Pazar, 18 Şevval 1447 | 2026/04/05
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü

Şam ve Devrimi Hakkındaki Sorunun Cevabı

(Hizb-ut Tahrir Emiri Şeyh Âlim Ata İbn Halil Ebu Raşta Tarafından Facebook Sayfası Takipçilerinin Sorularına Verilen Cevaplar Silsilesi)

Şam ve Devrimi Hakkındaki Sorunun Cevabı

Ebu El-Abed El-Ensârî’ye

Soru:

Esselamu Aleykum, Faziletli Şeyh Allah sizi korusun, size iyilik versin ve zafer nasip etsin. 

Hizb-ut Tahrir’e bir mesaj,

Esselamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuh,

Genellikle bizler, meselelerde ayrıntıya giriyor, muayyen bir anlayış veriyor, buna binaen bir fikir ortaya koyuyor, vakıayı iyi bir şekilde okuyor ve bu hususta güvendiğimiz kişilerden doğru olan görüşün ne olduğuna bakıyoruz. (Lider her zaman doğru sözlü olur ve halkına asla yalan söylemez.) Allah sizi hayırla mükafatlandırsın. Ancak ben, direk konuya gireceğim ve benim mesajımda tek bir sorum olacak.     

Hizib, Şam devrimine destek vermek için İslam ülkeleri ve başkentlerindeki kamuoyunu ne zaman harekete geçirecek?

Bir kişi, devrimin gidişatını, izlediği yolu ve gelecekte geçeceği aşamaları okumanın, devrimin vakıasına, durumuna ve özellikle devrimin lehine olan sürprizlerden ve devrim için hazırlanan tuzaklardan onu bekleyen hususlara göre çözüm üretebileceğini söyleyebilir. Dolayısıyla bizim, her aşamanın vakıasını, ona dair gelişmelere ve onunla ilgili uluslararası durumun yansımalarına göre okumamız kaçınılmazdır.    

Hiç şüphesiz olayların hızı güçlü bir şekilde tırmanmaya ve bıçağın kemiğe dayanma aşamaları gittikçe artmaya başladı ki ya sabredeceksin, ya bu devrimin karşılığını sadece Allah Azze ve Celle’den bekleyeceksin ya da baş düşman ve araçlarından önce dost ve akrabalar tarafından uygulanan baskı ve komploları yumuşatacaksın.    

Kısaca cevap verirsek, Şam devriminin güzel, mübarek ve muhlis bir devrim olduğunu, ancak ona ve evlatlarına tutunanların kötülüklerinden uzak olmadığını ve bunun sadece Ulusal Konsey veya Ulusal Koalisyon gibi siyasi odaklarla sınırlı olmayıp bilakis askeri konseyler içerisindeki askeri oluşumlara kadar uzandığını söyleyebiliriz.

Müslümanlar olarak, güven duyduğumuz kişileri, onların samimiyetlerini ve ümmet içerisindeki çalışmalarını sorup sorgulamamız hakkımızdır. Zira Allah Azze ve Celle’den sonra, liderlik ve gençler olarak bu ümmetin umudu sizlersiniz.    

Daha önce soru olarak bahsetmiştim, bu soruya dayalı olarak şöyle bir düşüncem de var: 

Sözlerimin herhangi bir kimse tarafından dikte edildiği şeklinde anlaşılmamasını rica ediyorum. Çünkü biz sizden öğreniyoruz. 

İslam dünyasını harekete geçirmek, ümmetin canlanmasını, bu ümmetin uyanışını ve bir çıkış yolu ya da bir yol bulmak için aramanız gereken tüm yollar sayesinde ümmetin Şam’daki halkına yardım etmesini sağlamaz mı? 

Bu, ümmetin bir bütün olarak kendileriyle birlikte olduğunu gördüklerinde Şam halkının istikrarını ve kararlığını güçlendirmek için olumlu bir sonuç doğurmaz mı? Böylece özellikle hain koalisyonun ve tırmanan muhalefetin yol açtığı bu kayıtsızlığın ve cesaretsizliğin ardından Allah’ın izniyle güçleri artacak, kendilerini güçlü hissedecekler, istikrar ve kararlılıkları da artacaktır.      

Sonra özellikle başta Amerika olmak üzere kafir Batılı ülkelerden oluşan düşmanlarının karşısında varlığını kanıtlamak için ümmetin safı birleşecektir. Dolayısıyla bunun, içeride devrime ve ardından da çeşitli mevcudiyetleri olan ümmetin tamamına yönelik olumlu yansımaları olmaz mı? Böylece Amerika’ya, tek bir ümmet olduğumuza, kalkınmayı benimsediğimize, devrimlerimizi aşıp meyvelerini toplayamayacaklarına ve sahip olduğumuz her şeyle karşı koyacağımıza dair güçlü bir mesaj da vermiş oluruz.      

Sevgili Şeyhim, Allah sizi korusun ve gözetsin ve size, hayır, bereket ve Allah’ın izniyle sizin elinizle ilan edilecek açık ve büyük bir fetih nasip etsin. Kendisinden başka ilah olmayan Allah’a yemin ederim ki; Allah’ın izniyle sizinle tek bir el olacağız. 

Şayet doğru söylemişsek Allah’tan, hata yapmışsak kendimden ve Şeytan’dır ve mazeretim Allah Azze ve Celle’yedir.

Kardeşiniz Ebu El-Abed El-Ensârî / Beytu’l Makdis – Filistin

Cevap:

Kerim kardeşim Ebu El-Abed El-Ensârî

Ve Aleykumselam ve Rahmetullahi ve Berakatuh.

Kerim bir kardeşin, kerim bir mesajı olan mesajını aldım…

Şam ve devrimi meselesine gelince; bildiğiniz gibi Hizb ve vilayetlerinden en çok yayın yaptığımız bölge, Şam bölgesidir. Dolayısıyla hiçbir boşluk bırakmadan olabildiğince gerekli açıklamaları yaptığımız gibi sadece okunmasıyla yetinmedik, dahası sesli olarak da dile getirdik…

Şam’da cereyan edenlerin hepsinin temiz olmadığına gelince; bu doğrudur. Daha önce bunu açıklamıştık. Dolayısıyla orada olup bitenlerin vakıası aşağıdaki şekildedir:

- Batı kültürüne aldanan, onun fikir ve mefhumlarıyla yoğrulan, onun söylediğini söyleyen ve dini devletten ayıran Laik, demokratik, sivil devlet çağrısı yapan küçük bir grup vardır…

- Bu küçük gruptan daha fazla sayıya ve ağırlığa sahip olan başka bir grup daha vardır ki… onlar da gözlerine perde çekilmiş Müslümanlardır: Bunlar, İslam’ı seviyorlar, Hilafeti istiyorlar ve Allah’ın Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in râyesinden hoşlanıyorlar ancak sömürgeci ülkelerin kışkırtmalarından korktukları için sevdiklerini ve hoşlandıklarını açıklayamadıkları gibi vatancıların kışkırtmalarından korktukları için de râyeyi kaldıramıyorlar! 

- İslami yönetime çağrıda bulunan iki kısım grup vardır:

Maddi eylemleri kullanan ve İslami yönetime çağrıda bulunan ancak mevcut vakıada olduğu gibi İslam’ın fikirleri ve hükümleri hakkında tam ve doğru bir bilince sahip olmayan bir grup.  

Allah’ın Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in takip ettiği metot yoluyla İslami bir yönetim olan “Raşidi Hilafeti” isteyen ve halkından nusret talep eden sadık ve samimi bir grup…

Kerim kardeşim, bizler tüm amellerimizde Allah’ın Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in metodunu bağlı kalıyoruz, eğri hattın yanına doğru bir hat çiziyoruz, hakkı izhar ediyoruz ve buna hırs gösteriyoruz. Bunu ise sadece Şam’da yapmıyoruz, bilakis özellikle Şam civarında olmak üzere diğer bölgelerde yapmış olduğumuz çalışmalarımız da var. Bunlar Allah’ın izniyle şahit olunan çalışmalardır. Allah Subhanehu’dan, yardım ve başarı temenni ediyoruz.

Kardeşiniz                                                                                                                                  H. 03 Receb 1434

Ata İbn Halil Ebu Raşta                                                                                                             M. 13 Mayıs 2013

Cevaba, emirin aşağıdaki sayfasından bağlanabilirsiniz:

http://archive.hizb-ut-tahrir.info/arabic/index.php/HTAmeer/QAsingle/3325/

Devamını oku...

-Basın Açıklaması- Mal Cimrilerde, Silah Korkaklarda, İdarede Zayıflarda Olursa, İşler Bozulur

Türkiye Cumhuriyeti Parlamento çatısı içerisindeki dört partinin başkanvekillerinin imzasıyla TBMM Başkanlığına bir teklif sunuldu. Milletvekillerine pek çok ayrıcalık öngören yasa teklifi Cumhurbaşkanlığı tarafından onay alır ve aynen yasalaşırsa milletvekillerinin her türlü tedavi giderleri, temsil masrafları ve sosyal tesislerde ki harcamaları da dâhil olmak üzere hepsi meclis bütçesinden yani halkın cebinden karşılanacak.

Parlamento çatısı içerisinde neredeyse hiçbir konuda uzlaşma sağlayamayan, kavgalar ve küfürler ile toplantı ve görüşmeler yaparak kendini halkına rezil eden milletvekilleri, konu kendi menfaatlerine yönelik özel teklifin yasalaştırılması olunca hiçbir ihtilaf ve tartışma yaşamadan uzlaşma sağladılar.

Bu partilerden; CHP Laik-Ulusalcı, AKP Liberal Demokrat, BDP Kürt milliyetçisi ve MHP Türk milliyetçisi olmasına rağmen hepsinin ortak noktası laik demokrasi düşüncesinin korunması ve kişisel menfaatin esas alınmasıdır. Bu iki esas kapitalist ideolojinin olmazsa olmaz kaideleridir.

Laiklik ve demokrasi fikri bu ümmetin akidesine ve İslam'a tamamen zıt olan küfür fikirleridir. Parlamento çatısı içerisinde faaliyet yürüten siyasi partilerde İslami anlamda meşru olmayan partilerdir. Bizler; İslam akidesini esas alarak kurulmuş İslami Parti Hizb-ut Tahrir olarak; kendisini halktan üstün gören bu yöneticileri aldıkları bu maslahatçı kararlarından dolayı ümmete şikayet ediyoruz. Ümmetin kaynaklarını keyfi maslahatlarına göre kullanmaları hususundaki bu "cüretkârlıklarına" karşı sizleri hak sözü haykırmaya ve yöneticileri muhasebe etmeye çağırıyoruz.

Rasulullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem'e bir adam geldi: "Ey Allah'ın Rasul'ü Cihadın hangi türü daha faziletlidir" diye sordu. Allah'ın Rasul'ü Sallallahu Aleyhi Ve Sellem şöyle buyurdu: أَفْضَلَ الْجِهَادِ كَلِمَةُ حَقٍّ عِنْدَ سُلْطَانٍ جَائِرٍ "Zalim bir yönetici huzurunda söylenen hak bir sözdür." [İbni Mace]

İşte bu hadis-i şerif yöneticiye karşı hak söz söylemenin farz olduğuna dair açık bir delildir. Allah'ın hükümlerine göre yönetmeyen, ümmetin haklarını gasp eden, onlara karşı görevlerinde kusurlu davranan, onların mallarını kendi çıkarlarına göre harcayan bu yöneticilere karşı mücadele vermek farz'dır. Allah nezdinde cihadın en faziletli olanı zalim yöneticilere karşı hak sözü söylemektir.

Devamını oku...

Yaşlılara, Kadınlara ve Çocuklara Karşı Aslan Ama Savaşlarda Deve Kuşu! Tagut Beşar, Yahudilerin Suriye'ye Yönelik Saldırısına Bir Cevap Olarak Suriye Halkını Bombalamaktadır!

  • Kategori Hizb
  •   |  

Yahudi varlığının uçakları 05.05.2013 günü Suriye'nin hayatî alanlarına baskı düzenledi ve bunun öncesinde de, yani 03.05.2013 günü başka hayatî tesislere baskın düzenlemişti... İşte tüm bunlar, Suriye'ye yönelik tekrarlanan saldırganlığın bir devamıdır. Zira 2007 yılında Ayn es-Sâhib eğitim merkezine, ardından da Deyr ez-Zoor'daki hayatî tesislere saldırı düzenlemek için Beşar'ın evinin üzerinden uçuş yapılmış ve bu yılın Ocak ayı ile Mayıs ayının başlarında birbiri ardına üç saldırı düzenlenmişti! Dolayısıyla bu saldırılar, Yahudi varlığının istediği zaman ve istediği yere yaptığı eski-yeni saldırılardır! Ancak yeni olan, rejimin daha önceki yıllarda yapılan saldırılarda "doğru zaman ve doğru yerde cevap vereceğiz" şeklindeki teraneyi tekrarlayarak sonra da bundan geri adım atmakla yetinmesi olmuştur. Zira ne bir cevap vermiş ne de harekete geçmiştir! Ancak o, bu yıl yapılan son üç saldırıda cevap verme cesaretini göstermiştir. Ancak hani nerede? Oysa onun cevabı Yahudi varlığına karşı değil, bilakis tagutun Suriye halkına karşı vahşî ve kanlı kampanyalar başlatmak şeklinde bu varlığa saldıranlara yönelik olmuştur!

Yahudi devletinin, Suriye'nin hayatî tesislerini bombaladığı gün rejimin katliamından dolayı Suriye'deki şehitlerin sayısı yaklaşık iki yüze yükselmiştir...! Zira tagut rejim yönünü Banyas, el-Beyda ve Ras el-Nebe'ye çevirirken İran uzantılı Hizbullah da yönünü el-Kasr şehri ile çevresine yöneltmiştir. Yahudilerin, Suriye ile Suriye içinde bombalanan ve aynı şekilde Lübnan semalarından bombalanan hayatî tesislerine yönelik saldırılarına gelince... Bu saldırı, tagutun, tâbilerinin ve takipçilerinin bir saat bile olsa silahlarını Yahudilere karşı çevirmeleri için yeterli olmadığı gibi ardından bu silahlar el-Beyda, Ras el-Nebe ve el-Kasîr'deki yaşlıların, kadınların ve çocukların bedenlerinden kan damlatır bir hale gelmiştir! Nitekim Yahudilerin uçakları Suriye'deki hayatî tesisleri bombalarken tagut rejimin uçakları ile onun yardımcı rampaları da bu saldırıya Suriye halkını bombalamakla cevap vermiştir! Yani onlar, sanki Suriye'nin kalbinde değil de Vakvak ülkesinde yaşanıyormuş gibi Yahudilerin saldırısına karşı sağır, dilsiz ve kör olmuşlardır! Zira tagut rejim, Yahudilere karşı korkaklık ve alçaklık elbisesi giyerken ancak o, Suriye'deki yaşlılara, kadınlara ve çocuklara karşı saldırgan bir aslanın kükremesini anlatan fare gibidir. Nitekim Resulullah [SallAllahu Aleyhi ve Sellem], ne kadar da doğru söylemiştir: إِنَّ مِمَّا أَدْرَكَ النَّاسُ مِنْ كَلَامِ النُّبُوَّةِ إِذَا لَمْ تَسْتَحْيِ فَاصْنَعْ مَا شِئْتَ "İnsanların Nübüvvet sözlerinden ilk öğrendiklerinden biri de: Eğer haya etmiyorsan dilediğini yap." [Buhari, Ebi Mesud'dan tahric etti]

Ey Dâr-ul İslam'ın Merkezindeki Halkımız: Tagut rejim, sizleri düşman saymakta, ardından sizleri katletmek ve hurumatlarınızı çiğnemek için yeri ve göğü öldürücü silahlarıyla doldurmaktadır. Yahudilere karşı ise o, şuan değil, bilakis Golan'ı heba eden, habis bir operasyonla buradan çekilen helak olmuş babasından bu yana uysal bir kuzu gibidir. Zira babası, askerleri yüzüstü bırakmış, ön cephelerde ilerledikleri halde onlara çekilmelerini emretmiş ve askerlerin cesaretlerini kırmak için de onların arkalarından radyoda Kenitra'nın düştüğünü açıklamıştır. Nitekim askerler de daha henüz Kenitra'ya ulaşan Yahudiler olmadığı bir sırada ön hatlardan çekilmişlerdir! Bunu üzerine düşman ordusu, bu hıyanetten dolayı buraya ulaşma imkanı bulmuşlar ve sonra baba ve oğul, Yahudiler Golan'da kendilerini Filistin'deki yerleşim birimlerindeki güvenliklerinden daha fazla güvende hissetsinler diye on yıllar boyunca Golan'daki Yahudilerin güvenliğini korumuşlardır!

Ey Müslümanlar ve Ey Sadık Ayaklanmacılar: Amerika ile müttefikleri, mevcut laik Cumhuriyet sisteminin yapısının kalması şartıyla tagutun güvenliğini sağlayacak ve onun yerini daha korkunç ve daha karanlık başka yüzlerle değiştirecek olan anlaşmalar yapmak için hazırlık yapmaktalar ve Şam topraklarına İslam yönetiminin gelmesini geciktirmek için de büyük bir çaba harcamaktadırlar. Zira İslam yönetimi, kafirlerin, münafıkların, tâbilerin ve takipçilerin helaki olacaktır. O halde onların, şerir planlarının gerçekleşmesine imkan vermemek için azimli olunuz, dahası hak üzere sabit kalınız ve Hilafet'ten başka bir alternatifi kabul etmeyeceğinize dair Allah'a söz veriniz. Zira sizler, zeki kanlarınızı akıttınız ve büyük fedakarlıklar gösterdiniz. O halde geçiş hükümetini veya geçici hükümeti pazarlayan Amerika ile Avrupa'nın kuklalarına aldanmayınız. Zira bu hükümetler, onlara övgüler yağdıran ve sömürgeci kafirler ile Münafıkların yaptıkları gibi İslam'a ve Müslümanlara tuzak kuran hükümetlerdir. Dolayısıyla ne daha önceki Ulusal Konsey'in ne Ulusal Koalisyon'un ne de uzaklardan gelen Hitto'nun sizlere bir hayrı dokunacaktır. Bilakis onlar, Amerika ile diğer müttefiklerinin yaklaşımı üzerindedirler...

Amerika ile müttefikleri, Beşar'ın geriye Hafız, Beşar ve takipçilerinin yapmış oldukları gibi kendi çıkarları ile Yahudilerin güvenliğini koruyacak olan kendisi gibi bir ajan bırakması için azimlerini bilemekteler ve tuzaklarını birleştirmektedirler. Zira onlar, alternatif bir ajanı olgunlaştırmaktan vazgeçinceye kadar katletmesi ve yıkması amacıyla Şam tagutu için atmosferler oluşturmaktadırlar. Bu sırada rejim, ülkeyi yok eden Amerika'ya zarar vermemekte, ordusunu helak etmekte, dahası Yahudi varlığı Suriye'nin hayatî tesislerini bombalamaktadır. Zira bu rejim, Yahudileri, Amerika'yı ve onun müttefiklerini düşmanı olarak görmemekte, bilakis onun düşmanları Şam halkından olan insanlardır... Amerika ile müttefiklerinin davranışları işte bu şekildedir: Zira onlar, bir ajanı başka bir ajanla değiştirmek için büyük bir çaba harcamaktadırlar. Zira şayet bunu gerçekleştirmezler ise yönetimde onlara İslam galip gelecektir. Dolayısıyla onlar, Ümmeti bu ilerleme ve hareket karşısında yeise, ümitsizliğe ve oturmaya sevkedeceğini zannederek arkalarında bir yıkım ve harabe bırakmak istemektedirler. Ancak onlar, bu Ümmetin azametini fark etmemektedirler. Zira bu Ümmetin içerisinde, zalimlere rağmen yeryüzünü imar edecek ve Münafıkların entrikalarına rağmen ekini ve nesli çoğaltacak olan yürekli adamlar bulunmaktadır. Nitekim bu Ümmet, yeryüzünde fitne ve fesat saçan, öldüren, katleden ve yıkan Haçlı ve Tatarların olduğu onların daha önceki yandaşları döneminde de yaşamış ancak Ümmet onları hezimete uğratmış, onları kötü bir şekilde sürgün etmiş ve onlar da sanki daha dün hiç burada barınmamışlar gibi etkilenmişlerdir. Dolayısıyla Ümmet, yeniden hayata dönerek düşmanlarını yok edecek, onları hiç hesap etmedikleri bir yönden ortadan kaldıracak ve bu Ümmet yeniden insanlar için çıkarılmış en hayırlı bir Ümmet olacaktır: كُنْتُمْ خَيْرَ أُمَّةٍ أُخْرِجَتْ لِلنَّاسِ تَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَتَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنْكَرِ وَتُؤْمِنُونَ بِاللَّهِ وَلَوْ ءَامَنَ أَهْلُ الْكِتَابِ لَكَانَ خَيْرًا لَهُمْ مِنْهُمُ الْمُؤْمِنُونَ وَأَكْثَرُهُمُ الْفَاسِقُونَ "Sizler, insanlar için çıkartılmış en hayırlı ümmetsiniz. Ma'rufu emreder, münkerden nehy eder ve Allah'a iman edersiniz. Ehl-i Kitap da inansaydı, elbet bu, kendileri için hayırlı olurdu. (Gerçi) içlerinde iman edenler var; (fakat) çoğu yoldan çıkmışlardır." [Âl-i ‘İmrân 110]

Ey Müslümanlar: Hizb-ut Tahrir sizler için bir nasihatçidir. Nitekim tagutun helak olması yaklaşmış olup Allah zalime mühlet vermektedir, ama sonra da onu aziz ve güçlü bir şekilde yakalayacaktır. إِنَّ اللَّهَ لَيُمْلِي لِلظَّالِمِ حَتَّى إِذَا أَخَذَهُ لَمْ يُفْلِتْهُ "Allah, zalime mühlet verir. Ama onu bir de yakaladı mı bir daha bırakmaz." [Buhari, Ebi Musa'dan tahric etti] Dolayısıyla tagutun helak olması yaklaştıkça anlaşmalar hızlandırılmakta, dahası müdahale konuşmaları artırılmaktadır. Zira Amerika ve müttefikleri, her ne zaman Müslümanların hareketinin güçlendiğini görse ve İslam'ın hükmünün Dâr-ul İslam'ın merkezi Şam'a geleceğini hissetse bazen kuklalarıyla müzakerede bulunmak için siyasî çözüm adıyla bazen de kitle imha silahlarının kullanılmasını önlemek için bölgeye barış getirmek adıyla hemen müdahale için gerekçeler araştırmaya başlamaktadırlar! Oysa onlar, barış istememektedirler. Bilakis teslimiyet ve bölgeyi işgal etmek istemektedirler. O halde onların buna yapmalarına imkan vermekten sakının. وَلَن يَجْعَلَ اللّهُ لِلْكَافِرِينَ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ سَبِيلاً "Muhakkak ki Allah, kafirler için müminler aleyhine asla bir yol (egemenlik) kılmayacaktır!" [en-Nîsa 141] Ayrıca imanınızın ve azminizin gücüyle onların tuzaklarını yok edin. Zira Allah, sizlerle beraberdir ve asla amellerinizi heder etmeyecektir.

فَلاَ تَهِنُوا وَتَدْعُوا إِلَى السَّلْمِ وَأَنْتُمْ الأَعْلَوْنَ وَاللَّهُ مَعَكُمْ وَلَنْ يَتِرَكُمْ أَعْمَالَكُمْ ْ "Sakın gevşekliğe kapılmayın ve sakın üstün olduğunuz halde barışa çağırmayın. Muhakkak ki Allah sizinle beraberdir ve O, amellerinizi asla heder etmeyecektir." [Muhammed 35]

Devamını oku...

-Basın Açıklaması- Ey Suriye'deki Müslümanlar: Size Yönelik Kurulan Komplonun Başı Amerika Olup Kasap Beşar İse Onun Kuyruğudur Bu Yüzden Onun Ayaklanmacıların Silahlandırılmasını Talep Etmesi Bir Hayal Olup Askerî Müdahale de Haramdır!

Amerika, Suriye için "öldürücü olmayan" yardımlarını, bu yardımları sevinçle, memnuniyetle ve Amerika'ya iltifat ederek ve övgüler yağdırarak teslim alan Özgür Suriye Ordusu Genelkurmay Başkanı Tuğgeneral Selim İdris ile Albay Abdulcabbar el-Akidi'ye teslim etti. Daha bu ikisi bununla da yetinmediler, bilakis İdris kendi kalemiyle Obama'nın şahsına dostluk ve şükranlarını bildiren bir mektup yazdı ve mektupta Obama'ya, Beşar Esed "sayın başkanımın" "üç hususta" belirlediği kırmızı çizgileri aşmıştır şeklinde vurgu yaptı. Ayrıca ondan, yardımda bulunması ve bu Beşar rejimi tarafından uygulanan ölüm ve yıkımı durdurması ricasında bulundu.

Kasap Beşar ile baskıcı rejiminin, başta Amerika olmak üzere uluslararası toplumla gizli anlaşma yaparak ve komplo kurarak katliamlar işlediği en düşük bakış açısına sahip olan bir kişi için bile bir sır değildir. Zira bu Amerika, uluslararası siyasî ölçeklerde kendisini dünyanın birinci devleti olarak gördüğü gibi kasap Beşar ile onun mücrim güvenlik sistemini de kendisinin ajanı olarak görmektedir. Bundan dolayı Amerika, kendi yöntemiyle ona yardım etmekte ve ona karşı olan ayaklanmaya kürtaj yaptırmaya çalışmaktadır. Nitekim bu yöntemlerden biri de İslamî yönetime çağrıda bulunan Müslümanların eline geçmesinden korkulduğu gerekçesiyle Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi aracılığıyla muhalefete öldürücü silah verilmesine izin verilmemesi olurken ona en güçlü öldürücü silahlar, adam, para ve istihbarat yardımında bulunulmasına karşı sessiz kalınmasının yanı aynı şekilde onun muasır tarihin bir benzerine tanık olmadığı ve tüm ölüm araçları ile üsluplarını kullandığı katliamlarına karşı da sessiz kalınmaktadır. Hatta kasabın kimyasal silah kullanması için tüm insanî ve sorumluluk duygusunu kaybetmiş olan Amerika onunla işbirliği içerisine girmiştir. Dolayısıyla onunla işbirliğine girerek kesin olmamakla birlikte "muhtemelen onun kullanılmasını" dayatmıştır. Binaenaleyh bizzat düşman Amerika'dır. O halde ondan sakının. Dolayısıyla yılanın başı Amerika olup Beşar ise onun kuyruğudur. Dolayısıyla da Amerika, çözümün bir parçası değil sorunun temelidir. Nitekim elinde çözüm anahtarı  veya çözüm evrakları olduğu veya ondan askerî müdahalede bulunmasını talep etmek için Amerika ile işbirliğine girmek büyük bir cürüm ve büyük bir ihanettir... Zira bu, siyasî bir intihar olup yönetimin onun elinde kalmaya devam etmesi demektir. Tüm bunların da ötesinde haramdır ve haramlılığı da çok şiddetlidir.

Şuan Amerika, kendi emir ve korumasıyla Müslümanlara karşı işlediği korkunç katliamlara rağmen Beşar'ın ayakta kalmasını sağlamakta başarısız olmasının ardından Suriye'de kasap Beşarsız bir çözüm aramaktadır. Zira şuan o, Suriye'nin geleceği için aralarında bir anlaşmaya varsınlar diye kasabın muhalefet ile müzakere masasına oturmaya itmek için çalıştığını dile getirmektedir. Zira Amerika onun yargılanmasızın gitmesini istemektedir. Bu yüzden o, kasap Beşar ile müzakerede bulunmayı kabul eden bir taraf olması için muhalefetin arasından ona başkasından daha çok güvenecek birisini aramaktadır. Bu bağlamda "öldürücü olmayan" silahlarını, medya organlarının Amerikan Dışişleri Bakanı John Kerry'nin geçen ay İstanbul'da görüştüğünü ve onunla Suriye dosyasını yöneten Amerika'nın Suriye Büyükelçisi Robert Ford arasında yoğun temasların gerçekleştiğini söylediği Tuğgeneral Selim İdris'e teslim etme süreci gerçekleşmiştir. Nitekim Amerikan gazeteleri onu, "savaştaki dostumuz" şeklinde nitelendirir bir hale gelmişlerdir. Yani silahlı muhalefeti, Amerika'nın çıkarı ve Hilafet'e çağrıda bulunanların karşısında durması için birleştirecek olan bir savaş. Zira Amerika ve müttefikleri korkmakta ve uykuları kaçmaktadır... Bu adamın açıklamalarını ve pozisyonlarını izleyen bir kimse, onun Amerikan yönünde hareket ettiğini görecektir. Çünkü o, "yarı askerî geçiş hükümeti" yoluyla olabilecek Suriye'deki geçiş sürecinin araştırılması çerçevesinde aralarında Alevilerin de bulunduğu düzenli ordunun üst düzey subaylarıyla müzakerede bulunmak için hazırlık yaptığını açıklamıştır. Ayrıca o, Beşar'ın müzakere masasına oturmaya itilmesi için Amerika'dan kendilerini silahlandırmasını talep ettiğini de açıklamış ve aynı şekilde açıklamalar, analizler ve istatistikler, üzerinde yürüdüğü plana hizmet etme zemininde onun rolünü büyük göstermeye başlamışlardır.

Ey Kerim Şam Topraklarındaki Ayaklanmacılar!

Daha önce atalarınız "aşağılanmak değil ölüm" diye haykırmışlardı ki sizler de ayaklanmanızda "aşağılanmak değil ölüm" diye haykırmaktasınız. Nitekim Hizb-ut Tahrir olarak bizler, ister geçici isterse kalıcı olsun, adı her ne olursa olsun Arap Birliği veya Uluslararası Örgütün gözetiminde rejimin başı veya onun yandaşları ve kuyruklarıyla yapılacak herhangi bir çözüm hususunda" daha önce sizleri uyarmıştık ve hala da uyarmaya devam ediyoruz. Zira onlar, birbirlerinin kuyruklarına tutunan ve baştan sona birbirileri arasında hiçbir fark olmayan kötülük ve hıyanet silsilesinden ibarettirler... O halde onlara, bu rejimi ve temellerini yerin dibine gömmekten başka hiçbir duruma imkan vermeyiniz. Ayrıca daha önce Allah'ın emirlerine muhalefet etmekle karşıya kaldığı noktasında el-Akidi'yi uyardık ve ona, ayaklanmanın karşısında duranları asla affetmeyeceğini açıkladık. Bunun yanı sıra İdris'e, kendisiyle birlikte çalışanlar aracılığıyla sömürgeci kafirle güçlü olma şeklinde takip ettiği yolun ani bir ölüm olduğunu gönderdik. İlk olarak, "Bizler, ayaklanmacılarla birlikteyiz ve halk ne isterse onu uygulayacağız" şeklinde cevap verirken diğer cevabı ise "Bizler, istediğimizi elde etmek için onlara sevgi gösteriyoruz " şeklinde olmuştur. Evet, Hizb-ut Tahrir olarak bizler, bu liderliklerin Allah'ın, Resulünün ve sadece Allah içindir diyen ayaklanmacıların razı olmadığı bir yol takip ettiklerini görüyoruz. O halde nasıl oluyor da ayaklanmacıların istediklerini uyguladıklarını iddia edip sonra da sömürgeci kafirin Suriye'ye müdahalede bulunmasını isteyebiliyorlar?! O halde nasıl oluyor da İslamî ayaklanmacıların eğilimleriyle birlikte olduklarını iddia ederlerken göz göre göre bunları görmezden gelebiliyorlar?! O halde nasıl oluyor da Mustafa [Aleyhi's Salatu Ve's Selam]'ın râyesi ve livasını Şam semalarında dalgalandırmaktan kaçınırlarken Suriye'nin bayrağının yeşil, kırmızı ve siyah olmasını tasarlayan ve bunun onun bayrağı olmasına karar veren Lübnan ve Suriye'deki Fransız Yüksek Komiseri Albay Henry Bonsu'nun bayrağını kaldırmak için ısrar edebiliyorlar? Yoksa onlar nezdinde Fransa ile albayın sözleri, insanlığın efendisi ve alemlerin Rabbinin Resulünün sözünden daha mı değerlidir? Evet, şüphesiz Allah, şereflendirmek istediği insanları şereflendirirken kendilerinin şerefli olduklarını zanneden insanları da zelil kılar!

Ey İslam'ın Şam'ındaki Muttaki Müslümanlar!

Bazılarının, Beşar'ın ardından kendisine imkan vermek için çalıştığı Amerika, kurnaz bir çizgi üzerinde yürümektedir. Zira sizlere karşı tekrarlanan korkunç katliamları işlemesi ve her bir katliamında bir öncekinden daha korkunç olması için Beşar'a emir veren, sizleri silahlandırmaktan kaçınıp önleyen, onun kapısını düşmanlarınıza açan ve uluslararası pozisyonda sizleri muhasara altına alan bizzat Amerika'dır. Şöyle ki; bir kişi sizlere, çok ağır bir şekilde aşağılanmak şartıyla çok az miktarda yardım malzemeleri göndermeye güç yetirebilmektedir. Tüm bunlar ise aklınıza ümitsizlik tohumları ekmek, kalplerinizi ümitsizlikle doldurmak ve sizleri teslimiyete sevketmek içindir. O halde Batı'nın ajanlarını, kuyruklarını ve sırtlanlarını engelleyiniz. Zira onlar, geçte olsa rejimden ayrılmalarına rağmen hala akılları etkisinde olan rejime bir kılıf olmak için ortaya çıkmışlardır. Dolayısıyla İslamî Ümmetin düşmanlarının kucağına düşmek için uçuruma giden bir yolda koşuşturmaktadırlar.

Hizb-ut Tahrir olarak bizler, Allah'ın izniyle sizinle beraberiz ve hakkı ve Allah'ın kelimesini yüceltmek için sebat ederek Kavî ve Aziz olan Allah'ın izniyle Raşidî Hilafet'i kurmak için tüm gücünüzü kullanmaya kararlıyız. Dolayısıyla Allahu Subhânehu'dan, bunun için yaşmayı ve bunun için ölmeyi temenni ediyoruz. Ayrıca bizim râyemiz, Resulullah [SallAllahu Aleyhi ve Selem]'in râyesi olan "el-Ukab" râyesi olup Allah'ın izniyle çok yakında bir Halife'ye biat edinceye kadar da tüm bunlardan asla sapmayacağız. Zira bu râye, Subhânehu'nın yardımıyla nusret bulacaktır. O halde ona doğru koşun! Belki de  Allah sizlere, dini ve devleti için yeni ensarlar olmayı nasip edecektir... Nitekim Allahu Teâlâ, şöyle buyurmaktadır:

وَلَنَبْلُوَنَّكُمْ حَتَّى نَعْلَمَ الْمُجَاهِدِينَ مِنْكُمْ وَالصَّابِرِينَ وَنَبْلُوَ أَخْبَارَكُمْ  إِنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا وَصَدُّوا عَنْ سَبِيلِ اللَّهِ وَشَاقُّوا الرَّسُولَ مِنْ بَعْدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُمُ الْهُدَى لَنْ يَضُرُّوا اللَّهَ شَيْئًا وَسَيُحْبِطُ أَعْمَالَهُمْ  يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا أَطِيعُوا اللَّهَ وَأَطِيعُوا الرَّسُولَ وَلا تُبْطِلُوا أَعْمَالَكُمْ  إِنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا وَصَدُّوا عَنْ سَبِيلِ اللَّهِ ثُمَّ مَاتُوا وَهُمْ كُفَّارٌ فَلَنْ يَغْفِرَ اللَّهُ لَهُمْ فَلا تَهِنُوا وَتَدْعُوا إِلَى السَّلْمِ وَأَنْتُمُ الأَعْلَوْنَ وَاللَّهُ مَعَكُمْ وَلَنْ يَتِرَكُمْ أَعْمَالَكُمْ "Andolsun ki içinizden cihad edenleri ve sabredenleri belirleyinceye ve haberlerinizi açıklayıncaya kadar sizi imtihan edeceğiz. İnkar edenler, Allah yolundan alıkoyanlar ve kendilerine doğru yol belli olduktan sonra Resule karşı gelenler, Allah'a hiçbir zarar veremezler. Allah onların yaptıklarını boşa çıkaracaktır. Ey iman edenler! Allah'a itaat edin, Resule itaat edin. Amellerinizi boşa çıkarmayın. İnkar edip Allah yolundan alıkoyanları ve sonra da kafir olarak ölenleri Allah asla bağışlamaz. Sakın gevşekliğe kapılmayın ve sakın üstün olduğunuz halde barışa çağırmayın. Muhakkak ki Allah sizinle beraberdir ve O, amellerinizi asla heder etmeyecektir." [Muhammed 31-32-33-34-35]


حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Suriye Vilayeti
Medya Bürosu Başkanı
Mühendis: Hişam el-Baba

Devamını oku...

-Basın Açıklaması- Faşist Burma Rejimi, Rakhine Müslümanları Arasındaki Etnik Temizlik İçin Bir Kalkan Olarak Rohingyalı Müslüman Kadınlara Karşı Doğum Kontrol Silahını Kullanmaktadır!

Faşist Burma rejimi, Batılı Rakhine eyaletinde etnik temizliğe dönük sistematik kampanyasının bir parçası olarak Müslüman köylerinin yıkılması, tecavüz edilmesi, işkence edilmesi, öldürülmesi ve 120.000'den fazla Rohingyalının yerinden edilmesi için gizli anlaşma yapmakla yetinmemektedir. Dahası faşist Burma rejimi, Müslüman kadınlar için doğum kontrol politikası takip etmektedir ki ülkedeki Müslüman azınlığa karşı uyguladığı en son ölümcül politikaları işte budur. Nitekim 29 Nisan Pazartesi günü, -hükümet tarafından desteklenen ve aslında Rakhine bölgesindeki şiddet eylemlerini gerçekleştirmek için kurulan- Burma komitesi, ülkedeki etnik sorunların çözüm keyfiyetine dönük önerilerini yayınlamıştır. Rapor, komitenin Rohingya nüfusunun hızlı büyümesinden dolayı Rakhine Budistleri arasında duyulan korkuları gidermek için Rohingya toplumlarında doğum kontrol politikasının geliştirilmesine dönük önerilerini de kapsamaktadır. Dolayısıyla bu tür bir öneri, Resul [SallAllahu Aleyhi ve Sellem]'in, تزوجوا الودود الولود فإني مكاثر بكم الأمم يوم القيامة "(Ey insanlar!) Vedud (sevecen) ve velud (doğurgan) olanla evlenin. Zira ben kıyamet günü (diğer) ümmetlere karşı çokluğunuzla övüneceğim" şeklindeki kavline göre İslam'ın tavsiyesine ve Müslümanların çoğalmasına övgüler yağdırmasına saldırmak içindir.

Birbiri ardına gelen Burma hükümetleri, yüzyıllarca Rohingyalıların etnik temeldeki vatandaşlığını engelleyen 1982 yılına ait vatandaşlık yasası gibi katı sosyal yasalar kullanmak yoluyla Rohingyalı Müslümanları ülkeden kovmaya çalışmıştır. Ayrıca Rohingya Müslümanları evlilik noktasında engellerle karşı karşıya kalmışlar ve Burma Güvenlik Güçleri [NASAKA], evlenmeye veya çocuk yapmaya çalışan Rohingyalılardan devasa meblağlar talep etmişlerdir. Dolayısıyla doğum kontrole dönük bu son politika, Burma otoritelerinin, gelecek neslin sayısını azaltmak için toplumsal etnik temizlik stratejisi yoluyla Rohingyalı Müslüman azınlığı ülkeden çıkarmaya dönük en son girişimleri olmakla birlikte aynı şekilde zorla yer değiştirme politikalarına ve Rohingyalı kadın ve çocuklara karşı katliamlara da devam edilmektedir. Nitekim Burma rejimi, Rohingyalı Müslümanlara karşı vahşi şiddete ve engelleyici toplumsal politikalara devam ederken Avrupa Birliği, bu Nisan ayında Burma'ya dayatılan ticarî ve ekonomik yaptırımları kaldırmıştır. Aynı şekilde Amerika da daha kısa bir zaman önce ülkedeki yatırımlar için dayatmış olduğu yaptırımların çoğunu kaldırarak Myanmar ile olan ticarî ilişkileri güçlendirmiştir. Zira Batılı kapitalist ülkeler, Burma'ya olası malî mükafatlar vermek için rekabet etmektedirler. Açıktır ki onlar, Rohingya Müslümanlarının hayatına, ülkedeki ticarî ve yatırım çıkarlarını garantilemek için hiçbir şey ile karşılaştırmaya bile değmeyen önemsiz bir mesele olarak bakmaktadırlar. Dolayısıyla bu da onların önceliklerinin, insanların hayatları ve onurları pahasına finansal kazanımları korumakta yattığını bir kez daha göstermiştir. Bunun yanı sıra Rohingyalı Müslüman kadınların vatansız olarak kabul edilmelerine rağmen vahşî ve katı eylemlere ve etnik temizlik gibi baskıcı politikalara en çok maruz kalanlar onlar olmuştur. Aynı şekilde onlar, yıkıcı ulusal sistemleri ve politikaları nedeniyle Bangladeş, Malezya ve Endonezya gibi İslam dünyasındaki rejimler tarafından da terkedilmişlerdir. Zira bu kör ulusalcılık, onların gözlerini kör etmiş ve bundan dolayı da Myanmar'daki Müslümanların kanlarını savunmada başarısız olmuşlar, onların ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri güvenli bir limana kaçmalarını engellemişler ve genellikle kendilerine sığınma talebinde bulunanları ise bir kez daha denize ve orada boğulmaya itmişlerdir. Çünkü onlar, kendilerine sığınma talebinde bulunanlara, İslam'ın emrettiği gibi kardeşler ve bacılar olarak bakmak yerine ekonomileri üzerinde bir yük teşkil eden yabancılar olarak bakmaktadırlar. Halbuki üzerlerine, onları gözetmek için büyük bir sorumluluk düşmektedir.

Ey Müslümanlar!

Hizb-ut Tahrir sizleri, İslamî Hilafet Devleti'ni kurmak ve sonra da Müslümanların Halifesi olarak Hizb-ut Tahrir'in emiri celil alim Atâ İbn-u Halil Ebu Raşta'ya biat etmek için kendisiyle birlikte çalışmaya davet etmektedir. Çünkü Allahu [Subhânehu ve Teâlâ]'nın emrettiği gibi sadece bir Halife'nin varlığı ve Hilafet Sistemi'nin tatbiki sayesinde Batı'nın bize dayattığı yapay sınırlar ortadan kalkacak, dolayısıyla ülkelerimiz birleşecek ve bununla birlikte kalplerimiz de birleşecektir. Ayrıca sadece Hilafet Devleti, Müslümanların zulüm görmelerine izin vermeyecek, onurlu bir yaşam için güvenli bir yer ve devlet içerisinde eşit tebâlar olarak onların barınaklarını, gıdalarını ve haklarını sağlayacak, dahası aynı şekilde Müslümanların ordularını birleştirecek ve işgal ve zulüm altında yaşayan Müslümanların kanlarını korumak için onları harekete geçirecektir. Nitekim buna dair bir örnek Haçlılar döneminde olmuştur. Zira Hilafet Devleti'nin başkenti Irak'ta bulunan bir vali harekete geçtiğinde en iyi generallerinden biri olan Kürt Salahaddîn Eyyubî de Filistin topraklarını işgalci Haçlılardan kurtarmak için harekete geçmiştir. Bu da Hilafet Sistemi'nin imajını yansıtmaktadır ki o Müslümana, cinsine, ırkına ve rengine bakmaksızın bir Müslüman sıfatıyla bakmaktadır. Dahası Hilafet, her nerede olurlarsa olsunlar Müslümanları korumak ve onların kanlarının akmasını önlemek için çalışacaktır. Dolayısıyla Hilafet, milletlerin hakimiyetleri altında yaşayan bir Müslüman'a sadece eziyet etmeyi düşünmekten dolayı bile ürpermelerini sağlayacak olan bir devlettir.


Devamını oku...

Britanya: ''Avami çapulcusunu yönetimden silip atın'' gösterisi

  • Kategori Britanya
  •   |  

Sömürgeci kafir, hindu ve mecusilerin çıkarı uğruna Müslümanlara sürekli zulüm eden, parçalayan zorba Bangladeş yönetimini protesto etmek amacıyla Hizb-ut Tahrir / Britanya, Londra'nın doğusunda bir yürüyüş düzenlemiş ve yürüyüş hakkında görüntüler özet olarak aşağıdaki linkte yer almaktadır.

Yürüyüş başlamadan önce bir kaç konuşmacı söz almış ve sonrada bir çok caddede yürüyüş yapılarak, Müslümanlar olarak bizler beldelerimizde küfür nizamını istemiyoruz, bizler gördüğünüz üzere tek ümmetiz ve Allah'ın hükümlerinin hakim olacağı bir nizamı hakim kılmak için çabalıyoruz, bizler Alimul Mecid olan Allah'ın bahşettiği eşsiz Hilafet yönetiminin ikamesi için çabalıyoruz nidalarıyla geçtikleri güzergahları inletmişlerdir.

Cumartesi, 17 Cumadilahir 1434 H., elmuvafık 27 Nisan 2013 M.


Devamını oku...
Bu RSS beslemesine abone ol

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER