Cuma, 30 Şevval 1447 | 2026/04/17
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü

Endonezya: Nosa Tanğara Kentinde Hilafet Konferansı

  • Kategori Endonezya
  •   |  

Hizb-ut Tahrir / Endonezya, İslam devletinin yıkılışının hicri yıldönümü münasebetiyle, Hilafet devletinin ikamesi ve İslami hayatın yeniden başlatılması için çalışmanın farz olduğunu hatırlatmak maksadıyla Endonezya'da otuzdan fazla şehirde başlattığı konferanslar zinciri çerçevesinde Endonezya'nın Nosa tanğara Barat kentinde Hizb-ut Tahrir gençleri ve destekçilerinden yüzlerce kişinin katılımıyla konferans gerçekleştirmiştir.

Pazar, 16 Recebulferd 1434H., elmuvafık 26 Mayıs 2013 M.

 

daha fazla fotoğraf için tıklayınız...

Devamını oku...

Endonezya: Tancanığ Benanığ Kentinde Hilafet Konferansı

  • Kategori Endonezya
  •   |  

Hizb-ut Tahrir / Endonezya, İslam devletinin yıkılışının hicri yıldönümü münasebetiyle, Hilafet devletinin ikamesi ve İslami hayatın yeniden başlatılması için çalışmanın farz olduğunu hatırlatmak maksadıyla Endonezya'da otuzdan fazla şehirde başlattığı konferanslar zinciri çerçevesinde Endonezya'nın Tancanığ Benanığ kentinde Hizb-ut Tahrir gençleri ve destekçilerinden yüzlerce kişinin katılımıyla konferans gerçekleştirmiştir.

Pazar, 9 Recebulferd 1434H., elmuvafık 19 Mayıs 2013 M.

 

daha fazla fotoğraf için tıklayınız...

Devamını oku...

Endonezya: Makasar Kentinde Hilafet Konferansı

  • Kategori Endonezya
  •   |  

Hizb-ut Tahrir / Endonezya, İslam devletinin yıkılışının hicri yıldönümü münasebetiyle, Hilafet devletinin ikamesi ve İslami hayatın yeniden başlatılması için çalışmanın farz olduğunu hatırlatmak maksadıyla Endonezya'da otuzdan fazla şehirde başlattığı konferanslar zinciri çerçevesinde Endonezya'nın Makasar kentinde Hizb-ut Tahrir gençleri ve destekçilerinden binlerce kişinin katılımıyla konferans gerçekleştirmiştir.

Pazar, 9 Recebulferd 1434H., elmuvafık 19 Mayıs 2013 M.

 

daha fazla fotoğraf için tıklayınız...

Devamını oku...

Endonezya: Yugyakarta Kentinde Hilafet Konferansı

  • Kategori Endonezya
  •   |  

Hizb-ut Tahrir / Endonezya, İslam devletinin yıkılışının hicri yıldönümü münasebetiyle, Hilafet devletinin ikamesi ve İslami hayatın yeniden başlatılması için çalışmanın farz olduğunu hatırlatmak maksadıyla Endonezya'da otuzdan fazla şehirde başlattığı konferanslar zinciri çerçevesinde Endonezya'nın Yugyakarta kentinde Hizb-ut Tahrir gençleri ve destekçilerinden yüzlerce kişinin katılımıyla konferans gerçekleştirmiştir.

Pazar, 25 Cumadilahir  1434H., elmuvafık 5 Mayıs 2013 M.

 

daha fazla fotoğraf için tıklayınız...

Devamını oku...

-Basın Açıklaması- Bir Kahramanın Ölüm İlanı وَلاَ تَحْسَبَنَّ الَّذِينَ قُتِلُواْ فِي سَبِيلِ اللّهِ أَمْوَاتًا بَلْ أَحْيَاء عِندَ رَبِّهِمْ يُرْزَقُونَ "Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanmayın. Bilakis onlar diridirler; Rableri katında rı

Ümmetin şehitleri, tüm İslam Ümmetinin şehitleri için içimiz kan ağlamaktadır. Nitekim Allah'ın izniyle muhlis davet taşıyıcılarından ve Şam ayaklanmasının kahramanlarından bir kahraman olup Allah'ın izniyle şehit olan Yaser Nehar Ebu Ammar adında yeni bir şehit daha düşmüştür. Kendisi, Habibimiz Mustafa'nın râyesini saf Şam topraklarının üzerinde yükseltmek için sadece Allah yolunda şehitlik şerefine nail olmuştur. Bu ise 19.05.2013 tarihinde el-Kusayr çatışmasında hainler tarafından hain bir kurşununun isabet etmesi sonucunda gerçekleşmiştir. Allah ona rahmet eylesin ve şehadetini kabul etsin.

Allahu Teâlâ'nın izniyle o, öncü bir kahraman ve Raşdî Hilafet Devleti'ni kurarak Ümmeti kalkındırmak için çalışan Hizb-ut Tahrir'in şebâbından bir şâb olarak şehit olmuştur. Nitekim kendisi, 2010 yılındaki Bab-ı Amr istilasında yerinden edilmiş, Trablusşam'da bulunan sadık şebâb ona kucak açmış ve daha çok Hizb-ut Tahrir'in fikrini ve kültürünü talep etmiştir. Dolayısıyla kendisi, Şam ayaklanmasını takip etmek amacıyla geri dönmek için yanıp tutuştuğu gibi Hizb-ut Tahrir / Suriye Vilayeti Medya Bürosu'nun yapmış olduğu sempozyumların ve basın konferanslarının sıkı takipçilerinden olmuş ve Büro Başkanı ve üyeleriyle açık ve bilinçli bir şekilde diyalog kurup tartışarak birçok kişinin dikkatini çekmiştir. Sonra memleketi Humus şehrine dönmeye karar vermiş ve Allah'tan nusret ve şehadet isteyerek dönmüştür. Ancak ofisimizle hiç ilişkisini kesmemiş ve tüm yeni gelişmeleri ona iletmiştir. Hatta bize en son yazmış olduğu şey şöyledir: "Onlar ne zannediyorlar ki?!! Vallahi, Nübüvvet Minhacı Üzere Hilafet Devleti'ni kuruncaya kadar evlerimize dönmeyeceğiz..."

Allahu Teâlâ'dan, Kendisiyle olan beyatını kazançlı kılmasını ve O'nun katında sadece bu Ümmetin şereflilerinin ulaştığı şerefe nail olmanı temenni ettiğimiz gibi yine Allahu Teâlâ'dan, senin şehadetini kabul ederek şu hoş kokulu kelamında zikrettiği şehadetini kabul ettiği kimselerin arasına koymasını temenni ediyoruz.

فَرِحِينَ بِمَا آتَاهُمُ اللّهُ مِن فَضْلِهِ وَيَسْتَبْشِرُونَ بِالَّذِينَ لَمْ يَلْحَقُواْ بِهِم مِّنْ خَلْفِهِمْ أَلاَّ خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلاَ هُمْ يَحْزَنُونَ "Allah'ın, lütuf ve kereminden kendilerine verdikleri ile sevinçli bir halde arkalarından gelecek ve henüz kendilerine katılmamış olan şehit kardeşlerine de hiçbir keder ve korku bulunmadığı müjdesinin sevincini duymaktadırlar." [Âli İmrân 170]

Allah sana rahmet eylesin ey kahraman ve ey el-Kusayr ve Trablusşam'ın arasından çıkan nur! Zira Şam ayaklanması, hakkı batıldan ayıran bir ışık olmuştur. وَسَيَعْلَمُ الَّذِينَ ظَلَمُوا أَيَّ مُنقَلَبٍ يَنقَلِبُونَ "Zulmedenler nasıl bir inkılap ile yıkılacaklarını bileceklerdir." [Şuara 227] Allah senin mekanını, daha hayırlı bir mekan ile aileni de daha hayırlı bir aile ile değiştirsin, ailene ve sevdiklerine sabır ve metanet ihsan eylesin. Bizler Allahu Teâlâ'dan, Allahu Teâlâ'nın izniyle naîm cennetlerinde bizleri seninle, seni de sevdiklerinle bir araya getirmesini temenni ediyoruz... Bizler, senin ayrılışından dolayı çok üzgünüz ey Yasir. Rabbimizin razı olduğu şeylerden başka bir şey de söyleyemiyoruz:

إِنَّا لِلَّهِ وَإِنَّا إِلَيْهِ رَاجِعُونَ "Şüphesiz biz Allah'a aidiz ve şüphesiz O'na döneceğiz." [el-Bakara 156]


Devamını oku...

Sahra Sorunu: Fas, Daha Ne Zamana Kadar Batılı Ülkelerin Açık Bir Şekilde Kendi İşlerine Müdahale Etmesini Kabul Edecek?

  • Kategori Fas
  •   |  

Güvenlik Konseyi, 25.04.2013 tarihinde Batı Sahra Referandum İçin Birleşmiş Milletler Misyonu [MINURSO]'nun görev süresinin, yetkileri genişletilmeksizin bir yıl için (yani 30.04.2014' kadar) uzatan 2099 sayılı kararı onayladı. Nitekim Amerikan yönetiminin, 16.04 tarihinde insan haklarını izleme alanını kapsayacak şekilde Sahra'da Birleşmiş Milletleri'nin görev süresinin genişletilmesini sağlayan karar tasarısını sunması Fas'ta büyük bir sansasyona neden olmuştur. Zira Fas, 1400 Amerikan askeri ve 900 Fas askerinin katılımıyla Fas'ın Güney Batısı'nda (Dara Vadisi Körfezi yakınlarında) yapılacak olan Afrika Aslan Tatbikatlarına katılmayı dondurduğunu açıklamıştır.

Fas, Amerika'nın "geri çekilmesinin" açık bir zafer olduğunu belirtti, zafer için çabalayanlar ise zaferi elde edenin kim olduğu, (yani saray mı yoksa hükümet mi?) olduğu üzerinde çalıştılar ve ardından herkes, ister istemez bu zaferin, sırf ilk karar tasarısının yayınlanması için koşuşturan ve Amerika'nın tutumunu etkileyebilmek ve onu kararını geri çekmeye sevkedebilmek amacıyla Doğu-Batı tüm taraflarla yoğun bağlantılar kuran sarayın başarısı olduğunu kabul ettiler.

Bu siyasî sığlığın ve hayalî zaferlerin dışında bizler, aşağıdaki hususlara dikkat çekmek istiyoruz:

1-[MINURSO]'nun yetkilerinin genişletilmesi fırtınası, kararların Amerika, Fransa ve Güvenlik Konseyi'ne daimi üye olan diğer ülkeler tarafından Sahra sorununu çözmek için olduğunu ortaya çıkarmıştır. Nitekim Amerika, Fransa ve İngiltere çözüm üzerinde anlaşsa veya bunlardan biri, bir diğerine çözümü empoze etse, Sahra sorununun çözüm yoluna girdiğini göreceksiniz. Aksi taktirde çatışma, çözüm süresini uzatacaktır. Zira Sahra çatışması, yerel eller yoluyla gerçekleşen uluslararası bir çatışma olup amacı ise Fas'taki, en azından Moritanya ve Cezayir'deki nüfuzunu genişletmek ve Sahra'da bol oranda bulunan doğal kaynaklara egemen olmaktır.

2-Fas, Birleşmiş Milletler Misyonu'nun yetkilerinin uzatılmasını protesto etti ama onun asıl varlığı ile çatışmaya müdahale etme hakkını protesto etmedi. Kayda değerdir ki Sahra Fas toprağı olarak görülse, dolayısıyla da Polisario ile olan çatışmaya da iç çatışma olarak itibar edilse, o zaman hiç kimsenin ona müdahale etme hakkı yoktur. Aynen İspanya'nın Bask'taki ayrılıkçı hareket savunucuları ile birlikte, İngiltere'nin İrlanda'daki ayrılıkçı hareket savunucuları ile birlikte ve Fransa'nın da Korsika ile birlikte yaptıkları gibi... Peki Fas, Güvenlik Konseyi'nin ve onun arkasında duran Amerika'nın, Fransa'nın ve diğer sömürgeci ülkelerin iç meselelere burunlarını sokmalarına izin verdiği bir sırada neden bu ülkeler kendi ülkelerinin egemenliği altında bu sorunlara çözüm getiriyorlar ki?

3-Derhal uzlaşmaya ulaşmak için Amerika, karar tasarısı gereğince "çekilmeyi" taahhüt etti ve Birleşmiş Milletler Misyonu'nun yetkilerinin uzatılmasını sağlamayan yeni karara dair resmî oylama yapılmadan önce de 24.04 tarihinde Rabat Amerikan Büyükelçiliği, Fas'ın ertelendiğini açıkladığı Amerikan-Fas askerî tatbikatların kısmen gerçekleşeceğini açıkladı. Nitekim Fransız Basın Ajansı, Fas'taki Amerikan Büyükelçiliği Sözcüsü Rodney Ford'un  şöyle söylediğini nakletmiştir: "Fas hükümeti bize, son 48 saat içerisinde Afrika Aslan tatbikatlarına devam etme imkanımızın olup olmadığını sordu." Yani Fas, bu hakareti yalayıp yutmuştur. Zira o, tatbikatlara katılmayı dondurma kararından hızla geri dönmüş ve Amerika'nın öfkelenmesinden korktuğu için de ondan tatbikatlara yeniden başlamasını talep etmiştir!

4-Ayrıca kararın oylanmasından iki gün sonra Amerikan Başkanı Barak Obama'nın Ulusal Güvenlik Danışmanı Tom Donilon, Kralın Müsteşarı Tayyib el-Fâsi el-Fihrî, Dışişleri ve İşbirliği Temsilci Bakanı Yusuf el-İmrâni, Çalışma ve Belgeler Genel Müdürü Muhammed Yasin el-Mensûrî ve Amerika'daki Fas Büyükelçisi Raşad Bohlal'dan oluşan Faslı bir heyet ile görüşmüş ve görüşmede, iki ülke arasındaki ilişkilerin genişletilip derinleştirilmesi ele alınmıştır. Buda Amerika'nın, Fas'a baskı uygulamak yoluyla birtakım kazanımlar elde ettiğini ve Amerika ile Fas arasındaki güvenlik, askerî ve diplomatik alanlardaki işbirliği ve koordinasyonların Amerika'nın bölgedeki, özellikle de (Mali) Sahil ve Sahra bölgesindeki çıkarlarını genişleteceğini ortaya koymaktadır.

5-Amerika ile olan ilişkilerin doğal haline geri dönmesi ve yeni kararın ardından artırılması, Fas'ın Amerika ile olan tek sorununun Birlemiş Milletler Misyonu'nun yetkilerinin genişletilmesi olduğunu göstermektedir. Bunun da ötesinde onunla herhangi bir anlaşmazlığımız söz konusu değildir!! Yani Amerika'nın, Filistin, Irak ve Afganistan gibi İslam dünyasında işlemiş olduğu tüm cürümlerin... Evet tüm bunların, Fas'ın tutumunda hiçbir değeri yoktur!

6-Sömürgeci bir devlet olan Amerika'nın kamusunda, kalıcı dostluklar bulunmamaktadır. Zira onun dostluğu, çıkarlarının devam etmesiyle birlikte devam eder. Çünkü Fas, Amerika için tavizler verecek olmasına ve onun desteğini ve tarafsızlığını satın alabileceği zannıyla onun için hizmetler verecek olmasına rağmen Amerika, planlarını yürütmesi ve çıkarlarını gerçekleştirmesi için Fas'a baskı uygulamaya devam edecektir.

7-Gözlemciler, Amerika'nın Sahra çatışmasını çözmede ciddi olmadığını, onun kendi çıkarlarına göre bölgedeki ısısını veya dibe çöküşünü yükseltmesinin yanı sıra kendi arzularına göre bölgedeki yöneticilerin yanıtlarının boyutunu yükselttiğini bilmektedirler. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun, (Sahra halkının kendi kaderini tayin etme hususundaki meşru hakkının onaylanmasını ve Polisario'nun, Sahra halkının tek meşru temsilcisi olarak tanınmasını) kabul ettiği zaman, 21.11.1979 tarihinde fiili müdahalede bulunmaya başlamasından bu yana Amerika'nın temel amacına gelince; bölgede daha fazla nüfuz sahibi olabilmek ve (Fransa ve İngiltere'nin) olduğu Avrupa'nın yerine çözümler gerçekleştirmek için bu dosyayı bir giriş yapmaktır. Buna dair en yakın kanıt, 08.04.2013 tarihinde Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri tarafından, (Batı Sahra ile ilgili durum) hakkında yayınlanan ve (S/2013 /220) numarayı taşıyan  en son rapordur. Zira rapor, Genel Sekreter elçileri için yoğun hamleler ve onlara, Fas, Cezayir, Moritanya ve Tindouf'da bulunan çeşitli Sivil toplum Kuruluşları ve İnsan Hakları Örgütleri'nin yanı sıra (yerel yetkililerin, hükümet üyelerinin, parlamenterlerin ve siyasî parti liderlerinin olduğu) resmî kurumlarla birlikte sık toplantılar sağlamaktadır... ki böylece okuyucu, bu elçilerden hiç birinin bölgede oturup dinlemekten başka bir şey istemediklerini hayal etsin. Oysa sadece saf olan biri, tüm bu görüşmelerin arkasındaki gerçek amacın farkına varmaz. Ayrıca rapor, (Sahra kültürüyle ilgili çalışma halkaları) da dahil Birleşmiş Milletleri'nin Sahra'da olan her şeye katılmasını tavsiye etmeyi de sürdürmektedir!

8-Açıktır ki Amerika, kendi lehine bir sonuç elde edinceye kadar sorunun açık kalmaya devam etmesini istemektedir. Böylece Amerika, (Fas'ı, Sahra'da kendi kaderini tayin etme [self-determinasyon] hakkını onaylamak zorunda bırakmak için) kolay bir şekilde kendi hoşnut olduğu çözümleri dayatabilsin. Nitekim Genel Sekreterin (yukarıda belirtilen) raporunun 111. fıkrasında şöyle geçmektedir: Her iki taraf, herhangi birinin tüm isteklerini elde edemeyeceğini kabul etmelidir. Binaenaleyh al-ver mantığını, yani herhangi bir kapının müzakereler silsilesini başlatacağını ve mekik diplomasisi olarak adlandırılan çalışmaların da uzun vadede bile olsa Amerika'nın vizyonunu gerçekleştirecek olan uzlaşmacı çözüm olgunlaşıncaya kadar devam edeceğini kabul etmelidir.

Ey Müslümanlar ve Ey Fas Halkı!

Sömürgeci bir devlet olan Amerika, Filistin, Irak, Afganistan ve diğer İslam ülkelerindeki kardeşlerinize birçok sıkıntılar tattırmıştır... Bugün de o, kardeşlerinize darbe indirme becerilerini geliştirmek için ülkenizde eğitim yapmaktadır. Dolayısıyla size kurmuş olduğu tuzak, kardeşlerinize kurmuş olduğu tuzaktan daha az değildir. O halde işlerinizi ona teslim etmeyiniz ve sorunlarınızı onun ellerine terk etmeyiniz. Zira ne zamandan beri vahşî kurt koyunu koruması altına alır oldu ki?

Sahra sorunu, en büyük felaketin belirtilerinden başka bir şey değildir. Bu ise gerçek bir siyasî iradenin ve muhlis ve ciddi bir siyasî çalışmanın yokluğundan dolayıdır. Dolayısıyla yöneticilerinizde bu ikisinden çok az bir kısmı dahi bulunmuş olsaydı, bu çatışma yaklaşık kırk yıl sürmez, şelaleler gibi kanlar akıtılmaz, milyarlar boş yere harcanmaz ve bunların ardından da ülkemiz, büyük devletlerin müdahalede bulunmasına izin verilen ve nüfuzumuza ve en ince detaylarımıza bile muttali olması için onlarla bağlantı kurulan bir tiyatro sahnesine dönüşmezdi.

Sahra sorunu, sömürgecilerin miras bıraktığı bu lanetli yapay sınırların meyvelerinden biridir. Yoksa İslam ülkeleri bir tek olup buna dağlar ve nehirlerle sınır çizilemeyeceği gibi onların akideleri de tektir. Dolayısıyla asıl olan da siyasî varlıklarının, görüşlerinin ve Halifelerinin de tek olmasıdır. Yani bazıları neredeyse haritanın üzerinde bile görülmeyen elli küsur parça olmamalarıdır. Bundan daha da kötüsü, hala onların içerisinde parçalanmış olanı parçalamaya ve bölünmüş olanı bölmeye çalışan kimselerin olmasıdır. Daha ne zamana kadar bu parçalanmaya rıza göstereceksiniz? Daha ne zamana kadar düşmanlarınızın sizlerle alay etmesine izin vereceksiniz Allah aşkına?

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لا تَتَّخِذُوا الْكَافِرِينَ أَوْلِيَاءَ مِنْ دُونِ الْمُؤْمِنِينَ أَتُرِيدُونَ أَنْ تَجْعَلُوا لِلَّهِ عَلَيْكُمْ سُلْطَانًا مُبِينًا "Ey iman edenler! Müminleri bırakıp da kafirleri dost edinmeyin; (bunu yaparak) Allah'a, aleyhinizde apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz?" [Nisâ 144]

Devamını oku...

-Basın Açıklaması- Hayalet Para: Batı Piyasalarında Zorba Politikacıların Fiyatı

New York Times Gazetesi, 29 Nisan 2013 tarihinde yayınlanan en son sayısında, büyük torbalara, sırt çantalarına ve bazı durumlarda da plastik alışveriş torbalarına paketlenmiş Amerikan dolar destelerinin on yılı aşkın süredir her ay veya buna yakın bir zaman içerisinde, gerek ona gerekse satın aldığı eski silahlı guruplar veya mevcut demokratlar için rüşvet olarak Afgan Cumhurbaşkanı'nın ofislerine ulaştığını söylemiştir. Nitekim herkes, Afgan liderinin mevcut ve eski danışmanlarına göre Merkezî İstihbarat Teşkilatı tarafından [CIA] Hamid Karzai'nin başkanlık ofisine on milyonlarca dolar transfer edildiğinde bahsetmektedir. Zira 2002 yılından 2005 yılına kadar sayın Karzai'nin birim başkanlığında çalışan Halil Roman, şöyle demiştir: "Biz onu, "hayalet para" olarak adlandırıyorduk." Ayrıca bir Amerikalı yetkili de şöyle demiştir: "Amerika, Afganistan'da yolsuzluk yapanların ana destekçisidir." Nitekim son yıllarda yayınlanan çeşitli raporlar, "hayalet" para olarak adlandırılan ve çıkarlarını garantilemek için İran ve diğer ülkeler tarafından başkanlık ofisine teslim edilen milyonlarca doların örtüsünü ifşa etmişlerdir.

Hizb-ut Tahrir / Afganistan Vilayeti, "hayalet paraya" ve zorba piyasasında Afganistan'daki "kukla" yönetici ve liderler için belirlenen bu çok yüksek fiyatın, onları Ümmetin işlerini gözetmek yerine Amerikalı efendilerinin çıkarlarını garantilemek zorunda bıraktığına ışık tutmaktadır. Mesela Müşerref, bu çıkarları gerçekleştirmede başarısız olunca utanç verici bir şekilde bir kenara atılmıştır. Aynen insanın imal ettiği (demokratik) ideolojiyi uygulaması için "satın alınan" yöneticilerin çalışma durumlarında olduğu gibi. Zaten Bakanların koltuklarından her birinin, milletvekili ve hükümet arasında belirlenen bir fiyatı olduğu gibi illerdeki Bakanlık ve yerel ofislerde bulunan her müdürlük için de özel fiyatlar vardır. Aynı şekilde İçişleri Bakanlığı bünyesindeki merkez ve ofisler için de belirlenmiş fiyatlar vardır. Hatta şehir ve sokaklardaki kontrol noktaları ile buralardaki satıcılar bile hükümetin baltacılarına ödeme yapmak zorundadırlar.

Hizb-ut Tahrir Afganistan'daki Müslümanları, insanın imal ettiği bu fasit yaşam tarzına ve fasit yöneticilere karşı harekete geçmeye davet ediyor. Zira demokrasi, Batı'da bulunan insanî sorunları çözmede başarısız olduğu gibi şimdi de İslam topraklarında başarısız olmuştur. Bu yüzden Hizb-ut Tahrir sizlerden, kainatın Rabbinin vacip kıldığı gibi yaşam tarzımızı, Hilafet Devleti'nin olduğu sistemimizi ve hükümlerimizi geri getirmek için Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]'in çizgisi üzere benimsemiş olduğumuz siyasî ve fikrî mücadelemize katılmanızı talep etmektedir. Zira sadece bu metodu benimseyerek ahirette kurtuluşu gerçekleştirebiliriz.

أَلَمْ تَرَ إِلَى الَّذِينَ بَدَّلُواْ نِعْمَةَ اللّهِ كُفْرًا وَأَحَلُّواْ قَوْمَهُمْ دَارَ الْبَوَارِ، جَهَنَّمَ يَصْلَوْنَهَا وَبِئْسَ الْقَرَارُ "Allah'ın nimetine nankörlükle karşılık veren ve sonunda kavimlerini helak yurduna sürükleyenleri görmedin mi? Onlar cehenneme girecekler. O ne kötü bir karargâhtır!" [İbrahîm 28-29]

Devamını oku...
Bu RSS beslemesine abone ol

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER