Cumartesi, 24 Şevval 1447 | 2026/04/11
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü

- Basın Açıklaması - İşgalci Kafirin İmal Ettiği Hükümet, Halkını Onurlandırıp Yüceltmek Yerine Onu Aşağılayıp Öldürmektedir!

Maliki liderliğindeki işgalci hükümet, 23 Nisan 2013 Salı günü şafak vakti büyük bir cürüm işlemiş, dahası Kerkük iline bağlı (Havice) ilçesinde bir katliam gerçekleştirmiştir. Bunu ise devasa mekanizmalar, çeşitli sınıflardaki silahlar ve uçaklarla desteklenen askerî kuvvetlerine oradaki oturmuş alanlara baskın düzenlemeleri için emirler vermek yoluyla yapmıştır. Nitekim bütün silahlardan yoksun olan ve Allah Azze ve Celle'ye iman etmekten başka silahları bulunmayan insanların üzerine ateş açılmış ve bu açıkça yapılan saldırı yüzünden onlarca kişi ölü ve yaralı düşmüştür. Dolayısıyla bizler, ölenlerin şehit olmasını ve yaralı olanlar için de acil şifalar temenni ediyoruz.

Ordu, tüm standartlarıyla utanç verici bir eylem yapmış olup askerî rütbelerinin yüksek olmasına rağmen ordu liderlerinin iftiralarının ve alçakça iddialarının hiçbir gerekçesi olamaz. Dolayısıyla bu, askerî onuru ve erkekliği zedeleyen bir durum olduğu gibi dahası sonsuza dek peşlerini bırakmayacak olan aşağılık ve utanç verici bir durumdur. Cesurluk, silahsız masumları öldürmek, sonra da yapmadıkları bir şeyden dolayı onlara iftira atmak mıdır yani?! O halde kendinizi, Allah'ın hiçbir şeyin gizli kalmayacağı bir gündeki şiddetli azabı için hazırlayın ve Subhânehu'nun şu kavlini iyice tefekkür edin:   وَمَن يَكْسِبْ خَطِيئَةً أَوْ إِثْماً ثُمَّ يَرْمِ بِهِ بَرِيئاً فَقَدِ احْتَمَلَ بُهْتَاناً وَإِثْماً مُّبِيناً "Kim bir hata veya günah işler de sonra onu bir suçsuzun üzerine atarsa, muhakkak ki, büyük bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmiş olur." [en-Nisâ 112]

Ey Onurlu Iraklılar!

Otoritenin medya organlarının, silahlı gurupların, eski rejimin kuyruklarının ve el-Kaide unsurlarının bulunduğu... ordunun da kendisini savunmak zorunda olduğu için ateş açtığı şeklindeki iddialarının yalan olduğu çok iyi biliyorsunuz. Bizler de deriz ki: Bunun, gerçekler karşısında duramayan açık bir yalan ve iftira, dahası Maliki'nin meşru haklarını talep edenleri kabarcıklar, isyancılar ve suçlular olarak nitelendirmeyi tasarladığı suçlamalardan ve nitelemelerden ibaret olduğunu çok iyi biliyorsunuz.... Nitekim halkının hayrını ve refahını isteyen herhangi bir yöneticinin yapmayı yakıştıramadığı ve protestocuları "sonunuz gelmeden önce son verin" şeklindeki bir sözle tehdit ettiği diğer bir kötülük listesi sizlere hiçte uzak değildir... O halde onların skandallarına sessiz kalarak, dahası onları seçerek günahlarınızı artırmayın. Zira onları tasdik etmenin günah olduğu gün yüzü gibi ortadadır. Dolayısıyla on yıllar boyunca süren musibetler, felaketler, güvenliğin ve en basit hizmetlerin bile yerine getirilmemesi, onları kaldırıp atmak, onları aşağılamak ve tüm ahlaksız rejimleri ile uzun yıllar boyunca Irak topraklarında yaşayanlar arasındaki kardeşliği ve muhabbeti parçalayan Amerika'nın küfür anayasası ve demokrasi hakkındaki iğrenç konuşmalarını kaldırıp atmak amacıya çalışmak için yeterlidir. Haydi o zaman Kerim Nebiniz [Aleyhi's Salatu ve's Selam]'ın kötü emirlerin tutumu hakkındaki nasihatine kulak verin. Zira o, şöyle buyurmuştur: أُمَرَاءُ يَكُونُونَ بَعْدِي لا يَهْتَدُونَ بِهَدْيِي، وَلا يَسْتَنُّونَ بِسُنَّتِي، فَمَنْ صَدَّقَهُمْ بِكِذْبِهِمْ وَأَعَانَهُمْ عَلَى ظُلْمِهِمْ فَأُولَئِكَ لَيْسُوا مِنِّي وَلَسْتُ مِنْهُمْ، وَلا يَرِدُوا عَلَيَّ حَوْضِي، وَمَنْ لَمْ يُصَدِّقْهُمْ بِكِذْبِهِمْ، وَلَمْ يُعِنْهُمْ عَلَى ظُلْمِهِمْ فَهُمْ مِنِّي وَأَنَا مِنْهُمْ، وَسَيَرِدُونَ عَلَيَّ حَوْضِي "Benden sonra birtakım emirler olacaktır. Onlar hidayetime uymazlar ve sünnetimi de takip etmezler. Her kim onların yalanlarını doğrular ve zulümlerinde onlara yardım ederse, işte onlar benden değildir ve ben de onlardan değilim! Onlar (cennetteki) havzıma gelemezler. Her kim de onların yalanlarını doğrulamaz ve zulümlerine de yardım etmezse, işte onlar bendendir ve ben de onlardanım! Havzıma gelecek olanlar işte bunlardır."

En son olarak kurtuluş, güvenlik ve onurlu hayat sadece Raûf er-Rahîm olan Rabbinizin şerî hükmü ile Nübüvvet Minhacı Üzere Raşidî Hilafet'in gölgesinde olacaktır. O halde yaratıcınızın şeriatına ve Nebiniz [Aleyhi's Salatu ve's Selam]'ın hidayetine geri dönün ki kurtuluşa eresiniz, dünyanın ve ahiretin saadetine nail olasınız ve halkların düşmanı ve küresel terörizmin lideri olan Amerika'ya boyun büken bir yönetim olan cahiliye yönetiminden beri olasınız.

أَفَحُكْمَ الْجَاهِلِيَّةِ يَبْغُونَ وَمَنْ أَحْسَنُ مِنَ اللهِ حُكْماً لِقَوْمٍ يُوقِنُونَ "Yoksa onlar hala cahiliye hükmünü mü istiyorlar. İnanan bir kavim için Allah'tan daha iyi hüküm veren mi vardır?!" [el-Mâide  50]

Devamını oku...

-Basın Açıklaması- Irak ve Afganistan: Eski-Yeni "Anzak" Mirasıdır

Avustralya hükümeti, -her yıl büyük bir coşkuyla kutladığı- "Anzak" ruhunu korumak için büyük bir çaba sarfetmekte ve bugün de buna ulusal bir kimlik vermeye çalıştığı gibi tarihini ve mefhumlarını da Avustralya'da yaşayan Müslümanlar da dahil Avustralya'daki herkes nezdinde birleşik ulusal bir karakter kılmaktadır.

Bu bağlamda Hizb-ut Tahrir / Avustralya, aşağıdaki hususları vurgular:

1-Günümüzdeki "Anzak" mirası, Avustralya'nın Irak ve Afganistan'a yönelik zalim işgale katılması ve Birinci Dünya Savaşı'nda sömürgeci İngiliz İmparatorluğu'nun arzuları için Avustralya güçlerinin istismar edilmesinden ibarettir. Irak ve Afganistan savaşındaki durum da aynı şekilde olmuş ancak bu defa Amerika'nın siyasî ve ekonomik çıkarları için olmuştur. Nitekim her iki durumda da beyan edilen gerekçe, "özgürlüğümüz için savaşıyoruz" yalanı olmuştur. Sanki özgürlük, başkalarına zulmetmeye dayalı değilmiş gibi.

2-Aslında eskiden İngiliz sömürgesi ve şuanda da bağımsız bir devlet olan Avustralya, Amerika ile Avrupa güçleri liderliğinde aldatmaya, sömürüye ve yıkıma dayalı uluslararası sistemi desteklemektedir. Dolayısıyla esas olarak "Anzak efsaneleri" gibi bu amaç için mide efsanelerine dayalı olan bu tür yüzeysel şovenizm kutlamaları gibi körü körüne çalıştığı iğrenç vakıa işte budur.

3-İslamî bakış açısından "Gelibolu Savaşı", Osmanlı Hilafeti'nin olduğu bir zamanda ittifak güçlerinin İslamî Şerî Otorite'ye saldırmasından ibarettir. Dolayısıyla Müslümanlar, Avustralya güçlerinin İslam dünyasına yönelik herhangi bir saldırıya katılmaları hakkında bir kutlamada bulunmamıştır...

4-Avustralya hükümeti, özellikle New York ve Londra bombalamalarının ardından Avustralya'daki İslamî okulları "Anzak" yıldönümünü kutlama faaliyetlerinde bulunmaya zorlamıştır. Halbuki bu, yabancı değerlerin ve tarihin Müslümanlara dayatılmasını temsil etmesinden dolayı kabul edilemez bir durumdur. Yoksa çocuklarımız yakında, Avustralya güçlerinin Irak ve Afganistan'daki "başarıları" için "bir dakikalık" saygı duruşunda mı durdurulacaktır?

5-Bizler Avustralya'daki insanları, aşağılık ulusalcı duygularını entellektüel gelişmişlik gibi en yüksek seviyeye getirmeye ve Avustralya'nın geçmişte ve şuanda dış savaşlara katılma vakıasını derin bir şekilde düşünmeye teşvik ediyoruz. Zira gaye, diğer halklara baskı yapılmasının ve Amerika ve İngiltere gibi yabancı güçlere ekonomik ve siyasi çıkarlar sunmak için bu ülkenin evlatlarının kurban verilmesine kayıtsız kalmanın yüceltilmesinden daha üstün olmalıdır.

Devamını oku...

İçkinin İlleti ve Haramlığı Hakkında

Hizb-ut Tahrir Emiri Şeyh Âlim Ata İbn Halil Ebu Raşta Tarafından Facebook Sayfası Takipçilerinin Sorularına Verilen Cevaplar

Soru Cevap

İçkinin İlleti ve Haramlığı Hakkında

Fahmi Barkous

Soru:

الأصل في الأشياء الإباحة ما لم يرد دليل التحريم “Haram kılıcı delil gelmedikçe eşyada asıl olan mubahlıktır“ Mal, bir eşyadır. Hakkında haram kılıcı bir delil gelmemiştir. Dolayısıyla aslı üzere kalır ki oda mubahlıktır. Örneğin, filan kişi bir mal çalarsa, çalma eylemi hakkındaki hüküm, haramlıktır Faili ise [filan kişi] günahkâr olur ve ona ceza gerekir. Kökeni açısından mala gelince, aslı üzere kalır ki o da mubahlıktır ve sahibine geri iade edilir. Malın taşınabilir veya taşınmaz olup olmadığına bakılmaksızın çalıntı şeyin hükmü budur. Özel kılıcı delil gelmediği sürece mal ile ilgili eyleme bakılmaksızın genel olarak mal mubah üzere kalır. Kim malı ondan hibe, hediye veya infak yoluyla alırsa, üzerine bir günah yoktur. Çünkü haramlık iki zimmete taalluk etmez. حُرِّمَتِ الْخَمْرُ بِعَيْنِهَا“İçki aynından dolayı haram kılınmıştır.” İçkinin aynı ise aslıdır. Yani içki, içki olduğu için haram kılınmıştır. Yani içkinin haramlığı, içkinin aslı ve içki ile ilgili hükümler hakkındadır [Satan, satın alan...] Ama nasıl oluyor da taşınabilir veya taşınmaz mala ilişkin haramlık, içki ve satışı ile ilgili olabiliyor? İçki ve haramlığı, malın haram olmasının illeti midir? Eğer böyleyse bardak ve benzeri şeyler ya da içki taşıyan kamyon, içki için kullanıldıktan sonra illet ortaklığına binaen kullanılmaları caiz olmaz. Lütfen açıklar ve bizi aydınlatır mısınız? Allah sizi korusun.

Cevap:

Evet, haram kılıcı delil gelmedikçe eşyada asıl olan mubahlıktır. İçkinin illeti, haramlığı, içki taşıyan kamyon ve içki konulan bardak hakkındaki sorunuza gelince, mesele şu şekildedir: Ebu Davud, Cabir ibn Abdullah’tan rivayet ettiğine göre Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve’s Selam şöyle buyurdu:مَا أَسْكَرَ كَثِيرُهُ، فَقَلِيلُهُ حَرَامٌ“Çoğu sarhoşluk veren şeyin azı da haramdır.”Hadiste illetin olmadığı açıktır. Sarhoşluk vermesi illet değildir. Çünkü içkiden az bir şey içilse ve içen de sarhoş olmasa, yine de haramlık söz konusudur ve içene ceza gerekir. Hadis, içkinin çoğu sarhoşluk veriyorsa, azını da haram kılıyor. Bu nedenle içkiden az bir şey içmek de haramdır. Ayrıca on sınıf hakkında da bir illet gelmiş değildir. el-Hâkim, Müstedreki’nde Abdullah ibn Abdullah İbn Ömer’den, babasından rivayet ettiğine göre Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: لَعَنَ اللَّهُ الْخَمْرَ، وَلَعَنَ سَاقِيهَا، وَشَارِبَهَا، وَعَاصِرَهَا، وَمُعْتَصِرَهَا، وَحَامِلَهَا، وَالْمَحْمُولَةَ إِلَيْهِ، وَبَايِعِهَا وَمُبْتَاعَهَا، وَآكِلَ ثَمَنِهَا “Allah içkiye ve doldurana, onu içene, sıkana yapılan yere, taşıyana, taşınana, satana, satın alana, fiyatını yiyene lanet etmiştir.” Hadiste hiç bir illetin geçmediği açıktır. Bu nedenle başkaları ona kıyas edilmez. Buna göre her sarhoşluk veren şey, içkidir. Azı da, çoğu da haramdır. Hadiste geçen on sınıfta illet olmadan haram kılınmıştır. Ancak bu hüküm mükellef olan için geçerlidir. Dolayısıyla kamyon sürücüsü için geçerlidir. İçinde içki taşınan kamyon veya içine içki konulan bardak için geçerli değildir. İçki ile ilgili hüküm, kamyon veya bardak ile ilgili değildir. et-Taberânî, Kebir’de Ebi Salebe el-Huşenî’den rivayet ettiğine göre أَتَيْتُ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللهِ: ... وَأَنَا فِي أَرْضِ أَهْلِ الْكِتَابِ وَهُمْ يَأْكُلُونَ فِي آنِيَتِهِمْ الْخِنْزِيرَ وَيَشْرَبُونَ فِيهَا الْخَمْرَ فَآكُلُ فِيهَا وَأَشْرَبُ...؟ ثُمَّ قَالَ صلى الله عليه وسلم: «...وَإِنْ وَجَدْتَ عَنْ آنِيَةِ الْكُفَّارِ غِنًى فَلَا تَأْكُلْ فِيهَا، وَإِنْ لَم تَجِدْ غِنًى فَارْحَضْهَا بِالْمَاءِ رَحْضًا شَدِيدًا ثُمَّ كُلْ فِيهَا“Ben Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in yanına vardım ve “Ey Allah’ın Elçisi ben Ehli kitap topraklarında yaşıyorum, onlar kaplarında domuz eti yiyorlar, içki içiyorlar, ben de o kaplardan yiyebilir miyim, içebilir miyim?” Diye sordum. Sonra Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem “Eğer kâfirlerin kaplarından başka bir kap bulabilirsen, onlar ile yeme. Eğer bulamazsan, onları su ile güzelce bir yıka sonra ye.” buyurdu.” Yani senin o kaplara ihtiyacın varsa ve başka bir kap da bulamıyorsan, onları iyice yıka.

Kardeşiniz Ata İbn Halil Ebu Raşta

Facebook sayfasının linki:

https://www.facebook.com/photo.php?fbid=220629058105179

H.11 Receb 1434

M.21 Mayıs 2013

Devamını oku...

Endonezya'da Hilafet konferansları devam ediyor...

  • Kategori Endonezya
  •   |  

 

268810_10151451455256958_1820065928_n

 

Hizb-ut Tahrir Endonezya tarafından 19 Mayıs günü Makassar şehrindeki Andi mattalatta stadyumunda 50.000 kişinin katıldığı konferans gerçekleştirildi.

 

 

Mayıs ayının başından beri Endonezya'nın farklı şehirlerde 10 binlerce müslümanın katıldığı 30'dan fazla gerçekleştirilen Hilafet konferanslarının, açıklanan programa göre sonuncusu, 2 Haziran 2013'te başkent Cakarta'da bulunan olimpiyat stadında 100.000 müslümanın katılımıyla gerçekleştirilmesi hedeflenmektedir.

 

 

Konferansın tanıtım videosu;


 

Hizb-ut Tahrir Endonezya'nın sözcüsü İsmail Yusanto'nun konuşması (ortadaki)

VİP tribününden görüntüler

Katılımcılar Stadyum Açılana Kadar Dışarıda Beklediler

Üstat Syahrir Nuhun, Hilafet hakkında etkileyici bir konuşma yaptı

fotoğraflar için tıklayınız...

 

Komunitas Rindu Syariah & Khilafah

Al Khilafah

Devamını oku...

Bazılarının İrtikaz (Dayanak) Noktasının Sadece Suriye’de Olacağına Dair Kanaati Hakkındaki Sorunun Cevabı

(Hizb-ut Tahrir Emiri Şeyh Âlim Ata İbn Halil Ebu Raşta Tarafından Facebook Sayfası Takipçilerinin Sorularına Verilen Cevaplar Silsilesi)

Bazılarının İrtikaz (Dayanak) Noktasının Sadece Suriye’de Olacağına Dair Kanaati Hakkındaki Sorunun Cevabı

Fehmi Barkus’a

Soru:

Esselemu Aleykum… Soru: Kerim kardeşim, Hizb-ut Tahrir gençleri başta olmak üzere pek çok Müslümanın kafasında soru işareti oluştu. Ancak bu soru, irtikaz (dayanak) noktasının sadece Suriye’de olacağına dair bir mefhum ve kanaate dönüştü ve Mustafa’nın hadislerinden, bazen de sahabenin sözlerinden şeri delillere başvurulmaya başlandı.

Cevap:

Fehmi Barkus’a

Ve Aleykumselam ve Rahmetullahi ve Berakatuh.

Daha önce, H. 07 Zilhicce 1433 M. 23/09/2012 tarihinde bu konu hakkında gençlere bir cevap göndermiştim. Onda şöyle geçmektedir:

(… Bizler, Raşidi Hilafet’in Şam’da veya Şam dışında geri döneceğinden eminiz ve burada veya orada çalışmaya devam ediyoruz, ümitsizliğe kapılmıyoruz ve Allah’ın rahmetinden ümidimizi kesmiyoruz. Her geçen gün bizi, Allah Subhanehu’nun kurulmasını taktir ettiği zamana daha da yaklaştırmaktadır Dolayısıyla gençler bu hususu çok iyi bilmelidir. Şayet Allah burada olmasına hükmederse, başlangıçta Şam’da istikrar bulması bir hayırdır. Şayet Subhanehu orada olmasına hükmeder, sonra Şam’a ulaşır ve orada istikrar bulursa bu da bir hayırdır. Her iki durumda da Daru’l İslam’ın merkezi olacaktır. Tüm buna ve ona rağmen, Allah’ın vaadi gelinceye kadar bu yolda tüm gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz. Bizler ayaktayız ve gözlerimizi, kalplerimizi ve azimlerimizi aziz olan Allah’ın nusretine diktik: Dünyanın ve ahiretin kurtuluşu budur ve en büyük kurtuluş da işte budur.            

Şüphesiz Müslümanların Hilafetinin nerede kurulacağını en iyi bilen Allah Subhanehu’dur. Nitekim Allah’ın Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mekke’de yıllarca çalıştı ve kabilelerden birçok kez nusret talep etti. Zira Allah’ın Rasulü Salavatullahi ve Selamuhu Aleyh, devletin Mekke’de kurulmayacağını ve nusretini talep ettiği kabilenin hangisi olacağını bilmiyordu…Nitekim Medine’den bir grup geldi, ondan sordular, ardından bir yıl sonra on iki kişi olarak geldiler ve Birinci Akabe biatını yaptılar. Bunun ardından yetmiş üç erkek ve iki kadın olarak geldiler ve ona, İkinci Akabe biatı olan nusret biatını verdiler… Böylece devlet, Medine-i Münevvere’de kuruldu.

Şüphesiz bizim, yapmış olduğumuz amellerimizden dolayı nefsimizi muhasebe etmemiz gerekiyor: Bunlar, tereddütsüz, ciddi olarak, özenle, dürüst ve ihlaslı bir şekilde şeri hükümlere göre midir yoksa bir hata var mıdır… Dolayısıyla kıyamet günü hesaba çekilmeden önce kendimizi muhasebe etmemiz gereken şey işte budur. Sonuçlara gelince; Şayet hızlı bir şekilde gerçekleşirse bu Allah’ın fazlındandır. Yok eğer Allah’ın bildiği vakte kadar gecikirse aynı şekilde Elhamdulillah… Her iki durumda da Allah’ın rahmetinden ümidimizi kesmeyiz ve ümitsizliğe kapılmak da doğru değildir. Zira bizler, Allah’ın haklarında şöyle buyurduğu kimselerin torunlarıyız: يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اصْبِرُوا وَصَابِرُوا وَرَابِطُوا وَاتَّقُوا اللَّهَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ  “Ey iman edenler! Sabredin; (düşman karşısında) sebat gösterin; (cihad için) hazırlıklı ve uyanık bulunun ve Allah'tan korkun ki kurtuluşa erişebilesiniz.” [Âl-i İmrân - 200] Aynı şekilde Kavi ve Aziz olan Allah onlar hakkında şöyle buyurmuştur: وَعَدَ اللَّهُ الَّذِينَ آمَنُوا مِنكُمْ وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَيَسْتَخْلِفَنَّهُم فِي الْأَرْضِ كَمَا اسْتَخْلَفَ الَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ وَلَيُمَكِّنَنَّ لَهُمْ دِينَهُمُ الَّذِي ارْتَضَى لَهُمْ وَلَيُبَدِّلَنَّهُم مِّن بَعْدِ خَوْفِهِمْ أَمْنًا يَعْبُدُونَنِي لَا يُشْرِكُونَ بِي شَيْئًا وَمَن كَفَرَ بَعْدَ ذَلِكَ فَأُوْلَئِكَ هُمُ الْفَاسِقُونَAllah, içinizden, iman edip de salih ameller işleyenlere, kendilerinden önce geçenleri egemen kıldığı gibi onları da yeryüzünde mutlaka egemen kılacağına, onlar için hoşnut ve razı olduğu dinlerini iyice yerleştireceğine, yaşadıkları korkularının ardından kendilerini mutlaka emniyete kavuşturacağına dair vaatte bulunmuştur. Onlar bana kulluk eder ve bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar. Artık bundan sonra kimler inkâr ederse, işte onlar fasıkların ta kendileridir.” [Nûr 55] Yine Rahman ve Rahim olan onlar hakkında şöyle buyurmuştur: وَاذْكُرُوا إِذْ أَنْتُمْ قَلِيلٌ مُسْتَضْعَفُونَ فِي الْأَرْضِ تَخَافُونَ أَنْ يَتَخَطَّفَكُمُ النَّاسُ فَآوَاكُمْ وَأَيَّدَكُمْ بِنَصْرِهِ وَرَزَقَكُمْ مِنَ الطَّيِّبَاتِ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَHatırlayın ki, bir zaman siz yeryüzünde aciz tanınan az (bir toplum) idiniz; insanların sizi kapıp götürmesinden korkuyordunuz da şükredesiniz diye Allah size yer yurt verdi; yardımıyla sizi destekledi ve size temizinden rızıklar verdi.” [Enfâl - 26] Dolayısıyla sadece “bize yer yurt vermekle” kalmayacak, dahası “yardımıyla destekleyecek” ve aynı şekilde “bize temizlerinden rızık verecektir.” Alemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun…  

Bizler, ister burada, ister orada, ister Şam’da, isterse de Şam dışında olsun çalışmak için hiçbir çabadan kaçınmayız. Zira kalplerimiz, Allah zikrinden ve dünya ve ahiretteki yardımından mutmaindir.  إِنَّا لَنَنْصُرُ رُسُلَنَا وَالَّذِينَ آمَنُوا فِي الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَيَوْمَ يَقُومُ الْأَشْهَادُŞüphesiz rasullerimize ve iman edenlere, hem dünya hayatında, hem şahitlerin şahitlik edecekleri günde yardım ederiz.” [Mümin Suresi - 51] O halde ciddi bir şekilde çalışın, Allah’ın zikrinden mutamin olarak ve Kavi ve Aziz olan Allah’ın yardımına güven duyarak hareket edin. قُلْ عَسَى أَنْ يَكُونَ قَرِيبًاDe ki: Yakın olsa gerek!” [İsra - 51]

Kardeşiniz H. 10 Receb 1434
Ata İbn Halil Ebu Raşta M. 20 Mayıs 2013

 

Cevaba, emirin aşağıdaki web sitesinden bağlanabilirsiniz:

http://archive.hizb-ut-tahrir.info/arabic/index.php/HTAmeer/QAsingle/3333

Devamını oku...

Özbekistan Konferansı Yapıldı

  • Kategori Video
  •   |  

Özbekler Birliği, Andican Katliamı'nın 8. yıl dönümünde Üsküdar Bağlarbaşı Kültür Merkezi'nde "Özgür Özbekistan" konulu konferans düzenledi.

Özbekistan Devlet Başkanı İslam Kerimov’un ülkede gerçekleştirdiği baskı, katliam ve zulümleri gündeme getirmek için düzenlenen ikinci uluslararası konferansa Özbekistan Halk Hareketi (ÖHH) ÖHH Başkan Vekili Namaz Nurmumin, ÖHHTürkiye Başkanı Alibey Yolyahşi, İngiltere Özbekistan eski Büyükelçisi ve “Semerkant’ta Ölüm” kitabının yazarı Craig Murray, Fergana News Editörü Daniil Kislov, Özgür-der başkanı Rıdvan Kaya, İmkan-der başkanı Murat Özer, Özbekler Birliği Başkanı Adem Çevik, Gazeteci yazarlar Abdurrahman Dilipak, Ahmet Varol, Faruk Köse ve  Köklü Değişim Dergisi Yazarı Mahmut Kar katıldı.

Konferans'ı selamlama konuşması ile başlatan ÖHH Türkiye Başkanı Alibey Yolyahşi'de sonra Fergana News editörü Daniil Kislov, Andican katliamlarının gerçekleştirildiği dönemde bölgede zor şartlarda habercilik yaptıklarını ve Özbekistan yönetiminin tüm engellemelerine rağmen bu olayları medyaya servis etmeyi başardıklarını söyledi.

Daha sonra söz alan Özbekistan Halk Hareketi Başkan Vekili Namaz Nurmumin ise, “Andican Olaylarında toplanan millet, orada bizim halkımızın vekilleri sade insanlar, sadece insan haklarını isteyerek ortaya çıkmışlardı ancak 2005 yılında bilindiği gibi Gürcistan, Ukrayna ve Kırgızistan’da çeşitli renklerde, şimdi 'Arap Baharı'nda olduğu gibi bir baharlar dönemiydi ve bu Kerimov diktatörlüğü tarafından halk da Özbekistan’da böyle bir devrim yapmasın diye yapılan bir katliamdır. Bu katliamdan sonra oraya medya girememiştir. Bu olayın kimse tarafından bilinmemesi için yapıldı. Bu da bunun cinayet olduğunun başka bir delilidir” dedi.

İngiltere Özbekistan eski Büyükelçisi ve “Semerkant’ta Ölüm” kitabının yazarı Craig Murray ise konuşmasında yoğunlukla Özbekistan yönetiminin ülkedeki tüm ticari şirketlere ve muhalif hareketlere yönelik baskı uygulamalarından bahsetti. Özbekistan hükümetinin 1999 da ki Taşkent patlamalarını bizzat kendisinin planladığını ve düzmece bir senaryo ile patlamaları Müslümanlara mal etmeye çalıştığını ifade etti. Özbekistan hakkında ABD, İngiltere ve Nato'nun tek önemli siyasetinin Afganistan savaşında Özbekistan üsleri ve kara sahasının kullanılması kadar olduğunu söyleyen Murray, batının Müslümanların kanı ve özgürlüğü için hiç bir şey düşünmediğini dile getirdi.

Özgür-der Başkanı Rıdvan Kaya Özbekistan diktatörlüğünün Müslümanlara yönelik uygulamaya koyduğu baskı ve zulümlere sessiz kalan Dünya'nın aynı şekilde Suriye meselesinde de sessizliğini devam ettirdiğini ifade etti. İmkan-der başkanı Murat Özer ise Özbekistanlı Müslümanların bu gün Suriye'de katil baas rejimine karşı savaştıklarını ve şehit olduklarını ifade ederek bu Müslümanlarda büyük bir özgüven varlığına dikkat çekti ve  son 100 yıldır yaşadığımız başsızlığımızın en önemli sebeplerinden birsinin özgüven sorunu olduğunu ifade etti.

Program'da Kerimov yönetiminin çok ağır zulümlerine ve baskılarına maruz kalan ve 8000  üyesi cezaevlerinde olan Hizb-ut Tahrir özelinde Özbekistan'ı değerlendiren Köklü Değişim Dergisi Yazarı Mahmut KAR, Özbekistan halkının kominizimden kurtulması sonrasında İslam'a çok sıcak bir şekilde dönüş yaptığını ve bağlandığını söyledi.Özbekistan yönetiminin Müslümanlara yönelik baskılarını artırdığı 1995'li yılların Hizb-ut Tahrir'in Özbekistan'da çalışmaya başlaması ve çok hızlı faaliyet göstermesi ile paralellik arz ettiğini de ifade eden Kar, Hilafet projesinin Hizb-ut Tahrir ile Özbekistan'a nasıl ulaştığının cevabını şöyle verdi: 1994-95 li yıllarda Türkiye'de Üniversite eğitimi alan özbek gençlerin Hilafet düşüncesi ve Hizb-ut Tahrir ile Türkiye'de tanıştıklarını ve Özbekistan'a  götürdüklerini söyledi.

Mahmut Kar konuşmasında Özbekistan'da ağır cezalara mahkum edilen, cezaları bitmiş olmasına rağmen gerekçesiz bir şekilde ceza süreleri uzatılan ve cezaevlerinde ölüme mahkum edilen Hizb-ut Tahrir üyesi Müslümanların yaşamlarından bazı örnekler verdi.

Konuşmasının son bölümünde Özbekistan yönetiminin Müslümanlara yönelik bu baskı, zulüm ve katliamlara varan uygulamalarının asıl sebebine ve Uluslararası güçler ile bağlantısına da değinen Kar şunları söyledi. "Özbekistan ve toplamda Orta Asya kominizimden kurtulup İslam ile buluştuğu ve bu buluşmayı da İdeolojik İslam düşüncesi ile bağladığı için zulüm ve baskı görüyor. Dolayısıyla Demokrasi ve özgürlük kavramları üzerinden Özbekistan özgürleştirilemez.  Diktatör Kerimov'un bu baskı ve zulümlerine ABD, Avrupa ve Rusya sessiz kalmaktadır. Türkiye'de sessiz kalmaktadır. Çünkü bu ülkeler bu bölgede Hzb-ut Tahrir liderliğinde  İslami Hilafet Devleti projesinin  yayılmasını istememektedir."  dedi.

Program tüm tebliğcilerin sunumları sonrasında toplu fotoğraf ile son buldu.


 

Fotoğraflar için tıklayınız...

Devamını oku...

Mehmet Hanifi Ergin'in Ailesinden Açıklama...

  • Kategori Türkiye
  •   |  

Geçtiğimiz günlerde Erzurum'da gerçekleştirilen şafak baskınlarıyla tutuklanan Hizb-ut Tahrirli Müslümanlardan Mehmet Hanifi Ergin kardeşimizin ailesi tüm bu yaşanan haksız ve hukuksuz tutuklamalar karşısında tepkilerini dile getirdi.

Mehmet Hanifi Ergin'in babası oğlunun kötü bir şey yapmadığını sadece bir Müslüman olarak Allah'ın kendisinden istediğini, Rasulullah'ın gösterdiğini yaptığını, silahla, şiddetle hareket etmediğini belirtti.

Mehmet Hanifi Ergin'in annesi oğlunun Allah yolunda çalıştığını adam öldürmediğini, hırsızlık yapmadığını belirtti ve bütün ailesinin Müslüman olarak Allah'ın rızasını kazanma uğrunda çalıştığını ifade etti.

Oğlunu haksız yere tutuklayanların da Müslüman olduğunu ve bunun hesabını Allah'ın huzurunda vereceklerini söyledi.

Mehmet Hanifi Ergin'in kızı ise babasının terörist olmadığını tek isteğinin Hilafet olduğunu, bunun ise suç olmadığını, kendisi ve ailesinin de Hilafet istediğini belirtti ve kardeşleriyle birlikte babalarını geri istediklerini söyledi.


Devamını oku...

Sömürgecilerin Hilesi ve Ümmetin İradesi Arasındaki Tunus Devrimi

  • Kategori Video
  •   |  

Hizb-ut Tahrir / Tunus Sfaks Kenti Bab'ul Divan'da ''Sömürgecilerin Hilesi ve Ümmetin İradesi arasındaki Tunus Devrimi'' başlığı altında halk gösterisi gerçekleştirmiştir. Gösteride Üstad Rauf Elamiri, Üstad Omar Alarabi, Üstad Mekki B. Said, Üstad Salim Misbah, Üstad Rıza Bilhac ve Üstad Arabi Karbaada birer konuşma yapmışlardır. Ayrıca gösteride birbirinden hoş İslami marşlar terennüm edilmiştir.

1 Receb 1434 H., elmuvafık 11 Mayıs 2013 M.

 


 

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Bürosu Vekilinin Raporu:

 


 

 

Birinci bölüm:

 

İkinci bölüm:

 

Üçüncü bölüm:

 

Dördüncü bölüm:

 

Beşinci bölüm:

 

**********************************

 

İslam ümmeti marşı:

 

Asla eğilmeyeceğiz marşı:

 

Devamını oku...
Bu RSS beslemesine abone ol

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER