Cuma, 03 Ramazan 1447 | 2026/02/20
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü

-Basın Açıklaması- Hizb-ut Tahrir / Afganistan Vilayeti, İslam Ümmetinin Mübarek Iyd-ul Adha'sını Tebrik Eder

Amerika ile NATO'nun eliyle sömürülen Horasan topraklarından, mübarek Iyd-ul Adha münasebetiyle Hizb-ut Tahrir şebâbı, mazlum ümmet ve Afganistan'daki mücahitler adına tüm İslam ümmetine, Resulü Ekrem [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]'in metodu üzere İslamî daveti taşıyan bütün herkese samimi ve içten tebriklerimizi sunarız!

Esselamu Aleykum Ve Rahmetullahi Veberakatuh,

Allah namazlarını, kurbanlarınızı ve Beytullah el-Haram'a olan haccınızı kabul etsin. İslam ümmeti, sömürgeciliğin, fesadın, katliamın, yoksulluğun ve fitnelerin ateşiyle yanıp tutuşmaktadır. Nitekim zalim ve fasık olan hükümet yetkililerinin vaatlerinin yalan olduğu artık İslam ümmeti için kanıtlanmıştır. Bunun içindir ki ümmet, kesinlikle yöneticilerine güvenmemektedir. Dolayısıyla Müslümanlar, Güney'de, Doğu'da, Kuzey'de ve Batı'da haçlı savaşıyla meşgul olmaktadırlar... Zira onlar, İslamî Hilafet'i kurmak için mücadele etmektedirler. Nitekim bu topraklarda, başlangıçta komünizm ve cumhuriyet ve son olarak da demokrasi olmak üzere birçok rejimler denenmiştir. Ancak Allah'a hamd olsun O'nun yardımıyla, Hizb-ut Tahrir şebâbının çabaları sayesinde İslamî Hilafet'i kurmak için çalışmak yoluyla İslamî hayatı yeniden başlatmaya davet etmek, bu ülkenin her bir köşesine ulaşmıştır. Dolayısıyla ümmetin geneli ve nüfuz sahipleri, yerine getirilmeyen bir farz olan İslamî Hilafet'i kurmak için hizbi desteklemektedirler.

Bazı İslamcıların, Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] ile Tahir sahabesinin (Rıdvanullahi Aleyhim) metodunu takip etmek yerine sapkın ve makyavelist siyasî yollarını devam ettirmelerine rağmen ümmet, bu değişimi beklemektedir. Ancak dünyadaki uyanık Müslümanlar ile özellikle Şam olmak üzere hain yöneticilere karşı olan ayaklanmalar, İslam ümmetindeki yüksek umutları canlandırmıştır. Nitekim Şam ayaklanması, korkutucu bir rüya, kafirleri korkutan bir kabus ve İslam ümmeti için de bir ışık haline gelmiştir. Çünkü bu ayaklanma, tüm rejimleri değiştirmek yoluyla İslam'ın tatbik edilmesini talep etmektedir... Zira mazlum ümmet ve Afganistan'daki mücahitler, Nebi [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]'in müjdesinin gerçekleşmesi için mücadele etmede İslam ümmetinin bir parçasıdırlar. Nitekim ümmet, ümmete alemlerin Rabbi olan Subhânehu'nun nizamıyla hükmedecek ve davet ve cihat yoluyla İslam'ı dünyanın dört bir tarafına yayacak İslamî Hilafet yoluyla İslam şeriatını tatbik etmek için gerçekten kendisini hazırlamıştır.

 

Ve's Selamu Aleykum Ve Rahmetullahi Veberakatuh

Devamını oku...

-Basın Açıklaması- İngiltere'nin, Yemen'in İki Parçası Üzerindeki Siyasî Egemenliğini Kaybetme Korkusu Onu, Hamdi ile Salmin'e Suikast Düzenlemeye Sevketmektedir

Yemen'de yayınlanan haftalık eş-Şumu Gazetesi, 20 Ekim Cumartesi günkü 633. sayısında "Hamdi Suikastı ve Bunun Salmin'in Tasfiye Edilmesiyle Olan İlişkisi" başlıklı bir dosya yayınlamıştır. Gazetenin dosyası, Yemen kanalı Gençlik TV'nin, ölümünden bahsetme hususunda ailesinin ağzının kapatılmasının ve ölümünden bu röportaj tarihine kadar konuşmasının engellenmesinin ardından geçen hafta sürpriz bir şekilde "Kuzey Yemen'deki" merhum İbrahim Hamdi'nin 1974-1977 doğumlu aile üyeleriyle birlikte gerçekleştirdiği röportajının ardından gelmiştir. Nitekim bu röportaj, kamuoyu için İbrahim Hamdi ile kardeşi Abdullah'ın katillerini açığa çıkarmış, suçlama parmaklarını açık bir şekilde Ahmed Hüseyin el-Gaşmî ve Ahmed Ferac gibi birçok merhum kişilere yönlendirmiş, Ali Abdullah Salih ve Muhammed Salih el-Havarî de dahil hala hayatta olan Abdullah Bin Hüseyin el-Ahmar gibilere ve askerî ateşe Salih el-Hedyan da dahil Suud ailesi rejiminden "İngiliz cenahından" olan şahısların Sana'daki Büyükelçiliklerine olan ortaklığına atıfta bulunmuştur. Ancak bu, İbrahim Hamdi ile bundan sekiz ay sonra "Güney Yemen'deki" Salim Rabi Ali'nin gerçek katilini unutturmaktadır.

İbrahim Hamdi'nin ölümü, Güney Yemen'den Salim Rabi Ali "Salmin'in" , Somali'den Muhammed Seyad Barry'in, Sudan'dan Cafer Nemîrî'nin misafir ülke Kuzey Yemen ile birlikte katıldığı ve Suud tarafının gidemediği Kızıldeniz Kıyı Ülkeleri adı altındaki Taiz toplantısından yedi ay sonra gerçekleşmiştir. Nitekim bundan daha iki gün önce de Ali, 14 Ekim ayaklanmasının 14. yıldönümüne katılmak ve Yemen'in iki parçası arasındaki muhtemel birliği açıklamak için Aden'e gitmişti.

Güney Yemen yönetimini, 21 tarihinde başlayan ve 29 Kasım 1967'ye kadar devam eden Lord Shackleton Bakanlığı olmaksızın Kahtan eş-Şabî ve İngiltere Bakanı'nın başkanlığında Cenevre'deki gizli müzakerelerin ardından 30 Kasım 1967 yılında Ulusal Cephe'ye teslim eden İngiltere, sultanlıklar ve ardından da Aden üzerindeki egemenliğini pekiştirmesinin yanı sıra 1954 yılında "Güney Arabistan Federasyonu'nun" olduğu ilk projesinin başarısızlığa uğramasının ardından alternatif siyasi bir proje olarak ayırdığı Güney Yemen'deki siyasî nüfuzunu devam ettirmek için Mısır tarafından desteklenen Kurtuluş Cephesi'ne karşı savaş açmasından sonra Güney Yemen üzerindeki egemenliğini kaybettirecek her türlü olayı gözetlemeye devam etmektedir. Zira Amerikan askerî ateşe Barry'in 22 Haziran 1969 yılında Aden için ayarlandığı ve Kahtan eş-Şabi'nin yönetimden uzaklaştırıldığı ilk girişimle uğraşırken egemenliğini tehdit etmek için dönen Salmin'e izin vermemişti. Nitekim 26 Haziran 1978 yılında, refakatçilerinin elleri üzerinde öldüğü günün, 1973-1978 arası Amerikan Kongresi üyesi olan Paul Findley ile yaptığı bir dizi görüşmelerin ardından bir üst düzey Amerikan hükümeti heyetiyle görüşme randevusunun olduğu gün olması, hem Hamdi'yi devirebilmek hem de el-Gaşmî'nin ölüm suçunu Hamdi'ye Hamdi'nin ölüm suçunu da el-Gaşmî'ye atmak içindir.

İbrahim Hamdi'nin ölümünün arkasında duran bizzat İngiltere olup buda ajanı olan yerel eller ve Suudi Arabistan'ın yardımıyla olmuştur. Salmin'in refakatçilerinin elleriyle öldürülmesi ise kendisine el-Gaşmî'nin ölüm suçlamasını yöneltenlerin davet ettiği olağanüstü toplantıya katılmayı reddetmesinin ardından olmuştur. Nitekim "eski sömürgeci" olan İngiltere, "yeni sömürgeci" Amerika'nın adımlarının yaklaştığını hissetmiş ve bundan dolayı da Yemen'deki siyasî egemenliğini korumak için üç başkan ortaya atmış ve 1974 yılında Londra'ya dönük meşhur ziyareti sırasında aday göstermesinin ardından geçen 33 yıl boyunca münferit siyasî bir egemenlik vermek için ajanı Ali Abdullah Salih'in yönetime ulaşmasını sağlamıştır.

Hakeza İngiltere ve Amerika, hala Yemen ve diğer İslam ülkelerindeki siyasî eylemlerini sürdürmeye çalışmaktadırlar. Nitekim onların, gerek geçmişte gerekse şuan ayaklanmalara kürtaj yaptırdıklarını ve ajanları yoluyla siyasî nüfuzlarını koruduklarını görmekteyiz. Peki o halde onların planlarına daha uzun bir  süre seyirci mi kalacağız yoksa bize düşen onların köklerini mi kazımaktır?

Batı ile planlarının kökünün kazınması, sadece kanlı yerel ellerden intikam almakla olmaz. Ancak gerçek ve bilinçli bir tepki, İngiltere'nin ajanı Mustafa Kemal'in eliyle 28 Receb 1342 yılında yıkmayı planladığı Hilafet Devleti'ni kurarak İslamî hayatı yeniden başlatmak, siyasî, ekonomik, içtimaî, dış siyaset, eğitim, öğretim ve diğer hayatın tüm alanlarında İslam ile hükmetmek, İslam ülkelerini tekbir siyasî varlık altında birleştirmek, Batı'nın ajanlarını tasfiye etmek,  planlarını engellemek ve İslam ülkelerindeki nüfuzunu kaldırıp atmakla olacaktır.


Dr. Muhammed Et-Taşî
حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Medya Bürosu Başkanı
Yemen Vilâyeti

Devamını oku...

-Basın Açıklaması- Fransa... Komplolar... İfşa Olanlar... Deşifre Olanlar...

Katılım miktarını, dahası Batılı devletlerin Tunus'taki tahakkümünü ve istihbaratını herkes bilmektedir. Şimdi o, gücü, demiri, ateşi ve daha önceden halktan 200 bin kişinin ölümüne ve kaybına mal olan Cezayir'deki 92 inkılabını desteklediği gibi diktatör Bin Ali'nin politik tutumlarını desteklemektedir...

Yine herkes, Bin Ali rejimine dönük ayaklanmanın, zımnen bu ümmeti ve bu halkı hakir gören sömürgeci devletlere yönelik bir ayaklanma olduğunu bilmektedir. Bu günümüze gelince; küfür devletleri ve sömürgeciliğin egemenliği, sadece otoritenin başına tahakküm etmemekte bilakis ajanlarını medya ve politik mafsallarda yoğunlaştırmak yoluyla aktif bir şekilde ajanlığın dairesini genişletmeye çalışmaktadırlar. Zaten sözde sivil toplum da yönetimdeki ajanı, alanlarını ve uzak yakın alternatifini garantilemek içindir vardır...

Nitekim bilinçli olanlar, kendisine karşı kurulan tuzaktan dolayı Bin Ali'ye en son uyarıda bulunup her zamanki gibi acele etmeksizin çalışanın İngiltere olduğunu, Amerika'nın ise sahih İslamî bir alternatifi engellemek için ayaklanmaların ardından bölge için planlar yaptığını idrak etmektedirler. Fransa'ya gelince; o hala Tunus'a, din ve hadarat olarak İslam'ı kerih gören, lügat ve dil olarak Arapçanın olduğu ve Büyükelçisi'nin de "genel bir mukim" gibi davrandığı sömürüsü ve arka bahçesi olarak bakmaktadır...

O halde Fransa'nın, Bin Ali'yi destekleyen ve evlatlarımızı öldürmesi için ona tüm baskı araçlarını uzatan siyasî hayattaki arbedesine sessiz kalmak neden??

Fransa Büyükelçisi'nin, parti başkanlarıyla olan görüşmesine ve Beci Kaid es-Sebsî ile uzun görüşmelerin olduğu toplantılar yapmasına sessiz kalıp yermemek neden?? Zira hangi hak ile ve hangi unvan altında bunu yapmaktadır?? Yoksa bu şekilde küstahça ülkenin sırları ve meseleleri mi satılmaktadır? Fransa Büyükelçisi'nin, bu korkunç çığlıktan dolayı ciddiyetlerini, itibarlarını ve insanların vicdanlarına olan yakınlıklarını vurgulamalarını beklediğimiz Basın Sendikası karargahını rahatlıkla ziyaret etmesi ne anlama gelmektedir...?

Bundan daha beteri ise bu hareketi inkar etmesinin ardından bu Büyükelçinin, küstahça ve kendini beğenmiş bir şekilde, hiç kimse benim sivil toplumla olan iletişimimi engelleyemez şeklindeki sözleriyle meydan okuması olmuştur.

Bizler, ümmet içerisinde değişime dönük genel eğilimi, ne kadar iğrenç olursa olsun Büyükelçiliklerin ve istihbaratların komplolarıyla istila etmenin imkansız olduğunu vurgularız. Dolayısıyla bizler, tüm muhlisleri siyasî çalışma hakkını sahibinden alıp ümmete hıyanet eden ajanları dikkate almaya davet ederiz. Halbuki siyaset, ister Fransa ister İngiltere ister Amerika isterse de diğerleri olsun Batı'nın çıkarları gözetilmeksizin ülkenin ve ümmetin evlatlarının işlerinin gözetilmesidir...

Azim İslam, devlet içerisinde yabancı odaklarla olan iletişimi sadece muhasebe ve sorgulama hakkının sağlanmasıyla sınırlandırmaktadır...

Sadık muhlislere; ajanların pencerelerini kapatınız ve yönetime ulaşmaları için onlara bir yol vermeyiniz... Ayrıca bu halkın çabalarını, aşağılık makamlar karşılığında yok pahasına satmayınız. Çok iyi biliniz ki siyasî amellerin en şereflisi, komploların ifşa edilmesidir. Dolayısıyla daha henüz tarih olup belgelenmemiş mevcut siyaset bu olmalıdır...

الَّذِينَ يَتَّخِذُونَ الْكَافِرِينَ أَوْلِيَاء مِن دُونِ الْمُؤْمِنِينَ أَيَبْتَغُونَ عِندَهُمُ الْعِزَّةَ فَإِنَّ العِزَّةَ لِلّهِ جَمِيعًا "Müminleri bırakıp da kafirleri dost edinenler, onların yanında izzet (güç ve şeref) mi arıyorlar? Oysa izzetin tamamı şüphesiz Allah'a aittir." [en-Nîsa 139]


حزب التحرير
Hizb-ut Tahrir
Tunus Medya Bürosu Başkanı
Üstad Rıza Bil-Hâc

Devamını oku...

-Basın Açıklaması- Mübarek Iyd-ul Adha Münasebetiyle Kutlama

İslam ümmeti bu günlerde mübarek Iyd-ul Adha'yı yaşarken hala ümmet, uzun zamandan beri göğsüne çöreklenen tagutlardan kurtulmanın yolunu aramaktadır. Nitekim ümmet, bu tagutların dört tanesini kaldırıp atmış ve beşincisi de kaldırılıp atılma yolundadır. El-Kavî ve el-Cabbar'ın izniyle geriye kalanlar da çok yakında gelecek olup küstah despotları ortaya çıkarıp ezecek ve onların tahtlarını sarsacaktır.

Hizb-ut Tahrir / Mısır Vilayeti olarak bizler, büyük Hac ve mübarek Iyd-ul Adha münasebetiyle bu kerim ümmeti tebrik ederiz. Gelecek yıl, Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]'in râyei olan el-Ukab râyesinin altında Müslümanların Halifesiyle birlikte haccetmek için Allah Azze ve Celle'ye dua ediyoruz. Zira bizler, bu ümmetin nusreti, güveni ve iktidarı için Allah Azze ve Celle'nin vaadine ve Resulünün müjdesine güvenmekteyiz.

Hep birlikte hızlı bir şekilde İslamî Hilafet'i geri getirmek için muhlislerle birlikte ciddi olarak çalışmalıyız ve onu geri getirmek için çalışanlara da destek vermeliyiz. Böylece Allah Azze ve Celle'nin rızasına nail olalım ve insanlık da İslam'ın çerçevesinde güven, itminan ve refah içerisinde mutlu olsun. Bu, Aziz olan Allah'a hiçte zor değildir.


Hizb-ut Tahrir
Mısır Vilâyeti
Medya Bürosu Başkanı
Şerif Zâyid

Devamını oku...

Hizb-ut Tahrir Doğu Afrika Kadınlar Konferansı

  • Kategori Video
  •   |  

28 Zilhicce 1433 Hicri, 14 Ekim 2012 Miladi tarihinde Hizb-ut Tahrir Doğu Afrika, Rasul Sallallahu aleyhi ve sellem'e hakaret içeren filme karşıt cevap niteliğinde, Kenya'nın Mombasa şehrinde kadınlar konferansı düzenledi.

Allah Subhanehu ve Teala amellerimizi kabul eylesin.


Devamını oku...

TAHRİR MEYDANINDA HİZB-UT TAHRİR'İN YENİ KAMPANYASI

  • Kategori Foto
  •   |  

Hilafet devleti anayasasını tanıtım amacıyla ‘Mısır anayasası İslami anayasa olmak zorundadır' baslığı altında Hizb-ut Tahrir Mısır Vilayetinin yürüttüğü kampanyaya devam niteliğinde, Hizb-ut Tahrir gençleri 24 Zilhicce 1433 Hicri, 9 Kasım 2012 Miladi ‘Şeriatı Tatbik Cuma'sı' günü  seyyar tanıtım çadırını Kahire Tahrir Meydanına kurmuşlardır.

Çadırı ziyaret eden bütün herkesle çok olumlu tartışmalarda bulunmuşlar ve çok sayıda insan ziyarette bulunmuştur.

ELHAMDULİLLAH


Fotoğraflar için tıklayınız...

Devamını oku...

Bangladeş Elçiliği Önünde "Sizler onların ortağısınız" Protestosu

  • Kategori Video
  •   |  

Allah Subhanehu ve Teala'nın lütfu ve inayetiyle Hizb-ut Tahrir Ürdun Vilayeti, 26 Zilhicce 1433 Hicri, 11 Aralık 2012 Miladi Pazar günü, Amman'da Bangladeş Elciliği önünde çok sayıda güvenlik güçlerinin gözetimi altında «Sizler onların ortağısınız» başlıklı bir protesto gerçekleştirmiştir.

Protesto mekanı; katılımcıların Şeyh Hasina yönetimini kınayan nidaları ve Allahuekber sesleriyle çınlamıştır. Protesto süresince bir çok konuşma yapılmış ve bazı konuşmacılar; Myanmar'da bulunan Müslümanların içinde bulundukları durumdan kurtulmaları için Bangladeş ordusunun harekete geçmesini talep etmişlerdir.

Ayrıca Hizb-ut Tahrir Ürdün Vilayetinden bir heyet de, Bangladeş yönetimine teslim edilmesi amacıyla, Bangladeş elçi yardımcısına açık mektup teslim etmişlerdir. Hizb-ut Tahrir Ürdün Medya Bürosu da bu konu hakkında basın açıklaması yayınlamıştır.

Elhamdulillah


 

Fotoğraflar için tıklayınız...

Devamını oku...

Halep Kırsalında Hizb-ut Tahrir gösterisi

  • Kategori Suriye
  •   |  

24 Zilhicce 1433  Hicri, 9 Kasım 2012 Miladi Cuma günü Hizb-ut Tahrir Suriye Vilayeti; Halep'in kırsal kesimi  Surahn Izaz bölgesinde, Hizb-ut Tahrir Suriye Medya Bürosu Başkanı Mühendis Hişam Albaba ve Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Bürosu Başkanı Mühendis Osman Bahhaş önderliğinde gösteri düzenlemiştir.

Gösteride Raşidi Hilafet devletinin ikamesiyle şeriat'ın uygulanması talep edilmiştir. Gösteri, zalimlere öfkeli olan halktan büyük ilgi görmüş ve çok sayıda katılım olmuştur.

Elhamdulillah


Devamını oku...
Bu RSS beslemesine abone ol

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER