İran ve Amerika Lehine İşlevsel Rolü!
- Kategori Makaleler
- |
İran ve Amerika Lehine İşlevsel Rolü!
Bugün İran'da tanık olduğumuz karışıklıklar ve gösteriler, münferit ya da bölgenin siyasi tarihinin bağlamı dışında kendiliğinden gelişen bir patlama değildir. Aksine bunlar, Müslüman ülkeler üzerinde yaşanan bir dizi uluslararası çatışmanın yeni bir halkasıdır; zira küresel küfrün başı ve modern sömürgeci projenin lideri olan Amerika başta olmak üzere sömürgeci ülkelerin hesaplamalarında tesadüfe yer olmadığı gibi halkların iradesinin bir ağırlığı da yoktur.
Şah rejimi 1979'da İran halkının zafer kazanması ya da İslam'ın yeniden iktidara gelmesi nedeniyle değil, aksine İngiltere'nin ajanının işlevinin son bulduğu ve Amerika'nın onun yerine başka bir rejimi getirdiği, sömürgeci nüfuzun hesaplı bir şekilde el değiştirmesi nedeniyle devrilmiştir. Nitekim Humeyni, belirli bir görevi yerine getirmek için gelmiştir ki bu görev; İslami dalgayı kontrol altına almak, onun İslami içeriğini boşaltmak ve İslami dalgayı, bir değişim aracı olmaktan ziyade bir uyuşturma aracı haline dönüştürmektir.
Kırk yılı aşkın bir süredir mollalar rejimi, İslam'a göre yönetmeyen, İslam Devleti'ni kurmak için çalışmayan ve ümmetin vahdetinin kaygısını taşımayan işlevsel bir rejim olduğunu mükemmel bir şekilde kanıtlamıştır; dahası bu rejim, habis mezhepçilik temelinde ümmeti parçalamak için tehlikeli bir rol oynamıştır; zira İslam'a göre yönetme fikrini çarpıtarak bu fikri despotluk ve baskı ile ilişkilendirmiş, ideolojik devrimlere saldırmış, herhangi bir samimi hareketi engellemiş, ümmeti kendisiyle meşgul ederek pratik olarak Yahudi varlığının güvenliğini korumuştur.
Bugün Amerika'nın açıklamaları yayınlandığında, bunların başında Trump'ın İran rejimine yönelik uyarıları gelmektedir. Ama bu açıklamalar protestoculara yönelik bir endişeyi yansıtmıyor, aksine İran'ın rolünü azaltmaya yönelik açık bir beyanı yansıtıyor. Amerika kuyruklarını kurban etmeye karar verdiğinde onları uyarır ve halkların öfkesini kendisine hizmet edecek bir sürece yönlendirmek istediğinde ise halklar için ağlar.
Binaenaleyh devam eden gösteriler -halkın gerçek ve meşru hoşnutsuzluğunu yansıtıyor olmasına rağmen- bilinçli ideolojik bir hareket değildir, aksine Amerikan çıkarlarına göre bölgenin yeniden şekillendirilmesi aşamalarından yeni bir aşamaya zemin hazırlamak amacıyla dikkatli bir şekilde istismar edilip yönlendirilmektedir. Amerika'nın bundan çıkarı ise açık ve nettir ki bu da; yumuşak kontrol girişimlerinin tamamının başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından yeni Ortadoğu projesini güçle dayatmaktır. Bu da İslami yönetimin kurulmasına yönelik her türlü olasılığı ortadan kaldırmaya, herhangi bir köklü değişimi engellemeye ve Yahudi varlığı bölgenin polisi, sınırlarının bekçisi ve Müslümanların boyunlarına musallat olmuş bir kılıç olsun diye bölgenin güvenlik dizginlerini Yahudi varlığına teslim etmeye dayalı bir projedir.
Bu bağlamda Amerika, yöneten bir İslam'ı, özgürleştiren bir cihadı ve birleşmiş olan bir ümmeti istemediğini açıkça ilan etmiştir. Ancak Amerika ve onun araçları, İslam'ın sakaldan, slogandan ve mezhepçi bir sistemden ibaret olmadığını, aksine İslam'ın kendisinden bir yönetim sisteminin, bir devletin ve bir ümmetin çıktığı siyasi bir akide olduğunu idrak etmiyorlar. Kontrol etme, değiştirme ve çarpıtma girişimleri, İslam projesi ile küfür projesi arasındaki çatışmayı kesinlikle durduramayacaktır.
İşte Hizb-ut Tahrir, bu planları ifşa etmekte olup gerçek değişimin kontrollü sokak protestoları, renkli devrimler veya ajanların değiştirilmesi ile gerçekleşmeyeceğini, aksine İslam'ın yönlendirdiği ideolojik siyasi bilinçle gerçekleşeceğini ve bunun meyvesinin de, sömürgecinin nüfuzunu kökünden söküp atacak, Müslümanların ülkelerini kurtaracak, Yahudi varlığının varlığına son verecek ve İslam'ı, hidayet ve siyaset risaleti olarak dünyaya taşıyacak Nübüvvet Minhacı üzere Raşidi Hilafetin kurulmasıyla taçlanacağını teyit etmektedir. وَعِندَ اللَّهِ مَكْرُهُمْ “Hilelerinin cezası Allah katında (malum) iken.” [İbrahim 46] Onların hileleri ile Allah’ın hilesi arasında projeler düşecek, araçlar ortaya çıkacak ve Allah’ın hak olan vaadi gerçekleşecektir. إِنَّ اللَّهَ عَزِيزٌ ذُو انْتِقَامٍ “Şüphesiz Allah, mutlak güç sahibidir, intikam sahibidir.” [İbrahim 47]
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Abdul Mahmud El-Amiri – Yemen



