Pazartesi, 06 Ramazan 1447 | 2026/02/23
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü

Pakistan Vilayeti: Üstad Saad Caferani'nin yeniden tutuklanması

  • Kategori Pakistan
  •   |  

17 Şubat 2013'de Ravalpindi'de Pakistan ordusunun bulunduğu şehir merkezinde Hizb-ut Tahrir Pakistan Vilayetinin düzenlemiş olduğu panele Keyani ve Zerdari yönetiminin korsanları baskın düzenleyerek, Hizb-ut Tahrir Pakistan Merkezi İletişim Koordinasyon Başkanı Üstad Saad Caferani ve paneli düzenleyen gençleri tutuklamışlardır. Üstad Caferani'nin tutuklanması Pakistan'ın başkenti İslamabad'da büyük kalabalıklara hitabından sonra gerçekleşmiştir.

Aşağıdaki kayıtta Üstad Caferani'nin ve kardeşlerinin mahkemeye sevk edildiği 18 Şubat 2013 Pazartesi günü gerçekleştirilen panel, panelde yapılan büyük etkinlik ve panelde Üstad Caferani'nin yapmış olduğu konuşma yer almaktadır.

Devamını oku...

Doğu Afrika: Şam Müslümanlarının zaferi için hitap

  • Kategori Video
  •   |  

Hizb-ut Tahrir Doğu Afrika Medya Bürosu Temsilcisi Üstad Şaban Muallim, mücrim Baas rejiminin ateşi altında mücadele eden Şam Müslümanlarının zaferine yönelik etkili bir konuşma yapmıştır. Konuşmasında Müslüman ordularına; Şam Müslümanlarının zaferi ve Hizb-ut Tahrir'in yeniden hilafet devletini ikame ederek, Allah’ın şeriatını tatbikle yeniden İslami hayatı başlatması için nusret vermelerine yönelik çağrıda bulunmuştur.

Salı, 9 Rabiulevvel 1434 H. elmuvafık 19 Şubat 2013 M.

Devamını oku...

Lübnan Otoritesinin, Tebasına Karşı Olan Zulümlerine Devam Etmesi Bölgedeki Geçmiş Tagutlarda Olduğu Gibi Sünnetullahın Onun Üzerinde de Gerçekleşeceği İçin Çöküşünün Yakın Olduğunu Müjdelemektedir

  • Kategori Lübnan
  •   |  

Sivil giyimli silahlı bir gurup, geçen Cuma günü Beka Vadisi'ndeki Arsal kasabasına girerek Cuma namazını eda etmek için giden şâb Halid Ahmed'i evinin önünde öldürmek için ilerlemiştir. Zira gurup, onun üzerine (43 el) ateş açmış, sonra onun işini bitirmiş, ardından da cesedini, Arsal'ın dağlarına doğru kasabanın dışına taşımıştır. Sonra bu silahlı gurubun, ordu istihbarat birimine bağlı olduğu söylenmiştir.

Lübnan'daki Müslümanlardan bir gurubun, özellikle de cesur ve mert olanların Şam ayaklanmasına destek verdikleri ve Lübnan içi ve dışındaki Esed rejiminin müttefiklerinin hedefi oldukları, daha doğrusu yerel araçlar yoluyla dışarıdan hedef alındıkları hiç kimseye gizli değildir. Nitekim bu hedef alınma, onların görüntülerini çarpıtmada ve baskı ve darp edilmelerini haklı çıkarmada ısrar eden yoğun medya kampanyaları gibi çeşitli şekillerde olmaktadır. Halbuki bu maksatlı kampanyalar, iğrenç taifeci dürtülerden başka bir şey değildir. Zira sözde Lübnan'da yerinden edilenlere zulmetmeye devam edilmesine karşıt olan hükümetin bakanlarının bu hususta, Müslüman olmalarından dolayı bunlar oluyor şeklinde yaptıkları açıklamaları bize çok uzak değildir. Bu hedef alınma, sadece iğrenç propaganda ile sınırlı kalmamakta, bilakis güvenlik rahatsızlıkları, kovuşturmalar, yargılamalar, dahası bireylere dönük suikastlar ve sadece Şam halkından olan mustazafları barındırdıkları ve onlara yardım ettikleri için beldelere ve şehirlere dönük suikast girişimleri gibi çok şiddetli ve tehlikeli şekilleri de kapsamaktadır. Nitekim kasap rejim, Lüban'daki şebbiharında bir duraklama gördüğünde Birleşmiş Milletleri'ndeki temsilcileri yoluyla medya kampanyalarını bizzat kendisi üstlenmektedir. Dahası bazı yerel şebbihaları, insanların güvenliğini tehdit etmek ve ülkeyi istikrarsızlaştırmak için büyük cürümsel bombalama planlarını uygulamaya başvurmaktadırlar. Şam tagutunun, ister Müslüman isterse diğerleri olsun Lübnan halkıyla ilgili tuzağını ve kurnazlığını kanıtlayan tüm bu kesin kanıtlara rağmen otorite, bu mücrim rejime karşı herhangi bir siyasî ve güvenlik önlemleri almamakta, bilakis direniş sloganlarını yükselten bu hükümetin en önemli bileşeni hala medya ve askerî destek aracılığıyla Şam tagutuna yönelik tam yanlılığını açıklamaya devam etmesi olmaktadır.

İnsanların adalet duyguları, siyasî otoritenin tüm güvenliklerini sağladığını, renk ile bölge arasından hiçbir ayırım yapmadığını ve onun toplumun güvenliğini korumak ve onu himaye etmek için endişelendiğini hissetmeleriyle başlar. Dolayısıyla terörizm, zulüm, insanları aşağılamak ve onlara baskı uygulamakla saygının kazanılması imkansızdır. Bilakis bu şekildeki uygulamalar vahim sonuçlar doğurmaktadır. Bu bağlamda nefislere nefret tohumları ekilmekte ve tek bir şehir ve tekbir aileden olan kardeş ve evlatların kavgalarına kapı aralanmaktadır. Zira siyasî otoritenin emirlerini yerine getiren ordu ve güvenlik birimi unsurlarının büyük bir kısmı, Arsal, Akkar, Trablusgarp, Dennie ve Şam ayaklanmasıyla birlikte sempatizan suçlamasıyla itham edilen diğer bölge halklarının kardeşleri ve akrabalarıdır! Dolayısıyla bizler, ordu ve güvenlik birimi içerisindeki unsurların ister Müslüman isterse başkaları olsun insanları hedef aldıklarını görmekten hoşlanmadığımız gibi ordu ve güvenlik biriminin tüm kasaba ve köylerin karşısında olduklarını görmekten de hoşlanmıyoruz.

İşte şerir Amerikan imparatorluğunun Büyükelçisi, Amerikan iradesini Lübnan'da karşıt olduklarını iddia eden kimselerin iradesiyle bir araya getirmek için şiddet yanlısı aşırıcı güçlerle birlikte anılan kimselerin takip etmesi için kışkırtmak amacıyla ordu komutanını aramaktadır. Bu da (1990) yılında Irak'ın vurulduğu İkinci Körfez Savaşı'ndaki uzlaşının, (2001) yılındaki Afganistan işgaline yönelik uzlaşının, (2003) yılındaki Irak işgaline yönelik uzlaşının ve en son Lübnan hükümeti ile politikalarının oluşturulması, özellikle de Şam ayaklanmasının bastırılması ve ayaklanma ile Lübnan ve diğer bölgelerdeki uzantılarının ortadan kaldırılmasıyla ilgili uzlaşının ardından Amerikan-İran uzlaşı listesinde yeni bir uzlaşı oluşturmak amacıyladır. Karşıt olmak bu mu yani?!

Biz de onlara Rabbimiz Subhânehu ve Te'âla'nın şu kavlini söyleriz:

أَمْ يَقُولُونَ نَحْنُ جَمِيعٌ مُنْتَصِرٌ سَيُهْزَمُ الْجَمْعُ وَيُوَلُّونَ الدُّبُرَ بَلِ السَّاعَةُ مَوْعِدُهُمْ وَالسَّاعَةُ أَدْهَى وَأَمَرُّ "Yoksa biz yardımlaşan bir topluluğuz mu diyorlar? O topluluk yakında bozulacak ve onlar arkalarını dönüp kaçacaklardır. Bilakis kıyamet onlara vadedilen asıl saattir ve o saat daha belalı ve daha acıdır." [Kamer 44-45-46]

Ey cesur halk ve ey Şam ayaklanmasının ensarları!

Size karşı entrika çevirenlerin farkında olun, komploculara karşı tek yumruk olun ve ordu unsurlarından olan kardeşlerinizi size karşı olmalarından sakındırın. Zira bu, fitne üzerine bir fitnedir! Yine bu yaygın şerri engellemek için otoritede "sizleri temsil ettiklerini iddia edenlere" baskı uygulayın ve Rabbiniz Azze ve Celle'nin kavline itaat edin:

 

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آَمَنُوا خُذُوا حِذْرَكُمْ "Ey iman edenler! Tedbirinizi alın." [Nisa 71]

 

Devamını oku...

-Basın Açıklaması- Hizb-ut Tahrir / Pakistan Vilayayeti'nin, Karaçi'deki Huzursuzluklara Dönük Siyasî Vizyonu Karaçi'nin Seviyesini Enerjileriyle Orantılı Şekilde Yükseltmeye Muktedir Olan Sadece Hilafet'tir

20 milyondan fazla nüfuza sahip olan Karaçi, nüfuz yoğunluğu dünyanın üçüncü şehri sayıldığı gibi nüfuz sayısı bakımından da Pakistan'ın en büyük şehri sayılmakta olup o, bir liman ve Pakistan'ın eski başkentidir. Karaçi'nin nüfusu Pakistan nüfuzunun onda birini oluşturmaktadır. Bundan dolayı Karaçi, Pakistan için siyasî ve ideolojik olarak güçlü bir destekçi sayıldığı gibi Orta Doğu Müslümanlarını bölgeye bağlayan bir deniz limanı da sayılır. Ayrıca ekonomik açıdan da o, tüm Pakistan bölgesinin temel hayat damarı sayılır. Zira Pakistan sanayisinin üçte birisi burada olup ekonominin canlılığı ve çeşitliliği olarak lanse edilir. Amerika ile siyasî ve askerî liderlikte bulunan ajanları, etnik rekabet ateşini tutuşturmaya devam etmek yoluyla Karaçi'nin yanması için çalışmaktadırlar. Zira onlar, sadece mevcut sömürgecilik ve demokratik rejimi korumuyorlar, dahası doğrudan temaslar yoluyla etnik temel üzerine örgütler inşa etmenin propagandasını da yapıyorlar. Ayrıca Karaçi'de,  Karaçi'de bulunan etnik partileri kullanmak yoluyla etnik temele dayalı nefret yangınını körüklemede özellikle Amerikan Konsolosluğu rol oynamaktadır. Hatta o, Karaçi'ye ulaşmak için terörizme yönelik savaşını genişletmek için hazırlanmaktadır. Hakeza sömürgeciler, şehirde bir kaos hali oluşturmaktalar ve ardından da onu, kendi çıkarlarına muhalefet etmek için hazırlananlara nihai bir tehdit olması için bir kılıf olarak kullanmaktadırlar. Aynen Amerika'nın Müslümanlara yönelik savaşına seslerini yükselten muhlis siyasilerle meydana gelenlerde olduğu gibi.

Hizb-ut Tahrir / Pakistan Vilayeti, Karaçi'nin halini, Yesrib'in haline benzetmiştir. Zira Yesrib, birtakım huzursuzluklara ve bölünmelere tanıklık etmiş ve İslam'a inanıp İslam Devleti'nin başkenti oluncaya kadar da ne bunlardan kurtulmuş ne de bir barış ve refah görmüştür. Aynı şekilde Karaçi de barışı sadece İslam'ın gölgesinde tanıyacaktır. Çünkü ırklarına ve mezheplerine bakmaksızın tüm Müslümanları bir araya getirecek olan İslam ve İslam akidesinden kaynaklanan kanunların olduğu şeriattır. Zira şeriat, Kur'an ve sünnette geçtiği üzere birtakım emirler ve nehiylerdir. Hilafet, yöneticiyi yönetilene veya başka bir ırka ya da mezhebe karşı üstün kılmaz. Demokrasi ise bunun aksine bölgelerdeki ve yöneticilerin yaşadığı veya yaşamlarında üzerine dayandıkları yerlerdeki güç merkezlerini geliştirip büyütmeye odaklanmaktadır. Dolayısıyla Hilafet, tüm insanların işlerini sahih bir şekilde gözetecektir. Bundan dolayı o, Karaçi şehrinin gelişmesi ve diğer büyük şehirlerin ihmal edilmesi için çalışmayacaktır. Bilakis sağlık ve eğitim gibi temel ihtiyaçlarının peşinde koşmak amacıyla büyük şehirlere olan göçü engellemek için küçük şehirlerin ve köylerin gelişmesi için de çalışacaktır. Hilafet Devleti'nde, etnik değil İslam temelinde siyasî partilerin kurulmasına izin verilecektir. Ayrıca siyasî partilerin, bireylerin ve hükümet yetkililerinin yabancı diplomatlarla bağlantı kurmalarına izin verilmeyecektir. Dolayısıyla fiili muharip kafir ülkelerin Büyükelçiliklerinin ve Konsolosluklarının tamamı kapatılacaktır.

 

Mülahaza: Bu siyasete ve Hizb-ut Tahrir'in Anayasa Mukaddimesi'ndeki ilgili anayasa maddelerine muttali olmak için aşağıdaki sitenin ziyaret edilmesi rica olunur:

http://htmediapak.page.tl/policy-matters.htm

Devamını oku...

-Basın Açıklaması- Hizb-ut Tahrir / Pakistan Vilayeti, Belucistan'daki Krizle Başa Çıkmak İçin Temel Yönergeler Yayınladı "Güvenliği ve Huzuru Sağlayacak ve Hurumatları Koruyacak Olan Hilafet'tir"

Hizb-ut Tahrir / Pakistan Vilayeti, Belucistan'daki mevcut bozukluklar hakkında temel yönergeler yayınlamıştır. Nitekim işkence, adam kaçırma ve öldürmenin de olduğu bu bozukluklar ile bu trajik sorunlar, İslam ümmetinin başının tacı yapıp koruduğu Belucistan'da meydana gelmektedir. Zira onun halkı İslam'a kucak açmış, tüm bölgesi İslamî Hilafet'in gölgesinde olmuş ve halkı da İslam'ı sevmiştir. Ayrıca onlar, sömürgeci İngilizlerin işgaline karşı şiddetli bir şekilde direnin asil ve muhterem bir halktır.

Hizb, bu yönergeleri yayınlamış, buna Arapça, İngilizce ve Urduca olmak üzere Hilafet Devleti'nin anayasa maddelerini de eklemiş ve Hilafet Devleti'nin Belucistan'ın ihmal edilmesine yol açan mevcut demokratik sistemi nasıl ortadan kaldıracağını, Hilafet'in demir yumrukla yöneten bir polisiye devleti olmadığını, Hilafet'in yaratıcıları Allahu [Subhânehu ve Te'âla]'nın kerim kıldığı tebasına zulüm, kaçırma ve işkence uygulamayacağını, bundan dolayı Hilafet'in en aziz olan İslam ile yönetmek yoluyla ırkına ya da mezhebine bakmaksızın tüm tebasının güvenini kazanacağını, tatbik etmiş olduğu her şeye dair Kur'an ve sünnetten deliller göstermek yoluyla tebasına güven vereceğini, bunun yanı sıra İslam'da Hilafet Sistemi'nin vahdet sistemi olup azınlık ya da çoğunlukta olduklarına bakmaksızın tüm tebasını aralarında hiçbir ayırım yapmaksızın yöneteceğini, ırkları ne olursa olsun İslam'ın tüm insanlar için bir rahmet olacağını, ümmetin Hilafet'in gölgesinde tek bir potada eriyeceğini ve gayrimüslim olan tebalar da adil davranması ve haklarını garantilemesi nedeniyle Hilafet Devleti'ne bağlı kalacaklarını açıklamıştır.

İslam, bozukluklara teşvik eden Belucistan ve Pakistan'daki sömürgeci varlığa son verecektir. Hilafet'e gelince; tüm konsoloslukları, Amerikan üslerini ve Büyükelçilikleri kapatmak ve tüm çalışanlarını sınır dışı etmek yoluyla bu bozuklukları kesin ve daimi bir şekilde ortadan kaldıracak ve her türlü etkilerini ortadan kaldırmak için yabancı güçlerle olan tüm ilişkileri de kesecektir.

Devamını oku...

-Basın Açıklaması- وَلاَ تَحْسَبَنَّ ٱلَّذِينَ قُتِلُواْ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ أَمْوَاتاً بَلْ أَحْيَاءٌ عِندَ رَبِّهِمْ يُرْزَقُونَ "Allah yolunda öldürülenleri sakın ölü sanmayın. Bilakis onlar diridirler; Rableri yanında rızıklara mazhar olmaktadırl

Hizb-ut Tahrir / Suriye Vilayeti, Şam ayaklanmasının kahramanlarından bir kahraman olan şehit Mikdad İbrahim el-Emin'in [Ebu Sutayyif] ölümünü ilan eder. Nitekim kendisine, 12.02.2013 Salı günü Halep'in kırsalındaki Es-Sefira şehrinde hain keskin bir nişancının kurşunu isabet etmiştir.

Nitekim kendisiyle, Medya Bürosu'nun 10.02.2013'de Halep'in kırsalında bulunan el-Etarib'de yaptığı ayaklanma faaliyetleriyle ilgili genel bir oturumun akabinde özel samimi bir görüşmeyi tamamlamak üzereydik ve onunla bir diyalog kurduk ve onu da kayıt altına aldık. Hatta onlar için Rablerine, ey Abdullah inşeallahuteala şehadeti kabul edilen merhumlardan olursun nidasında bulunan kimseler oldu. Ayrıca bizler onun, hayatının son günlerinde bizim yanımızda iki günden fazla oturduğunu bilmiyoruz!

Allah sana rahmet eylesin ey Eba Mustafa. Ve ey Şam ayaklanmasının yüzünün akı! Aynı yakınlıktaki güzel ahlaka sahip kaç mütevazi asil ruhlu kişilerden birisin acaba? Zira birisi seni gördüğünde, seni Allah için sevdiğinden dolayı seninle konuşurdu. Seni tebrik eder ve Allahu [Subhânehu ve Te'âla]'dan, senin O'nun katındaki konumunun şehitlerin efendisi konumunda olmasını temenni ederiz. Ey öncü kahraman, seni asla unutmayacağım. Nitekim ben seni tanıtmaya başlayıp sonra da kaydı tekrar baştan almak istediğimizde senin kulağıma fısıldadığın şu sözünü hiç unutmuyorum: "Benim hakkımda kahraman deme, zira ben öyle birisi değilim." Ben de tebessüm ederek sana şöyle bir cevap vermiştim: "Bilakis sizler kahramanlarsınız ve bizler de sizin gibilerin cesaretinden esinleniyoruz."

Şehit İbrahim el-Emin'i ve Halep kırsalındaki Şam'ın oğlunu tanıyan ve dayanaklı es-Sahhar köyünde doğan herkes onun hakkında şöyle derdi: Kendisi, çocukluğundan bu yana cesur, öncü, İslam'ı çok seven ve Hilafet'e aşık birisiydi. Zira o, Hilafet'i hayat sahasına yeniden getirmek için davet taşıyıcılarıyla birlikte ciddi ve ihlaslı bir şekilde çalıştı. Dolayısıyla o, takibata, tutuklamaya ve uzun yıllar mücrim Şam tagutunun cezaevlerinde işkenceye maruz kaldığı halde kalbinden ve dilinden ayrılma veya terk etme diye bir şey geçmemiştir. Nitekim cezaevinden çıkar çıkmaz doğruca İslam Devleti'ni kurmak için Şam tagutunun zulmüne karşı ayaklanan Şam halkına katılmıştır. Ayrıca samimiyetinden, ihlasından ve uyanık olmasından dolayı çevresindeki herkes onu çok severdi. Zira Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]'in  müjdesinin Dâr-ul İslam'ın merkezi Şam'a geri dönmesi için onların kalplerine sebat ve umut tohumları ekerdi. Ayrıca kendisi, Resulullah'ın râyesinden ayrılmayan birisi olarak tanınırdı. Zira arabasında, evinde ve gittiği her yerde onu dalgalandırır ve bizim bu râye için canımız feda olsun derdi. Zira râye, umut odağı ve umut nesnesi olup yaşamın ve hayatın kendisi için feda edilmeye layık olan da odur.

Allah sana rahmet eylesin ey Eba Mustafa! Yurdunu daha hayırlı bir yurt, ailene de daha hayırlı bir aile ile değiştirdin. Allah ailene, eşine ve çocuklarına sabır ve metanet versin. Allah'tan, Allahuteala'nın izniyle naim cennetlerinde bizi seninle seni de sevdiklerinle bir araya getirmesini temenni ediyoruz... Bizler senin ayrılmandan dolayı çok üzgünüz ey İbrahim! Ancak bizler, sadece Allahu Subhânehu'nun razı olduklarını söyleyerek O'ndan, katil Beşar ile ister kafir Batı ister Arap ve Müslüman yöneticiler olsun onunla birlikte olanların, onun arkasından duranların ve onu destekleyenlerin akıttığı zeki kanların intikamını almasını temenni ediyoruz. Yine Allahuteala'dan, hepimizin gözünü Nübüvvet Minhacı Üzere Raşidi Hilafet ile aydınlatmasını, bizleri izzetli düşmanlarımızı da zelil kılmasını temenni ediyoruz. Bu, Aziz olan Allah'a hiç zor değildir. Allah'tan geldik ve O'na geri döneceğiz.

Hizb-ut Tahrir / Suriye Vilayeti Medya Bürosu, Halep kırsalında bulunan es-Sahhara köyünde, şehidi kutlamak isteyenleri karşılamak için bir çadır kurmuş, burada Allah'ın yardımıyla bir takım etkinlikler ve bir takım konuşmalar yapılmıştır.

Allah Azze ve Celle, şöyle buyurmaktadır:

يَا أَيَّتُهَا النَّفْسُ الْمُطْمَئِنَّةُ  ارْجِعِي إِلَى رَبِّكِ رَاضِيَةً مَّرْضِيَّةً  فَادْخُلِي فِي عِبَادِي  وَادْخُلِي جَنَّتِي "Ey huzura kavuşmuş insan! Sen O'ndan hoşnut, O da senden hoşnut olarak Rabbine dön. (Seçkin) kullarım arasına katıl ve cennetime gir!" [Fecr 27-28-29-30]


Devamını oku...

Hizb-ut Tahrir / Pakistan Vilayeti'nin, Karaçi'deki Huzursuzluklara Dönük Siyasî Vizyonu

  • Kategori Pakistan
  •   |  

Hizb-ut Tahrir / Pakistan Vilayeti, nüfuz yoğunluğu bakımından dünyanın üçüncü şehri olan Karaçi'de devam eden huzursuzluklar hakkında aşağıda geçen siyasî vizyonu yayınladı.

1-Karaçi'nin, siyasî, ideolojik ve ekonomik bir güç olma imkanı olmasına rağmen Amerika'nın ardışık ajanları olan yöneticilerin dayattıkları bölünme politikaları nedeniyle bundan mahrum edilmektedir.

20 milyondan fazla nüfuza sahip olan Karaçi, nüfuz yoğunluğu bakımından dünyanın üçüncü şehri sayılmakta olup Karaçi'nin nüfusu Pakistan nüfuzunun onda birini oluşturmaktadır. Dolayısıyla Pakistan'da bulunan tüm etnik nüfuzu içermektedir. Nitekim Müslüman Peştunlar, Peşaver ve Kabil'den daha çok burada bulunmaktadırlar. Aynı şekilde burada, birçok Müslüman Beluciler ve Pencabiler de bulunmaktadır. Karaçi sakinleri, Urduca konuşan ve Hint Yarımadası'nın bölünmesi sırasında Hindistan'ın Kuzeyi'ndeki bölgelerden göç eden Hintli Müslüman göçmenlerdendir. Dolayısıyla bu Urduca konuşan Müslümanlar, beş yüz küsur yıl boyunca Hindistan Yarımadası'ndaki İslamî yönetimin sütunlarından oldukları gibi yaklaşık iki yüz yıl İngiliz işgaline karşı direnenlerin ilki olmuşlardır. Karaçi Müslümanlarının, sadece Pakistan'ın tüm bölgeleriyle doğal bir bağlantısı yoktur. Bilakis aynı şekilde onların Hindistan Müslümanlarıyla da bağlantıları vardır. Bundan dolayı Karaçi, Pakistan için siyasî ve ideolojik olarak güçlü bir destekçi sayıldığı gibi Orta Doğu Müslümanlarını bölgeye bağlayan bir deniz limanı da sayılır. Ayrıca ekonomik açıdan da o, tüm Pakistan bölgesinin temel hayat damarı sayılır. Zira Pakistan sanayisinin üçte birisi burada olup ekonominin canlılığı ve çeşitliliği olarak lanse edilir.

Yukarıda geçenlere binaen tüm bölgenin liderliğine doğal bir katkıda bulunmak için Karaçi'yi İslam temelinde birleştirmek yerine ardışık ajan yöneticiler, şehirde etnik ve taifeci bölünmeyi gözetmektedirler. Bu da devamedegelen çatışmalar nedeniyle şehrin felç olmasına yol açmaktadır. Yöneticilerin tüm bu yaptıklarına rağmen Karaçi, sürekli olarak Hindistan ile savaştan tutun gerek İslamî uyanıklık gerekse felaketler nedeniyle yardım etmek ve genel olarak hayırlı çalışmalarda bulunmak için çaba sarfetme gibi bölgede Müslümanlar için belirleyici olan hareketlerde ve girişimlerde önemli bir rol oynamıştır.

2-Siyasî mülahazalar: Aşağıdakilerden dolayı Karaçi'de demokrasi felce uğramıştır:

-Demokrasinin gerçeği; demokrasi, sadece otoritede bulunanların çıkarlarını garantilemektedir. Çünkü onlar, başkaları adına doğru ve yanlış kararını veren kimselerdir. Bundan dolayı o, bir yandan tüm sakinleri ihmal edip onları sorunların içerisinde boğulmaya terk ederken diğer taraftan da başkalarının haklarını gasbedenlere dair cezayı uygulayanları veya diğer herhangi bir cürümsel eylemleri korumaktadır. Zira Karaçi'deki mücrimler ve çeteler, siyasî kayırmacılık yoluyla devleti korumanın keyfini çıkarmaktadırlar. Dolayısıyla bu kayırmacılık, parlamentoda kanunlar ve icra emirleri çıkarmak yoluyla polis ve yargı gibi devlet organlarını da etkilemektedir. Dolayısıyla da demokrasi, menfaatçi güçlü guruplar ile devlet ve hükümet içerisindeki yasa koyucular arasındaki ilişkiye teşvik etmektedir. Bundan dolayı mücrimlerin, Karaçi'de ceza korkusu olmaksızın açık bir şekilde çalışmaları hiç şaşırtıcı değildir.

-İnsanların, özellikle de aynı şekilde demokraside bulunan bir özellik olan etnik azınlıkların bir araya gelmeye muhtaç olması, çoğunluğa sahip olan gurupların azınlıklara egemen olan partiyi tercih etmeleri nedeniyledir. Nitekim bu ırkçı partiler, haklar, devletin hissesi ve gelirleri için diğer guruplarla savaşmaktadırlar. Bu bakımdan devletin çeşitli vatandaşları arasında düşmanlıklar güçlendirilmekte ve toplumda bölünmeye teşvik edilmektedir. Hakeza Karaçi, on yıllardan beridir etnik rekabetin ateşiyle yanıp tutuşmaktadır.

-Amerika ile siyasî ve askerî liderlikte bulunan ajanları, etnik rekabet ateşini tutuşturmaya devam etmek yoluyla Karaçi'nin yanması için çalışmaktadırlar. Zira onlar, sadece mevcut sömürgecilik ve demokratik rejimi korumuyorlar, dahası doğrudan temaslar yoluyla etnik temel üzerine örgütler inşa etmenin propagandasını da yapıyorlar. Ayrıca Karaçi'de,  Karaçi'de bulunan etnik partileri kullanmak yoluyla etnik temele dayalı nefret yangınını körüklemede özellikle Amerikan Konsolosluğu rol oynamaktadır. Hatta o, Karaçi'ye ulaşmak için terörizme yönelik savaşını genişletmek için hazırlanmaktadır. Hakeza sömürgeciler, şehirde bir kaos hali oluşturmaktalar ve ardından da onu, kendi çıkarlarına muhalefet etmek için hazırlananlara nihai bir tehdit olması için bir kılıf olarak kullanmaktadırlar. Aynen Amerika'nın Müslümanlara yönelik savaşına seslerini yükselten muhlis siyasilerle meydana gelenlerde olduğu gibi.

3-Çatışmalara son vermek için meşru ihtiyati tedbirlerin alınması ve Karaçi nüfusunun çeşitliliğinin dikkate alınması:

Yesrib, birtakım huzursuzluklara ve bölünmelere tanıklık etmiş ve İslam'a inanıp İslam Devleti'nin başkenti oluncaya kadar da ne bunlardan kurtulmuş ne de bir barış ve refah görmüştür. Aynı şekilde Karaçi de barışı sadece İslam'ın gölgesinde tanıyacaktır. Çünkü ırklarına ve mezheplerine bakmaksızın tüm Müslümanları bir araya getirecek olan İslam ve İslam akidesinden kaynaklanan kanunların olduğu şeriattır. Zira şeriat, Kur'an ve sünnette geçtiği üzere birtakım emirler ve nehiylerdir. Hilafet, yöneticiyi yönetilene veya başka bir ırka ya da mezhebe karşı üstün kılmaz. Demokrasi ise bunun aksine bölgelerdeki ve yöneticilerin yaşadığı veya yaşamlarında üzerine dayandıkları yerlerdeki güç merkezlerini geliştirip büyütmeye odaklanmaktadır. Dolayısıyla Hilafet, tüm insanların işlerini sahih bir şekilde gözetecektir. Bundan dolayı o, Karaçi şehrinin gelişmesi ve diğer büyük şehirlerin ihmal edilmesi için çalışmayacaktır. Bilakis sağlık ve eğitim gibi temel ihtiyaçlarının peşinde koşmak amacıyla büyük şehirlere olan göçü engellemek için küçük şehirlerin ve köylerin gelişmesi için de çalışacaktır. Zira bu, nüfus yoğunluğuna yol açacaktır.

Ayrıca Hizb-ut Tahrir'in Anayasa Mukaddimesi'nin 7. maddesinde şöyle geçmektedir: "Devlet, İslamî tabiyeti taşıyan Müslüman ve gayrimüslim herkese, İslamî şeriatı aşağıdaki şekilde infaz eder: a-İslamî hükümlerin tamamı, Müslümanlar üzerine hiçbir istisna olmaksızın infaz edilir. b-gayrimüslimler inançlarında ve ibadetlerinde, genel nizamlar çerçevesinde serbesttirler."

-Hilafet Devleti'nde, etnik değil İslam temelinde siyasî partilerin kurulmasına izin verilecektir. Ayrıca siyasî partilerin, bireylerin ve hükümet yetkililerinin yabancı diplomatlarla bağlantı kurmalarına izin verilmeyecektir. Dolayısıyla fiili muharip kafir ülkelerin Büyükelçiliklerinin ve Konsolosluklarının tamamı kapatılacaktır.

Ayrıca Hizb-ut Tahrir'in Anayasa Mukaddimesi'nin 21. maddesinde şöyle geçmektedir: "Esasının İslamî akide olması ve benimsediği hükümlerin şeri hükümler olması şartıyla, yöneticileri muhasebe etmek veya ümmet yoluyla yönetime ulaşmak üzere siyasî parti kurmak Müslümanların hakkıdır. Parti kurulması için hiçbir izne ihtiyaç yoktur. İslam esası dışındaki her türlü kitleleşme ise yasaklanır."

-Toplumda İslam hakim olacağı gibi Pakistan'da bulunan tüm ırklara insaflı davranacak olan da İslam'dır. Zira öğretim ve medya sistemi, yöneticilerin konuşması ve onları muhasebe edenlerin hepsi dar asabiyetçiliği doğal bir şekilde ortadan kaldıracak olan İslam akidesinden kaynaklanan şeri hükümlere göre olacaktır. Buna rağmen ortada diğer bölgesel diller de olacaktır. Ancak devletin resmî dili sadece Arapça olacaktır. Çünkü Arapça, Kur'an ve İslam'ın dilidir. İşte bu rolünden dolayı ortaya çıkmasından bu yana Pakistan'da bulunan dil hakkındaki gerginliklere kesin bir şekilde son verecektir. Zira Hizb-ut Tahrir, Anayasa Mukaddimesi'nde geçen şu 8. maddeyi benimsemiştir: "Arapça, İslam'ın tek dilidir ve devletin kullanacağı tek dildir."

4-Siyaset: Karaçi'nin seviyesi, enerjileriyle orantılı şekilde yükselecektir.

İslam'ın kamil bir şekilde tatbik edilecek olması, bütün Müslümanların üzerinde ittifak ettikleri bir husustur. Dolayısıyla İslam, insanlar arasındaki uyumu sağlayacak, Karaçi'nin refahı için çalışacak, insanları etnik temelde rekabet edenlerden kurtaracak ve onları ihmale karşı da koruyacaktır. Ayrıca Hilafet, cinsiyet veya ırkçı veya dîni ve mezhepsel temelde bir ayrım yapmaksızın ülkenin dört bir tarafındaki tüm insanların işlerini gözetecektir.

İslam'a bağlı kamaları şartıyla siyasî partilerin kurulmalarına izin verilecektir. Dolayısıyla ortada ırkçılık temelinde gerilim tohumları olmayacaktır. Ayrıca parti üyelerinin yabancı diplomatlarla bağlantı kurmalarına izin verilmeyeceği gibi fiili muharip ülkelerin diplomatik misyonları da kapatılacaktır

Devamını oku...

Suriye Vilayeti: El Hatip’in Haince Girişimini Açığa Çıkarma Kampanyası

  • Kategori Video
  •   |  

Hizb-ut Tahrir Suriye Vilayeti, Muaz el-Hatip’in haince komplosunu açığa çıkarmak maksadıyla geniş çaplı bir kampanya düzenlemiştir. Zira El Hatip’in haince gizli anlaşması; Allah için halisane ve sadıkane bir şekilde gerçekleştirilmiş Suriye devrimini, koalisyona mâl etme ve gerekli ortamı  oluşturarak kafir batıyı yetkili kılmayı amaçlamaktadır.

2 Rabiussani 1434 Hicri, elmuvafık 12 Şubat2013, Salı

 

Şam Kırsalı Sika'da: el Hatip’in haince planını açığa çıkarma kampanyasından bazı kesitler.

 

 


Şam Kırsalı Kufr Batna'da: el Hatip’in haince planını açığa çıkarma kampanyasından  bazı kesitler.

 


Şam Kırsalı Humuriye'de:  el Hatip’in haince planını açığa çıkarma kampanyasından  bazı kesitler.

 



Şam Kırsalı doğu El Ğutada:  el hatip’in haince planını açığa çıkarma kampanyasından bazı kesitler.

Devamını oku...
Bu RSS beslemesine abone ol

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER