Çarşamba, 08 Şevval 1445 | 2024/04/17
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü

El-Ezher Şeyhi, (Filin Gölgesinde) Meydan Okuyor!

  • Kategori Haber ve Yorum
  •   |  

Haber - Yorum

El-Ezher Şeyhi, (Filin Gölgesinde) Meydan Okuyor!

Haber:

Mısır’da Kadir Gecesi kutlamaları vesilesiyle el-Ezher Şeyhi bir konuşma yaptı; konuşmasında geçenlerin bir kısmını burada zikredelim; zira şöyle dedi: Allahu Teala bu Kur’an’ı, الكتابُ المبينHikmet dolu Kitap”, الْكِتَابِ الْمُبِينِApaçık kitap”, الحقُّEl-Hak”, تِبْيَاناً لِكُلِّ شَيْءٍHer şey için bir açıklama”, هُدًى وَرَحْمَةًYol gösterici ve rahmet olarak” ve لَا رَيْبَ ف۪يهِOnda hiçbir şüphe yoktur” şeklinde nitelendirmiş ve şöyle buyurmuştur: لَا يَأْت۪يهِ الْبَاطِلُ مِنْ بَيْنِ يَدَيْهِ وَلَا مِنْ خَلْفِه۪ۜOna önünden de ardından da batıl gelemez.” [Fussilet 42] Ve (el-Ezher Şeyhi) şöyle dedi: Allah onu insanlar arasında hükmetmeleri için hak ve denge ile indirmiştir.

Sonra gerçekliği vasfetmeye geçerek şöyle demiştir: “Belki de sabah akşam yaşadığımız sert olaylar en ufak bir şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlamaktadır ki insanlık, hiçbir dönemde Kur'an’ın hidayetine ve onun gibi nazil olan kitapların hidayetine bugünkü kadar ihtiyaç duymamıştır.”

Sonra uluslararası toplumu eleştirmiş ve onun, en sonuncusu Gazze saldırısı olmak üzere adaletsizlik sorunlarına karşı felçli olduğunu söylemiştir.

Ayrıca saldırıya katılan büyük ülkelerden de bahsetti.

Daha sonra kalkınmamız, sorunlarımızın çözümü ve krizlerimizle yüzleşmeye yönelik vizyonunu ifade etmiş ve şöyle demiştir: “Yükselme, ilerleme ve krizlerimizi sorumlu bir şekilde yüzleşme gücümüzü yeniden kazanamayacağız ve Arap birliği gerçekleşmeden bunu aşamayacağız.”

Konuşmasını, (Sayın Başkana!) teşekkür ederek,yeni başkanlık döneminin sorumluluğunu üstlendiği ve güzel ve asil Mısır halkını yükseltmek için sarfettiği tüm çabalara rehberlik ettiği için el-Ezher eş-Şerif’in tebrikleriyle tamamlamıştır.

Yorum:

El-Ezher Şeyhi konuşmasının girişinde Kur'an'ın, hikmet dolu bir kitap, apaçık bir kitap, el-Hak, her şey için bir açıklama ve yol gösterici ve rahmet olduğunu, onda hiçbir şüphenin olmadığını, ona önünden de ardından da batılın gelemeyeceğini, Allah’ın onu insanlar arasında hükmetmesi için hak ve denge ile indirdiğini söylemiş… sonra gerçekliği nitelendirmiş ve insanlığın hiçbir dönemde Kur'an’ın hidayetine bugünkü kadar ihtiyaç duymadığını söylemiştir… El-Ezher Şeyhi tüm bunları bilmesine rağmen ancak ümmetin kalkınması meselesine yönelik bir çözüm önerdiği halde bunların hepsini sırtının arkasına atmış ve çözümü Arap birliğinde bulmuştur! Geçmişte veya şimdi Araplar ne zamandan beri İslam olmadan birlik oldular ki?! Oysa bir ayağı çukura düşmüşken Rabbine kavuşacağı hak bir söz söyleseydi daha iyi olmaz mıydı?!

Ey el-Ezher Şeyhi çözüm, Arabıyla Acemiyle Müslümanları birleştirecek ve Gazze halkını ve tüm Müslümanları, hatta tüm insanlığı, Yahudilerin ve tüm şerir ülkelerin günahlarından ve onların arkasında duranların ve onlara yaşam yollarını sağlayanların iplerinden kurtaracak olan Nübüvvet Minhacı üzere Raşidi Hilafetin kurulmasıdır.

Ben de onun insanlığın hem Kur’an’ın hidayetine hem de onun gibi indirilmiş olan kitapların hidayetine muhtaç olduğu şeklindeki ifadesini basit kelimelerle yorumluyorum!!Allah’tan kork ey Ezher Şeyhi! Kur’an gibi hidayet veren bir kitap mı var?

Ayrıca Sisi’yi yeni başkanlık dönemine başlamasından dolayı tebrik etmesi şeklindeki bu sonucu da şöyle yorumluyorum! El-Ezher Şeyhi Sisi’nin Gazze’ye karşı en büyük komploculardan olduğunu bilmiyor mu?!El-Ezher Şeyhi, Sisi’nin Allah’ın Kuran’da indirdiklerinden başkasıyla yönettiğini, dolayısıyla hakka, dengeye, merhamete ve açıklığa aykırı davrandığını bilmiyor mu!! Peki konuşmanızın başında Allah’ın Kur’an’ı nitelendirmesi hakkında belirttiğiniz gibi onun hükmü şüpheli ve batıl mıdır?!

Bu ümmetin hastalığı, Allah’ın indirdiklerinden başkasıyla yöneten ve ümmetin parçalanmışlığını pekiştiren yöneticileridir; o halde neden el-Ezher Şeyhi onlara sessiz kaldı da bu sömürgeciliği yasallaştırmak için türetilen kafir büyük ülkelere ve onun örgütlerine meydan okumaya başladı?!!

Çözüm, bu yöneticilerin Müslümanlara karşı suçlarını sürdürmeleri değil, bilakis onların değiştirilip tahtlarının enkazı üzerinde İslam Nizamının kurulmasıdır.

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Müh. Hasbullah Nur – Sudan

Devamını oku...

Stratejik Sabır Tükendi… Peki Sonra Ne Var?

  • Kategori Haber ve Yorum
  •   |  

Haber - Yorum

Stratejik Sabır Tükendi… Peki Sonra Ne Var?

Haber:

İran’ın New York’taki Birleşmiş Milletler Daimi Misyonu Cumartesi günü yaptığı açıklamada, ülkesinin “İsrail’e” karşı başlattığı saldırının “Şam’daki diplomatik karargâhımıza yönelik saldırıya bir yanıt olduğunu ve artık meselenin sona ermiş sayılabileceğini” söyledi. Misyon, X platformunda yaptığı açıklamada şu eklemede bulundu: “Ancak “İsrail” rejimi başka bir hata yaparsa İran’ın tepkisi çok daha sert olacaktır.” (CNN Arabic, 14/04/2024).

Üst düzey bir ABD yönetimi yetkilisi CNN’e, ABD Başkanı Joe Biden’ın “İsrail” Başbakanı Binyamin Netanyahu’ya bir telefon görüşmesi sırasında şunları haber verdiğini söyledi: “Bu geceyi bir zafer olarak görmesi gerekir; çünkü İran’ın saldırıları büyük ölçüde başarısız olmuş ve “İsrail” üstün askeri kapasitesini göstermiştir.” (CNN Arabic, 14/04/2024). 

Yorum:

İran İslam Cumhuriyeti’nin kuruluşundan yaklaşık yarım yüzyıl sonra, silahlı kuvvetleri geçen Cumartesi’yi Pazar’a bağlayan gece işgal altındaki Filistin topraklarına füzeler ve insansız hava araçlarıyla doğrudan bir saldırı başlattı ve stratejik sabrının tükendiğini ve kendisi ile Yahudi varlığı arasındaki askeri çatışmaların kurallarının değiştiğini ilan etti!

Şam’daki konsolosluk merkezine yönelik saldırıya ve kendisine bağlı Devrim Muhafızları subaylarının öldürülmesine bir misilleme olarak yanıt verme hakkını gerekçelendirdiği birçok istişarenin ve özellikle de mevcut durumda sömürgeci kâfir uluslararası sistemin efendilerinin çizdiği kırmızı çizgilere ve sınırlara uygun bir şekilde karşılık verilmesine yönelik iznin teyit edilmesinin ardından İran, itibarını geri kazanmak için son askeri operasyonu gerçekleştirdi!

Peki hangi sınırların gözetilmesi ve ihlal edilmesine izin verilmemesi daha evladır ya da Filistin Filistinlilere mi aittir?! Şayet İran Dini Lideri’nin nezdinde Filistin halkının kanlarının bir değeri yoksa El-Aksa’yı koruyan kimdir?! Gerçek şu ki bir şeyin aslından gelmesi hiç şaşırtıcı değildir; zira İran, kuruluşundan bu yana uluslararası sistemin bir üyesi olmaktan başka bir şey değildir ve tüm umudu uluslararası toplumda bir numara olmaktır; dolayısıyla o, mezhepçi düşünceyle sınırlı ve milliyetçi duyarlılığı düşük olan bir cumhuriyet olup sömürgeci kâfir kapitalizme karşı İslam’ı alternatif bir proje olarak savunmaya cesaret edemez.

Bu yüzden son operasyon, ümmeti sömürgeleştirme ve ümmetin evlatlarının kanını dökme serisinin yeni bir bölümünden başka bir şey değildir. Dolayısıyla stratejik sabır, milliyetçi ve bölgesel bölünme ve İslam’ın tüm insanlar için elverişli bir hayat sistemi olarak kamil bir şekilde uygulanıp Allah’ın şeriatıyla hükmedilmemesi yüzünden ümmetin yaşamış olduğu mezalimler karşısında sürekli stratejik sessizlikten başka bir şey değildir. وَمَا أَرْسَلْنَاكَ إِلَّا رَحْمَةً لِلْعَالَمِينَ Biz seni ancak âlemlere rahmet olsun diye gönderdik.” [Enbiya 107]

Allah’ın Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem nezdinde kokuşmuş olan bir şeyi terketmeniz daha evla değil midir: دَعُوهَا فَإِنَّهَا مُنْتِنَةٌ Onu (milliyetçiliği) terk edin çünkü o kokuşmuştur.” Güç ve yeterlilik ehlinden, insanları Allah’ın indirdikleriyle yönetecek, Müslümanları birleştirecek, tüm insanları kullara ibadet etmekten kulların Rabbine ibadet etmeye ve sömürgeci kapitalizminin darlığından İslam’ın ve ahiret hayatının genişliğine kavuşturmak için İslam davetini taşıyacak bir Halife’ye biat etmeye muktedir olanların Müslümanlarla birlikte çalışmaları daha evla değil midir? Evet, izzet, Allah’a, Rasulü’ne ve müminlere ait olup ne kadar değiştirirseniz değiştirin ve ne giydirirseniz giydirin uluslararası meşruiyette bir izzet yoktur.

Allahu Teala şöyle buyurmuştur: يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اسْتَجِيبُوا للهِ وَلِلرَّسُولِ إِذَا دَعَاكُمْ لِمَا يُحْيِيكُمْEy iman edenler! Size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah’ın ve Rasulü’nün çağrısına icabet edin.” [Enfal 24]

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Ahmed Tatar - Tunus

Devamını oku...

Uluslararası Kudüs Günü İle Eşanlamlı Olarak “Özgürler Tufanı’nın” Ortaya Çıkması Münasebetiyle.. Affedersiniz Bir Tufana İhtiyacımız Vardı Biz de Onu Aldık ve Aksa’yı da Sahiplerine Bıraktık!

  • Kategori Haber ve Yorum
  •   |  

Haber - Yorum

Uluslararası Kudüs Günü İle Eşanlamlı Olarak “Özgürler Tufanı’nın” Ortaya Çıkması Münasebetiyle..

Affedersiniz Bir Tufana İhtiyacımız Vardı Biz de Onu Aldık ve Aksa’yı da Sahiplerine Bıraktık!

Haber:

Ramazan ayının son cuması olan 5 Nisan Cuma gününden itibaren es-Sevra Gazetesi’ninin afişlerinde ve sayfalarında, “Uluslararası Kudüs Günü’nün” yeni eş anlamlı tanımı olarak Aksa Tufanı yerine “Özgürlerin Tufanı” gibi bir başlık ortaya çıkmaya başladı.

Yorum:

İlk etapta Aksa Tufanı'nın Özgürler Tufanı ile aynı şey olduğu akla geldi ancak dakik bir incelemenin ardından 7 Ekim 2023’te Gazze’de başlayan Aksa Tufanı ile “Uluslararası Kudüs Günü” ile eşanlamlı yeni bir tanım olarak kullanılan Özgürler Tufanı arasında hiçbir bağlantının olmadığı ortaya çıktı. Peki Yahudi varlığıyla savaşta maruf Aksa Tufanını çarpıtma, onun savaşını taklit etme, dikkatleri çalma ve onun fiili değil de ismen bir Tufan ile alternatif bir hedefe yönlendirme çabasındaki bu cüretkârlık neden?!

Allah aşkına! Bu isim taklidi konusundaki fırsatçılık boyutuna neredeyse hiç kimse inanmıyor! Ey Sana’da Uluslararası Kudüs Günü'nü kutlayanlar: Um er-Raşaş’a bu kadar uzaktan füze ve drone atarak Aksa Tufanı’na katıldınız ve hiç kimseyi öldüremediniz; çünkü sizler, onları sadece terörizm sınırında korkutmayı arzuluyorsunuz; şayet sizler onları öldürmek isteseydiniz, onları güney Lübnan’dan, Golan’dan ve hatta İran’dan atardınız; peki onun adını taklit etmek için size izin verildi mi?! Diyelim ki doğru, o halde neden Aksa Tufanı’nın “Uluslararası Kudüs Günü” olduğunu söylemediniz de Tufan ile yetindiniz ve sanki adaletli davranıyormuşsunuz gibi özgürlerin peşine düşüp şöyle dediniz: “Zarar Görmek de Zarar Vermek de Yoktur” Aksine kendinize zulmettiniz ki bu da bizzat zarardır.

Ancak sizler, sadece Tufanı kullanmakla, Aksa’yı sahiplerine bırakmakla ve hakikatinizi ortaya çıkarmakla doğru bir şey yaptınız; zira yaptıklarınız insanların dikkatini çekti ve onları basiretli gözlerle gördüler.

Direniş ekseni, Müslümanların 2006 savaşıyla birlikte olumlu etkileşimini gördüklerinden dolayı Filistin’i öncelikli bir meselesiymiş gibi göstermeye çalıştı ama aslında öyle değildir; zira İrangate anlaşmasıyla Yahudi varlığından silah satın alınması buna dair kanıt için yeterlidir; Uluslararası Kudüs Günü’nün 1979’daki başlangıcından bu yana kırk beş yıl geçtiğinden ve Lübnan ile Yahudi varlığı arasında Akdeniz’deki deniz sınırlarının çizilmesiyle meselenin sona erdiğinden bahsetmiyorum bile!

Filistin’in bunların hiçbirine ihtiyacı yoktur; zira Filistin’in, Aksa eş-Şerif Yahudilerin pisliğinden temizlenene kadar savaş günlerinde arkasını dönüp gitmeyi reddeden, arkalarında doğuda Endonezya’dan batıda Fas’a, kuzeyde Çeçenistan’dan güneyde Nijerya’ya kadar hiç kesilmeyecek bir desteği olan cüretkâr adamlardan oluşan ve onların Nübüvvet Minhacı üzere İkinci Raşidi Hilafetin Râye’si olan Ukab Râye’si ile gölgelendiği ordunun başında Selahaddin Eyyubi gibi cesur bir komutan adama ihtiyacı vardır. Nitekim Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: ثُمَّ تَكُونُ خِلَافَةً عَلَى مِنْهَاجِ النُّبُوَّةِ“Sonra (Yeniden) Nübüvvet Minhacı üzere (Raşidi) Hilafet olacaktır.”

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Müh. Şefik Hamis – Yemen

Devamını oku...

Tunus Vilayeti: Yürüyüş: "Tunus'tan Gazze'ye... Müslüman Orduları Canlandırmak İçin Bayram Tekbirleri!"

  • Kategori Tunus
  •   |  

Hizb-ut Tahrir / Tunus Vilayeti: Yürüyüş;
"Tunus'tan Gazze'ye... Müslüman Orduları Canlandırmak İçin Bayram Tekbirleri!"

Hizb-ut Tahrir / Tunus Vilayeti "Tunus'tan Gazze'ye... Müslüman Orduları Canlandırmak İçin Bayram Tekbirleri!" başlıklı bir yürüyüş düzenledi. Cuma namazının ardından her Cuma olduğu gibi başkentteki Fetih Camii'nden Sevra Caddesi'ne doğru yola çıkıldı. Bu yürüyüş, Mübarek Toprak Filistin'deki Gazze Şeridi'nde Müslümanlara karşı soykırım savaşının başlamasından bu yana düzenlenen 27. yürüyüş oldu.

Katılımcılar yürüyüş boyunca bayram tekbirleri getirdi ve en baştaki pankartta yürüyüşün başlığı yer aldı: "Tunus'tan Gazze'ye... Müslüman Orduları Canlandırmak için Bayram Tekbirleri!" Ana pankartta ise: "Ey Müslüman ordular, mübarek toprak sizi Nusret'e çağırıyor. Cevap verecek kimse var mı?" Bir diğer pankartta ise şehit ve yaralıların istatistikleri yazılıydı. Yürüyüş, Sevra Caddesi'ndeki belediye tiyatrosunun önünde Hizb'ten bir kardeşimizin yaptığı konuşmayla sona erdi.

Böylece Hizb-ut Tahrir / Tunus Vilayeti, Allah Müslüman ordulardan bu hain yöneticilerin kökünü kazıyacak ve tahtlarının yıkıntıları üzerinde İslam'ın büyük yapısı Raşidi Hilafeti kuracak sadık adamlar çıkarana ve böylece nehrinden denizine kadar Mübarek Toprak - Filistin'i ve dünyanın geri kalanını özgürleştirene kadar Mübarek Toprak - Filistin'e ve Gazze'deki halkımıza desteğini sürdürecektir. O gün müminler Allah'ın zaferiyle sevineceklerdir.

Hizb-ut Tahrir'in Tunus Vilayetindeki Merkezi Medya Ofisi Delegesi

Cuma, 3 Şevval 1445 Hicri - 12 Nisan 2024 Miladi

tunus

- Etkinlikten Kareler -

tunus

Etiketler

#طوفان_الأقصى
#الجيوش_إلى_الأقصى
#الأقصى_يستصرخ_الجيوش

#AksaTufanı
#OrdularAksaya
#ArmiesToAqsa
#AqsaCallsArmies

tunus

Devamını oku...

İran, Konsolosluğun Bombalanmasına Yönelik Tepkisinin “Disiplinli Ve Gerilimi Tırmandırmayacak” Şeklinde Olacağını Söylüyor!

  • Kategori Haber ve Yorum
  •   |  

Haber-Yorum

İran, Konsolosluğun Bombalanmasına Yönelik Tepkisinin “Disiplinli Ve Gerilimi Tırmandırmayacak” Şeklinde Olacağını Söylüyor!

Haber:

Reuters, ABD Başkanı Joe Biden'ın gazetecilere şunları söylediğini aktardı: “İsrail’i” savunmaya kararlıyız, “İsrail’i” destekleyeceğiz, “İsrail’insavunulmasına yardım edeceğiz ve İran başarılı olamayacaktır.” İran’ın “İsrail’e” geç değil acil bir saldırı” yapmasını beklediğine işaret ederek İran’a yönelik mesajının “yapmayın” olduğu eklemesinde bulundu.

Beyaz Saray dün yani Cuma günü İran’ın “İsrail’e” yönelik tehditlerinin “inandırıcı ve gerçek” olduğunu vurguladı.

ABD Ulusal Güvenlik Konseyi sözcüsü John Kirby de gazetecilere aynı şeyi söyledi: “İran’ın potansiyel tehdidinin gerçek ve inandırıcı olduğuna itibar etmeye devam ediyoruz.”

Amerikalı yetkililer, İran’ın “İsrail’e” yönelik olası bir saldırısının “önümüzdeki birkaç saat içinde” gerçekleşebileceğine inanıyor.(Sky News Arabia, 12/04/2024)

Yorum:

Amerikan medyası sözcülerinin, İran’ın Yahudi varlığına yönelik saldırısının yakın olduğunu ve İran’ın saldırı tehditlerinin gerçek olduğunu teyit etmelerine gelince; şayet bu teyitler, İranlı yetkililerin, saldırılarının “disiplinli ve gerilimi tırmandırmayacak” şeklinde olacağı yönündeki açıklamalarıyla bağlantılıysa aynı şekilde bunu, CIA’e aşina bir kaynak İran’ın tepkisinin “disiplinli ve gerilimi tırmandırmayacak” şeklinde olacağı konusunda çok net olduğunu vurgulamış ve Amerikalı bir yetkili, Washington’un İran’dan bir saldırı beklediğine dair bu sözü şu şekilde yorumlamıştır: “Normalden daha büyük ama ABD’yi savaşa sürükleyecek kadar büyük değildir…

Bölgede askeri çatışma tehdidinin artması üzerine ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı General Michael Corella Tel Aviv'e geldi; zira İran’ın bu varlığa saldırı başlatma olasılığını görüşmek üzere Yahudi varlığının Savunma Bakanı ile görüşmesi planlanıyor ve Walla İbranice web sitesi, Corella’nın istişarelerinin balistik füzeler, insansız hava araçları ve seyir füzeleri kullanılarak İran’ın saldırısına karşı mücadele ve buna benzer bir karşı saldırıyla karşılık verilmesi üzerinde yoğunlaşacağını belirtti.

Tüm bu açıklamalar, İran’ın tepkisinin disiplinli ve koordineli olacağını ve kontrolden çıkmaması ve Yahudi varlığını İran’la geniş bir bölgesel savaşa sürüklememesi için Amerikalılarla tam olarak mutabakata varılacağını gösteriyor. Dolayısıyla bu şekildeki bir tepki, bir yandan direniş eksenini destekleyenlerin taleplerine popülist bir yanıt, diğer yandan da Yahudi varlığını Gazze savaşında Amerikalıların istediği gibi daha fazla taviz vermeye zorlamak için bir baskı faktörü olacaktır.

Şayet İran, tepkisinin gerçek olmasını isteseydi, tepkisinin disiplinli ve gerilimi tırmandırmayacak şeklinde olacağını söylemez, Amerika, Fransa, İngiltere ve Avustralya ile cevabın mahiyeti ve haklılığı konusunda müzakerelerde bulunmaz ve cevabı günlerce veya haftalarca ertelemezdi; aksine hemen ve tereddüt etmeden karşılık verirdi.

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Ahmed El-Hutvânî

Devamını oku...

Hangi Hal İle Geldin Ey Bayram! Eskisi Gibi (Hüzünle) mi Yoksa (Sevinç Adına) Yeni Bir Şeyle mi?

  • Kategori Makaleler
  •   |  

Hangi Hal İle Geldin Ey Bayram! Eskisi Gibi (Hüzünle) mi Yoksa
(Sevinç Adına) Yeni Bir Şeyle mi?

Başta genel olarak İslam beldelerinde ve özel olarak da yaralı Gazze’de akan kan gölü olmak üzere İslam ümmetinin bugünkü halleri, her yıl yenilenen şiir dizelerini bile iki kat acılara boğmaktadır; zira bu dizeler, şaşkınlıktan yorulmuş, perişanlıktan etkilenmiş ve kesinliği kaybolmuş kalplere dokunuyor; zira bu kokuşmuş sefil gerçekliğin, insanların başına musallat olan ajan rejimler nedeniyle mazlum halkının başına gelen acı ve yıkımdan başka bir faydası olmamıştır.

Bu yılımızda geri döndüğü şartlar altında bayram sorusu, sevindirici yeni bir şey taşımıyor; zira İslam ümmeti, şerefinin ve devletinin gerilemesinden ve Hilafet güneşinin batmasından sonra vahşiler için kolay bir av haline geldiği için bir bayram sevinci tadamamıştır.

Ben de diyorum ki; şayet Mütenebbi bile şiddet, yaygara ve yaratıcılıkla geçen boş günlerinde bir Kâfur’un acısını çekiyorsa, peki her zaman kendini feda etmeye adayan bir ümmetin geleceğiyle oynayan birçok Kâfur’ların acısını çeken ve açgözlülere maruz kalan bu ümmetin durumu nasıl olacak?!

Bugün ümmetimizin geleceğine karşı hazırlanan komplolar, ümmetin merkezine yayılmış uluslararası koruma ve uluslararası yasalarla övünen Batılı güçler tarafından güçlendirilmektedir.

Mütenebbi’ye diyorum ki: Bir gün olsun onları inkar etmeyen izzet ve onurun topraklarına kumları ve seraplarını atan eller hangisidir; oysa tarih, alemlere ışık tutan parlak sayfalarının beyazlığıyla ışıl ışıldır.

Ey bayram: Artık vicdanlarımızda kardeşlik ve sempati duyguları uyandı ve bakışlarımızı savaşın zorlu şartlarından geride kalanlara çekti; zira onlar, yerlerde uyuyorlar ve korkunç küresel vicdanın gözü ve kulağı önünde açıktaki çadırlarında Yahudilerin lavlarını örtünüyorlar. Çünkü onlar, ne lezzetli yemeklere ne de çocuklarının gönüllerini neşelendirecek yeni kıyafetlere hazırlıklı değillerdir.

Devletimiz, gururumuz ve onurumuzun kaybolduğu gibi bayram sevinci ruhlarımızda ızdıraplara, kalplerimizde yaralara dönüşerek duygularımızı ve üzüntülerimizi harekete geçirdi ve bizlere büyük musibetimizi hatırlattı; zira bunların kaybolmasıyla birlikte ümmet de kayboldu, akdi ihlal edildi ve varlığı parçalandı.

Sudan’dan, Yemen’den, Suriye’den veya işgal altında ve mazlum olan diğer ülkelerden daha az acı çekmeyen bu yaralı Gazze, alçaklığın ve ihanetin kurbanı oldu.

Ancak kalpleri dolduran üzüntüye rağmen Allah Subhanehu ve Teala’nın vaadinin gerçekleştiği gün tüm yaralara rağmen bayram, büyük bir sevincin kapısı olarak kalmaya devam edecektir; böylece ümmetimizin sevinci geri gelecek, sömürgecinin bekçilerinden kurtulacak, yeni elbisesini giyecek ve çalınan tahtını geri alacaktır.

وَعَدَ اللَّهُ الَّذِينَ آمَنُوا مِنكُمْ وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَيَسْتَخْلِفَنَّهُم فِي الْأَرْضِ كَمَا اسْتَخْلَفَ الَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ وَلَيُمَكِّنَنَّ لَهُمْ دِينَهُمُ الَّذِي ارْتَضَى لَهُمْ وَلَيُبَدِّلَنَّهُم مِّن بَعْدِ خَوْفِهِمْ أَمْنًا يَعْبُدُونَنِي لَا يُشْرِكُونَ بِي شَيْئًا وَمَن كَفَرَ بَعْدَ ذَلِكَ فَأُوْلَئِكَ هُمُ الْفَاسِقُونَAllah, içinizden, iman edip de salih ameller işleyenlere, kendilerinden önce geçenleri egemen kıldığı gibi onları da yeryüzünde mutlaka egemen kılacağına, onlar için hoşnut ve razı olduğu dinlerini iyice yerleştireceğine, yaşadıkları korkularının ardından kendilerini mutlaka emniyete kavuşturacağına dair vaatte bulunmuştur. Onlar bana kulluk eder ve bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar. Artık bundan sonra kimler inkâr ederse, işte onlar fasıkların ta kendileridir.” [Nur 55]

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Munis Hamid – Irak

Devamını oku...

Hizb-ut Tahrir Sömürgecilikten Kurtuluşun Garantisidir!

  • Kategori Haber ve Yorum
  •   |  

Haber-Yorum

Hizb-ut Tahrir Sömürgecilikten Kurtuluşun Garantisidir!

Haber:

Fransa Perşembe günü, önümüzdeki Pazartesi günü Paris’te düzenlenecek Sudan’daki durumun ele alınacağı ve Almanya ve Avrupa Birliği işbirliğiyle düzenlenecek olan konferanstan, ordu ve Hızlı Destek Kuvvetleri gibi Sudan’daki çatışmanın her iki tarafının da dışlandığını açıkladı.(Şarku’l-Avsat Gazetesi, 11 Nisan 2024)

Yorum:

Paris Konferansı, Sudan’daki çatışmanın gerçeğinin, geleneksel İngiltere ve Fransa ile modern sömürgeci Amerika gibi iki kutup arasında olduğunu teyit ediyor.

Konferansa davet edilen “Kahat’ın” yanı sıra “Takaddum” güçleri ile BAE devletini, geleneksel sömürgeci (Avrupa) temsil ederken ordu liderliği ile Hızlı Destek Kuvvetleri liderliğini ise modern sömürgeci (Amerika) temsil ediyor. Hizb-ut Tahrir’in savaşın ilk gününden itibaren her zaman dile getirdiği ve ortaya çıkardığı bu hakikat, İslam’ın olduğu büyük bir ideolojik akideye dayanan bu kadim partinin, ideolojik siyasette benimsediği siyasi analizlerinin doğruluğunu ve sıhhatini bugün tam bir açıklık ve netlikle ortaya çıkarmakta ve kanıtlamaktadır.

Hizb-ut Tahrir, savaşın esas olarak geleneksel sömürgeciliğin “Kahat” ve “Takaddum” gibi araçlarını sahneden kaldırmak ve ordunun ve Hızlı Destek Kuvvetlerinin ülkeyi tek başına yönetmesine izin vermek için başlatıldığını teyit eden basın açıklamaları, neşriyatlar ve analizler yayınlamıştır.

Bu nedenle Amerika’nın tüm eylemleri, vakıanın da gösterdiği üzere "Takaddum" ve "Kahat’ın" sahneden kaldırılması etrafında dönmektedir.

İngiliz, Fransız ve Avrupa siyasetinin çalışmaları, çatışmanın her iki tarafını da dışlayan ve "Takaddum" çağrısı yapan Paris Konferansı da dahil olmak üzere, "Kahat" ve "Takaddum’u" sahneye geri getirme etrafında dönüyor.

Hem modern hem de geleneksel sömürgecilikten kurtuluş, sadece İslam ideoloji ve onun devletiyle gerçekleşebilir; bu devlet ise kâfir Batı’nın nüfuzunu ülkemizden söküp atacak olan Nübüvvet Minhacı üzere Raşidi Hilafettir. Bu da Subhanehu ve Teala’nın şu kavlinden dolayıdır: وَلَنْ يَجْعَلَ اللَّهُ لِلْكَافِرِينَ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ سَبِيلًا Muhakkak ki Allah kafirler için müminler aleyhine asla bir yol (sulta) kılmayacaktır!” [Nisa 141] Böylece ümmetimiz, daha önce olduğu gibi insanlık için çıkarılmış en hayırlı ümmet konumuna geri dönecektir.

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Gâde Abdulcabbar (Ümmü Evâb) – Sudan

Devamını oku...
Bu RSS beslemesine abone ol

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER