Filistin, İhlal Edilmiş ve Kimliği Silinmiş Ümmetin Davasıdır
- Kategori Haber ve Yorum
- |
Haber-Yorum
Filistin, İhlal Edilmiş ve Kimliği Silinmiş Ümmetin Davasıdır
Haber:
ABD’nin Arizona eyaletinde Senato’nun Batı Şeria yerine Yahuda ve Samiriye teriminin kullanılmasını öneren kararı geçici bir durum değildi; aksine onlarca yıldır yerleşimleri genişletmenin yanı sıra dünya genelindeki lobileri kullanarak toprakla ilgili anlatıyı çarpıtıp Yahuda ve Samiriye’yi dayatılmış bir gerçekliğe dönüştürmeye çalışan Yahudi varlığının iç ve dış politikasının açık bir sonucudur. (El Cezire)
Yorum:
Batı Şeria’nın adının, Yahuda ve Samiriye olarak değiştirilmesi, anlatı, kimlik ve egemenlik üzerindeki daha derin çatışmanın bir parçasıdır. Bunu daha iyi anlamamız için tarihe bir göz atmamız gerekir:
Batı Şeria adı, 1948 savaşı sonrasında bölge Ürdün yönetimi altına girdiğinde ortaya çıkmış olup, Ürdün Nehri'nin batısında yer almasına binaen bu ad verilmiştir. Yahuda ve Samiriye’ye gelince; eski çağlarda Yahuda ve Samiriye krallıklarına kadar uzanan Tevrat’a dayalı tarihsel köklere sahip bir isim olup Yahudi tarihi bunu, yaklaşık olarak aynı bölgeyi tanımlamak için kullanmıştır. 1967 savaşı sonrasında Yahudi varlığı, Batı Şeria’yı işgal ettiğinde, Yahuda ve Samiriye terimi, özellikle Yahudi varlığındaki hükümet ve askerî belgelerde olmak üzere resmî olarak kullanılmaya başlanmış olup bu kullanım, bölgeyi yakın zamanda işgal edilmiş bir toprak olarak değil, Yahudi köklerine sahip bir toprak olarak sunma amacını taşımaktadır; dolayısıyla Batı Şeria terimi, hukuki ve siyasi olarak işgal altındaki toprakların anısıyla bağlantılı olduğunu hatırlattığı için reddedilmektedir.
Terimlerin değiştirilmesi, terimler savaşı ya da anlatı savaşının bir parçası kapsamına girmektedir; zira onlar, ismin medya ve uluslararası siyasette pekişmesinin insanların çatışmanın doğasına dair algısını değiştireceğine inanıyorlar ve bu propaganda, toprağı yalnızca haritada değil, aksine küresel siyasi bilinçte de yeniden tanımlamaya yönelik daha geniş stratejinin bir parçasıdır; ancak tarihsel deneyimler, isimleri değiştirmenin sahadaki gerçekleri değiştirmek için yeterli olmadığını ve halkların hafızasını silmediğini ortaya koymuştur. Ayrıca onların toprak üzerindeki haklarının tanınması, varlığı başlı başına tartışmalı olan uluslararası hukuk tarafından belirlenemez; bu yüzden meşruiyet, anlatı ve mekân ile tarihi tanımlama hakkının kime ait olduğu üzerindeki çatışma, toprak özgürleşene kadar devam edecektir.
Ey Müslümanlar: Filistin meselesi, sadece belirli bir toprak ya da tek başına kuşatılmış bir halkın meselesi değildir; aksine bu, tüm ümmetin meselesidir; o halde nasıl oldu da bölünmeye, aramıza yapay sınırlar çizilmesine ve içimize dinimizin ve vahdetimizin önüne geçen iğrenç vatancılıkların ekilmesine razı olduk?! Bizler, bilincimizde kırılmaz sınırlar haline gelen çizgilerin kağıt üzerine çizildiği gün, aleyhimize komplo kurulmuş ve parçalanmış devletçiklere bölünmüş bir ümmet değil miyiz? Peki bu fikrin, en değerli kutsallarımız pahasına bile olsa kutsanan vatancılık haline gelene kadar büyümesine izin veren bizler değil miyiz?
Bugün bizler, çocuklarımızın ve torunlarımızın bilincini değiştirmeye yönelik yeni bir girişimin içindeyiz; peki artık gafletimizden uyanmamızın zamanı gelmedi mi?
Savaş artık sadece toprak üzerinde değil, aksine ondan önce bilinç üzerindedir. Eğer bizler bu sınırları önce zihinlerimizde kırmazsak, gerçekliğimizde de asla kırılmayacaktır; eğer Raşidi Hilafetimizi yeniden tesis etmezsek, kimliğimizden geriye kalanları da kaybedecek ve böylece ruhsuz ve davasız bir parçalanmışlığa dönüşeceğimiz gibi sonsuz bir kayboluşa terk edileceğiz; Allah da bize egemenlik vermek başka bir toplumla değiştirecektir. Nitekim Allahu Teala şöyle buyurmuştur: وَإِن تَتَوَلَّوْا يَسْتَبْدِلْ قَوْماً غَيْرَكُمْ ثُمَّ لَا يَكُونُوا أَمْثَالَكُم “Eğer O'ndan yüz çevirirseniz, yerinize sizden başka bir toplum getirir, artık onlar sizin gibi de olmazlar.” [Muhammed 38]
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Menal Ümmü Ubeyde



