Erdoğan, Selman ve Sisi Görüşmeleri
- Kategori Seçkiler
- |
Hizb-ut Tahrir/ Pakistan Vilayeti:
Gazze, Trump ve Netanyahu'ya kurban edilen şehitlerini sayıyor!
Hizb-ut Tahrir Pakistan Vilayeti Medya Bürosu
Pazartesi, 14 Şaban 1447 H. - 2 Şubat 2026 M.
![]()
#طوفان_الأقصى
#الجيوش_إلى_الأقصى
#الأقصى_يستصرخ_الجيوش
#AksaTufanı
#OrdularAksaya
#ArmiesToAqsa
#AqsaCallsArmies
![]()
İlgili Bağlantılar:
E- mail: Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir. WhatsApp: +967 713 645 449

El-Vakiye TV Programı: Anayasa Müzakereleri Programı
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi takipçilerine ve ziyaretçilerine yeni TV kanalı El-Vakiye TV'de yayınlanan "Anayasa Müzakereleri Programı" programını duyurmaktan mutluluk duyar. İslami Anayasa İle İnsan Yapımı Anayasalar Arasındaki… Anayasal Ayrılıkların konuşulduğu programda, Müh. Usame Es-Suveynî ile Üstad Ahmed El-Kasas arasında “Anayasa Mukaddimesi veya Esbab-ı Mucibesi” Kitabı hakkındaki diyaloglar yer alıyor. Takipte kalınız.

Yahudi varlığının güvenlik kabinesi, Filistin halkının kendi topraklarındaki varlığını tehdit eden bir dizi kararı onayladı. “İsrail güvenlik kabinesi (kabinett), Batı Şeria’da yerleşim faaliyetlerini hızlandıracak kararları onayladı. Buna göre Filistin mülklerinin İsraillilere satışının önündeki kısıtlamalar kaldırılacak, Filistin yönetimindeki bölgelerde yıkımlara izin verilecek, ayrıca El-Halil şehri ve İbrahimî Camii çevresi ile Beytüllahim’de planlama yetkileri İsrail’e devredilecek.” (El Cezire) Bu kararlar karşısında Filistin Yönetimi, yalnızca kınama ve protesto açıklamalarıyla yetinerek, “Bunun ilhak ve tehcir planlarının fiili bir uygulaması olduğunu ve FKÖ ile İsrail arasında imzalanan anlaşmalara aykırı olduğunu vurguladı.” (El Cezire net)
Filistin Yönetimi, Filistin’in büyük bir kısmından feragat ettiği o ahitleri ve anlaşmaları Yahudilerin bozduğunu düşünüyor; ama barındırdığı büyük ihanete rağmen kendisine hiçbir şey kazandırmayan bu anlaşmalara hala sımsıkı sarılmayı sürdürüyor. Üstüne üstlük buna, kokusu her yeri saran adamlarının kokuşmuşluğunu ve Filistin halkının mallarının haksız yere yenilmesini de ekliyor.
Filistin Yönetimi’nin sözlü kınamalarını eylemleri yalanlıyor. Bir yandan Yahudi varlığının yaptıklarını ilhak ve tehcir olarak nitelerken, diğer yandan uyguladığı ağır vergi ve mali politikalarla Filistin halkının hayatını daraltarak işgalcinin politikalarına hizmet ediyor. Yine aynı Filistin Yönetimi, Yahudi varlığının ve Avrupa Birliği’nin talepleri doğrultusunda; içinde İslam’dan bir eser, İsra ve Miraç topraklarından bir zikir, Müslümanların fethettiği ve akidelerine bağladığı toprakları gasp eden işgalciyle mücadeleden bir iz bırakmamak için müfredatı üçüncü kez tahrif etmeye ve değiştirmeye çalışmaktadır. Dahası, mücrim varlığın bir güvenlik kolu gibi çalışarak Filistin halkına baskı uygulayan o meşum güvenlik koordinasyonunu anlaşmasını hala sürdürmektedir. Yönetimin yaptığı en iyi iş bile büyük bir şerdir. Öyle ki Fransa ve Avrupalıların himayesinde, şüpheli feminist (CEDAW) derneklerin de katılımıyla, Smotrich’in sözle değil eylemle yok ettiğini her gün açıkça haykırdığı “Otorite’den Devlete geçiş” masalı adı altında geçici bir anayasayı kabul etmiştir!
Gazze’yi Trump’a satan ve halkını Yahudi varlığına teslim eden İslam ülkelerindeki mevcut rejimlere gelince, onlardan kınama, lanetleme ve Yahudi varlığının kararlarını uluslararası hukuka aykırı olduğunu söylemekten başka bir ses çıkmamıştır. Oysa Yahudilere Filistin’in büyük kısmını veren de o uluslararası hukuk; onu benimseyen ve Ümmet-i Muhammed SallAllahu Aleyhi ve Sellem’i Filistin’i kurtarmaktan alıkoyan da bu hain rejimlerdir. Mücrim varlık, Filistin halkına kendi toprağında hiçbir hak tanımazken, bu rejimler hala iki devletli çözüm yani Filistin’in çoğunu uluslararası hukuk ve BM kararları uyarınca Yahudilere verme ihanetinde ısrar etmektedirler!
Böylece buluntu Yahudi varlığının “meşruluk” kılıfı olan Birleşmiş Milletler ve uluslararası hukukun gölgesinde, tıpkı 1948’de işgal edilen topraklardaki Filistin ve Gazze halkının peşkeş çekilmesi gibi, Batı Şeria halkı da peşkeş çekilmektedir. Mübarek Toprağa karşı ilk komployu kuran ve İslam Ümmeti’nin Yahudi varlığını bir saat içinde yok etmek için harekete geçmesini engelleyen rejimlerin kınama ifadeleri altında Filistin halkı katledilmektedir.
Yahudi varlığının aldığı bu kararlar son derece tehlikelidir. Zira bu kararlar, Yahudi yerleşimcileri Filistin yerleşim yerlerinin sadece kıyısına değil, tam kalbine yerleştirecektir. Bu durum kanlı çatışmalara kapı aralayacak, yerleşimci saldırılarını kat be kat artıracak ve Filistinlilerin hayatını çekilmez bir cehenneme çevirerek onları göçe zorlayacaktır.
İlk günden beri Yahudi varlığının kucağına atılan Filistin Yönetimi ve varlıklarını Yahudi varlığının varlığına bağlayan rejimler, Filistin halkının baskıya maruz kalmasına, topraklarından sökülüp atılmasına, gaspçı varlığın evlerine ve topraklarına el koymasına yardımcı olmaktadırlar. Tüm bunlar, Ümmetin önünde harekete geçmekten başka bir seçenek bırakmamaktadır. Filistin halkının tek başına direnişine bel bağlamak, kurbanın kasap karşısındaki direnişine bel bağlamaktır. Bizim El-Kavi ve El-Aziz olan Allah’tan umudumuz; Ümmetin kitlelerinin itmesiyle sahneyi değiştirmeleri, masayı devirmeleri ve Yahudi varlığını devirmeden önce onu koruyanları devirmeleri için Ümmetin güç ve kuvvet ehlinin göğüslerini genişlik vermesidir. Onlar, Allah’a karşı samimi oldukları takdirde yalnızca Filistin’in değil, dünyanın çehresini değiştirebilecek güçtedirler. Çölün derinliklerinden çıkıp Fars ve Rum’u fetheden, sonra tüm dünyaya hükmeden bir Ümmet; Filistin’i kurtarmaktan ve tarihi yeniden yazarak yeryüzünü Allah’ın diniyle şereflendirmekten ve Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in şu müjdesini gerçekleştirmekten aciz değillerdir:
إِنَّ اللهَ زَوَى لِي الْأَرْضَ، فَرَأَيْتُ مَشَارِقَهَا وَمَغَارِبَهَا، وَإِنَّ أُمَّتِي سَيَبْلُغُ مُلْكُهَا مَا زُوِيَ لِي مِنْهَا“Allah, yeryüzünü benim için dürüp topladı, ben de doğusunu da batısını da gördüm. Ümmetimin mülkü, bana gösterilen yerlere kadar uzanacaktır.” [Müslim]
Kubbe bölgesinde yaşanan olaydan sadece sayılı günler sonra Trablus’ta ikinci bir binanın çökmesi, yalnızca “talihsiz bir kaza” olarak nitelendirilemez; bilakis tam anlamıyla bir ihmal suçudur!
Trablus’un, özellikle de otoriteden ve Trabluslu para babalarından gelecek bir kaç taziye mesajına ya da “kalbimiz sizinle” türünden sözlere ihtiyacı yoktur. Aksine çökme riski taşıyan yüzlerce binanın tahliye edilmesi, insanlara insana yakışır barınma imkânlarının sağlanması ve zarar görenlere adil tazminat verilmesi gibi acil ve somut eylemlere ihtiyacı vardır.
Bu felaketin sorumluluğu tüm unsurlarıyla mevcut otoriteye aittir. Şehrin kendi evlatları olan ancak servetlerine servet katan sermaye babaları; Mikati, Safadi, Karami, Kabbara ve diğerleri de bu sorumluluğun ortağıdır. Bunlar servetlerine servet katarken Trablus halkını her an başlarına yıkılabilecek “ölüm çatıları” altında yaşamaya terk etmişlerdir. Bu şahıslar, insanların hayatı ve onuru pahasına kendi şahsi, siyasi ve seçim çıkarlarına önem vermişlerdir!
Trablus; dilenen, sadaka isteyen ya da merhametle ayakta duran bir şehir değildir. Trablus, imkânları ve vakur halkıyla zengin bir şehirdir; ancak kasıtlı olarak talan edilmiş ve bilinçli bir ihmale maruz bırakılmıştır.
Trablus, her facianın ardından dökülen sahte gözyaşlarına değil, gerçek bir hesap verebilirliğe muhtaçtır!
Kubbe bölgesinde meydana gelen ilk çöküşte birçok kişinin hayatını kaybetmesinin ardından vaatler havada uçuşmuş, toplantı üstüne toplantı yapılmıştı. Ancak daha sonra bunların zaman kazanmaya yönelik aldatıcı vaatler ve insanları yatıştırmak için yapılan yanıltıcı medya şovları ve toplantıları açığa çıktı. Trablus halkı çabucak unutuldu. Bugün Tebbane bölgesinde meydana gelen çöküşten sonra da yine aynı açıklamalar, aynı vaatler, aynı toplantılar yapılmaktadır! Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:
لَا يُلْدَغُ الْمُؤْمِنُ مِنْ جُحْرٍ وَاحِدٍ مَرَّتَيْنِ“Mümin bir delikten iki kez ısırılmaz” Peki, biz bu otorite ve siyasetçiler tarafından daha kaç kez ısırılacağız?!
Bu nedenle; şehrin tüm samimi evlatlarının bu zihniyete karşı pratik adımlar atması, çözüm üretme konusunda gevşeklik gösteren veya oyalama taktiği güden her bir yönetici ve temsilcinin görevden el çektirilmesini ve şiddetle hesaba çekilmesini talep etmesi vacip hale gelmiştir.
(Hizb-ut Tahrir Emiri Celil Âlim Ata İbn Halil Ebu Raşta Tarafından Facebook Sayfası Takipçilerinin “Fıkhî” Sorularına Verilen Cevaplar Silsilesi)
Soru-Cevap
Ahir Zaman ve İsa Aleyhisselam'ın Yeryüzüne İnişi İle İlgili Haberler
Hamzeh Shihadeh’e
Soru:
Esselamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berekâtuh.
Şeyhimiz, Allah’tan sağlık ve afiyette olmanızı ve size, bize ve diğer Müslümanlara Nübüvvet Minhacı üzere Hilafeti bahşetmesini temenni ediyorum…
İsa Aleyhisselam’ın ahir zamanda yeryüzüne inişi, beklenen Mehdi’nin gelişine dair kıssalar ve haberler ile tek gözlü Deccal ve Yecüc ve Mecüc kavmi haberleri kafamızı karıştırdı; bunlardan hangisi doğru ve hangisi reddedilmelidir?
Cevap:
Ve Aleykumselam ve Rahmetullahi ve Berekâtuh.
Bizim için yaptığınız güzel dualarınız için Allah sizi mübarek kılsın; biz de size daha hayırlısıyla dua ediyoruz.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, ister geçmişe isterse geleceğe dair olsun şerî nasslarda haberlerin alınabilmesi için ispatlanması, yani zayıf veya mevzuu-uydurma olmaması gerekir… Şimdi size, sorunuzun konusuyla ilgili birkaç delil zikredeceğim ama tüm delilleri zikretmeyeceğim; zira onları ilgili fıkıh kitaplarından elde edebilirsiniz:
a- Yecüc ve Mecüc ile ilgili olana gelince; bunların bahsi Kur’an-ı Kerim’de geçmektedir:
قَالُوا يَا ذَا الْقَرْنَيْنِ إِنَّ يَأْجُوجَ وَمَأْجُوجَ مُفْسِدُونَ فِي الْأَرْضِ فَهَلْ نَجْعَلُ لَكَ خَرْجاً عَلَى أَنْ تَجْعَلَ بَيْنَنَا وَبَيْنَهُمْ سَدّاً * قَالَ مَا مَكَّنِّي فِيهِ رَبِّي خَيْرٌ فَأَعِينُونِي بِقُوَّةٍ أَجْعَلْ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُمْ رَدْماً * آتُونِي زُبَرَ الْحَدِيدِ حَتَّى إِذَا سَاوَى بَيْنَ الصَّدَفَيْنِ قَالَ انْفُخُوا حَتَّى إِذَا جَعَلَهُ نَاراً قَالَ آتُونِي أُفْرِغْ عَلَيْهِ قِطْراً * فَمَا اسْطَاعُوا أَنْ يَظْهَرُوهُ وَمَا اسْتَطَاعُوا لَهُ نَقْباً * قَالَ هَذَا رَحْمَةٌ مِنْ رَبِّي فَإِذَا جَاءَ وَعْدُ رَبِّي جَعَلَهُ دَكَّاءَ وَكَانَ وَعْدُ رَبِّي حَقّاً * وَتَرَكْنَا بَعْضَهُمْ يَوْمَئِذٍ يَمُوجُ فِي بَعْضٍ وَنُفِخَ فِي الصُّورِ فَجَمَعْنَاهُمْ جَمْعاً “Dediler ki: “Ey Zülkarneyn! Bu memlekette Yecûc ve Mecüc bozgunculuk yapmaktadırlar. Bizimle onlar arasında bir set yapman için sana bir bedel ödesek kabul eder misin? Zülkarneyn şöyle cevap verdi: “Rabbimin beni içinde bulundurduğu nimet ve kudret sizinkinden üstündür. Siz bana kuvvetinizle destek olun da, sizinle onlar arasına aşılmaz bir engel yapayım.Bana, demir kütleleri getirin.” Nihayet (vadiyi demirle doldurup) iki dağın arasını aynı seviyeye getirince, “Ateşi körükleyin!” dedi. Artık onu kor haline getirdiği vakit, “Getirin bana, üzerine bir miktar erimiş bakır dökeyim” dedi.Artık onu ne aşabildiler ne de delebildiler.Zülkarneyn: “Bu set, Rabbimin kullarına bir rahmetidir. Fakat Rabbimin belirlediği vakit gelince onu yerle bir edecektir. Çünkü Rabbimin vaadi haktır ve mutlaka gerçekleşecektir” dedi.O gün biz insanları salıvereceğiz, deniz dalgaları gibi birbirine çarparak çalkalanacaklar. Sûra üflenecek ve insanların hepsini bir araya getireceğiz.” [Kehf 94-99]
b- Nebi İsa Aleyhisselam’ın ahir zamanda yeryüzüne inişi, beklenen Mehdi’nin gelişi ve tek gözlü Deccal ile ilgili haberler açısından olana gelince; bu haberler hakkında daha önce cevaplar vermiştik ki şimdi size bazılarını aktaracağım:
* 1/2/2014 tarihli soru-cevap ve orada şöyle geçmektedir:
[… Ahmed Müsnedi’nde Ebu Said el-Hudri’den, Allah’ın Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: أُبَشِّرُكُمْ بِالْمَهْدِيِّ يُبْعَثُ فِي أُمَّتِي عَلَى اخْتِلَافٍ مِنَ النَّاسِ وَزَلَازِلَ، فَيَمْلَأُ الْأَرْضَ قِسْطاً وَعَدْلاً، كَمَا مُلِئَتْ جَوْراً وَظُلْماً، يَرْضَى عَنْهُ سَاكِنُ السَّمَاءِ وَسَاكِنُ الْأَرْضِ، يَقْسِمُ الْمَالَ صِحَاحاً» فَقَالَ لَهُ رَجُلٌ: مَا صِحَاحاً؟ قَالَ: «بِالسَّوِيَّةِ بَيْنَ النَّاسِ... “Sizlere Mehdi’yi müjdeliyorum. Halkın ihtilaf ve çekişme zamanında ümmetime gönderilecek ve yeryüzü zulüm ve haksızlıkla dolduğu gibi, onu adalet ve eşitlikle dolduracaktır. Gökte ve yerde olanlar ondan razı olacaklar ve o, malları sahih olarak taksim edecektir. Adamın birisi, “sahih olarak nasıl taksim edecek” diye sordu. Buyurdu ki: “İnsanların arasında eşit olarak dağıtacaktır.”]
* 01/04/2016 tarihli soru-cevap ve orada şöyle geçmektedir:
[… Mehdi’ye gelince; Bu konuyla ilgili sahih, hasen, zayıf ve uydurma hadisler varit olmuştur… Tarih boyunca birçok kişi, bunun Mehdi olduğunu iddia etmiştir… Bir kişinin iyiyi kötüden ayırt etmesi zor bir mesele değildir; nitekim bu hususta, sahih hadislerde de geçtiği gibi Mehdi’nin ahir zamanda gelecek olan adil bir yönetici olduğunu söylemek yeterlidir; bu yönetici zulüm olduğunu görecek ve adaletle hükmedip zulmü ortadan kaldıracaktır; o adil yöneticinin ismi, Rasul Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in adıyla ve babasının adıyla, yani “Muhammed ibn Abdullah” ile örtüşmekte olup ona rükün ve makam arasında biat edilecek… İkinci Raşid Halifelerden biri de olabilir; en iyi bilen ve hüküm veren Allah’tır:
- Naim ibn Hammad Fitan’da, Ebu Hureyra Radıyallahu Anh’dan şöyle dediğini rivayet etmiştir: يُبَايعُ الْمَهْدِيُّ بَيْنَ الرُّكْنِ وَالْمَقَامِ، لَا يُوقِظُ نَائِماً، وَلَا يُهْرِيقُ دَماً “Mehdi’ye biat edenler, (Kâbe civarındaki) rükun ve makam arasında biat ederler. Uyuyanı uyandırmaz, asla kan dökmez.” Başka bir rivayette Katade’den şöyle dediği rivayet edilmiştir: Allah’ın Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: إِنَّهُ يَخْرُجُ مِنَ الْمَدِينَةِ إِلَى مَكَّةَ فَيَسْتَخْرِجُهُ النَّاسُ مِنْ بَيْنِهِمْ، فَيُبَايعُونَهُ بَيْنَ الرُّكْنِ وَالْمَقَامِ وَهُوَ كَارِهٌ “(Mehdi), Medine'den Mekke'ye gelir ve kendisi istemediği halde, insanlar Onu kendi aralarından çıkarıp, rükun ile makam arasında ona biat ederler.”…
- İbn Hibban Sahihi’nde, Asım’dan, o da ez-Zir’den ve o da Abdullah’tan şöyle dediğini tahric etmiştir: Allah’ın Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: لَا تَقُومُ السَّاعَةُ حَتَّى يَمْلِكَ النَّاسَ رَجُلٌ مِنْ أَهْلِ بَيْتِي، يُوَاطِئُ اسْمُهُ اسْمِي، وَاسْمُ أَبِيهِ اسْمَ أَبِي، فَيَمْلَؤُهَا قِسْطاً وَعَدْلاً “(Araplar) Ehl-i Beyt’imden bir adam tarafından yönetilmedikçe kıyamet kopmayacaktır; onun ismi benim ismime benzeyecek ve onun ismi benim babamın ismine benzeyecektir; (yeryüzünü) adalet ve insafla dolduracaktır.”
- Hakim Müstedrak alâ el-Sahîheyn’de, Ebu Said el-Hudri Radıyallahu Anh’dan, Allah’ın Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: يَخْرُجُ فِي آخِرِ أُمَّتِي الْمَهْدِيُّ يَسْقِيهِ اللَّهُ الْغَيْثَ، وَتُخْرِجُ الْأَرْضُ نَبَاتَهَا، وَيُعْطِي الْمَالَ صِحَاحاً، وَتَكْثُرُ الْمَاشِيَةُ وَتَعْظُمُ الْأُمَّةُ، يَعِيشُ سَبْعاً أَوْ ثَمَانِياً “Ümmetimin son zamanlarında Mehdi çıkacak. Allah ona yağmur yağdıracak, yeryüzü de bitkilerini çıkartıp verecek. Mal (herkese) eşit olarak verilecek, davarlar çoğalacak, ümmet büyüyecek. O da yedi yahut sekiz (yıl) yaşayacaktır.” Yani tartışmalı demektir… Başka hadisler de vardır.
Bu niteliklere sahip bir adam gördüğümüzde, onun Mehdi olup olmadığı araştırılabilir; aksi takdirde onun Mehdi olup olmadığı araştırılmaz, aksine o, aldatma ve batıl kategorisinde olur…] Bitti.
* 17/4/2014 tarihli soru-cevap ve orada şöyle geçmektedir:
[…İsa Aleyhisselam, O’nun yeryüzüne inmesi ve Deccal’in öldürülmesi konusuna gelince… Bu konuda sahih hadisler varit olmuştur ve bu hadisler, Deccal’in ahir zamanda gelen sapkın ve saptırıcı bir adam olduğuna delalet etmektedir; bu adam, yalan ve iftirayla bazen Allah bazen de Mesih olduğunu söyleyecek ve insanlara cennet ve cehennem gibi şeyler gösterecektir; insanların cennet olarak gördükleri şey aslında cehennemdir, insanların cehennem olarak gördükleri şey ise aslında serin ve tatlı bir sudur...O, kendisine isyan edenleri şiddetle cezalandıracak ve kendisine itaat edenlere de yiyecek, et ve su gibi dünyevi nimetlerden verecek... ve kendisine isyan edenlerden bunları engelleyecektir. Ancak müminden bu nimetin engellenmesi, mümine zarar veremez; çünkü Deccal, Allah katında mümini fitneye düşürecek kimseden çok daha zayıftır… Her halükârda bu, insanlar için bir fitne ve imtihandır; mümin onun yalancı bir Deccal olduğunu bilir; bu yüzden bu Deccal ne kadar şiddetli zarar vermeye çalışırsa çalışsın imanı üzere sebat eder… Bu Deccal’in insanlara yönelik fitnesi ve onun Mesih olduğunun iddia edildiği sırada…evet bu sırada Mesih İsa Aleyhisselam yeryüzüne iner ve bu Deccal’i öldürür:
- Müslim, Ukbe ibn Amr Ebu Mesud el-Ensari’nin şöyle dediğini tahric etmiştir: Ebu Mesud el-Ensari ile birlikte Huzeyfe İbni Yeman’ın yanına gittim. Ebu Mesud ona: Allah’ın Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem’den Deccal hakkında duyduklarını söyle, dedi. Huzeyfe de şunları söyledi: إِنَّ الدَّجَّالَ يَخْرُجُ، وَإِنَّ مَعَهُ مَاءً وَنَاراً، فَأَمَّا الَّذِي يَرَاهُ النَّاسُ مَاءً، فَنَارٌ تُحْرِقُ، وَأَمَّا الَّذِي يَرَاهُ النَّاسُ نَاراً، فَمَاءٌ بَارِدٌ عَذْبٌ، فَمَنْ أَدْرَكَ ذَلِكَ مِنْكُمْ، فَلْيَقَعْ فِي الَّذِي يَرَاهُ نَاراً، فَإِنَّهُ مَاءٌ عَذْبٌ طَيِّبٌ “Deccal, yanında bir su ve bir de ateş olduğu halde ortaya çıkacak. Bazılarının onun yanında gördüğü su gerçekte su olmayıp yakıcı ateştir. Bazılarının onun yanında gördüğü ateş de gerçekte ateş olmayıp soğuk, tatlı bir sudur. Sizden Deccal’e kim yetişirse, ateş olarak gördüğü tarafta bulunsun. Zira o, tatlı, içimi güzel bir sudur.” Ukbe dedi ki: Ben bunu Huzeyfe’nin tasdik ettiğini işittim.
- Müslim, Enes ibn Malik’in şöyle dediğini tahric etmiştir: Allah’ın Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: مَا مِنْ نَبِيٍّ إِلَّا وَقَدْ أَنْذَرَ أُمَّتَهُ الْأَعْوَرَ الْكَذَّابَ، أَلَا إِنَّهُ أَعْوَرُ، وَإِنَّ رَبَّكُمْ لَيْسَ بِأَعْوَرَ، وَمَكْتُوبٌ بَيْنَ عَيْنَيْهِ ك ف ر “Bütün peygamberler, ümmetlerini yalancı kör Deccalın tehlikesine karşı uyarmışlardır. Şunu bilin ki, onun bir gözü kördür; ama sizin Rabbiniz tek gözlü değildir. Deccalın iki gözünün arasına kâfir (ke–fe–ra) diye yazılmıştır.” Müslim’in başka bir rivayetinde de şöyle geçmektedir: مَكْتُوبٌ بَيْنَ عَيْنَيْهِ كَافِرٌ، يَقْرَؤُهُ كُلُّ مُؤْمِنٍ، كَاتِبٍ وَغَيْرِ كَاتِبٍ “Deccalın iki gözünün arasında kafir yazılıdır; okuma yazma bilse de bilmese de her mümin onu okur.”
- Müslim'in rivayetinde, İsa Aleyhisselam’ın ineceği yer ve Deccal'i öldüreceği yer hakkında şöyle geçmektedir: فَبَيْنَمَا هُوَ كَذَلِكَ إِذْ بَعَثَ اللهُ الْمَسِيحَ ابْنَ مَرْيَمَ، فَيَنْزِلُ عِنْدَ الْمَنَارَةِ الْبَيْضَاءِ شَرْقِيَّ دِمَشْقَ، بَيْنَ مَهْرُودَتَيْنِ، وَاضِعاً كَفَّيْهِ عَلَى أَجْنِحَةِ مَلَكَيْنِ، إِذَا طَأْطَأَ رَأْسَهُ قَطَرَ، وَإِذَا رَفَعَهُ تَحَدَّرَ مِنْهُ جُمَانٌ كَاللُّؤْلُؤِ، فَلَا يَحِلُّ لِكَافِرٍ يَجِدُ رِيحَ نَفَسِهِ إِلَّا مَاتَ، وَنَفَسُهُ يَنْتَهِي حَيْثُ يَنْتَهِي طَرْفُهُ، فَيَطْلُبُهُ حَتَّى يُدْرِكَهُ بِبَابِ لُدٍّ، فَيَقْتُلُهُ... “(Deccal ile halk) bu durumda iken Allah, Mesih ibn Meryem’i gönderecek. İsa Şam’ın doğusunda beyaz minarenin yanına boyalı bir elbise içinde, ellerini iki meleğin kanatları üzerine koymuş olarak inecektir. İsa Aleyhisselam başını eğdiği zaman terler damlayacak, kaldırdığı zaman iri inciler gibi gümüş taneciklerine benzeyen ter tanecikleri yuvarlanacaktır. Onun nefesi gözünün alabildiği yere kadar ulaşacak, nefesinin kokusunu duyan bütün kâfirler ölecektir. Hz. İsa gidip, Lud kapısı yanında Deccal'e yetişecek ve onu öldürecektir.”]
c- Ahir zamanda ortaya çıkacak olan Mesih-Deccal'in amellerimiz üzerindeki etkisine gelince; bunun mümin üzerinde etkisi olmaz ki bu da şundan dolayıdır:
- Çünkü onun yalanı, basiret sahibi herkes için apaçık ortadadır; onun ilah olduğunun iddia edilmesi, aklı olan birinin inanmayacağı batıl bir iddiadır; zira o, beden olarak sınırlı ve eksik, hatta ciddi derecede eksik bir kişidir; çünkü o, tek gözlü olup buna göre bir mahluktur; bu ise aklı başında herkes için açıktır.
- Yine onun, Mesih İsa ibn Meryem olduğu iddiası da aynı şekilde batıldır; zira o tek gözlü olup İsa Aleyhisselam’ın sıfatları hakkında gelenler ise, onun kusursuz bir surette ve güzel bir ahlaka sahip olduğudur... Buhari Sahihi’nde, Abdullah İbn Ömer Radıyallahu Anh’dan, Allah’ın Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in şöyle buyurduğunu tahric etmiştir: أُرَانِي اللَّيْلَةَ عِنْدَ الكَعْبَةِ، فَرَأَيْتُ رَجُلاً آدَمَ، كَأَحْسَنِ مَا أَنْتَ رَاءٍ مِنْ أُدْمِ الرِّجَالِ، لَهُ لِمَّةٌ كَأَحْسَنِ مَا أَنْتَ رَاءٍ مِنَ اللِّمَمِ قَدْ رَجَّلَهَا، فَهِيَ تَقْطُرُ مَاءً، مُتَّكِئاً عَلَى رَجُلَيْنِ، أَوْ عَلَى عَوَاتِقِ رَجُلَيْنِ، يَطُوفُ بِالْبَيْتِ، فَسَأَلْتُ: مَنْ هَذَا؟ فَقِيلَ: المَسِيحُ ابْنُ مَرْيَمَ.. وَإِذَا أَنَا بِرَجُلٍ جَعْدٍ قَطَطٍ، أَعْوَرِ العَيْنِ اليُمْنَى، كَأَنَّهَا عِنَبَةٌ طَافِيَةٌ، فَسَأَلْتُ: مَنْ هَذَا؟ فَقِيلَ: المَسِيحُ الدَّجَّالُ “Ben, bu gece rüyamda kendimi Kâbe’nin yanında gördüm ve ben orada esmer bir adam gördüm ki; o görmekte olduğum esmer, erkeklerin en güzeli idi. Onun kulak memelerini geçmiş bir saçı vardı ki; o da görmekte olduğum saçların en güzelinden olup, bunları taramış idi ve bu saçlar, su damlatıyordu. Bu adam, iki adamın omuzları üzerine dayanıp Kâbe’yi tavaf ediyordu. Ben, Bu kimdir? diye sordum. “Bu, Meryem oğlu Mesih’tir” denildi.Bu sırada ben, düz değil; çok kıvırcık saçlı, sağ gözü kör ve sanki salkımından dışarı çıkmış iri bir üzüm tanesi gibi olan bir adamla karşılaştım. Ben, o kimdir? diye sordum. “Mesih Deccal” denildi.”
- Aynı şekilde, Deccal’in iki gözünün arasında "kafir" yazılı olacak ve hadiste geçtiği gibi hem okuma yazma bilmeyen hem de okuma yazma bilen mümin onu okuyacaktır; bu nedenle yalanını beraberinde taşıyacaktır. Nitekim Rasul Sallallahu Aleyhi ve Sellem hadislerinde bize, Deccal ve onun müminler üzerinde etkisi olmayacağı hakkında haber verdiği gibi bize, onun gerçekliğini ve hakikatini, onun bir fitne ve imtihan olduğunu ve Allah’ın izniyle müminlerin bundan kurtulacağını da açıklamıştır.
Benim için racih olan budur. Bilen ve hüküm verenlerin en hayırlısı Allah’tır.
Deccal konusuna daha fazla girmeye gerek yoktur; zira bahsettiklerimiz Allah'ın izniyle yeterlidir.
|
Kardeşiniz Ata İbn Halil Ebu Raşta |
H. 18 Şaban 1447 M. 06/02/2026 |
Cevaba, Emir’in (Allah onu korusun) web sitesinden bağlanabilirsiniz:
https://www.facebook.com/AtaAboAlrashtah/posts/122121644175129051