GÜLİSTAN DOKU DAVASI VE DEVLETİN TOPLUMSAL PROPLEMLERE YETERSİZ ÇÖZÜMLERİ
- Kategori Seçkiler
- |
Hizb-ut Tahrir / Tunus Vilayeti:
Yıllık Hilafet Konferansı;
“Hilafet Yoluyla Amerikan Hegemonyasına Karşı Koyuyoruz”

Hizb-ut Tahrir / Tunus Vilayeti, yıllık Hilafet konferansını 2 Mayıs 2026 Cumartesi günü, başkent Tunus’taki Soukra-Ariana Kavşağı’nda bulunan Seminerler ve Konferanslar Salonu’nda düzenleyecektir. Konferansın başlığı:
“Modern Devletin Başarısızlığı ve Hilafet Devletinin Kaçınılmazlığı”
Konferansta üç ana tema ele alınacaktır:
1. Demokrasi ve Modernitenin Sonu ve Epstein Medeniyetinin Çöküşü
2. İslam ve Hilafet... Yeni Bir Uluslararası Düzene Doğru
3. Davetin Destek (Nusret) İle Birleşmesi ve Hilafetin Şafağı
Cumartesi, 15 Zilkâde 1447 H - 2 Mayıs 2026 M
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi Tunus Vilayeti Temsilcisi

TANITIM





Etiketler
#أقيموا_الخلافة
#في_ذكرى_هدم_الخلافة
#ReturnTheKhilafah
#YenidenHilafet
#خلافت_کو_قائم_کرو
#TurudisheniKhilafah



İlgili Linkler:
Hizb-ut Tahrir / Tunus Vilayeti Resmi Websitesi
Hizb-ut Tahrir / Tunus Vilayeti Tahrir Dergisi Resmi Sitesi
Hizb-ut Tahrir / Tunus Vilayeti Tahrir Dergisi Facebook Sayfası
بدأ الإسلام غريباً... فطوبى للغرباء
“İslam Garip Bir Halde Başladı… Ne Mutlu O Gariplere”
Mefhumların birbirine karıştığı, gerçeklerin çarpıtıldığı, zihinleri kısıtlayan ve basiretleri saptıran sahte ikiliklerin insanlara dayatıldığı bir zamanda, hakkın nidası yeniden yükseliyor; eski ama yenilenen bir nida, gariplerin nidası; Allah’ın Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: بَدَأَ الْإِسْلَامُ غَرِيباً وَسَيَعُودُ غَرِيباً كَمَا بَدَأَ فَطُوبَى لِلْغُرَبَاءِ “İslam garip bir halde başladı ve yine garip bir hale dönecektir. Ne mutlu o gariplere.” [Müslim]
Garip olmak, bir zayıflık, bir inziva ya da bir yenilgi değildir; aksine ender olduklarında hak ehlinin sıfatı ve insanlar değiştiğinde sadıkların sebatıdır. Dolayısıyla bu, yolun garipliği değil, metodun garipliğidir ve acizliğin garipliği değil, bağlılığın garipliğidir.
Bu din garip bir şekilde başlamıştır; zira Allah’ın Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu dinle tüm ümmete karşı koyduğunda, onunla birlikte Hatice binti Huveylid, Ebu Bekir Sıddık, Ali ibn Ebu Talib ve Zeyd bin Harise gibi ilklerden mübarek bir grup vardı; sayıları azdı ama imanları büyüktü ve fitnelerin sarsamayacağı şekilde hak üzere sabitti.
Sonra zulüm şiddetlendi; bunun üzerine müminler, Cafer bin Ebu Talib'in liderliğinde ailelerini ve yurtlarını terk ederek dinleriyle birlikte Habeşistan'a hicret ettiler ve Kureyş'in zulmünden akideleriyle birlikte kaçtılar. Hicret, gerçeklikten bir kaçış değildi, aksine ideoloji üzerinde sebat etmek ve Allah yolunda fedakârlıktı.
Sonra Medine oldu; Ensar davete kucak açtı ve Allah’ın Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e yardım ettiler; böylece İslam toplumu ayağa kalktı ve İslam’ın risaletini bir nur olarak dünyaya taşımak için harekete geçti ve bu toplum, Allah bu dini üstün kılıncaya kadar pazarlığı bilmedi ve yamalı çözümlere razı olmadı. İşte burada Allah’ın şu değişmez sünneti tecelli etti: يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِنْ تَنْصُرُوا اللَّهَ يَنْصُرْكُمْ وَيُثَبِّتْ أَقْدَامَكُمْ “Ey iman edenler! Eğer siz Allah’ın dinine yardım ederseniz Allah da size yardım eder ve ayaklarınızı sabit kılar.” [Muhammed 7]
Bugün gariplik, yeniden geri döndü; ancak bu, coğrafi bir gariplik değildir; aksine tahrifatın ve sapkınlığın dalgalandığı bir dünyada, İslam'a Allah’ın indirdiği gibi sımsıkı sarılmaktaki bir garipliktir. Müslümanlar için, şu ya da bu kamp ve şu ya da bu batıl gibi sahte seçenekler ortaya atılıyor; dahası onların bazıları, sanki hak yokmuş ya da İslam'ın bir cevabı yokmuş gibi, seni iki tiranın arasına sıkıştırmaya çalışıyorlar! Bunlar, ümmeti kendi yolundan ve onu gerçek projesiyle meşgul olmaktan uzaklaştırmak için kurulan tuzaktan başka bir şey değildir.
İslam'ın yolu, iki batıl arasındaki bir seçim ya da çıkarları için çatışan taraflardan birinin yanında yer almak değildir; aksine İslam'ın yolu, Kureyş ile pazarlık etmeyen, Kisra'nın gücüne boyun eğmeyen, aksine Allah'ın yardımı gelinceye kadar O'nun emri üzerine sebat eden Allah’ın Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in izlediği bağımsız, açık ve sağlam bir yoldur. Zira Allahu Teala şöyle buyurmuştur: كُونُوا مَعَ الصَّادِقِينَ “Doğrularla beraber olun.” [Tevbe 119] Kurtuluş, eriyip gitmekte, renk değiştirmekte ya da yozlaşmış gerçekliğe ayak uydurmakta değildir; aksine hak üzere sebat etmekte ve insanların yozlaştırdığı şeyleri ıslah etmek için çalışmaktadır.
Ey garipler: Sizler yenilgiye uğramış bir azınlık değilsiniz; aksine sizler, bu dinin garip olduğu gün onu taşıyan, sabreden ve sebat eden, Allah'ın da kendilerine yardım edip iktidar verdiği kimselersiniz; ayrıca sizler, insanlar yozlaştırdığında ıslah eden, dengeler bozulduğunda sebat eden ve ağırlaştığında hakkı taşıyan kimselersiniz. Sakın çokluğa aldanmayın, gürültüler sizi korkutmasın ve batıl süslemelere de kanmayın; zira güzel akıbet muttakilerindir. Zira Allahu Teala şöyle buyurmuştur: وَعَدَ اللَّهُ الَّذِينَ آمَنُوا مِنْكُمْ وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَيَسْتَخْلِفَنَّهُمْ فِي الْأَرْضِ “Allah, içinizden, iman edip de salih ameller işleyenlere, yeryüzünde mutlaka egemen kılacağına dair vaatte bulunmuştur.” [Nur 55] Bu, asla dönülmeyecek olan bir vaattir ancak onun bir yolu vardır; samimi bir iman, muhlis bir çalışma ve sarsılmaz bir kararlılık.
O halde sabredin; çünkü gariplik, bir son değil bir merhaledir. Sabredin; çünkü karanlığın rahminden şafak doğacaktır. Bu yüzden bu dini, saf, temiz, kusursuz ve hevanın tahakkümü olmadan ilk kez taşındığı gibi taşıyın.
Bugünkü gariplik, yarın iktidar olacaktır Allah’ın izniyle; لَقَدْ أَنزَلْنَا إِلَيْكُمْ كِتَاباً فِيهِ ذِكْرُكُمْ أَفَلَا تَعْقِلُونَ “Andolsun ki size içinde sizin için öğüt bulunan bir kitap indirdik. Akıl etmiyor musunuz?” [Enbiya 10]
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Baha El- Hüseynî – Irak
Haber-Yorum
Caparov'un Kremlin'e Yaptığı Acil Ziyareti
Haber:
Cumhurbaşkanlığı basın servisinin bildirdiğine göre, Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov Perşembe günü Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüştü.
Görüşme sırasında Putin, Bişkek'e yaptığı son ziyaretinin son derece verimli geçtiğini belirtti. Ve şöyle dedi: “O zaman çok etkili bir şekilde çalıştık. Tüm anlaşmalarımızın uygulandığını, her iki taraftan ekiplerimizin aktif ve yoğun bir şekilde çalıştığını vurgulamak isterim. Bu çalışmanın sonuçları vardır ve bunlar Kırgızistan’daki ekonomik büyüme oranlarına yansımaktadır. Bugünkü çalışma ziyaretinizin de ilişkilerimizin geliştirilmesine katkı sağlamasını umuyorum.”
Öte yandan Caparov, iki ülkeyi tarihî dostluk bağlarının birleştirdiğini ve Rusya’nın Kırgızistan için stratejik ortak ve ana müttefik olmaya devam edeceğini vurguladı.
Yorum:
Caparov’un Kremlin’e yaptığı acil çalışma ziyareti önceden duyurulmamıştı. Bu ziyaret, Avrupa Birliği’nin Rusya’ya karşı Kırgızistan’ı da kapsayan yeni bir yaptırım paketini kabul etmesiyle aynı zamana denk gelmiştir. Brüksel’in değerlendirmesine göre Kırgızistan, yaptırımlara tabi malların Rusya’ya yeniden ihracatı için istikrarlı kanallardan biri haline gelmiştir.
Bilindiği üzere Putin’in Kırgızistan’a gerçekleştirdiği resmi ziyaret çerçevesinde, yaptırımları aşmaya yönelik mekanizmalar konusunda anlaşmalara varılmıştı. Bu çerçevede Kırgızistan’ın kendi kripto parasını çıkarması ve bu parayı, yaptırımlara tabi malların Rusya’ya satışı sırasında para transferi işlemlerinde kullanması planlanmaktaydı. Bunun nedeni kripto paraların genellikle kimliği gizli işlemlerde kullanılması olup bu da çalışmada gizli kalmak isteyenlere fırsatlar sunmaktadır.
Uluslararası Financial Times gazetesi tarafından yürütülen bir soruşturmaya göre, Kırgızistan topraklarında organize edilmiş bir ticaret platformu, bu yılın ilk dört ayında Rubleye bağlı dijital varlıklarda 9 milyar 300 milyon Dolar değerinde işlem gerçekleştirmiştir. Ayrıca Rusya'nın, Kuzey Kore ve İran ile olan ticari ilişkilerinde yaptırımları aşmak için kripto para birimlerini kullandığı da bilinmektedir.
Buna göre Caparov’un ziyaretinin, Rusya ile üzerinde anlaşmaya varılan mekanizmaları koruma yollarını görüşmek ve bunları Avrupa Birliği’nin dayattığı yaptırımların etkilerinden korumak amacıyla gerçekleşmiş olması oldukça muhtemeldir. Putin’in de görüşme sırasında ima ettiği şey budur.
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Nureddin Asanaliyev
Haber-Yorum
Fransa'da Çocukların Babalarından Alınması, Gerçekten Çocukların Yararına Mı Hizmet Ediyor?!
Haber:
Fransız yetkililer, 2023’ten beri Gazze’deki savaştan kurtulan 3 Filistinli çocuğu, şiddete maruz kaldıkları iddiasıyla babalarının ve dedelerinin kucağından almakta ve son zamanlarda Gazze’deki annelerinin onlarla görüntülü iletişim kurmasını engellemektedir!!
Anne Ragade eş-Şeyh, son günlerde çocuklarıyla iletişiminin bozulmasından dolayı yaşadığı acılar için feryat etmektedir; nitekim kendisi medya açıklamalarında, onlarla yaptığı son görüntülü görüşmede, Arapça dillerini kaybetmeye başlamalarının ardından bir tercümandan yardım almak zorunda kaldığını ve daha sonra onlarla doğrudan iletişim kurmasının engellendiğini ifade etmiştir!!
Yorum:
Zaman zaman bize, Fransız yetkililerinin Müslüman çocukları alıp şiddete maruz kaldıkları veya kötü bakıldıkları gerekçesiyle onları uzman bakım evlerine ya da gayrimüslim başka ailelere yerleştirdiğine dair benzer haberler ulaşmaktadır, bu durum, çoğu zaman haksız yere ciğerparelerinden mahrum bırakılan birçok ailenin trajedisini gündeme taşımakta ve ailelerinden uzaklaştırılarak türlü işkenceler çeken çocukların acılarını da gözler önüne sermektedir!!
Bir dedenin daha önce belirttiği gibi; mahkemede, kararın üzerine dayandırılabilmesi için, çocukların herhangi bir tür fiziksel zarara maruz kaldığını kanıtlayan hiçbir tıbbi ya da okul raporu sunulmamıştır; sadece delil eklenmemiş bir ihbar vardır ve buna rağmen hâkim, uzaklaştırmanın sürdürülmesine karar vermiştir!!
İster bakım evlerinde ister evlat edinen ailelerin yanında olsun, uzaklaştırılan çocukların yaşadığı acıları ve onların kötü muamele, aç bırakılma, dayak ve hatta cinsel saldırılara maruz kaldıklarını anlatan daha birçok hikayeler vardır; bu da Fransız yetkililerin kararının, gerçekten çocukların yararına ve onları korumak için olup olmadığı konusunda ciddi şüpheler uyandırmaktadır!!
Bu Filistinli ailenin durumunda, eğer çocukların babaları ve dedeleri tarafından şiddete maruz kaldıkları varsayılıyorsa, o zaman Gazze’de mahsur kalan annelerinin onlara katılıp onlara bizzat bakabilmeleri için prosedürlerin kolaylaştırılması çocukların yararına olmaz mıydı?! Peki çocukların anneleriyle ilişkilerini kesmek, kendi dillerinde konuşmalarını engellemek ve onları köklerinden koparmak için onlara Batı mefhumlarını aşılamak, gerçekten çocukların yararına mıdır?!
Kızların başörtüsü takması veya namaz kılması nedeniyle ve başka ailelerin ise çocuklarının okulda helal ve haram hakkında konuşmaları nedeniyle aşırılık iddiasıyla ailelerinden uzaklaştırıldıklarını, bir başka olayda ise çocukların haftada sadece bir kez banyo yapması nedeniyle kötü bakım iddiasını kanıtlamak için soruşturma açıldığını, bunun dışında sadece bir öğretmenin ihbarı, komşuların bildirimi veya sosyal hizmet görevlilerinin müdahalesine dayanarak çocukları ailelerinden almak için gerçek bir zararın olup olmadığını fiilen doğrulamadan açılan birçok davalar işittik; bu da ebeveynleri hayatta olmasına rağmen yetim kalmaya zorlanan masum çocukların kurban olduğu birçok trajediyle sonuçlanmaktadır!!
Bu tür olaylarla ilgili resmi istatistikler bulunmamasına rağmen Müslüman topluluk, her olayda büyük bir üzüntüyle bunları aktarmakta, bu olayların sıklığının arttığını hissetmekte ve Müslüman çocukları ilgilendiren bu tür meselelerde ırkçılık yapıldığını düşünmektedir!!
Şikâyetimiz Allah’a olup O’ndan, Müslümanların çocuklarını korumasını ve onları güzel bir şekilde yetiştirmesini niyaz ediyoruz.
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Minnetullah Tahir