma keyfiyeti '' başlığı altında konuşma yapmıştır. Daha sonra Hizb-ut Tahrir Filistin Medya Bürosu üyelerinden Doktor Musab Ebu Argub söz alarak Medya Bürolarının üstlendiği görevler ve misyonları hakkında bilgi vermiştir. Son olarak Mescid-i Aksa'nın imamı Şeyh Usam Umeyra konuşma yaparak İslami mukaddesatları koruyacak, kollayacak ve İslam ümmetine, yani gerçek sahiplerine kavuşturacak yegane sistemin Hilafet olduğunu belirterek bütün müslümanları, ikamesi için ciddiyetle çalışmaya davet etmiştir.

08 Haziran 2013, el-Halil

Hizb-ut Tahrir Filistin Medya Bürosu


daha fazla fotoğraf için tıklayınız...

 



Filistin: El-Halil Kentindeki Hilafet Konferansından Görüntüler

Cumartesi, 29 Receb 1434 H, 08 Haziran 2013

 

Bölüm 1:

 

Bölüm 2:

 

Bölüm 3:

Devamını oku...

Avrupa: Amsterdam'da Hilafetin Hicri Yıkılış Yıldönümünü Anma Konferansı

  • Kategori Hollanda
  •   |  

30 Receb 1434 H., elmuvafık 09 Haziran 2013 M. Pazar günü, Hollanda'nın başkenti Amsterdam'da Hilafet devletinin doksan ikinci hicri yıkılış yıldönümü münasebetiyle Hizb-ut Tahrir Avrupa, son derece imanî bir atmosferde senelik konferansını gerçekleştirmiştir. Konferansa çok sayıda bay bayan Hizb'in üyeleri ve destekçileri ile birlikte yoğun bir katılımın olması hasebi ile konferans salonunun kapasitesi küçük gelerek Allah'ın lütfu ve inayetiyle katılımcıların dışarı taşması dikkatleri çekmiştir.

Çok çeşitli bölgelerden katılım olduğu için Arapça, Hollandaca, Almanca ve Türkçe sunumlarda bulunulmuştur: Katılımcıların renklerinin, ırklarının ve dillerinin çeşitliliğine rağmen davetleri, hedefleri ve çağrıları birdi. Ayrıca katılımcılar Tekbirler ve hilafetin yeniden ikamesi için çıkardıkları nidalarla konferans salonunu inletmişlerdir.

Ayrıca konferansa çok özel biri; Şeyh Takiyyuddin En-Nebhani'nin ilk öğrencilerinden olan 1928 doğumlu Mühendis Sami Ali Tabbara iştirak etmiş, salondakilere kısa fakat çok etkileyici bir konuşma yapmıştır.

Hizb-ut Tahrir Avrupa Medya Bürosu Temsilcisi


daha fazla fotoğraf için tıklayınız...

Devamını oku...

Konferansa Davet, Suriye: İhanet, Sadakat Ve Nusret

  • Kategori Foto
  •   |  

Köklü Değişim Dergisi Suriye Kıyamı ve Hilafet Devrimini desteklemek için Konferasnlarına devam ediyor.

Başladığı günden bugüne, devrimlerini İslami Hilafet Devletinin ikamesi ile neticelendirmek için çalışan ve direnen davalarına SADIK Suriye halkının hep yanında olan, katil rejime açık destek vererek İslam ve Müslümanlara DÜŞMANLIK ta karar kılan İran ve taifesinin hep karşısında olan, devrimi akamete uğratarak çalmak isteyen ve devrimin demokratik Suriye ile neticelenmesi için çalışan ABD ve Batının kirli planlarına destek veren bölge ülkelerinin İHANET içerisindeki politikarının hep ama hep karşısında olan ve Şam ehlinin kurtuluşu için direnen kuvvet ve NUSRET sahiplerininde hep yanında olan Köklü Değişim Dergisi "SURİYE: İhanet, Sadakat ve Nusret" konulu bir konferans düzenliyor.

Konferansta bayanlar içinde yer ayrılmıştır.

Tüm İstanbul halkı davetlidir.

haber-resim

 

Devamını oku...

ERZURUM’DA İSLÂM’DA DEVLET VE YÖNETİM KONULU PANEL GERÇEKLEŞTİRİLDİ

  • Kategori Foto
  •   |  

Köklü Değişim Dergisi Erzurum, “İslâm’da Devlet ve Yönetim”  konulu panel düzenledi. Erzurum halkının büyük bir ilgi gösterdiği panel, tek oturum halinde gerçekleştirildi.

Kur’an tilavetinin ardından Ferit TAYBOĞA’nın;  “Bundan 89 yıl önce, Müslümanlar’ı tek bir Ümmet yapan, tek bir Devlet çatısı altında toplayıp, bayraklarını tek bir bayrak, savaşlarını tek bir savaş, barışlarını tek bir barış yapan ve kâfirlerin, haçlıların saldırılarına karşı İslâm Ümmetini koruyan ve Müslümanlar’ın kendisiyle İslâm Davetini taşıdığı kalkanları kırıldı. Bu kalkan, Allah Rasulü’nün “arkasında savaşıp, onunla korunursunuz” şeklinde buyurduğu Hilâfet Devleti’nden başkası değildir. Bugün bedelini, Endonezya’dan Fas’a kadar, nefes alan her Müslümanın kan ve gözyaşı dökerek ödediği İslâm Ümmetinin en önemli kaybıdır Hilâfet… Bugün Suriye sokaklarında “Eş-şab Yurid Hilafe İslamiyyeh” “Halk İslâmi Hilâfet istiyor” şeklinde haykırılan çözümün adıdır Hilâfet… Bugün, Kapitalizm büyük bir gürültü ile sosyal, siyasi ve ekonomik olarak bütün Dünya’da çökerken, Şeriatın, aklın, zamanın ve şartların gösterdiği, işaret ettiği tek çözümdür Hilâfet…” şeklinde gerçekleştirdiği açılış konuşmasından sonra, panelin ilk konuşmacısı ve oturum başkanı olan Erhan ALADAĞ söz hakkı aldı.

“Devlet, Toplum ve Hayat Sistemi Olarak İslâm” başlıklı bir konuşma yapan ALADAĞ, insanın kendi başına yaşamasının mümkün olmadığını, içgüdü ve organik ihtiyaçlarını doyurma noktasında insanın diğer insanlarla iç içe yaşayarak toplumsal bir varlık oluşturmasının mecburi olduğunu ve biraraya gelinerek oluşturulan bu toplumsal yapının mutlak surette bir nizam ile yönetilmesi gerektiğini belirtti.

İnsanoğlunun, tarihin serüveninin başlamasından bu yana, yalnız yaşamasının mümkün olamayacağını, kendisi gibi ortak hedef ve idealler doğrultusunda uğraş veren, ortak hisleri ve duyguları paylaşabileceği insanlardan bir toplumu oluşturma noktasında zorunlu bir yönelime sahip olduğunu anlattı. İnsanın, fıtraten sahip olduğu içgüdü ve uzvi ihtiyaçlarını da yalnız başına karşılamasının mümkün olmadığını belirten ALADAĞ; bu noktada, bireyin toplumsal varoluşunun beraberinde getirdiği problemlerinin çözüm noktası olan nizamın nereden alınması gerektiğine de değindi.

Toplumsal yaşamı tanzim eden, insanları aynı paydada biraraya getiren, değer yargılarını oluşturan, örf-adet, gelenek ve görenekleri şekillendiren, bireylerin ahlâkî yapısını düzenleyen ve herkesi aynı boya ile boyayan nizamın, asla beşerden (insandan) alınmaması gerektiğini; çünkü, insanlardan çıkan nizamların ihtilaflı bir yapıya sahip olduğunu, önceki beşerî nizamların değişime uğraması ile ortaya çıktığını, ya da mevcut beşeri nizamların, önceki nizamlara muhalif olarak bambaşka bir tarzda tezahür ettiğini beyan eden ALADAĞ, gerçek nizamın insanı, hayatı ve kâinatı yaratan Allah Subhanehu’dan gelen İslâm olduğunu; çünkü, İslâm’ın akla kanaat getiren en uygun inanç sistemi olduğunu, insanlara verdiği hak ve hürriyetler, görev ve sorumluluklar itibariyle fıtrata en uygun hayat nizamı olduğunu ve Dünya hayatında ulaşılması gereken  en ulvî kıymetin Allah Azze ve Celle’nin rızasını kazanmak olarak göstermesinden dolayı da kalbi mutmain edici bir din olduğunu belirtti…

İkinci konuşmacı Alim ŞAHİN, “İslâm’da Yönetim Nizamı Hilâfet’tir” başlıklı bir konuşma gerçekleştirdi.

ŞAHİN; Hilâfet’in, İslâm Şeriati’nin hükümlerinin hayata hâkim kılınması ve İslâm Daveti’nin tüm Dünya’ya taşınması için Müslüman’ların genel başkanlığı manasına geldiğini ve anlam itibariyle de, İmamet ile eş anlamlı olduğunu belirtti.

Hilâfet’in hayata ikâme edilmesi için Dünya’nın dört bir tarafında ki Müslümanlar’ın çalışmasının farz olduğunu, gevşeklik göstermenin, ihmalkâr davranmanın ise bütün Müslümanlar’ı günahkâr yapacağını söyleyen ŞAHİN; Rasulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem’den aktardığı Hadislere dayanarak bütün Müslümanlar’ın mutlaka bir Halife’ye biat etmeleri gerektiğini, aksi takdirde cahiliye ölümü ile öleceklerini, Halife’lerinin olmadığı bir dönemde yaşayan bütün Müslümanlar’ın yapmaları gereken en önemli işin ise, başlarına bir Halife tayin etmek için Hilâfet Nizamı’nın kurulması işiyle uğraşmaları olduğunu anlattı.

Rasulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem’in “kalkan” diye tabir ettiği Halife’nin nasbedilmesi neticesinde bütün Müslümanlar’ın yeniden izzetli, şerefli günlerine kavuşacağını ve bütün insanlığa üstün ve hepsine de şahit olacak Ümmet konumuna geleceğini belirten ŞAHİN; Sahabelerin (Rıdvanullahi Aleyhim), Nübüvvetin yok olmasından hemen sonra uğraştıkları en önemli işin, başlarına bir Halife naspetmek olduğunu, hatta Rasulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem’in mübarek naaşını iki gece erteleyerek vahdetlerini tesis etmek için ve üzerlerine Allah ‘ın hükümlerini tatbik etmesi, İslâm Davetini aleme yayması için bir Halife seçme işiyle bizzat uğraştıklarını, dolayısıyla da bu hususta İcmanın hasıl olduğunu belirterek, bütün Müslümanlar’ın da bugün aynı şekilde bir iş ile uğraşmalarının farz olduğunu ve bunun da farzların en üstünü olduğunu belirtti. ŞAHİN; Kur’an’dan aktardığı  Ayet’ler ile bütün Müslümanlar’ın, Allah’ın indirdikleri ile hükmedecek bir İslâmi Hilâfet Devleti’nin inşâsı için çalışmaları gerektiğini söyleyerek konuşmasını sonlandırdı.

Üçüncü konuşmacı Mevlüd Kılıç ER ise, “İslâm’da Yönetim Kaideleri ve Devlet Yöneticisi Olan Halife’nin Vakıası” başlıklı bir konu hakkında konuşmasını gerçekleştirdi.

İslâm’ın kendisine özgü bir yönetim anlayışının olduğuna değinen ER; günümüz Dünyası’nda mevcut olan nizamların çürüklüğünün temel sebeplerini ve özellikle bugün siyasî, sosyal ve ekonomik olarak hızlı bir çöküşe doğru giden Kapitalizmin bir ideoloji olarak varlığını neden devam ettiremeyeceğini de anlattı.

Yönetim kaideleri olarak İslâm’ın apayrı bir tarzda hayat sahasına çıktığına, bu kaidelerin delillerinin ne olduğuna ve insan için neyi ifade ettiğine vurgu yapan ER, İslâm’ın yönetim sisteminin ancak ve ancak Hilâfet olduğuna da değindi. Hilâfet sisteminin, özelde Müslümanlar ve genelde de bütün insanlar için en uygun yönetim sistemi olduğunu anlatan ER; konuşmasına Kur’an’dan Ayetler ve Rasulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem’den Hadisler aktararak, İslâm Ümmeti’nin tek bir Halife altında yaşamalarının farz olduğunu,  otoritenin Ümmete ait olduğunu ve bu şekilde de Halife’yi muhasebe edeceklerini, Hâkimiyetin Şeriata ait olduğunu ve Ümmet adına kanun benimseme ve hüküm çıkarma işinin de Halife’ye ait olduğunu belirtti. Daha sonra, Ümmetin başına geçecek olan Halife’de aranacak şartların ne olduğunu da değinen ER, konuşmasını sonlandırdı…

Son konuşmacı ise Ramazan DEMİR’di. “Hilâfet’i Kurmak ve Allah’ın İndirdiği İle Yönetmek Müslüman’ların Temel-Hayatî Davasıdır” başlıklı bir konu hakkında konuşma yapan DEMİR, bugün Müslüman’ların içinde bulunduğu kasvetli şartlardan kurtulabilmelerinin, içine düştükleri zilletten çıkabilmelerinin tek yolunun Hilâfet’i kurarak Allah’ın indirdikleriyle bir yönetim meydana getirmeleri olduğunu anlattı.

Rasulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem’in Mekke’de başlattığı İslâmî Davetin temel amacının bir İslâmi Devlet kurmak olduğunu ve Rasulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem’in, daha Devlet kurmadan, Amcası vasıtasıyla müşriklerin liderlerine ilettiği “…ya bu din hayata hâkim olur, ya da ben bu uğurda ölürüm” sözü ile İslâm Davasını bir ölüm-kalım meselesi olarak gördüğünü ve bu sözün ise bir İslâmî Devlet kurmak amacını güden bir söz olduğunu anlatan DEMİR; bu minvalde, bütün Müslümanlar’ın içerisinde yaşadıkları Dar-ül Küfrü, Dar-ül İslâm’a çevirmek için bir ölüm-kalım mücadelesi içerisine girmeleri gerektiğini belirtti.

Rasulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem’in, İslâm Devleti’ni kurduktan sonra, Hudeybiye günü söylediği “…Allah’a and olsun ki, Allah İslâm’ı muzaffer kılıncaya veya şu baş bu vücuttan ayrılıncaya kadar gönderildiğim uğrunda cihad edeceğim” sözünü ele alan DEMİR, Müslümanlar’ın kendi Devlet’lerini kurduktan sonra da İslâm Davasını bir ölüm-kalım mücadelesi şeklinde görmeleri gerektiğine vurgu yaptı. Ayrıca,  Hilâfet’in bir gerçeklik olduğuna değinen DEMİR, İslâm Ümmeti’nin topyekün bir şekilde Hilâfet’i yeniden hayata ikâme etmek amacıyla çalışmalarının farz olduğuna işaret eden Ayet ve Hadisleri de dinleyicilere aktardı. “Nübüvvet Allah'ın dilediğince aranızda kalacaktır. Allah onu kaldırmayı dilediği zaman kaldırır. Sonra nübüvvet yolu üzerinde bulunan hilâfet olur. Allah'ın bulunmasını dilediği kadar kalır. Sonra ısırıcı melikler dönemi gelir. Allah'ın bulunmasını dilediği kadar bulunur. Allah kaldırmayı dilediği zaman onu kaldırır. sonra zorba iktidarlar gelir. Allah'ın dilediği kadar kalırlar. Allah dilediği zaman onu da kaldırır. Sonra nübüvvet yolu üzere hilâfet gelir. Sonra sustu.” İmam Ahmed’in rivayet ettiği bu Hadisi tarihî süreçler kapsamında açıklayan DEMİR, daha sonra konuşmasına son verdi…

Erzurum halkının büyük bir ilgiyle karşılayıp, yoğun bir katılım gerçekleştirdiği “İslâm’da Devlet ve Yönetim” konulu panel bu şekilde sona erdi…

Devamını oku...
Bu RSS beslemesine abone ol

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER