Cumartesi, 26 Şaban 1447 | 2026/02/14
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü

Ey Şam-ul İslam'daki Müslümanlar: Mübarek Ayaklanmanızdan İki Yıl Sonra: Uluslararası Komplolar Hala Devam Etmekte Olup Bizim İçin Raşidî Hilafet'in Kurulmasından Başka Bir Kurtuluş Olmadığı Gibi Allahu Teâlâ'ya İhlasla Bağlanmaktan Başka Bir Yol da

  • Kategori Suriye
  •   |  

Suriye ayaklanmasına yönelik devam eden uluslararası  komploların üzerinden trajik iki yılın geçmesinin ardından Amerika Dışişleri Bakanı John Kerry'nin 13.03.2013'de, Rusya, İran ve katil Beşar'dan her birinin resmî tutumunu destekler pozisyonda bir açıklamada bulunması, Amerika'nın gerek ayaklanmaya yönelik devam eden komplosunu gerekse katil Beşar Esed ve facir rejimi ile devam eden gizli anlaşmasını ifşa etmektedir. Zira bu açıklamada şöyle demiştir: "Esad ile muhalefetin, Cenevre'de konulan çalışma çerçevesine binaen geçici bir hükümet oluşturmak için diyalog masasına geldiğini görmek istiyoruz." Ve şöyle demiştir: "Aynı şekilde Suriye Muhalefeti'nin, işbirliği için masaya gelmesi kaçınılmazdır ve bizler de bunun için çalışıyoruz ve çalışmaya da devem edeceğiz." Ayrıca Fransa ve İngiltere, Suriye Muhalefeti savaşçılarının silahlandırılması hususunda kararlı olduklarını açıklamıştır. Zira Fransa Cumhurbaşkanı Hollande, 15.03.2013'de şöyle demiştir: "Devlet Başkanı Beşar Esed'i devirmeye yönelik çalışmalara yardım etmek için savaşmak amacıyla gönderilen her türlü silahın doğru ellere ulaşacağına dair Suriye Muhalefeti'nden güvence alınmalıdır." Ancak Avrupa Birliği, bu silahların Suriye Muhalefeti'nin ortalarındaki İslamcı militanların eline geçeceğinden korktuğu için 10.03'deki bu isteği reddetmiştir. Avrupa'nın İslam karşıtlığını ifşa eden bu tutumu, onların müdahalelerini ve İslam düşmanlıklarını ifşa ettiği gibi Batı'nın, ayaklanmacıların sahip oldukları İslamî eğilimin varlığından dolayı endişeli olduğunu itiraf ettiğini ifşa etmektedir. Bu yüzden Batı, ona komplo kurmak için çalışmaktadır. Batı ajanı Arap ve İslam ülkelerinin yöneticilerine gelince; onların tutumları, Batı'yı takip eden Batılı ülkelerin tutumlarıyla bağlantılıdır. Dolayısıyla deneyimsiz Laik Suriye Dış Muhalefeti'nin, Batı'nın siyasal oyunlarının yanında yer alması, çözümlerini Şeytan Batı'dan dilenmek, müdahalede bulunsun diye ona yalvarmak ve geride kalması durumunda ona yardım etmek içindir. Bu muhalefet, Batı'nın ayaklanmaya yönelik komplosunun üzerinden iki yıl geçmesine ve bu komplolar kendileri için ifşa olmasına rağmen hala iflasları, hıyanetleri ve İslam'dan uzak oldukları ifşa olan yalancı Batı'dan çözümler istemeye devam etmektedir. Dolayısıyla bu muhalefet, ayaklanmanın küfürle hükmeden ve İslam'ın hükümleri ile terörizmle mücadele sloganları altında Allah'ın indirdikleriyle hükmedecek olan yönetimi ikame etmek için çalışan Müslümanlara savaş açan sivil devletin olduğu meyvesini hasat etmek için kendisinin sözcüsü olsun diye ona bir rol veren Batı'ya çalışmaktadır. El-Ahdar el-İbrahimî'ye gelince; tevbe etmeyen yaşlı bir Amerikan ajanıdır. Zira o, Amerika'nın istediği şekilde geçiş hükümeti ve Afganistan'da Amerika'nın çıkarı için Karzai'nin yanında savaşan uluslararası [ISAF] güçleri gibi etkin uluslararası bir güç oluşturmak amacıyla Amerika'ya hizmet etmek için sahne arkasında çalışmaktadır.

Ey Şam-Suriye'de Sabreden Mümin Müslümanlar!

Ayaklanmaya yönelik uluslararası komplonun size karşı ve katilin çıkarı için olduğuna dair bizim hiç birimizde bir şüphe yoktur. Dolayısıyla bu, gerek uluslararası toplumun ahlaksızlığının ve cürümünün boyutunu gerekse katil Beşar'ın uluslararası toplumun türetmelerinden biri olduğu, dahası bu komplonun varlığını koparan herkesi ifşa etmektedir. O halde şayet buna son vermezseniz sakın Allah katında sorumlu olmadığınızı sanmayın. Zira katil Beşar ile mücrim güvenlik birimlerinin karşısında duran, çocuklarını kaybeden ve en değerli varlıklarını feda eden sizlersiniz. O halde her kim olursa olsun hiçbir kimsenin, dininiz ve fedakarlıklarınız pahasına ayaklanmanızı ve ayaklanmanızın meyvesini çalmasına izin vermeyiniz. Ayrıca sizler, "Liderimiz Sonsuza Dek, Efendimiz Muhammed'dir" şeklinde ilanda bulunmadınız mı? Dolayısıyla efendimiz Muhammed [SallAllahu Aleyhi ve Sellem]'in yolu bellidir. Dolayısıyla da Allahu [Subhânehu ve Teâlâ], ona itaat etmemizi ve başkasına itaat etmememizi bizlere farz kılmıştır. Zira Allahu Teâlâ, şöyle buyurmaktadır:

قُلْ هَذِهِ سَبِيلِي أَدْعُو إِلَى اللَّهِ عَلَى بَصِيرَةٍ أَنَا وَمَنِ اتَّبَعَنِي وَسُبْحَانَ اللَّهِ وَمَا أَنَا مِنَ الْمُشْرِكِينَ "De ki: İşte bu, benim yolumdur. Ben ve bana tabi olanlar, basiret üzere Allah'a davet ederiz. Ben Allah'ı tesbih ederim ve ben müşriklerden de değilim." [Yûsuf 108]

Yine "Ey Allah'ım, Sen'den Başkasına İhtiyacımız Yoktur Ey Allah'ım" şeklinde ilanda bulunmadınız mı? O halde dininize ve nefsinize sadık olun ve Allah'tan başkasından yardım istemeyin. Zira Allahu [Subhânehu ve Teâlâ], Kendisine şirk koşan ortaklardan daha zengindir. Nitekim Azze ve Celle, şöyle buyurmaktadır:

فَمَن كَانَ يَرْجُو لِقَآءَ رَبِّهِ فَلْيَعْمَلْ عَمَلاً صَالِحاً وَلاَ يُشْرِكْ بِعِبَادَةِ رَبِّهِ أَحَدَا "Artık her kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa, salih amel işlesin ve Rabbine ibadette hiçbir şeyi ortak koşmasın." [Kehf 110]

Dolayısıyla bu geçen iki yılın ardından şu an Rabbinizin razı olacağı şekilde ilan edeceğiniz tutumun en güçlüsü, hep birlikte kalben, sözlü ve fiili olarak sadece Allah ile birlikte olduğunuzu ve sizden olan bir adamın kalbi üzerinde olduğunuzu ilan etmeniz olduğu gibi kafir Batı ile onun ajanları olan İslam ülkelerinin yöneticilerinden yardım almayı haram kılan dininizle birlikte olduğunuzu ilan etmeniz ve Dış Muhalefetin Batı ile olan ilişkisini kesmeye mecbur bırakmanızdır. Zira Dış Muhalefet, sizleri temsil etmemektedir. O halde sizleri temsil eden muhalefetin, sizin cinsinizden olması için çalışınız ki bu da; İslamî çözüme bağlı kalmasıdır. İslamî çözüm ise Allah'ın sadece Kendisine ibadet eden ve hiçbir şeyi O'na ortak koşmayan kimseye vaat ettiği Raşidî Hilafet'i kurmaktır. Bu da Allahu Teâlâ'nın, şu kavlinde geçmektedir:

وَعَدَ اللَّهُ الَّذِينَ آمَنُوا مِنْكُمْ وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَيَسْتَخْلِفَنَّهُمْ فِي الأَرْضِ كَمَا اسْتَخْلَفَ الَّذِينَ مِنْ قَبْلِهِمْ وَلَيُمَكِّنَنَّ لَهُمْ دِينَهُمُ الَّذِي ارْتَضَى لَهُمْ وَلَيُبَدِّلَنَّهُمْ مِنْ بَعْدِ خَوْفِهِمْ أَمْنًا يَعْبُدُونَنِي لا يُشْرِكُونَ بِي شَيْئًا وَمَنْ كَفَرَ بَعْدَ ذَلِكَ فَأُولَئِكَ هُمُ الْفَاسِقُونَ "Allah, sizlerden iman edip salih amel işleyenleri, kendilerinden öncekileri yeryüzünde Halife kıldığı gibi onları da yeryüzünde Halife kılacağını, onlar için seçtiği dinlerini (İslam'ı) yeryüzünde hakim kılacağını, (geçirdikleri) bu korkularını güvene çevireceğini vaadetti. Zira onlar yalnız Bana kulluk ederler ve hiçbir şeyi Bana ortak koşmazlar. Her kim de bundan sonra inkar ederse işte onlar fasıkların ta kendileridir." [en-Nûr 55]

Allahu Teâlâ'ya karşı ihlaslı olmak işte budur. Evet, kendisi için hesap vereceğiniz şerî kutsallarınız size ait olsun ve yolun doğrusu da Allah'a aittir.

Devamını oku...

Filistin Medya Bürosu Gazze Protestosu: ''Obama Seni Burda İstemiyoruz!''

  • Kategori Filistin
  •   |  

Hizb-ut Tahrir, Obama'nın ziyaretini red protestoları düzenliyor

Hizb-ut Tahrir, 8 Cumadilula1434 H., elmuvafık 20 Mart 2013 M. Çarşamba günü Filistin'in Gazze kesiminin bir çok noktasında, Obama'nın Filistin'e ziyaretini kınayan ve protesto eden gösteriler düzenlemiştir. Gösteriler başlıca Gazze, Cibaliya, Han Yunus ve Elberic, Nuserat ve El Mağazi kamplarında gerçekleştirilmiştir.

Gösteriye iştirak edenler ellerinde, yapılan ziyareti ve Amerika'nın İslam dünyasına karşı yürüttüğü politikayı kınayan dövizler taşımışlardır. Dövizlerde başlıca ''Ey çocukların katili Obama hiç de hoş gelmedin'', ''Amerikan terörizmi, terörizm yaftasıyla Müslümanların kanının akıtılmasına imkan sağlıyor'' sloganları yer alıyordu.

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Bürosu üyelerinden Mühendis İbrahim Eşşerif gösterilerin; Filistin halkının dünyanın en büyük şer devletinin başkanının yaptığı ziyareti istemediklerinin bir ifadesi olduğunu, Filistin'li Müslümanların çektiği sıkıntıların batılı sömürgeci ülkelerin beldelerine yaptığı müdahelelerin sonucu olduğunu ve buna örnek olarak Amerikanın Yahudi varlığını kollayıp her fırsatta desteklemesinin verileceğini ifade etmiştir.

Hizb-ut Tahrir Filistin Medya Bürosu

Fotoğraflar için tıklayınız...

Devamını oku...

-Basın Açıklaması- Aşağılık Türkiye Yöneticilerinin Tutumlarını Kınamaya Dönük Bir Gösteri!

Yoğun güvenlik önlemlerinin ortasında Hizb-ut Tahrir / Ürdün, aşağılık Türkiye yöneticilerinin, Şam halkına destek verme, kafir Amerika ile Batı'nın lehine onların ayaklanmalarına komplo kurma, buna karşılık Hizb-ut Tahrir şebâbına savaş açmaları ve onlara uzun zalim hükümler vermeleri hususundaki tutumlarını kınayan bir gösteri düzenledi. Nitekim katılımcılar, Recep Tayyib Erdoğan liderliğindeki Türkiye rejiminin, İslamî Hilafet'e çağrıda bulunan Suriye ayaklanmasının gidişatını çarpıtma ve kafir Batı'ya bağlı Laik bir alternatif oluşturma girişimine dönük komplosunu kınamışlardır.

Büyükelçilik, hizbin heyetinin Büyükelçi ile görüşmesini ve Türkiye liderleri ile yöneticilerine yönelik mektubu teslim etmesini reddetmiş ve mektubu Büyükelçilikteki görevliye teslim etmek için bir kişinin girmesini şart koşmuştur. Bunun üzerine heyet, Büyükelçiliğe tüm heyetin girmesi ve mektubun Büyükelçiye doğrudan verilmesi üzerinde ısrarcı olmuştur. Bizler burada, Türkiye rejimine Ömer İbn-u el-Hattab'ın şu sözünü hatırlatırız: "Şayet söylemezseniz sizde hayır yoktur, şayet dinlemezsek bizde hayır yoktur." Allah bizlere ihsanda bulundu da sizlere rağmen yüzünüze karşı hakkı haykırdık ama sizler, bunu işittiğiniz halde kabul etmediniz!

Ayrıca Arapça ve kayıtlı Türkçe dilinde, Türkiye liderlerini yeniden Raşidî Hilafet'i kurarak Şam'daki Müslümanlara nusret vermek yoluyla ümmetlerinin yanında durmaya davet eden ve onları, Batı'yı itaat etmeye ve Müslümanlar, dinleri ve kanları pahasına onların planlarını uygulamaya devam etme hususunda uyaran birçok konuşmalar yapılmıştır.

Bu gösteriye, yerel ve uluslararası birçok medya organları katılmış ve Medya Bürosu Başkanı ve katılımcıların birçoğu ile bir dizi röportajlar gerçekleştirmişlerdir.

Devamını oku...

Ey İnsanlar! Artık Avami Birlik Partisi İle Bangladeş Ulusal Partisinin İttifakının Fırkacı ve Yıkım Politikasını Reddetmenizin ve Yeni Bir Siyaseti Arzulamanın Zamanı Gelmedi mi?!

  • Kategori Bangladeş
  •   |  

Bangladeş'te son zamanlarda ülkenin şiddet ve kaosa tanıklık etmesi, Avami Birlik Partisi ve Bangladeş Ulusal Partisinin ittifakının başarısız politikasının meyvelerinden öte bir şey değildir. Zira ülkede yıkım, bölünme ve fitne oluşturan işte bu politikadır. İşte bu siyasî ittifakların, iktidara geri dönüşlerini sağlama yönünde ilerlemek amacıyla seçimlerden önce birtakım oyunlar oynamak için hazırlandığı bir vakitte Hasina Hükümeti, diğer İslam karşıtı güçlerle birlikte, Bangladeş'te İslam'a ve Müslümanlara yönelik saldırıyı kışkırtmak için en son şiddet olaylarını istismar etmektedir.

Hizb-ut Tahrir, Avami Birlik Partisi ve Bangladeş Ulusal Partisinin ittifakının yıkıcı politikasını şiddetli ifadelerle kınamasının yanı sıra Nebi Muhammed [SallAllahu Aleyhi ve Sellem]'in şerefine yönelik saldırısını ve İslam'ı kötülemesini de kınadığı gibi hükümetin, Bangladeş'te Allah'a davet eden Müslümanlara karşı polis tarafından demir yumruk politikasını kullanmasını da kınar.

Hizb-ut Tahrir Bangladeş'te, geçen on yıl boyunca Avami Birlik Partisi ve Bangladeş Ulusal Partisinin ittifakının fasit politikasında bir hayır olmadığını vurgulamayı bir alışkanlık haline getirmiştir. Zira bu politika, insanların sadece bölünmesini ve yıkımını artırmaktadır. Şimdi de onlar, insanları saptırmak ve onları ülkenin karşı karşıya kaldığı gerçek sorunlardan uzaklaştırmak için kavmiyetçilik ve vatancılık gibi ucuz sloganlar atmak için birbirleriyle rekabet etmektedirler. Ne üzücüdür ki ülkenin son günlerde tanık oldukları, seçimlerin yaklaşmasıyla birlikte tırmanmaya devam edecektir.

Cemaat-i İslamî içerisindeki kardeşlerimize, Avami Birlik Partisi ile Bangladeş Ulusal Partisinin siyasi ittifakının ileride İslam'ın görüntüsünü çarpıtacakları ve mevcut rejimin fesadının korunmasına yardımcı olacakları şeklindeki nasihatlerimizi sunmuştuk. Zira onların ittifakları, Bangladeş'te İslam'a hiçbir hayır kazandırmayacaktır. Nitekim Avami Birlik Partisi ve Bangladeş Ulusal Partisi, 20 küsur yıl boyunca kendi ucuz politik çıkarlarını gerçekleştirmek için defalarca İslam'ı ve Cemaat-i İslamî'yi kullanmıştır.

Bugün Bangladeş, kritik bir noktada olup insanların, ülkenin bu kombinasyonun istismarı, ülkeye karşı uyguladıkları şerir eylemleri, özellikle de askerî ve stratejik mukadderatımız üzerine egemenliklerini dayatmaları yoluyla Amerika ve Hindistan gibi düşman dış güçlerin çıkarlarına yardım ve hizmet eden iğrenç kutuplaşma politikası yönünde ilerlediğini anlaması gerekir.

Hizb-ut Tahrir sizleri, bizleri bugünkü duruma getiren Avami Birlik Partisi ile Bangladeş Ulusal Partisinin fasit politikalarının aksine birliği gerçekleştirecek olan İslam temelinde yeni bir siyasete davet ediyor. Zira İslam'da, tamamı şerî hükümlerden olan kanunlar uygulanacağı gibi bu kanunlar, erkek ya da kadın, Müslüman ya da gayrimüslim olsun toplumdaki yönetici ve yönetilen herkese uygulanacak ve ortada kanunların üstünde hiçbir kimse olmayacağı gibi ister erkek ya da kadın olsun isterse elit ya da kamuoyundan olsun bir suç işlemesi halinde cezadan kaçabilecek hiçbir kimse de olmayacak ve hatta suç mağdurları, İslam temelindeki gerçek adaleti elde edeceklerdir. Ayrıca İslam, partizancı bölünme politikasına son verecektir. Zira İslam Devleti Başkanı (Halife), tüm partilere zulmetmeksizin adaletle muamelede bulunacağı gibi Müslüman ya da gayrimüslim olsun tüm tebaanın yöneticisi o olacaktır. Bir diğer sorumluluğu ise inancına, ırkına ve cinsine bakmaksızın toplumdaki bütün insanların haklarını garantilemek olacaktır. Ayrıca insanlar ve medya organları, devleti muhasebe etme hususundaki görev ve sorumluluklarında İslam'a bağlı olacaklardır. Bunun yanı sıra İslam, her gün ülkeye milyonlara mâl olan toplum içerisinde yaygınlaşan yolsuzluğa da son verecektir.

Mevcut siyasî parti sistemi, ülkenin servetini yağmalamak için büyük şirketlerle ve dış güçlerle gizli anlaşma yapmaktadır. Hatta bir ailenin günlük ortalama geliri 1-2 dolara ulaşmış olup bu ise en düşük yaşam standardıdır. Ancak İslam, servetin dağılımında adaleti sağlayacak olan ekonomik sistemini tatbik etmek yoluyla servete sahip olma ve elde etmedeki bu eşitsizliğe son verecektir.

Ülkenin karşı karşıya kaldığı ve insanların çözümünü arzuladığı gerçek sorunlar işte bunlardır. Nitekim fasit siyasiler, geçen kırk yıl boyunca bu sorunları çözmede başarısız olmuşlardır.

Şimdi bizler, seçimlere yaklaşıyoruz. Bu yüzden Hizb-ut Tahrir, düşünürleri, bilinçli kimseleri, Cemaat-i İslamî'nin içerisindeki muhlisleri, imamları, dini okulları, üniversiteleri ve sivil toplum kuruluşlarını, ülke için alternatif olarak siyasî İslamî Sistemi kurma yönünde ilerlemeye davet eder.  Zira o, fesattan ve mücrimlerden hali olduğu gibi şiddet ve yıkımdan da hali olan ve Amerika'nın, İngiltere'nin ve Hindistan'ın hegemonyasına boyun bükmeyecek olan bir siyasî sistemdir. Dolayısıyla her bir Müslümanın davet etmesi gereken siyaset, bu siyaset olduğu gibi o, Kur'an'dan ve Nebevî sünnetten fışkırmış bir siyasettir. Dolayısıyla da İslamî siyaseti uygulayan siyasî bir hareket, insanları ülkeyi boğan mevcut rejimin karanlıklarından İslam'ın nuruna ve adaletine çıkaracaktır. Ülkeyi bölünme ve yıkım politikalarından kurtarması için Allahu [Subhânehu ve Teâlâ]'ya dua ediyoruz.

فَمَنْ يَكْفُرْ بِالطَّاغُوتِ وَيُؤْمِنْ بِاللَّهِ فَقَدْ اسْتَمْسَكَ بِالْعُرْوَةِ الْوُثْقَى لاَ انفِصَامَ لَهَا وَاللَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ "Kim tağutu inkar edip Allah'a iman ederse, kopmayan sağlam bir kulpa yapışmış olur. Allah Semî'dir ve Alîm'dir." [Bakara 256]

Devamını oku...

-Basın Açıklaması- Hizb-ut Tahrir / Pakistan Vilayeti, Tatbik Edilmesi Gereken Öğretim Siyasetine Dönük Vizyonunu Yayınladı Pakistan'da Yüksek Öğretim Düzeyini Garantileyecek Olan Sadece Hilafet'tir

Hizb-ut Tahrir / Pakistan Vilayeti, Pakistan'daki başarısız olmuş öğretim siyaseti hakkındaki tutumunu ve Hizb-ut Tahrir'in Hilafet Devleti için hazırladığı anayasayı benimsemek yoluyla Ümmeti yeniden bilgi ve araştırma alanında bir dünya lideri olduğu daha önceki dönemine geri kavuşturacak olan Hilafet Devleti'nin siyasetine dönük koyduğu ana hatları yayınladı.

Pakistan kurulduğundan bu yana öğretimdeki korkunç ihmal devam etmekte, bu da on binlerce erkek ve kız evladımızın İslam'ın kendileri için garantilediği eğitim haklarından mahrum kalmalarına yol açmaktadır. Nitekim sömürgeci İngiltere, öğretim için iki ayrı kurum oluşturmak amacıyla eğitimi tecrübî ilimler ve İslamî ilimler, yani normal okullar ve dini okullar olmak üzere ikiye ayırmış ve bu ayırım, İslam'ın bu husustaki bakış açısını dikkate almaksızın neredeyse bu günümüze kadar devam etmiştir.

Zira İslam'ın bakış açısına bakıldığında, Batılı hadaratın aksine ortada din ile hayat arasında bir ayırımın olmadığı görülür. Çünkü İslam, hayattaki bütün amellerimize yönelik bakış açısının temelidir. Ancak Pakistan'daki mevcut öğretim siyaseti, dünya hayatında İslam'ın bakış açısını değil "dünyevî" bakış açısını taşıyan nesiller üretmek için çalışmaktadır. Diğer taraftan İslam'ın temsil edilmesine davet edenler ise pratik hayatta İslam'ın tatbik edilmesine muktedir olamamaktadırlar. Dolayısıyla bu bölünme, düşüncemizde bir çöküşe ve Batılı mefhumların kabul edilmesine yol açmaktadır. Buna ise eğilimler ile alimlerin, uzman aydınların ve muhlis siyasilerin kaybedilmesi terettüp etmektedir. Dolayısıyla da insanların "liderlikte boşluğun" olduğu şeklindeki seslerini yükseltmelerinin nedeni işte budur.

Ayrıca İslam canlı ve muhlis İslamî şahsiyetler inşa ederken mevcut öğretim siyaseti, İslam'ı pratik hayattan uzaklaştırmayı ve İslam'ı akademik bir konu haline getirmeyi amaçlamaktadır. Dolayısıyla Hilafet insanları, siyasî hayatlarında ve aynı şekilde bireysel düzeyde İslam'ı uygulamalarına imkan vermek yoluyla İslam ile kültürlendirecektir. Böylece de insanlar, bu dünyadaki var oluşlarının maksadının İslam'ı siyasî hayattan uzaklaştırmak değil Allahu [Subhânehu ve Teâlâ]'ya ibadet etmek olduğunu öğrenmiş olacaklardır.

İslam Devleti, Ümmetin erkek ve kız evlatlarının eğitim sorumluluğunu yüklenecek ve Hilafet Devleti'nin ana hedefi, akliyeti ve nefsiyeti güçlü İslamî şahsiyetler inşa etmeye dayalı öğretim siyaseti koymak olacaktır. Ayrıca Hilafet Devleti'nde, ilk ve orta öğretim aşamalarında erkek-kız tüm öğrencilere ücretsiz eğitim sağlanacak ve Hilafet Devleti, üniversite düzeyinde de ücretsiz ya da devletin gücüne göre düşük maliyet sağlamaya çalışacaktır. Dini okullar ile normal okullar arasında bir ayrımcılık ve ayırım olmayacaktır. Zira tüm öğretim kurumlarının hedefi ve müfredatı aynı olacaktır. Nitekim üretimin, gelişimin ve teknolojinin geliştirilmesi amacıyla muhtelif eğitim aşamalarında tecrübî ilimlere de odaklanılacaktır.  Böylece Hilafet, yenilik, sanayi, sağlık, mimarlık ve insanın varlığı için gerekli olan diğer bilim alanlarında dünyanın lideri olacaktır.

Çocukları İslam'ın temel ilkeleri üzerine inşa etmek ve İslam'ı pratik bir şekilde uygulamak amacıyla Arapça dilini ve İslamî ilimleri öğrenmek için yeterli bir zaman ayrılacak, eğitimin tüm kademelerinde İslamî kültür öğretilecek ve erkek ve kız evlatlarımız, İslam'ın pratik hayatta uygulama keyfiyetini anlaması için şerî ve yargı hükümlerini anlamada yeterli olmaya teşvik edilecektir.

Bu da Ümmetin erkek ve kız evlatları arasında, İslam'ın dahilî ve haricî ekonomik ve siyasî sorunlar için çözümler sunan bir din olduğu şeklinde sahih bir bakış açısı oluşturacaktır. Bin küsur yıldır halklar için bir fener olan İslam hadaratının sağladığı şey işte budur.

Eğitim, ilk ve orta öğretim aşamalarında  erkek-kız tüm öğrencilere ücretsiz olarak sağlanacaktır. Mümkün olan her durumda da Hilafet Devleti, üniversite düzeyinde de ücretsiz ya da devletin gücüne göre düşük maliyet sağlamaya çalışacaktır. Ayrıca dini okullar ile normal okullar arasında bir ayrımcılık ve ayırım olmayacaktır. Zira tüm öğretim kurumlarının hedefi ve müfredatı aynı olacaktır. Nitekim araştırma, gelişim ve teknoloji için yeni enerjiler üretmek amacıyla eğitimin her seviyesinde tecrübî ilimlere de odaklanılacaktır. Böylece Hilafet, yenilik, sanayi, sağlık, mimarlık ve insanın varlığı için gerekli olan diğer bilim alanlarında dünyanın lideri olabilecektir.

Çocukların İslam'ın temel ilkeleri ve İslam'ı pratik bir şekilde uygulamada kökleşmiş bir hale gelmeleri için Arapça dili ve İslamî ilimlere eşit bir zaman ayrılacaktır. Dolayısıyla eğitimin tüm kademelerinde İslamî kültür öğretilecek ve erkek ve kız evlatlarımız, hukuku ve ondaki yenilikleri öğrenmeye teşvik edilecektir. Bu da İslam'ı pratik ve sahih bir anlayışla anlamak ve sorunların da güvenli ellerde olması içindir.

Bu da Ümmetin erkek ve kız evlatları arasında, dinin dahilî ve haricî, ekonomik ve siyasî olmak üzere ümmetin karşılaştığı sorunlara çözümler sunmaya muktedir olan bir din olduğu şeklinde bir bakışın varlığını sağlayacaktır. Bin küsur yıldır halklar için bir fener olan İslam hadaratının sağladığı şey işte budur.

Not: Tam bir siyasete ve Hilafet Devleti'nin Anayasa Mukaddimesindeki ilgili maddelere muttali olmak için aşağıdaki internet adresine girilmesi rica olunur:

http://htmediapak.page.tl/policy-matters.htm

Devamını oku...

Filistin Medya Bürosundan protesto gösterisi: Hoş Gelmedin Ey Obama!

  • Kategori Filistin
  •   |  

8 Cumadilula 1434 H., elmuvafık 20 Mart 2013 M. Çarşamba günü Hizb-ut Tahrir Filistin Medya Bürosunun daveti üzerine Amerikan Başkanı Obama'yı kınama maksadıyla Ramallah'ta şehir merkezinde yer alan Duvvamul menara meydanında kalabalık bir gösteri yapılmış ve gösteriye katılanlar Kelimetullah'ın yazılı olduğu siyah bayraklarla beyaz sancakları dalgalandırmışlardır. Ayrıca göstericiler ziyareti ve ziyaretçiyi kınayan sloganlar atmışlar ve şöyle demişlerdir: ''Gerçek terörist Amerika'dır'', ''Obama yahudi devletinin yegane koruyucusudur.''

Hizb-ut Tahrir / Filistin Medya Bürosu üyelerinden Üstad Ala Ebu Salih kalabalığa hitaben Amerikan başkanının ziyaretini ve Amerika'nın İslam dünyasına yönelik  siyasetini kınayan bir konuşma yaparak bu ziyaretin İslam'a, Müslümanlara ve Filistin halkına karşı düşmanlık beslediğini ve Yahudi varlığını koruma güvencesi altına alma amaçlı olduğunu dile getirmiştir.

Diğer taraftan Ebu Salih, Irak'ı ve Afganistan'ı işgal ederek mahvolmalarına sebep olan Amarika'nın en büyük işgalci devlet olduğunu vurgulamıştır. Gerek Afganistan'da gerekse Irak'ta adeta bir vahşet sergilediğini ve özellikle Irak'ta demokrasi havariliği altında yarım milyondan fazla çocuğun katline, bir buçuk milyondan fazla kadın-erkek, yaşlı-genç ne varsa öldürdüğünü, diğer taraftan Guantanamo ve Kabil hapishanelerinde Amerikan askerlerinin Kutsal kitabımız Kur'anı Kerime hakaret ve Rasul sallalahu aleyhi vesellem'e küfür ettiklerini hatırlatmış ve ayrıca Amerikanın dünya çapında Müslümanların aleyhinde propaganda gerçekleştirerek aşırıcılar ve teröristler diye damgalanmalarına öncülük ettiğini beyan etmiştir.

 

 

http://www.hizb-ut-tahrir.info/info/images_topics/Image/wilayat/Filisteen/2013/03/obama_ramallahstand_20_03_2013/2013_03_20_Flstn_Pics%20(13).jpg

Hizb-ut Tahrir, Ramallah'ta düzenlediği 'Ümmetin düşmanı'na 'hoş gelmedin' protestosuna icabet eden kalabalıklar...

Daha fazla fotoğraf için tıklayınız...

Devamını oku...

Ey Şam'ın kalbi ‘'Allah sizleri meleklerine övüyor''

  • Kategori Video
  •   |  

Şeyh Nizar Al-Şami Halep'in Assalihin beldesinde özelde gösteri yapan büyük bir kalabalığa  genelde de Suriye halkına yönelik Hizb-ut Tahrir'den teşvik edici bir konuşma yapmış ve konuşmasında şu şekilde beyanat vermiştir.

''Ey insanlar, kahraman Şam ehli, sizinle yaşamak ve sizinle ölmek ne kadar hoş, sizler gerçekleştirdiğiniz devrimle ne kadarda yücesiniz. Sizin bu sebatkar duruşunuz ne kadar da harikulade! İnanıyorum ki Allah Subhanehu ve teala meleklerine ‘'Ey meleklerim bakınız benim kahraman savaşçı kullarım nasılda peygamberlerin yeryüzünün zalimlerine karşı sebat ettikleri gibi sebat edip benim şeriatım dışındaki bütün hükümleri reddediyorlar, Ey meleklerim şahit olun ben onları yeryüzünde güçlü ve yenilmez kılacağım diye övgüde bulunuyor.''

Devamını oku...

Filistin Medya Bürosu: Obamanın ziyaretiyle ilgili basın açıklaması hususunda açıklama

  • Kategori Filistin
  •   |  

7 Cumadilevvel 1434H., elmuvafık 19 Mart 2013 M. Salı günü Hizb-ut Tahrir Filistin Medya Bürosu Ramallah kentinde onlarca basın mensubunun katılımıyla düzenlemiş olduğu basın açıklaması başarıyla sona erdirmiştir. Zirveyi Basın Bürosu üyesi Mühendis Bahir Salih katılımcıları selamlayan bir konuşmayla başlatmış ve daha sonra basın açıklamasını yapmasının akabinde, basın bürosu üyelerinden Doktor Mahir Caberi tarafından basın mensuplarının sorularının cevaplandırılacağını beyan etmiştir. Basın mensuplarının sorularına tatminkar cevaplar verilerek zirve sona ermiştir

Basın toplantısının kaydı:

 

 

Fotoğraflar için tıklayınız...

 

 

Devamını oku...
Bu RSS beslemesine abone ol

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER