Hilafetin Yıkılışının 105. Yıldönümünde... Yeryüzü Yeniden Onun Geri Dönüşüne Hazırlanıyor
- Kategori Merkezî Medya Ofisi
- İlk yorumlayan ol!
- |
Dünya genelinde ve İslam ülkelerinde yaşanan son gelişmeleri izleyen biri, İslam Ümmeti için tablonun giderek daha karamsar ve karanlık hâle geldiğini; kalkınma ve izzetini geri kazanma umudunun solduğunu ya da yok olmaya yüz tuttuğunu düşünebilir. Ancak bu gelişmelere derinlemesine bakıldığında; her geçen gün umudun kökleşip yeşerdiği, kalkınma yolunda adım adım ilerlendiği görülecektir.
Batı ve küfrün İslam ve Müslümanlara yönelik saldırıları hız kesmeden devam etse de, azı dişlerini gösteren sömürgeciler dünyanın dört bir yanında Müslümanlara karşı tek bir vücut gibi hareket etseler de, kendisini temsil eden bir siyasi nizamdan ve başındaki İmamdan yani Hilafet Devleti ve Halife’den yoksun olmasına rağmen ümmet, yine de birbirine kenetlenmiş, daha fazla direniş sergileyerek bu saldırılara göğüs germiş ve sömürgeci kâfir Batı’yı aciz bırakan bir meydan okumayla bu saldırılara karşılık vermiştir. Hatta bu direniş, pek çok kez Batı’nın İslam coğrafyasındaki sömürgeci hayallerini yerle bir edecek bir seviyeye ulaşmıştır.
Dahası Ümmetin bu direnişi, Batı’nın tamamında, ümmetin kimliğinin yok edilemeyeceği ve Batı uygarlığında asimile edilemeyeceği yönünde bir kanaat oluşturmuştur. Bu yüzden Batı, İslam ülkelerindeki seküler hayatın ve sömürgeci statükonun ancak baskı ve zorbalıkla ayakta kalabileceğinin bilincindedir. Nitekim Ümmet, orada burada ayağa kalkıp kendisine dayatılan bu gayr-i tabii şartları üzerinden silkip atmaya çalıştıkça, Batı baskısını daha da artırmakta, ajanlarını ve araçlarını kullanarak şehirleri varil bombalarıyla vurmakta, çocuk, kadın ve yaşlıları katletmek için ölüm mangalarını devreye sokmaktadır. Hatta artık rahatlıkla sömürgeci kâfir Batının, İslam beldelerinde kamuoyunu bombaladığını.” söyleyebiliriz.
Kuşkusuz İslam Ümmetinin bu kararlı direnişi ve bitmek bilmeyen intifadası, Batı’da genel bir umutsuzluk dalgası yaratmıştır. Hatta düşünürleri ve medya mensupları, kendi ilkelerini çiğnemeye ve özgürlük iddialarına darbe yapmaya mecbur kalmışlardır. Müslümanları diğer tüm insanlardan ayırarak, sadece onların siyasi görüşlerini ifade etmelerini, hatta iffetli İslami hayatlarını açıkça yaşamalarını bile yasaklama çağrıları yapmaya başlamışlardır. Batıda, Batı’nın tamamından Müslümanların kovulması ve hatta kendi ülkelerinde Müslümanlara karşı işlenen katliamlara bile itiraz etmenin suç sayılması çağrısında bulunan sesler yükselmiştir.
Batı’nın İslam Ümmeti hakkındaki bu genel umutsuzluk hissi, kuşkuya ve siyasi anlamsızlık kaygılarına yol açmıştır. Ülkelerinin dış politikasından şüphe eder hale gelmişler; İslam beldelerindeki varlıklarını, faydadan çok zarar getiren bir siyasi beyhudelik olarak görmeye başlamışlardır. İşte bu ruh halinden; “Önce Amerika” ve “Amerika’yı Yeniden Büyük Yap” gibi kendi içine kapanma çağrıları doğmuştur. Ayrıca, daha önce “insan sermayesi” çekmek için kullanılan sığınma ve göç kurumları, her yabancıya zulmeden ve kapıları insanların yüzüne kapatan bir siyasi polis teşkilatına dönüşmüştür.
Bütün bunlar, aslında bir uygarlık başarısızlığın ifadesidir. Yani Batı, artık kendisini diğer halkları kendi uygarlık potasında eritebilen bir güç olarak görmemekte; aksine uygarlığını dünyanın geri kalanından izole etmek istemektedir. Tüm bunlar, İslam Ümmetinin uygarlığına ve kimliğine sımsıkı sarılmasının ve otoritesini geri isteme kararlılığının bir sonucudur.
İşte bu yüzden, sadece tüm dünyanın, İslam ümmetini İslami hayatına dönme kararlılığından vazgeçiremeyeceği ümitsizliğine kapılmış olmasının bir göstergesi olarak, Hilâfetin yıkılışının 105. Yıldönümünde, yeryüzünün onun geri dönüşüne hazırlandığını söylüyoruz.
Ümmet ise bugün Hilafetin kurulmasının, sadece ümmet içinde güç ve kuvvet ehli olan orduların saatler içinde evet, sadece saatler içinde alacağı bir karara baktığının farkına varmalıdır. Zira ümmetin evlatları, aralarındaki sınırların kaldırılmasını, ülkelerinin yeniden tek bir yurt olmasını, gençlik enerjilerinin tek bir sancak altında toplanmasını, böylece düşmanlarıyla açıkça hesaplaşmayı, mukaddesatlarını geri almayı ve yer altı–yer üstü zenginliklerini çıkarmayı arzulamaktadırlar. Onları bundan alıkoyan tek şey; acziyet ve zayıflık pompalayan yalanlar, asılsız efsaneler ve uydurma hikâyelerdir. Bu vehimlere, yalanlara ve efsanelere verilecek en basit cevap şudur: İslam Ümmeti atılgan, hızlı ve tek bir iradeye sahiptir. Bir işi başarabileceğini idrak ederse, göz açıp kapayıncaya kadar onu gerçekleştirir. Nitekim biz bu Ümmetin, yıkılmaz ve sarsılmaz denilen en azgın diktatörleri ve en baskıcı rejimleri ansızın gafil avladığına ve onları tarihin çöplüğüne attığına bizzat tanık olduk!
Dolayısıyla bugün İslam beldelerini kaplayan bu zifiri karanlığın ardında, aslında büyük bir umut ve Allah’ın izniyle yakın bir kurtuluş saklıdır. Bu, Allah’ın kâinattaki sünnetidir ve ve O’nun şu kavlinin tecellisidir:
إِن يَمْسَسْكُمْ قَرْحٌ فَقَدْ مَسَّ الْقَوْمَ قَرْحٌ مِّثْلُهُ وَتِلْكَ الأيَّامُ نُدَاوِلُهَا بَيْنَ النَّاسِ وَلِيَعْلَمَ اللهُ الَّذِينَ آمَنُواْ وَيَتَّخِذَ مِنكُمْ شُهَدَاء وَاللهُ لاَ يُحِبُّ الظَّالِمِينَ“Eğer siz (Uhud’da) bir yara aldıysanız, şüphesiz o topluluk da (Müşrikler de Bedir’de) benzeri bir yara almıştı. İşte günleri insanlar arasında (böyle) döndürür dururuz. Allah, sizden iman edenleri ayırt etmek, sizden şahitler edinmek için böyle yapar. Allah, zalimleri sevmez.” [Ali İmran 140]
Bu sebeple biz, Hilâfetin yıkılışının 105. yıldönümünü, ne hâlimize ağıt yakmak ne de musibetimize ağlamak için değil, aksine İslam ümmetine, yeniden ihyası gereken şanlı geçmişini ve geri alınma zamanının geldiği yitik izzetini hatırlatmak adına anıyoruz. Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurdu:
وَنُرِيدُ أَنْ نَمُنَّ عَلَى الَّذِينَ اسْتُضْعِفُوا فِي الْأَرْضِ وَنَجْعَلَهُمْ أَئِمَّةً وَنَجْعَلَهُمُ الْوَارِثِينَ“Biz ise, o yerde güçsüz düşürülenlere lütufta bulunmak, onları önderler yapmak ve onları (mukaddes topraklara) vâris kılmak istiyorduk.” [Kasas 5]
Hizb-ut Tahrir Merkezî Medya Ofisi olarak biz, Hizbin bu yıldönümünü ihya etmek amacıyla dünya çapında düzenleyeceği faaliyetlerini takip edip aktaracağız. Umulur ki Allah, bu yılı Nübüvvet metodu üzere Raşidi Hilafetsiz geçirdiğimiz son yıl eyler.
Bu; şahit olup kulak veren herkese açık bir davettir. Gelin, İslam’ın muazzam piramidini yeniden inşa etmek için omuz omuza verelim; onu, gök ve yeryüzü sakinlerinin razı olacağı Nübüvvet Minhacı üzere Raşidi Hilafet olarak yeniden kuralım.
Mühendis Selâhaddin Adada
حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Merkezî Medya Ofisi Müdürü




