Pazartesi, 21 Şaban 1447 | 2026/02/09
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü

Soru-Cevap


Soru
:

Pakistan Devlet Başkanın oğlu "Bilawal Zardari Bhutto", 27 Aralık 2012 tarihinde resmen Pakistan siyasetine gireceğini açıkladı. Pakistan siyasetine girmek için böyle bir zamanlamayı seçmesinin nedenini açıklamanızı rica ediyoruz. Bunun 2013 Pakistan seçimleri ile bir  alakası var mıdır?

 

Cevap:

1-Pakistan ve Hint Yarımadasındaki siyasi ortama, İngiliz yönetiminden bağımsızlığın kazanıldığı ilk günlerden beri hakim olan ailelerin politikasına katılan zengin aileler hakimdir. Bu aileler, İngiltere ve Amerika gibi süper güçlerin desteği ile Pakistan, Hindistan ve Bangladeş'teki siyasi hayata hakim olmuşlardır. Bu aileler, bu ülkelerin yönetimlerini, kendilerinin temel bir hakları olarak görmektedirler. Dolayısıyla Pakistan'daki siyasi sahneye Buttto veya Şerif Kardeşler ailelerinin hakim olması hiç de garip değildir. Aynı şekilde Hindistan'daki siyasi sahneye Gandi Ailesi hakim olduğu gibi Bangladeş'teki siyasi hayata da Ziya Rahman ve Şeyh Mucip Rahman ailesi hakimdir.

"Bilawal Zardari Bhutto'nun" zihniyeti, bu esasa göre şekillenmiş olup Pakistan siyasetine katılımını, annesinin dedesi ve Bilawal'in annesi olan Benazir Butto'nun babası "Zülfikar Ali Butto'nun" mirasını devam ettirmenin bir aracı edinmektedir. Nitekim Bilawal, birçok kez bu siyasi mirasa dikkat çekmiştir. Bundan dolayı bu mirası korumayı istemektedir. Zira annesinin defin merasiminde, "Pakistan Halk Partisi, sadece siyasi bir parti olmanın ötesinde bizim hayatımız" demiştir.

2-Yabancı güçler ve bu güçlere bağlı istihbarat ajansları, ülkeyi kendi adlarına yönetmek için bu siyasi sülalelerin aile fertlerini kazanmak için Hint Yarım Adasında büyük bir çaba sarf etmişlerdir. İşte hakim olan süper güçlerin, tercih ettiği yöntemlerden biri budur. Bu aile fertlerinden birisinin miadı dolduğunda yada bir işe yaramadığında yada efendilerinin isteklerine aykırı davrandığında bu güçler, onları ya emekliye ayırmaktalar yada öldürmektedirler. Nitekim Butto aile fertleri, Pakistan Halk Partisine (PPP) hakim olmak için İngiltere ile Amerika arasında dönen çatışmada ya öldürülmüşler yada suikasta uğramışlardır. Dolayısıyla İngiltere ve Amerika'nın Bilawal'i, annesi ve dedesinin çizgisinde yürümeye teşvik etmeleri garip değildir.

3-Bilawal Butto'nun Pakistan siyasetine gireceğini resmen açıklamasının diğer bir etkeni ise, birçok yolsuzluklarının deşifre olması, yetersiz kalma ve adam kayırma nedeni ile zayıflayan ve büyük ölçüde güvenirliğini kaybeden Pakistan Halk Partisini güçlendirmektir. Aynı şekilde bu skandallar, büyük ölçüde Zerdari'nin popülaritesine zarar verdiği gibi Pakistan Halk Partisi'nin bu yılın ileriki günlerinde yapılması kararlaştırılan genel seçimlerde etkili bir kampanya yürütme gücünü de zayıflatmıştır. Bundan dolayı partinin öfkeli seçmenleri ile birlikte klasik değerlerini geri kazandırmak için genç yaşta olan Bilawal, siyasi çalışmaya katılmaya teşvik edilmiştir. Bu durum, aynen birçok yönden birkaç sene önce Hindistan Kongre Partisi'nin tabanını güçlendirmeye çalışan Rahul Gandi olayına benzemektedir. Yine Bilawal'in yaşça küçük olması nedeni ile gelecek genel seçimlere girmeye muktedir olamadığını da unutmamamız gerekir. Bu nedenle Bilawal'in rolü gerçek olmaktan öte sembolik olup siyasi ikna noktasında uzun bir yolculuğun başlangıcıdır.

4-Ancak Bilawal Butto'nun Pakistan siyasetine resmen gireceğini açıklamasının muhtemel en büyük etkeni Amerika'nın, Pakistan siyasi hayatına girmek için yolsuzluklara ve skandallara bulaşmamış yeni yüzlere şiddetle ihtiyacı olmasıdır. Zira Pakistan'daki siyasi ortam, seçimlerdeki rollerini yerine getirmeye muktedir olamayan fasit politikacılardan oluşmaktadır. Amerika, 2011 yılında İmran Han'ın ve 2012 yılında Bilawal'in siyasi hayata girmesi ile ülkeyi sarmalayan mevcut politikaya içerleyen halkın duygularını tedavi etmeye çalışmaktadır.

Velhasıl Bilawal Butto'nun Pakistan'da siyasi sahneye girmesi, gelecek genel seçimler öncesinde Pakistan Halk Partisi'nin bazı kadroları ve aynı zamanda siyasi ikna mesleğinin başlangıcı için bir teşviktir. Bununla birlikte siyasi sahne için yeni yüzler çıkarmaya çalışan Amerika'nın önünde Amerika'nın düşmanlığı ve insanlar arasındaki yenilenebilir siyasi uyanış yüzünden büyük engeller vardır. İşte Amerika'nın İmran Han'ın konumunu güçlendirmeye yönelik çabaları bundan dolayıdır. Bu da insanların, Amerika'nın Pakistan'daki hegemonyasını korumak için Amerikan'ın desteklemesi ve birçok ajanı ile etrafını kuşatması nedeni ile İmran Han'ın Amerika'nın adamı olduğunu görmelerini sağlamıştır. Bu nedenle racih olan, babasından daha beter olmasa da Bilawal'e babası Zerdari'ye bakılan gözle bakılmasıdır.

Devamını oku...

-Basın Açıklaması- "Pakistan, Hilafet ve İslam Dünyasının Yeniden Birleşmesi" Başlığı Altında Hizb-ut Tahrir / Pakistan Vilayeti, Pakistan'ın 2013 Misakını Açıklar

Hilafet güneşinin İslam dünyasının üzerine doğma eşiğine geldiği ve İslam dünyasındaki yöneticilerin de reformlar ve seçimler vaatlerinde bulunmak yoluyla mevcut fasit rejimleri yıkmak için sıkı bir şekilde çalıştığı bir sırada Hizb-ut Tahrir / Pakistan Vilayeti, "Pakistan, Hilafet ve İslam Dünyasının Yeniden Birleşmesi" başlığı altında Pakistan'ın 2013 misakını açıklamıştır.

Hizb-ut Tahrir / Pakistan Vilayeti bu misakta, hizbin Pakistan ve tüm İslam dünyası için Hilafet'i getirmek amacıyla açıkladığı vizyonunun ana hatlarını sunduğu gibi Hizb-ut Tahrir'in, Hilafet Devleti'ni kurmak için kendisiyle birlikte çalışmaya katılmaları amacıyla Müslümanlara dönük çağrısını içermesinin yanı sıra aynı şekilde Hilafet Devleti'ni kurması için Hizb-ut Tahrir'e nusret vermesi amacıyla Pakistan Müslüman ordusuna dönük çağrıyı da içermektedir.

Not: Misaka, şu siteden ulaşabilir ve indirebilirsiniz: www.hizb-pakistan.com

Devamını oku...

-Basın Açıklaması- "Müslümanların Şam Ayaklanmasına Destek Kampanyası" Allah'a Hamd Olsun Mücrim Süriye Rejiminin Büyükelçiliği Önündeki Cuma Namazının Ardından Tamamlanmıştır

Hizb-ut Tahrir / Ürdün Vilayeti'nin, dün Cuma günü, yani H. 21 Safer el-Muvafık 04 Ocak 2013'de mücrim Suriye rejiminin Büyükelçiliği önünde "Müslümanların Şam Ayaklanmasına Destek" kampanyası kapsamında çağrıda bulunduğu gösteri, Allahuteala'ya hamd olsun tamamlanmıştır. Nitekim Hizb-ut Tahrir'in Amman'daki mücrim Suriye rejiminin Büyükelçiliği önünde Cuma namazı kılma çağrısına iki binin üzerinde ezici bir kalabalık icabet etmiştir.

Cuma hatibi Şeyh Sabit el-Havaca, Müslümanları Allahuteala'nın yönetimini talep eden Suriye ayaklanmasına destek vermeye davet edip Müslümanların ayaklanmasına dönük uluslararası ve Arap komplolarını ve bunun da kafir Batı ile Ulusal Konsey'den başlayıp Ulusal Koalisyon'a varana kadar mücrim Beşar'a alternatifler üreten ajanları ve aynı şekilde ed-Dabi'nin, Annan'ın ve el-İbrahimî'nin komploları yoluyla olduğunu kaydetmiştir. Ayrıca gerek katılımcılara gerekse ayaklanmacılara, Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]'in, Şam ve halkının fazileti ve buranın Dâr-ul İslam'ın merkezi olacağı şeklinde açıkladığı hadisleri hatırlatılmıştır.

Ayrıca Hizb-ut Tahrir / Ürdün Vilayeti Medya Bürosu Başkanı Üstad Memduh Ebu Seva Katşiyat, içerisinde Merkezî Medya Bürosu'nun Şam'daki en son gelişmelerle ilgili özel olarak düzenlediği basın konferansında yayınladığı on noktaya vurgu yaptığı bir konuşma yapmıştır.

Bunun yanı sıra Müslümanları, Şam ayaklanmasına destek vermeye ve kendileri için sivil ve demokratik devlet sloganlarını taşıyacak ajanlar tayin etmek yoluyla kafir güçlerin müdahalede bulunmasını reddetmeye teşvik edici bir çok konuşma yapılmıştır.

Katılımcıların gırtlaklarından, Hilafet Devleti ile Müslümanların vahdetine övgüler yağdıran sloganlar ve marşlar yükselmiştir. Ayrıca bu gösteriye yerel ve küresel birçok medya organları katılmış ve Medya Bürosu Başkanı ve çok sayıdaki katılımcılarla birçok röportajlar gerçekleştirmişlerdir.

Devamını oku...

-Basın Açıklaması- Pakistan Ordusunun Askerî Akidesinin Değiştirilmesi! Keyâni, Amerika'nın Önüne Aşağılayıcı Yeni Bir Fasıl Açmaktadır

General Keyâni, efendisi Amerikalılara hizmet etmek amacıyla ayrılmasından sonra bile Silahlı Kuvvetlerimizin yolunu ve zihniyetini değiştirmek ve bu fitne savaşının devam etmesini garantilemek için yeni bir hizmette bulunmak amacıyla sıkı bir şekilde çalışmaktadır. Dolayısıyla o, ülkeye ve İslam'a ihanet eder hale gelsinler diye siyasileri değiştirmekle yetinmemekte, dahası halefinin de bizzat hain askerlerden olacağından emin olmak için çalışmaktadır. Nitekim Pakistan ordusunun "Yeşil Kitabı" esaslı bir şekilde gözden geçirildiğinde, Amerika'nın fitne savaşının Pakistan ordusunun akidesinden bir parça olduğunun vurgulandığı görülecektir. Bu yüzden Amerika, Pakistan için dış tehdit olması itibarıyla Hindistan'a odaklanmak yerine "iç tehdidin" güvenlik için daha büyük tehdit olduğunu ilan etmesi için politikasını değiştirmesi amacıyla Pakistan'a baskı uygulamaktadır. Dolayısıyla Amerika, Silahlı Kuvvetlerimizin Hindistan'a odaklanmasını, Amerika'nın Afganistan ve Pakistan'a dönük işgalini güvence altına almak için odaklanmaya dönüştürmek için General Keyâni'yi kullanmaktadır. İşte bundan dolayı Keyâni, bu amaç için Salalah ve Abbotabad olaylarını istismar etmiştir. Zira bu olaylar, gerçek düşmanımızın Amerika olduğunu kanıtlamasına rağmen hain Keyâni bu olayları, bu fitne savaşını daha da alevlendirmenin ve Silahlı Kuvvetleri'ndeki evlatlarımız ile aynı şekilde Pakistan halkının haçlı Amerikan savaşının yakıtları olmalarının bir gerekçesi olarak kullanmıştır.

Gerçek "iç tehdit", Amerikan Raymond Davis şebekesi, NATO tedarik hatları, Amerikan Büyükelçiliği'nin genişletilmesi, Zerdâri ile Keyâni'nin başkanlığındaki siyasî ve askerî liderlikteki hainler ve bu ikisinin maiyetindeki küçük gruplardır. Yine gerçek iç tehdit, aynı şekilde Keyâni ve Zerdâri ile bunların, yabancı politikaları takip ettiklerinden dolayı ülkeyi ekonomik sefaletin içinde boğan küçük guruplarındaki hırsızlardır. Aynı şekilde gerçek tehdit, nesilden nesle yönetimde kalmaları için bir birini takip eden hainlere mutlak özgürlükler veren kafir yönetim sistemidir.

İslam'a, halklarına ve Pakistan'a önem veren herkese, askerî akidedeki bu değişimin, aşağılanma ve Amerika'ya kölelik için yeni bir sayfa açmak amacıyla olacağını hatırlatırız. Halbuki şöyle buyuran Allahuteala, bunu haram kılmıştır:

وَلَن يَجْعَلَ اللّهُ لِلْكَافِرِينَ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ سَبِيلاً "Muhakkak ki Allah, kafirler için müminler aleyhine asla bir yol (egemenlik) kılmayacaktır!" [en-Nîsa 141]

Bundan dolayı Pakistan Silahlı Kuvvetleri'ndeki muhlis subayları, bu hainlerden kurtulmak ve Hilafet Devleti'ni kurmak için Hizb-ut Tahrir ile birlikte çalışmaya davet ediyoruz.

Zira Müslüman Silahlı Kuvvetleri için sahih bir akide belirleyecek olan Hilafet olup o, diğer siyasî araçlarla birlikte İslam'daki dış siyasetin de bir parçası olacaktır. Ayrıca Hilafet Devleti, silahlanmada askerî üstünlüğü elde etmek için güçlü ve kapsamlı bir sanayileşme benimseyecektir. Yine Hilafet Devleti, tüm İslam ülkelerini bir Halife'nin gölgesindeki tek bir devlet altında birleştirecek, Yahudi devleti ile Hindistan'ın Keşmir işgalinin ortadan kaldırılması gibi İslam ülkelerindeki tüm işgal şekillerini ortadan kaldıracak, Pakistan'daki geniş Amerikan varlığı gibi herhangi bir düşman varlığı kaldırıp atacak ve İslam'a düşman olmayan ülkeleri de Amerikan zulmü ile insanın yapmış olduğu sistemi reddetmeye davet edecektir.

Devamını oku...

-Basın Açıklaması- Hizb-ut Tahrir / Endonezya'dan Bir Beyan Hizb-ut Tahrir / Pakistan Resmî Sözcüsünü Derhal Serbest Bırakın

Geçen Mayıs ayında, sivil giyimli Pakistan güvenlik birimleri Hizb-ut Tahrir / Pakistan Resmî Sözcüsü Üstad Navit Butt'u okuldan eve dönerken küçük evlatlarının önünde tutuklamışlar, onu güç kullanarak almışlar ve evlatlarını da mağrur bir şekilde yolun ortasında bırakmışlardır.

Kaçırılmasının üzerinden 7 ay geçmesine rağmen mahkemeye savkedilerek herhangi bir yasa altında yargılanmamakta ve ailesi de onun nerede olduğunu bilmemektedir!

Binaenaleyh Hizb-ut Tahrir / Endonezya, aşağıdaki hususları açıklamak amacıyla Cakarta'daki Pakistan Büyükelçiliği önünde bir gösteri düzenlemiştir:

Özellikle 7 ay geçmesine rağmen onun mahkemeye getirilmemesi, dahası ailesinin de onun hakkında hiçbir şey bilmemesi ve güvenlik birimlerinin de onu kaçırdıklarını itiraf etmemesinden dolayı vahşî ve yasadışı bir eylem olması itibarıyla Hizb-ut Tahrir / Pakistan Resmî Sözcüsü Navit Butt'un kaçırılmasını kınarız. Dolayısıyla bu durum, özellikle eşi ve evlatları olmak üzere ailesini çok incitmiştir. Nitekim Navit Butt'un, İslamî hayatı yeniden başlatmak için çalışan bir aktivist olup bir mücrim olmadığı bilinmektedir. Çünkü onun hayatının hiçbir köşesinde bir cürüm bulunmamaktadır. Bunun içindir ki onun şartsız bir şekilde derhal serbest bırakılması kaçınılmazdır.

Pakistan Silahlı Kuvvetleri içerisindeki nusret, güç ve kuvvet ehline, İslam'ın ve Müslümanların izzeti için Allah'a, Resulüne ve Müslümanlara bağlı olduklarını ve kafirlere ve ajan yöneticilere bağlı olmadıklarını açıklamaya çağırır ve onlara, kendilerini uçurum kenarına sürüklemelerinden dolayı Batı yanlılarına güvenmemelerini nasihat ederiz. Zira artık tüm şeri hükümleri uygulayacak, hain yöneticileri devirecek ve ümmete karşı ihanet edip cürüm işleyenleri cezalandıracak olan Hilafet'i kurması için Hizb-ut Tahrir'e nusret vermenin zamanı gelmiştir. O halde şimdi Allahuteala'nın şu kavlini hatırlayınız:

وَلاَ تَحْسَبَنَّ اللَّهَ غَافِلاً عَمَّا يَعْمَلُ الظَّالِمُونَ إِنَّمَا يُؤَخِّرُهُمْ لِيَوْمٍ تَشْخَصُ فِيهِ الأَبْصَارُ "Sakın, Allah'ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Ancak Allah, onları (cezalandırmayı), korkudan gözlerin dışarı fırlayacağı bir güne erteliyor." [İbrahim 42]

Allah bize yeter! Zira O, ne güzel vekil, ne güzel Mevla ve ne güzel nusret verendir!


Muhammed İsmâ’îl Yusanto
حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Resmî Sözcüsü
Endonezya

Devamını oku...

-Basın Açıklaması- Kur'an-ı Kerim'e Saldıran Kâfir Amerikalılar Hala Burada Barınabilecekler mi?

Yılbaşı gecesi, Adana bulunan İncirlik Hava Üssü'ndeki Amerikalı askerlerin sarhoş olduktan sonra 10. Tanker Üs Komutanlığı'nın içerisindeki camiye girerek tahrip ettikleri ve camide bulunan Kur'an-ı Kerim'leri yırttıkları basına yansımıştır.

Bu olay kâfir Amerika'nın ve insanlıktan nasibini almamış olan iğrenç askerlerinin, Müslümanların topraklarında ve yine Müslümanlarca kutsal sayılan kitabımız Kur'an-ı Kerim'e karşı yaptıkları ilk hakaret değildir. Hatırlanacağı üzere daha önce Irak'ta ve Afganistan'da bu tür olaylar yaşandığı gibi, Amerika'nın Florida eyaletinde de bir papaz tarafından Mushaf-ı Şerifimiz yakılmıştı. Kendilerince başka ülkelerde yapıldığı için bunu mazeret göstererek bu menfur saldırılara karşı ses çıkaramayan Türkiye yöneticileri, şimdi kendi topraklarını garnizon gibi kullanmasına izin verdiği Amerikan askerlerinin İncirlik üssündeki camiyi tahrip etmelerine ve mukaddes kitabımızı yırtmalarına da ses çıkaramamıştır.

Hükümet yetkilileri ve Başbakan Erdoğan, bu iğrenç saldırı karşısında henüz konuşmamıştır. Bu gibi olaylar karşısında esip gürlemeyi çok iyi bilen Başbakan neden bu olay karşısında sessiz kalmaktadır. Genelkurmay Başkanlığı yaptığı açıklamada olayı sadece birkaç cam kırığı şeklinde değerlendirmiş ve mukaddesatımıza yapılan bu saldırıların faillerini bulmak yerine, bu olayı kamuoyuna duyuran askerin kim olduğunu araştırmaya koyulmuştur. Diyanet İşleri Başkanlığı ise askeri üsde bulunan caminin diyanete bağlı bir cami olmadığını bu sebeple bir şey yapamayacaklarını -tapusu kendisinde olmayan camilere ve içindeki mukaddesata hakaret edilebileceğini- açıklayarak düşük bir tavır sergilemiştir.

Kuşkusuz tüm dünyanın alışageldiği bu davranışlar, Batı hadaratına aykırı değildir. Bilakis onların bu davranışları, İslam ve kutsallarına olan düşmanlıklarından kaynaklanmaktadır. Batı dünyası, Müslümanlar ile hiçbir zaman dost olmamış ve olmayacaktır. Amerika'nın Türkiye ile dost ve müttefik olduğunu söylemesi ise menfaatinin gerektirdiği ve herkesçe malum olan koca bir yalandır. İşte kâfir Batı'nın ve Amerika'nın gerçek yüzü budur. Bu çirkin yüzü Müslümanlar Ebu Gureyb'te, Felluce'de, Afganistan'da, Somali'de ve şimdi de İncirlik'te görmüşlerdir. Peki, Amerikalılar Müslümanların gerçek yüzünü ne zaman göreceklerdir? Kendi ülkelerinde bunlar yaşanırken, yeryüzünün en gaddar topluluğu olan ABD yönetimi ile ilişkilerini nasıl devam ettireceklerdir? Kendi kutsal kitaplarına bu hakareti reva gören Amerikalılara hadlerini bildirmeyecekler midir? Onları Müslümanların topraklarından def etmeyecekler midir?

Artık açıkça görülmüştür ki İslam'ın ve Kur'an-ı Kerim'in kutsiyetini koruyacak, Müslümanların kanlarını ve onurlarını yükseltecek olan ABD ve Batılı devletler ile işbirliği yapan bu laik, demokratik yönetimler değildir. Onların asla efendilerinin askerlerini kovma cüreti olamaz. Her tarafta hakarete maruz bırakılan mukaddesatımızı ve her tarafta kanları akıtılan Müslüman kardeşlerimizi koruyacak olan, yalnızca İslam'ın devleti Râşidî Hilâfet'tir. Dinine, Kitabına ve mukaddesatına bağlı tüm Müslümanları, yöneticilerini hesaba çekmeye ve Raşidi Hilafet Devleti'nin bir an önce kurulması için bizimle birlikte çalışmaya davet ediyoruz.

وَلاَ تَحْسَبَنَّ اللّهَ غَافِلاً عَمَّا يَعْمَلُ الظَّالِمُونَ إِنَّمَا يُؤَخِّرُهُمْ لِيَوْمٍ تَشْخَصُ فِيهِ الأَبْصَارُ "Sakın Allah'ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Ancak, Allah onları (cezalandırmayı), korkudan gözlerin dışarı fırlayacağı bir güne erteliyor." [İbrahim 42]

Devamını oku...

Sudan Vilayeti: Nil Üniversitesinde Kitap Sergisi

  • Kategori Sudan
  •   |  

23-27 Safer 1434 hicri, elmuvafık 6-10 Ocak 2013 Miladi Pazar-Perşembe, tarihleri arasında Hizb-ut Tahrir Sudan Vilayeti gençleri Nil üniversitesinde İslami siyaset kitaplarını hukuk fakültesi neşat alanında "düşünce değişimin temelidir" başlığı altında sergilemişlerdir.

Serginin kapanış günü ise "Sudan'daki geçim sıkıntısı, sebepleri ve çözümü" konulu büyük bir panel düzenlenmiştir. Panele konuşmacı olarak Hizb-ut Tahrir Sudan Vilayeti Merkezi İletişim kurulu başkanı Üstad Nasır Rıza (ebu Rıza), Hizb-ut Tahrir Sudan Vilayeti Medya Bürosu üyesi Üstad Abdullah Abdurrahman (Ebul İzz) katılmışlar panele ayrıca çok sayıda öğrenci iştirak ederek sorular yönelterek panele katkıda bulunmuşlardır.

Alemlerin Rabbi Allah subhanehu ve tealaya hamdu senalar olsun.


Fotoğraflar için tıklayınız...

Devamını oku...
Bu RSS beslemesine abone ol

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER