Cumartesi, 04 Ramazan 1447 | 2026/02/21
Saat: (Medine Saati İle)
Menu
ana menü
ana menü

Malezya: Araçlarla Hilafet'e Çağıran Bayrak ve Sancak Gösterisi

  • Kategori Video
  •   |  

Malezya'da bütün siyasi partiler batıl seçim kampanyasıyla meşgulken Hizb-ut Tahrir Malezya, Malezya'nın büyük şehirlerini kapsayan araçlarla bayrak sancak gösterisi düzenlemiştir. Bu gösterinin başlıca iki hedefi vardır:

1) Bütün sahte bayrakların üzerine Allah Rasulunun bayrağını yükseltmektir.

2) Malezya'daki müslümanlara Hilafet için çalışmanın farziyetini hatırlatmaktır.

25 Cumadil Ahir 1434 H., elmuvafık 5 Mayıs 2013 M. Pazar

 

 

Devamını oku...

''Şam Diyarı Ürdün'den Özgürler Diyarı Şam'a Nusret'' adlı bayanlar kampanyası

  • Kategori Ürdün
  •   |  

Şam devrimini desteklemek amacıyla Hizb-ut Tahrir Ürdün Vilayetinin 1 Recep 1434 H., elmuvafık 11 Mayıs 2013 tarihinde, Şam diyarı Ürdün'den Özgürler diyarı Şam'a nusret, adı altında düzenlediği kampanya başarıyla sona ermiştir. Kampanya son derece sıkı güvenlik çemberi altında gerçekleşmiş ve açılışta Hizb-ut Tahrir Emirinin ses kaydından konuşması dinletilmiş akabinde Şam diyarından gelen bayanlar Beşşar'ın zulumlerine karşı katlandıkları zorluklardan ve gördükleri işkence ve azaplardan bahseden ve devrimden beklentilerinden sözetmişler ayrıca, Allah'a ve Rasulune hainlik eden bu yöneticilerden kendilerini kurtaracak Hilafet yönetimini talep ettiklerini dile getiren konuşmalar yapmışlardır. Son olarak Hizb-ut Tahrir'in yürüttüğü dünya çapında Şam devrimini destekleyen faaliyetlerinden görüntüler izletilmiştir.

fotoğraflar için tıklayınız...

Devamını oku...

Hizb-ut Tahrir Endonezya: Kindari Şehrinde Hilafet Konferansı

  • Kategori Endonezya
  •   |  

Hizb-ut Tahrir'in 30'dan fazla kentte düzenlemiş olduğu hilafet konferansları kapsamında Hizb-ut Tahrir Endonezya Hilafet'in yıkılışının hicri yıl dönümü münasebetiyle, İslam ümmetine hilafet sisteminin farziyetini anlatma ve İslami hayatı yeniden başlatmak amacıyla Kindari kentinde yer alan Kidinda stadyumunda Hizibli gençlerden ve destekçilerinden ibaret binlerce kişinin iştirak ettiği muhteşem bir konferans gerçekleştirmiştir.

25 Cumadil Ahir 1434 H., elmuvafık 5 Mayıs 2013 M.

 

fotoğraflar için tıklayınız...

Devamını oku...

Suriye Vilayeti: ''Şam diyarı sadece Hilafet yönetimine rıza gösterir'' adlı mescid dersi

  • Kategori Video
  •   |  

Hizb-ut Tahrir Suriye Vilayeti Medya Bürosu Başkanı Mühendis Hişam El Baba Halep'te Hinanu mahallesi mescidlerinden birinde yatsı namazına müteakiben konuşma yapmış ve konuşmasında Şam devriminin son durumundan bahsederek sonunda Allah'ın nusretinin gerçekleşeceğinden ümit var olduğunu Allahu azimuşşanın izzeti adına ikinci Hilafet devletinin inşaAllahu teala kurulacağını beyan etmiştir.

Rabiussani 1434 H. Şubat 2013 M.

Devamını oku...

-Basın Açıklaması- Somali'deki Son Kıtlıkta Geneli Çocuk İki Yüz Elli Bin Müslüman Ölmesine Rağmen... Hiçbir Kimse Harekete Geçmemiştir!

02. Mayıs 2013'de, Birleşmiş Milletler Gıda Güvenliği ve Beslenme Analizi Birimi (FSNAU) ile Amerika'nın finanse ettiği Kıtlık Erken Uyarı Sistem Ağı (FEWSNET) vasıtasıyla yayınlanan bir rapora göre, (2010-2012) Somali'deki son kuraklıkta geneli beş yaş altı çocuklar olmak üzere yaklaşık 260.000 kişi hayatını kaybetmiştir. Nitekim (FEWSNET) Gıda Güvenliği'nde üst düzey danışmanlardan biri olan Chris Hellbrner, bu kıtlıkta Somali'de ölen çocukların sayısı ile tüm sanayileşmiş ülkelerin toplamında ölen çocukların sayısını karşılaştırmış ve Somali'de kıtlıktan dolayı ölenlerin sayısının "6.5" milyon insanın yaşadığı bir yerde "133.000" çocuk olduğunu görürken dünyadaki sanayileşmiş ülkelerin toplamında ölen çocukların ölüm oranının aynı dönem içerisinde "65.000"'ne ulaştığını görmüştür. Hem de bu ülkelerin nüfuz sayısı "990" milyon olduğu halde. Mesele bu büyük sayıdaki ölümle de sınırlı kalmamıştır. Zira bu kıtlık, kadınları ve çocukları hastalıkların yaygın olduğu atmosferlere göç etmeye sevketmiş ve kadınlar, kendilerini ve çocuklarını korumaya güç yetiremedikleri, dahası bu kampların etrafında dolaşan hayvanlar için kolay bir av haline geldikleri kalabalık mülteci kamplarında çocuklarıyla birlikte yaşamak zorunda kalmışlardır...

Bizler, Amerika ile Avrupa liderliğindeki Batı dünyasının Somali'deki Müslümanlara yönelik yardımı ötelemesini ve yavaştan almasını hiç garipsemiyoruz. Halbuki dünya, 70'den fazla yetkili makamın uyarıda bulunduğu bu kıtlığı daha önceden bilmesine rağmen, bu felaketi önlemek için erken bir vakitte harekete geçmemişlerdir. Ancak 2011 yılının Temmuz ayında harekete geçmişler ama o vakit içerisinde "120.000"'den fazla kişi ölmüştü... Yine bizler deriz ki; fırsat bulduğu her yerde Müslümanları doğrayan düşmanın bunu yapmasını hiç garipsemiyoruz... Zira Batı, karşılığı olmadıkça asla hiçbir şey vermez... Aynı şekilde bizler, Müslümanların hain yöneticilerinin de Somali halkına yardım etmeyi ve kurtarmayı ötelemelerini ve ağırdan almalarını da hiç garipsemiyoruz! Zira onlar, Batılı efendileri harekete geçirip emredinceye kadar hiçbir hareket edemeyen bir kukladan ibarettirler... Ancak bizler, Müslümanların bu felaket ve Somali'deki halkları üzerinde gerçekleşenler karşısında sessiz kalmalarını çok garipsiyoruz...! Bunu nasıl garipsemeyelim ki! Zira Allah, şöyle buyurmaktadır:

إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ إِخْوَةٌ "Muhakkak ki müminler kardeştirler. " [Hucurat 9]

Ve Nebi [SallAlahu Aleyhi ve Âlihi ve Sellem], şöyle buyurmaktadır:

مَنْ نَفَّسَ عَنْ مُسْلِمٍ كُرْبَةً مِنْ كُرَبِ الدُّنْيَا نَفَّسَ اللَّهُ عَنْهُ كُرْبَةً مِنْ كُرَبِ يَوْمِ الْقِيَامَةِ، وَمَنْ يَسَّرَ عَلَى مُعْسِرٍ يَسَّرَ اللَّهُ عَلَيْهِ في الدُّنْيَا وَالآخِرَةِ، وَمَنْ سَتَرَ عَلَى مُسْلِمٍ سَتَرَ اللَّهُ عَلَيْهِ في الدُّنْيَا وَالآخِرَةِ، وَاللَّهُ في عَوْنِ الْعَبْدِ مَا كَانَ الْعَبْدُ في عَوْنِ أَخِيهِ "Her kim bir Müslümanın dünya sıkıntılarından bir sıkıntısını giderirse, Allah da onun kıyamet günü sıkıntılarından birini giderir. Her kim bir fakire kolaylık gösterirse, Allah da ona dünyada ve ahirette kolaylık gösterir. Her kim bir Müslümanın (ayıbını) örterse, Allah da onun dünyada ve ahirette bir (ayıbını) örter. Kişi kardeşinin yardımında olduğu sürece, Allah da onun yardımındadır..."

Peki o halde Somali'deki halkının ihtiyacı olduğu halde bir Müslüman nasıl rahat bir şekilde uyuyabiliyor acaba??!!

Ey Müslümanlar!

Her ne kadar Batı, harekete geçip bir takım yardımlarda bulunmak için kolaylık sağlamış olsa da bunu, vermiş olduğunun iki katını, dahası bundan daha da fazlasını geri almak yoluyla ülkeyi yağmalamaya dönük planları için yapmaktadır!

Görmüş olduğumuz tüm bu siyasî huzursuzluklar, yolsuzluklar ve Somali'de yaşanan yönetim felaketleri, Somali halkını az bir pahaya satan Somali'deki bazı ajanlara yardım etmek yoluyla ülkeyi ve servetlerini darmadağın eden bu günahkar Batılı ellerin bir sonucudur...

Ey İslam Ülkelerindeki Kuvvet Ehli!

Hala kalplerinizin Allah'ın zikrine ve hak olarak indirdiklerine boyun eğmesinin zamanı gelmedi mi? Bir İslam ülkesi olan Somali'de ölen kardeşlerinize ve çocuklarınıza nusret verip yardım etmek için hala harekete geçmenizin zamanı gelmedi mi?! Dolayısıyla bizler, yöneticilerin asla harekete geçmeyeceklerini biliyoruz. O halde onları kökünden söküp atın ve yıllarca süren zulmün ardından yeryüzüne İslam'ın adaletini geri getirecek, mazlum kadınlara insaf edecek, çocukları koruyacak, tebâyı şefkatle kuşatacak, yıllarca süren zilletin ardından insanları izzetlendirecek ve ilk Halifelerin ihtişamlarını ve zaferlerini geri iade edecek olan bir Halife'yi getirecek olan Raşidi Hilafet'i kurması için  Hizb-ut Tahrir'e nusret verin... Evet, harap olmasının ardından Somali'yi geliştirecek ve zayıflamasının ardından onu güçlendirecek olan sadece Hilafet Sistemi'dir.

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اسْتَجِيبُوا لِلَّهِ وَلِلرَّسُولِ إِذَا دَعَاكُمْ لِمَا يُحْيِيكُمْ "Ey iman edenler! Allah ve resulü sizi, size hayat verene davet ettiğinde icabet edin." [el-Bakara 183]


Kadınlar Kısmı
Hizb-ut Tahrir
Merkezî Medya Bürosu Üyesi

Devamını oku...

-Basın Açıklaması- Ey İslam'ın Şam'ındaki Ayaklanmacılar! Kasap ve Rejimini Kurtarmaya Dönük Komplonun Halkaları Tamamlanmıştır Zira Amerika İle Rusya, Rejimi Kurtarmak, Ayaklanmanıza Kürtaj Yaptırmak ve Şehitlerinizin Kanlarını Heba Etmek İçin Ha

Bugün Moskova'da, Amerikan Dışişleri Bakanı Kerry'nin, Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov ile "Suriye krizi olarak" adlandırdıkları hususu ele almak için "maraton" olarak nitelendirilen toplantıda yapmış oldukları dört saat süren görüşmenin ardından, sevinç ve memnuniyet içerisinde, dahası görüntülerini tüm dünyaya aktaran kameralara aldırış etmeksizin aralarında uzun bir süre fısıldaşarak tam bir uyum içerisinde dışarı çıkmışlar ve yapmış oldukları basın konferansında, 2013 Mayıs ayının sonunda Suriye Muhalefeti Temsilcileri ile Beşar Esed rejiminin temsilcilerinin de katılacağı bir toplantı yapmak üzere anlaştıklarını ve toplantının ise 2012 Haziranda yapılan ve o vakit çözümün, Beşar'ın istifaya veya yargılamaya veya rejiminin mücrim katil üyeleri hesaba çekilmeye maruz kalmaksızın sadece siyasî bir çözüm olacağının söylendiği gibi yine o vakit Lavrov'un, Esed'in kalmaya devam etmesi ve muhalefet ile reformlar yapacak ve çoğulculuğa kapısını açacak ortak bir hükümetin oluşturulması hakkında Amerika ile anlaştığını söylediği Cenevre Anlaşması temelinde olacağını açıklamışlardır. Bu anlayışlarda şaşırtıcı olan, bugün Lavrov'un rejim karşıtları başarıya ulaşırsa Suriye'nin parçalanacağını vurgulayarak Suriye Muhalefeti'ni "aşırılık yanlısı guruplar" olarak nitelendirmesi olmuştur. Bu arada Kerry, "Siyasî çözümün alternatifinin, Suriye'nin parçalanması" olacağını söylemiştir.

Ey Gururlu Şam Ayaklanmasındaki Müslümanlar:

Kanların akıtılması, ırzların çiğnenmesi, milyonların yerinden edilmesi ve şehirlerin yıkılması işte bunun için değil midir? Yoksa on yıllarca başımıza, mukadderatımıza, servetlerimize ve ülkelerimize tahakküm etmeye devam eden uluslararası irade, hala karar vermeye, emretmeye ve nehyetmeye devam mı etsin? İster rejimin ister Beyaz Sarayın içerisindekiler olsun bu mücrimlerden kurtulmayalım mı? Nitekim onlar, gerek Rusya'nın silahları gerek İran'ın lavları gerekse Hizbullah'ın ateşi yoluyla olsun bizim üzerimizde her türlü cürümü denemelerinin yanı sıra bizden olan Müslüman yöneticiler ile mücrimlerin ihanetini gördüğümüz gibi rejimlerin, başlarında katillerimizin kollarındaki sapkınlardan oluşan Mısır yöneticileri olmak üzere Şam ayaklamasını kendi kontrollerine almak için gözlerimizin önünde Arap Baharı ayaklanmalarını aşağıladıklarına tanık olduk!

Ey Nusret Şam'ındaki Sadık Ayaklanmacılar:

Rejimi devirmek için sokaklara döküldüğünüzde, bunun sadece Allah için olduğunu, "talebimizin şehadet" olduğunu ilan ediniz ve Şam'ın uzun ve geniş sokaklarındaki çığlıklarınız "şehit giden milyonlar cennetin zirvesindedir" olsun. Dahası her şehit düşen son nefesinde sizlere, "nusrete giden yolu takip edin" şeklinde tavsiyede bulunmaktadır. O halde Şam halkının göstermiş olduğu tüm bu çabalarının ve iki yıldan fazladır sebat göstermelerinin ardından dininizin aşağılanmasına razı olup İslam hakkında besmeleden ve kapanışta selamdan başka bir şey bilmeyen ve sizleri temsil ettikleri halde gerek mücrimle gerekse onun gölgesi, yönetimi ve şartları altında onun kuyruklarıyla oturan laik kiralık hainlere karşı sessiz mi kalacaksınız? İnanın ödleklerin gözlerine uyku girmemektedir.

Hizb-ut Tahrir, Amerika ile onun ön hattı olan Rusya'ya boyun eğme noktasında sizleri uyarır. Zira bu, çok büyük bir zillet olduğu gibi çok büyük bir alçaklıktır. O halde güçlü bir şekilde bu ikisinin karşısında durun, bu ikisinin projelerini engelleyin ve sizin izzetiniz ve düşmanınızın da zilleti olacak olan Raşidî Hilafet'i kurmak için ciddi, sadık ve muhlis bir şekilde çalışın... Nitekim Hizb-ut Tahrir, bu mübarek daveti taşımaya başladığından bu yana Raşidî Hilafet'i kurarak İslamî hayatı yeniden başlatmak için çalışmakta ve Allah'ın izniyle bunu gerçekleştirmek için yolunda yürümektedir. Sabit bir şekilde hak üzere devam edenlere selam olsun! Amerika'nın, muhalefetin ve hainlerin istedikleri şeye rıza gösterenlere de yazıklar olsun!

إِنَّ الَّذِينَ يَشْتَرُونَ بِعَهْدِ اللّهِ وَأَيْمَانِهِمْ ثَمَنًا قَلِيلاً أُوْلَئِكَ لاَ خَلاَقَ لَهُمْ فِي الآخِرَةِ وَلاَ يُكَلِّمُهُمُ اللّهُ وَلاَ يَنظُرُ إِلَيْهِمْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ وَلاَ يُزَكِّيهِمْ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ "Allah'a karşı verdikleri sözü ve yeminlerini az bir bedelle değiştirenler var ya, işte bunların ahirette bir payı yoktur. Kıyamet günü Allah onlarla konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temize çıkarmayacaktır. Onlar için elim bir azap vardır." [Âli İmrân 77]


Devamını oku...

-Basın Açıklaması- Guantanamo; Amerika'nın Alnındaki Hiçbir Zaman Temizlenmeyecek Olan Kara Bir Lekedir!

Modern asrın en kötü cezaevinin inşa edilmesinin üzerinden 11 yıldan daha fazla bir zamanın geçmesinin ardından Guantanamo cezaevi yönetimi, açlık grevine giren yüz kişinin içerisinden yirmi mahkum hakkında zorla beslenme kararı aldı. Nitekim Yemenli tutuklu Semîr Naci Hasan Makbel'in, avukatına sızdırılan ve Amerikan New York Times Gazetesi'nin 14 Nisan Pazar günü "Guantanamo Beni Öldürüyor" başlığı altında yayınladığı cezaevinin derinliklerinden göz yaşları arasında gönderdiği makalede, "onurumu kazanancıya kadar asla yemeyeceğini" söylemiş ve makalenin içerisinde cezaevinin hastanesinde hasta yatarken sekiz subayın üzerine saldırdıkları ve midesindeki beslenme tüplerini burnundan ittikleri sırada çektiği dayanılmaz acılarını anlatmıştır. Ve şöyle demiştir: "Asla unutmayacağım... Ne kadar acı çektiğimi tarif edemem." Müteakiben şöyle demiştir: "11 yıl üç aydır Guantanamo'da tutuluyorum ve daha herhangi bir suç ile itham edilmedim. Ve herhangi bir yargılamada da bulunmadım." Avukatlar, açlık grevinin bir saygısızlık mesabesinde gördükleri için mahkumların koleksiyonlarının ve Mushaflarının denetlenmesi operasyonunu protesto etmek için gerçekleştiğini söylüyorlar.

Tıp Dünya Federasyonu bu mektuba, zorla beslenmeye "ahlak dışı bir üslup olarak" itibar ettiği yanıtını vermiştir. Nitekim İnsan Hakları İzleme Örgütü'nde Tıbbi İşler Uzmanı "Vincent Akopino", "Kişinin zorla beslenmesinin sadece ahlakî bir ihlali teşkil etmediğini, bilakis bir işkence veya kötü muamele olarak itibar edilebileceğini" söylemiştir.

16 Nisan'da İnsan Hakları Gurubu, 560 küsur sahifelik bir çalışma yayınlayarak Amerikan Başkanı George W. Bush döneminde takip edilen ve şu ana kadar devam eden sorgulama uygulamalarını kınamıştır. Aynı zamanda İnsan Hakları İzleme Örgütü Danışmanı "Laura Peter'in", "İşkence eylemlerinin varlığını çürütmeye dönük kanıtların kabul edilemez" olduğunu vurgulamıştır. Ayrıca rapor, "En üst kademede ve en yüksek pozisyonda bulunan üst düzey devlet yetkililerinin, yaygın yasadışı ve uygun olmayan sorgulama tekniklerine izin verilmesinin temel sorumluluğunu taşıdıklarıyla" sonuçlandırılmıştır." Bunun yanı sıra çalışma, ortada "işkencenin etkisi ve diğer kötü muamele altında çıkarılan birçok bilgilerin olduğu" şeklinde sonlandırılmıştır.

07.01.2012'de New York Times Gazetesi, eski bir Alman mahkum olan "Mert Kurnaz'ın" yazmış olduğu günlüklerden alıntılar yayınlamıştır. Zira o, şöyle demiştir: "Başım suyun içerisine batırıldı ve ellerim tavana bağlanarak günlerce asılı kaldı ve acı katlanılmaz bir hal aldı."

Bu vahşetler bununla da sınırlı kalmamış, dahası mahkum Salah Ali es-Selmî, 2006 yılında cansız bir vücut olarak ailesine dönmüş ve Amerikan otoriteleri de onun intihar ettiğini iddia etmişlerdir. Ancak İsviçre Tıp Komitesi, vücudunun önemli organlarının olmadığını ifşa etmiştir. 08 Eylül 2012 günü hücresinde ölü bulunan ve sebebinin intihar olduğu söylenen Yemenli Adnan Ferhan eş-Şerabî de aynı akıbetle karşılaşmıştır. Nitekim bu kapsamda bu iddialardan herhangi biri belgelenmeksizin altı "intihar" durumu gerçekleşmiştir.

Bundan daha önce de Alman "Süddeutsche Zeitung" Gazetesi, 19.12.2010'da iki Amerikan İnsan Hakları Örgütü'nün, "Guantanamo'da bulunan tüm tutuklulara, herhangi bir tıbbi gerekçe olmaksızın çok ciddi yan etkisi olan ilaçlar verilmesinden ve bu tutukluların, Amerikan ordusu ile onunla ilgisi olan şirketler tarafından üretilen ilaçların denendiği bir alan olarak kullanılmasından" dolayı Amerikan Savunma Bakanlığı "Pentagon'u" kınadıklarını yazmıştı. Nitekim küresel şer devletinin başkanı Barak Obama'nın, başkanlığı üstlendiği ilk yıl içerisinde Guantanamo cezaevini kapatma sözü vermesinin üzerinden dört yıl geçmesinin ardından kötü üne sahip olan cezaevinin kalmaya devam etmesi, Batılı hadaratın gerçek yüzünü ifşa etmiştir.

Amerika ortadan kaldırmak istediği her şeyi kaldırmaktadır. Ancak Amerika ile onun ajan kuyrukları çok iyi bilsinler ki şer devleti bir saatlik, İslam Devleti ise kıyamete kadar olup onun iğrenç eylemleri kirli kara sayfalarına yazılacak ve hadaratının çöküşüne tanık olacak olan tarihin sayfalarından silinmeyecektir. Bunun olması içinse öncelikle Müslümanların azimli olmaları, kollarını sıvamaları, aralarında Hizb-ut Tahrir şebâbının da olduğu Ümmetin muhlisleriyle birlikte çalışmaları gerekir ki insanlık Amerika'nın zulüm ve zalimliğinden kurtulsun, bölgeler Amerika'nın pisliğinden ve necisliğinden temizlensin ve İslam'ın adaleti ve onun Rabbani hoşgörüsüyle yeryüzünün dört bir tarafı temizliğine geri dönsün.

إِنَّ ٱلَّذِينَ فَتَنُواْ ٱلْمُؤْمِنِينَ وَٱلْمُؤْمِنَاتِ ثُمَّ لَمْ يَتُوبُواْ فَلَهُمْ عَذَابُ جَهَنَّمَ وَلَهُمْ عَذَابُ ٱلْحَرِيقِ "Şüphesiz inanmış erkeklerle ve inanmış kadınlara işkence edip sonra tevbe de etmeyenlere cehennem azabı ve (orada) yanma cezası vardır." [el-Burûc 10]


Devamını oku...

Ey İnsanlar! Kendinizi, Avami Birlik Partisi ve Bangladeş Halk Partisinin Yıkıcı Politikasından Kurtarmaya Çalışın!

  • Kategori Bangladeş
  •   |  

El-Hak Subhânehu ve Teâlâ, şöyle buyurmaktadır:

أَلَمْ تَرَ إِلَى الَّذِينَ بَدَّلُوا نِعْمَةَ اللَّهِ كُفْرًا وَأَحَلُّوا قَوْمَهُمْ دَارَ الْبَوَارِ "Allah'ın nimetine nankörlükle karşılık veren ve sonunda kavimlerini helak yurduna sürükleyenleri görmedin mi?" [İbrahim 28 ]

Müfessirler, bu ayetin Resullulah [SallAllahu Aleyhi ve Sellem] ile onun risaletine iman etmeyi reddeden, dolayısıyla Kureyş halkının sefalet ve yıkım içerisinde yaşamalarına neden olan Kureyş'in liderleri hakkında indiğini söylemişlerdir. Bu ise bugün ülkemizde mevcut devlete ne kadar da çok benzemektedir. Zira Avami Birlik Partisi ile Bangladeş Halk Partisi'nin liderleri de İslam ile yönetimi reddetmekteler ve Bangladeş'in harap olmuş bir toprak haline gelmesine neden olmaktadırlar. Nitekim mevcut şiddet eylemleri, kaoslar, grevler ve devlet terörü, Avami ve Halk partilerinin başarısız politikalarının meyvesinden öte bir şey değildir. Ayrıca bizler, 2006 yılındaki kaos manzarasını ve Avami Birlik Partisi'nin sokaklarda cop ve sopa taşıdıklarını da unutmadık.

Bu tür bozguncularla bölünmüş ve başarısız olan partileri doğuran sözde demokratik sistem olduğu gibi otorite ile servetin dış güçlerin desteklediği iki ailenin elleri ile bu iki aileye yakın olan bir gurup politikacının ellerinde ve bunlara yakın olan büyük şirketlerin çıkarları için biriktiğinde insanları rehin alan da odur. Dolayısıyla onlar, ülkeyi istedikleri gibi ve fasit çıkarlarına göre yönetmeye başlamışlar ve insanları, kendilerine yaltakçılık yapmaya ve ister devlet dairesinde bir iş bulmak için olsun ister (Dakka Üniversitesi) gibi ülkedeki en büyük üniversitelerinde bir koltuk elde etmek için olsun isterse köylerinde bir okul veya küçük bir köprü inşa etmek için olsun en basit ihtiyaçlarını ve benzerlerini bile gerçekleştirmek için rüşvet vermeye mecbur bırakmışlardır... Nitekim yasal olarak da hiçbir kimse onları muhasebe etme hakkına sahip değildir. Ayrıca bu sistemi korumak için de onların otoriteye ulaşmaları ve otoritede sabitlemeleri için kadın ve erkeklerin cesetleri pahasına bile olsa maddî ve fikrî kaos oluşturmak amacıyla çalışan ve bu iki aile ile bunlara yakın olanların çıkarları için her şeyi tahrip eden, ardından da bu kaosa ve tahribata, "özgürlüğün ruhu", "ulusalcılık" ve "Ümmetin kurtuluşu" gibi ucuz sloganları kapak yapan baltacılardan, mücrimlerden ve yalancı propagandacılardan oluşan birimler inşa etmek için çalışmaktadırlar!

Peki çıkış nedir?

Çözüm, Hasina ve Hâlide ile Avami Birlik Partisi ile Bangladeş Halk Partisi ile ittifak etmeye dönük herhangi bir kararın reddedilmesinde ve ülkede İslam ile yönetecek ve işleri aslına döndürecek yeni bir liderliğin altında yeni bir devlet sisteminin kurulmasında gizlidir. Aksi taktirde bu ülkenin geleceği, daha fazla yolsuzluk, kötü yönetim, bölünme ve tahribat olacaktır.

Bazı aydın kılıklı kişilerin -diyalog programlarında ve gazetelerde- siyasal kültürü ve iki partinin liderleri arasındaki diyalogun iyileştirilmesi hususundaki önerilerine gelince; bu, hiçbir fayda getirmeyecek olan önerilerdir. Zira gerek bu liderlerin herhangi birinin gerekse onların maiyetindekilerin nezdinde ilk etapta ülkeye sunacakları bir iyilik yoktur.

-Hilafet Devleti modeli-, İslam'da talep edilen tek sistem ve liderliktir. Zira İslam, otoritenin bir ailenin veya iki kişinin veya takipçilerinin ve özel çıkarları olanların yardımıyla ülkeyi yöneten azınlık bir elitin tekeline geçmesine izin vermeyecek, bilakis Hilafet Devleti'nin yöneticisi, sonuçlarından korkulmaksızın ve manipüle edilmeksizin insanlar tarafından seçilecektir. Çünkü İslam, seçim yöntemini partizancı çatışmalara mahal bırakmayacak şekilde ayırmıştır. Dolayısıyla seçim süreçleri, adil bir şekilde olmaya devam edecektir. Ayrıca Hilafet Devleti'nde Halife, kitap ve sünnetle yönetecek, kanunun üzerinde hiçbir şey olmayacak ve onun muhasebe edilmesi, insanlar, medya organları, siyasî partiler, Ümmet Meclisi ve Mezalim Mahkemesi'ne seçilen üyeler tarafından olacaktır.

Hilafet, insanların işlerinin adil bir şekilde gözetilmesi sorumluluğunu yüklenecek olup mevcut rejimin baskısı altındaki mazlum kadın ve erkekleri kurtaracaktır. Dolayısıyla Halife'nin üzerine düşen, yiyecek, giyecek, mesken, sağlık, eğitim ve güvenlik gibi tüm insanların temel ihtiyaçlarını karşılaması ve lüks ihtiyaçlarını karşılamaları için de insanlara kolaylık sağlamasıdır. Zira Resulullah [SallAllahu Aleyhi ve Sellem], şöyle buyurmuştur:

الإِمَامُ رَاعٍ وَمَسْؤُولٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ "İmam [Halife] bir çobandır ve güttüğünden mesuldür."

Dolayısıyla bu gözetim Müslüman ve gayrimüslimlerin her ikisi için de geçerlidir. Zira Hilafet Devleti'nde gözetim, dine göre değildir ve herhangi birinin dinini değiştirmesi için bir başkasına zorlamada bulunmasına izin verilmez. Dolayısıyla devletin yapması gereken, zımmiler de dahil insanların kanlarını, mallarını ve ırzlarını korumasıdır. Zira Resulullah [SallAllahu Aleyhi ve Sellem], şöyle buyurmuştur:

مَنْ آذى ذِمِّـياً فَقَدْ آذاني "Her kim  bir zımmiye eziyet ederse, bana eziyet etmiş olur."

Dolayısıyla insanların ihtiyaçlarını karşılamak ve ekonomik refahı gerçekleştirmek için Halife, bu günlerde yaygın olan yolsuzluğa ve servet stokuna son verecek, servetin adil bir şekilde dağıtılmasını garantileyecek ve petrol, doğalgaz, kömür ve benzerleri gibi özel ve yabancı sektörlerin ellerinde bulunan kamu mallarını geri alacaktır. Aynen Resulullah [SallAllahu Aleyhi ve Sellem]'in hadisinde geçtiği gibi:

النَّاسُ شُرَكَاءُ فِي ثَلَاثٍ: فِي الْكَلأِ، وَالْمَاءِ، وَالنَّارِ "Müslümanlar şu üç şeyde ortaktırlar: Su, mera ve ateş."

Ayrıca Halife, ekonomide sanayiyi hızlandırmak için çalışacağı gibi ağır sanayiye de odaklanacaktır.

Hizb-ut Tahrir, Hilafet Devleti Sistemi'nin, onun cihazlarının, yöneticileri muhasebe etme ve Halife'yi seçme keyfiyetinin, İslam'da Ekonomik Sistemin, Hilafet'te paraların ve benzerlerinin ayrıntılarının yer aldığı bir kitapçık yazmıştır... Bunun yanı sıra Hizb-ut Tahrir, Hilafet Devleti'nin Anayasa Taslağını da hazırlamıştır.

Ey İnsanlar!

Emiri celil alim Atâ İbn-u Halil Ebu Raşta'nın liderliğindeki Hizb-ut Tahrir, net ve sahih bir bilgi ve siyasî vizyon sayesinde tam bir donanıma sahip olduğu gibi yolsuzluktan, şiddetten, yıkıcı partizan politikadan ve emperyalistlerin nüfuzundan hali bir devleti idare etmeye de muktedirdir.

Bizi bu günlere getiren Avami Birlik Partisi ile Bangladeş Halk Partisi içerisindeki bozguncuların aksine İslam ülkelerinin birliğini ve onun kalkınma yolunda ilerlemesini gerçekleştirmeye muktedir olan sadece Hilafet Devleti'dir. Ayrıca Ümmetin tek umudu sadece Hilafet olduğu gibi başarısız politikaların neden olduğu acılardan ve sıkıntılardan kurtulmak isteyenlerin umudu da Hilafet'tir.

وَلَوْ أَنَّ أَهْلَ الْقُرَى آمَنُواْ وَاتَّقَواْ لَفَتَحْنَا عَلَيْهِم بَرَكَاتٍ مِّنَ السَّمَاء وَالأَرْضِ "O ülkelerin halkı iman edip ittikâ etselerdi üzerlerine semanın ve arzın bereketlerini yağdırırdık." [Arâf 96]

Hizb-ut Tahrir sizleri, Hasina ve Hâlide'ye karşı seslerinizi yükseltmeye ve bu ikisine sözde bu demokrasi pisliğinden vazgeçmelerini haykırmaya davet ediyor. Ayrıca bizler de muhlis düşünürleri, alimleri, sivil toplum kuruluşlarını, memurları, halk nezdindeki kanaat önderlerini, siyasî liderleri ve onlardan nüfuz sahibi olanları, Hilafet'i kurmak, İslam yönetimini geri getirmek, insanları yıkıcı politikaları karşı uyandırmak ve onları Hilafet'i kurmak için çalışmak üzere birleştirmek için birlikte çalışmaya davet ediyoruz.

Hizb-ut Tahrir olarak bizler babalardan, iş sahiplerinden, tüccarlardan, okul, kolej ve üniversite öğrencilerinden ve siyasî aktivistlerden oluşan tüm insanları, kendi bölgelerindeki alimlere, öğretmenlere, liderlere ve etkili kimselere gitmeye ve onları, Hilafet'e daveti kendi davetleri yapmaya çağırmaya, alimlere ve İslamî cemaatlere gitmeye ve onlardan, Avami ve Halk partisi ittifakından uzaklaşmalarını ve Nübüvvet hayatını İslamî Devleti kurmak, onun güvenliğini sağlamak ve onu genişletmek için harcayan Nebi [SallAllahu Aleyhi ve Sellem]'in şerefini koruyacak olan Hilafet'e davet ederek varislik görevlerini yerine getirmelerini talep etmeye davet ediyoruz.

Ey Ordu İçerisindeki Muhlis Subaylar!

Bangladeş bugün, zor bir süreçten geçmektedir ve sizler, bu süreçte önemli bir rol oynayabilirsiniz. Zira insanlar, Avami ve Halk partisinin politikasından dolayı hayal kırıklığına uğramışlar ve bu ikisinin politikalarının başarısızlığından dolayı da ülkenin yıkıma maruz kalmasından usanmışlardır. Dolayısıyla onlar, bu kabusun sona ermesi için hevesle sizin müdahale etmenizi beklemektedirler. Allahu [Subhânehu ve Teâlâ] ile Kerim Resulünün çağrısına icabet etmeden önce daha kaç insanın ölmesi gerekiyor?! Sakın bundan sonra Avami ve Halk partisinin dostlarından olmayın ve bir kez daha demokratik sistemi geri getirmek veya yönetime geri gelmeniz için değil, bilakis devlet otoritesini, Hasina ile sınır muhafızlarının katliamında onunla suç ortaklığı yapanları muhasebe edecek ve orduyu sonsuza dek Amerika ile Hindistan'ın hegemonyasından temizleyecek olan Hilafet Devleti'ni kurması için Hizb-ut Tahrir'den olan muhlis siyasetçilere vermek için bu fasit sistemi ortadan kaldırın.

Devamını oku...
Bu RSS beslemesine abone ol

SİTE BÖLÜMLERİ

BAĞLANTILAR

BATI

İSLAMİ BELDELER

İSLAMİ BELDELER