Cuma, 01 Şevval 1447 | 2026/03/20
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü

-Basın Açıklaması- Basın Konferansının Kapanış Açıklaması Yemen'deki Diyalogun Arkasında Duran Kurnaz Sömürgeci Batı'dır

Batılı ülkelerin, Yemen için belirlenen siyasî çözüm başarısını daha da ileriye taşımaya hırs göstermesi, kendilerine ileriki dönemde Yemen ve halkı üzerinde hegemonya ve egemenlik sağlayacak olmasından dolayıdır. Ayrıca kapitalist nizamını ve fikirlerini korumak, İslam'ın yeniden yönetime geri dönmesini ve Hilafet Devleti'nin uluslararası sahnede görünmesini engellemeye devam etmek ve Körfez'deki çıkarlarını korumak için bu Batılı ülkeler, 18.03.2013 günü Yemen'de diyalog için bir konferans yapacaklardır.

Tüm bu olanlar bağlamında Hizb-ut Tahrir / Yemen Vilayeti, Hilafet Devleti'ni kurmak yoluyla İslamî hayatı yeniden başlatmaya dönük çalışmasının ikinci merhalesinde, İngilizler, Amerikalılar ve Yemen'deki müttefiklerinden oluşan İslam Ümmetinin düşmanlarının planlarını ifşa edip bunları kamuoyuna açıklamak, bunların Yemen halkı ve İslamî akideleri üzerindeki tehlikelerinin boyutunu ortaya çıkarmak ve onları bunlara karşı durup başarısız kılmaya teşvik etmek için fikrî çatışma ve siyasî mücadele yapmaktadır.

Hizb-ut Tahrir, 13.03.2013 günkü bu basın konferansını, Diyalog Konferansı'nın başlamasından dört gün önce düzenlemiş ve bu konferansa, Yemen'in vakıasını kamuoyuna aktarmak amacıyla çeşitli gazete, uydu kanalları ve web sitelerinden gazete ve medya organlarını davet etmiştir.

Hizb-ut Tahrir, basın konferansının sonunda diyalog hakkında aşağıdaki hususları vurgulamıştır:

1-Siyaset, ekonomi, toplumsal, uluslararası ilişkiler ve öğretim siyaseti gibi hayatın tüm sorunları ile kendi akidemizin cinsinden olmamasından dolayı Yemen'deki insanların acısını çektikleri diğer sorunları çözmek için tatbik konumuna, kendi akidemizden olmamasından dolayı şuan çekmiş olduğumuz tüm acıların nedeni olan kapitalist sistemleri ve fikirlerini getirmek yerine İslam'ı getirmek. Zira Allahu Teâlâ, şöyle buyurmaktadır:

وَأَنْزَلْنَا إِلَيْكَ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ مُصَدِّقًا لِمَا بَيْنَ يَدَيْهِ مِنَ الْكِتَابِ وَمُهَيْمِنًا عَلَيْهِ فَاحْكُمْ بَيْنَهُمْ بِمَا أَنْزَلَ اللَّهُ وَلَا تَتَّبِعْ أَهْوَاءَهُمْ عَمَّا جَاءَكَ مِنَ الْحَقِّ "Sana da, daha önceki kitabı doğrulamak ve ona müheymin olmak üzere hak olarak kitabı (Kur'an'ı) gönderdik. Onların aralarında Allah'ın indirdikleri ile hükmet! Sakın onların hevalarına tabi olma." [el-Mâide 48]

2-İslam'da diyalog, kendisiyle amel etmek için hakkı beyan etmek, onu izhar edip yüceltmek ve batılı da yok etmek, onu alt üst edip çürütmek anlamına gelmektedir. Ayrıca İslam'da diyalog, şerî hükümlere ve bunları Yemen kamuoyuna açıklamaya dayanmaktadır. Zira Allahu Teâlâ, muhkem kitabında şöyle buyurmaktadır:

فَإِن تَنَازَعْتُمْ فِي شَيْءٍ فَرُدُّوهُ إِلَى اللّهِ وَالرَّسُولِ إِن كُنتُمْ تُؤْمِنُونَ بِاللّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ "Eğer herhangi bir hususta çekişirseniz, -Allah'a ve ahiret gününe gerçekten inanıyorsanız- onu Allah'a ve resule götürün." [en-Nisâ 59]

Dolayısıyla kapitalizmde diyalog, sorunlarla yüzleşmemeye, onları ertelemeye ve fabrikasyon orta çözüme dayanmaktadır.

3-Fransa kısa zaman önce kendi parlamentosunda yasalaştırmış olduğu eşcinsel evliliği ve onların aile oluşturmaları yasasını bizim için de yasalaştırmadan önce eski Fransız Yemen anayasası ile Diyalog Konferansı'nda yapılacak mevcut yeni anayasa değişikliklerini reddetmek. Zira Hizb-ut Tahrir tatbik konumuna, sadece İslamî Anayasa Taslığını getirecektir.

4-Batılı ülkelerin gözetimindeki konferansların yapılmasını, bunların doğrudan ya da dolaylı yolla Yemen'de gerçekleşmesini ve bu konferanslarda Allah'ın hakkında bir sultan indirmediği hüküm ve kanunların tavsiye edilmesinin engellenmesi ve Yemen'in Batılı ülkelerin düzenledikleri dış konferanslara katılmaması.

5-1962 yılından bu yana Yemen'in dayalı olduğu yönetim sistemi, ilan edilmemiş sivil devlet olduğu gibi şuan sivil devletin kurulmasına çağrılması ve diyalog konferansında ortaya atılması üstü kapalı bir aldatmaca olmasının yanı sıra federalizm de durumu daha da kötüleştirecektir. Dolayısıyla İslam'da Yönetim Sistemi sadece Hilafet olup onun 1924 yılında ilga edilmesi kasıtlı bir Batı çalışması olduğu gibi Hilafet'in kurulması da Müslümanların üzerine farzdır.

6-Bizim yapmamız gereken, dini hayattan ayırma ve faydacılığa tâbi olma akidesine dayalı olan kapitalist ideolojinin tatbik edilmesi yüzünden içine düştüğü sefil durumuna rağmen Batı'nın bizim için oluşturduğu derde deva sunmaya devam etmesini engelleyenlerin yanında yer almaktır.

7-Dünyayı siyasî, ekonomik ve sosyal olarak felaketlere sürükleyen demokrasi, Cumhuriyet ve sivil devlet gibi Batılı çözümleri kabul etmemek ve çözümleri, Sykes-Picot sınırlarını ortadan kaldıracak, sömürgeciliğe ve fesada son verecek olan Hilafet Devleti'ni kurmak yoluyla İslamî akidemizden almak.


Dr. Muhammed Et-Taşî
حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Medya Bürosu Başkanı
Yemen Vilâyeti

Devamını oku...

-Basın Açıklaması- Yemen'deki Diyalogun Arkasında Duran Kurnaz Sömürgeci Batı'dır

2012 Kasım ayından 2013 Mart ayına kadar birçok kez ertelenmesinin ardından Diyalog Konferansı, 18.03.2013 gelecek Pazartesi günü başkent Sana'a'da yapılacaktır.

Diyalogun gecikmesi, diyalog hakkındaki çıkarları bakımından Batılı ülkelerin tutumlarındaki ihtilaftan kaynaklanmıştır. Dolayısıyla bu aynı ihtilaf, bu yörüngede dönen siyasî taraflara da yansımaktadır. Nitekim Uluslararası Güvenlik Konseyi, 19.02.2013'de Sana'a'da bir oturum düzenledi ve burada diyalogu tartıştı. Hatta  Amerikan Büyükelçisi, 10.11.2012'de yapmış olduğu basın konferansında diyalogun 2012 Aralık ayına ertelendiğini açıkladı ve 03.02.2013 Pazar günü de Yemen'deki siyasî çözüme ve onun gözetimine eşlik eden 10 ülkenin Büyükelçileri hakkında şöyle bir konuşma yaptı: "Güvenlik Konseyine üye beş daimi ülke ile bunları takip eden Körfez ülkelerinin" tamamı, diyalog masasına otursunlar diye Yemenlilerin çalışması için bir çerçeve geliştirmek amacıyla çalışmaktadırlar. Bunun üzerine İngiltere, daha on gün önce diyaloga destek vermek için 07.03.2013 günü, Yemen'in Dostları Diyalog Konferansı düzenledi. Ayrıca Afrika'daki sömürgeci çıkarlarından başka herhangi bir gerekçe olmaksızın şu an Mali'yi işgal eden Fransa'da, Yemen'deki anayasa değişikliğini üstlenmiştir.

Bir taraftan İngiltere ve onunla birlikte Avrupa Birliği tarafından diyalog ile ilgili siyasî çalışmalar başlarken diğer taraftan da Amerika, Yemen'in içinde ve dışındaki siyasî taraflarla görüşmelere başlamıştır. Hatta Yemen'deki bazı siyasî taraflar, diyalogun ordunun yeniden yapılandırılmasının önüne alınacağı zannederek ordunun yeniden yapılandırılmasının gecikmesinin diyaloga etki edeceğinden korktukları için yeniden yapılanmanın diyalogdan önce gerçekleşmesini talep etmiştir.

İngiltere ve onunla birlikte Avrupa Birliği, diyalogu tek bir çatı altında kabul etmektedir. Zira Avrupa Birliği Büyükelçileri, ta başından beri Aden'deki Güney Hareketi Guruplarıyla görüşmekte olup onların, ayrılık hakkında konuşmaktan uzak lehçelerinin olduğu İngiliz Milletler Topluluğu Bakanı Ulster Brett'in bu Mart ayının başındaki şu sözünde gayet açıktır: "Ortada Yemen'in bölünmeye maruz kalacağı olasılığına dair ciddi kanıtlar bulunmamaktadır." Amerika ise Yemen'in parçalanmasını ve yeniden bölünmesini hedefleyen tamamen farklı fikirler taşımaktadır. Nitekim Yemen konusunda uzman Amerikalı Brian O'Neill, geçen 2012 yılının Mart ayında bir rapor yazmış ve burada şöyle demiştir: "Amerika'nın yapması gereken, Güneyde ve Husilerin bölgelerinde özerkliğe teşvik etmektir. Ancak bu, bu guruplarla Sana'a arasındaki iletişimi koparmaksızın olmalıdır. Yani ayrılma, bir boşanma değildir." Ayrıca Amerika'nın The Christian Science Monitor Gazetesi, bu Mart ayının başlarında Yemen hakkında şöyle demiştir: "... Ancak siyasî faktörler, hala ülkeyi parçalamaya muktedirdir." Yine Güney Barış Harekatı Yüksek Kurulu Genel Sekreteri Kasım Asker Gibran, 10.08.2012'de Yemen'de Amerika ile İngiltere arasında cereyan eden büyük bir siyasî çatışmanın olduğunu ifşa etmiştir. İşte tüm bunlar, diyalogu ve ülkeyi idare etmek için müdahale edenlerin kurnaz sömürgeci Batı olduğuna dair açık kanıtlardır.

Batılı ülkeler, Yemen'deki diyalogdan, ayaklanmanın gidişatını çarpıtmayı, mevcut rejimi korumayı ve rejimin devrilmesini isteyen halkın sloganının gerçekleşmememsini hedeflemektedirler. Çünkü bu, kendi sistem ve fikirlerinin yönetimden uzaklaşması anlamına gelmektedir. Ayrıca Batılı ülkeler, hem İslam'ın hem de onun hayat sorunlarını çözmeye meydan okumaktan uzaklaşmasını, uygun çözüm olarak son elli yıldır Yemen'de gizli başlık altında sivil bir devletin olduğunu göz ardı ederek sivil devletin belirlenmesini, Yemen'i parçalamaya neden olacak olan federal sistemin yerleşmesini, Fransa'nın Yemen'deki eski anayasasının değiştirilmesinin onanmasını, karşı karşıya kalan sorunları erteleyen, bu sorunu hakkı ortaya çıkarıp onu yüceltme ve batılı yok edip onu çürütme yöntemiyle değil de uydurma orta çözüm yöntemiyle çözen kapitalist Batılı bir mefhum olan diyaloga saygı duyulmasını istemektedirler.

Faydacı Batılı kapitalist ideolojinin doğası onu, Yemen'e Bab el-Mandeb üzerinden ve civarındaki körfez petrol sahalarından kendisine akan petrole etki etme zaviyesinden bakmaya itmektedir. Nitekim Somali'deki sistemin çökmesinin doğrudan nedeni İngiltere-Amerikan çatışması olmasına rağmen Amerika, Somali'den yeniden umutlanma sürecinde petrol için 27 keşif kuyusu açmıştır. Ancak Yemen'in Somali'ye eklemlenmesinden korkulur hale gelmiştir. Zira bu, kaçınılmaz olarak Bab el-Mandeb'in kapatılmasına ve Batılı ülkelerin Ümit Burnu yoluyla yeniden gezinmeye başlamalarına neden olacaktır.

İslam ülkelerinde çatışan mevcut Batılı ülkeler eski sömürgecilik sırasında ve sonrasında olmak üzere iki türdür: Birincisi; İslam ülkelerinin parçalarını işgal eden "eski sömürgecilin" olduğu sömürgeci ülkeler. İkincisi; eski sömürgeciliğin yerine bir diğerini getirmek için başta Amerika olmak üzere halklara self-determinasyon hakkı verme çığlıkları atan ülkeler. Bu da Hilafet Devleti'nin uluslararası sahadan kaybolmasının ardından uygar bir bilim adamı olarak takip edilmesi ve dizginleri elinde tutmak için kendi sistemleri ve fikirlerini alması amacıyla Müslümanların evlatlarından kendi kültürleriyle sırtlanlaşmış politikacılar hazırlamasının ardından İslam ülkelerinde birbiri ardına başarı elde etmek için birbirleriyle çatışmaya yol açmaktadır. Dolayısıyla bu da bizim içinde olduğumuz sorunlara yol açmaktadır. Çünkü bizler bunları takip ettiğimiz gibi bunların çözümü için de İslamî bakış açımız olmayan bir bakış açısına yöneldik. Nitekim 50 yılın ardından Yemen'de ilk devrimin üzerine başka bir devrim daha gerçekleştirdik.

Resulullah [SallAllahu Aleyhi ve Sellem], milletlerin bizim üzerimize üşüşeceklerini  haber vermiştir. Zira İmam Ahmed, Tayâlisi, İbn-u Ebi Şeybe, Ebu Davud ve diğerleri, Resulullah [SallAllahu Aleyhi ve Sellem]'in mevlası Sevban'dan Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]'in şöyle buyurduğunu rivayet ettiler:

يُوشِكُ أَنْ تَدَاعَى عَليكُم الأُمَمُ كما تَدَاعَى الأَكَلَةُ عَلَى قَصْعَتِها، فَقَالَ قَائِل: وَمِنْ قِلَّةٍ نَحْنُ يَوْمَئِذٍ؟ قَالَ بَلْ أَنْتُمْ يَوْمَئِذٍ كَثِيرٌ وَلَكِنَّكُمْ غثاء كَغِثَاءُ السَّيْلِ، وَلَيَنْـزَعَنَّ الله مِنْ صُدُورِ عَدُوِّكُم المَهَابَة مِنْكُمْ وَلَيَقْذِفَنَّ الله فِي قُلُوبِكُمُ الوَهْن، فَقَالَ قَائِل يَا رَسُولَ الله وَمَا الوَهْن قَالَ حُبُّ الدُّنْيَا وَكَرَاهِيةُ المَوْت "Yiyicilerin (oburların) tabakları üzerine üşüşmeleri gibi ümmetlerin (diğer milletlerin) sizin üzerinize üşüşmeleri yakındır." Birisi dedi ki: "Ya Resulullah! Bu, bizim o zaman (sayıca) az olmamızdan mıdır?" Dedi ki: "Bilakis siz o zaman çok olursunuz, velakin selin köpüğü gibi bir köpük (ağırlığında) olursunuz. Allah mutlaka düşmanlarınızın göğüslerinden sizin heybetinizi çıkaracak ve sizin kalplerinize de Vehn atacaktır." Birisi dedi ki: "Ya Resulullah, Vehn de nedir?" Dedi ki: "Dünyayı sevmek ve ölümü kerih görmektir."

Dolayısıyla bizleri, onları defetmeye, onları takip etmemeye, onları sorunlarımızın çözüm kaynağı kılmamaya ve onların aldatıcı kurnaz hadaratlarının parıltısının arkasında solumamaya teşvik etmektedir. Zira bizim hadaratımız, onlardan hem farklı hem de üstündür. Çünkü insan akıllarının ürünlerine değil İslam akidesine dayanmaktadır.

Tüm Batılı ülkeler, ortaya çıkmasından iki yüzyıl sonra bile tâbilerini ikna edemeyen, politikası kendi kamuoyunun bile kabul etmediği Müslümanlara karşı haçlı savaşına dayalı olduğu gibi ekonomisi 2008 yılında başlayan finansal krize dayalı olmasının yanı sıra sosyal yapısı, eğitimi ve diğerleri de bir erkek ve bir kadından oluşan aile yapısının iki erkek veya iki kadın şeklinde değişmesine yol açan şehvetlerin arkasında soluma yüzünden aileyi parçalamaya dayalı olan kapitalizm ideolojisiyle ilgili fikrî sorunların acısını çekmektedirler. Peki bu halde olan birisi diğer sorunları nasıl çözecek ki?!

Batı'nın İslam Ümmeti ile olan hadaratsal çatışmasında, Hilafet Devleti'nin kurulması yoluyla İslamî hayatın yeniden başlamasına katlanamamakta ve uluslararası sahnenin onsuz devam etmesini istemektedir. Ayrıca Batı, Hilafet Devleti'nin fecrinin doğmasının yaklaştığını gördüğünden dolayı onun ortaya çıkmasını engelleyebileceği zannıyla siyasî çalışmalarını yoğunlaştırmaktadır. Ama bu onun için nasıl olacak ki?

06.02.2013'de diyalogun başlama tarihinin açıklanmasından bu yana Hizb-ut Tahrir / Yemen Vilayeti, Yemen'deki siyasî partileri ziyaret etmiş ve onlara İslamî Anaysa Taslağı ve Esbab-ı Mucibesi'ni takdim etmiştir. Yemen'deki siyasî partiler, Batılı ülkelerin empoze ettiği diyalogu ve gündemini reddetmedikleri gibi Fransa'nın koymuş olduğu anayasa değişikliklerini de reddetmemektedirler.

Bizler, bugün düzenlediğimiz bu basın konferansında, diyalog katılımcılarına Allahu [Subhânehu ve Teâlâ]'nın şu kavlini hatırlatırız:

فَإِن تَنَازَعْتُمْ فِي شَيْءٍ فَرُدُّوهُ إِلَى اللّهِ وَالرَّسُولِ إِن كُنتُمْ تُؤْمِنُونَ بِاللّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ "Eğer herhangi bir hususta çekişirseniz, -Allah'a ve ahiret gününe gerçekten inanıyorsanız- onu Allah'a ve resule götürün." [en-Nisâ 59]

Diyalog başarısız olacaktır. Zira o, Batılı ülkelerin, sömürgelerini Müslümanların işlerini Allah'ın şeriatından başkasıyla yönetecek olan başka bir görüntüyle sürdürmek için Yemen'e dayatmış olduğu bir diyalogdur.

Önümüzdeki günlerde yapılacak olan diyalog konferansı, Yemen'in sorunları çözemeyecek, karmaşıklıkları daha da artıracak ve Yemen'i, bizzat kendisini dayatan ve Yemen'de ayaklanmanın olmasına yol açan Batılı ülkelerin çatışma sahası yapmaya devam edecektir. Ta ki insanlar, hakka geri dönüp idrak edinceye, hakka tâbi oluncaya ve akidelerinden fışkıran sistemi, siyaset, ekonomi, içtima, uluslararası ilişkiler, öğretim siyaseti ve benzerleri gibi tüm hayat işlerinde tatbik konumuna koyacak şekilde açığa vuruncaya kadar. Bu ise ancak Hilafet Devleti ile olacaktır.


Dr. Muhammed Et-Taşî
حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Medya Bürosu Başkanı
Yemen Vilâyeti

Devamını oku...

Sudan Vilayeti: Sudan'da ve Diğer İslam Beldelerinde Anayasa Krizi Konferansı

  • Kategori Sudan
  •   |  

Hizb-ut Tahrir Sudan Vilayeti 25 Cumadilula 1434 H., elmuvafık 6 Nisan 2013 M. Cumartesi günü Sudan'ın başkenti Hartum'da; ''Sudan'da ve diğer İslam beldelerinde anayasa krizi'' başlıklı konferans gerçekleştirdi. İlk konuşmayı Hizb-ut Tahrir Sudan Vilayeti Resmi Sözcüsü üstad İbrahim Osman (Ebu Halil) yaptı ve konuşmasında; anayasanın ne anlama geldiği ve bağımsızlık öncesi ve sonrası Sudan anayasasının geçirdiği evrelere değinerek, en son 2005 yılında Nifaşa Antlaşmasıyla güneyi ülkeden ayıran anayasayı dile getirmiş, ayrıca bölgeselciliğe, kabileciliğe ve aşiretçiliğe sebebiyet veren siyasi bozukluğa ve ekonomik çarpıklıklara işaret etmiştir.

Konferansta ikinci konuşmayı Hizb-ut Tahrir Sudan Vilayeti üyesi Üstad İvaz Naci yapmış ve konuşmasında Sudan'da ve diğer İslam beldelerinde Anayasa krizinin nasıl çözülebileceği konusuna değinmiş, İslami Anayasanın şekline dair bilgiler sunarak, Hizb-ut Tahrir'in benimsediği anayasa projesine değinerek yönetim nizamına ait genel hükümlerden bazılarından bahsetmiş ve bu anayasayı sadece İslam akidesini esas alan Raşidi Hilafet devletinden başkasının uygulayamayacağının üzerini çizmiştir. Konferans sonunda soru cevap bölümüne geçilmiş ve son olarak Hizb-ut Tahrir Sudan Vilayeti bayan sözcüsü Ummu Evvab İslam ümmetinin eski görkemli günlerine dönebilmesi için anayasanın ne kadar elzem olduğu konusuna değinmiştir.

Allah amellerimizi kabul buyursun

 

Daha fazla fotoğraf için tıklayınız...

Devamını oku...

-Basın Açıklaması- Terör Devleti Olan ABD Yöneticilerini Ağırlamaktan Yorulmadınız mı?

Beldelerimizi işgal eden, zengin topraklarımızı talan edip sömüren, Müslüman kardeşlerimizi öldüren ve çocuklarımızı katleden terör devleti  ABD'nin yeni Dışişleri Bakanı John Kerry; daha bir ay önce özellikle Suriye konusunu görüşmek için Türkiye'ye gelmişti. Lakin, terör devleti bu görüşmeden tam bir netice alamamış ve Türkiye Cumhuriyeti ile olan müttefikliğinde İslami beldeler üzerinde kirli planlarını tam olarak uygulamaya koyamamış ki yeniden bir ziyarete ihtiyaç duydu. ABD'nin Suriye için düşündüğü kirli planları uygulamaya koyacak devlet ve uşak yöneticilerin çalışmalarını Biladü'ş-Şam halkı bir kez daha reddetmiş ve ihaneti deşifre etmiştir ki Keryy yeniden Türkiye'deki müttefik dostları ile görüşme ihtiyacı duydu. Şimdi AK Parti Hükümetinin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve Başbakan Erdoğan; Irak, Filistin ve özellikle Suriye konusundaki planlarını dinlemek ve nasihat almak için yine bu terör devletinin Dışişleri Bakanı John Kerry'yi Osmanlı Hilafet Devleti'nin son başkenti İstanbul'da Osmanlı Halifelerinin saraylarında ağırladılar. Bu onların onurlarına dokunmadı ve Müslümanlardan da utanmadılar.

ABD Dışişleri Bakanı John Kerry'nin bir ay içerisinde hem Türkiye'yi hem de Ürdün ve Filistin'i iki kez  ziyaret etmiş olmasının temel sebebi öncelikle Suriye'deki sıcak gelişmelerdir. Ürdün, Yahudi varlığı İsrail ve Türkiye ile Suriye meselesinde ortak hareket eden ABD, Filistin için iki devletli çözüm konusunda da acele etmektedir. Bu sebeple Türkiye ile Yahudi varlığı İsrail'in ilişkilerinde yumuşama istemiştir. ABD, Suriye'de Allah Subhanehu Ve Taala'nın izni ile kurulacak Hilafet Devletinden duyduğu korku ve endişe gereği yeni diplomatik arayışlarını sürdürmeye devam etmektedir. ABD'nin bu kirli planlarına ise AK Parti Hükümeti tam destek vererek Suriye halkına ve tüm Müslümanlara ihanet etmektedir.

Öyle ki Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu John Kerry ile yaptığı basın toplantısında şu ifadeleri kullanmıştır: "Bir an önce yapmaya çalışacağımız çekirdek grup toplantısında da temel hedefimiz, Suriye'de çoğulcu, demokratik bir yapı içinde güçlü ve ayakları üstünde bir Suriye'nin doğuşunu temin edecek bir geçişin sağlanması. Bu konuda Türkiye elinden gelen bütün katkıyı yapmıştır, bundan sonra da yapmaya devam edecektir." Ahmet Davutoğlu aynı basın toplantısında Filistin ile ilgili ise şunları söyledi: "Temel hedef, vazgeçmeyeceğimiz hedef, 1967 sınırları içinde bir Filistin devletinin en kısa sürede kurulması, yaşayabilir şartlarının sağlanmasıdır. Bu olması halinde -ki yine ABD ile ortak vizyonumuzdur iki devletli çözüm- bölgedeki değişimle, yeni demokrasilerin güçlendirilmesiyle bölgede siyasi diyaloğa, karşılıklı saygıya, etkileşime ve ekonomik karşılıklı bağımlılığa, çok kültürlülüğe dayalı yeni bir Ortadoğu doğacaktır. Hepimizin temel hedefinin bu olması gerektiğini düşünüyoruz."Bu iki açıklamadan bir kez daha anlaşılmıştır ki, Türkiye hem Suriye meselesinde hem de Filistin meselesinde ABD'nin kirli planlarının piyonu konumundadır.

AK Parti Hükümetine ve yöneticilerine sözümüz şudur: Kutsal belde Filistin'in bir karış toprağından dahi vazgeçmeyen Halife Abdulhamid size miras olarak hiç mi bir nasihat bırakmadı. Kaldı ki siz Abdulhamid'in Hilafet saraylarında kafir yöneticileri ağırlayıp nasihat almak ve kanlı ellerini sıkmaktan hiç yorulmadınız.

Devamını oku...

-Basın Açıklaması- Vad Medenî Şehrindeki Güvenlik Otoriteleri İslamî Kitap Fuarının Açılmasını Engellemektedir!!

Vad Medenî şehrindeki güvenlik otoriteleri, Hizb-ut Tahrir / Sudan Vilayeti'nin, 16 Mart 2013 ile 21 Mart 2013 günleri arasında "zaferler pozisyonunda" olan büyük bir pazarda İslamî bir fuar açmaya dönük talebini reddetti. Nitekim talep, 06 Mart 2013 tarihli yazılı bir talep olmasına rağmen güvenlik birimleri, 14 Mart 2013 günü şifahi olarak reddetmiştir!!

Bu garip davranış bağlamında Hizb-ut Tahrir / Sudan Vilayeti olarak bizler, aşağıdaki gerçekleri açıklar ve deriz ki:

Birincisi: Hizib, Hartum gibi farklı birçok bölgelerde ve "şuan alışveriş merkezi olan" eski Yeşil Kubbe civarı gibi insanların yoğun olduğu birçok yerlerde birçok fuarlar açmıştır. Zira hizib, herkesin tanıklığında yaptığı ve yapacağı tüm amellerinde tam disiplini ve dakik düzenlemesiyle tanınmaktadır.

İkincisi: Vad Medenî'deki güvenlik otoritelerinin, Ümmeti kalkındırmak ve onun azim İslam temelinde kalkınması için çaba sarfetmek amacıyla hayatın her alanı hakkındaki İslamî kültürü yaymak için İslamî bir kitap fuarının açılmasını reddettikleri bir sırada bu otoritelerin, Nasranilerin doğum günlerinde büyük pazardaki kilisenin önünde "tahrif edici" kitap fuarı açılmasına izin vermeleri, her forumda İslamî olduğunu iddia eden Sudan rejiminin nusrete yardım edeceği ve yeni fecir halkının davet ettikleri şeyi gerçekleştireceği yerde açık bir şekilde İslam'a ve onun muhlis davet taşıyıcılarına savaş açtığını göstermektedir!!!

Üçüncüsü: Onlara, İslam ülkelerinde ve onların toplumlarının ortasında "tahrif edici" kitap fuarı kurmalarına izin verilmesi, ülkenin kendisi için bin bir hesap yaparak çalıştığı kafir Batı ülkelerin desteğiyle olurken Müslümanların yanlarında yer alacak ne bir devleti ve kendilerine yardım edecek ne de bir yardımcısı bulunmaktadır. Ancak onlar için tüm güçlerden daha güçlü olan Allah vardır.

وَهُوَ الْقَاهِرُ فَوْقَ عِبَادِهِ وَهُوَ الْحَكِيمُ الْخَبِيرُ "O, kullarının üstünde kahhardır ve O, hakîmdir (hikmet sahibidir) ve habîrdir (herşeyden haberdardır)." [Enâm 18]

Dolayısıyla Hizb-ut Tahrir, İslam ve ehlini izzetli kılacak ve küfür ve ehlini de zelil kılacak olan bu devlet için Ümmetle birlikte çalışmaktadır.

Hizb-ut Tahrir / Sudan Vilayeti olarak bizler Vad Medenî şehrindeki Müslüman halkımızı, hizbin şebâbının H. 05 Cumade'l Ûlâ 1434 el-Muvafık M. 17 Mart 2013 Pazar günü Vad Medenî şehrindeki güvenlik ve istihbarat birimlerinin binasının önünde sabah saat 10:00'da İslam'a ve onun davetini taşıyanlara destek vermek ve Müslümanların kuvvetini ve izzetlerini göstermek için düzenleyeceği protesto gösterisine katılmaları için şehirdeki Hizb-ut Tahrir şebâbından olan kardeşlerinin yanında yer almaya çağırıyoruz.

وَلِلَّهِ الْعِزَّةُ وَلِرَسُولِهِ وَلِلْمُؤْمِنِينَ وَلَكِنَّ الْمُنَافِقِينَ لا يَعْلَمُونَ "Oysa izzet Allah'ın, Resulünün ve müminlerindir. Ancak münafıklar bilmezler." [Münafikun 8]


İbrâhîm Usmân [Ebu Halîl]
حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Resmî Sözcüsü
Sudan Vilâyeti

Devamını oku...

-Basın Açıklaması- Gösteriye Davet

 

Resulullah [SallAllahu Aleyhi ve Sellem], şöyle buyurmaktadır:

مَثَلُ الْمُؤْمِنِينَ فِي تَوَادِّهِمْ وَتَرَاحُمِهِمْ وَتَعَاطُفِهِمْ مَثَلُ الْجَسَدِ إِذَا اشْتَكَى مِنْهُ عُضْوٌ تَدَاعَى لَهُ سَائِرُ الْجَسَدِ بِالسَّهَرِ وَالْحُمَّى

"Birbirlerine karşı merhamette, birbirlerine karşı sevgide ve şefkatte müminlerin misali, bir vücudun misali gibidir. (O vücudun) organlarından biri şikayetlendiği zaman, vücudun diğer (organları) birbirlerini uykusuzluk ve ateş ile (o acıya ortak olmaya) çağırırlar."

 

Mübarek Şam Ayaklanmasının İkinci Yıldönümünde

Hizb-ut Tahrir / Lübnan Vilayeti Sizleri;

Saadnayel'deki Ali İbn-u Ebi Talib Mescidi'nden Başlayıp

Aynı Mescidin Önündeki Oturma Eylemi İle Devam Edecek Olan

Ümmetin Nusretini ve Vahdetini Teyit Etmeye Dönük Kitlesel Gösteriye Davet Eder

 

Allah'ın İzniyle Bu, 15.03.2013 Yarın Cuma Namazının Ardından Yaklaşık Saat 12:30'da Yapılacaktır

 

Devamını oku...

-Basın Açıklaması- Katılımcılara Ve Medya Organlarına Bir Davet Hizb-ut Tahrir / Filistin, Şam Ayaklanmasının İkinci Yıldönümünde Gazze Şehrinde Bir Dayanışma Gösterisi Düzenleyecektir

Şam ayaklanmasının ikinci yıldönümünde, Şam halkına ve Hizb-ut Tahrir'in İkinci Raşidî Hilafet'i kurmak yoluyla İslamî hayatı yeniden başlatmak ve Şam'ında bu Hilafet'in başkenti olması için kendisine davet edenlerden ve katılımcılarından olduğu ve rejimin devrilmesi yolunda onun elinden tuttuğu İslamî ayaklanmaya destek vermek için,

Sizleri ve basını; hizbin, Allah'ın izniyle 15.03.2013 Cuma günü Gazze şehrinde'deki bir "meydan" olan Filistin meydanında düzenlemeyi planladığı dayanışma gösterisine katılmaya davet etmekten dolayı şeref duyarız.

Hakka ve ehline destek vermeye katılmanız, hasenat mizanınıza yazılacaktır.

Devamını oku...

-Basın Açıklaması- Ülke Yağmalanmakta ve Yardım da Görmemektedir

Birkaç haftadır resmî güvenlik ve banka kaynaklarının, yaklaşık 4 bin milyar değerinde nakit, altın ve metal paradan oluşan büyük bir kaçakçılık operasyonunun ifşa olduğundan haberdar oldukları bilinmektedir... Bundan günler sonra ise Rades Limanı'nda korkunç başka bir operasyon daha ifşa olmuştur. Nitekim kaçakçılık, bu paraların küresel Moviose ağının eline düşmesi için bir Avrupa ülkesine karşı olduğu gibi ilk incelemelere göre de bu operasyona karışanlar bizzat işadamları ve politikacılar olmuştur.

Evet ülke, bize karşı yalan söyledikleri bu ülkedeki uzak yakın herkesin bildiği tahrip edici organize bir operasyona maruz kalmış olup bir takım aptallar da buranın servet ve kaynakları sınırlı bir ülke olduğuna inanmaktadır. Dolayısıyla bu kaçakçılıktan maksat, insanların işlerini engellemek ve ülkenin durumlarını karıştırmak için olmasının yanı sıra finans ve ekonomi haydutlarının açgözlülüğüdür... Ki onlar, her türlü suçu işlemeye hazırdırlar... Dolayısıyla bu, halklarına yönelik devrim sloganını "Ya Sizleri Yönetiriz Ya da Sizleri Öldürür ve Aç Bırakırız... Ve Her Türlü Tahribatı Geçleştiririz" şeklinde belirleyen zorba tagutların yağmasıdır.

Bizler, bunu ve "sadece buz dağının görünen kısmı olan" bunun gibi birçoğunu yapanların, kirli operasyon odası sahiplerinin, yani her türlü suç ve terör yoluyla ülkeye korku tohumları eken lobilerin olduklarını vurgularız. Zira geniş bir medya dezenformasyonuyla birlikte silah ve suikast şebeklerini idare edip kolaylaştıran bizzat bu lobidir. Bunu ise ülkeyi uçurumun kenarına itmek, insanları ayaklanma arzuları ve onun gerçekleştirilmesi noktasında umutsuzluğa düşürmek için yapmaktadır... Sonra da el-Kaide istihbaratına göre iktidarları için kendilerini yıkıcı değil kurtarıcı olarak sunmaktadırlar. Yani (şayet egemen olmak istiyorsan, önce sorun üret sonra da çözümünü sun gibi...) Bu çözüm ise fıtratı bozulmuş, yaşı başını almış ve bunamış bir ajan da olabilir.

Ülke yöneticilerinin, insanlara karşı yapılan bu saldırganlık ve zararı engelleyememeleri utanç vericidir... Daha da kötüsü onların, bu komploların bu komplolar, odaklar ve bu komplolara karışmış olan daireler hakkında yapılan açıklamalara cevap vermekten daha anlaşılır bir şey olduğunu söylemeleridir... Bu da insanların geçim kaynaklarına ve maslahatlarına karşı suç işleyenlerin ve aciz bir şekilde sessiz kalanların yaptıklarının gizli kalmasına neden olmaktadır.

Hükümetin en iyi yaptığı şey, her şeyin şeriatın yasakladığı (gaye vasıtayı meşru kılar) şeklindeki fırsatçı el-Kaide ile yürütülen pazarlıklara ve anlaşmalara uygun olması için kulislerdeki hasım ve düşmanların tutumlarıyla ilgili hassas bilgileri takas yapmasıdır. Kurban ise kendisi adına yerel ve uluslararası araçlarla müzakereler yapılan halk olmaktadır. Mesela Şükrü Belayid hakkında konuşulan bilgiler, uzun zamandır insanların zihinlerini karıştıran bir akrobasiden ibarettir... Oysa konu, müzakere ve siyasî çözümle ilgili olup komplo derecelerinin en güçlüsü ise onların İslam Nizamı'na ve onun anayasadan, siyasetten ve diğer hayat işlerinden uzaklaştırılmasına üstün gelmek için gösterdikleri ciddi kurnazlıklarıdır. İşte bu şekilde insanların rızıklarını avlamaktalar ve onların kanlarını küçümsemektedirler.

Ayaklanmanın soru ve sorunları ise bu yöneticiler, bu yönetimin yetersiz formülü ve bu "demokrasi oyunu" için onlarca kez daha kapsamlı ve daha derin bir çalışmanın olmasıdır. İşte bunlar, zamanın boşa harcandığını, fırsatların kaçtığını, dahası karşı ayaklanmanın etkileştiğini vurgulamaktadır... Dolayısıyla ufukta bu ayaklanmayı gerçekleştirmek ve Ümmetin servetlerini ve izzetini yeniden elde etmek için İslam'dan başka ne bir cesaret ne de bir güç olacaktır.

Altmış yıldır bizler, onların bir devlet olmayan devletlerinde yaşıyoruz... Bizler daima bir devletten yoksun olduğumuz gibi bugün de bizim bir devrimden yoksun olmamızı istiyorlar. Nitekim bizler, Ümmetin gerçek sorunlarını doğru ve adil bir şekilde düzeltecekleri yerde onları parçaladıklarını, onların etrafında döndüklerini, onları bodurlaştırdıklarını, ardından da Ümmetin durumunun karmaşıklığını ve zorluğunu artıran çözümler sunduklarını görmekteyiz...

Ey aşağılandıkları ve horlandıkları için açlıklarına ve acı verici yoksulluklarına sabreden güzel halkımız... İşte sizler, daha önceki büyük diktatörler tarafından tahrip edildiği gibi ülkenin tahrip edildiğini apaçık görmektesiniz... Zira ülkenin servetleri, kapalı anlaşmalar, yıkıcı sözleşmeler ve inanılmaz kaçakçılık altında yağmalanmaktadır. Dolayısıyla sizi bulaştırmalarının ardından onların nezdinde olan en uygun çözüm, halkın değerlerimiz, ahlakımız, yaşamımız ve geçimimiz için yapılan müzakere şartlarına boyun bükmüş bir şekilde senin kaçırılan, israf edilen ve yağmalanan malından daha az faizli krediler almaları için sömürgeciliğin ve ölümcül kapitalizmin iki karanlık yüzü olan Dünya Bankası ve İMF'nin hoşnut edilmesidir... Bu ne kötü bir yönetim ve ne kötü bir yöneticidir... Ki sizleri, iki şer arasından muhayyer bırakmaktadırlar. O halde onların tüm şerlerine cevap verin ve kendisiyle izzetli olacağınız İslam'ı talep edin. Zira izzetinizi garantilemekle birlikte hiçbir minnet ve eziyet olmaksızın sizlerin yiyecek, giyecek ve mesken gibi ihtiyaçlarınızın doyumunu tam bir şekilde gerçekleştirecek olan İslam'dır. Vallahi buna muktedir olacak olan, sadece İslam ve onun, Nebi el-Ekram [Aleyhi's Salatu ve's Selam]'ın emrettiği ve ثم تكون خلافة على منهاج النبوة "Sonra Nübüvvet Minhacı üzere Hilafet olacak" şeklinde vaat edip müjdelediği Nübüvvet Minhacı Üzere muhteşem Hilafet Devleti'nin olduğu devletidir.


حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Tunus Medya Bürosu Başkanı
Üstad Rıza Bil-Hâc

Devamını oku...
Bu RSS beslemesine abone ol

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER