Ey Şam-Suriye’deki Müslümanlar: Nusret, Batı’nın Yardımı Olmaksızın Gerçekleşecek ve Sadece Allahuteala’nın Yardımıyla Raşidi Hilafet Devleti’nin Kurulmasıyla da Tamamlanacaktır
- Kategori Video
- |
Hizb-ut Tahrir / Pakistan Merkezî Temas Lecnesi Başkanı Saad Cagravî, zulüm ve kötü muamelesiyle ün salmış Lahor Merkez Cezaevine gönderilmiştir. Nitekim Üstad Saad Cagravî'nin tek suçu, kendisini Hilafet'in kurulması yoluyla Pakistan'da Allah'ın şeriatı İslam'ın kamilen tatbik edilmesi için barışçıl siyasî çalışmaya adamaktır. Dolayısıyla bu gibi bir siyasinin, İslam adıyla kurulmuş bu ülkede zulüm ve cezaevi acısı çekmesi bir utançtır! Nitekim Pakistan halkından yaklaşık yarım milyon muhlis Müslüman bu gaye için hayatını kurban etmiştir. Bugün ise onların muhlis evlatları cezaevlerine atılmakta, dahası Keyâni'nin baltacıları tarafından kaçırıldığı altı aydan bu yana hala nerede olduğu bilinmeyen Hizb-ut Tahrir / Pakistan Resmî Sözcüsü Navit Butt ve Hizb-ut Tahrir / Pakistan Merkezî Temas Lecnesi Başkanı Üstad Saad Cagravî gibi İslam'ın kamilen tatbik edilmesi için siyasî olarak gayretle çalışan siyasî davet taşıyıcılarına terörizm ve hıyanet suçlaması uydurulmaktadır.
Şuan Üstad Saad Cagravî, Lahor Merkez Cezaevine nakledilmiştir. Nitekim burası, Amerikan casusu Raymond Davis'in birkaç gün gözaltına alındığı aynı cezaevidir. Zira o, üç Müslümanı öldürmüş ancak siyasî ve askerî liderliklerdeki Zerdâri ve Keyâni'nin olduğu hainler, Raymond Davis aleyhine açılan dava ve suçlamaları düşürmüşler, onu serbest bırakmışlar ve ona Pakistan'dan güvenli bir şekilde çıkacağına dair güvence vermişlerdir! Ama bu sırada Hilafet'i kurmak için barışçıl siyasî faaliyetlerini yerine getirirken Nebi Muhammed [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]'in metodunu benimseyen Üstad Cagravî, mümkün olduğunca uzun süre cezaevinde kalması için sıhhatten yoksun dört suçlamanın uydurulmasının ardından gözaltına alınmıştır. Raymond Davis'e gelince; kendisine beş yıldızlı otellerde hizmet verilmiştir. Zira cezaevinde iken ona, devletin çok önemli bir misafiri "VIP" olarak muamele edilirken Üstad Cagravî, sorgulama ve tutuklama sırasında fiziksel ve psikolojik işkenceye maruz kalmıştır!
Zerdâri, Keyâni ve bir avuç hain zümresine düşen, İslam'ın ve ümmetin düşmanı Amerika'ya köleliği tercih etmekle çok kötü bir tercihte bulunduklarını bilmeleridir. Zira onlar, dünya ve ahirette yürek acısı ve nedamet yolunu tercih etmişlerdir ve Bin Ali, Kaddafi ve Hüsnü Mübarek'in başlarına gelenlerde onlar için ibret vardır. Nitekim onlar, ümmetin öfkesiyle yanmışlar ve çok yakında Suriye kasabı Beşar'ın haberini de işiteceklerdir. Ayrıca Zerdârî, Keyâni ve bir avuç hain zümresinin, aynı şekilde Allah'ın izniyle sonlarının çok yakın olduğunu bilmeleri gerekmektedir ki zaten efendileri Amerika da bunu çok iyi bilmektedir. Ayrıca Hizb-ut Tahrir şebâbını takip etme, onları tutuklama ve işkence etme hususunda gösterdikleri tüm çabalarının, Allahu [Subhânehu ve Te'âla]'nın bizlere vaat ettiği ve Nebisi Muhammed [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]'in müjdelediği Hilafet'in kurulmasını asla geciktirmeyeceğini de bilmeleri gerekmektedir.
Hizb-ut Tahrir; Pakistan Silahlı Kuvvetleri'ndeki muhlis subayları, Keşmir, Filistin, Irak, Suriye ve özellikle Suriye Müslümanlarının sebatlarını ve meydan okumalarını örnek almaya, Allah'tan başkasının önünde eğilmemeye davet eder. Zira Amerikan ajanları ile siyasî ve askerî liderliklerdeki hainleri kökünden söküp atmak için ileriye doğru yürümemiz gerektiği gibi Hilafet'i kurması için Hizb-ut Tahrir'e de nusret vermemiz gerekmektedir. Zira dünya ve ahretteki izzet ve şeref işte bundadır.
Şeyh Şehzad
حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Resmi Sözcü Yardımcısı
Pakistan Vilâyeti
Yolsuzluk hakkında araştırma ve raporlar yayınlayan bir örgüt olan Uluslar arası Şeffaflık Örgütü, 05 Aralık 2012'de yıllık yeni raporunu yayınlamıştır. Nitekim raporda, dünyada en çok yolsuzluğun yapıldığı ülkeler listesinde Afganistan, Somali ve Kuzey Kore'nin olduğu geçmektedir. Zira raporda, Afganistan, Somali ve Kuzey Kore'de yüz üzerinden sekiz bulgu elde edilirken Afganistan'da ise 2011 ve 2010 yıllarında birbiri ardına 15 ila 11 bulgu elde edildiği geçmektedir.
Ülkede, yolsuzlukla mücadele etmek için birçok örgütler ve komisyonlar kurulmasına rağmen dolandırıcı yöneticiler, yolsuzlukla mücadelede başarısız olmuşlar ve Afganistan, daha fazla yolsuzluk batağına saplanmıştır.
Finansal yolsuzluğun yanı sıra insanın yapmış olduğu nizamdan fışkıran tüm beşeri çözümler, sorunu daha da tırmandırmakta ve yeryüzündeki yolsuzluğu artırmaktadır. Nitekim bu kötü durumu niteleyen en güzel örnek, sosyalizmin tarihine göz atmak olacaktır. Zira sosyalizmin tatbik edilmesi sonucunda Afganistan nüfusunun %30'u, zulüm, despotizm ve yoksulluk nedeniyle ölmüşlerdir. Aynı şekilde kapitalizm de buna dair başka bir örnektir. Zira iki dünya savaşının patlak vermesi sayesinde milyonlarca insan can vermiştir. Ayrıca bugün de Batı'nın karşı karşıya kaldığı ve uzun vadede uygulanabilir herhangi bir çözüm bulamadıkları keskin ekonomik sorunlara tanık olmaktayız.
Mesela kapitalist toplumların, toplumsal hayatlarında cinsî sapıklık, anne ile oğul arasındaki gayri meşru ilişkiler, hayvanlarla olan cinsel ilişkiler ile aile bireyleri arasındaki diğer sorunlar gibi karşı karşıya kaldıkları sorunlar, evet bu sorunların tamamı, neredeyse Batılı toplumları yok ederken Batı da bununla övünüp durmaktadır!
Ancak bin üç yüz yıllık Hilafet tarihine baktığımızda; muhtelif akide, ırk ve renklerdeki muhtelif insanlar yaşamasına rağmen yolsuzluk, sömürü, zulüm ve katliam durumlarına dair herhangi bir örnek yada bu tür şerler gibi herhangi başka örnekler görememekteyiz. Zira onların tamamı, yüzyıllar boyunca İslam yönetiminin altında adil ve eşit bir şekilde yaşamışlardır.
Demokrat ve kapitalist Batı, şerlerini İslam toraklarına taşımakta ve bunu, Müslümanlara karşı haçlı savaşlarını sürdürmek amacıyla "terörizm" kılıfı altında bütün ümmete dayatmaya çalışmaktadır. Nitekim bunun meyvelerinden biri, Afganistan'ın dünyada en çok yolsuzluk yapan ülkelerden biri haline gelmesidir!
وَمَنْ أَعْرَضَ عَنْ ذِكْرِي فَإِنَّ لَهُ مَعِيشَةً ضَنكًا وَنَحْشُرُهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ أَعْمَى "Her kim de Benim zikrimden (hidayetimden) yüz çevirirse şüphesiz onun sıkıntılı bir hayatı olacak ve Biz onu, Kıyamet Günü kör olarak haşredeceğiz." [Taha 124]
Hizb-ut Tahrir / Sudan Vilayeti'nden bir heyet, Güney Kardufan eyaletinin Dilling bölgesindeki Havazime liderliğini ziyaret etmiştir. Zira Üstad Hadi Hamid ve Ebu el-Kasım Kaliro'nun eşlik ettiği heyetin lideri Üstad Abdulazim İsa olmuş ve heyet, kabile başkanı Üstad Şayib ile yedi kabile liderleriyle görüşmüş ve ziyaretin maksadının genel olarak İslamî ümmetin özel olarak da bölge meseleleri hakkında fikir alışverişinde bulunmak olduğunu açıklamıştır.
Hizb-ut Tahrir heyeti, görüşmenin başında gayesinin Raşidi Hilafet Devleti'ni kurmak yoluyla İslamî hayatı yeniden başlatmak olduğunu ve bu gayenin, İslam esası üzerine ciddi bir çalışma yapmak ve İslam akidesini de hayatın ve sorunlarının çözümünün esası kılmakla gerçekleşeceğini söylemiştir.
Vilayetin güvenlik sorunları konuşulurken heyet, ana sebebin ülkeyi parçalayan ve ümmeti ayıran Nifaşa Anlaşması'nın olduğunu, bu sorunun çözümünün ise sorunun çözümünde esas olarak İslam'ı almada ve vakıa zemininde, özellikle de işlerin gözetimiyle ilgili hususlarda İslam'ın kamilen tatbik edilmesinde gizli olduğunu, çünkü böylece zulmün ve fesadın tüm çeşitlerinin yok olacağını ve güvenlik ve adaletin sağlanacağını açıklamıştır.
Ayrıca görüşmede, davetin başlarında kabilelerin İslam'a nusret verme hususundaki rolüne, zira Evs ve Hazrec'in nusret vermesinin, günümüze ulaşıncaya kadar İslam'ın yayılmasında çok büyük bir etkisi olduğuna, Hilafet Devleti'nin olmadığı böyle bir zamanda kabileleri, çok büyük bir rolün beklediğine ve bu rolün de Raşidi Hilafet Devleti'nin olduğu İslam Devleti'nin kurulmasında nusret verme rolü olduğuna temas etmiştir.
Başkan Şayib, heyeti karşılayıp ziyaretten dolayı teşekkürlerini bildirmesinin ardından, İslamî ümmetin birleşmesi için çalışmasında hizible birlikte olduklarını ve Allah'ın dininin iktidar olması için her türlü çalışmaya nusret vermeye hazır olduklarını söylemiş ve ziyaretlerin ve görüşmelerin devam etmesi talebinde bulunmuştur.
H. 30 Muharrem 1434 el-muvafık M. 14 Aralık 2012 Cuma günü, Kuzey Suriye'deki Halep ve dolaylarında, Cuma namazının ardından Hilafet Devleti çağrısında bulunan çok sayıda protesto düzenlendi.
H. 01 Zilhicce 1433 el-muvafık M. 07 Ekim 2012 Çarşamba günü, Rus istihbarat ve güvenlik güçleri Kazan şehrindeki İhlas mescidine baskın düzenleyerek somut bir neden göstermeden mescitte ve imam Rüstem Sefin'in evinde arama yaptılar. Rus medyasında çıkan haberlere göre baskın, mescit ve imamlarının Hizb-ut Tahrir'le olan ilişkisi nedeniyle düzenlendi.
Silyana vilayetinde, çok sayıdaki sakinler ile güvenlik güçleri arasında, aşağıdaki hususları vurgulamamızı gerektirecek tehlikeli boyuta ulaşan protestolar ve çatışmalar meydana gelmiştir:
1-Yürüyüşler ve protestolar, ülke halkı için kazanılmış bir haktır. Dolayısıyla güvenliğin üzerine düşen, bunu savunanlara baskı uygulamaktan vazgeçmesi ve ülkenin diğer güvenliklerini garantilediği gibi bunlara katılanların güvenliğini de garantilemesidir... Baskı girişimlerine ve bu artan dalgalara gelince; bu, iğrenç bir saldırıdır...
2-Bu mevcut protestoların gerekçesinin, mahrumiyet ve marjinalleşme olduğu bilinmektedir. Nitekim bizler, Bin Ali'nin kaçmasının ardından şunları keşfettik: Gelişme ve modernlik adı altındaki büyük skandalı ve büyük aldatmayı... Dolayısıyla otoritenin, halkın ihtiyaçlarını karşılamada ve onlara güvence vermede tökezlediği açıkça görülmektedir. Özellikle de ayaklanmanın ardından insanların çok yüksek talepleri olmaya başlamıştır...
3-Bizler Silyana sakinlerini, liderliklerini, olayları gizlice sürdürmek ve Silyana'yı sadece kendi özel hedeflerini gerçekleştirmek için kullananlara vermemeye davet ediyoruz... Dolayısıyla şüpheli olayları başlatmada ve kıvılcımında Birliğin rolü vardır... Dolayısıyla da uyanık olanlara, dahası insanların geneline gizli olmayan bazı siyasî çevreler, muhlis insanlardan habersiz bir şekilde birçok kundaklama ve yağmalama eylemlerini gözetleyip kışkırtmaktadırlar. Bundan maksatları ise baskı ve kaosu artırarak karışıklığı daha da artırmaktır. Dolayısıyla güzel halkları mağdur durumdan suçlu duruma düşürecek karmaşıklığa dahil olma noktasında uyanık olunmalıdır...
4- Silyane ve diğer halklar çok iyi bilsinler ki; kendileri, Tunus'un diğer evlatları, dahası tüm ümmet için köklü çözüm, gözetimi ve yeterliliği gerçekleştirecek ve bu ümmetin zimmetindeki yoksulluğa bir cürüm olarak itibar edecek olan İslam'ın ve ekonomik sisteminin tatbik edilmesiyle olacaktır. Yine bazılarının bizzat kurtarıcı ve destekçi olarak nitelendirdikleri Avrupa'nın ekonomik krizin acısını çektiğini ve onun şiddetli krizlerin eşiğinde olduğunu herkes çok iyi bilmektedir... Dolayısıyla ümmetin, kısır döngü içerisinde devam etmemesi ve gerek bizim, gerek evlatlarımız gerekse de onlardan sonrakiler için kerim bir hayatı garanti edecek olan temel hususu da unutmaması gerekmektedir...
حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Tunus Medya Bürosu Başkanı
Üstad Rıza Bil-Hâc