Güvenlik Konseyi Neden Afganistan Konusunda Endişeli?
- Kategori Haber ve Yorum
- |
Haber - Yorum
Güvenlik Konseyi Neden Afganistan Konusunda Endişeli?
Haber:
4 Şubat 2026 tarihli toplantısında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, Afganistan'daki “terörist” grupların faaliyetleri hakkında ciddi endişelerini dile getirdi.BM Terörle Mücadele Ofisi Genel Sekreter Vekili Aleksandr Zuev ile Terörle Mücadele Komitesi İcra Direktörü Natalia Gherman başkanlığında gerçekleşen oturum, IŞİD'den kaynaklanan tehditlere odaklandı.Pakistan, Çin, Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere gibi önemli ülkeler, bölgesel ve uluslararası tehditlerin ciddiyetini vurgulayarak acil eylem çağrısında bulundular.İngiltere, özellikle Afganistan'daki IŞİD'in Horasan kolunun oluşturduğu tehdidi vurgulayarak, bunu bölge ve bölge dışına yönelik en ciddi tehditlerden biri olarak değerlendirdi.
Yorum:
Afganistan içinde güvenlik durumu nispeten sakin görünüyor; ama kaydedilen tek önemli olay, 19 Ocak'ta Kabil'in Şahrı Nev bölgesinde bir Çin restoranında meydana gelen ve aralarında bir Çinlinin de bulunduğu yedi kişinin ölümüne yol açan patlama olmuştur. Nitekim IŞİD-Horasan eyaleti, saldırının sorumluluğunu üstlenmiştir. Ancak BM Genel Sekreteri'nin raporu, terörizmin Taliban'ın karşı karşıya olduğu en önemli güvenlik sorunu olmaya devam ettiğini ve IŞİD-Horasan, Pakistan Talibanı ve Afganistan'daki El Kaide gibi grupların varlığının inkar edilemez bir husus olduğunu vurgulamaktadır.
Pakistan şu anda ciddi bir güvenlik kriziyle boğuşuyor. Zira 6 Şubat'ta İslamabad'da bir Şii camisini hedef alan bombalı saldırıda en az 31 kişi hayatını kaybetmiş ve 169 kişi de yaralanmıştır. Pakistan Savunma Bakanı Khawaja Asif, saldırganın Afganistan'a seyahat ettiğini iddia etti ve saldırıyı oradaki “terörist kamplarına” atfetti.
Bundan önce de 29 Ocak ile 5 Şubat tarihleri arasında Belucistan ayrılıkçıları (BLA) tarafından düzenlenen koordineli saldırılarda Belucistan bölgesinin 12 şehrinde 50'den fazla kişi hayatını kaybetmiş ve bu da bölgeyi çöküşün eşiğine itmişti.Buna yanıt olarak Pakistan silahlı kuvvetleri 216 militanın öldürüldüğünü açıkladı, ancak Hayber Pahtunhva eyaleti ve kabile bölgelerinde güvensizlik durumu hala devam ediyor.Nitekim bu krizler, Pakistan'ı etkileyen siyasi ve ekonomik sorunlar nedeniyle daha da kötüleşmektedir.
Bu karışıklıklar, büyük güçlerin çıkarlarıyla yakından bağlantılıdır. Zira
Güney Asya, Çin, Hindistan ve Pakistan olmak üzere üç nükleer güce ev sahipliği yaptığı gibi onun Rusya'ya olan coğrafi yakınlığı da burayı jeopolitik rekabetin merkezi sahası haline getirmiştir.Dolayısıyla bölge, nadir bulunan doğal kaynaklar açısından zengin bir bölge olup bu da yeni sömürgeci rekabet biçimlerine yol açmaktadır. Ayrıca yoğun Müslüman nüfusu ve cihatçı hareketlerin varlığı, hem Batı hem de Doğu güçleri tarafından stratejik bir tehdit olarak görülen birleşik bir İslami gücün oluşması olasılığını yaratmaktadır.
Terörizm iddiaları genel olarak müdahale etmek ve gizli çatışmaları yönetmek için bir gerekçe olarak kullanılmaktadır.Güvenlik Konseyi'nin geçici üyesi olan Pakistan, Afganistan hakkında yanıltıcı bilgiler vermektedir. Pakistan'ın temel sorunu, Afganistan'dan gelen silahlı grupların sızması değil, kendi halkı pahasına sömürgeci güçleri memnun etmeyi tercih etmesidir. Zira Pakistan'daki askeri sistem, halkın taleplerine cevap vermek ve genel politikalarında İslam'ı tatbik etmek yerine, Batı ve Çin'i memnun etmek için Afganistan'ı suçlama yoluna başvurmaktadır. Bu yaklaşım Pakistan'a asla bir barış getirmeyecektir. Nitekim gerçek barış, ancak bölgede birleşik bir devletin, yani İslam'ı kamil bir şekilde tatbik edecek ve İslami değerleri yabancı çıkarların önüne koyacak Raşidi Hilafetin kurulmasıyla gerçekleşebilir.
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Yusuf Arslan - Afganistan



