Cuma, 25 Şaban 1447 | 2026/02/13
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü

-Basın Açıklaması- Hilafet İçin Çalışanlara Hapis de Amerikalı Katil ve Casuslara da Özgürlük mü?! Hizb-ut Tahrir / Pakistan Merkezî Temas Lecnesi Başkanı Cezaevine Gönderilmiştir

Hizb-ut Tahrir / Pakistan Merkezî Temas Lecnesi Başkanı Saad Cagravî, zulüm ve kötü muamelesiyle ün salmış Lahor Merkez Cezaevine gönderilmiştir. Nitekim Üstad Saad Cagravî'nin tek suçu, kendisini Hilafet'in kurulması yoluyla Pakistan'da Allah'ın şeriatı İslam'ın kamilen tatbik edilmesi için barışçıl siyasî çalışmaya adamaktır. Dolayısıyla bu gibi bir siyasinin, İslam adıyla kurulmuş bu ülkede zulüm ve cezaevi acısı çekmesi bir utançtır! Nitekim Pakistan halkından yaklaşık yarım milyon muhlis Müslüman bu gaye için hayatını kurban etmiştir. Bugün ise onların muhlis evlatları cezaevlerine atılmakta, dahası Keyâni'nin baltacıları tarafından kaçırıldığı altı aydan bu yana hala nerede olduğu bilinmeyen Hizb-ut Tahrir / Pakistan Resmî Sözcüsü Navit Butt ve Hizb-ut Tahrir / Pakistan Merkezî Temas Lecnesi Başkanı Üstad Saad Cagravî gibi İslam'ın kamilen tatbik edilmesi için siyasî olarak gayretle çalışan siyasî davet taşıyıcılarına terörizm ve hıyanet suçlaması uydurulmaktadır.

Şuan Üstad Saad Cagravî, Lahor Merkez Cezaevine nakledilmiştir. Nitekim burası, Amerikan casusu Raymond Davis'in birkaç gün gözaltına alındığı aynı cezaevidir. Zira o, üç Müslümanı öldürmüş ancak siyasî ve askerî liderliklerdeki Zerdâri ve Keyâni'nin olduğu hainler, Raymond Davis aleyhine açılan dava ve suçlamaları düşürmüşler, onu serbest bırakmışlar ve ona Pakistan'dan güvenli bir şekilde çıkacağına dair güvence vermişlerdir! Ama bu sırada Hilafet'i kurmak için barışçıl siyasî faaliyetlerini yerine getirirken Nebi Muhammed [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]'in metodunu benimseyen Üstad Cagravî, mümkün olduğunca uzun süre cezaevinde kalması için sıhhatten yoksun dört suçlamanın uydurulmasının ardından gözaltına alınmıştır. Raymond Davis'e gelince; kendisine beş yıldızlı otellerde hizmet verilmiştir. Zira cezaevinde iken ona, devletin çok önemli bir misafiri "VIP" olarak muamele edilirken Üstad Cagravî, sorgulama ve tutuklama sırasında fiziksel ve psikolojik işkenceye maruz kalmıştır!

Zerdâri, Keyâni ve bir avuç hain zümresine düşen, İslam'ın ve ümmetin düşmanı Amerika'ya köleliği tercih etmekle çok kötü bir tercihte bulunduklarını bilmeleridir. Zira onlar, dünya ve ahirette yürek acısı ve nedamet yolunu tercih etmişlerdir ve Bin Ali, Kaddafi ve Hüsnü Mübarek'in başlarına gelenlerde onlar için ibret vardır. Nitekim onlar, ümmetin öfkesiyle yanmışlar ve çok yakında Suriye kasabı Beşar'ın haberini de işiteceklerdir. Ayrıca Zerdârî, Keyâni ve bir avuç hain zümresinin, aynı şekilde Allah'ın izniyle sonlarının çok yakın olduğunu bilmeleri gerekmektedir ki zaten efendileri Amerika da bunu çok iyi bilmektedir. Ayrıca Hizb-ut Tahrir şebâbını takip etme, onları tutuklama ve işkence etme hususunda gösterdikleri tüm çabalarının, Allahu [Subhânehu ve Te'âla]'nın bizlere vaat ettiği ve Nebisi Muhammed [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]'in müjdelediği Hilafet'in kurulmasını asla geciktirmeyeceğini de bilmeleri gerekmektedir.

Hizb-ut Tahrir; Pakistan Silahlı Kuvvetleri'ndeki muhlis subayları, Keşmir, Filistin, Irak, Suriye ve özellikle Suriye Müslümanlarının sebatlarını ve meydan okumalarını örnek almaya, Allah'tan başkasının önünde eğilmemeye davet eder. Zira Amerikan ajanları ile siyasî ve askerî liderliklerdeki hainleri kökünden söküp atmak için ileriye doğru yürümemiz gerektiği gibi Hilafet'i kurması için Hizb-ut Tahrir'e de nusret vermemiz gerekmektedir. Zira dünya ve ahretteki izzet ve şeref işte bundadır.


Şeyh Şehzad
حزب التحرير   
Hizb-ut Tahrir   
Resmi Sözcü Yardımcısı
Pakistan Vilâyeti

Devamını oku...

-Basın Açıklaması- Yolsuzluğun ve Sömürünün Gerçek Nedeni, Beşeri Nizamdır

Yolsuzluk hakkında araştırma ve raporlar yayınlayan bir örgüt olan Uluslar arası Şeffaflık Örgütü, 05 Aralık 2012'de yıllık yeni raporunu yayınlamıştır. Nitekim raporda, dünyada en çok yolsuzluğun yapıldığı ülkeler listesinde Afganistan, Somali ve Kuzey Kore'nin olduğu geçmektedir. Zira raporda, Afganistan, Somali ve Kuzey Kore'de yüz üzerinden sekiz bulgu elde edilirken Afganistan'da ise 2011 ve 2010 yıllarında birbiri ardına 15 ila 11 bulgu elde edildiği geçmektedir.

Ülkede, yolsuzlukla mücadele etmek için birçok örgütler ve komisyonlar kurulmasına rağmen dolandırıcı yöneticiler, yolsuzlukla mücadelede başarısız olmuşlar ve Afganistan, daha fazla yolsuzluk batağına saplanmıştır.

Finansal yolsuzluğun yanı sıra insanın yapmış olduğu nizamdan fışkıran tüm beşeri çözümler, sorunu daha da tırmandırmakta ve yeryüzündeki yolsuzluğu artırmaktadır. Nitekim bu kötü durumu niteleyen en güzel örnek, sosyalizmin tarihine göz atmak olacaktır. Zira sosyalizmin tatbik edilmesi sonucunda Afganistan nüfusunun %30'u, zulüm, despotizm ve yoksulluk nedeniyle ölmüşlerdir. Aynı şekilde kapitalizm de buna dair başka bir örnektir. Zira iki dünya savaşının patlak vermesi sayesinde milyonlarca insan can vermiştir. Ayrıca bugün de Batı'nın karşı karşıya kaldığı ve uzun vadede uygulanabilir herhangi bir çözüm bulamadıkları keskin ekonomik sorunlara tanık olmaktayız.

Mesela kapitalist toplumların, toplumsal hayatlarında cinsî sapıklık, anne ile oğul arasındaki gayri meşru ilişkiler, hayvanlarla olan cinsel ilişkiler ile aile bireyleri arasındaki diğer sorunlar gibi karşı karşıya kaldıkları sorunlar, evet bu sorunların tamamı, neredeyse Batılı toplumları yok ederken Batı da bununla övünüp durmaktadır!

Ancak bin üç yüz yıllık Hilafet tarihine baktığımızda; muhtelif akide, ırk ve renklerdeki muhtelif insanlar yaşamasına rağmen yolsuzluk, sömürü, zulüm ve katliam durumlarına dair herhangi bir örnek yada bu tür şerler gibi herhangi başka örnekler görememekteyiz. Zira onların tamamı, yüzyıllar boyunca İslam yönetiminin altında adil ve eşit bir şekilde yaşamışlardır.

Demokrat ve kapitalist Batı, şerlerini İslam toraklarına taşımakta ve bunu, Müslümanlara karşı haçlı savaşlarını sürdürmek amacıyla "terörizm" kılıfı altında bütün ümmete dayatmaya çalışmaktadır. Nitekim bunun meyvelerinden biri, Afganistan'ın dünyada en çok yolsuzluk yapan ülkelerden biri haline gelmesidir!

وَمَنْ أَعْرَضَ عَنْ ذِكْرِي فَإِنَّ لَهُ مَعِيشَةً ضَنكًا وَنَحْشُرُهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ أَعْمَى "Her kim de Benim zikrimden (hidayetimden) yüz çevirirse şüphesiz onun sıkıntılı bir hayatı olacak ve Biz onu, Kıyamet Günü kör olarak haşredeceğiz." [Taha 124]

Devamını oku...

-Basın Açıklaması- Hizb-ut Tahrir'den Bir Heyet, Dilling Bölgesindeki Havazime Liderliğini Ziyaret Etmiştir

Hizb-ut Tahrir / Sudan Vilayeti'nden bir heyet, Güney Kardufan eyaletinin Dilling bölgesindeki Havazime liderliğini ziyaret etmiştir. Zira Üstad Hadi Hamid ve Ebu el-Kasım Kaliro'nun eşlik ettiği heyetin lideri Üstad Abdulazim İsa olmuş ve heyet, kabile başkanı Üstad Şayib ile yedi kabile liderleriyle görüşmüş ve ziyaretin maksadının genel olarak İslamî ümmetin özel olarak da bölge meseleleri hakkında fikir alışverişinde bulunmak olduğunu açıklamıştır.

Hizb-ut Tahrir heyeti, görüşmenin başında gayesinin Raşidi Hilafet Devleti'ni kurmak yoluyla İslamî hayatı yeniden başlatmak olduğunu ve bu gayenin, İslam esası üzerine ciddi bir çalışma yapmak ve İslam akidesini de hayatın ve sorunlarının çözümünün esası kılmakla gerçekleşeceğini söylemiştir.

Vilayetin güvenlik sorunları konuşulurken heyet, ana sebebin ülkeyi parçalayan ve ümmeti ayıran Nifaşa Anlaşması'nın olduğunu, bu sorunun çözümünün ise sorunun çözümünde esas olarak İslam'ı almada ve vakıa zemininde, özellikle de işlerin gözetimiyle ilgili hususlarda İslam'ın kamilen tatbik edilmesinde gizli olduğunu, çünkü böylece zulmün ve fesadın tüm çeşitlerinin yok olacağını ve güvenlik ve adaletin sağlanacağını açıklamıştır.

Ayrıca görüşmede, davetin başlarında kabilelerin İslam'a nusret verme hususundaki rolüne, zira Evs ve Hazrec'in nusret vermesinin, günümüze ulaşıncaya kadar İslam'ın yayılmasında çok büyük bir etkisi olduğuna, Hilafet Devleti'nin olmadığı böyle bir zamanda kabileleri, çok büyük bir rolün beklediğine ve bu rolün de Raşidi Hilafet Devleti'nin olduğu İslam Devleti'nin kurulmasında nusret verme rolü olduğuna temas etmiştir.

Başkan Şayib, heyeti karşılayıp ziyaretten dolayı teşekkürlerini bildirmesinin ardından, İslamî ümmetin birleşmesi için çalışmasında hizible birlikte olduklarını ve Allah'ın dininin iktidar olması için her türlü çalışmaya nusret vermeye hazır olduklarını söylemiş ve ziyaretlerin ve görüşmelerin devam etmesi talebinde bulunmuştur.

Devamını oku...

Rus İstihbarat ve Güvenlik Güçleri Kazan'daki İhlas Mescidine Baskın Düzenlediler

  • Kategori Rusya
  •   |  

H. 01 Zilhicce 1433 el-muvafık M. 07 Ekim 2012 Çarşamba günü, Rus istihbarat ve güvenlik güçleri Kazan şehrindeki İhlas mescidine baskın düzenleyerek somut bir neden göstermeden mescitte ve imam Rüstem Sefin'in evinde arama yaptılar. Rus medyasında çıkan haberlere göre baskın, mescit ve imamlarının Hizb-ut Tahrir'le olan ilişkisi nedeniyle düzenlendi.


Devamını oku...

-Basın Açıklaması- Silyana Protestoları ve Onun Etkileri Hakkında

Silyana vilayetinde, çok sayıdaki sakinler ile güvenlik güçleri arasında, aşağıdaki hususları vurgulamamızı gerektirecek tehlikeli boyuta ulaşan protestolar ve çatışmalar meydana gelmiştir:

1-Yürüyüşler ve protestolar, ülke halkı için kazanılmış bir haktır. Dolayısıyla güvenliğin üzerine düşen, bunu savunanlara baskı uygulamaktan vazgeçmesi ve ülkenin diğer güvenliklerini garantilediği gibi bunlara katılanların güvenliğini de garantilemesidir... Baskı girişimlerine ve bu artan dalgalara gelince; bu, iğrenç bir saldırıdır...

2-Bu mevcut protestoların gerekçesinin, mahrumiyet ve marjinalleşme olduğu bilinmektedir. Nitekim bizler, Bin Ali'nin kaçmasının ardından şunları keşfettik: Gelişme ve modernlik adı altındaki büyük skandalı ve büyük aldatmayı... Dolayısıyla otoritenin, halkın ihtiyaçlarını karşılamada ve onlara güvence vermede tökezlediği açıkça görülmektedir. Özellikle de ayaklanmanın ardından insanların çok yüksek talepleri olmaya başlamıştır...

3-Bizler Silyana sakinlerini, liderliklerini, olayları gizlice sürdürmek ve Silyana'yı sadece kendi özel hedeflerini gerçekleştirmek için kullananlara vermemeye davet ediyoruz... Dolayısıyla şüpheli olayları başlatmada ve kıvılcımında Birliğin rolü vardır... Dolayısıyla da uyanık olanlara, dahası insanların geneline gizli olmayan bazı siyasî çevreler, muhlis insanlardan habersiz bir şekilde birçok kundaklama ve yağmalama eylemlerini gözetleyip kışkırtmaktadırlar. Bundan maksatları ise baskı ve kaosu artırarak karışıklığı daha da artırmaktır. Dolayısıyla güzel halkları mağdur durumdan suçlu duruma düşürecek karmaşıklığa dahil olma noktasında uyanık olunmalıdır...

4- Silyane ve diğer halklar çok iyi bilsinler ki; kendileri, Tunus'un diğer evlatları, dahası tüm ümmet için köklü çözüm, gözetimi ve yeterliliği gerçekleştirecek ve bu ümmetin zimmetindeki yoksulluğa bir cürüm olarak itibar edecek olan İslam'ın ve ekonomik sisteminin tatbik edilmesiyle olacaktır. Yine bazılarının bizzat kurtarıcı ve destekçi olarak nitelendirdikleri Avrupa'nın ekonomik krizin acısını çektiğini ve onun şiddetli krizlerin eşiğinde olduğunu herkes çok iyi bilmektedir... Dolayısıyla ümmetin, kısır döngü içerisinde devam etmemesi ve gerek bizim, gerek evlatlarımız gerekse de onlardan sonrakiler için kerim bir hayatı garanti edecek olan temel hususu da unutmaması gerekmektedir...


حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Tunus Medya Bürosu Başkanı
Üstad Rıza Bil-Hâc

Devamını oku...

-Basın Açıklaması- Hizb-ut Tahrir / Pakistan Merkezî Temas Lecnesi Başkanı Üstad Saad Cagravî'den Bir Mektup Kaçırılmam ve Yargılanmam, Hilafet Devleti'ni Kurmaya Dönük Çalışmadaki Azmimi ve Israrımı Artıracağı Gibi Kaçırılmam, Ajan Yöneticilerin Tu

Ben Saad Cagravî, 39 yaşında ve yedi çocuk babasıyım. 26 Kasım 2012 pazartesi günü evimim yakınlarından kaçırıldım. Zira otomobilimi, kendi otomobilleriyle çevirdiler, her tarafımı kuşattılar, sonra da beni ordu liderliğindeki hainlerin talimatlarıyla aldılar ve kaldığım hücredeki gözetleme kamarasının kapatılması derecesinde bulunduğum yerin gizlenilmesini emrettiler! Sanki Keyâni, Zerdâri ve bir avuç hainler, cürümlerinin Allahu [Subhânehu ve Te'âla]'dan gizli kalacağını sanıyorlar gibi görünmektedir. Halbuki onlar, hiçbir şeyin Allahu [Subhânehu ve Te'âla]'dan gizli kalmayacağını bilmiyorlar.

O hainler çok iyi bilsinler ki; benim kaçırılmam, sorgulanmam ve yargılanmam, asla beni hak kelimeyi söylemeye karşı sessiz kalmaya zorlamayacağı gibi Hizb-ut Tahrir şebâbından olan bu muhlis siyasî kardeşlerimi de asla korkutamayacaktır. Ayrıca İslam dünyasının dört bir tarafındaki hain yöneticiler de Hilafet'in geri dönüşünü engelleyemeyeceklerdir. Burada Keyâni'nin baltacıları tarafından sorgulandığım sırada Allahu [Subhânehu ve Te'âla] ile müminlerin karşısında Hizb-ut Tahrir üyesi olduğumu vurgulamak için sorgulayan kişilere söylediklerimi tekrarlıyorum. Hizb-ut Tahrir, tüm Müslümanları tek bir devlet altında birleştirmek ve insanların hayat işlerini tanzim etmek amacıyla İslam'ı kamilen bir nizam olarak tatbik etmek için Nebi Muhammed [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]'in metoduna göre Hilafet Devleti'ni yeniden kurmak için çalışan küresel siyasî bir hizibtir. Buna rağmen ben kendimi; bizleri Amerika'nın hegemonyasına boyun büktürmek ve İslam ile yönetimden engellemek için Silahlı Kuvvetlerimizdeki liderliği ve bütün ülkemizi kaçıran bir avuç hainlerin olduğu asrımızdaki gerçek mücrimlerin olduğu bir zamanda sanki suçlu birisiymişim gibi 29 Kasım 2012 günü yargılanmayı beklemek için polis merkezinde buldum. Bunun yanı sıra Keyâni, Zerdâri ile onların yardakçıları olan bu hainler bizden, kendilerine yönelik her türlü suçlamayı ve neredeyse göklere ulaşan ifşa olmuş hıyanetlerini -ki bunlar Silahlı Kuvvetlerimiz ve ülkemize karşı işlenmiş olan suçlardır- onaylamamızı istemektedirler!

Ey Müslümanlar çok iyi biliniz ki; Allahu [Subhânehu ve Te'âla]'nın dinini ikame etme ve onu, Hilafet Devleti yoluyla bir yaşam metodu olarak tatbik etme yolundaki herhangi bir fedakarlık, ne kadar küçük olursa olsun  Allahu [Subhânehu ve Te'âla] katında çok büyüktür. Ey Müslümanlar yine çok iyi biliniz ki; Keyâni ile asrımızdaki diğer yalancılar, tutumlarının zayıflığının boyutunu fark etmektedirler. Dolayısıyla kendilerini her taraftan kuşatan gerçekleri susturma girişiminde bulunmak için onları bu çöküntüye iten işte budur. Zira onların Amerikalı efendileri, sömürgeci yönetimin sonunun yaklaştığını gördükleri gibi dünyanın dört bir tarafındaki İslamî ümmetin buna tanık olduklarını da görmektedirler.

Ey Müslümanlar emin olunuz ki; Allah'ın izniyle zafer günü çok yakındır. Ve zafer, benim, Navit Butt'un ve hak sözü söylemelerinden dolayı zulüm gören ve bizim müttefikimiz olacak olan tüm Müslümanların zaferi olacaktır. Dolayısıyla Hilafet'in geri dönüşünü kutlamak için muhlislerin insanların omuzları üzerinde taşınacağı, Keyâni ve Zerdâri gibilerin iğrenç cürümlerinden dolayı yargılanacakları ve zincirlere vurulacakları gün, Allah'ın izniyle çok yakındır. وَيُحِقُّ اللَّهُ الْحَقَّ بِكَلِمَاتِهِ وَلَوْ كَرِهَ الْمُجْرِمُونَ "Mücrimlerin hoşuna gitmese de Allah, sözleriyle gerçeği açığa çıkaracaktır." [Yunus 82]

Not: Yerel ve uluslararası medya organlarındaki kardeşlerimiz, Lahor / Pakistan'da Gazi Caddesi karşısındaki polis merkezinin A bölümünde benimle röportaj yapabilirler. Merkezin telefon numarası: (0092) 423-572-7470

Devamını oku...
Bu RSS beslemesine abone ol

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER