Pazartesi, 07 Şaban 1447 | 2026/01/26
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü

Hizb-ut Tahrir İskandinavya; Rusya'nın iki ayrı elçiliğine, iki ayrı heyet gönderiyor

  • Kategori Danimarka
  •   |  

Hizb-ut Tahrir İskandinavya'ya mensup iki heyet Rusya topluluğunun Kopenhag ve Stockholm'deki iki ayrı elçiliğine ziyarette bulunmuşlardır. Söz konusu ziyaret 8 Muharrem 1434 Hicri, elmuvafık 22 Kasım 2012 tarihinde gerçekleşmiştir. Ziyarette Rus otoritesinin genelde tüm Müslümanlara, özelde de Rusya'nın kirli siyasetini gün yüzüne çıkaran Hizb-ut Tahrir üyelerine yönelik düşmanlıklar, baskınlar ve tutuklamalar hakkında, Hizb-ut Tahrir Rusya'nın ve Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Bürosunun yayınladığı beyanlar teslim edilmiştir. Elhamdulillah

 

Rusya elçiliklerinde Verilen Çeşitli Mesajlar:

 

Kopenhag Delegasyonundan Hacı Said al-Seed Kardeşimiz

(Arapça)

 

Kopenhag Delegasyonundan Jonas Kugh Kardeşimiz
(İngilizce)

 

Kopenhag Delegasyonundan Chadi Freigah Kardeşimiz

(Danca)

 

Stokholm Delegasyonundan Khairi Shuwasha Kardeşimiz

(Arapça)

 

Stokholm Delegasyonundan Muhammed Yasir Kardeşimiz

(İngilizce)

 

Stokholm Delegasyonundan Eldar Khamzin Kardeşimiz

(Rusça)

Devamını oku...

-Basın Açıklaması- Rusya, Hizb-ut Tahrir / Avustralya Heyetini Kabul Etmeyi Reddetmekle İflas Ettiğini Kanıtlamaktadır

  • Kategori Avustralya
  •   |  

Sidney'deki Rusya Konsolosluğu bugün, Hizb-ut Tahrir / Avustralya heyetini kabul etmeyi reddetmiştir. Nitekim heyet, Hizb-ut Tahrir'den Rusya'nın özellikle Hizb-ut Tahrir olmak üzere Müslüman siyasî aktivistelere dönük devam eden zulmünü kınayan bir mektup teslim etmeyi planlamıştı.

Rusya Konsolosluğu, Hizb-ut Tahrir / Avustralya heyeti ile görüşmeyi reddetmekle yetinmemiş, bilakis polisi kendi adına müdahalede bulunmaya çağırmıştır! Rusya hükümeti tarafından yürütülen propagandaların devam etmesinin aksine o, delil ve hak sözü taşıyan ve Rusya'nın içeride ve dışarıdaki aşırı baskıcı politikalarını delillerle ifşa edenlere karşı bir korku hissetmektedir.

Rusya'nın heyetle görüşmeyi reddetmesi,  İslam'a ve Müslümanlara karşı yürütülen birlik politikalarına aykırı olarak düşünülmemelidir. Bilakis Rusya'nın, İslam'a karşı savaşındaki zulüm ve baskısının uzun bir geçmişi vardır. Nitekim erkeklere, kadınlara, çocuklara ve yaşlı Müslümanlara zulmetmiş, sert yasalar çıkarmış,  yalan suçlamalar üretmiş, Müslümanları uzun yıllar boyunca hapse mahkum etmiş, siyasî aktivistleri suçlamış ve onları "teröristler" olarak nitelendirmiştir.

Ancak Müslümanlara dönük şiddetli baskılara rağmen, Müslümanların meşru beklentileri, güçlü bir şekilde büyüyen projelerini tercih etme yönünde olmuştur. Hatta Rusya, eski Sovyetler Birliği zamanında gücünün doruğunda olduğu sırada bile kendi topraklarında İslam'ın nurunu söndürememiştir. Dolayısıyla bugün, siyasî istikrarsızlık nasılda temellerini kemirmektedir?! Nitekim baskıcı uygulamalar, korkutma ve yasal olmayan zulümler yoluyla meşru siyasî muhalefeti susturma girişimi, güçlü değil zayıf olduğuna dair bir işarettir. Ayrıca fikre karşı şiddetle cevap vermesi de kalkınmaya değil geri kalmışlığa dair bir işarettir.

Rusya'nın, şu iki hususu anlaması gerekmektedir:

1- Meşru siyasî muhalefeti susturma aracı olarak şiddete başvurmak, fikrî çöküşün olduğuna dair bir işaret olduğu gibi şiddetin uygulanması da bu politikaları benimseyen ülkelerin çöküşünün çok yakın olduğunun göstergesidir.

2-İslam dünyasındaki Müslümanlar ile onlardan bir parça olan Rusya'daki Müslümanlar, İslamî Hilafet'in kurulması yoluyla siyasî bağımsızlıklarını yeniden elde etmenin eşiğindedirler. Nitekim böylece habis yabancı ülkelerin, İslam dünyasının işlerine müdahalede bulunmalarını ortadan kaldıracaklardır. Dolayısıyla Rusya'nın İslam dünyasına yakınlaşması ve korkunç sicili göz önüne alındığında onun,  çok geçmeden İslam dünyası ile olan ilişkilerini yeniden değerlendirmesine acil ihtiyacı vardır. Zira Müslümanlar, Rus zalimlerinin yapmış oldukları aşağılık muameleleri asla unutmayacaklardır.

Devamını oku...

Kırım Yarımadası'ndaki Rusya Başkonsolosluğu'nun Saçma Açıklaması, Rusya'nın Baskıcı Politikalarını Temsil Etmekte ve İslam İle Savaşmak İçin Ukrayna'ya Müdahalede Bulunmayı Hedeflemektedir

  • Kategori Ukrayna
  •   |  

2012 Kasım ayında Simferopol şehrindeki Rusya Başkonsolosluğu, Başkonsolosluğun önündeki oturma eylemenin sona ermesinin ardından Hizb-ut Tahrir heyetinin teslim etmek istediği Merkezî Medya Bürosu ve Hizb-ut Tahrir / Rusya tarafından yayınlanan basın açıklamasını teslim almayı reddetmekle birlikte konsolosluk o gün, bu olay üzerine medya organlarına bir değerlendirmede bulunmuştur!

Değerlendirmelerin bir kısmı aşağıdaki şekildedir:

"Bugünkü olaya, yani oturma eylemine, terörist bir eylem olarak itibar edilebilir... Zira Konsolosluk personelinin ve ziyaretçilerin güvenliği hakkındaki bazı sorunları kışkırtmaktadır... Dolayısıyla bunun, birçok planlar üzerinde etkisi bulunmaktadır... Nitekim bu, ciddi ve tehlikeli bir durum olup zaten raporları liderliğe ilettiğim gibi bu meseleyi, Konsolosluğu koruma noktasındaki rollerini yerine getirmeyen Ukrayna otoriteleri ile Kırım'daki yerel otoritelerin önüne koyacağım.

Buda hiçbir gücü ve kuvveti bulunmayan bazı polis unsurlarında var olan endişeyi artırmaktadır... Zira Başkonsolosluğun korunmasındaki ihmalkarlık ile Ukrayna'nın muhtelif bölgelerinde meydan gelen bu ihmalkarlıktan daha da kötüsü aşırıcılığa ve terörist faaliyetlere dönük göstergelerin olmasıdır."

Aynı şekilde on küsur yıldan beridir Hizb-ut Tahrir'i yasaklayan kararlar yayınlayan Rusya Federasyonu Yüksek Mahkemesi'ne ve bu yasağın da birçok kapsamlı kanıtlara dayandığına dikkat çekmiştir.

Bu açıklamalar ışığında Hizb-ut Tahrir / Ukrayna, aşağıdaki hususları ifade etmeyi zorunlu görmektedir:

1-Başkonsolos açıklamalarında, temsil etmiş olduğu zorba rejimin canlı örneğini şekillendirmektedir;

Nitekim 2003 yılının başlarında Rusya otoriteleri, terörist eylemlerde bulunduğu suçlamasıyla Hizb-ut Tahrir'in peşine düşüp takip etmiştir. Bu ise on yıllar boyunca, dahası kurulduğu ilk günden beri Hizb-ut Tahrir'in faaliyetlerinin sadece fikrî çatışma ve siyasî mücadeleyle sınırlı kalmasına rağmen olmuştur. Sonuçta Rusya'da bundan müstesna değildir.

Şüphesiz Rusya'nın nazarında terörizm, mescitlerdeki dersler, konferanslar, gösteriler ve barışçıl yürüyüşlerdir.

Bundan dolayı Konsolosun, oturma eylemini terörist bir tehdit olarak nitelendirmesi doğaldır. Dolayısıyla o, kendisini Hizb-ut Tahrir'e karşı zorba ve kibirli olan ülkesinin rejiminden uzak tutması imkansız bir personel gibidir.

Konsolos'un, terör tehdidi hakkındaki açıklamaları yalan olup bu, mantığa da aykırıdır. Zira medya organları ile hukuku koruyan kurumların oturma eylemenin barışçıl olduğu ve hiçbir şiddet eylemleri kaydedilmediği şeklindeki açıklamaları bunu ortaya koymaktadır.

2-Rusya Yüksek Mahkemesi'nde Hizb-ut Tahrir'i yasaklayan, ona terörist bir örgüt olarak itibar eden ve bunu da birçok kanıtlara dayandıran yargıcın özel kararına vurgu yapılması, açık bir yalandan öte bir şey olmayıp vakıaya da aykırıdır. Zira bu, açıkça görülmekte olup mahkemenin kararı, aşağıdaki internet adresinde mevcuttur:

http://www.memo.ru/hr/jbl/doc/2.htm

Hizb-ut Tahrir ile ilgili olarak; onun terörizmle hiçbir ilgisi bulunmamaktadır. Zira Rusya'daki İnsan Hakları Örgütleri, bu yasağın meşru olmamasının yanı sıra onun geçersiz olduğunu daha ilk günden beri vurgulamaktadırlar. Aynı şekilde Memorial Örgütü de 07.11.2012 günü Moskova'daki Bağımsız Gazetecilik Merkezinde yapmış olduğu basın konferansında buna vurgu yapmıştır.

Aslında "kapsamlı kanıtlar da" dahil Yüksek Mahkeme'nin kararı (!), Başkonsolos (Andreev'in)  saçma açıklamaları ve barışçıl eylemi de bir terör tehdidi olarak nitelendirmesiyle uyumludur.

3-Başkonsolosluğun en son açıklamaları, onun ileriki günlerde Ukrayna'da Hizb-ut Tahrir'i yasaklamak için her türlü çabayı göstereceğini ve bunun gerçekleşmesi için de elinden geleni ardına koymayacağını ortaya koymaktadır. Zira ileride, Ukrayna otoriteleri ile Kırım otoritelerinden, Rusya'nın Müslüman vatandaşlarına karşı uyguladığı aynı baskıcı ve despot politikayı izlemelerini talep edecektir.

Kuzey Kafkasya'da ve şimdi de Başkurdistan ve Tataristan'da istikrarsızlığa yol açan bu politikayla Başkonsolos (Andreev), bu istikrarsızlığı Ukrayna'ya taşımayı ve onu deniz açıklarına gömmeyi ümit etmektedir. Aynen daha ilk gün beridir Hizb-ut Tahrir ile mücadele eden Rusya'nın gömdüğü gibi.

Ayrıca Konsolosun açıklamaları, Rusya'nın sadece ülkesinin içinde değil dahası dünyanın her tarafında kesinlikle hakkı duymak istemediğini göstermektedir.

4-Bizler; Rusya otoritelerine, Başkonsolos (Andreev) yoluyla Hizb-ut Tahrir'in davetinin otoritelerin tutumlarına bakmaksızın Rusya'da, Ukrayna'da ve dünyanın her yerinde devam edeceğini vurgularız. Zira bizim amellerimizin kaynağı, ne beşerin koymuş olduğu yasalardır ne Yüksek Mahkeme'nin yasak koyması yada izin vermesidir nede tagut istihbaratların baskı uygulamalarıdır. Bilakis bizim kaynağımız, yerin, göğün ve bu ikisinin arasındakilerin yaratıcısı olan Allahu [Subhânehu ve Te'âla]'nın hükmüdür.

Otoritelerin on yıllar boyunca Hizb-ut Tahrir'e dönük baskıları, şebâbının gücünü, azmini, ideolojisine sımsıkı sarılmasını ve gayesini gerçekleştirme hususundaki ısrarının artırmaktan başka bir şeye yaramayacaktır.

الَّذِينَ قَالَ لَهُمُ النَّاسُ إِنَّ النَّاسَ قَدْ جَمَعُوا لَكُمْ فَاخْشَوْهُمْ فَزَادَهُمْ إِيمَانًا وَقَالُوا حَسْبُنَا اللَّهُ وَنِعْمَ الوَكِيلُ "Onlar o kimselerdir ki insanlar kendilerine, (düşmanınız olan) insanlar size karşı (güçleriyle) toplandılar, aman onlardan sakının dediklerinde, bu onların imanını artırır ve Allah bize yeter, O ne güzel vekildir derler." [Âl-i İmran 173]

 

Devamını oku...

-Basın Açıklaması- Hizb-ut Tahrir, Rusya'daki Hizb-ut Tahrir Üyelerinin Tutuklanmalarını Protesto Etmek İçin Ülkenin Dört Bir Tarafında Gösteriler Düzenlemiştir

Hizb-ut Tahrir / Pakistan Vilayeti, Rusya'daki Hizb-ut Tahrir üyelerinin tutuklanmalarına karşı ülkenin dört bir tarafında gösteriler düzenlemiştir. Nitekim Karaçi'de Rus Konsolosluğu'nun dışında bir gösteri düzenlemiş ve Hizb-ut Tahrir, Merkezî Medya Bürosu ile Rusya Medya Bürosu tarafından tutuklanmalarla ilgili yayınlanan neşriyatlar ve basın açıklamaları Konsolosluk çalışanlarına teslim edilmiştir. Ayrıca göstericiler, üzerinde "Rusya Yöneticileri! Stalinist Rejim! Tutuklamalar İle İşkencelerin Hilafet Devleti'nin Kurulmasını Durdurmaları Kesinlikle İmkansızdır" ve "Putin! Hilafet Gelecek ve Senin Cürümlerine Cevap Verecektir" yazılı pankartlar taşımışlardır.

Bu gösteriler, İslamî bir hizib olan Rusya'daki Hizb-ut Tahrir'e mensup oldukları şüphesiyle 60'tan fazla Müslümanın tutuklanmalarını protesto etmek için düzenlenmiştir. Zira protestocular, Rusya otoritelerini, mescitlere ve evlere baskınlar düzenlemelerini, Müslümanlar ile Hizb-ut Tahrir üyelerinin korkutulmalarını, onların tutuklamalarını, onlara karşı temelsiz sahte davalar üretilmesini ve onların öldürülmekle tehdit edilmelerini kınamışlardır.

Göstericiler, Rusya ile yöneticilerinin İslam'ın ve Müslümanların düşmanları olduklarını, Amerika ile Avrupa gibi Rusya'nın da Allahu [Subhânehu ve Te'âla] ile O'nun İslam dinini inkar ettiğini, Çeçenistan'daki Müslümanların katledilmelerinin ve Müslüman kızların okullarda başörtü takmalarına yasak getirilmesinin arkasında Rusya'nın olduğunu ve mescitlere yapılan baskınları haklı çıkarmak için de aşırıcılığa karşı korkunun istismar edildiğini vurgulamışlardır.

Ayrıca protestocular, Hilafet'in Allah'ın izniyle çok yakında kurulacağı ve İslam'a ve Müslümanlara yönelik cürümlerinden dolayı kendisini şiddetle muhasebe edeceği noktasında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'i uyarmışlardır. Yine protestocular, Müslümanların zalimlerin zulümlerinden korkmamalarını, İslam'ı tebliğ etme yönündeki yürüyüşlerine ve hak kelimeyi söylemeye devam etmelerinin yanı sıra Hilafet'i kurmak için mücadele eden Hizb-ut Tahrir içindeki cesur kardeşleriyle yan yana olmalarını talep etmişlerdir. Zira Müslümanların üzerine düşen, Müslümanların ödlek yöneticilerini söküp atmak ve Hilafet Devleti'ni kurmak için çalışmaktır. Zira Hilafet, sadece İslam Devleti'nde yaşan Müslümanları korumakla yetinmeyecek, ancak aynı şekilde kafir devletlerin zulmü ve baskısı altında yaşayan Müslümanları da kurtaracaktır.

Devamını oku...

-Basın Açıklaması- Hizb-ut Tahrir / Ukrayna, Rusya'daki Müslümanlara Destek Vermek İçin Oturma Eylemi Düzenlemiştir

Hizb-ut Tahrir / Ukrayna, Rusya'daki Hizb-ut Tahrir şebâbına dönük arama ve tutuklama dalgasını protesto etmenin yanı sıra onları silah ve bomba bulundurmak ve terörist eylemlerde bulunmak şeklinde yalan ve iftira ile suçlamalarını protesto etmek için 20 Kasım 2012'de Kırım Yarımadası/ Simferopol şehrindeki Rusya Federasyonu Başkonsolosluğu önünde bir oturma eylemi düzenlemiştir.

Hizb-ut Tahrir Temsilcisi Fazıl Hamza (Fazıl Omzayef), bir konuşma yapmış ve konuşmasında şöyle demiştir: "Rusya rejiminin, Hizb-ut Tahrir şebâbına dönük zulmü, Çeçenistan ve Kafkasya'daki kardeşlerimize yönelik katliamlar, okullarda başörtüsünün yasaklanması ve aynı şekilde Şam kasabı Beşar Esad'ı silah ve teçhizatlarla desteklemesi gibi rejimin işlemiş olduğu diğer bir dizi cürümlerden ayrı düşünülmemelidir.

Rusya rejiminin, Hizb-ut Tahrir'i terörist örgütler listesine yamalama girişimleri, tek kelimeyle onun iflas etmesi ve İslam'a karşı ideolojik çatışmada yenilgiye uğradığını itiraf etmesi şeklinde ifade edilebilinir. Zira uzak yakın herkes ve bizzat da Rusya rejimi, Hizb-ut Tahrir'in İslamî hayatı yeniden başlatmakla ilgili hedefini gerçekleştirmek için maddî eylemler kullanmadığı gerçeğini bilmektedirler.

Rusya yöneticilerine, ümmetin zulümlerini unutmadığını ve gelmekte Hilafet Devleti'nin Müslümanlara yönelik baskı ve zulümlere ortak olanları hesaba çekeceğini hatırlatırız."

Nitekim Fazıl Hamza konuşmasının sonunda, genelde Rusya Müslümanlarına özelde ise Hizb-ut Tahrir üyelerine karşı uygulanan zulümlerin derhal durdurulmasını talep etmiştir.

Bunun ardından halka, Hizb-ut Tahrir / Merkezî Medya Bürosu'nun, 14.11.2012 tarihli ve H. 1433 / 36 sayılı "Rusya, Allah İle Olan Savaşını Artırmakta ve Hizb-ut Tahrir Şebâbını Tutuklamaktadır" başlığı altındaki basın açıklamasını okumuştur.

Hizb-ut Tahrir'in üç üyesinden oluşan bir heyet, bu beyana 11.11.2012 tarihli ve 11/02 sayılı beyanı da ekleyerek bu ikisini, bunları almayı reddeden ve onlara, Rusya Federasyonu Başkonsolosluğu'nun Hizb-ut Tahrir heyetinden herhangi bir şeyi kabul etmeyi reddettiğini bildiren Simferopol'daki Rusya Federasyonu Başkonsolosluğu'na teslim etme girişiminde bulunmuşlardır.

Binaenaleyh heyet beyanları, Rusya Federasyonu Başkonsolosluğu'na postane yoluyla göndermiştir.

Kayda değerdir ki protestocular, İslamî râyeler ve pankartlar yükseltmelerinin yanı sıra Rusya rejiminin uygulamasını ve Rusya'daki Hizb-ut Tahrir üyelerine yapmış olduğu zulümleri kınayan, "Rusya'nın Gücü, Hizb-ut Tahrir'i Davetinden Vazgeçiremez", "Hizb-ut Tahrir'in Silahı... Hak Sözdür", "Rusya Müslümanları Sizinle Birliktedir" ve "Rusya, Müslümanlara Yönelik Eylemleri Durdur" şeklinde posterler ve afişler yükseltmişlerdir.

Devamını oku...

Hizb-ut Tahrir / Avusturya: İslam'a ve Müslümanlara nusret gösterisi

  • Kategori Avusturya
  •   |  

Hizb-ut Tahrir / Avusturya  10 Muharrem 1434 Hicri, elmuvafık 24 Kasım 2012 Miladi Cumartesi günü Suriye, Filistin, Burma ve diğer Müslüman beldelerde kafirlerin yada onların ajanlarının mızraklarına hedef olan Müslümanlara nusret amaçlı ve onlar hakkında işlenen soykırımları kınayan gösteri düzenlemişlerdir.

Gösteriye çeşitli uyruklu ümmetin  evlatlarından bir çok kimse katılmıştır. Ümmetin evlatları İslam ümmetinin tek bir ümmet olduğunu, Rabbinin, peygamberinin, kitabının, devletinin ve bayrağının tek olduğunu söz konusu gösteride dile getirmişler, tekid etmişlerdir.

Elhamdulillah

 

 

Devamını oku...

-Basın Açıklaması- Hizb-ut Tahrir, "Kadın'ı, Yoksulluğa ve Sömürüye Karşı Koruyacak Olan Hilafet'tir" Başlıklı Kadınlara Dönük Küresel Bir Konferans Düzenleyecektir

Hizb-ut Tahrir / Endonezya, Allah'ın izniyle Hizb-ut Tahrir / Merkezî Medya Bürosu ile birlikte 22 Aralık 2012'de Cakarta / Endonezya'da, "Kadın'ı, Yoksulluğa ve Sömürüye Karşı Koruyacak Olan Hilafet'tir" başlıklı önemli bir kadın konferansı düzenleyecektir. Nitekim bu konferansta, katılımcılardan, konuşmacılardan ve dünyanın her yerinden kendi toplumlarında etkili olan kadınlardan oluşan 1500 Müslüman kadın, gerek İslam dünyasında gerekse tüm dünyadaki kadınların karşı karşıya kaldığı içler acısı yoksulluk ve ekonomik sömürü haline yol açan nedenlere çözüm bulmak için bir araya gelecektir. Aynı şekilde dünyadaki kadınları olumsuz etkileyen bu büyük sorunu çözmeye dönük yönetim modeli olarak da Hilafet Sistemi sunulacaktır. Ayrıca bu, geçtiğimiz birkaç hafta boyunca Hizb-ut Tahrir'in bu mesele hakkında yapmış olduğu küresel kampanyanın doruk noktası olacaktır.

Hizb-ut Tahrir / Merkezî Medya Bürosu Üyesi Dr. Nesrin Nevaz, şöyle bir değerlendirmede bulunmuştur:

 

"Bugün, İslam dünyasındaki milyonlarca kadın, para elde etmek için günlük mücadele vermektedir. Nitekim aşırı yoksulluk, kadınlardan birçoğunu yurt dışında iş aramaya mecbur etmekte olup birçoğu da bu işleri yaptıkları sırada şiddetli eziyetlere maruz kalmaktadırlar. Zira yoksulluk onlardan bazılarını, kendilerine ve ailelerine bakabilmek için kölelik koşularına benzer koşullarda çalışmaya sevketmekte yada sokaklarda dilenmeye terk edilmektedirler. Dolayısıyla bu yoksulluk, beşerin koymuş olduğu rejimlerin tatbik edilmesi sonucunda gerçekleşmektedir. Nitekim bu kadınlar, şahsî servetlerini inşa etmek için Müslümanların ülkelerindeki servetlerini yağmalayan İslam dünyasındaki fasit ve başarısız hükümetlerin kurbanları oldukları gibi aynı şekilde ülke içerisinde bu hükümetlerin tatbik edip destekledikleri zalim ve fasit kapitalist rejimin kurbanları olmaktadırlar."

"Nitekim serbest piyasa ekonomik sistemine ve faizli finansman modeline dayalı olan zehirli kapitalist sistem, servetlerin dağılımda devasa eşitsizliklere neden olmaktadır. Buda Batılı ülkelerde ve aynı şekilde Çin, Hindistan, Türkiye ve Brezilya gibi ekonomik olarak gelişip büyümeyi kutlayan bu ülkelerde yaşayan milyonlarca kadın da dahil küresel olarak kadınların yoksulluğu ve ekonomik köleliğiyle sonuçlanmaktadır. Nitekim İslam dünyasına dayatılan sömürgeci Batılı politikalar, globalleşme, serbest piyasa ve İMF ve Dünya Bankası gibi kurumlardan alınan krediler yoluyla ekonomiyi manipüle etmektedirler. Buda tek rolleri kitlelerin yoksullaşmasına, yerel piyasaların yıkılmasına ve halkların servetlerinin ve kaynaklarının yağmalanmasına neden olmak olan yabancı hükümetlerin çıkarlarına hizmet etmek içindir. "

"Bu bağlamda malî servetin, hayattaki diğer değerlerden daha önemli olduğuna itibar eden sömürgeci ve materyalist kapitalist ideoloji, kadınların güç mefhumunu, çalışmaya tutunmaya, anneliğin önemini küçültmeye ve devletin ve erkeklerin kadınları korumalarının vacip olduğu mefhumunu zayıflatmaya bağlamaktadır. İşte tüm bunlar da kadınları çalışmaya sevketme girişimleridir. Dolayısıyla buda kadınlar üzerinde çalışmadığı taktirde onurunu koruyamayacağı şeklindeki büyük toplumsal baskıları kışkırtmakta ve kadın, ev işleri ve bununla birlikte iş kariyeri sorumluluğunu yüklenmeye sevk edildiğinde de kendisine zulmedilmektedir.  Bu ise kadınların, gelecek nesilleri inşa etme ve yetiştirme noktasındaki esas rollerinden vazgeçmelerine neden olmaktadır. Nitekim bu rejim, insanlığın ve kadınların değerini düşürmekte olup kadını, devletinin ekonomisine menfaat sağlayan ekonomik bir meta yapmakta ve kadınlardan birçoğunu da kendileri ve çocukları için bir gözetim ve velayet olmaksızın terk etmektedir."

"Bu çok önemli konferans, finansal sömürü ve zorluklar gibi bu sefil duruma son vermeye muktedir bir yönetim için yegane model olan Hilafet Devleti'ni sunmak amacıyla dünyanın dört bir tarafındaki kadınları bir araya getirecektir. Dahası Hilafet'in, insanî ihtiyaçların ötesinde finansal kazanımların garantilenmesini sağlayan bir sistem olduğu vurgulanacak olmasının yanı sıra bu sistem nazarında kadın, korunması gereken bir namus olup onların infakları, ya akrabaları ya erkekler yada devlet tarafından karşılanacaktır. Dolayısıyla kadına, para elde etmek için kullanılan bir meta olarak bakılmayacağı gibi istemesi hailinde kadının çalışma hakkı da bulunacaktır. Ayrıya konferansta, Hilafet Devleti'nin benzersiz ve barışçıl İslamî ekonomik politikaları sunulacaktır ki buda; yoksulluğa çözüm bulmak ve finansal güvenliği sağlamak için  zaman içerisinde tatbik edilip deninmiş bir politikadır. Zira bu devlet, kadınları yoksulluk ve sömürüden koruyacak yegane gerçek olması hasebiyle küresel olarak kadınların arzuladığı bir modeldir. Dolayısıyla bizler, ekonomik zulme ve köleliğe çözüm arayan tüm kadınları bu önemli konferansa katılmaya davet ediyoruz."

أَلاَ يَعْلَمُ مَنْ خَلَقَ وَهُوَ اللَّطِيفُ الْخَبِيرُ "Hiç yaratan bilmez mi? O, Latif'tir, Habir'dir" [el-Mulk 14]

 

Editörden notlar:

1- Medya soruları için şu adresle bağlantı kurulmasını rica ediyoruz: Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

2- Kampanya web sitesi: http://women.hizb-ut-tahrir.info

 

Dr. Nesrin Nevaz
Hizb-ut Tahrir
Merkezî Medya Bürosu Üyesi

Devamını oku...

Suriye Ulusal Koalisyonu'nun Suriye'de Uluslar arası Güçlerin Konuşlanmasını Kabul Etmesi, Bunun Çözüm İçin Dolaştırılan İbrahimî-Amerikan Planının Bir Parçası Olduğunu Ortaya Koymaktadır

  • Kategori Suriye
  •   |  

30.11.2012 Cuma günü, BM ve Arap Birliği Suriye Özel Temsilcisi el-Ahdar el-İbrahimî, ikinci adresi olan Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda Suriye'deki durumlar hakkında bir konuşma yapmıştır. Nitekim konuşmada, Güvenlik Konseyi aracılığıyla "güçlü" barışı koruma güçlerinin konuşlandırılması çağrısında bulunarak şöyle demiştir: "Her türlü şiddetin sona ermesi için gerekli olan anlaşma, zaruri bir durumdur. Söylediğim gibi ortada taraflar arasında bir güven bulunmamaktadır. Dolayısıyla savaşın durması için güçlü bir denetleme sistemi konulmalıdır. İşte bu sistem de "güçlü" barışı koruma güçleri aracılığıyla düzenlenebilir. Bunun ise sadece Güvenlik Konseyi aracılığıyla olacağına inanıyoruz..." Bu oturum sırasında Suriye'nin Birleşmiş Milletler Büyükelçisi Caferi, Suriye'nin Birleşmiş Milletler Elçisi el-Ahdar el-İbrahimî'nin misyonunu desteklediğini, bu desteği sürdürmeye devam edeceğini ve Suriye'de tüm tarafların katılacağı kapsamlı bir barışın oluşturulmasının zarureti üzerinde onunla anlaştığını vurgulamıştır... Nitekim 01.12.2012 cumartesi günü, Suriye Ulusal Koalisyonu Sözcüsü Velid el-Bunnî, Kahire'de koalisyon toplantısı sonunda düzenlediği basın konferansında şöyle bir açıklamada bulunmuştur: "Şayet Esad, öncelikle otoriteden vazgeçerse muhalefet, bu tür bir gücün konuşlanmasını kabul edecektir." Dolayısıyla bu, Amerika'nın Suriye'deki krizden çıkmaya dönük planıyla ahenkli olan ve örtüşen üçüncü tutumdur. Zira el-İbrahimî'nin, Suriye'de bu "güçlü" barış gücünün konuşlandırılmasına çağrıda bulunması, Amerika'nın orada oynamak istediği kirli oyunu ifşa etmektedir ki buda; Afgan yollu bir çözümdür. Böylece el-İbrahmî bunu, efendisine sunmak istemektedir. Nitekim Suriye Ulusal Koalisyonu'nun bunu kabul etmesi ise ortada daha önceden bir onay olduğunu, el-İbrahimî'nin çözüme dönük planının ve bu temeldeki bir oluşumun ilan edilmesinin tamamen gizlendiğini ortaya koymaktadır. Zira bu çözüm, Beşar'a alternatif olacak bir yöneticinin ortaya çıkarılmasına dayalıdır. Bu alternatifler de ya Riyad Hicab ya Riyad Seyf yada bu ikisine benzer (yeni Karzai) gibi birisi olabilir. Ayrıca askerî bir alternatifin oluşturulması, yeni bir askerî kolu oluşturacak ve buda yeni ulusal ordunun çekirdeğini oluşturacak olan Yüksek Askerî Konseyi temsil etmiş olacaktır. Ancak bu konsey, tek başına Müslümanların büyük çoğunluğunun görüş ve eğilimlerini temsil eden İslamî eğilime sahip olan Müslümanlarla olan savaşı çözebilecek şekilde güvenilir değildir. Bundan dolayı el-İbrahimî barış gücünün gönderilmesiyle ilgili planında, Afganistan'da alınan aynı rolün alınabilmesi için "güçlü" olmasını talep etmektedir. Zira orada Müslümanlar, çoğunlukla NATO'nun olduğu çokuluslu güçlerden oluşmasının yanı sıra bu güçlerin çoğunluğunun Amerikalıların olduğu ve Afganistan'a barışı getirmek için Birleşmiş Milletler kararı gereğince oluşturulan "ISAF" adı altında katliam, fesat ve saptırmayla mahvedilmektedirler. Dolayısıyla bu slogan altında, aşırıcılık ve terörizmle savaş bahanesiyle İslam ile savaşmaktadırlar. İşte Amerika'nın Suriye'de yapmak istediği şey tam da budur. Ancak bir farkla ki buda; Suriye'de bunu bizzat kendisi değil de ajanları vasıtasıyla yapacak olmasıdır.

Ey Suriye'deki Onurlu Müslümanlar!

Hizb-ut Tahrir olarak bizler Müslümanları, bu plan ile güçlerin konuşlandırmasına yönelik bu çağrıya karşı uyardığımız gibi bu koalisyonun üyeleri ile Yüksek Askerî Konseyin üyelerini de bu planın ve bu çağrının kabul edilmesi noktasında uyarıyoruz. Zira Beşar'ı uzattıkça uzatan Amerika, sizinle bu fiilleri yapmaya hazırlanmakta ve Müslümanlardan bir gurubu diğer guruba karşı kullanmaya çalışmaktadır. Nitekim Birleşmiş Milletler uluslar arası güçler, başta Amerika olmak üzere büyük devletlerin elindeki araçlardır. Nitekim kendisi başarısız olduğunda, iktidardaki ajanlarına dayatmada bulunmaktadır. Amerika ile birlikte Suriye'de meydana gelen hususlar tam da böyledir. Dolayısıyla uluslar arası güçleri ve Batılı ülkelerin yardımını istemek, Allah'a, dinine ve Müslümanlara karşı büyük hıyanet suçunu yaşamayı gerektirir.

Ey Sevgili Şam'ımızdaki Murabıt Müslümanlar!

Daha önceki ayaklanma istasyonlarında, sabrınızı, imanınızı ve bir tek Allah'a olan güveninizi kanıtladınız. Dolayısıyla ed-Dabi'nin, Kofi'nin ve hala tilkinin sıyrıldığı gibi sıyrılan el-İbrahimî'nin ifşa olduğunu yeterince fark etmişsinizdir. Amerika'nın ulusal koalisyonu çıkardığı bu plan, sizin ayaklanmazı yönelik en tehlikeli istasyonlardan biridir. Oysa sizler, neredeyse sizler için açılacak olan bir nusretin kapılarındasınız. O halde Allah'ın ipine sımsıkı sarılınız ve akidesi ve hayat nizamıyla azim İslam esası temelinde ümmetin kalkınma projesini taşıyan ve Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]'in, ثم تكون خلافة على منهاج النبوة "Sonra Nübüvvet Minhacı Üzere Hilafet olacak"sözleriyle müjdelediği Raşidi Hilafet'i kurmak için çalışan siyasî bir hizib olan Hizb-ut Tahrir ile birlikte Resulullah'ın livası altında birleşiniz. Böylece umulur ki Şam, Dâr-ul Hilafet'in merkezi olabilir. Aynen Taberi'nin rivayet ettiği sahih hadis-i şerifte geçtiği gibi. Zira bu hadiste Sallallahu Aleyhi ve Sellem, şöyle buyurmuştur:

عُقْرُ دَارِ الإِسْلامِ بِالشَّامِ "İslam Dârı'nın merkezi Şam olacaktır."

Devamını oku...
Bu RSS beslemesine abone ol

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER